Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Temmuz 07, 2008, 00:52:13  
   
 
 
   
 
  Mesajları Göster
Sayfa: 1 [2] 3 4 5 ... 7
16  Diğer Konular / Not Defteri / Ynt: Ölme Benden Önce : Mayıs 06, 2008, 20:50:52
gerçekten çok güzel olmuş insan hep öyle birini hayal eder onun geleceğini düşünerek hatta emin olarak yaşar:)
17  Diğer Konular / Geveze / Ynt: Dünyanın En Pahalı Evi : Mayıs 06, 2008, 20:45:38
tek kelimeyle gözleri doysun!!  acaba kendi koca binalarının gölgelerinde solan insanlardan haberleri varmı bunların:/
18  Harry Potter Konuları / Kitaplar / Ynt: en çılgınca ne yaptırdı? : Mart 16, 2008, 18:08:01
bende sırlar odasını izlediğimde evdeki bütün musluklardan sırlar odasını aramıştım bide fen dersinde deney için asalara benzeyen ebonit çubuklar vardı daha küçüktük btn sınıf wingardium leviiiiosa diodu ben de diodum leviiiosa deil levioosa diodum Sırıtan
19  Diğer Konular / Üye İlişkileri / Ynt: Dame : Mart 07, 2008, 18:27:22
Adını çok beendim(adaş olduğumuzdan büyük ihtimal   Hede Hödö )
20  Diğer Konular / Müzik / Ynt: Sadece 3 seçiminiz war =) : Şubat 17, 2008, 15:31:53
ıncubus- dig
Piiz_ vazgeç gönül
Kurban_ Kara tıoprak (gerçi kurbanın hangi şarkısından bıkar insan Sırıtan )
21  Harry Potter Konuları / Kitaplar / Ynt: Fred Ve George Şakaları : Şubat 17, 2008, 15:24:46
ilk kitaptaydı galiba  ginnye üzülme okudan bi kulozet kapağı göndeririz demeleri bide neden adımızın başharfini kazağımızda var hepimiz biliyoruz onun adı gred benim adım forge demesi Hede Hödö
22  Diğer Konular / Geveze / Ynt: 60 saniye izleyin ve sihri görün...(gerçekten çok güzel) : Şubat 17, 2008, 15:19:28
çok gzel sanki elimin ortasında parlayan bi yıldız yanıp sönüo gbi Kahkaha
23  Harry Potter Konuları / Kitaplar / Ynt: Hp'de En Sevdiğinis Aile? : Şubat 17, 2008, 15:12:30
weasleylere baktım da çok devasa göründü gözüme Hede Hödö çok tatlı bi asile sadece fredle george bile yeter Aww
24  Harry Potter Konuları / Gazete / Ynt: Jo Yeni Bir Umut Yeşertti : Şubat 17, 2008, 15:06:40
gerçekten biz okurken bile çok bağlanıyoruz seriyi bitirmek onun için baya zor olmalı Göz Kırpan
25  Harry Potter Konuları / Oyuncular / Ynt: Yeni Bellatrix Bulundu : Şubat 16, 2008, 19:24:47
bence bellatrix yiydi ya ama bu kadında gzl canlandırabilir  Göz Kırpan
26  Diğer Konular / Müzik / Ynt: Kurt Cobain'in son notu... : Şubat 16, 2008, 19:19:09
zaten bi insan kendini üç kefa öldürmeye yetecek kadar eroin aldıktan sonra pompalı tüfekle nasıl vursun hadi farzedelim ki vurabiliyor zaten ölecek niye yapsın ki bana kalırsa intihar falan değil Kızgın  <.<
27  Diğer Konular / Müzik / Ynt: Eurovision 2008 : Şubat 16, 2008, 19:06:36
zaten eurovisionda şarkıya mı bakılıyor ki artık ülkenin siyasi konumuna göre herkes çıkarı olan ülkeye veriyor oynu Kararsız
28  Diğer Konular / Not Defteri / Gizli Boyut(1. Bölüm) : Şubat 15, 2008, 19:04:13
Seride 4 arkadaşın başından geçenler ve öğrendiği gerçekler anlatılıyor, Umarım beğenirsiniz Gülümseyen



GRUBUN ÜYELERİ

Ezgi
14 yaşında. Gökçe ile çok yakın arkadaş.Dalgalı, simsiyah saçlara, kahverengi gözlere sahip.
Özellikleri:
Aşırı sportif, güçlü, korkusuz
Hobileri:
Spor, spor, spor…

Gökçe
14 yaşında. Kumral, küt saçları, ela gözleri var. Boyu çok uzun. Bu onu çok rahatsız ediyor.
Özellikleri:
Çok titiz ve dalgın, okulda, evde ve grupta kurallara hiç takmaz, dediğim dedik bir kız
Hobileri:
Bulmaca,şifre çözmeyi çok seviyor. Gizemli olaylara gözünü kırpmadan atılıyor.



Damla
15 yaşında. En rahatsız olduğu özellikleri bellerine kadar dökülen kıvırcık, kızıl saçları, çilleri ve gözlükleridir. Zeytin yeşili, iri gözleri var.
Özellikleri
Çok çalışkan, zeki bir kız. Dış görünüşüne fazla önem vermez.
Hobileri:
Müzik tek eğlencesidir.Piyano ve gitar çalar. Ayrıca kitap okumayı ve yazı yazmayı sever.
 
 Begüm     
 
15  yaşında ve Damla ile çok sıkı arkadaşlar. Sapsarı saçları ile lacivert gözleriyle dikkat çeken bir kız.
Özellikleri
Süsüne ve görünüşüne çok önem verir.
Hobileri:
Kuaföre gitmek, alışveriş yapmak, doğa  fotoğrafları çekmek

İpek ( İpoş ya da İpo)

Açık gri  tüyleri , simsiyah gözleri var. Kafasının üstünde beyaz bir leke var.

Özellikleri
Arkadaşlarına sadık, alıngan

1. Bölüm :YENİ ÖĞRENCİ
   
   Hava bunaltıcı derecede sıcaktı. Öğrenciler dersten tamamen kopmuşlardı. Pencereden içeri esen küçücük bir meltem bile sınıftakilerin oh demesine neden oluyordu.
   Begüm  defterini yelpaze gibi sallıyor, serinlemeye çalışıyordu. Öğretmenin hangi konudan bahsettiğinin bile farkında değildi.
   Damla öğretmene odaklanmış, pür dikkat onu dinliyordu.
   Öğretmen ise  çocukların aklına bir şeyler sokabilmeye çalışıyordu ama kendi de bezmiş durumdaydı.     
      Sonunda zil çaldı ve  öğrenciler için işkence bitti. Damla ve Begüm  eşyalarını toplayıp bahçeye indi. Begüm:   
-Bizimkiler geliyor.
Ezgi ile Gökçe onlara doğru yürüyorlardı. Beden dersleri olduğu için yorgun  görünüyorlardı. Ezgi zafer edasıyla gülüyordu:
- Merhaba kızlar. Nasıldı ders?
- Eh işte. Sizin?
- Voleybolda üç seti de biz kazandık. Süperdi. Deme Gökçe? Gökçe önemsemez bir şekilde
- Ya öyleydi.Akşamüstü Rüzgargülü’nde buluşalım mı? Göstereceklerim  var size. Akşam orada kalırız. Zaten yarın hafta sonu.
- Olur, diyerek anlaştılar kızlar.
Rüzgargülü onların gizli buluşma yeriydi. Aslında fazla gizli sayılmazdı.Ezgi’nin dedesinin bir tarlası vardı. O öldükten sonra tarla hiç kullanılmamış, bomboş kalmıştı. Kızlar da gruplarını kurduklarında buraya bir ağaç ev yaptırmak istemişlerdi. Ezginin ailesine, oturacak, sohbet edecek bir yerleri olmadığı için bunu yaptırmak istediklerini söylediler. Ailesi kabul edince bir marangoza küçük  bir kulübe yaptırdılar. Büyüklerin yardımıyla bunu bir ağaç eve dönüştürdüler. Eski kullanılmayan birkaç eşya koydular. Hatta süslemek için kulübenin üzerine rüzgargülleri yapıp koydular. Bu yüzden oraya Rüzgargülü diyorlardı. Rüzgargülü’nün bir de bekçisi vardı tabi. Bir köpek.  İsmi de İpek’ti. Bunun da bir hikayesi var ;
Bu grubun eskiden bir üyesi daha vardı. İpek. İpek’in babası öğretmendi. Ankara’ya tayini çıkmıştı. İpek arkadaşlarından ayrılınca Seda’nın aklına bir fikir geldi. Köpeğin ismini İpek koydular. Köpeği de grubun bir üyesi saydılar. Böylece İpek gitmiş olsa da hala grupta bir İpek olacaktı. Bu yüzden köpeğe İpo diyorlardı.
   Saat dört gibiyken kızlar bisikletlerine binip Rüzgargülü’ne gittiler. Hava serindi.     Renk renk rüzgargülleri fırıl fırıl dönüp etrafa neşe saçıyordu. İpo,  oraya doğru gelen kızları görünce     bir o yana bir bu yana koşmaya, sevinç çığlıkları atmaya başladı. Sonra kızlara doğru koştu. Begüm’ün bisikletinin önünü kesiyordu. Begüm  ona çarpacakken köpek kaçıyordu. Kız çarpmamak için bisikletin direksiyonunu kırıyor, düşmemeye çalışıyordu.
- Ayy dur İpo. Ezileceksin şimdi, diye bağırıyordu. Damla bisikleti bahçeye bıraktı. Çantasını yere atıp İpo’ ya  sarıldı. İpo kızın yüzünü yalıyor, Damla gıdıklanıp güldükçe daha çok yalıyordu.
   Gökçe, Damla’nın çantasını yerden alıp Rüzgargülü’ne çıktı. Eşyaları yatakların üstüne attı. İpo’ yu sevmeye gitti. O gelince Damla köpeği bıraktı. Yüzünü yıkamak için motoru çalıştırdı. Ezgi’nin dedesi tarlayı sulamak için oranın yukarısındaki kaynaktan motorla su getiriyordu.Kızlar Rüzgargülü’ne geldiklerinde su ihtiyaçlarını buradan karşılıyorlardı.
   Begüm  bisikletleri çitlere kilitledi. Çantasını yukarı çıkardı. Gökçe:
- Etraf çok tozlanmış. Bir haftadır buraya gelmediğim belli oluyor. Hastalığımdan istifade temizlik yapmamışsınız. Şimdi sayenizde sabaha kadar temizlik yapmak zorundayız.
- Valla senden başka rahatsız olan yok. İstersen kendin temizlersin etrafı.
- Hadi ya! Ezgi içeriye girince kavga etmeyi bıraktılar. Ezgi:
- Gökçe , ne göstereceksin? Lütfen söyle.
- Damla da gelsin öyle.
- Damlaaaa! Nerdesin kızım ya!
- Geldim. Hadi ne gösterecekseniz gösterin. Daha yapacağım bir sürü ödevim var.
- Aman inekliği tuttu yine.
- Ha ha ha. Çok komiksin, diyerek Ezgi’ye yüzünü ekşitti. Gökçe:
- Kesin kavgayı da şuna bakın,dedi Çantasından bir poşet çıkardı. İçinde tahta bir kutu vardı. Kutunun bir tarafından küçük bir dişli çarkın yarısı çıkmıştı. İçinde üç tane dişli çark olan bu kutu bir çeşit anahtardı. Üzerinde minik harflerin olduğu tuşlar vardı. Beş harfli bir şifre vardı. Doğru harfleri tuşladıkça küçük bir dal kutunun içine doğru giriyor, şifre tamamlanınca çark sistemini çalıştırıyordu.En son çark dönünce sistem duruyordu. Begüm  ve Ezgi bir şey anlamamış, saf saf bakıyorlardı.
- E ne işe yarayacak bu şimdi?
Damla:
- Hala daha anlamadınız mı? Bu bir çeşit anahtar. En son çark dönünce kapının dili içeriye giriyor, kapı açılmış oluyor. Normal anahtardan daha güvenli. Çünkü şifreli. Gökçe, sen bir dahisin.
- Sağ ol ama bunu dershanedeki fizikçiye söylemen daha doğru olur. Begüm  gözlerini iri iri açıp:
- Ne yani?Grubumuzu , Rüzgargülü’nü, her şeyi dershanedeki fizikçiye mi anlattın?
- Tabi ki hayır.  Öğretmene  icat yarışması olduğunu, yarışma için fikrimin şifreli anahtar yapmak olduğunu söyledim. O da bu konuda bana yardım edebileceğini söyledi.
- Yani şifreyi öğretmen biliyor.
- Maalesef  evet ama onun bilmesi önemli değil ki? Hem o, kutuyu çoktan yarışmaya gitti sanıyor. Şaşkınlıkla konuşulanları dileyen Ezgi sonunda konuştu.
- Peki şifre ne?
- Ben de ne zaman soracaksınız diye bekliyordum. Şifre “G.E.D.B.İ” 
- Gedbi mi? O da ne demek?
- İsimlerimizin baş harfleri.
- İyi de “İ” harfi ne oluyor? Damla:
- İpek’in İ’si. Çok iyi düşünmüşsün. Birisi şifremizi çözmek istese aklına ilk baş harflerimizi yazmak gelirdi herhalde. Ama İpo’yu hesaba katmazlardı. Çünkü kimse bir köpeğin grubumuzun üyesi olduğunu düşünmezdi. Hem şifrenin kaç haneli olduğunu da kolay kolay anlayamazlar.
- Eee bunu nasıl takacağız? Gökçe:
- Araç-gereç kutusundan  kapının eski kilidini sökmek için bir tornavida, kutuyu ölçmek için cetvel, kulübenin tahtasını kesip kutuyu yerleştirmek için de bir testere verirsen rahatlıkla takarım. Biz Damla’yla bunu yaparken siz de İpek’i besleyin. Maması çantamın arka gözünde, dedi Ezgi ile Begüm’e. onlar köpeği beslerken Damla malzemeleri getirdi.
- Damla sana bir şey anlatacağım.
- Anlat.
- Bizim sınıfa yeni biri geldi. İsmi Hande.
- Biliyorum. Begümler’ in apartmanında oturuyorlarmış.
- Öyle mi!
- Evet. E n’olmuş ona.
- Hiiiç… Fazla kanım kaynamadı ona. Sinir bozucu biri. Derste dik dik Ezgi’yle bana bakıyor. Ezgi’ye söylüyorum. “ Sana öyle gelmiştir ”diyor. her şeyi benden buluyor. Arkasında oturuyorum ya…
- Boş ver. Bence Ezgi haklı.
- Bilmiyorum. Kızlar konuşurlarken bir yandan da anahtarı kapıya taktılar. Denemek için kapıyı kapattılar. Şifreyi yazdılar. Kilit “tak” diye bir ses çıkardı ve kapı açılıverdi. Kızlar sevinçle el çırptılar. Damla:
- Evde hepimize yetecek kadar tost hazırlamıştım. Bahçeyi hazırlayıp orda yiyelim.
- Olur.
Ezgi’nin dedesi ölmeden önce bahçeye fasulye,domates,nohut gibi sebzeler ekerdi.bir de kocaman bir erik ağacı vardı. Bakımı çok iyi yapıldığı için her sene çok tatlı erikler verirdi.
Çocuklar dedenin yokluğunu fırsat bilip ağaca çıkar, ceplerini ağzına kadar doldurup kaçarlardı. Dede onların yaptığını anlardı ama anlamamış gibi yapardı. “Yaramaz çocuklar. Yine eriklerimi çalmışlar. Yapanı bir bulsam bacaklarını kıracağım” derdi. Sonra çocuklara döner, “siz gördünüz mü onları” diye sorardı. Çocuklar hep bir ağızdan “yoooo” diye başlarını sallarlardı. Dede arkasını dönünce kıs kıs gülerlerdi.
   Dede ölünce bahçe bakımsız kaldı. Ezgi’nin babası  ağacı birkaç kez budamıştı ama iş bununla bitmiyordu. Yabani otlar her tarafı sarmıştı. Çocuklar ağaç evi  yaptırdıktan sonra yabani otları temizleyip bahçenin birkaç yerine gül diktiler. Begümler’in eski masasını bahçeye koyup etrafına renkli çiçek diktiler.İpek’i beslemeye geldiklerinde çiçekleri de suluyorlardı. Zamanla güller büyüdüler.Bahçede oturup temiz havayı solumak, çiçeklerin rengiyle uyumlu rüzgargüllerinin ahenkli dansını izlemek en büyük zevkti kızlar için…
   Damla ile Gökçe masayı hazırladılar.Ağaç evdeki florasanı bahçeye çıkarıp etrafı aydınlattılar. İpek yiyeceklerin kokusunu alınca masaya doğru koşturdu. Kızlar da onun peşinden… hepsi kurt gibi acıkmıştı. Yuvarlak masaya karşılıklı oturdular. Ezgi:
_ Ellerine sağlık Damla. Benim kadar olmasa da güzel yapmışsın,dedi kibirli kibirli.
_ E madem benden güzel yapıyorsun bir gün seninkileri de yiyelim. Kızlar kendi aralarında gülüşürken Begüm  gözünü eriklere dikmişti:
_ Ay Ezgi şunlardan biraz alsak tontiş dede anlar mı? Ezgi’nin neşesi birden silindi yüzünden. Kızlar gülmeyi bıraktılar. Begüm dediğinin farkına vardı.
_Özür dilerim Ezgi. Böyle demek istemedim. Ezgi üzüldüğünü belli etmemeye çalışarak
_ Tostlarınızı bitirdiyseniz geçen ki gibi korkunç hikayeler anlatalım. Begüm  :
_ Olmaz gece rüyalarıma giriyor, dedi yüzünü buruşturarak..Damla da başını sallayarak Begüm’e katıldığını söyledi. Gökçe alaylı tavırla:
_ Aman bırak Ezgi, bebekler korktu.
_ Niye canım fena mı olur şöyle cin çağırsak, biliyor musunuz bir kız öyle cin çağırmış da    tam 80 yıl başı beladan kurtulmamış, dedi gözlerini kocaman açarak. Tam o sırada çalılar kıpırdadı. Kızlar çığlık atıp köpeğin yanına koştular. Gökçe:
_ Kim var orda,dedi. Sesi korkudan boğuk çıkıyordu. Çalılardan yine ses geldi. Bu sefer eline bir sopa aldı.çalılara doğru yavaşça yürüdü. Sopayı çalıların içine soktu. İçinden bir kedi fırladı.Kızların hepsi korkuyla bağrıştılar. Sonra birbirlerine bakıp komik hallerine gülmeye başladılar…





29  Diğer Konular / Geveze / Ynt: Babamı Dinliyorum Gözlerim Kapalı : Şubat 14, 2008, 23:59:15
uhaha koptum süper olmuş Dans  Boogie
30  Yönetim / Duyuru Panosu / Ynt: Özel Forum Başvuruları : Şubat 14, 2008, 00:47:32
kezban - 15
Sayfa: 1 [2] 3 4 5 ... 7