Larindelin Urdaé(Suyun Ağacı) BÖLÜM 2:Kırık Gözlük(1000 yıl sonra...) Yaz ayları,artık eskisinden çok daha sıcak geçiyordu.Bu sıcak günlerde,yapılabilecek teş şey yüzmek yada klimayı açıp evde uyumaktı.Ama bunların ikisini de yapmayan birileri vardı.Arkadaşları sahilde gülüp oynarken,iki kardeş evlerinin balkonundan arkadaşlarını seyrediyordu yalnızca.Oturdukları site ve deniz kenarındaydı ve sahille arasında sadece birkaç araba yolu vardı.Orda oturup neşeyle yüzen insanları seyredip hiç konuşmadan günlerini geçiriyorlardı.Bu iki kardeşin böyle durgun olmasının sebebi 2 hafta önce anne babaları sandıkları insanların aslında gerçek anne babaları olmadığını,kendilerinin de evlatlık olduklarını öğrenmeleriydi.Onlar için korkunç bir şok olmuştu.Kız olan Derya,odasına çekilip ağlamış,erkek kardeşi Metin de balkona çıkıp saatlerce orda öylece ifadesiz bir suratla oturmuştu.İkiside 15 yaşındaydı.Ve ikiside korkunç bir dönem geçiriyordu.Tek bildikleri birbirlerinin kardeşleri olduklarıydı.O günden itibaren sabah erkenden balkona çıkıp,gece geç saat te yataklarına dönmüşlerdi.Derya kulaklıkla müzik dinlemiş,Metin ise sadece kitap okumuştu.
Yine o balkonda geçen günlerden birisiydi.Metin kafasını kitaptan kaldırdı:"Sence bundan sonra ne olacak?".Derya bütün hafta boyunca Metinin tuhaf ve saçma sorularına "Kes sesini" şeklinde cevap vermişti.Birbirleriyle pek anlaştıkları söylenemezdi.Kulaklıklarını çıkarıp bıkkın bir sesle sordu:
"Ne?"
"Sence bundan sonra ne olacak?"
"Nerden bileyim"
"Yani burda mı yaşayacaığız?"
"Başka biyerde ev satın alacak kadar paran yoksa,evet burda yaşayacağız."
"Balkondan bahsediyordum..."
Konuşmaları balkon kapısının açılmasıyla bölündü.Gelen 15 yıldır babaları bildikleri Murat Bey di."Hadi gelin,yeme yiyoruz"dedi.Ancak ikisindende "Aç değiliz" cevabının geleceğini biliyordu.Öyle oldu da.Murat Bey hiç ısrar etmeden arkasını dönüp içeri girdi ve çocuklar yine o bildik diyaloğu duydu.Lafa herzamanki gibi Anneleri(sandıkları) Leyla hanım başladı:
"Gelmiyorlarmı yine?"
"Sence?"
"Bırakta ben konuşayım,böyle olmaz."
"Zamana ihtiyaçları var..."
"Zamana ihtiyaçları varmış,pis yalacılar!".Metin aniden doğruldu.Ayağa kalkarken gözlüğünü düşürdü."Derya,duydun mu?!"Derya sarı saçlarını gözlerinin önünden çekerek ayağa kalktı;"Neyi?"."Birisi babamı taklit etti sanki,kız sesi gibiydi"dedi Metin endişeyle etrafına bakınırken.Derya büyük bir of çekerek yerine oturdu tekrar ve bıkkın bir sesle konuştu:"Üst kattaki o sakin,yaşlı kadın kafayı yeyipte hala "babam"dediğin şahısı taklit etmeye karar vermediyse-ki vermemiştir,deliriyorsun.Ve bir de gözlüğünü kırdın".Metin eğilip gözlüğünü aldı.O da oflayarak yerine oturdu"Bunsuz hiçbirşey görememki,birdaha gözlükçüye gitmem gerekecek.."Ayağa kalktı "Üstümü değiştirip çıkıyorum,istediğin birşey var mı?"diye sordu.Ama derya başka birşeyle ilgileniyordu."Şunlar da kim?"diye sordu sahili işaret ederek."Kim?Birşey göremiyorumki!"dedi Metin ve kırık gözlüklerini takıp gözlerini iyice kısarak baktı:"Şu kahverengi saçlı kız ve uzun çocukmu?"."Evet diye yanıtladı Derya;"Buralarda daha önce hiç görmemiştim.."
Metinin "Hiç gerek yok,kendim giderim"gibisinden yalvarmalarına rağmen Murat Bey arabasıyla onu gözlükçüsüne götürdü."Ben bekliyorum arabayla,sen işini hallet,gel dedi.Metin arabadan indi.Dükkana girdi ve görevliye doğru ilerlerken birine çarptı.Arkasın,döndü özür dileyecekti ki çarptığı kişinin sahilde gördüğü o kız olduğunu gördü.Metin ister istemez kızın nekadar güzel olduğunu geçirdi içinden.Dalgalı kahverengi saçları omuzlarından aşağı dökülüyordu.Yeşil gözlüydü ve çok düzgün bir yüzü vardı.Ancak o da özür dilemedi ve sadece fısıldadı,"Gözlüğü kırılmış çocuk..."."Ne?"dedi Metin."Gözlüğünü balkondayken kırdın deği mi!"dedi kız heycanla,"Bir ses duydun ve de gözlüğünü düşürdün!"."Bir dakika,sen bunları nerden biliyorsun?" dedi Metin ama cevap alamadı.Tam o sırada Siren sesleri duyuldu.Filimlerde çaldıktan sonra hiç de hoş olaylar olmayan siren sesleri.Sonra gözleri kör eden bir ışık...Korkunç bir patlama sesi...Metin savrularak kıza çarptı ve yere düştüler.Işıktan hiçbirşey görülmüyordu.Metin herşey kararıp bayılmadan önce ordaki insanların hiçbirinin farketmediği birşeyi farketti,sıradan bir patlamada duyulan o çığlıklar ve alevler yoktu,sadece kör edici bir ışık ve ardından korkunç bir sıcaklıkla gelen karanlık...
Mitoloji kısmının ardından sonunda gerçek hikayeme geçmiş bulunmaktayım.Umarım beğenirsiniz

(imla,yazım ve mantık hataları olabilir,okuduktan sonra unutun hatalı kısmı

)