Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 21, 2008, 18:30:19  
   
 
 
   
 
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 23
1  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Yarın Belki Değişebilir : Ağustos 01, 2008, 12:15:16
Gerçekten sen mi yazdın çok gzl olmuş eline sağlık =)
Evet gerçekten ben yazdım bunu  Gülümseyen Beğenmene çok sevindim (: Yorum yazdığın için çok çok teşekkür ederim (:
2  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Çağrışım Oyunu : Temmuz 30, 2008, 19:44:13
söylemek istemiyorum Dil Çıkaran

kapı
3  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Çağrışım Oyunu : Temmuz 30, 2008, 18:16:34
Kan  Hede Hödö

Para
4  Diğer Konular / Not Defteri / Yarın Belki Değişebilir : Temmuz 30, 2008, 17:23:39
Yarın Belki Değişebilir
                "Yine hiç bir şey olmamış gibi devam ediyorsun hayatına. Sanki hiç olmamışım gibi, hiç var olmamışım gibi. Hatırlıyor musun peki; senin için döktüğüm göz yaşlarımı, söylediğim o güzel sözleri... Evet cevabın hep aynı ! Sadece kameralar karşısında gülebiliyorsun değil mi ? Hah ! Lütfen sadece sus ve izin ver konuşmama. Her zaman yaptığın gibi sözümü kesme. Bana bak !! Şu halime bak. Ne kadar acınası , zavallı biri olmuşum değil mi ? Neden ?! Neden böyle oldum biliyor musun ? Nerden bileceksin ? Yanımda bile değildin ! Sitemlerimi duymadın ki ! Sözlerimi ! Bir pez parçasıymışım gibi işin bitince kenera attın ! Senin için bir anlam ifade etmiyordum. O zaman bile ! Şimdi, bu haldeyken nasıl senin için bir anlam ifade edebilirim ? Sus ! Bana yalan söyleyebilirsin ama kendine söyleme !

                Kapımda dikilmiş özür diliyorsun. Neden ?! Pişman mısın ? Her zaman yarını bekledim ama her yarın beklediğim gün değilmiş ! Kaç ay geçti he ?! Kaç yıl ?! Neden şimdi umrundayım ? Neden o zaman değildim ? Cevap bulamıyorsun değil mi ? Çünkü verecek cevabın yok ! Defol git buralardan ! Hiç bir şey olmamış gibi tekrar hayatına devam et ! Benim öldüğümü düşün, yok olduğumu ! Ki öylede oldu. Ruhum benimle değil artık biliyorsun değil mi ?

                Dünyaya bak, beni böyle lanet olası bi yerde yalnız bıraktın. Lanet olsun ben bir kadınım. Benden ne bekliyorsun !! Ben sen değilim ! Ben çabuk  inciniyorum. Ruhum o kadar çok parçalandı ki kırıntılarını toplayamadım , toplayacak gücüm kalmadı. Oyunu kaybettim. Sen kazandın. Mutlu musun ? Ağlamaktan gözlerim acıyor. Ölümü bekler oldum sayende. O boş karanlığın içinde daha mutlu olurum belki he ??!! Kimseyi umursamadan karanlıkta kendi oyunumu oynarım. Sevgiyede ihtiyacım yok ! Sevdimde ne oldu ?! Yalnız, sorun bende, gidip b*k gibi bir herifi buldum ! Alınsan iyi olur ! Planın nedir ? Yine mi kullanıp kenera fırlatıcaksın ? hee ?! cevap - "

                Kapıda dikilen genç adam öyle bir bağırdı ki kadın sustu. Genç adamın elleri titrerken cevap verdi,

                "Hayatıma hiç bir şey olmamış gibi devam ettiğimi mi zannediyorsun sen ?! O zaman sandığımdan da aptalmışsın ! Her gün ne kadar acı çektim biliyor musun ? Sandığından daha fazla... Seninle ilgili hayatımda olup biten herşeyi hatırlıyorum. Hiçte acınası değilsin. Sen her zaman güçlüydün. Diğer kadınlardan daha güçlü ve zeki. Evet neden böyle olduğunu bilmiyorum ama bir daha böyle olmana izin vermeyeceğimide bilmelisin. Yanında değildim haklısın. Sen hiç gözümde değersiz olmadın. Senden sonrakileri sevdiğimi mi sanıyorsun ? Hayır, sen benim için çok şey ifade ediyordun, ediyorsun.

                Sana asla yalan söylemedim, söylememde. Asla böyle düşünme, asla ! Evet, pişmanım, pişman !!! Lanet olsun ! Biliyorum, o kadar zaman geçti ki. Ben bile inanamadım, inanmak istemiyordum. Kenara çekildim. Kaç ay insanlarla görüşmedim, konuşmadım. Sadece seni düşündüm, sadece seni. Çünkü her zaman umrumdaydın. O zamanda umrumdaydın, şimdide ! Verecek o kadar çok cevabım var ki soruların tükenir. Bıkarsın benden. Ve seni artık kırmak ya da parçalamak istemiyorum. Hiç bir zamanda istemedim, istemeyeceğimde.

                Dünyanın ne kadar b*ktan olduğunun farkındayım. Özür dilerim tamam mı ? Senden sadece beni affetmeni istiyorum tek istediğim bu, sadece bu. Oyunu ikimizde kaybettik ama elimizde son bir şans var, son bir şans... Aslında şuanda sadece sevgiye ihtiyacın var ama sen bunu reddediyorsun. Benim seni hiç sevmediğimi ve sevmeyeceğimi zannediyorsun ama hayır, sevdim de seviyorum da ! Kabul ediyorum lanet olası b*k gibi bir herifim ben. Hiç bir işe yaramayan b*k gibi bir herif. Planım sadece senin beni affetmeni sağlamak, tekrar beni sevmeni sağlamak tamam mı ? Seni asla kullanıp kenara atmayacağım. Sana değer vereceğim tamam mı ? Seni seveceğim. Hep seveceğim... Ama yinede beni affetmeyeceksen, çeker giderim bu ülkeden de dünyadan da yaşamdan da ! Beni anlıyor musun ? SENİ SEVİYORUM !!!"

                Genç kadın ona sorduğu, söylediği herşeye cevap veran adama; şaşkınlık, üzüntü ve acı dolu bakışlarla bakıyordu. Genç adam arkasındaki duvara yaslanıp başını öne eğdi. Derin bir nefes almaya çalıştı ama yapamadı. En sonunda dayanamayıp yere çöktü. Ellerini yüzüne gömdü ve genç kadının karşısında ağlamaya başladı. Genç adam o kadar içten ağlıyodu ki, kapının eşiğinde duran genç kadın onun başına çöktü ve yavaşça sarıldı. Uzun dakikalar boyunca aralarındaki tek ses genç adamın çaresiz hıçkırıklarıydı. Aslında genç kadın fark etmişti, hıçkırıkların içindeki; pişmanlığı, acıyı, hüznü... Onun yerinde kendisi olsa bu kadar şeye dayanamazdı, yoksa dayanır mıydı , onun için ? Genç adamın hıçkırıkları yavaş yavaş sona ererken, ona sarılan genç kadın, onu başından öptü. Adam yavaşça ondan sıyrılıp ayağa kalktı.

                "Beni affetmezsen seni anlarım. Biri bana bunları yapsa ve karşımda ağlasa... Böyle..Böyle davranmam."
                "Ben böyleyim işte kabul et (: . O kadar sinirden sonra beni böyle yapabilecek insan, sensin..."
                 Genç adam içtenlikle gülümsedi ve mırıldandı,
                "Bunca şeyden sonra, sana yaptığım bunca şeyden , sana çektirdiğim bunca acıdan sonra, beni affedebilir misin ?"
                "Aslında seni her zaman affettim, içimde küçük bir yerdi bağaran, haykıran ve o da yok oldu. Geri kalan tüm kalbim seni baştan affetmişti (: ."
                "Yani ? "
                "Yanisi, evet seni affedebilirim (: "
                 Genç adam şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırdı, bir an. Ama sonra karşısında,  gözleri umutla, aşkla, sevgiyle parlayan genç kadına sıkıca sarıldı ve fısıldadı ,
                "Herşey düzelecek!"


Her zaman affeder kırılan, kıran af diler ...
-ilham o kadar hızlı geldi ki bir an, ne yazdığımı, neden yazdığımı anlayamadım. Ama sonra , evet dedim, evet, güzel olacak. Ki gerçi sonu güzel oldu mu, iyi bitirdim mi ? hiç bilmiyorum ama ben sadece biraz içimi döktüm biraz isyan ettim. Sonra vicdanım yüreğime fısıldadı ; Sakın kapıyı kapatma ! Dediğini yaptım kapıyı açık bıraktım, O'nun için kapı her zaman açık olacak (: .
-Bunu yazarken sanrım üç şarkı arka arkaya defalarca çaldı. Heh; 3 Doors Down-Here Without you , Avril Lavigne-Tomorrow , Enrique Iglesias-Hero . Bunlar çalıyordu kaç kere çaldı bilmiyorum ama bunlar vardı (:
-Tim'ciğime itaf edeceğim bunu birde Chilekk'ime (: heh bide grubumuza (:



~~ Give me a little time
      Leave me alone a little while...
      Maybe its not too late~~

  Lucy Went
5  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Çağrışım Oyunu : Temmuz 25, 2008, 19:21:13
patonus  Hede Hödö bişi ifade etmiyor

hayat 
6  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Karar Ver -Tercihini Söyle : Temmuz 25, 2008, 18:55:47
Magnum Double Çikolatalı  Dil Çıkaran

Elf mi uzaylı mı ( ben elfleri sevdiğim için elf derdim bakalım siz ne diceksiniz  Gözlerini Deviren )
7  Diğer Konular / Genç Yazarlar Çetesi Barınağı / Ynt: Grup 2 ~ Efsane Kategorisi : Temmuz 21, 2008, 00:31:51
      
                
Üç Ruh

   Çok öncelerden insanoğlunun dünyada olmadığı zamanlarda, dünyanın en karanlık ,aklınızın alamayacağı derecede karanlık, köşesinde üç tane şetani ruh varmış. Bundan önce, Tanrı onlara bir görev vermiş fakat ruhlar bunu yapmayınca Tanrı tarafından sonsuza kadar cezalandırılmışlar. Ne yazık ki bu ruhlar tanrının cezasına aldırış etmeden dünyaya inmişler ve en karanlık köşesine yerleşmişler. Dünyaya insanlar gelmeden önce bu ruhlar dünyayı kendilerinin sanıyormuş. Tanrı bu davranışları üzerine dünyaya insanları indirmiş. Ruhlar buna çak sinirlenmişler. Kendilerini göremeyen insanların köylerini yakıp yıkmaya başlamışlar. Tanrı ruhların yanına bir melek yollamış. Melek ruhların diyarına geldiğinde aydınlığıyla etrafı yıkıyormuşcasına yürüyormuş. Melek ruhları görebiliyormuş. Ruhlar kendi tahtlarında oturuyorlarmış. Melek melodik bir şekilde konuşmuş,

   "Theodere, Ulysses, Woodrow, Tanrı sizlerin bir  bedene sahip olması kanısında. Ve benim aracılığımla da bunu yapacak. Size bir beden vereceğim, hiç yaşlanmayacaksınız. Vücudunuzda hiç bir bozulma olmayacak. Şimdi yerinizden kıpırdamadan bunu kabul edin bana zor kullandırtmayın."

   Melek sözlerini bitirdiğinde Theodere hırıltılı bir şekilde konuşmuş,

   "Bunda bir kazanç göremiyorum"
   "Kazancınız olmayacak. Şimdi sonkez soruyorum; evet mi hayır mı ?"

   Üç ruh kafa kafaya verip konuşmuşlar en sonunda Woodrow kararlarını söylemek için meleğe dönmüş ve mırıldanmış,

   "Kabul ediyoruz yani evet."

   Melek ellerini kaldırıp gözlerini kapatmış. Melodik sesiyle bir şeyler mırıldanmaya başlamış ama dedikleri duyulmuyormuş. Aniden gökyüzünden  Theodere, Ulysses ve Woodrow'un üstüne yıldırım düşmüş. Bu yıldırımlar üç ruha bir beden vermiş. Theodere; Uzun boylu, iri yarı, siyah saçlı ve siyah gözlü olmuş. Ulysses; Orta boylu , iri, Gecenin derinliklerine inmiş mavinin renginde gözleri ve siyah saçları olmuş. Woodrow; Uzun boylu, iri yarı, Koyu kahverengi saçları ve koyu kırmızı gözleri olmuş. Melek onları şöyle bir süzdükten sonra elini sallamış ve üç ruhun yanında üç tane siyah at belirmiş. Tekrar elini salladığında sol köşede üç tane zırh oluşmuş. Gri ve siyah tonlarının birleşmesiyle oluşmuş gibi görünüyormuş. Melek işinin bittiğini söyleyip ortadan kaybolmuş.

   Günler geçtikçe üç şeytani ruh bedenlerine alışmışlar ama ellerinden büyüleri alınmadığı için bir bakıma sevinçliymişler. Her geçen günde dahada güçlenip daha çok köyü rahatsız etmeye başlamışlar. Köylüler onlara, dünyaya inen şeytanlar veya tanrının sevmedikleri şeklinde isimler takmışlardı. Bu üç ruhun hoşunada gitmişti aslında... Bu dünyaya inen şeytanlar  söylentisi giderek yayılıyormuş. Birgün bu imparatorun kulağına gidince, imparator halkının tehlikede olduğunu ve tüm ordunu toplanmasını istemiş. Ordu iki hafta içinde en güçlü askerleriyle birlikte toplanmış. İmparator orduya söylentinin olduğu Garland kasabasına gitmelerini emretmiş. Ordunun oraya en azından üç buçuk hafta sonra ulaşacağını bilen imparator hızlı olmalarını ve en fazla iki haftada oraya ulaşmalarını emretmiş. Ordu hızla Garland'a doğru yola koyulurken bundan dünyaya inen şeytanların hiçbir haberleri yokmuş.

   Dünyaya inen şeytanlar iki hafta çerisinde bir çok yeri kara atlarıyla dolaşıp yüzlerce kişiyi katletmişler. Garland'a dönerlerken önlerinden geçtikleri kasabalara sataşmış ve yemeklerinden çalmışlar. Yemeseler bile kasabaların  yemeklerini çalarlarmış. Eğlenceli oluyormuş bu. En sonunda Garland'a ulaştıklarında on iki gün geçmiş. Bilmeseler bile ordu beş ya da daha az bir sürede orada olacakmış.

   Günler geçmiş  ve ordu nihayetinde gelmiş. ( tam iki hafta ) Ordunun komutanı Yale kasaba halkına dünyaya inen şeytanların nerede olduklarını sormuş ve bu cevabı verebilen sadece genç bir kız olmuş. Ordu söz edilen üç kişinin yerini öğrenince oraya doğru atlarını sürmüşler. Çok geçmeden dünyaya inen şeytanların heybetli mağralarına gelmişler. Theorede, Ulysses ve Woodrow siyah atlarının üstünde onları mağranın girişinde karşılamışlar. Bir an birbirlerine bakmışlar ve bir dakika geçmeden savaş başlamış. Dünyaya inen şeytanlar onlarca askeri tek başlarına öldürmüş ve ordu geri çekilmek zorunda kalmış.

   Gece dünyaya inen şeytanların mağralarından kahkaha sesleri yükseliyormuş. Tanrı bu olayı öğrendikten sonra onları cezalandırmak için aşağıya, insanların dünyasına, inmeye en azından sadece üç ruhun görebilmesini sağlayacak şekilde inmeye karar vermiş. Geceyi yaran bir gök gürültisüyle irkilen üç ruh, hiç bu kadar büyük bir gök fürültüsü duymamışlar. Ama mağralarından çıkıp gökyüzüne baktıklarında bunun sıradan bir gök gürültüsü olmadığını anlamışlar. Tanrı onlara usulca bakarken yavaşça konuşmuş,

   "Siz adınız herneise kendineze ne diyorsanız. Siz buraya, bu dünyaya laik değilsiniz. Bu dünyaya sadece keder ve hüzün getirebilirsiniz. Sizi bu dünya ve öteki dünya arasına göndereceğim ve bilin o dünyadan asla çıkış yoktur. Ne yaparsanız yapın asla ordan kaçamazsınız."

   Tanrı belli olmayan bir bilek hareketyle üç ruhun yanında boş bir kara delik yaratmış ve ruhları o deliğe savurmuş. Daha sonra Tanrı kendi katına çıkmış ve  dünyayı izlemeye koyulmuş.

   Garland artık dünyaya inen şeytanlar tarafından rahatsız edilmemenin rahatlığını yaşarken, aslında tüm kasaba onların gerçek şeytan oluduğunu biliyormuş ve bu hikaye oranın efsanesi olarak nesilden nesile , içine dahada gizemli şeyler karıştırılarak anlatılmış...

____________________________________________________________
Evet ben şimdiden yollayayım dedim yarından itibaren iki hafta yokum Hede Hödö Girsemde bilgilerimden çok uzak olacağım için koydum hemen... Ve tamamen aklımdan uydurduğum bir efsane =) Şimdiden okuduğunuz için teşekkür ederim (:
8  Diğer Konular / Genç Yazarlar Çetesi Barınağı / Ynt: Yorumlar ~ Grup 3 ~ Tragedya : Temmuz 21, 2008, 00:16:51
felix felicis;
Alıntı
ilk deneme icin gayet basarili.
Böyle düşünmene sevindim sağol (:

Alıntı
bazi seyler goze batsada hic onemli degil =) bence bu ilkse diger yazacaklarin cok daha iyi olacak 

Evet, Diğer yazılarımda hiç bir şeyin göze batmaması için çalışıp elimden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışacağım (:

Hey Ho Lou;
Alıntı
bence bir Yunan kralının oğlunun adı Jason olmamalıydı.
Neden ki ? Benim hoşuma gitmişti ama ?  Gözlerini Deviren

Alıntı
Olaylar çok hızlı geçilmiş, trajedi yazılarına uygun mu emin değilim.
Evet malesef öyle oldu olayları hızlı geçtim, geçmek zorundaydım...

Alıntı
Açıklamadaki şeylerden dolayı sanırım Yunan mitolojisinden yararlandın. Güzeldi, hoştu ama Tanrı olmayı bence yeterince iyi anlatamamışsın. Belki aceleye geldiğinden ve ilk trajedi denemen olduğundandır. Normaldir. Olağan bir şey.
Evet, Hem açıklama yüzünden hem de sevdiğim için Yunan mitolojisini kullandım. Evet  Tanrı olmayı iyi anlatamadım. Sanırım Tanrı olmayı bilmediğimden  Dil Çıkaran Ama evet iyi anlatamadım. Kısa kestim. Öylece bıraktım, farkındayım. Evet eceleye geldiği için aslında her şeyi kısa kesmek zorunda kaldım . Ehe Sağol anladığın için (:

Alıntı
Durup dururken Tanrı olmayı istemez ya insan, neden istediğini falan da anlatmalıydın bence. Ayrıntılı olmalıymış.
Ah, evet bak bunu düşünmemiştim. (Dürüst olalım değil mi ? ) Neden tanrı olmak istediğini anlatsaymışım daha da güzel olurmuş , evet.

Alıntı
Bundan bir tiyatro oyunu olur mu? Olur niye olmasın, çok da güzel olur bence. Ama elden geçmesi gerekir, daha çok konuşma gerekir. Senaryo gibi yazılmamış, sadece bir taslak çıkarılmış gibi.
Bunun tiyatrosu olur mu hiç bilmem ama ben arnaya Tragetyanın o sayfadaki halini anlamadığımı ve bana anlatmasını rica etmiştim. Ve bana bunu öyküleştireceiğimizi söyledi ben onun dediğini yaptım ya da dediğinden anladığımı  Hede Hödö

Alıntı
Gülümseyen Ama seni suçlamıyorum elbette, ben de tam olarak bilmiyorum Trajedi nasıl yazılır vs. Araştırma yapmak için pek vaktin olmamış olabilir elbette.

Teşekkür ederim anlayışlı olduğun için ve evet, araştıracak vaktım olmadı  Hede Hödö

Alıntı
Gülümseyen Son güzel, kötü sonları seviyorum.
Ehe bende kötü sonları seviyorum.. Sanırım onun için böyle bitti sonu  Gözlerini Deviren 

Alıntı
Ve düzeltme okuması. Pek çok kez yapılmalı. Tavsiyem önce kağıda yaz, bilgisayara geçirirken ister istemez bir düzeltme okuması yapmış oluyorsun. Sonra istersen bir kaç kez daha yaparsın okumayı.  Gülümseyen
Kafama kazıdım zaten düzeltme okumasını. Unutmam bir daha Gözlerini Deviren Ve kağıda yazdığım zaman defterde fazla gözüken şey bilgisayarda az gözüküyor Hede Hödö Bunu için deftere yazmayı pek sevmiyorum Hede Hödö Ama yinede tavsiye için sağol. Okuduğun ve yorum yaptığın için sağol (:
9  Diğer Konular / Sohbet / Ynt: Reklamcı : Temmuz 10, 2008, 14:49:37
Waow ! Anlatılmak isteneni hemen anlıyor insan .. Gözlerini Deviren Wihuuw ne diyeceğimi şaşırdım  Gözlerini Deviren Etkilendim kısaca (: Çok teşekkürler bizimle paylaştığın için  Aww
10  Harry Potter Konuları / Gazete / Ynt: İşte Yaxley (Ölüm Yiyen / Melez Prens) : Temmuz 10, 2008, 14:35:18
Bu.. Aha.. *Bir an hayalleri söner* Puff... Çok kıl biri gibi duruyor Dil Çıkaran Ama ölüm yiyen olacak kıl olması iyi olmuş Hede Hödö Fakat hayellerimizdeki Yaxley  değil   Hede Hödö  Acayip
11  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Karar Ver -Tercihini Söyle : Temmuz 08, 2008, 15:44:43
Elbette  chester

buralardan gitmek mi yoksa kalmak mı ?
12  Diğer Konular / Kulüpler / Ynt: Severus Snape Hayran Kulübü : Temmuz 08, 2008, 15:33:27
aramıza hoş geldin çatalağız_kız   Dil Çıkaran bir severus seven daha Âşık
13  Diğer Konular / Müzik / Ynt: Avril Lavigne : Temmuz 04, 2008, 17:47:31
Ahh ahh!!! nerde o eski , asi avril şimdi hanım hanımcık bir kız oldu  Gözlerini Deviren sevmedim ben bu yeni halini eski hali yeni halini ezip geçer .  Hede Hödö Nedir o pembeler yakıştıramadım ben ona  Hede Hödö eski hali gözümün önünde canlandıda... Ahh !! ahh!!! Diyecek fazla bir şey yok aslında >=/

Ayrıca sarıda yakışmış ama.... Bilmiyorum ya  Hede Hödö eski haline dönsün bence . hemen !!!
14  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Tuttu? Tutmadı? : Temmuz 04, 2008, 17:13:50
evett !! severim keretayı  Dil Çıkaran

Alttaki banu alkandan nefret ediyo ?
15  Diğer Konular / Sıra Sende / Ynt: Harry Potter Kısa Cevap Oyunu : Temmuz 04, 2008, 17:09:08
hermione = aa şey ben fırını ocakta unuttum  Dil Çıkaran

Harry = Voldy bozuntusu!! o kediyi öldürürsen bende kendimi öldürürürüm !!!
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 23