Söylentilere göre 4 Şubat 2007 tarihinde Olwen her zamanki günlerinden birini yaşamaktaydı. Sallanan sandalyesinde oturmuş, burnunun üzerine devirdiği gözlüğünün altından günlük gazetesini okumuş, Rii’si için kazak örmeye başlamıştı. Aslında kuşkusuz bu yaşlı Olwen’ın yapacaklarıydı ve henüz nine olmadığı için bunları yaptığını söylemek gerçekten saçma olurdu. O zaman şimdiki zamandaki Olwen’a yani 18 yaşının baharında ÖSS’ye hazırlanan, minicik yaşta hayatın acı gerçeklerini keşfeden Olwen’a bir bakalım. Her zamanki gibi testlerini çözmüş, küçük bir mola adına bilgisayarının başına oturmuştu. Bilmezdi o küçük molanın saatler alacağını, nerden bilebilirdi ki?
Her zamanki gibi Cafe’sine bakındı, MSN’ini açtı. Tabi her zamanki gibi görünmez olmayı tercih etti. Çünkü o küçük molasının engellenilmesini istemiyordu. Cafe’de atılmış mesajlara bakıp yorum yazarken, bir de ne görsün: Rii’si çevrimiçi olmuş. Bu görülebilecek en güzel manzaralardan biriydi. Tabi manzarayı izlemekle de yetinmeyip, hayalet bir Olwen olarak ona mesaj attı. Bıdı bıdı yaptılar, birilerine kızdılar, güldüler, ağladılar vs vs. Ve tam o anda, Olwen’ın gününün devamını etkileyecek olayların başlangıcı için bir adım atılmıştı. Rii’si Eumelia, ondan çevrimiçi olmasını talep etmişti. Nedeni ne midir? Evet, söylüyorum, sinsice oyunlarına alet etmektir nedeni. Nedeni, diğer herkes gibi onu sinir etmektir ve o bunun için ilk adımı atmıştır. Eumelia’nın amacı onu toplu konuşmaya sokmaktır. Eumelia, toplu konuşmada ıssız bir adada yalnız kalmış gibi hissettiği için Rii’sini de yanına çağırmaktadır. Lakin hemen teslim olmak istemeyen Olwen nedenleri sorgulamaktadır. Acaba neden toplu konuşmaya çağırılıyordur? Onun için ne planlanmıştır? Bunlar kafasında soru işareti olarak kalarak, Rii’sinin dırdırlarından bıkıp çevrimiçi olmuştur ve konuşmaya eklenmiştir.
Yaklaşık 8 – 10 kişinin içinde bulunduğu bir konuşmadır bu. Her taraftan bağırtılar yankılanmakta, cümleler ardı ardına devam etmektedir. Başta her şey normal boyutunda ilerlemiş, kişiler kendilerini tanıtmış, hoş bir sohbet ortamı başlamıştır. Tanıdık simalar da vardır elbet. Marissa, Marvolo, geberesice, adının Cihan olduğunu öğrendiği mithrandir, apus, Fraktal ve hatırlamadığı diğerleri… Başta her şey normal gidiyordur dedim ya, gerçekten öyledir. Lakin sonrasında Olwen’ın bilgisayarı gerçek yüzünü göstermeye başlayınca, konuşmadaki diğer insanlar da Olwen’ın gerçek yüzünü görmeye başlamıştır. Bilgisayarı bir hayli yavaşlamaya, konuşmalar geç gelmeye, Olwen sinir stres içinde beklemeye başlamıştır. Hâlbuki o beklemekten nefret etmektedir. Bu nedenledir ki o masum, sevimli yüzü alevlerle örtüşemeyecek kadar kızgın bir hal almış, yazabildiği sürece bu kızgınlığını diğerleriyle de paylaşmaya başlamıştır. Kızmıştır çünkü bilgisayarı donmaktadır. Bilgisayarı donmaktadır çünkü konuşmadaki insanlar, her biri ayrı ağızdan, her kelimeyi bir bir söyleyerek konuşmanın daha da yorucu, anlaşılmaz bir hal almasını sağlamıştır. Kızmıştır Olwen buna. “Kelimeleri bir cümle haline getirmeden ileti göndermeyin” demiştir; ama nerde onu dinleyen… Herkes kafasına buyruk bir halde yaptıklarına devam etmişler, Olwen’ın iyicene cinlerinin tepesine binmesine neden olmuşlardır. Hal böyle olunca en sonunda Olwen konuşmadan çıkmaya karar vermiştir. Lakin o bile dert olmuştur. Bilgisayarı ona bile izin vermemiştir.
Uzun bekleyişlerin ardından en sonunda çıkmayı becermiş, yepyeni bir kıtayı keşfediyormuşçasına büyük bir sevinçle, büyük bir “oh” çekmeyle kendine gelmiştir. Bir keşiftir bu, evet, bir daha asla toplu konuşmada ileti göndermeyi bilmeyen insanlarla konuşmaması gerektiğinin keşfidir. Bir daha asla bu bilgisayarla 8 – 10 kişilik konuşmalara girmemesi gerektiğinin keşfidir. Bir daha asla, Rii’si ne kadar da ısrar etse de, Rii’sinin sözünü dinleyip de istemediği yollardan gitmemesi gerektiğinin keşfidir. İşte şimdi siz düşünün bakalım Rii’si ne haldedir? Kuşkusuz her gün Olwen’ın dırdırlarını dinlemek zorunda olacak olan Eumelia’nın suçu nedir? Sanırım en büyük yanlışı Olwen’a zorla bir şeyi yaptırmış olmasıdır. Vay Eumelia’nın haline…