Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 21, 2008, 19:20:01  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çok Hızlı Okumak, Yabancı Dil Öğrenmenin En Pratik & Hızlı Yöntemleri  (Okunma Sayısı 266 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
__geçici__
Ziyaretçi
« : Nisan 09, 2008, 04:45:12 »

konuyu yanlış yere açmadığımı umarak..

I. BÖLÜM

*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz.

* “Alın teriyle kazanma” ilkesine önem verenler, ‘kolay’ denen her şeye şüpheyle bakarlar.

*’Zorlanarak öğrenilen bir şey daha çok akılda kalır’ bu, pek az durumlarda, geçerli olabilir ama, eski bir metoddur. Ezber çağından kalmadır. Ama ağır bir yükü ıkına ıkına kaldırmak yerine kaldıraç kullanıp kaldırıvermek daha iyi değil mi?

*’Kolay ve iyi anlama’ şeklinde birleştireceğimiz hedefin, ‘üstünkörülükle’ ve ‘yüzeysellikle’ ilgisi yoktur.

*’Bilgi Çağı’ ve ‘Bilgi Toplumu’ sloganları, bazı eğitimcilere eğitimin amacının bilgi vermek, bilgi aktarmak ve beynini bilgi deposu şeklinde geliyor. Bilgi bir araçtır. Şu halde mühim olan bilgiyi kullanmayı öğrenmek ve öğretmektir.

*Eğitim psikolojisinde, akla hitab eden öğrenime ‘Entellektüel/Cognitive’, hislere yönelene ise ‘Affective’ deniyor. Bu iki yönü bir arada kucaklayan eğitim en etkili olandır.

*Batı kültürü, bilgiyi bir parçadan başlayarak, tüme doğru verir, Doğu Kültürü ise tümden başlayıp, parçalara inerek verir.

*Eğitimde ilk uyarılacak psikolojik hal merak ondan sonra, gayret, biraz kaygı ve dikkat.

*Eğitim amaçları, ders konuları değişebilir ama öğretmenin rolü hep üç esas olarak kalacaktır.

1-Öğrenilecek konuyu sunmak,

2-Öğrencinin konuya ilgisini çekmek, merakını uyandırmak, sevdirmek,

3-Takviye etmek


*Öğrencinin ülküsü şu olmalı: Geçmişimiz ona anlamlı gözüksün, bu güne güven duysun ve geleceğe dönük ümit ve ülküsünün birgün gelip gerçekleşeceğine inanabilsin.

*İlk duvarsız okul uygulamasını Sokrates yaptı. Burada asıl devrimci olan husus, dersini veriş tarzıydı: Tek başına konuşmaz, sual sorardı. Küçük küçük sorular öğrencinin bilgisizliğini ortaya çıkarmak için değil, öğrencinin zihnini gıdıklamak içindir.

*Bazı yöntemleri: SPÖ

1-bir konu binlerce ufak dilimlere bölünmeli, öyle ki tek bir dilimin anlaşılması kolay olsun.

2-Bu adımlar öğrenciye eski sıralarına göre verilmemeli.

3-Her adımdan sonra öğrenci verdiği cevabın doğru olup olmadığını hemen anında öğrenmeli.


*Yazar daha sonra SPÖ’yü bilgisayar, kapalı devre televizyonu ve video ile destekliyor.

*Bilgisayar müthiş hızlı, yanlışsız ve budaladır. İnsan beyni ise bir çok hallerde, fevkalade yavaş, yanlış dolu ve zekidir. Bu iki farklı beyin evlenirse akıl almaz bir güç doğar.

*Kimine göre bilgisayar eğitim eşitsizliği doğuracaktır.

*Bilgisayarı iyi kullanan eğitim yerlerinde normal eğitim süresinden üç ay tasarruf ediliyor.

Bilgisayar ile eğitimde öğretmenin fonksiyonu yol göstericiliktir.

Eğitimde bilgisayarın yeri muhakkak olmalı. Fakat ifrattan (aşırı lakaytlıktan) tefrite (sorgulamasız sarılışa) gitmemeliyiz. Bilgisayarın da kendine göre sorunları vardır. Bu Amerika’daki okullarda kendini göstermiştir. Biz kullanırken ancak bu eksiklikleri ve zararlarını göz önünde bulundurarak kullanmalıyız.

Araştırma görevlileri Derin Orhon’la Erdem Gürgün, ‘2000’li yıllarda Türk Üniversitesi Sorunları ve Geleceği’ adlı bildirilerinde, üniversitelerin bir ülkenin aynası olduğunu belirttikten sonra ‘Aynadaki görüntü giderek bozulmaktadır’ tesbitini yapmıştır.

*I.Q. testleri Batı’da uzun yıllar kullanıldı fakat şu anda az da olsa eksikliğinin olduğunu farkettiler. Aynı zeka seviyesindeki çocuklara yapılan I.Q testlerinde dahi çevre ve küçük çaptaki uyarıların 2-3 puan farkettirdiği ortaya çıktı.

*Zeka ölçme teknikleri gittikçe gelişiyor, mesela söz yeteneği ağırlıklı zeka, mekanik ve mekan ağırlıklı zeka, hayal yeteneği ağırlıklı zeka gibi

*Yazar ‘Beyin gibi, bilgisayardan daha mükemmel olan bir organ acaba tesadüfen mi olmuştur?’ diyor ve ‘Hayır!’ diyerek, dinsiz de olsa Voltaire’nin sözünü naklediyor. ‘Yerde bir saat bulsam ve hayatımda hiç saat görememiş olsam, içini alıp o birbiriyle karmaşık fakat şaşmayan işleyişini seyrettikten sonra bu kendi kendine olmamıştır, elbette biri yapmıştır demek zorunda kalırım’ demiştir. (Yazar dinine bağlı ve Türkülüğü seven bir kişi)

*Beyinde 10 milyar ile 100 milyar arasında nöron ve 1 katrilyon irtibat noktası vardır.

*Beyin huzur halinde çok daha fazla şey öğrenir ve bu huzur halindeyken alfa elektrik akımları çıkarır.

*Öğrenciler, derin gevşemeye ve bazı yöntemlerle onlara sorulan bilgileri zihinlerine kaydetmede, kavramada, işlemede ve hatırlamada yeteneklerinin fevkalade arttığını görmüşlerdir.

*Karmaşık yöntemle gevşeme:

1-Aktif saplama: Bu talimde gözlerimizi bir noktaya saplayacağız.

2-Göz saplanmasını çözme

3-Göz kapaklarının kontrolü


Çok önemli bilgiler beynin dış zarına sevkedilir (korteks). Çok kısa hafıza Bio-elektrik akımıyla kaydedildiği, çarçabuk da (20-40 saniyede) silinip kaybolduğu farz olunur.

*Orta süre (30-40 dakika) için de kullanılan bilgiler elektrik akımının kimyevi bir işlemi olur.

*Uzun süreli bilgiler beynin belirli yerlerinde saklanır.

*Çok unutanlarda ‘acetylcholine’ maddesi eksiktir.

*Unutmamanın bir kaç pratik yolu:

1-Önce televizyonlarda reklam niteliğinde bir programda da görmüş olabileceğimiz yöntemle başlayalım.

2-Hikaye kurma

3-Şarkı Uydurma

4-İsim ya da surat, hatırlamak için kişileri bir şeylere benzetin,

5-Kıyaslama yapın

6-Bilinçli olarak o yaptığınız şey üzerinde bir kaç dakika durun.


* K. Keaton’a göre yaşlanmayı en iyi geciktirmenin çaresi, beynin mümkün olduğu kadar çalıştırılmasıdır.

* Bir kimseye bir şey öğretmenin en iyi yolu ona öğretmenlik fırsatı vermektir.

* Beyin bir gerçeği bir konuyu, bu üçgene iyi oturtabilirse iyi kavramaya başlar:

1-Yazının konusunun anlatım yapısı

2-Düzeni

3-İlişki köprüleri,




*Diğer tavsiyeler

1-Not alma

2-Bazı bilgilerden kitabın sonuna endeks yapma

3-Bazı kelimelerin altını çizme

4-Özet çıkarma

5-Özetten yararlanarak şema çıkarma

6-Konunun sonuna başına bakmadan göz atma.

7-Yoğun dikkatle okuma

8-Daha çok okuma

9-Temel fikri yakalamaya çalışma

10-Fikirlere yönelerek okuma.


*Çalışmanın ruh hali: Prof Mark Viktor Hoppenin tavsiyeleri

1-Yapılacak işleri listeleyin

2-İşe en kolay yerden başlayın

3-Sevmediğiniz bir iş üzerinde çalışıyorsanız kendinize ödül vadedin

4-İyi bildiğiniz, başarılı olduğunuz konulara ağırlık verin

5-Rahat iç açıcı ortamda çalışın

6-Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman size değer veren biriyle konuşun.


*Okullarda başarısızlığın en büyük sebebi:

1-Bulunduğu sınıfta olmaması gereken çocukların o sınıfta öğrenim görmemesi

2-Gözlük eksikliğinin farkedilmeyişi.




*Başarısızlığı başarıya çevirmek için anne babalara tavsiyeler:

1-Çocuğun duygusal sorunlarına yakınlık gösterin

2-Çocuğun okul sorunlarına, ev ödevlerine ilgi gösterin

3-Ödevlerin yapılmasında zamanın tanziminde ona yardımcı olun.

4-Okulda gösterdiği çabaları övgüyle karşılayın.

5-Ödevlerini yapma yükümlülüğünün ona ait olduğunu hatırlatın.

6-Çocuğun elde ettiği sonuç kötü ve elinden gelen her türlü gayreti göstermişse ondan fazlasını istemeyin.

7-Öğretmeniyle bağlantı kurun

8-Çocuğunuzun öğretmenini kötülemeyin

9-Öğretmen çocuğa karşı ana babasını yermemeli



*İleride insanlardan iş aradıkları zaman istenecek şey, düşünmeyi, fikir üretmeyi ve yaratıcı olmayı bilmeleridir.

*Meydana getirici düşünüşü köstekleyen şeylerden ikisi:

1-Hemen bir çözüme yaklaşmak

2-Sorunu çok dar şekilde tanımlamak ve alışılmış klişelerden hareket etmek



*Çocuğa fikir üretmeyi öğretmenin yolları

1-Değişik yönden soru sorma

2-Başka türlü yapmanın yollarını araştırtmak

3-Oyun ve kelimeler kullanmak

4-Başkalarının görüşünü dinlemeyi öğretmek


*Maneviyat eğitiminin baş sorumluları ailelerdir.

*Çocuklarımızın Direniş gücünü artırmalıyız.

1-Çocuğu dinleyin,

2-Kokularına, tedirginliklerine yardımcı olun,

3-Egzersizler yapın,

4-Kendine güvenini artırın,

5-Olumlu grup seçmeyi öğretin,

6-Gerekirse veto hakkınızı kullanın,




*Meslek seçerken hangi mesleğe uygunuz:

Çocuğun eğilimlerini tespit etmek için üç açıdan yaklaşın:

1-Özel ilgi alanları

2-Okulda başarı çizgileri

3-Belirgin karakter özellikleri

II. BÖLÜM: GERÇEK VE GERÇEKÇİ ÇOK HIZLI OKUMA
*Talimden önceki hızını, talimden sonra 3-4-5 katına çıkarabilir. Bu, kişinin özel yeteneğine bağlıdır. Göz gezdirme ile okumada 2000-3000 kelime metinden bir dakika içinde epey şeyler anlarsınız ve bu da bir gerçekçi beklentidir. Çok hızlı okuma ile ortalama dakikada 800-900 kelimeye ulaşılabilir.

*ÇHO (Çok Hızlı Okuma, İkinci Dünya Savaşı’nda uçakların amblemlerini okumayla başladı.

*Gözün, vücudun herhangi bir uzvu gibi, egzersiz gördükçe daha etkili olmaya başladığı ispat edilmiştir.

*ÇHO’nın iki gelişme çizgisini görüyoruz:

1-Göz, talimle, gitgide daha hızlı görmeyi öğrenebilir; tıpkı halter kaldırmakla, şırnav çekmekle kol kaslarının gelişmesi gibi...

2-Göz, aynı şekilde talimle satırın 2-3 yazısını, hatta tamamını bir bakışta görmeyi öğrenebilir.

*Yavaş okuyan kişiler okuduklarını en az anlayanlardır. Durarak okunan şeylerde anlama azalır. Çünkü beyin gözden hızlıdır.



*Çok hızlı okuma eğitiminin esasları:

1-Göze daha hızlı görmeye alıştırmak

2-Bir kerede 2, 3, 4 kelimeyi birden okumayı öğretmek

3-Tamamıyla sessiz okumaya alıştırmak

4-Gereksiz geri dönüşler, tekrar okumaları önlemek

5-Anlayışı çelmeleyen düşünüş engellerini kaldırmak.


*Her şeyden önce her satırda gözünüz kaç kere duraklıyor onu ölçmelisiniz. Ona göre hızlı okuyucu veya yavaş okuyucusunuzdur.

*Denemelerde ilk önce dakika ile hızınızı ölçün. Sonra parça ile ilgili soruları çözüp yüzde kaç anladığınıza bakın



*Kötü okuma alışkanlıklarını kırmak:

1-Okurken dudak kıpırdatıyorsanız, Dişlerinizin arasına bir kalem tutuşturun.

2-Okuduğunuz kelimeyi veya cümleyi anladığınız halde bir daha okuma eğiliminiz varsa; Beyaz bir kağıt kesin, okuduğunuz kısımları bununla örtün ve okudukça kaydırın, okuduklarınızı anında kapatın.

3-Aklınız dağılıyor, okuduklarınızdaki anlamı sık sık kaçırıyorsanız birkaç satır okuduktan sonra ana fikri şöyle bir düşünün

4-Satırları bulanık görüyorsanız: Bir göz doktoruna muayene olun.


*Gözün beyindeki merkezi hem hızlı, hemde çok beceriklidir. Öyle ki kelimelerin kopuk kısmını bile görse çok kere tamamını keşfeder. Saniyenin yüzde bir kadar bir hızla bir işaretin veya kelimenin ‘siluetini’ tanır, ne olduğunu da çıkarır.

Egzersizler:

1-Okurken, kelimelerin tam üstüne bakarak okumayın Az altına bakın ve satırı hep o hizada okuyun.

2-Hem satırların altına doğru bakın, hem de gözünüzü bir kaç kelimeyi birden görmeye alıştırın.

3-Tam sahife değil de, bir sütun bulun, satırlardaki ilk ve son kelimelerin altını çizin veya yuvarlak içine alın ve gözünüzü bir baştakine bir de sondakine baktırarak okuyun, aradaki kelimeleri görmeye çalışın.

4-Bu sefer tam aksine satırların ilk ve son kelimelerine bakmadan satırdan satıra geçin.

5-Bu denemeden sonra bir satırda 2-3 kelimeyle esaslı talime geçin. Her 2 veya 3 kelimenin birini çembere alın, gözünüzü sadece bu çemberlere yönelterek okuyun.

6-Sahifeleri sütunları 2 ye veya 3’e yukardan aşağı bölün ve belirli bir ritm izleyin


*Göz gezdirme ile okumada önce ana temayı bir bakışta ayrıntılardan ayırmalısınız. Hemen hemen her yazıda üç önemli unsur vardır:

1-Konu veya sorun

2-Sebepler

3-Çözümler-sonuçlar,

*Her yazı göz gezdirme ile okunmaz bazı yazıların her kelimesinin okunması icab eder.

III. BÖLÜM

YABANCI DİL ÖĞRENME VE İLERLETME

*Çocuğunuza küçük yaşta dil öğretmenin yollarını arayın

*İlk başta ön hazırlıkla başlayın. Bu da bazı önemli belirlemeleri ezberlemekten geçer:

İlk başta dilin mef’ulleri olan kelimeleri ezberleyin sonra konuşmalarda en çok kullanılan kelimeleri ezberleyin.

Gramer çalışın.

*Metodlar:

1-Çok örnek görmek mühim bir unsurdur.

2-Kulaktan dinleme

3-Koroyla doğru telaffuz ve konuşmalı öğrenme

4-Rol oynama

5-Sorularla programlı öğrenim (S.P.Ö)


*Uykunun hafif dalma sürecinde olan bir kimseye bir konu tekrar tekrar anlatılırsa, o kişinin, uyandığında o konuyu öğrenmesi kolaylaşıyor.

*İlerletme hususunda bazı tavsiyeler:

1-O dilde kitap ve gazete okumak

2-Yabancılarla sohbet etmek

3-Yolda giderken gördüklerinizin o dildeki karşılığını hatırlayıp düşünmek

4-Alt yazılı yabancı filmleri kaçırmamak.


alıntı
« Son Düzenleme: Nisan 09, 2008, 04:55:24 Gönderen: __geçici__ » Logged
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Çok Hızlı Okumak, Yabancı Dil Öğrenmenin En Pratik & Hızlı Yöntemleri
« Eklendi: Ağustos 21, 2008, 19:20:01 »

Logged
__geçici__
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : Nisan 09, 2008, 04:47:29 »

Alıntı
Her seviyeden en az beş kitap okumalısınız. Yani 250 kelimelik 5 kitap, sonra 500, 750 ve 1000 kelimelik yine 5'er kitap okumalısınız. Bunlar 120-150 sayfa arası kısa kitaplar. 2500 kelimelik kitapları rahatça okuyacak düzeye gelince kadar okumalısınız.

Okurken her yeni kelimeyi sanki para bulmuş gibi özenle ve heyecanla karşılamalısınız. Sanki 100 kelime öğrenince bütün İngilizceyi öğrenecekmiş gibi her kelimeye özen göstermelisiniz. Kelimelerin telaffuzlarını aklınızdan uydurup bu konuya takılmadan devam edin. Zamanla doğrusuyla karşılaştıkça düzelecek bu gibi ayrıntılar. Kitapları okurken kitap dünyasında takılmadan akıp gitmelisiniz. Hatta sonradan telaffuzunun çok farklı olduğunu fark ettiğin kelimelerde sürpriz faktörü yüzünden o kelimenin telaffuzu daha kalıcı olarak aklına yerleşiyor. Yani yaptığın hatalar da öğrenmene faydalı olacak.

Mutlaka normal bir sözlük kullanmayı tavsiye ediyorum. Elektronik sözlüklerde veya bilgisayarda okurken tıklama ile çalışan sözlüklerde kelimelerin yazılışana çok dikkat etmeden de geçiştirebilirsin. Oysa sözlük çalışması yaparken kelimelerle daha çok ilgilenmek gerekiyor. Kelimeleri karşılaştığın insanlar gibi düşünebilirsin. Bireysel bir yaşanmışlığın olan insanların yüzlerini hatırlama ihtimalin daha yüksek. Kelimelerle de yaşanmışlıklar yaratmak gerekiyor. Örneğin extraordinary kelimesine normal bir sözlükten bakarken yazımına dikkatlice bakman lazım.

1000 kelimelik kitapları okumayı bitirdikten sonra dilbilgisi çalışmaya başlamanın zamanı geldi demektir. Ondan önce dilbilgisi ile hiç vakit harcamanızı önermem. Örnek vermek gerekirse "Have you ever been to London?" veya "I have just bought a new car." cümlelerindeki 'have' kullanımının present perfect tense olduğunu hiç bilmeseniz bile, "I had already seen that movie" cümlesindeki have kullanımının past perfect tense olduğunu bilmeseniz bile, "I have to go." cümlesinde ki "have to" kullanımının gereklilik bildirdiğini anlamasanız bile, tek bildiğiniz have "I have a pencil" cümlesindeki kullanımıyla sıradan fiil olan have olsa bile, "Do you have to do it now?" cümlesindeki birinci 'do' ile ikinci 'do'nun tamamen farklı şeyler olduğunu bilmeseniz bile asla ilk altı ay boyunca gramer çalışmamalısınız.

Peki neden? Nedeni çok basit. Bu altı ay içinde hikaye kitaplarını ardı ardına devirmeniz gerekiyor. Dilbilgisi ile dikkat dağıtıp ritim bozukluğu yaratmamalısınız. Edebiyat aleminin kuytu köşelerinde gezinmekten yorgun düşmeli, Sherlock Holmes ile heyecanlanıp Charles Dickens ile sakinleşmelisiniz. Okuduğunuz hikayeler kafanızda gezinirken elinizden düşmeyen sözlük kullanılmaktan eskimeli. Hiç gramer bilmemek hikayeleri okumaya, sevmeye ve yüzde seksenini anlamaya engel değil. Aylar sonra yavaş yavaş gramer çalışmaya başlayınca ise o zaman artık tanıdık sularda yüzüyor olacaksın. Gramer sana motivasyon kırıcı gelmeyecek.

İngilizce Türkçeden çok farklı bir dil. Cümle içinde özne ve yüklemin yerleri tamamen ters yerlerde. Üstelik öğelerin cümle içinde sıralanışları ile cümleye anlam katabiliyorlar. Örneğin özne ve nesyeyi cümle içindeki yerine göre belirleyebiliyorlar. Bizde sıralanış cümleye anlam katmada neredeyse etkisizdir. Öğeleri yer değştirsen bile anlam korunur. Zaten o nedenle var olmayan bu ilişkiyi sağalamak için çok sayıda ek kullanmamız gerekiyor. "Have you seen Ahmet?" derken Ahmet kelimesini sona koyarak cümlenin nesnesi yapıyorsun. Yani bir kelimeyi cümlenin belli bir yerine koyduğun için nesne oluyor. Oysa Türkçede bunu -i eki ile yapıyoruz. Buna benzer nedenlerle İngilizce öğrenen Türklerin bir kısmı İngilizce ile savaşarak ve onu Türkçenin kalıplarına benzetmeye çalışarak anlamayı deniyorlar. O şekilde zor öğrenirsin. Cümle yapılarına aşinalık kazanmak için benim tavsiyem o nedenle çok basit. Erken aşamalarda gramer çalışmamayı ve bolca okumayı tavsiye ediyorum.

Yazılı dilin sözlü dile karşı büyük bir üstünlüğü var. Yazılı dil sözlü dil gibi kuralsızlıklar içermez. Üstelik bütünlüğü olan hikayelerde öğrenilen yeni kelimeler hikaye ile özdeşleşip kalıcılık kazanıyor. Ayrıca sözlü dil yazılı dil kadar zengin değildir. Yazılı dilde çok daha fazla kelime var. Bu nedenlerden dolayı iletişim merkezli İngilizce öğretim yöntemleri bana oldum olası itici gelmiştir. Kısaca söylemek gerekirse, dil kurslarını unutun.

Gramer konusunu fazla abartmaya gerek yok ancak çok kaliteli bir tane kitapla konuların tamamını orta düzeyde işlemek gerekir. Bunun için Understanding and Using English Grammar kitabını (önerir)
alıntı
« Son Düzenleme: Nisan 09, 2008, 05:07:14 Gönderen: __geçici__ » Logged
__geçici__
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : Nisan 09, 2008, 04:57:25 »

Alıntı
Peng Rdrs Level 1 - Originals
Peng Rdrs Level 2 - Classics
Peng Rdrs Level 2 - Originals
Peng Rdrs Level 2 - Contemporary
Peng Rdrs Level 3 - Classics
Peng Rdrs Level 3 - Originals
Peng Rdrs Level 3 - Contemporary
Peng Rdrs Level 4 - Classics
Peng Rdrs Level 4 - Contemporary
Peng Rdrs Level 4 - Originals
Peng Rdrs Level 5 - Classics
Peng Rdrs Level 5 - Originals
Peng Rdrs Level 5 - Contemporary
Peng Rdrs Level 6 - Classics
Peng Rdrs Level 6 - Contemporary

Ankara'da olanlar bu kitapları Olgunlar sokakta bulabilirler.

Bundan tam on yıl önce lisansüstü eğitim nedeniyle İngilizce öğrenmem gerekiyordu ve yukarıdaki yöntemi kullanarak bir buçuk yıl içinde bunu başardım. KPDS ve TOEFL'da istediğim dereceleri aldım. Üstelik sıfırdan başlayarak bunu kendi başıma yaptım. Ne lise ne de üniversite yıllarında yabancı dilim İngilizce değildi.

Sonuçta İngilizcenin bana çok faydası oldu. İngilizce sayesinde buraya geldim. Birkaç yıldır Londra'da yaşıyorum. Şüphesiz iş hayatı dışında da İngilizcenin çok faydasını gördüm. Her alanda istediğim her içeriğe anında ulaşabilmek çok faydalı oluyor.

Şimdi düşünüyorum da, on yıl önce Güneydoğu'da bir dağ başında küçük bir köyde öğretmenlik yapmaya başladığım zaman, bir küçük sözlük ve iki boyalı çocuk kitabı almıştım. Şüphesiz o zaman İngilizcenin bu kadar faydasını göreceğimi bilmiyordum.

Yabancı dil konusunda Türkçeden İngilizceye çevirdiğim bir şiir;

Three Languages
You need to know at least three languages
At least in three languages
You need to swear like a sailor
You need to know at least three languages
In at least three languages you need to dream and think
At least three languages
One your mother tongue
It's yours as your arm and foot
As sweet as mother's milk
As free as mother's milk
Besides are yours cradlesongs, fairy tales and oaths
The other ones unfamiliar like a rooster in a hen house
Each word in a lion's mouth
With your nail and teeth
You need to pull out each word like getting blood out of stone
With each word you will rise a brick higher
With each word you will grow once more
At least three languages you need to know
In three languages at least you need to know
To say, my sweetheart
To say, never a rose without the prick
To say, one might as well be hanged for a sheep as for a lamb
To say, it is a pinch of weed that makes a goat forget its lover
To say, it is the biggest shame
Man exploiting others
For God's sake, forget saying things
You need to know how to boom like a thunder
You need to know at least three languages
At least in three languages
You need to swear like a sailor
At least three languages
Because you are not history nor geography
Nor this nor that
My little Mernuş
You are the child of a nation who has missed the bus

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Translated by Erdinç

Üç Dil
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Atın ölümü arapadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik âlâsı demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun
alıntı
« Son Düzenleme: Nisan 09, 2008, 04:58:40 Gönderen: __geçici__ » Logged
Herne Peş
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Köpüklü Kapuçino
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1462



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Nisan 09, 2008, 16:42:45 »

Sanrım yankış yere açtın Dil Çıkaran Bunları buraya yazman için birinin bu konu hakkında yazı istmesei gerekiyordu
ve cafemizin kurallarına göre üst üste mesaj atmak yasak  Cafemi Seviyorum ! Cafemi Seviyorum !
Logged


Hava serin
 Üşümüş bebek elleri gibi bir serinlik
   Avuçlarına alıp onu ısıtasın gelir...
__geçici__
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : Nisan 09, 2008, 16:46:06 »

1i bu konuda yardım istemişti Terleyen
ve ewt üst üste mesaj attım ama mesajlar çok uzundu böyle daha iyi olur diye düşündüm Dil Çıkaran
« Son Düzenleme: Nisan 09, 2008, 16:46:42 Gönderen: __geçici__ » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: