Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 21, 2008, 18:33:48  
   
 
 
   
 
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3
1  Diğer Konular / Kitap / Yalanlar Prensi (James Lowder) [Unutulmuş Diyarlar] : Ağustos 17, 2008, 06:05:51


Nifak Tanrısı ve Ölüler Lordu Cyric'in en büyük emeli, can düşmanı olan Büyü Tanrıçası'ndan intikam almaktır. Bu yüzden tüm kudretini ve imkanlarını sabık dostu ve Midnight'in aşığı olan Kelevor Lyonsbane'in ruhunu aramaya adar. Ancak bu kolay olmayacaktır; zira Lyonsbane'in ruhu Cyric'e karşı komplo kuran bir grup tarafından gizlenmektedir.



Cyric acımasızlığını tırmandıran saplantılı bir hırsla amacının peşinde koşarken, en beklenmedik kişilerin arasından çıkan kahramanlar, deli tanrının gazabının karanlığında bile Faerun halkları için umudu yeniden yeşertmeyi başaracaktır.
2  Diğer Konular / Kitap / Avatar Üçlemesi (Richard Awlinson) [Unutulmuş Diyarlar] : Ağustos 17, 2008, 06:04:19


Karanlık Vadi / Avatar Üçlemesi 1. Kitap
Richard Awlinson




Arkabahçe Yayıncılık / Unutulmuş Diyarlar Dizisi


Cennetten kovulmuş olan tanrılar, şimdi Tatras'dan uzaklardaki Waterdeep'e kadar dünyayı dolaşıyor, eski güçlerinin kudretine yeniden ulaşmaya çalışıyorlardı. Kötücül bane, güç delisi Mystra ve gökyüzünün muhafızı Helm, aradıkları anahtarın kayıp Kader Tabletleri olduğunu biliyorlardı.

Ellerinde esrarengiz bir muska taşıyan dört kahraman, kendi geçmişlerinin karanlık noktalarından umutsuzca kaçarken kendilerini bu yüksek düzeyli güç çekişmesinin içinde kapana kısılmış buldular. Gözden düşmüş tanrılar ve onların hizmetçileri de peşlerindeydi.

Ancak dört kahraman için zaman azalıyordu... Ve Diyarlar için de. Çapraz ateşe yakalanan doğa, kendi adını isyana başlamıştı:

Ve Karanlık Vadi'de arayış başladı.


Tantras / Avatar Üçlemesi 2. Kitap
Richard Awlinson



Arkabahçe Yayıncılık / Unutulmuş Diyarlar Dizisi

Karanlık Vadi savaşında, Vadilere hain tanrı Bane'den kurtaran Midnight ve Adon, Elminster'i öldürdükleri gerekçesiyle idama mahkum edilirler.

Tanrıların Basamaklardan sürgün edilmesinden beri büyü güçleri ve tabiat müthiş bir kaosun pençesine düşmüştür ve Unutulmuş Diyarları düşmüş tanrılardan kurtaracak Kader Tabieti'nin yerini sadece kahramanlar bilmektedir.

Kahramanlar kaçarlar. Ancak bu kez karşılarına, Kader Tabietleri'ni kendileri ele geçirmek için tuzaklar ve entrikalar düzen Bane'le suç ortağı Ölüm Tanrısı Myrkul çıkar. Böylece her an ölümcül katiller, kabus yaratıklar ve esrarengiz, doğaüstü olaylarla köşe kapmaca oynayacakları amansız bir yolculuğa koyulurlar. Ve en korkunç tehlikeyle hiç beklenmedik bir anda gelir;
Midnight'ın arkadaşlarından biri, hain tanrı Bane ve Zhentil Kalesi'ni karanlık güçleriyle işbirliğine girmiştir...


Derinsu / Avatar Üçlemesi 3. Kitap
Richard Awlinson



Arkabahçe Yayıncılık / Unutulmuş Diyarlar Dizisi

Yeni Tanrılar Kimler Olacak?
Nifak Tanrısı, Tantras'a yaptığı saldırı sırasında yok edilmiş, bu sırada ise Midnight ve yandaşları ilk Kader Tabletini tanrıları eski şanına kavuşturacak ve Diyarları gözden düşen tanrıların öfkesinden kurtaracak olan iki büyülü nesneden birini ele geçirmiştir.
Buna rağmen arayışlarını sonlandırabilmek için kahramanların, Harikalar Şehri Derinsu'ya ulaşmaları, hatta Ölüler Diyarı'ndan geçmeleri gerekmektedir. Fakat hem Cyric hem de Ölüm Tanrısı Myr-kul. Kader Tabletlerî'ni kendi karanlık emelleri için istemektedir ve Midnight'i ele geçirmek için ellerinden geleni yapacaklardır, hem de Diyarlar'ı yok etme pahasına.
3  Diğer Konular / Müzik / Anathema : Ağustos 17, 2008, 06:02:29


Anathema, 1990 yazında heavy metal yapan bir beşli olarak "Pagan Angel" adıyla Liverpool merkezinde kuruldu. "Heavy doom"dan "death"e kayan bir tarza sahiptiler. 1990 yılında "An Iliad of Woes" adlı demoyu kaydettiler. 1991 yılında grubun adı Anathema (tanrının, İncil'in laneti) olarak değişti.

Bolt Thrower, Paradise Lost konserlerinde alt grup olarak çalarak kendilerine ait bir kitle oluşturmaya başladılar. Verilen konserler sayesinde Avrupa'da yavaş yavaş tanınmaya başlayan grup, birkaç aylık konser ve stüdyo çalışmasından sonra stüdyoya girerek "All Faith Is Lost"un kayıtlarına başladı. 1991 Temmuzunda çıkan demoya tepkiler çok iyiydi ve onlara ilk 7" anlaşmasını sağladı. "They Die" albümü, İsviçreli Witchunt Kayıt Şirketi tarafından piyasaya sunuldu ve ilk baskı hemen tükendi.

Bu başarının ardından Peaceville Kayıt Şirketi, grupla ilgilenmeye başladı. "Lovelorn Rhapsody" isimli şarkıları, Academy stüdyosunda Peaceville'in yapacağı bir toplama albüm (Peaceville Vol.4) için kaydedildi. Bunun üzerine şirket, Anathema ile bir anlaşma imzaladı.

1992 Kasımında "The Crestfallen"'ın çıkışı ile grubun 4 albümlük anlaşması başlamış oldu. "Crestfallen", Academy stüdyolarında Hammy adlı bir prodüktör tarafından kaydedilmişti. Cannibal Corpse'un alt grubu olarak çıktıkları İngiltere turnesi, Anathema'nın iyi bir sahne grubu olduğunu göstermişti.

"Serenades" albümü de, Hammy yapımı olarak Academy stüdyolarında kaydedildi ve 93 Kasımında yayınlandı. Bu çalışma, piyasada büyük bir yankı uyandırdı ve bir çok olumlu tepkiyi beraberinde getirdi. Anathema, Kerrang Indie listelerine 2 numaradan girdi ve metal hammerda ayın albümü seçildi. "Sweet Tears" klibi, Mtv'de birçok kez yayınlandı ve albüm çalışması, ayın albümü adayları arasında yer buldu. İngiltere turnesini Avrupa'da bazı festival performansları izledi. Mtv Headbangers Ball'un Peaceville Kayıt Şirketi için hazırlanan bir bölümünde, At The Gates ve My Dying Bride ile birlikte çaldılar.

At The Gates ile çıktıkları turne, Anathema'nın, İngiltere'nin gelecekteki en güçlü rock gruplarından biri olacağı görüşünü ortaya koydu. 1994'ün Ocak ayında biten turnenin ardından Academy stüdyolarında "Pentecost III"ü kaydettiler. Bu albüm, onların melodik 'dark metal'de gerçek bir güç olmalarını sağladı.

Grup, "The Silent Enigma"yı kaydedinceye kadar Avrupa'da sürekli konserler verdi ve Noise Mathers, Headbangers Ball ve Brezilya Mtv'sinde kendisine yer buldu. "Silent Enigma", vokalist Darren White olmadan yapılan ilk albümdü. Gruptan ayrılan White'ın yerini gitarist Vincent aldı. Black Sabbath ve Pink Floyd'un kuzey doom (Paradise Lost ve My Dying Bride) tarzına uyumu "The Silent Enigma"yı doğurdu. Bu albüm, orkestral düzenlemeleri ile heavy metale değişik bir boyut kazandırdı. Anathema, Cathedral ve Paradise Lost ile turneye çıktıktan sonra 23 Ekim'de "The Silent Enigma"yı piyasaya sundu.

Grup, fazla vakit kaybetmeden Fon stüdyolarına girdi. Sheffield'daki bu stüdyoda 2 gün kaldılar ve memnun kalmadıkları için the Windings Stüdyosu'na geçtiler. Bir çiftlik içinde bulunan bu stüdyoda Tony Platt ile başlanan kayıtlar "Eternity" albümünü oluşturdu. Bayan vokalleri Michelle Dominion yaptı.

Albüm sonrası çıkılan uzun turnenin ardından 1998'de grubun kuruluşundan beri davulları çalan John Douglas ayrıldı ve yerine Soulstice davulcusu Shaun Steele geldi. Konserde session klavyeci olarak görev yapan Les de, Cradle of Filth'e transfer oldu. Yerine My Dying Bride kemancısı Martin Powell geldi. Aynı yıl "Alternative 4" piyasaya çıktı. Albümün sunuluşundan sonra basçı ve melankolik söz yazarı Duncan Peterson gruptan ayrıldı ve yerine Anathema ve My Dying Bride'ın albüm kapaklarını çizen Dave Pybus geldi.

Bu albümün ardından grubun Peaceville ile olan anlaşması bitti, peşlerinden koşan onca firmaya rağmen onlar Peaceville'in bir üst etiketi MFN ile anlaşarak herkesi şaşırttılar. Bu arda davulcu Shaun Steele gruptan ayrılarak yerini eski davulcu John Douglas'a bıraktı.

Yeni oluşan kadroyla grup, 99'da en karanlık albümlerinden olan "Judgement"ı çıkartarak müthiş bir başarı yakaladı. Çalışma, 20 ayrı dergide ayın albümü olarak gösterildi. Topluluğa Tiamat, Tristania, Moonspell gibi gruplarla turneye çıkma şansı verildi.

"Judgement" albümü Kit Woolven prodüktörlüğünde, Ventimiglia'da (İtalya) bulunan Damage Inc. stüdyolarında 3 ayda kaydedildi. (Grup elemanları kayıtlar sırasında uyuşturucu kullandıkları gerekçesiyle bir nezarette geçirdiler.) Albümün İngiltere dışında kaydedilmesinin sebebi, bu ülkedeki stüdyoların çok pahalı olması ve grup elemanlarının yalnız kalmak istemeleriydi.

"Eternity" albümünün turlarında grubun kalvyelerini çalan Les Smith'in 2001 yılı başında gruba katılmasıyla 2001 yazında Chapel'daki (İngiltere) Windings Stüdyoları'nda "A Fine Day Exit" kaydedilmeye başlandı. 2002 yılında sunulan albümün yapımcılığını Nick Griffith yaptı.

Albüm kayıtlarının ardından Temmuz ayında Dave Pybus gruptan ayrıldı ve George Roberts gruba basçı olarak dahil oldu

"And it feels like i'm flying above you
dream that i'm dying to find the truth
seems like your trying to bring me down
back down to earth back down to earth ..."
4  Diğer Konular / Oyunlar / Diablonun Kısa Bölümlerinden Hikayeler : Ağustos 17, 2008, 05:58:54


ÜÇ TEMEL KÖTÜLÜK AVI

  Burada okuyacağınız pasajlar Üç Temel Kötülük olan Mephisto of Hatred (Nefretin sembolü Mephisto), Baal of Destruction (Yıkımın sembolü Baal) ve Daiblo of Terroru (Dehşetin sembolü Diablo) avlamak için çıkılan yolcuğun ilk ağızdan anlatılan öyküsüdür:

  Bu pasajların her biri yüzlerce yıl evvel kaleme alındıları ve her biri bir diğerinin ayrı olarak uzak diyarlarda bulunduğu halde, tek tek hepsinde karanlık gölgelerin hakim olduğu krallıkları anlatan bu öyküler de bu Üç Temel Kötülükün izlerini bulacaksınız.
Bu pasajlar kötülüklerin hüküm sürdüğü bu krallıklara ait olanlar için kaleme alınmamıştır...

NEFRETİN BEKÇİLERİ

Zakarum Kilisesinin Başpiskoposu Sankekur, Quen-Hegan, tarafından Başpiskopos Lazarus için kaleme alınan mektup...

Alıntı
Saygıdeğer Lazarus,

Bu satırları sana son zamanlardaki gerek senin gerekse arkadaşların olan başpiskoposların sergilemekte olduğu asabi tutumlarınız neticesinde giderek artan endişelerimi bildirmek için yazıyorum. Geçen son birkaç ay boyunca ruhlarınızda ki giderek artan karanlığa şahit oldum ve sebebini anlamakta zorlanmaktayım. Sen ve arkadaşların Işıka hizmet içim ilk seçilenlerdensiniz. Bu uğurda hizmet edenler ve takipçilerimiz arasında bir otorite boşluğu varsa, bu tarihi ve sorunlu topraklar üzerinde kazanarak kurmuş olduğumuz kontrolün çoğunu yitirmekten korkarım.

Bizim, Kurast ve onun insanlarını korumakta ibaret olan kaderimiz çok önce çizilmiştir. Senin de çok iyi bildiğin gibi, bizim görevimiz Işıkın ihtişamını sevinçle karşılansın ya da karşılanmasın bilinen dünyanın dört bir köşesine yaymaktır. Abcaj daha da önemli olarak, Horadrim, karanlık zincirlenmiş görevimizi Temple Citynin altında tutan bekçileri bulmak ve onlara bakmak için bizim kilisemize güvenmiştir. Mephistonun Soulstoneunu (Ruh Taşı) korumak ve senin yegane sorumluluğun olduğu için, bu ürkütücü görevin asil ruhunu üzerinde bir şekilde kötü etkileri oluyor mu diye merak etmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Benim isteklerime karşı isyankar bir tutum sergilemenin nedenlerini her ne ise, seni ve başpiskoposlarını acil olarak toplanacak mecliste görmek istiyorum. Şayet Işıkın gerçek ve sadık hizmetlilerinin görevlerini layığıyla yerine getirmek üzere sahip olması gereken yürek gücü sende yoksa, o zaman yerine geçirecek birisini bulacağım. Lord of Hatredın (Nefretin Lordu) koruma altına tutulabilmesi Zakarum Kilisesinin güvenliği ve geleceği için fevkalade büyük önem taşımaktadır. Kilisenin kıskanç hizmetlileri tarafından aşağılanmasına ya da tehdit edilmesine seyirci kalmayacağım. Sizi bekliyorum.

Sankekur,
Que-Hegan

LUT GHOLEIN: YIKIM İLE ARAMIZDAKİ BAĞ

Vizjerei Büyücüsü, Nor Tirajın seyahatnamesinden bir pasaj; Horadrimin Takipçilerinden...

Alıntı
Kampanyamızın elli sekizinci gününde, tarihi liman şehri Lut Gholeinin yakınlarında Baala yetiştik. Lord of Destructionı aylarca öncesinden beri ta Kejhşstandan bu yana takip etmekteydik. Liderlerimiz, Tal Rasha, Baalın Scosglenin kış mevsiminin hüküm sürdüğü rüzgarlı toprakların yer aldığı kuzeye doğru ilerlediğine inanmaktaydı ancak nedenini bilmediğimiz bir sebepten ötürü bu şeytan yolculuğuna son vererek içinde bulunduğu kum şehrine sığındı.

Masumların zarar göreceği bir çarpışmayı önlemek arzusuyla, Tal Rasha, Baal şehri duvarlarını terk edene kadar saldırmamamızı emretti. Hain canavar Lut Gholein şehrini terk edene kadar üç gün boyunca pusuda bekleyerek şehri gözledik. Tıpkı Tal Rashanın tahmin ettiği gibi Baal bir kez daha kuzeye yol almaya başladı. Etrafını çevreleyen çölde birkaç mil bile ilerleyemeden, biz onlara saldırmıştık. Bir araya toplayabildiğimiz en güçlü büyücüler ile Lord of Destructiona saldırarak onu geri çekilmeye zorladık.

Öfkeden adeta çılgına dönmüş canavar, tüm ürkütücü güçlerini serbest bıraktı. Ayaklarımızın altında ki topraklar bir çoğumuzu yutarak patladı. İkiye ayrılan yaştan sıçrayan ateş ise daha da fazla sayıda arkadaşımızı yaktı. Yıkım bir çok farklı formda etrafımızı kuşattı ancak biz çok yol kat etmiştik ve artık bu uğurda ilerlediğimizi yolda durdurulmamız kolay olmayacaktı. Bu yoğun saldırıları sonucu zayıflayan Baal, Tal Rashaya karşı son bir saldırı daha gerçekleştirdi; neyse ki büyücümüz bu saldırıyı herhangi bir şekilde incinmeden atlatabildi. Maalesef, baş melek Tyrael tarafından verilmiş olan Soulstone parçalanarak küçük parçalara bölündü. Panik ile sersemlemişken biz saldırımızsa olanca gücümüzle asıldık ve geçici olarak öfkeden adeta çıldırmak üzere olan şeytana boyun eğdirdik.
Soulstoneun kırıla parçalarının Baalın güçlü varlığını taşımak için yetersiz kalacağını bildiği için Tal Rasha, şeytanın ilelebet hapsedilmesini sağlayacak bir plan yapar. Gözlerindeki ateşli parıltılar ile soğukkanlılıkla Baalın ağrıdan kıvranmakta olan bedenine yaklaştı ve yaratığın boğazını yardı. Baalın ruhunu ölmekte olan bedenini terk etmek üzereyken, Tal Rasha en büyük soulstone parçasını seçerek bu parçayı ölmekte olan bedende açmış olduğu yaranın içine yerleştirdi. Tıpkı Mephistonun ki gibi Baalun ruhu da bu altın taş tarafından emilerek tutsak edildi. Tal Rashanın kullandığı parça nabız gibi atıyor ve sanki korkunç içeriğini tutabilmekte zorlanıyormuş gibi sesler çıkarıyordu. Kararını sorgulamamıza rağmen Tal Rasha, biz görevimizi tamamlayana kadar taş parçasının Baalın içinde tutabileceğinden emin görünmekteydi. Bu noktada baş melek Tyrael belirerek Tal Rashayı delip geçen bakışları ile hapsetti. Meleğin parıltılar saçan görüntüsü ile idrak edebildiğimizin ötesinde güzeldi, ve ben onun Tal Rashaya Senin federkarlığın unutulmayacak, asil büyücü diye fısıldadığını hatırlıyorum. Elinde ki altın parça ile Tyrael bizi, yakıcı çöl topraklarının altındaki gizli mağaralar serisine götürdü. Orada mezarları yapan kişilerin çok uzun yıllar önce unutulan yedi tarihi mezarı bulduk. Zorlu yolculuğumuzun sonucu inanılmaz büyüklükteki kemerli kabirde son buldu ve Tyrael bize bulunduğumuzun odanın ortasında bir binding stone yapmamızı söyledi. Ancak o zaman onun ve Tal Rashanın ne yapmak istediklerinin farkına vardım...

Banding stoneun üzerine asitle güçlü esir tutma ayetleri kazıdık ve büyü gücümüz ile odanın duvarlarını kırılamayan zincirlerle birbirine bağladık. Hazırlıklar sonra erdikten sonra, Tal Rasha zincirlenerek bağlanmasını emretti. Biz korku ile titrerken, Tyrael ileri yürüdü ve elindeki parça taşı ile Tal Rashanın önünde sallanmaya başladı. Herhangi birimiz tepki ile harekete geçmeden, baş melek taşı Tal Rashanın çıplak göğsünün içine soktu. Lord of Destruction Tal Rashanın kıvranmakta olan bedenine girdiğinde Tal Rashanın gözlerinden altın renginde bir ateş parladı. Bu tablo karşısında adeta donup kalmıştık. Tal Rasha fedakarlıkların en büyüğünü yapmıştı: Zamanın sonuna kadar Baalın kötü ruhu ile yaşamak üzere lanetlenerek sonsuza kadar zincirlenmiş kalacaktı.
Büyük bir üzüntü içinde, geri dönerek güneşli gökyüzüne ulaştık ve Tyraelin mezarın devasa kapısını sonsuza kadar kapayışını izledik. Bu soğuk mezardan dışarı sızan son ses bu dünyaya ait olmayan işkence yüklü bir çığlıktı. Tal Rashanın fedakarlığının boşa girmemesi için dua ettim. Çöl kumarının altına gömülmüş olan bu şeytanın, insanoğlu kendi aralarında dolaşan şeytanların varlığını unutana ve sonsuza kadar bağlı kalması için dua ettim.

UYANIŞ VE SEYYAH

Alıntı
Deckard Cainin (Last of Horadrimin son üyesi) yazısından alınmış bir pasaj...

Üzüntü içinde, Tristramda Soulstoneun yeraltındaki mezara gömüldüğünü bilen tek kişi bendim. Horadrim ailesinin sonuncusu olarak, yalnızca bir tek ben crimson stone (kızıl taş) ve bu taşın içinde esir ettiği güç hakkındaki gerçeği biliyordum. Belki de bu gerçeği anlatmış olsaydım, küçük sessiz kasabamız korunabilirdi. Belki de bu korkunç olaylar zinciri meydana gelmezdi.

Gerçekte, Soulstoneun yakıcı gücüne ilk yem olan Başpiskopos Lazarus idi. Kurasttan Zakarum Kilisesinin bir elçisi olarak gönderilmişti. Işıkın gücü ile kutsanmış olduğuna inanılan bu elçiden yapabileceği hainlikleri kanıtladığı halde kimse şüphelenmemişti. Manastırın altında ki labirentin içimde crimson stoneu keşfeden oydu... ve bu taşı paramparça etti.

Ya delilikten ya da gizli bir amaç uğruna Lazarus kelimeler ile anlatılamayacak bir vahşeti üzerimize saldır. Diablo, atalarım tarafından soulstoneu içinde hapsedilmiş olan Lord of Terror bir kez daha serbest kalarak dünyanın üzerine adeta bir kabus gibi çökmüştü. Bir şekilde Diablo cehennemi güçlerini kullanarak labirenti, cehennemin direk olarak ortasına götüren bir geçit kapısına dönüştürmüştür. Katil uşakları ise burada yerlerini alarak, bu cehennemin karanlık köşelerine inecek kadar akılsız olanları beklemeye başlamışlardır. Bizim kendi asil kralımız, Kral Leoric, Daiblonun boyunduruğu altından kurtularak deliliğin ve korkunun derinliklerine karşı yürütülecek savaştaki yerini almıştır. Öfkeli kralımız topraklarımızı adeta demir bir yumruk gibi yönetirken, tek oğlu Prens Albrecht, Lazarus tarafından kaçırılarak gizlice, harabeye dönüştürülen manastıra götürülmüştür. Toprağın altındaki karanlık güçlerin köyümüzde dolaşmaya başlayarak burada kalmayı tercih edenleri korku denizine sürüklemelerini izledik. Bunlar hepimizin karanlık günler idi...
Gündüzleri, çiftçilik yaptığımız alanlarda harabeye dönmüş manastırdan yayılan ve giderek artan biz hızla etrafımızı kuşatmakta olan dehşet hissi görmezden gelmeye çalışarak bu güne kadar hep çalışmış olduğumuz gibi çalıştık. Akşam olduğunda, ailelerimiz ile bir araya toplanarak Işıkın gelmesi için dua ederdik. Sonsuzluk gibi gelen bir süreyi geride bıraktıktan sonra, kurtuluş umudu nihayet belirdi.

Tristramda gittikçe güçlenerek kol gezmeye başlayan şeytani güçler hakkında kulaklarına gelen söylentilerin doğruluğunu araştırmak için bilinen dünyanın dört bir yanından gelen kahramanların ve maceracıların oluşturduğu birlikler göründü. Bazıları servet ve şöhret arayışı ile diğerleri ise yeraltındaki canavarlara karşı savaşarak kendilerini sınamak amacı ile gelmişlerdi. Eski Vizjerei Büyücü Kabilesinden büyücüler bile topraklarımızda uyanmış olan karanlık güçler üzeride çalışmak için gelmişti. Birçok maceracı kasabamızı neredeyse kurutmuşlarsa da, tüm kurtuluş umutlarımızın yükü onların omuzlarındaydı.

Tüm savaşçılardan uzak duran sessiz iriyarı bir savaşçı vardı. Hiçbirimiz ismini duymadık ve birkaç kelime dışında onunla konuşma şansımız olmadı. Yine de onu, etrafta kahraman gibi dolaşan savaşçılardan ayırt ederek öne çıkaran kendinden emin bir hali vardı ki yalnızca görüntüsü bile bize huzur veriyordu. Savaşarak labirentin karanlık derinliklerine inen yine bu gizemli savaşçı idi. Tek bir çarpışma sonucunda Lord of Terroru yenen de yine oydu.

Gözlerimi kapattığım zaman, Diablonun acı içinde çığlıklarının yankıları kulaklarımda duyabiliyorum. Toprağın derinliklerinden sızarak yeryüzüne ulaşan bu çığlıklar harabe manastırın sağlam kalmış camlarını bile patlatmıştı. Bu tamamen benim hayal ürünüm olabilir ancak sanki uzakta genç bir çocuğun ıstırap dolu kükremeleri arasında attığı çığlıkları duyduğumu hatırlıyorum. Bu çığlıklar, yalnızca uyuyabildiğim birkaç saatlik uyduda bana hala işkence ediyor.

Savaşçının manastırdan dışarıya adımını atarak güneş ışığına çıktığın andaki görüntüsün hala hatırlıyorum. Bizzat cehennemi yürüyerek geçmişe benziyordu; ve kim bilir ki?.. belki de yürümüştür. Üstü başı hem kendi hem de düşmanlarının kanıyla kaplanmıştı. Yine de benim gözüm alnındaki tuhaf yaraya takıldı. Sanki gözlerinin üzerinde bir oyuk açılmış gibi görünmekle birlikte sanki yara şimdiden iyileşmişti. Ona bu konu ile ilgili soru sorma şanım hiç olmadı. Şu kadarını söylemek yeter ki, kasabamızın kurtulduğuna inandık ve tüm ödülü adsız kahramanımıza verdik. Tüm övgülerimize ve verilen şövalye ünvanına rağmen, her gün derinliği giderek artan bir depresyona girdi. Karanlık toprakların altında görmüş olduğu insanın adeta beynini uyuşturan dehşeti sadece hayal edebilirdim. Ve bunların onun kalbini ve aklını ne şekilde etkilemiş olabileceği konusunda sadece tahminlerde bulunabilirdim.

Bir süre aramızda kaldı. Ailesi ve gideceği başka yeri olmadığı için tristramda kalması mantıklı görünmekteydi. Kendisine yaklaşanlara karşı samimi davranmakla birlikte, genellikle tek başına kalır ve ona vermiş olduğumuz evinde n nadiren dışarı çıkardı. Ogden, içinde bulunduğu karanlık ruh halinden kuvvetli bir içki ve etrafını saran arkadaşlar ile kurtulur umudu ile şerefine bir parti düzenlememizi önerdi. Yanlış düşünmüştük. Kutlama esnasında bir ara kaçarak ortadan yol oldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde evine, evine gittim. Hiçbir şey beni orada gördüklerime karşı hazırlayamazdı.

Adsız adam kendi evinin girişinde kendi kendine çoğu yüzyıllardır kullanılmayan farklı lisanlarda mırıldanarak tek başına oturuyordu. Koyu bir seyahat pelerini giymişti ve büyük kukuletası neredeyse yüzünün tamamını örtmüştü. Bana doğru döndüğünde, adeta işkence altındaymış gibi görünen yüz hatlarında tuhaf bir parıltı vardı sanki ve bu haliyle artık kendisi değildi. Gözleri kızıl parıltılar saçıyor, pelerininin derinliklerinde tüyler ürperten tuhaf bir ışık nabız gibi atmaktaydı. Alnındaki yarası tekrar açılmıştı... ve ben bir an onu gördüğümü sandım... Hayır, bu büyük bir ihtimal ile bu, ışığın yaşlı bir adama hayal gücünün oynadığı bir oyundu. Ona iyi olup olmadığını sorduysam da o mırıldanmaya devam etti. Karşılaştığım bu manzara sinirlerimi bozmuştu ve onu orada bırakarak yardım çağırmaya gitmeye karar vermiştim ki bir anda ayağa fırlayarak kalbimi adeta felç edecek bir korku ile dolduran buz gibi ses ile konuştu: Burayı terk etmenin zamanı geldi. Ağabeylerim beni doğuda bekliyor. Artık zincirleri onları tutsak edemeyecek.

Söylediklerinin ne anlama geldiği hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Hepimiz sahip olduğu bir ailesinin olmadığı izlenimi edinmiştik. Ancak kendine geldiğini görünce oradan ayrılarak dinlemesine izin vermeye karar verdim, ondan oldukça korkmuştum ve yakıcı bakışlarından bir an önce kurtulmak istiyordum. Bu onu son görüşümdü.

Adsız kahramanımız Tristramı ertesi gün sabah erkenden terk etti. Gizlilik içinde doğu küçük bir erzak paketi ve heybetli kılıcı ile birlikte yola koyuldu. Ne aramak için gittiği hakkında sadece tahmin edebilirim. Ayrılışından kısa bir müddet sonra, en kötü kabuslarımız gerçek oldu. Cehennemin şeytani köleleri Tristrama geri döndüler.

Bu yazıdan başka hayatta kalan tek kişi benim. Sayısız geceler bu kötü canavarlardan kendimi sakınmayı başardım ancak artık kalan zamanımın azalmakta olduğunu biliyorum. Neden geri döndükleri be bir çok masum insanı neden katlettiklerini asla bilemeyeceğim. Emin doluğum tek şey onların gelişinin giden biri ile bağlantılı olduğu... Tüm yazdıklarımı birinin b pasajı bulup okuyarak burada olanları düzeltmek için harekete geçeceği umudu ile kaleme aldım. Hayatımın yakında sonra ermesini bekliyorum, fakat belki bu yazdıklarım aynı trajedinin bir başka kasabanın; toprakları üzerine çökmesini engellemek için yardımcı olacaktır. Ben ya yardım ulaşana kadar ya da yaratıkların sonunda benim için gelene kadar bekleyeceğim. Cennet yardımcım olsun. Tüm bu olanlardan sonra bile burayı terk ederek kendimi bu topraklardan uzaklaştıramadım. Adsız seyyahı arayın. Neyi araştırdığını öğrenin. Korkarım ki Tristram şeytani güçlerin ele geçirmek için savaştığı pek çok kasabadan yalnızca ilki idi...
5  Diğer Konular / Kitap / Unutulmuş Diyarlar [Forgotten Realms] : Ağustos 17, 2008, 05:57:38
Unutulmuş Diyarlar (en: Forgotten Realms) Zindanlar ve Ejderhalar oyunu için Kanadalı yazar ve oyun tasarımcısı Ed Greenwood tarafından yaratılmış hayali bir ortamdır. Genelde sadece Diyarlar olarak bilinen bu ortam, 1990'lı yıllarda en popüler Zindanlar ve Ejderhalar ortamı haline geldi. Özellikle yazar R.A. Salvatore ve Pool of Radiance ve Baldur's Gate gibi bilgisayar rol yapma oyunları bu popülaritenin başlıca nedenleridir.

1980 sonlarından bu yana üretilen aksesuarlar oyunlar ve romanlarla, karakterleri, olayları ve yerleri son derece detaylı ve gelişmiş bir fantezi dünyasıdır. Eberron ile birlikte Wizards of the Coast'un hala materyel sağladığı iki rol yapma oyunu ortamından biridir.

Dünyada en duyulmuş serisi Drizzt ile ilgili olan 20 kitaba kadar ulaşan R.A. Salvatore'nin sahiseridir ancak fr sadece işte türkçeye çevrilmiş Forgotten Realms serileri Gülümseyen

http://www.frpnet.net/kitaplistesifr.html

Eger unutulmus diyaralra yeni basliyacaksaniz Krallar ve Danismanlar serisinden baslamanizi oneririm bir sefil bir danismanin , onun en iyi arkadaşının ve bir oksuz kizin gözleriyle zengin büyücü kralliği Halrua yi görüyoruz.
6  Diğer Konular / Kitap / Drizzt Do'Urden Serisi (R. A. Salvatore) [Unutulmuş Diyarlar] : Ağustos 17, 2008, 05:56:13


Unutulmuş Diyarlarda yaşayan yalnız drow Drizzt'in hikayesi R. A. Salvatore tarafından kaleme alınmıştır. Okuma sırasıyla yazmak gerekirse:

Karaelf Üçlemesi:
Anayurt
Sürgün
Göç

Buzyelivadisi Üçlemesi:
Kristal Parçası
Gümüş Damarlar
Buçukluğun Mücevheri

Drizzt Do'urden'in Maceraları Serisi:
Miras
Yıldızsız Gece
Karanlığın Kuşatması
Şafağa Geçit

Karanlığın Yolları Serisi:
Sessiz Kılıç
Dünyanın Omurgası
Kristalin Hizmetkarı
Kılıçlar Denizi

Avcı'nın Kılıçları Üçlemesi:
1000 Ork
Yalnız Drow
İkiz Kılıç (Daha türkçeye çevrilmemiştir)


Serinin ilk kitabı aslında 1988'de yayınlanmaya başlanan Buzyeli Vadisidir. Bir cüce, bir drow kolcu, bir buçukluk ve ana kahraman olan bir Barbar. Salvatore kitabı ilk yayınladığında ana kahramanı Barbar Wulfgar olarak düşünmüş, ancak okurların baskıları yüzünden bu görevi Drizzt'e vermiştir. o Yüzden de 1990'da Karaelf Üçlemesini yayınlamıştır...

Bir parça Drizzt hakkında konuşmak gerekirse... Kendisi şeytani drow ırkının arasında iyi bir karaktere sahip olarak doğmuştur. İlkeleri vardır. Onlardan asla ödün vermez. İnançları uğruna yapmayacağı şey yoktur. Sürekli bir arayış içindedir. (E tabi ergenlik dönemi ne de olsa. Daha yetmiş civarı bir yaşta kendisi   ) Dışlanmıştır...

Peki neden Drizzt sevilir? Çünkü çok iyi dövüşür.karizmatik bir şekilde iki kılıç kullanır. Herkesi döver. Gözle görülemeyecek kadar hızlı kullandığı kılıçlarının dansını Salvatore çok albenili bir şekilde anlatmıştır. Neredeyse zayıf yanı yoktur. En azından ben hala göremedim.

Bu arada lütfen, kural kitbındaki özelliklerine göre karakteri yargılamayın. Bir kitap yazılmışsa, o karakter hikayeye göre değerlendirilir. Unutmayın ki Drizzt kural kitabından önce romanlarda karşımıza çıktıktan sonra girmiştir. Eksikliği varsa romana göre değerlendirilmelidir...

Ortak görüş en iyi serinin Karaelf Üçlemesi olduğudur. Burada Zaknafein ile tanışırız. Drizzt daha gençtir ve dövüşmekten çok düşünür ki bu daha iyi bir özelliktir kitaplar açısından. Çünkü genel olarak Drizzt'in hikayelerinde, okurken bir yandan da zar seslerini duyabilirsiniz.
7  Diğer Konular / Kitap / Danışmanlar ve Krallar Serisi (Elaine Cunningham) [Unutulmuş Diyarlar] : Ağustos 17, 2008, 05:54:30
1 Kitap Büyücüavcisi



Matteo sihirden yoksun olarak yetiştirilip Halruaa'nın ileri gelenlerine danışmanlık yaptı.

Şimdi kendi gerçeğinin peşinde...

Yürümesi gereken yol ise zorlu... Gerçeği ararken, esrarengiz Kabal'dan kaçmak ve yanında sadece bir sokak piçiyle, kabuslarından daha korkunç bir canlıyla savaşmak zorunda. Üstelik peşinde ise sihrin merhametsiz celladı var. Büyücüavcısı...

"Gerçek çoğu zaman yalan kadar ilginç değildir," diye mırıldandı Matteo.
Kiva gülümsedi.

"Bencede öyle. Gerçeğin aksine, yalanın bir mantığı olmalıdır. Yalan akla yatkın olmalı ve detayları düşünülmüş olmalıdır."

2.Kitap Selgeçidi



khlaur Bataklığı Savaşı artık bitti ve kahramanların yolları ayrıldı. Biri, bir büyücünün çırağı olup esrarlı soyunu öğrenmeye çalışırken, diğeri ise kraliçesine döndü ve her şeyin ne kadar da değiştiğini gördü. Ancak ikisinin de farkında olmadığı bir şey var: Büyücüavcısı kızgın. Kudretini kendisinden alanları asla affetmeyecek ve intikamını alana dek hiçbir şey onu durduramayacak. Öfkesi, Akhlaur Bataklığı'nın sadece bir başlangıç olduğunun kanıtı.

3.Kitap Büyücüsavaşı



Halruaa'nın danışmanları bir kez daha büyücü Akhlaur'un saldırısını savuşturmuşlardı. Krallık bir kez daha düşmanlarından kurtarılmıştı.

Ama zaferin bedeli çok ağır olur. Yaşlı Kral zayıflamış, güçleri azalmıştır. Başdanışmanı Matteo, görevi ve yüreği arasında bölünmüştür. Akhlaur Bataklığı savaşının kahramanı Tzigone, belki de asla kaçamayacağı karanlık bir dünyaya atılmıştır ve zamanın eşiğinde Akhlaur ile yandaşı Büyücüavcısı nihai intikamlarına hazırlanmaktadırlar.
8  Diğer Konular / Kitap / Elminster Serisi (Unutulmuş Diyarlar) [Ed Greenwood] : Ağustos 17, 2008, 05:52:45
Elminster Bir Büyücü Yaratmak
Ed Greenwood



"Unutulmuş Diyarlar" maceralarının en önemli kişilerinden biri ve
Diyarlar'ın en kudretli büyücüsü olan "Yaşlı Büyücü" Elminster'ın
yaşamının ilk zamanlarında intikamı, savaşı, öfkeyi, dostluğu, aşkı,
sihri ve bir tanrıçayı tanımasının destansı hikayesine şahit olmaya
çalışıyoruz hepinizi.

"Elminster: Bir Büyücü Yaratmak", Unutulmuş Diyarlar'ın yaratıcısı
Ed Greenwodd'un özel önsözü ile nihayet Türkçe'de.

"Müthiş bir macera mı?...Pöh! Eğer bir büyücüysen, maceran başka bir büyücünün senden daha hızlı bir büyü yapmasına kadar sürer ancak. Bana hiç
bahsetmeyin 'müthiş macera'dan!"

Theldaun "Ateşsavuran" Ieirson.

Elminster Myth Drannor'da
Unutulmuş Diyarlar
Ed Greenwood



Yüce elf şehri Cormanthor'un güzelliğiyle dillere destan olduğu o yıllarda, Yürek diyarları barbarların yurduydu, gökler ise dehşetengiz ejderhaların hükmü altındaydı ve elf halkı da kimseye itimat etmezdi. Niye etsinler ki? Şan şöhret peşindeki büyücüler, kibirli ve küstah savaşçılar, beyhude heveslerle durmadan kapılarına dayanıp, el emeği göz nuruyla kurdukları elf medeniyetini tehdit ediyorlardı.
İşte bu zamanda Elminster'a Cormanthor'daki Ezgi Kuleleri'ne gitmesi salık verilmişti. 0 da Eltargrim'in yönettiği bu diyarda yirmi yazdan fazla ikamet etmişti. Bu süre içinde, adlarını sağır sultanların bile duyduğu sihirbazlardan dersler alıp, sihri damarlarında hissetmeyi, iradesiyle onu şekillendirmeyi öğrenmişti...

M u h t e ş e m Cormanthor şehrinin adını Myth Drannor olarak değiştiren, kudretine bir daha erişilemeyecek o sihri, Mythal'ı yaratanlardan ve örenlerden birisi de Faerün'un en namlı büyücüsü Elminster oldu.

Bilge Antarn
Faerün'un Kudretli Baş büyücülerinin Yüce Tarihi

Elminster'in Cezbedilişi
Unutulmuş Diyarlar
Ed Greenwood



Her şeye sahip bir büyücüyü nasıl yoklan çıkarırsınız?
Unutulmuş diyarlann en meşhur büyücüsü Elminster,
karanlık ve tozİu bir malı/enden asırlar sonra çıkıyor.
Yo! göstericisi olan büyü tanrıçası Mystra ise kayıplarda.
Bir yolda sürükleniyor Athaiantar'm Son Prensi; gizemli
ve meşum Gölgelerin Hanımı'nın pençesine düşüyor.
Elminster, aslında tüm Diyarları sarsacak bir mücadeleye
ve hayatının en önemli seçimine doğru sürükleniyor.
Elminster'ın seçimi ne olursa olsun, Diyarlar bu seçimle sonsuza dek değişecek.



----gelecekten spoiler datlum---


Bu sirada belirtmek isterimki 4th edition'da Mystra ölüyor evet Cyric denilen yüce bir tanri
tarafindan olduruluyor...Büyünün tanrıçasi şimdilik yok oluyor Ao tarafindan geri dondurulur 4.5th'da
onu bilmem ama şimdilik hayatimizdan çıktı

----geçmişe gitti spoiler datlum---
9  Diğer Konular / Müzik / Korpiklaani : Ağustos 17, 2008, 05:50:04



Tür: Finnish Folk Metal
Ülke: Finlandiya
WWW: http://www.korpiklaani.com/ , http://myspace.com/korpiklaaniofficial

Notlar:
  • Korpiklaani, "Orman Grubu" anlamına geliyor
  • Korpiklaani ismini almadan önce grup, Shaman ismiyle 2 albüm ve 1 demo yayınlamıştır
Üyeler
  • Jonne Järvelä - (vokalist / elektrogitar)
  • Kalle "Cane" Savijärvi - (elektrogitar)
  • Jarkko Aaltonen - (bass gitar)
  • Jaakko "Hittavainen" Lemmetty - (keman)
  • Juho "JuhoKusti" Kauppinen - (akordiyon)
  • Matti "Matson" Johansson - (bateri)

Diskografi

Spirit of the Forest (2003)

  • Wooden Pints - 3:42
  • Before the Morning Sun - 4:25
  • God of Wind - 3:14
  • With Trees - 8:06
  • Pellonpekko - 3:36
  • You Looked Into My Eyes - 2:14
  • Hullunhumppa - 1:29
  • Man Can Go Even Through the Grey Stone - 2:22
  • Pixies Dance - 2:19
  • Juokse Sinä Humma (Fi: Keep Running, My Horse) - 1:16
  • Crows Bring the Spring - 5:25
  • Hengettömiltä Hengiltä (Fi: From the Spirits of the Dead) - 0:34
  • Shaman Drum - 4:57
  • Mother Earth - 4:37

Voice of Wilderness (2005)

  • Cottages and Saunas - 3:16
  • Journey Man - 2:33
  • Fields in Flames - 3:52
  • Pine Woods - 4:25
  • Spirit of the Forest - 4:27
  • Native Land - 4:32
  • Hunting Song - 3:02
  • Ryyppäjäiset - 3:03
  • Beer Beer - 2:59
  • Old Tale - 5:39
  • Kädet Siipinä - 3:12

Tales Along This Road (2006)

  • Happy Little Boozer – 3:35
  • Väkirauta – 3:44
  • Midsummer Night – 3:27
  • Tuli Kokko – 5:25
  • Spring Dance – 3:05
  • Under the Sun – 4:12
  • Korpiklaani – 4:39
  • Rise – 5:20
  • Kirki – 4:23
  • Hide Your Richess – 4:39
  • Free Like an Eagle - (bonustrack)

Tervaskanto (2007)

  • Let's Drink – 2:44
  • Tervaskanto (Resinous Stump) – 3:55
  • Viima (Icy Wind) – 3:34
  • Veriset Äpärät (Bloody Bastars Children) – 4:28
  • Running With Wolves – 3:53
  • Liekkiön Isku (The Revenge Of Liekkio) – 2:56
  • Palovana (Inner Fire) – 5:05
  • Karhunkaatolaulu (Bear Hunt Song) – 2:53
  • Misty Fields – 3:25
  • Vesilahden Veräjillä (At The Gates Of Vesilahti) – 6:59
  • Nordic Feast – 2:47

Korven Kuningas (2008)

  • Yakında

Grup Hakkında

Korpiklaani, grubun adının değişmesiyle bir anlamda Shaman’ın küllerinden doğdu. Shaman’ın kabuk değiştirip Korpiklaani olmasının asıl amacı Shaman’la özdeşleşen Sami dilleri kullanımı, folk öğelerin bolluğundan biraz daha sıyrılıp müziği geliştirerek daha geniş kesimlere ulaşmaktı..



Jonne Järvelä bu stil değişikliği fikrini yine Finlandiya folk melodileri üzerine kurdu ve kabuğun değişimini tamamlamak ve hayalindeki grubu ortaya çıkarmak için yeni müzisyen arayışına başladı. Derken gruba ilk dahil olan Jaakko Lemmetty (ki daha sonra Hittavainen dediler kendisine) adlı oldukça genç bir viyolonist oldu. Jonne daha ilk görüşmede Hittavainen’in Korpiklaani için aradığı adamlardan biri olduğunu gördü ve gruba dahil etti.. Daha sonra gayet süper bir baterist ve Jonne’nin eski bir arkadaşı olan Matson doğal olarak grup kadrosu içindeki yerini aldı. Matson eli boş gelmedi ve kendisiyle beraber bas gitarist Arto Tissari ve gitarist Toni Honkanen’i (ki kendisine de Honka denmektedir) getirdi. Honka da altta kalmadı ve eskilerden tanıdığı bir perküsyonist arkadaşı Ali Määttä’yı tuttu getirdi.



Shaman, Jonne Järvelä’nın müzikal deliliğinin dışa vurumuydu e haliyle bu dışa vurum Korpiklaani’de de devam etti..
Korpiklaani şarkılarının birçoğu Finlandiya folk müzik arşivlerinin tozlu şarkılarının metal müzik ile harmanlanmasından oluşuyordu, tabi Jonne araya müzikal dehasını serpiştirmeyi de eksik etmiyordu. Ki bu müzikal deha Korpiklaani ile diğer folk metal grupları arasındaki farkı ortaya çıkarıyordu.

Korpiklaani’nin müziği oldukça Finlandiyalıydı ve grup “hödük köylüler” olarak damgalanmaktan çekinmiyordu aksine etraflarını çeviren bu Finlandiya ormanından ilham alıyor ve müziğini yaratıyordu. Bu ilham sonucu 2003 senesinde “Spirit of the Forest” Napalm Records etiketiyle piyasaya çıktı..

“Spirit of The Forest”in piyasaya çıkışının ardından Korpiklaani ikinci gitarist olarak Cane’yi bünyesine dahil etti.. Grup, 2004 yazının sonuna doğru sıradaki albüm “Voice of Wilderness” üzerinde çalışmaya başladı.. Fantom Studio’da, Samu Oittinen rehberliğinde, her şarkının üzerinde günlerce durarak bir bir kaydettiler..



“Voice of Wilderness”in kayıtları tamamlandıktan sonra grup 24 Ocak 2005’i beklerken bunları bir şey dürttü ve “lan grupta bir de akordeon olsa ne kral olur he” diyerekten 2004 sonbaharında Juho’yu gruba dahil ettiler..



Ardından grup 2007 yılında Fince ve İngilizce sözlere sahip 11 parçalık albümü Tervaskanto'yu satışa sunmuştur.
10  Diğer Konular / Müzik / Delain : Ağustos 17, 2008, 05:48:41


Tür: Senfonik Metal
Ülke:  Zwolle, Hollanda
WWW: http://www.delain.nl

Notlar:
  • Delain, Within Temptation'dan ayrılmak zorunda kalan klavyeci Martijn Westerholt tarafından kurulmuştur.

Üyeler
  • Charlotte Wessels (vokalist)
  • Ronald Landa - (elektro gitar ve vokalist)
  • Rob van der Loo - (bass gitar)
  • Sander Zoer - (bateri)
  • Martijn Westerholt - (klavye/piyano)

Diskografi

Amenity (Single) (2002)

  • "Maniken" (Daylight Lucidity Demo) – 5:29
  • "Predestined Lives" – 3:38
  • "Amenity" (Silhouette of a Dancer Demo) – 5:13
  • "Forest" – 05:01

Lucidity (2006)

  • "Sever" - 4:53
  • "Frozen" - 4:43
  • "Silhouette of a Dancer" - 5:25
  • "No Compliance" - 5:10
  • "See Me in Shadow" - 4:41
  • "Shattered" - 4:20
  • "The Gathering" - 3:35
  • "Daylight Lucidity" - 4:36
  • "Sleepwalker's Dream" - 4:27
  • "Day For Ghosts" - 3:37
  • "Pristine" - 4:31
  • "Deep Frozen" (Bonus track) - 4:46

Frozen (Single) (2007)

  • "Frozen" – 4:01
  • "Deep Frozen" – 4:42
  • "Frozen Video Clip"

See Me in Shadow (Single) (2007)

  • "See Me In Shadow" (Single Edit) - 3.40
  • "Frozen" (Acoustic Version) - 4.31
  • "Silhouette of a Dancer" (Acoustic Version) - 3.21
  • "See Me In Shadow" (Acoustic Version) - 3.38
  • "See Me In Shadow" (Video) - 3.36

Grup Hakkında



Grup, 2001 yılında hastalığı nedeniyle Within Temptation'dan ayrılmak zorunda kalan klavyeci Martijn Westerholt tarafından kuruldu. Delain, müziklerinde senfonik öğelerle birlikte progresif metal benzeri gitarı, Charlotte Wessels'ın vokali ile çok iyi harmanlıyor. Konuk sanatçılardan bazıları Sharon Janny den Adel(Within Temptation),Liv Kristine(Ex-Theatre of Tragedy,Leaves' Eyes),George Oosthoek(Ex-Orphanege),Marko Hietala(Nightwish)..

Özellikle Frozen şarkıları güzel.(Frozen adının çoğu şarkıcıların,grupların repertuarlarında bulunuyor olması ayrı garip tabi)
11  Diğer Konular / Müzik / Ayreon : Ağustos 17, 2008, 05:47:04


Tür: Progresif Metal, Senfonik Metal, Space Metal
Ülke: Hollanda
WWW: www.ayreon.com

Notlar:
  • Ayreon, bir rock opera grubudur. Benzeri multi-group ya da super-grouplar gibi birçok tanınmış ve yetenekli müzisyenlerle çalışır.
  • Şarkıların, sözlerin, davetlerin ve konseptlerin tümünü Arjen Anthony Lucassen hazırlamaktadır.

Üyeler
  • Arjen Anthony Lucassen – Gitar, klavye, synthesizerlar, bass gitar (1996'den beri)
  • Ed Warby - Davul, Perküsyon

Konuk Üyeler

http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Ayreon_guest_musicians

Diskografi

1995 - The Final Experiment I / II / III
1996 - Actual Fantasy
1998 - Into The Electric Castle I / II / III
2000 - Universal Migrator Part 1: The Dream Sequencer I / II
2000 - Universal Migrator Part 2: Flight Of The Migrator I / II
2000 - Ayreonauts Only
2004 - The Human Equation I / II / III
2007 - 01011001 [2 CD] I / II
12  Diğer Konular / Müzik / Apocalyptica : Ağustos 17, 2008, 05:45:20


Tür: Cello Metal / Senfonik Metal / Alternatif Metal
Ülke: Helsinki , Finlandiya
WWW: www.apocalyptica.com

Notlar:
  • Apocalyptica aslında tam olarak metal müzik yapmıyor. Çelloları metal müziğe (elektrogitar sesi) benzeterek yapıyorlar.
  • İlk albümleri tamamen Metallica coverı olan grup, ikinci albümünde de birkaç tane Metallica, Faith No More, Sepultura ve Pantera coverı eklemiş ve diğer albümlerini kendileri bestelemişlerdir.
  • Apocalyptica çoğu şarkısında konuk sanatçı bulunur, sanatçıların vokalist bulunmayan gruba vokal yapar fakat konserler vokalsiz olur.

Üyeler
  • Eicca Toppinen – Çello (1996'den beri)
  • Paavo Lötjönen – Çello (1996'den beri)
  • Perttu Kivilaakso – Çello (2000'den beri)
  • Mikko Sirén – Bateri (2005'ten beri)

Diskografi

Apocalyptica (1996)

  • "Oh Holy Night"
  • "Little Drummer Boy"

Plays Metallica by Four Cellos (3 Ekim 1996)

  • "Enter Sandman" (3:41) (Metallica cover)
  • "Master of Puppets" (7:17) (Metallica cover)
  • "Harvester of Sorrow" (6:15) (Metallica cover)
  • "The Unforgiven" (5:23) (Metallica cover)
  • "Sad But True" (4:48) (Metallica cover)
  • "Creeping Death" (5:08) (Metallica cover)
  • "Wherever I May Roam" (6:09) (Metallica cover)
  • "Welcome Home (Sanitarium)" (5:50) (Metallica cover)

Inquisition Symphony (1998)

  • "Harmageddon"
  • "From Out of Nowhere" (from Faith No More's The Real Thing album)
  • "For Whom the Bell Tolls" (from Metallica's Ride the Lightning album)
  • "Nothing Else Matters" (from Metallica's Black Album)
  • "Refuse/Resist" (from Sepultura's Chaos A.D. album)
  • "M.B." (Metal Boogie)
  • "Inquisition Symphony" (from Sepultura's Schizophrenia album)
  • "Fade to Black" (from Metallica's Ride the Lightning album)
  • "Domination" (from Pantera's Cowboys from Hell album)
  • "Toreador"
  • "One" (from Metallica's ....And Justice for All album)

Harmageddon (Single) (1998)

  • "Harmageddon"
  • "From Out of Nowhere" (from Faith No More's The Real Thing album)
  • "Enter Sandman" [live] (Metallica cover)
  • "The Unforgiven" [live] (Metallica cover)

Cult (2000)

  • "Path" - 3:08
  • "Struggle" - 3:26
  • "Romance" - 3:28
  • "Pray!" - 4:22
  • "In Memoriam" - 4:41
  • "Hyperventilation" - 4:28
  • "Beyond Time" - 3:57
  • "Hope" - 3:24
  • "Kaamos" - 4:42
  • "Coma" - 6:59
  • "Hall of the Mountain King" (Edvard Grieg) - 3:39
  • "Until It Sleeps" (from Metallica's Load album) - 3:15
  • "Fight Fire With Fire" (from Metallica's Ride the Lightning album) - 3:25
Special Edition
  • "Path Vol. 2" (featuring Sandra Nasic from Guano Apes)
  • "Hope Vol. 2" (featuring Matthias Sayer)
  • "Harmageddon" (live in München, October 2000)
  • "Nothing Else Matters" (live in München, October 2000)
  • "Inquisition Symphony" (live in München, October 2000)

Path Vol.2 (single) (2001)

  • "Path Vol. 2" (featuring Sandra Nasic from Guano Apes)
  • "Path" - Album Version
  • "Pray!" - Live
  • "Romance" - Live

Hope Vol.2 (single) (2002)

  • "Hope Vol. 2" (featuring Matthias Sayer from Farmer Boys)
  • "My Friend of Misery" (Metallica cover)
  • "South of Heaven/Mandatory Suicide" (Slayer cover)
  • "Hope" - Album Version

Reflections (2003)

  • "Prologue" (Apprehension) ft. Dave Lombardo - 3:12
  • "No Education" ft. Dave Lombardo - 3:17
  • "Faraway" - 5:13
  • "Somewhere Around Nothing" ft. Dave Lombardo - 4:09
  • "Drive" - 3:21
  • "Cohkka" - 4:27
  • "Conclusion" - 4:06
  • "Resurrection" ft. Dave Lombardo - 3:34
  • "Heat" - 3:21
  • "Cortége" ft. Dave Lombardo - 4:28
  • "Pandemonium" - 2:06
  • "Toreador II" - 3:56
  • "Epilogue" (Relief) - 3:29
  • "Seemann" (Feat. Nina Hagen) (Rammstein Cover) (Album Version) - 4:43
  • "Faraway, Vol. 2" (Extended Version)(Feat. Linda Sundblad) - 5:13
  • "Delusion" - 4:10
  • "Perdition" - 4:09
  • "Leave Me Alone" - 4:11

Faraway Vol.2 (single) (2003)

  • "Faraway Vol. 2" (featuring Linda Sundblad from Lambretta)
  • "Faraway Vol. 2" (extended version)
  • "Perdition"

Seemann (single) (6 Ekim 2003)

  • "Seemann" (featuring Nina Hagen)
  • "Seemann" (radio edit)
  • "Faraway"

Apocalyptica (29 Kasım 2004)

  • "Life Burns!" (feat. Lauri Ylönen) – 3:06
  • "Quutamo" – 3:28
  • "Distraction" – 3:56
  • "Bittersweet" (feat. Lauri Ylönen and Ville Valo) – 3:23
  • "Misconstruction" – 3:56
  • "Fisheye" – 4:09
  • "Farewell" – 5:33
  • "Fatal Error" – 2:59
  • "Betrayal/Forgiveness" ft. Dave Lombardo – 5:13
  • "Ruska" – 4:39
  • "Deathzone" – 10:15
  • "How Far" (feat. Marta Jandová) – 3:28
  • "Wie Weit" (feat. Marta Jandová) – 3:28
  • "Бой С Тенью" – 3:32

Bittersweet (Single) (29 Kasım 2004)

  • "Bittersweet" - 3:23
  • "Bittersweet" (Acoustic Version) - 3:21
  • "Bittersweet" (Instrumental Version) - 3:22
  • "Misconstruction" 3:59

Wie weit/How far/En Vie (Single) (14/23 Şubat 2005)


(Wie Weit)
  • "Wie Weit" (feat. Marta Jandová) 3:27
  • "Quutamo" 3:26
  • "How Far" (feat. Marta Jandová) 3:27
  • "En Vie" (feat. Manu) 3:28
How Far
  • "How Far" (feat. Marta Jandová) 3:27
  • "Quutamo" 3:26
  • "En Vie" (feat. Manu) 3:28
  • "Wie Wiet" (feat. Marta Jandová) 3:27

Life Burns! (Single) (11 Nisan 2005)

  • "Life Burns!" (feat. Lauri Ylönen)
  • "Life Burns!" (Instrumental)
  • "Deep Down Ascend" (Demo Version)
  • "Kellot" (Demo Version)

Repressed (Single) (19 Mayıs 2006)

  • "Repressed" (Single Version) feat. Max Cavalera & Matt Tuck
  • "Path Vol. 2" (featuring Sandra Nasic from Guano Apes)
  • "Betrayal"

Worlds Collide (14 Ekim 2007)

  • “Worlds Collide” – 4:28
  • “Grace” (feat. Tomoyasu Hotei) – 4:09
  • “I’m Not Jesus” (feat. Corey Taylor) – 3:34
  • “Ion” – 3:46
  • “Helden” (feat. Till Lindemann) – 4:18
  • “Stroke” – 4:32
  • “Last Hope” (feat. Dave Lombardo) – 4:47
  • “I Don’t Care” (feat. Adam Gontier & Mats Leven) – 3:57
  • “Burn” – 4:16
  • “S.O.S. (Anything But Love)” (feat. Cristina Scabbia & Mats Leven) – 4:19
  • “Peace” – 5:49
  • “Ural” (bonus track) – 5:41
  • “Dreamer” (bonus track) – 3:36

Grup Hakkında

Finlandiya'daki Sibelius Akademisi'nin çello bölümü öğrencileri olan Eicca Toppinen, Max Lilja, Paavo Lotjonen ve Antero Mannien'den oluşan ve müziğiyle, klasik müzik ve heavy metal arasındaki sınırın sanılanın aksine çok ince olduğunu düşündüren Apocalyptica grubu, dört gencin, yakın çevrelerine çaldıkları Metallica yorumlarıyla müzik çalışmalarına başladı.

Esin kaynaklarının ünlü Rus klasik müzik bestecisi Dmitri Shostakovich olduğunu her fırsatta dile getiren grup elemanları, bu çalışmalarını mezuniyet törenlerinde sergilediklerinde ise tam anlamıyla kıyamet kopmuştu. Grup, Metallica parçalarını ezbere bilen seyircilerin de eşliğiyle öyle başarılı bir performans sergiledi ki, büyük plak şirketlerinden biriyle anlaşma başarısını gösterdiklerinde bu olayın üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişti..



Metallica'nın "Enter Sandman", "The Unforgiven", "Wherever I May Roam", "Master of Puppets", "Harvester of Sorrow" gibi parçalarını dört çelloyla yorumladıkları ilk albümleri "Plays Metallica By Four Cellos", 1996 yılında piyasaya çıkarak tüm dünyada 250.000 adetlik satışla metal müzik dinleyicilerinin yanı sıra klasik müzik severlerin de arşivlerinde yer almayı başardı. Çellolarını amfiye bağlayarak oldukça ilginç ve bir o kadar da üstün işler yaratan grup üyeleri, bu albümle Metallica'dan da övgü almayı başardılar.
Mtv Avrupa ve Amerika haber bültenlerinde yer almaya başlayan Apocalyptica, Sex Pistols, Sepultura ve Bad Religion gibi gruplarla aynı sahneyi paylaştı. Daha sonra Metallica'nın alt grubu olarak sahne alan topluluk geniş kitlelerin beğenisini kazandı. İlgi öylesine büyüktü ki, diğer birçok Metallica konseri öncesinde Apocalyptica eserleri, dinleyenlere banttan sunulmaya başlandı.
Grup 1997 yılında, ülkemizdeki dinleyenleriyle buluşmak üzere Cemal Reşit Rey 2. Uluslararası Gençlik Festivali kapsamında sahneye çıkmış ve inanılmaz bir ilgiyle karşılaşmıştı.

Topluluğun; Sepultura, Pantera, Metallica, Faith No More yorumlarının yanısıra, içerisinde grup üyelerinden Eicca Toppinen'in bestelerinin de bulunduğu bir albümle hayranlarının karşısına çıktılar. Bu çalışma, Apocalyptica'nın sadece diğer grupların eserlerini yorumlarken değil, özgün çalışmalarıyla da ne kadar başarılı olabileceklerinin bir kanıtı niteliğindeydi. 1998 yılında piyasaya çıkan "Inquisition Symphony" adlı bu albüm, öncekinden sert bir tarza sahipti. Grup, bu çalışmayı sunduğu turne kapsamında İstanbul ve Ankara'da da konserler verdi.

Avrupa'da gösterime giren ve başrollerini Jason Patric, Ben Stiller ve Nastassja Kinski'nin paylaştığı "Your Friends and Neighbours" filminde, ilk albümden üç parçaları kullanılan grup, böylece ilk 'gümüş ekran' denemelerini de yapmış oldu. 2000 yılı çıkışlı "Cult" albümü ise Eicca Toppinen’in besteci yönünün gitgide geliştiğinin göstergesiydi.

Sonrasında grubu, Şebnem Ferah’ın "Perdeler" şarkısına eşlik ederken dinledik. Ferah'ın albümünde biri orijinal, diğeri Apocalyptica düzenlemesi olan iki sürüm yer aldı. Bu arada grupta eleman değişiklikleri de oldu. Antero Manninen'in yerini Helsinki Flarmoni Orkestrası'nın metalci çello sanatçısı Perttu Kivilaakso alırken Max Lilja gruptan ayrıldı.



Kayıt firması Universal bu dönemde boş durmayarak son albümleri olan "Cult"ın çift cdlik özel baskısını piyasaya sürdü. Sunulan özel çalışmada, "Cult" albümündeki çalışmaların yanısıra; Guano Apes solisti Sandra Nasic'in vokal yaptığı "Path Vol.2" ve Farmer Boys'dan Matthias Sayer'in sesiyle eşlik ettiği "Hope Vol.2" ile "Harmageddon", "Nothing Else Matters" ve "Inquisition Symphony"nin canlı kayıtları da yer aldı.

"Vidocq" adlı filmde müzikleriyle yer almaları, durgun oldukları bu arada dikkat çeken çalışmalarından biriydi. Antero Mannien'in de ayrılması ldağılma korkusu yaratsa da grup sessiz sedasız çalışmalarına devam etti. Beklenen "Reflections" albümünde, usta davulcu Dave Lombardo'nun da konuk olarak yer alması herkes için tam bir sürpriz oldu. Tamamı kendi bestelerinden oluşan 10 Şubat 2003 çıkışlı bu albümleriyle yeni bir tarzı, çello-rockı yarattıklarını belirten grup üyeleri, sürekli gelişerek yollarına devam ediyorlar. Eğitimli oluşlarının yarattığı farkı koruyan, çalışkan ve özgün çizgileriyle...
13  Diğer Konular / Müzik / Therion : Ağustos 17, 2008, 05:41:34
Therion ; ilginç grupların şahı ..



Therion aslında tek bir kişinin grubu denebilir . Grubun kurucusu ve en başından beri dahil olan tek üyesi ve müzik bestelerinin çoğunun yapımcısı olan Christopher Johnsson bu grubun tek asil üyesidir . Christopher ayrıca Dragon Rouge adında bir okültist topluluğun üyesidir . Bu topluluk kara büyü ve doğaüstü güçleri keşfetmeyi amaçlayan insanlardan oluşur ve bu grubun kurucusu Thomas Karlsson , son birkaç -yada çoğu- Therion albümünde şarkıların sözlerinin yazarlığını yapmıştır. Therion'un müziğinin ve şarkıların sözlerinin gidişatına bakıldığında, Christopher Johansson'un Thomas ile tanışıp Dragon Rogue'a girdiğini varsayarak, bu tanışmanın ikinci albüm civarlarına denk geldiğini tahmin edebiliriz. İlk albümde emperyalizm karşıtı tamamen düz müzik ve üzerine döşeli düz sözlerden oluşan , sözlerin anlamına dayalı bir müzik varken , üçüncü ve dördüncü albümde grup Lilith ve Naamah ile ilgili şarkılar hazırlamaya başlanmıştır .

Therion bütün diğer Heavy Metal gruplarının sunduğu ağlak , basit , hayata isyan eden şarkı sözlerinin dışında Dünya üzerindeki neredeyse tüm doğaüstü olayları , mistik objeleri ve tanrıları konu eden olayları şarkı sözlerine katar . Therion'un sözlerinden anlam çıkarmak ve öğrenmek benzersizdir . Ginnungagap'ın manasını öğrenmek bile insana ayrı bir haz verir ve şarkıyı bilincinizde çok ayrı bir konuma yerleştirirsiniz . Sözlerin yanında kullanılan çeşitli enstrümanlar dinleyiciyi gerçekten dünyalardan dünyalara uçurur . Keman ile uçup , piyano ile savrulduğunuz , gitar ile kopup , koro ile yerden yere vurulduğunuz bölümler var parçalarda . Eğer bir Therion parçasının yapımında Opera vokalistleri varsa kendinize gelmeniz uzun sürebilir .

İlk albümde brutal vokal yapan Christopher zamanla kenara çekilip ve gitarıyla ilgilenmeye başlamıştır . Bu da müziğin daha çeşitli bir hal almasında katkılı olmuştur . Gothic Kabbalah albümünden hemen önce artık vokal yapmayacağını açıklamıştır. İlk albüm tam anlamıyla Death Metal iken , sonraki tarzları senfonik/operatik olarak tanımlanmıştır .

Therion 1987 yılında Blitzkrieg adı altında kurulmuştur . Sonradan isim Celtic Frost albümünden esinlenerek Megatherion olarak değiştirilmiş ve 1991'de isim şimdiki halini almıştır . 1991'e kadar olan süre zarfında grup birkaç demo çıkartmıştır . İki tanesi kendi imkanlarıyla ve bir tanesi de küçük bir şirketin yardımıyla hazırlanmıştır . Bu demolardan sonuncusu , Time Shall Tell dikkat çekmeyi başarmış ve ardından grup 1991 yılında "...Of darkness"'ı çıkarmıştır . 

Time Shall Tell



Grubun çıkardığı demo albümlerin sonuncusudur , tanınmayı başarmış ve Therion'un gelecekte yapacağı albümlerin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

...Of Darkness



Genocidal raids
They have praised the Oath
In United States
Now they sell death

Genocidal Raids


Albüm tamamen Death Metal'dir . Melodik bir özellik taşımaz . Öne çıkan ve ifade istenmek istenen sözlerle Coca Cola'ya, McDonalds'a, Amerika'ya laf eder , dünyanın ve doğanın kötüye gidişinden bahseder . Müziklerin çoğu güzel bir temel melodiye oturtulmuştur ama bunlar çok basit ve hiç değişmeyen ritmler olduğu için bir yerden sonra dinleyiciyi sıkıyor ve hatta zaman zaman saf gürültü gibi geliyor . İlk şarkı olan The Return'ün girişi hoş, Megalomaniac'ın bazı yerlerde tatlı bir ritmi var ama albüm böyle küçük şeylerden öteye gidemiyor. İlla hangi şarkı en iyi şekilde öne çıkıyor diye sorulursa The Return denilebilir. Sözlerin isyankar içeriği bir yana, vokalin başarısızlığı da kötü bir etki yapıyor . Yine de dinlenemeyecek bir albüm değil, sadece tercih edilmeyecek bir albüm.

Beyond Sanctorum



...Of Darkness'ın çıkışı uzun sürünce grup bir sonraki albüm için şarkı yazmaya başlar ve ardından aynı yıl içinde yeni albüm Beyond Sanctorum çıkar.

Through all dimensions and ages
You'll be the master of your soul
You are the lord of your own mind and will
No enslaver will control your fate

The Way


...Of Darkness'a göre daha iyi bir albüm denebilir . Müzik yine Death tarzındadır ama araya serpiştirilimiş klavye tonları, clean vokaller ve şarkıların konularının farklılığı grubun gelecekteki tarzının ilk göstergeleri olarak gösterebilir . Müzik bir önceki albüm kadar tekdüze değil, güzel değişimler ve geçişler bulunmakta . Daha sonra A'arab Zaraq Lucid Dreaming'de enstrümantal halini dinlenebilecek Symphony of the Dead'in ilk versiyonu bu albümde bulunuyor ve şarkı hiç de fena değil . Bunun yanında grubun ilk yavaş ritmli şarkısı Paths güzel denebilir . İlk şarkı Future Consciousness'ın 2:50'den itibaren başlayan uzun ve güzel bir bitişi var. Cthulhu pek bir gaz ve The Way 11 dakikalık - Therion'un son haline göre daha gürültülü de olsa - bir şaheser (vokallerin olduğu kısımlar hariç) . Of Darkness gibi kaçılması gerekmeyen , ilerleme kaydedilmiş bir albüm sayılır . Farklı elementlerin de mevcut oluşunun bu farklılıkta payı var . Fakat albüme adını veren şarkı Beyond Sanctorum'u dinlemeden geçebilirsiniz.

Symphony Masses - Ho Drakon Ho Megas



Beyond Sanctorum'dan sonra senfoniye kendini kaptıran Christopher , grubu bu yönde götürmek istedi ve Symphony Masses - Ho Drakon Ho Megas 1993'te çıktı.

Hail mighty warrior of doom
Qliphoth, Raven, rise up from the dark
Rise up, fly high, earthquake shakes the ground
Thunder, Lightning - Give me all your signs

Baal Reginon


Christopher'ın kendi deyişiyle , Ho Drakon Ho Megas Therion'un "en deneysel albümü." . Gerçekten de birçok farklı element ve esinlenme barındıran bir albüm . Arap/İran esintilerinden , 80'lerin Heavy Metaline ve tabii ki klasik müziğe kadar birçok uç noktayı birbirine bağdaştırmıştır . Albümde klavyenin yardımlarıyla klasik müzik enstrümanlarının Death Metale katılmasıyla oluşan çok güzel kısımlar var , mesela Ho Drakon Ho Megas ikilemesi - özellikle ikinci kısmın başı çok güzeldir . Bunun dışında, bu albümdeki vokal daha önceki albümlerdekinden nispeten daha iyidir , bu da Baal Reginon ve A Black Rose gibi şarkıları dinlenebilir kılar . Çünkü sağlam müziklere sahiptirler . Bu albümde klavyenin payı dahada fazladır - Symphoni Drakonis Inferni'de görüldüğü gibi . The Ritual Dance of Yezidis diye de bir enstrümantal bir şarkı var ve kötü değil , Procreation of Eternity yine dinlenebilir şarkılardan.

Lepaca Kliffoth



Ho Drakon Ho Megas'ın ardından klasik müziği kendine benimseyen grup iki opera vokalistiyle birlikte çalışır ve Lepaca Kliffoth'u 1995 yılında çıkartır .

Cast upon the nightheavens
Riding your desires
To be cast beneath the seas
Behind your sleeping mind

The Beauty In Black


Klavyenin artık gitar kadar söz hakkında sahip olduğu bu albümde artık müziğin Death Metal'den oldukça uzaklaştığı söylenebilir . Christopher bu albümde fazla Brutal Vocal yapmıyor , bazı şarkılarda fısıldıyor ve bazılarında sesi çıkmıyor . Müziklerdeki melodiklik olduğu gibi hissediliyor . Bu albüm bize Arrival of the Darkest Queen girişiyle The Beauty In Black adında bir şarkı sunuyor , ki bu şarkının daha sonraki bir çok şarkılarından daha iyi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim . Bunun yanında Evocation of Vovin, Black ve Darkness Eve gibi şarkılar da grubun geleceğini ve izleyeceği yolu gösteriyor . Albüm ile aynı adı taşıyan Lepaca Kliffoth ise dinlerken dinleyicisini farklı bir atmosfere sokuyor . Bu ve bundan sonraki albüm olan Theli'da grubun bateristliğini yapan Piotr Wawrzeniuk, Theli'da ve daha sonra diğer albümlerde konuk şarkıcı olarak bulunuyor.

Theli



Uzun süredir kafasındakini yapmak için gereken bütçeyi bu albümden sonra denkleştirebilen Christopher Johansson , sonunda gerçek enstrümanlar kullanarak bir senfonik metal albümü , Theli'yi 1996'da çıkarıyor.

The seven ones of Babel
Offer the grail of ecstasy
To open the Eye of Shiva
Through the great work of ecstasy

Cults of the Shadow


Albümde sonunda gerçek keman seslerini duyabiliyoruz . Yapmak istediğini gerçekten iyi yapıyor Chris ve ortaya grubun o ana kadarki açık ara farkla en iyi albümü çıkıyor . Klasik müziğin yanında gitar kuvvetini kaybetmiyor , hatta Theli gitar ağırlıklı bir albüm . Şarkı sözlerinde , Ho Drakon Ho Megas ve Lepaca Kliffoth'ta oturmaya başlayan gelenek bu albümden itibaren şeklini buluyor ve çok az değişikliğe uğruyor . Çeşitli mitoloji ve doğaüstü efsanelere göndermelerle dolu , ilgi çekici ve karanlık bir atmosfer şarkı sözlerinin temelini oluşturuyor . Özellikle To Mega Therion , Invocation of Naamah , Cults of the Shadow ve The Siren of the Woods kesinlikle dinlenmesi gereken , ne türlü olursa olsun ucundan metal dinleyen herkesin elinde bulundurması gereken Theli parçaları . Hatta albüm baştan sona kusursuz diyebiliriz . Opus Eclipse'de Senfonik Metal'de enstrümantal bir şarkının nasıl olması gerektiğini gösteren bir parça .

A'arab Zaraq Lucid Dreaming



Therion başarlıların ardından 10. yılını kutlamak için bir albüm çıkarma kararı alıyor ve A'arab Zaraq Lucid Dreaming 1997 yılında satışa sunuluyor .

Fly
Fly to the rainbow
Fly away
So far away

Fly to the Rainbow (Scorpions cover)


Aslında bu albüm Theli'ya sığmayan şarkıların Single CD'si olarak çıkması fikrinin geldiği son nokta . Albümün ilk iki şarkısı grubun kendisinin , Into Remembrance . Gerçekten hoş bir şarkı ve A'arab Zaraq Lucid Dreaming satışa sunulduğunda en sevilen Therion parçası ünvanını kazanmıştı . Onların ardından birer tane Scorpions (Fly to the Rainbow), Iron Maiden (Children of the Damned), Running Wild (Under Jolly Roger) ve Judas Priest (Here Come the Tears) coverları var . Albümde ayrıca Beyond Sanctorum'daki Symphony of the Dead'in kısaltılmış ve enstrümantal versiyonu ve Christopher Johnsson'un "the Golden Embrace" isimli bir film için hazırladığı Soundtrack parçalarının orjinal ve Theiron versiyonları bulunuyor . Dinlenmesi gereken yegane şarkı ise Fly to the Rainbow'un yeni hali , orjinalinden çok daha kulağa hitap eden ve orjinalinden daha iyi bir cover .

Vovin



Theli'ın ardından klasik müzikle devam eden grup 1998'de en iyi albümleri sayılabilecek Vovin'i çıkartıyor .

Key of night,
Open up!

Clavicula Nox


Grubun en iyi albümü denebilir . Güzel olmayan şarkı yok, güzel olan şarkı da yok . Şarkıların tümü muhteşem ve mükemmel diyebiliriz . Theli ve sonrasındaki tüm şarkıları gibi birbirinden farklı bir çok duyguya aynı anda sürükleyen , korolarıyla insanı yükseltip kemanla uçururken gitarla yere vuran müziklerin kalitenin üst noktasına dayanması bu albümde gerçekleşiyor . Gitar ve klasik müzik arasındaki denge inanılmaz , müzik çok kaliteli ; ne Theli'deki gibi gitarların ağırlığı, ne de Deggial'daki klasik yoğunluk mevcut . Albümde dinlenmesi gereken şarkıları söylemek gerekirse Wine of Aluqah ve Clavicula Nox denebilir . The Rise of Sodom and Gomorrah'ı ise bir Therion klasiği olarak dinlemelisiniz . Çoğu Therion hayranı bu parçaya "milli marşları" olarak bakar .

Crowning of Atlantis



Vovin'in ardından bir EP çıkartmaya karar veren grup , yapımcının isteği üzerine mini-CD'ye bir kaç şarkı daha ekleyerek tam bir kayıt haline getirir ve Crowning of Atlantis 1999'da çıkar .

Thor the mighty, Thor the brave
Crush the infidels in your way
By your hammer let none be saved
Live to die on that final day

Thor (Manowar cover)


Vovin'e girmeyen iki şarkı ve Deggial'e girecek bir şarkı , üç tane cover ( Manowar - Thor , Loudness - Crazy Nights , Accept - Seawinds ) ve üç tane de Live kayıttan oluşan , grubun tesadüfen bir asıl albüm olmuş bir albümü Crowning of Atlantis . Bir de Clavicula Nox'un orjinali kadar güzel , female yerine male vokalli , piyanoyla desteklenmiş yeni bir versiyonu vardır ki , o da dinlenmelidir . Crowning of Atlantis parçasıda çok başarılıdır . Thor parçasının ayrı bir havası var . Seawinds çok dinlendirici . Bunun dışında çok da üstünde durulası bir albüm değil , özellikle Deggial yoldayken .

Deggial



Grubun müziğinde klasik müzik Vovin'den sonra iyice ön plana çıkar ve Deggial 2000 yılında ortaya çıkar .

Deep in the wood, in the dark, there's a way
Follow this path and you'll meet a strange crowd

Via Nocturna [the path]


Kemanların yanında üflemeli çalgıların da bulunduğu bu albüm Therion'un klasik müzik açısından en zengin albümü . Gitar albüm boyunca çok az yerde bir orkestranın yanında çalıyor izleniminden kurtulup kontrolü eline alıyor . Fakat bunun kötü bir etkisi yok . Gitarın yoğunlaşması , daha önceki Therion albümlerinden geçerli tarzdan uzaklaşmadan farklı olmasını sağlıyor . Ayrıca kemanların ve flütlerin müziği yönettiği şarkılarda gitarı da duymak farklı bir tat veriyor . Bütün şarkıların dinlenmesi gerektiği bir albüm yine , özellikle Via Nocturna , Seven Secrets of the Spinx , Eternal Return ve O Fortuna . Eternal Return'de, Via Nocturna'da uzunca girişleriyle insanı mest eden , albümün geneline uygun bir şekilde klasik ağırlıklı hoş şarkılar . O Fortuna ise Therion'un yorumuyla farklı ve güzel olmuş . Deggial ve The Invincible ise ayrı "destansı" parçalar ..

Secret of the Runes



Konsept bir albüm olarak çıkan ve İskandinav Mitolojisini işleyen Secret of the Runes , 2001 yılında satışa çıktı .

Spark in the nothingness
Heat of creation
Make the ice start to melt
Life wake up in the void.

Ginnungagap


İskandinav Mitolojisi'nin başlangıcı olan , evrenin yaratılmasından önceki boşluk anlamına gelen Ginnungagap'la başlıyor albüm . Onun ardından 9 ayrı dünyayı anlatan birer şarkı ve kapanışta albümle aynı isimli şarkıyla sonra eriyor . Bonus olarak bir ABBA (Summernight City) bir de Scorpions (Crying Days) coverları var . Konsept şarkılara değinmeden önce bu iki coverında birbirinden harika olduğna değinmek isterim . Konsept albüm olmanın getirdiği sıkışıklığı çok güzel bir şekilde bertaraf ederek güzel müzik yapmayı beceriyor grup ve elindeki her türlü malzemeyi paylaşıyor bizimle . Midgard , Asgard , Schwarzalbehneim özellikle tavsiye edilebilecek şarkılar , ama konsept albüm baştan sonra dinlenmedikçe zevki çıkmaz . Çünkü her şarkı başka bir olayı yani bu da demek oluyor ki başka bir duyguya sürüklüyor . Dinleyiniz .

Lemuria ve Sirius B

Lemuria



Secret of the Runes'tan sonra 2002'de grup bir Live albüm çıkartıyor ( Live in Midgard ) ve zorlu bir işe soyunuyor . Sirius B ve Lemuria , ikiz albüm olarak 2004'te beraber çıkıyor .

Eiwar, Eiwar, take an arrow from the sun
Abaris, pilgrim from the regions of darkness
Eiwar, Eiwar, bend the bow now and shoot now
Abaris, bowman, shoot an arrow from the sun

An Arrow From the Sun


Lemuria , kayıp Mu kıtasının diğer adı fakat bu Secret of the Runes gibi bir konsept albüm değil . Yine farklı mitolojik ve efsanevi konular üzerine şarkılar ve garip duygular içine sokan müzikler var . Typhon ve the Ships of Berik'te Chris'in tekrar brutal vokale döndüğünü ve bu sefer gerçekten iyi döndüğünü görüyoruz . İlk albümlerdeki gibi kulağı rahatsız eden değil , olması gerektiği gibi bir tona sahip . Şarkıların hepsi gerçekten çok güzel ve hepsinin ruhunuza kattığı ayrı bir duygu var . An Arrow From the Sun , Lemuria ve Abraxas çok yerinde ve çok güzel müziklerle bezeli iyi şarkılar . Özellikle Abraxas "tanrısal" denebilecek bir özelliğe sahip güzellikte . Bunun yanında Lemuria'nın "When the sailman's sailing away" diye başlayan melodisi çok güzel .

Sirius B



Into a fruitless desert, into a darker day
The world is falling down and the sun is painted grey
You hear no happy laughters, see only greedy grins
Kali is our mother and we're all into her play

Kali Yuga , Pts. 1


Lemuria'dan farklı , birbirinden ayrı albümler olduğu anlaşılabilecek kadar farklı bir albüm Sirius B . Lemuria'nın Vovin'dekine benzer dengesinin tersine , Sirius B bu yönden biraz daha Theli'a benziyor . Fakat bu onu Vovin'den daha iyi bir yere getiriyor . Lemuria'daki gibi bu albüm de Therion'un bir süredir (iki albümdür) sadece koro türü vokaller kullanmasının yanında solo vokale dönüş yaptığı bir albüm . Mats Leven, Piotr Wawrzeniuk gibi konuk şarkıcılar bu solo vokal işini yapmışlardır . Sirius B'de dinlenmezse ayıp olacak şarkılar ise , Voyage of Gurdjieff, the Khlysti Evangelist, the Wondrous World of Punt , Kali Yuga ve Dark Venus Persephone . Özellikle Voyage of Gurdjieff çok güzel , senfoni orkestrasıyla birlikte çalınışını canlı dinlemek istiyorsunuz .

Bir de şu var ki , grup biraz da "hayvanadam"lık edip bu son çift albümde toplam 171 müzisyenle çalışmıştır . Ciddi ve büyük bütçeli bir uğraşı söz konusudur . Grup diğer grupların aksine elinde olan her imkanı ve enstrümanı en iyi şekilde kullanıp dinleyicisine bu albümleriyle sunmuştur .

Gothic Kabbalah



The nectar and the bloodred wine, intoxicatate, expel the time
O' Hermes Trismegistos, Orpheus, Zarathustra, Pythagoras and Plato
Mediate her message!
Rise O' wise Venus, Rune Rediviva!

Adulruna Rediviva


Therion'un önceki albümlerinden çok farklı olarak Gothic Kabbalah'ta bass gitar öne çıkarken , neredeyse hiç semfonik enstrümana veya koroya rastlamıyoruz . Bir önceki albümlerinde yüze yakın solistle çalışan grup bu albümde sadece 4 vokalist ile çalışmış ve bayan vokalistler bu albümde çok iyi bir performans sergilememiş gibi görünüyor . Mats Leven üstün vokaller yaparken albüm Snowy Shaw gibi bir insanı kazandırıyor dinleyiciye . Albüm genel olarak can sıkmayan kendine has güzel parçalarla dolu ama tek fark Theli-Vovin-Deggial dönemindeki ritmler kendini progressive ritmlere bırakmış ve semfonik ögeler azalmış . Öne çıkan parçalar Son of the Staves of Time , TOF - The Trinity , Perennial Sophia , Wisdom and the Cage ve Adulruna Rediviva denebilir .
14  Diğer Konular / Oyunlar / Ynt: World of Warcraft : Ağustos 17, 2008, 05:27:59
ahah sonuçta warlockumu ve paladinimi 8/8 t6 yaparak end game oldum ahahah wratha kadar paydos

Lysel Darkspear Warlock-Afflication
Deptor Darkspear Paladin-Holy

güle güle wow yeni exp paketinde görüşmek üzere...
15  Diğer Konular / Heroes / Ynt: Heroes~ : Mart 30, 2007, 09:17:01
ben ilk szeonu bitirdim anlatıyım keyfinizi bozuyum mu xD  Hede Hödö
Sayfa: [1] 2 3