Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 14, 2008, 05:44:58  
   
 
 
   
 
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2
1  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gecenin Yükselişi : Bölüm 2, Bölüm 3'ün devamı ve Bölüm 4 eklendi : Nisan 22, 2008, 23:44:52
sanırım çok beğenilmedi:(
2  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gün geçtikçe ortaya çıkıyorlardı~Günlük~Tek bölümlük hikaye... : Nisan 06, 2008, 12:36:46
Üzgün
3  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gecenin Yükselişi : Bölüm 2, Bölüm 3'ün devamı ve Bölüm 4 eklendi : Nisan 04, 2008, 19:05:19
çok teşekkür ederim ^^
4  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Terk Ediyorum [+16] : Nisan 03, 2008, 17:48:37
hayretler içerisindeyim böyle bir olayı bu kadar güzel tasvir eden çok az yazı okudum şimdiye kadar gerçekten tebrik ederim;) ama bişi sorcam nası hayal ettin bunları çok merak ettim...
5  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gecenin Yükselişi (Fantastik roman) : Nisan 03, 2008, 17:04:07
4. Bölüm: GERÇEK

Frexan ve torunu son olayları tartışıyorlardı. Tyrox bunların nasıl olduğunu hiç anlamıyordu fakat Frexan sonunda cevabı bulmuştu. Aslında cevap çok basitti sadece bunu neden daha önce düşünemediğini soruyordu kendi kendine. Olanlar inanılmazdı ama imkânsız değildi. Bundan 28 yıl önce o büyüyü yaparken böyle bir şey olabileceğini düşünmesi gerekiyordu.

Artık bunları düşünmek yerine bu durumdan nasıl kurtulacaklarını düşünmesi gerekiyordu. Buna bir çözüm bulması gerekiyordu ve bu kolay değildi fakat Frexan yaşamakta olan en güçlü büyücüydü, onun için imkânsız diye bir şey yoktu.

Mat yine korkunç bir baş ağrısı ile uyandı. Olanları hatırlıyordu ama hatırlaması başının ağrısını daha da arttırıyordu. Dün olanları nasıl yaptığını bilmiyordu. Bildiği tek şey hemen Frexan’la konuşması gerektiğiydi. Hazırlanıp odadan çıktı. Bir önceki gün Tyrox’la izledikleri yoldan Frexan’ın salonunu buldu ve muhafızlara onunla görüşmesi gerektiğini söyledi. Muhafız önce içeriye girdi ve gelen kişiyi haber verdi daha sonra Mat’e içeri girebileceğini söyledi.

Mat, Frexan’ın endişeli olmasına hiç şaşırmadı. Tyrox ve Frexan bir önceki gün olanları tartışıyor olmalıydılar. Mat önce saygısını göstermek için Frexan’ın huzurunda eğildi. Sonra Tyrox’a selam verdi. İkilinin dün olanlardan sonra ona karşı biraz daha mesafeli davranacağını düşünüyordu ama Tyrox’un ona selam verirken gülümsemesi bu düşüncesinde haksız olabileceğini gösteriyordu.

Mathew direk konuya girdi.

-   Efendim dün olanlar… Nasıl olur? Ben böyle bir büyüyü daha önce hiç
yapmamıştım. Hatta daha önce hiç büyü yapmamıştım ve sanki dün o büyüyü yapan da ben değildim. Anlamıyorum…

-   Evet Mathew dün o büyüyü yapan gerçekten de sen değildin. Sana şimdi
anlatacaklarımın seni nasıl etkileyeceğini bilmiyorum ama güçlü olmalısın.

-   Sizi dinliyorum efendim.

-   Sana aileni ve doğduğun şehri dünyadan silen yaratığı nasıl etkisiz hale getirdiğimi
anlatmıştım. Ejderhanın ruhuna ne olduğu konusunda bir fikrim yoktu ama şimdi var. Sanıyorum ki o korkunç yaratığın ruhu o gün yaşayan ve en savunmasız canlının içine girdi ve 28 yıl boyunca o canlının vücudunda parazit gibi yaşadı. Bu canlı kuşkusuz ki sensin sevgili oğlum. Muhafızlarından kaçarken bilincini kaybettiğinde ortaya çıkan ve hayatını kurtaran oydu. Dün yaptığın şeyi yapmanı sağlayan da oydu.

Mat adeta şok olmuştu bu gerçek olamazdı. Bugüne kadar ailesini ve şehrini yok eden canlının yaşamasını o sağlamıştı. Hayır. Bunu kabul edemezdi ama gerçekti işte… Mat gördüğü rüyayı hatırladı, hissettiği duyguları ve duyduğu sesleri düşündü. Bunlar bir önceki gün ejderhalarla savaşırken hissettiği duyguların ve duyduğu seslerin aynısıydı. Mat önce Frexan’a sonra Tyrox’a baktı. Frexan onun ne düşündüğünü tahmin edebiliyormuşçasına bakıyordu fakat Tyrox da en az Mat kadar şoke olmuştu. Frexan konuşmaya devam etti;

-   Şuan hissettiklerini tahmin edebiliyorum Mathew ama demin de söylediğim gibi
güçlü olmalısın. Bunun üstesinden gelebiliriz, o yaratığı senin vücudundan çıkarmanın bir yolunu elbette bulurum ama önce duygularını kontrol etmelisin sevgili oğlum.

-   Efendim, eğer böyle bir yol varsa lütfen hemen beni bu durumdan kurtarın ailemin
katiliyle aynı bedende yaşadığımı bilmek benim için korkunç bir his.

-   Bunun bir yolu var Mathew ama riskler var. Ejderhanın ruhunu bedeninden çıkarıp
başka bir nesnenin içine kilitleyebilirim ama senin bütün yaşantın boyunca onunla yaşadığını düşünürsek bu senin ruhuna da zarar verebilir. Ancak bu nesneyi sürekli yanında taşırsan böyle bir riski göze alabilirim çünkü aksi takdirde sonuçlar çok kötü olabilir.
   
Mat bu olanlara inanamıyordu. Sanki çok uzun süren bir kabustu bütün bu olanlar. Frexan’ın haklı olduğunu biliyordu. Bu yaratıktan kurtulmak istediğini de… Ama hayatı boyunca içindeki şeyden ayrılamayacağı anlamına geliyordu bu. Mat kararını vermişti ne olursa olsun Frexan’ın dediği en doğrusuydu. En azından bedenini paylaşmak zorunda kalmayacaktı.

-   Efendim bunu ne zaman yapabilirsiniz?

             ……

    Demirciler günlerdir dur durak bilmeksizin çalışıyorlardı. Demir veya çelikten bir kılıç yapmak çok kısa bir zaman alırdı ama gümüş bir kılıç yapmak uğraş gerektiriyordu. Ayrıca bu kılıcın üzerinde özellikle çalışıyorlardı. Kabzası siyahtı ve ağzı açık bir ejderha kafası şeklindeydi. Ejderhanın ağzından ise ateş şeklinde bir kılıç çıkıyordu.

   Demirciler işini bitirdiğinde kılıcı Lord Frexan’a gönderdiler. Yaşlı büyücü kılıcın üzerine bazı semboller yazdı. Bu semboller yapacağı büyü için gerekliydi. Kılıçla işi bittiğinde Mathew’u yanına çağırdı.
6  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gecenin Yükselişi (Fantastik roman) : Nisan 03, 2008, 16:58:03
Mathew’nun hayatı son bir buçuk aydır inanamayacağı kadar hızlı değişmişti. Sadece haftalar önce ailesini ve bütün yurdunu yok eden bir saldırıdan nasıl kurtulduğunu bilmeden ve belki çok da umursamadan yaşıyordu ama şimdi sanki bütün bunlar onun değil de başkasının hayatından sahnelerdi onun için.
   
Tyrox, Mathew’u demirciye götürürken hiç konuşmadılar. İkisi de içinde bulundukları durumun ciddiyetinin farkındaydı ve ikisi de bu durumdan nasıl en az zararla kurtulabileceklerini düşünüyorlardı. Mathew’un çok fazla savaş deneyimi olmamasına rağmen mükemmel kılıç kullanıyordu. Ama daha önce hiçbir ejderhayla savaşmamıştı, hatta kitaplardaki resimler dışında hiç ejderha görmemişti. Tyrox ise tam bir savaşçıydı. Onunla birlikte demirciye yürürken birçok askeri görmüşlerdi. Hepsi de savunma hattındaki yerlerini almak için koşuşturuyordu ama bu acelenin içinde Tyrox’a selam vermeyi ihmal etmemeleri, Tyrox’un iyi bir savaşçı olduğunu ve diğer askerlerin saygısını kazandığını kanıtlıyordu.
   
Demirci Mat’in bedenine uygun bir zırh bulmakta güçlük çekmedi. Asıl sorun ona uygun bir silah bulmaktı. Buradaki kılıçların hiçbiri Mat’in daha önce gördüğü kılıçlara benzemiyordu. En sonunda demirci elinde çok kalın olmamasına rağmen boyu uzun olan bir kılıçla geldi. Mat kılıcı eline aldığında, kılıcın dengesinin mükemmel olduğunu gördü. Son olarak Mat’e uygun bir pelerin buldular – arkasında gümüş bir aslan işlemesi bulunan siyah bir pelerindi bu- ve Tyrox’la birlikte, Tyrox’un silahlarını ve zırhını almak için kalenin en doğu kısmına doğru ilerlediler. Tyrox odasına girdi ve o hazırlanana kadar Mat’e kapıda beklemesini söyledi.
   
Tyrox’un hazırlanması çok uzun sürmedi. Mat’in yanına geldiğinde üstünde buz mavisi bir zırh vardı. Zırhın üstünde gümüşten mükemmel bir şekilde işlenen 6 köşeli bir yıldız vardı. Pelerini Mat’in peleriniyle tek bir fark dışında aynıydı. Mat’inkinin aksine, Tyrox’un pelerininde gümüş bir kartal işlemesi vardı. Mat’in en çok dikkatini çeken şey ise Tyrox’un elindeki silahtı. Bu silah gümüşten dövülmüştü. Eğer okları yerleştirebileceği bir kısmı olsaydı bu silaha yay diyebilirdi ama yoktu. Ayrıca silahın kenarları da keskindi. Silahın üstündeki semboller büyülü olduğunu gösteriyordu. Mat bu silahın özelliklerini görmek için sabırsızlanıyordu.
   
          ……

   Frexan Furythorn savaşa hazır olduklarını biliyordu. Ejderhalarla daha önce de savaşmışlar ve her seferinde de zafer kazanmışlardı. Onun kafasını karıştıran şey bu değildi. Yıllar önce tanrılar arasında yapılan bir anlaşmaya göre, ne iyi ve güzel şeylerin tanrısı olan Lejia, ne de kötülük ve ölümün tanrısı olan Xalio insanların dünyasına karışmayacaklardı. Ama anlaşılan Xalio bu anlaşmayı bozmuştu. Yıllardır insanlar ejderhaları görmemişti çünkü ejderhalar tanrıların ulaklarıydı. Ama şimdi iki Xalio muhafızı ejderhalarıyla Doğu Liman Kalesi’nin görüş menziline girmek üzereydi. Frexan, Lejia’nın buna karşı nasıl bir cevap hazırlayacağını tahmin edebiliyordu. İnsanlığı tekrar bir savaşın eşiğine sürüklemişti Xalio.
   
Dışardan gelen borazan sesi düşmanın görüldüğünü haber verdi. Frexan gümüş ve ladinden yapılmış asasını da yanına alarak surlara, askerlerin ve ona bağlı olan büyücülerin yanına doğru yola koyuldu. Bu işi becerebildiği kadar kısa sürede halletmeliydi. Aksi takdirde insanlar zarar görecekti.

        ......

   Mathew hayatında ilk kez ejderha gören herkes gibi, ejderhaların görüntüsü karşısında ufak bir şok anı geçirdi. Fakat kendine gelmesi kısa sürdü. Kafasının içinde bir ses onların sadece iki küçük kuş olduğunu, ikisini de tek avucuna alıp sularını çıkarabileceğini söylüyordu. Mat bu sesi daha önce de duymuştu ama nerede ve ne zaman duyduğunu hatırlayamıyordu. Ses besbelli ki onunla dalga geçiyordu. Ejderhalar, küçük birer kuş olmaktan çok uzaktı, aksine Mat’in hayatında gördüğü en büyük ve korkunç yaratıklardı. Tyrox’un askerlere komutlar verdiğini duyabiliyordu.

-   Okçular öne. Piyadeler, siz büyücüler ile okçular arasında yerinizi alın ve onları
koruyun. Büyücüler en arka sıraya!

-   Tyrox!

-   Efendim Mat.

-   Ne zaman başlıyoruz?

Bu son sözcükler sanki ona ait değildi. Kafasında duyduğu sesle ağzından biraz önce
çıkan sözcükleri söyleyen ses aynıydı. Tyrox da bunu fark etmiş olmalıydı. Mathew’a sanki onu daha önce hiç görmemiş gibi bakıyordu. Sonunda sesine tekrar kavuştu ama sesi biraz kuşkulu çıkıyordu.

-   Az sonra Mat…

Tyrox haklıydı. İlk saldırı havada uçan ejderhalardan geldi. Ejderhaların nefesleri
Mat’in tahmin ettiğinin aksine ateş değil büyüydü. Tam yolladıkları büyüler kalenin surlarında bekleyen askerlere doğru havada süzülürken Frexan asasını kaldırdı. Asadan çıkan güç dalgası Mat’in birkaç adım gerilemesine neden oldu. Frexan’ın büyüsü yalnızca ejderhaların saldırısını etkisiz hale getirmekle kalmadı, ejderhaların gönderdiği büyüyü onların üzerine geri gönderdi. Tyrox’un emriyle okçular atışa başladı. Ama Mat en çok Tyrox’un nasıl bir saldırıda bulunacağını merak ediyordu. Silahını sol elinde tıpkı bir yay gibi tuttu ve birkaç sözcük mırıldandı. O anda sağ eliyle silah arasında bir ışık belirdi. Bu ışık gümüş kadar parlaktı ama sıkıştırılmış gibi duruyordu. Tyrox ışığı serbest bıraktı. Gümüş ok müthiş bir hızla daha alçakta uçan ejderhaya doğru süzüldü. Ejderha bu saldırıdan kaçmak için hiçbir şey yapamadı çünkü az önce Frexan’ın büyüsünden kaçmak için keskin bir manevra yapmıştı ve siyah ejderhalar çok güçlü olmalarına rağmen hantal yaratıklardı.

Gümüş ok doğruca ejderin göğsüne çarptı ve devasa bir ışık patlamasına dönüştü. Ejderha ölmedi fakat çok ağır yaralanmıştı. Kafasındaki tanımadığı ses “ sıra bende “ dedi. Ve Mat istemsiz bir şekilde sol elinin ejderhaya doğru yöneldiğini hissetti. Elinin etrafında bir gölge bulutu belirdi ve ejderhaya doğru fırladı. Mat’in yüz ifadesi ancak bu kadar şaşırabileceğini gösteriyordu. Daha önce hiçbir büyülü güç belirtisi göstermemişti ama şimdi muazzam güçte bir büyü yapmıştı.

Gönderdiği gölge ejderhaya çarpmadı, onu da içerisine aldı ve yok oldu. Mat’in daha fazla şaşırması mümkünse eğer, şu anda bu oluyordu. Ejderha arkasında hiçbir iz bırakmadan yok olmuştu. Diğer ejderha ise kaleden uzaklaşmaya başladı fakat başaramadı. Frexan ona çok güçlü bir büyü gönderdi. Bu büyü, Ejderkatili diye tanınan büyüydü ve Frexan’ın icadıydı. Ejderha büyüden kaçacak fırsatı bulamadan bir ışık patlamasıyla öldü.
7  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Gün geçtikçe ortaya çıkıyorlardı~Günlük~Tek bölümlük hikaye... : Nisan 01, 2008, 22:15:16
ya iyi yazmışsında ben anlamadım bişi:S hayali bişey sanırım dimi... Ama cidden güzel olmuş beğendim;)
8  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Carpe Diem : Nisan 01, 2008, 22:01:59
cidden insanın içine yaşama heyacanı aşılıyorsun şiirlerinde^^ ben de çok beğendim
9  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Yaşamak : Nisan 01, 2008, 21:58:53
harikasın^^ her dizesinde başka duygular başka anlamlar var, gerçekten etkileyici bir şiir olmuş kalemine sağlık^^
10  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Hayatım böyle geçiyor işte ~ 1. Bölüm: Yakınlarda bir zaman... : Nisan 01, 2008, 21:47:09
bilmiyorum hem yazım kurallarına çok dikkat etmemişsin hem de gerçekten çok aceleye gelmiş bi hava var yazında...

olaylara gelirsek, daha 6. sınıfsın ama bu kadar çocukca olaylara üzülüp ağlama ilerde güleceksin bunlara benden sana abi tavsiyesi;)
11  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Düşmek... : Nisan 01, 2008, 21:35:44
teşekkür ederim^^
12  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Düşmek... : Nisan 01, 2008, 20:27:17
herkesin içinde karamsar bi yan vardır bence... bu yazılar karamsar ama tabi hep böyle değilim:D sadece bazen içim çok sıkıldıı zaman içimdekileri döküyorum rahatlıyorum... iyi oluyo yani...
13  Diğer Konular / Not Defteri / Düşmek... : Nisan 01, 2008, 20:20:53
Düşmek... Sonsuzluğun verdiği mutluluğun içine, tutunacak hiçbir dalım yokken... Hayallerimin kanatlarım olduğu bu uçurumun içine düşmek! Kırık kanatlarla... Tutunduğum her dal kırılmışken kendimi boşluğa bırakmaktan başka çarem kalmadı. Düşmekten başka...! Artık "Neden böyle oldu?" gibi sorular sormaktan vazgeçtim. Zaten hiçbir zaman bu soruya yanıt bulamadım.
"Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini anladığınızda ağlamak kolaydır!" Hiç yaşamamış birinin hiç yazılmamış vasiyetine ait bu cümleyi artık çok iyi anlıyorum...Sadece tek bir fark var: Sevdiklerimin bana sırt çevirmesi için ben de elimden geleni yaptım... Kaybeden hep ben oldum! Kendimden nefret etmek için sebebe ihtiyacım yok artık! Zaten yeterince sebebim var... Gözyaşlarımla başbaşayım bu uçurumda... Uçurumun dibini göremiyorum ama artık dibe vurup parçalanmak için sabırsızlanıyorum! Bu düşüşün bitmesini istiyorum. Sadece bitirmek için cesaretim yok ya da gücüm. Bilmiyorum... Bilmek te istemiyorum! Beni çekip kurtaracak birinin gelmesini artık beklemiyorum... Asla gelmedi, bundan sonra da geleceğine inanacak kadar saf değilim! Uçuşun tadını çıkarmaya başladım artık, dibe çakılıp parçalanmayı beklemek ise sadece daha fazla heyecanlanmamı sağlıyor.
Hayallerimin uçurumun duvarlarına çarpıp paramparça olduğu bu sürükleniş bitmeyecek gibi..." Umut, ışık, mutluluk" Anlamsız kelimeler! Hayal kurmanın sadece mutlu insanlara ait bir ayrıcalık olması canımı yakıyor. Hayallerimde bile mutlu olamıyorum artık... Dostluk, aşk, sevgi... İnancım kalmadı! Ya da ben bunları beceremiyorum.
Sona yaklaşıyorum. Bunu hissetmek çok da zor değil... Artık düşmek canımı acıtmıyor ya da eskisi kadar acıtmıyor demek daha doğru sanırım...
Uçmayı özledim. Bir zamanlar hayallerimde de olsa uçmak güzeldi... İnanç... Neye, kime inanacağımı şaşırdım artık. Tanrı'nın varlığını bilmekten çok hissediyorum. Benden nefret eden bir Tanrı'nın...
Bu satırlarım size çok karamsar gelebilir... Saygı duyarım ama bunlar gerçekten hayatın o dipsiz uçurumunda düşmekte olan bir insanın içinden gelenler...

...Sargonas...
14  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: yazmakta olduum fantastık kurgu romanım// arkadaslar yorumlarınızı beklıorum:D : Nisan 01, 2008, 19:51:02
ya bu aralar sınavlar falan var... ama bi boş olduum anda atıcam bide artık bütün boş zamnlarımda yazıcam otobuste giderken gelirken falan... en yakın zmanda gonderırım devamını da... begenmenıze sevındım:D
15  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Mutsuzum. Çünkü... : Mart 31, 2008, 00:16:28
mutsuzum çünkü...
hayatla aramdaki son bağım olan arkadaşım, dostum, kardeşim, ailemin tek üyesi olan kişiyi kaybediyorum...
Sayfa: [1] 2