Newsweek dergisinin 18 Aralık'ta çıkacak olan sayısında
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın yönetmeni David Yates ile ilgili bir haber çıkacak:
"Yeni "Harry Potter" filminin yönetmeninden bahsedince neredeyse herkesin verdiği yanıt şu oluyor: "O da kim?". Tanınmış yönetmenlerle (Chris Columbus, Alfonso Cuarón ve
Mike Newell) 3.5 milyar dolarlık bir imtiyaz hakkı yaratan Warner Bros., gelecek yaz gösterime girecek olan
Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nı David Yates’in ellerine bıraktı. Yates buralarda tanınmıyor, fakat ülkesi İngiltere’de etkileyici bir özgeçmişe sahip. Uluslararası fahişeliğe zorlanan kadınları konu alan "Sex Traffic/Seks Trafiği" adlı filmi, çok övgü almıştı. 2004 yılında politik bir polisiye olan "State of Play/Oyunun Vaziyeti" adlı TV dizisiyle İngiliz Yönetmenler Derneği ödülünü kazandı. Son filmi olan "The Girl in the Café/Kafedeki Kız" G8 ülkelerinin ekonomik zirvesinde geçen romantik bir öyküydü ve bu yılın başlarında Emmy ödülü kazandı. Ezelden beridir “Potter” yapımcısı olan
David Heyman onun için şunları söylüyor: "Şu anda bu ülkeden çıkan en heyecan verici yönetmenlerden biri.” Yeterince adil bir tanımlama. Fakat dişli, aşırı gerçekçi sosyal bilinçlendirme filmleri çeken bir adamın "Harry Potter" dünyasında ne işi var? "Valla," diyor Heyman, "bu film küçük bir devrim sayılır."
Yazar
JK Rowling’in serisinden uyarlanan 5. film olan “Anka”, şu anda dek en ideolojik olanı ve 11 Eylül saldırısı politikasına değiniyor gibi görünüyor.
(bu Amerikalıların her şeyi kendilerine bağlama huyu beni deli ediyor :S neyse belki de haklılardır.. yeni dünya düzeni ne olsa…) Harry şeytani Lord Voldemort’un yeniden doğduğunu ve bir ordu kurmakta olduğunu biliyor, fakat büyücü hükümeti, yani Sihir Bakanlığı ona inanmayı reddediyor. Hogwarts’ta yeni bir KSKS öğretmeni var: Bakanlıktan gelen Dolores Umbridge, onları koruma bahanesine sığınarak öğrencilere gerçek savunma büyülerini öğretmeyecek. Dünya giderek daha tehlikeli olurken ve Umbridge öğrencilerin kişisel özgürlüklerini giderek daha fazla kısıtlarken, Harry ve dostları kendilerine Voldemort ve taraftarlarına karşı savaş verebilmeyi öğretmek için gizli bir kulüp kuruyorlar. Heyman "Tıpkı 1940’lı yıllardaki Fransız direnişi gibi” diyor. Bu da bizi doğru Yates'in yoluna çıkarıyor. "Bu öykünün merkezinde gerçekten ilginç bir prensip var," diyor Yates, NEWSWEEK’e verdiği özel bir röportajda. "Bakanlık bürokratik ve otoriter bir rejimle bu özgür ve deli dolu okula temel bir doktrini dayatmaya çalışıyor. Bakanlık farklılığın güzelliğini kabul etmekte pek başarılı değil. Onlar için her şey bir kalıba uymak zorunda ve eğer uymazsa da ortanda kaldırılmalı. Bu hikayenin çocuklara anlattığı harika şey, farklı olmanın sorun olmadığı."
43 yaşındaki Yates, renkli bir bireyciden başka her şeye benziyor. O kadar alçakgönüllü biri ki, sette birkaç adım ötenizde olduğu zaman bile onu fark etmek çok zor. Ancak özel görüşme sırasında dizlerini hareket ettirmeye ve sözleri giderek daha hızlanmaya başladığı zaman, bej renkli cildinin altında kanın hızla yüzüne hücum ettiğini hissediyorsunuz. "Hayatımın en güzel günlerini yaşıyorum," diyor. "Bu bir film yapma jimnastiği gibi. Bir öykü anlatıcısı olarak her bir kasınızı kullanıyorsunuz. Bu filmler komedi ve macerayla dolu ve biraz da heyecan var. Mükemmel!" Yates tüm oyuncuları, özellikle de
Daniel Radcliffe’i şu anki performanslarını daha derinleştirmeleri için zorluyor. "Dan’i oldukça zorladım. Sezgileri çok güçlü, çok akıllı, oldukça duyarlı," diyor. "Ben sadece onun bunları açığa çıkarmasına yardım ettim. Onun kararlılığını ve tutkusunu görebilirsiniz, bir anda değişebiliyor, herkesin onun neler başardığını görmesi için sabırsızlanıyorum." Yates bir sahneyi çekmeden önce çok fazla prova yapıyor, bu büyük stüdyo filmlerine nadir rastlanan bir özellik. "Ne kadar zaman alması gerekiyorsa o kadar sürecek," diyor. "Perdedeki en önemli şey oyuncular. Eğer performans gerçek olmazsa, oyuncunun arkasında patlatılan milyon dolarlık özel efektler hiçbir işe yaramaz."
(ben sevdim bu adamı
) Ve eğer bu küçük sihiri başarıyla sonuçlandırırsa, tanınmamışlık günleri sayılı demektir!
TIK!