Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 14, 2008, 11:30:37  
   
 
 
   
 
Anket
Soru: "Her Şey Kafem İçin" Dame sizce ne yapmalı ?
Bitirsin bitirsin. Zaten on yılda bir bölüm koyuyor!
Bitirmesin yav, güzeldi.
Okul var ama zor olmaz mı sana? Zor olmayacaksa devam etsen? Terleyen
Zor olur sana yav bitir kafan rahat etsin.
Bir bardak soğuk su içmeli. Tüm okurları kaçtı o bölüm yazana kadar zaten bitse ne olur bitmese ne olur!
Pasa parola Stupefy Terleyen Ne de olsa Dame'i en iyi o tanıyor.
Bitirirsen kırarım kafanı! Alla Alla

Sayfa: 1 ... 30 31 32 [33] 34 35 36   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Her Şey Kafem İçin!! Dokuzuncu Bölüm:Birkaç Küçük İpucu  (Okunma Sayısı 12104 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #480 : Temmuz 06, 2008, 23:48:47 »

Damla Hanım bölümü koymaktan vaz geçtiniz anlaşılan <.<
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Her Şey Kafem İçin!! Dokuzuncu Bölüm:Birkaç Küçük İpucu
« Eklendi: Ekim 14, 2008, 11:30:37 »

Logged
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1591


theory of knowledge....it looks like I've none!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #481 : Temmuz 06, 2008, 23:59:53 »

Olur mu efenim öyle şey Terleyen Sayın Gülce Hanım'ın editini beklemekteyiz Kahkaha Kahkaha Zaten Gece'ye sokak köpekleri saldırmış Ağlayan Ağlayan Ağlayan Ağlayan Kendisine birazcık zaman vermek gerekmektedir Kahkaha
Logged

yazan bir yazar!

Resimciğe tıklasana bi XD XD XD



I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.

(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum Hede Hödö)
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1591


theory of knowledge....it looks like I've none!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #482 : Temmuz 07, 2008, 00:36:11 »

Hayırlı uğurlu olsun herkese Kahkaha

Dokuzuncu Bölüm: Birkaç Küçük İpucu

Damla, sabah uyandığından beri bir telaş içerisindeydi. Önceki gün missmurder’la olan konuşmasını ne Hazal’a ne de Gülce’ye anlatacak vakti olmamıştı. Sınıfta, “Hala umut var.” diye kendi kendine mırıldanıp dururken, sınıf ahalisinin, öğretmen eşliğinde, içeri girmesi üzerine anında arazi olmuş ve Hazal’la Gülce’yi Serdar Hoca’nın gazabına bırakarak, eve gelip yatmıştı, ama artık sabah olduğuna göre onlarla yüzleşmesi ve olanları anlatması lazımdı. Bu da kesin olay çıkacağı anlamına geliyordu, ama en azından düne göre sinirlerinin biraz daha yatışmış olması lazımdı ve bu da Damla’nın gönlünü birazcık da olsa rahatlatan tek şeydi. Ayrıca, on beş dakika içerisinde buluşma yerinde olması gerekiyordu ve bu da ne olursa olsun kaçışı olmadığını gösteriyordu. Ha, bir de hazır olmadığı ve geç kalacağı gerçeğini göz önüne alırsa...daha pek çok şeyden kaçışı yoktu.
“Ay çok özür dilerim.” diyerek içeri daldı Damla. Gülce ve Hazal onun bu sözüne gayet iğneleyici bakışlar atarak ve somurtarak karşılık verdiler, ama seslerini çıkarmadılar. Boş bir kafede en sessiz ve en köşedeki masaya oturmuş, kendilerini çevredeki her şeyden soyutlamışlardı.  Zaten, etrafta birkaç müşteri ve barmen dışında kimsecikler yoktu. Arka planda hafif bir müzik çalmaktaydı. Barmen, Damla’ya “Gölge etme başka ihsan istemem. Ayrıca paldır küldür içeriye dalarak sessizliğin içine ettin.” derçesine baktı ve Damla, koşarak geldiğinden dolayı, hala kıpkırmızı olan yüzü ve darmadağın saçıyla, en yakındaki sandalyeyi kendine doğru çekip, Gülce ve Hazal’ın, kim bilir ne kadar önce, gelip oturduğu masanın kenarına ilişti.
“Geç kaldım, pardon, ama harika haberlerim var!” dedi gülümseyerek. Gülce başını, biraz önce eline alıp arkasında kaybolduğu menüden kaldırıp,
“Öt bakalım.” diye karşılık verdi. Damla tekrar gülümsedi ve Hazal’a baktı.
“İyi, anlat bakalım küçük amele Dame.” dedi Hazal yavaşça ve Damla hemen konuya girdi.
 “Dün missmurder’la çok kısa da olsa konuşma şansım oldu ve süper bir şey söyledi bana...” Bir an durakladı, Gülce ile Hazal’ın ne tepki vereceğini çok merak ediyordu aslında, ama ikisi de menülerin arkasında kaybolmuşlardı.
“Eee sonra?” dedi Hazal bir anda Damla’nın düşüncelerinden sıyrılmasına yol açarak. Bunun üzerine kız heyecanlı bir sesle konuşmasına devam etti.
“...ve öğrendim ki...HPC’den bizi destekleyenler de var! Yanımızda olan ve siteyi tekrar kurmamıza yardım edecek kişiler var, ama çok daha dikkatli ve temkinli olmalıyız. En ufak bir hatamızda o destekçilerimiz de saniyesinde kaybolur, kaçarlarmış. Çünkü artık hiçbiri dostlarını kaybetmek istemiyormuş. Ayrıca gizli gizli konuşuyorlarmış, sürekli iletişim halinde olmaya çalışıyorlarmış. Ha bir de şey...Fraktal bizi fişlemiş, yaptığımız her şeyden herkesin haberi va...” ama sözünü bitiremedi, çünkü Gülce ağzındaki tüm suyu Fraktal sözcüğünü duyduğu saniyede Damla’nın suratına doğru püskürtmüş, ama Damla son anda masanın altına kaçarak kurtulmuş ve Gülce’de masayı ıslattığıyla kalmıştı.
“Yuh be her tarafı sırılsıklam ettin hayvan! Çöşşş!” diye bağırdı Hazal, elindeki sırılsıklam olmuş menüyü pat diye masanın ortasına atarak. Hazal’ın bağırışı üzerine yerinden sıçrayan barmen, bezi kaptığı gibi yanlarında bitmişti. Damla masanın altından çıktıktan ve barmen siparişleri de alıp masayı tekrar kuru ve onları tekrar yalnız bırakınca Gülce etrafı kaçamak bakışlarla kolaçan edip, hemen söze başladı.
“Fişlemiş mi? Bu çok kötü.” dedi yavaşça. Damla gülümseyerek,
“Evet, ama şimdilik bunun bir önemi yok. Hatta işimize bile yaradı denebilir. missmurder’la tekrar konuşacağız ayrıca. Nasıl bilmiyorum, ama öyle dedi. Dün olanlar bu kadar işte,” dedi ve gülümseyerek sevinçten uçan bir ses tonuyla ekledi. “Hala umut var. Umut var!” diye bitirdi sözlerini. Hazal sırıtarak,
“Eh sayın pesimist, bundan tek bir anlam çıkıyor sanırım ha? Vazgeçmek yok!” dedi. Gülce tebessüm etti ve
“Evet. Sonuna kadar!” diye yanıtladı. Damla ellerini çırptı ve sonra ayağa kalkıp Hazal’la Gülce’ye sarıldı.
“Uyh Jülje’m Samira’m, iyi ki varsınız!” dedi, ama bu sevgi topağı halleri siparişleri getiren barmen tarafından bozuldu. Damla da yeniden yerine geçti. Otururken kendi kendine
“Ya bu kafe mi fazla küçük, yoksa barmen mi garip? Neden her işimize o koşuyor yav?” diye sordu, ama umursamadı. Barmene gelene kadar düşünecek bin tane derdi vardı.

Gülce önündeki yemeğe somurtarak bakıyordu.
“Ne oldu Gülce? Buruşuk Boynuzlu Hır-Gür mü gördün tabağında?” diye sordu Hazal, muzipçe gülümseyerek.
Gülce ile Damla aynı anda, “NE?” diye bağırdılar. Hazal bu defa şeytani bir kahkaha koyverip, “Boş verin.” dedi. Damla takmadı ve yemeğine döndü, ama Hazal’ın bu hareketi Gülce’nin sinirini bozmuştu. Başını yana çevirdi ve onları izleyerek elindeki bardağı parlatan barmenle göz göze geldi. İçinden “Tövbe tövbe, çattık şu barmene de ya! İşi gücü yok bizi kesiyor.” dedi ve dönüp
“Damla, barmen tip tip buraya bakıyor. Kesin seni kesiyor var ya.” dedi. Damla iç çekerek,
“Saçmalama Gülce! Hep aynı şeyi yapıyorsun!” dedi. Gülce Hazal’ı dürtüp,
“Haksız mıyım ama?” diye sordu. Damla Hazal’ın ağzını açmasına izin vermeden, “Aaa yemekler geldi!” diyerek konuyu değiştirdi ve yanlarına gelen meraklı barmene içinden söverek, dışından “Afiyet olsun.” dedi. Tam yemeye başlamışlardı ki Gülce çatalının ucuna tabağındaki patateslerden birini takıp göz ucuna getirerek,
“Niye böyle ayı yavrusu gibi kesiyorlar şunları ya? Hale bak!” diye söylendi Gülce. “Ağzımın bir kapasitesi var sonuçta!” Damla ağzındakini zorlukla yutarak boğulmadan kıkırdadı, ama Hazal duymamıştı ve oldukça tiz bir sesle,
“Hı?” dedi. Damla başından savarcasına,
“Eben Hazal! Ebenden bahsediyoruz.” dedi ve Hazal hafiften bozularak,
“Ebem üçümüzün sayesinde dünya çapında ünlü oldu zaten!” dedi ve Gülce bir an durakladıktan sonra,
“Damla, adama ‘ayı yavrusu’ da dedin ya helal olsun.” Ve bir anda üçü birden tıkandı. Damla bir kez daha lokmasını zorlukla yutarak, kahkahayı bastı, Gülce’de gözlerinden yaşlar gelerek gülmeye başlamıştı, ama Hazalonlar kadar şanslı değildi. Ağzına attığı lokmayı yutmayı hiçbir şekilde başaramamış ve gülmesine de engel olamamıştı. Bu yüzden peçetelikten kaptığı peçeteyi, ağzına bastırıp sessiz kahkahalarla sarsılırken boğulmamaya çalışıyordu. Bir süre sonra ağzındakilerle verdiği savaşı kazanarak, peçeteyi ağzından çekip o da kahkahayı basmıştı.
Kahkaha krizinden ilk çıkan Damla oldu.
“Var ya bizim peşimizde yirmi dört saat kameralar dolaşsa, en popüler konular; HP\HPC ve okul olurdu herhalde. Ahahah reality şov olurduk.” dedi. Gülce, Damla sözünü bitiriri bitirmez,
“Yalnız okul en sonda geliyor, ilk sırada ‘HP/HPC’  var dikkatinizi çekerim.” dedi gülerek ve kaşığını eline aldı. Hazal,
“Hah! Bir de kaşığını sumak yemek için kullanan sen ünlü olurdun.” dedi ve Gülce az önce tepeleme sumakla doldurup ağzına soktuğu kaşıkla öylece kalakaldı. Yuttuktan sonra,
“Bu halimden memnunum ben bir kere. Hem etrafta kırmızı balyajlı ve ve yeşil lensli bir şekilde dolaşan sensin, senin foyan ortaya çıkar bir kere.” diye karşılık verdi. Hazal tam Gülce’ye lafını iade etmek üzere ağzını açmıştı ki Damla ortaya atlayıp,
“Saça başa sataşmayın ya! İşiniz gücünüz yok taktığınız şeylere bakın.” dedi. Hazal,
“Tabi sen sayın, sarı saçlı yeşil gözlü şahsiyet öyle bir sorunun yok.” diye iğneleyici bir ses tonuyla başladı ve “Boyun da dana gibi zaten benim iki katım!” diye bitirdi. Damla,
“Abartma ya.” diye karşılık verdi. Gülce,
“Yalan mı? Benim peşimden kimse koşmuyor ayrıca!” dedi ve Damla ağzı açık ve kocaman kocaman olmuş gözlerle başından aşağıya kaynar sular dökülmüş gibi hissederek Gülce’ye bakakaldı ve sonunda,
“Neeeaaa? Kim? Hadi be, beni kekliyor. Git işine Gülce!” demeyi başardı. Gülce hıhladı ve tabağına geri döndü. Masaya kısa bir sessizlik çöktü, o sırada yan masadakilerin sözleri zaten neredeyse boş olan kafede bariz bir şekilde duyuluyordu.
“Ya şey, eskiden Harry Potter....” Gülce sihirli kelimeyi duyduğu anda arkasına öyle bir döndü ki, yan masadakiler bön bön baktı. Damla ağızlarından çıkacak bir sonraki kelimeyi av peşindeki bir aslan edasıyla bekleyen Gülce’yi dürtüp önüne döndürdü ve,
“Bakıyorum hepimizden ataksın.” dedi. Gülce sırıttı ve,
“Kalkalım birazdan. Gece’yi parka götürmem lazım.”  diyerek konuyu değişti.
Birkaç dakika sonra hesabı ödemiş ve kendilerini yakıcı güneşin altına atmışlardı.
“Off çok sıcak!” diye söylendi Hazal. Gülce,
“Sen ne yapacaksın harbi ya bu sıcakta? Eve git en iyisi.” dedi. Hazal,
“Ben de aynen öyle düşünüyordum. Hadi görüşürüz, minik mülüler.” dedi ve hemen ortalıktan kayboldu. Damla,
“Yuh yani satış diye buna derler.” diye söylenerek Gülce’nin yanında yürümeye devam etti. Gülce’nin evine kadar pek de konuşmadan yürüdüler. Sıcak ikisinde de konuşacak hal bırakmamıştı. Apartmanın kapısına geldiklerinde Damla her seferinde olduğu gibi
“Gülce, Gece yine üzerime atlayacak değil mi?” diye sordu. Gülce,
“Ehe evet tabi ki,” dedi ve ekledi. “Bunu sormaktan bıkmayacaksın sanırım.”
Damla gülümsedi ve “Üzerime atlaması o kadar da hoş değil yani, sen alışıksın, ama yani...” dedi. Gülce,
“Tamam ya, ben tutarım.” dedi, ama Gece yine de kapı açıldığı anda Damla’nın üzerine tırmanmayı ihmal etmedi. Gülce onu tutamadı ve köpek, Damla’yı da bırakıp merdivenlerden aşağıya koşmaya başladı. Gülce,
“Gece dur!” diye bağırdı evin kapısını elinde Gece’nin tasmasını ve kemiğini tutarak hızla çarptı ve çoktan Gece’nin peşinden aşağıya koşturmuş olan Damla’nın peşinden aşağıya indi.
“Gece otur!” Damla’nın yılgın çığlığı köpeğin üzerinde bir nebze bile etkili olmadı, yaramaz köpek aynı hızla yola doğru koşmaya devam etti.
“Gece!” bu sefer bağıran Gülce’ydi ve köpek arkasını döndü. Gülce’yi görünce de son hız kızın üzerine doğru koşmaya başladı. Kızın tam önünde zıplayıp hoplamaya başladı.  Gülce de, Gece üzerine tırmandığı sırada, el çabukluğuyla tasmayı köpeğin boynuna geçiriverdi ve
“Hadi Jeje parka.” diyerek onu karşıdan karşıya geçirdi. Kulaklıklarını takmakla meşgul olan Damla da onların ardından karşıya geçti.
“Gece hayır! Uzak dur ” dedi Damla, Gülce’ye yetiştiği sırada, çünkü Gece Damla’nın yanında zıplamaya başlamış ve kızın elini yalamıştı. “Öff yalama da ne yaparsan yap yani!” dedi Damla elini pantolonuna silerek.
“Yalayacak tabi. Aferin oğluma.” dedi Gülce ve Gece’nin başını okşadı. Gece Gülce’nin elini ağzına aldı. Damla “Bak, oh yalasın tabi ne güzel. Yenisi çıkar elinin zaten, yesin hatta.” dedi yüzünde tiksinti dolu bir ifadeyle. Gülce elini köpeğin ağzından kurtararak,
“Benim Jeje’m öyle bir şey yapmaz bir kere. Çok usludur o aslında. Tüm kılı sana anlayamadın mı?” dedi. Damla gülümsedi ve,
“Tamam bir şey demedim Jeje’ne.” deyip Gülce’yle konuşurken onu duymak için çıkardığı kulaklığını tekrar taktı. Parkın karşısına geldiklerinde Gülce aradaki boşluktan yararlanarak hızla karşıya geçti ve
“Damla ezilmeden karşıya geç istersen!” diye bağırdı, karşıdan karşıya şarkıyı değiştirmeye çabalayarak geçen Damla’ya.
“Hı? Ne dedin?” diye sordu Damla Gülce’nin yanına geldiğinde. Tam o sırada arabanın biri hızla yanlarından geçti ve ikisinin de saçlarını uçuşturdu.
“Bunu diyordum. Önüne baksana ya!” dedi Gülce son hızla virajı dönen arabayı göstererek. Damla,
“Bir şey olmaz, yani çoğunlukla olmuyor. Ben hep böyleyim. Takma.” diye karşılık verdi Gülce’ye ve Gülce bir süre onun yüzüne ağzı açık bir şekilde boş boş baktı, ama bir kez daha üzerlerine zıplayan Gece sayesinde konu oracıkta kapandı. Gülce onu ileriye doğru itti.
“Tamam neyse, dikkat et yine de. Bir gün öyle bir şey olur ki o araba duramaz. Sonra içime oturur valla.” dedi Damla’ya, ama Damla onu yine duymadı. Engin bir müzik denizinde parka doğru bakarak düşüncelere dalmıştı.
“Damla, ya şu missmurder nasıl bulacak bizi tekrar? Ya bulamazsa? Biz bir şekilde onu bulsak tekrar da, şu işi bir de yanında ben varken enine boyuna konuşsak? İçime sinmiyor valla.” Dedi Gülce parka vardıklarında. Damla’nın hala çevrimdışı olmadığını umarak, ama öyleydi. Kızı dirsekleyerek
“Sana diyorum çıkar şunu kulağından!” dedi Gülce. Damla kulaklığın tekini çıkarıp eline alarak,
“Ne var ya? Tam dalıyorum, ya sen dürtüyorsun ya da Gece.” dedi. Gülce,
“Koyun can derdinde kasap et derdinde, hale bak ya! Yok bir şey, tamam, sen müziğine dön.” dedi sinirli bir şekilde. Damla omuz silkti ve kulaklığını tekrar taktı. Gece’nin tasmasını çıkarıp parktaki herkesi köpeğin insafına bıraktıktan sonra yokuştan yukarı doğru yürümeye başladı iki kız.
“Damla ben herhalde Lost izliyor olsaydım şu an Josh’un resimlerinde eriyor olurdum. Şimdi böyleysem izlediğim halimi düşünemiyorum. Ha ne dersin?” diye sordu, ama Damla’nın başıyla tempo tutarak ve onu dinlemeyerek yürüdüğünün farkında değildi. Bunu fark edince de Damla’yı hafifçe dürttü, Damla önündeki önce ne olduğunu anlayamayarak sıçradı sonra da önündeki taşlara takılarak parkın döne döne etrafından yukarı çıktığı yokuş, uçurum arası yükseltinin kenarına doğru tökezledi. Gülce onu tutmak üzere öne atıldı ve kızı bluzünden yakaladı. Damla kulaklığını çıkarmadan ve yüksek sesle konuştuğunun bile farkında olmadan,
“Sağol Jülje! Düşüyordum valla. Ahahaha tüm kış esprisini yaptıktan sonra şimdi düşsem çok komik olurdu.” dedi ve Damla’nın kolunu yakalamış onu yokuşun kenarından geri çekmeye çalışan Gülce de Damla da bir an donakaldılar. Bu kış mı? Bu kışı mı kastetmişti? Nasıl yani yoksa hafızası geri mi geliyordu?
“Bu kışı mı kastettin?” diye sordu Gülce zorlukla ve sonra yutkunup sesine tekrar kavuşarak, “Yoksa hatırladın mı?” diye sordu.
Damla kulaklığın birini eline alıp, “Sa-sanırım.” dedi ama Gülce’nin ifadesine kocaman bir gülücük eklenemeden sözüne devam etti, “Ama ne hatırladığımın farkında değilim. Sadece kışın seninle Gece’yi buraya getirdiğimizi ve benim ”Ahaha düşerim ben buradan ya!” şeklinde dalga geçtiğimi, sonra kayıp yine düşmenin eşiğine geldiğimi hatırladım ve-ve sanki bunları hiç unutmamışım gibi...öylesine çıkıverdi sözcükler ağzımdan.”
Gülce kaşlarını çatmıştı Damla’yı çekip onu yol kenarındaki bir banka oturttu.
“Nasıl yani bu ne halt ettiğimizi bir anda hatırlayacağımız anlamına mı geliyor?” diye mırıldandı. Damla,
“Bilmiyorum...” diye karşılık verdi Gülce’ye, ama Gülce,
 “Sana sormamıştım zaten.” diyerek tersledi onu “Sesli düşünüyorum bölme.” Damla, Gülce’nin bu haline alışıktı. Kulaklığını taktı ve tekrar


-Ya bana laf sokmasan olmayacak!
–Gülce laf falan sokmuyorum ki sana! –Külâhıma anlat. –Ona da anlatırım tamam, ama şuna cevap ver sen önce. Telefonda konuşurken “Öff bi’ sus ya!” diyen sen değil misin? – Bi’ sus ya! Acayip

uzaklara daldı.  Bir süre sonra Gülce ayağa kalktı ve Damla da onu takip etti. Gece, arkadaşlarını bulmuş parkın içerisinde koşuşturup duruyor, yanlarından geçtikleri insanlar çığlık atıyorlardı. Gülce bu manzara karşısında sadece gülümsedi. Damla ise köpeğin önünden koşturanlara endişeli ve biraz da acıyarak bakıyordu. Gece tarafından kovalanmak... Kabus gibiydi.

-Jeje’me laf yok!
– Tamam Gece’ye bir şey demedim zaten. – Diyemezsin de Hede Hödö Damla sen köpeklerden korkuyorsun. –Hayır bir kere. Ben sadece üstüme doğru son sürat gelen ve neredeyse benim kadar olan köpeklerden korkuyorum. – Bunu bir itiraf sayabilirim galiba. – Nasıl istersen öyle yap, ama ben köpeklerden korkmuyorum. Yine de küçük olanları tercihimdir. Hani yavru kedi kadar oluyorlar ya böyle, yere yakın falan. Hah tam benlik. – Biz onlara köpek demiyoruz, ama hadi neyse. Kabul edeyim bari. –Tamam tamam bir şey demedim, bu konuşma olmadı. Uygun mudur? –Senin balığın adı neydi? – Gülce konuyu çarpıtma! – Ya hayır kocaman akvaryumda tek başına yüzen bir şey olarak hatırlıyorum da ben onu. - <.< Bettalar başka balıklarla yaşayamazlar. Adı Chili. Konuya dönsek. – Hay hay, ödlek Damla! –Gülce sana tek kaşımı korkutucu bir şekilde kaldırıyorum, ama göremiyorsun! Yeter bu kadar reklam bir daha gıkını çıkarırsan vallla bırakırım bu bölümü burada! –Gık!
Edit dönüşü Gülce, Damla’nın tek kelime daha yazmadığını görür...

Ama arkada olanlar çok farklıdır.


Dame:

Daha sonra koyacağım bölümü Gülce editte yorum yazıp duruyor. Arkadaşın motoru soğusun devam edeceğim. <.<
X:
Damla o bölümü hemen forumda istiyorum.
Dame:
Tamam, ama X olmuyor böyle yazara ve ilhama karışmak oluyor bu. Terleyen
X:
Hemen gidip bölümü yaz geleceğim ben.
Dame:
Nereye ya...ama...ama... Ağlayan Ağlayan Ağlayan
X şu anda çevrim dışı.

Not: Bölümün sayfa sayısını az tutmak için yapılmıştır. Bölüm hazır, kalanını yarım saate koyarım Kahkaha
« Son Düzenleme: Temmuz 07, 2008, 00:39:28 Gönderen: Dame » Logged

yazan bir yazar!

Resimciğe tıklasana bi XD XD XD



I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.

(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum Hede Hödö)
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #483 : Temmuz 07, 2008, 01:00:16 »

Devamı da gelsin ondan sonra yorum yapcam Kahkaha
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1591


theory of knowledge....it looks like I've none!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #484 : Temmuz 07, 2008, 01:12:24 »

Ay burada çok zor şartlar altında yazıyorum aslında. Şaşırmış Şu satırları yazarken beş santim öteme arı diye adlandırılan, ama hamam böceği büyüklüğünde devasa bir şey kondu, ardından yazlığın altı yaş grubu beni kolumdan tutup site turuna götürdü sonra da kaçmaya çalışınca işkence niyetine gıdıkladılar. Ardından ailenin tamamı bize doluştu kuzenlerin başına yollandım. Ha “Hiç dışarı çıkmıyorsun amaaa!” diye gelen yalan arkadaşları saymıyorum bile. Yazlık hayatından nefret ediyorum. Durumundan şikayetçi olup değişmek isteyen varsa hay hay yani buyursun buraya Hede Hödö ama altı yaş grubunu üzerinize salıp kaçarım Hede Hödö

Devamı:

“Damla! Şuraya bak!” dedi Gülce. Damla’yı omzundan tutup durdurmuştu ve eliyle ilerideki bir ağacı gösteriyordu. Ardından,
“Yanılmıyorsam o kızı tanıyorum. Hadi tahmin et bakalım kim o?” diye sordu hevesle. Damla hala müzik dinlediğinden yarım yamalak duyarak,
“Bilmiyorum ne ağacı o?” diye sordu. Gülce bir an, “Ne diyor bu ya?” diye düşünse de sonra Damla’nın dilinin sürçtüğüne kanaat getirerek,
“Bir daha bak.” dedi. İçi içini yiyordu. “Ahahah benn buldum.” diye düşündü sevinçle. Damla gözlerini kısıp baktı ve birkaç saniye sonra,
“Bilmem anlayamadım ne ağacı olduğunu. Meyve falan da vermiyor galiba. Ayva diyecektim yoksa.” diye karşılık verdi ve Gülce’nin tüm sevinci bir anda havaya karıştı. Damla’nın dili sürçmemişti. Kahrolası kulaklık yüzünden duymuyordu onu.
“Ağaç değil altında oturan kızı diyorum ya. İnsan yani bitki değil. Gria Himonas işte o.” dedi oldukça bozuk bir şekilde, ama Damla yine anlamamıştı.
“Ne diyorsun Gülce ya?” dedi sinirli bir şekilde.  Gülce artık daha fazla dayanamayarak,
“GRIA HIMONAS DİYORUM! GRIA HIMONAAAAAASS!!!” diye bağırdı. Etraflarında usulca guk-guk sesleri çıkararak dolaşan güvercinler Gülce’nin bu ani patlamasıyla saniyede havalanıp masmavi gökyüzünde yok oldular. Çevrelerindeki insanlar onlara şaşkın şaşkın bakıyordu, ama Gülce’nin umursayacak hali yoktu. Damla’nın kıtlığından deliye dönmüştü.  Damla ise ne olduğuna bir anlam verememişti. Tabi ki Gülce’nin tepkisine de. Ne diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu ki? Ama yok onun altında kalmayacaktı.
“Ne diyorsun, ne? Ne diye deli gibi bağırıyorsun? Ne manastırı parkın ortasında? Ağaç ne ağacı bilmiyorum, ama altında kitap okuyan bir kız var, manastır değil!” diye bağırdı o da. Gülce artık keçilerine zor hakim oluyormuş gibi görünüyordu ve Damla’nın üzerine atılıp,
“Çıkar şu kulaklıkları!” deyip, Damla’nın müzik keyfine bir son verdi. Kulaklıkları Damla’nın avucuna koyarken,
“Manastırdan bahseden olmadı. Aklın neden oralarda bilmiyorum, ama ben Gria Himonas dedim ve kendisi de şu anda bize bakıyor. Tıpkı parktaki diğer herkesin yaptığı gibi.” diye öfkeyle tısladı. Damla önce bir
“Şarkının en güzel yeriydi.” diye kendi kendine homurdandı, ama sonra,
“Hadi yanına gidelim o zaman.” dedi. Gülce,
“Ona çalışıyordum zaten yarım saattir! Kırk yılda bir birini fark ettim, ona da limon sıktın yani.” dedi. Damla aldırmadı ve
“Gidecek şimdi, ikimize de kapak olacak.” dedi.
Gülce huysuzca “Tamam.” dedi ve ikisi de tekrar kitabına dönmüş olan Gria Himonas’ın yanına doğru ilerlediler.
“Kim konuşacak?” diye fısıldadı Gülce bir anda telaşla, ama Gria’nın duyabileceği bir mesafede olduğunun farkında bile değildi. Damla bunun için çok geç olduğunu söylemek üzere ağzını açtığında ise Gria’nın konuşması üzerine Gülce yerinden sıçradı.
“Lafa başlamak için çöp çekin isterseniz.” Damla gülümsedi ve “Biz...” dedi, ama Gria konuşmasına izin vermeyerek,
“Biliyorum.” dedi. Bunun üzerine Gülce Damla’ya dönüp,
“Bak biliyor. Gördün mü? Herkesin haberi var. Off her şeyi yüzüme gözüme bulaştırdım.” dedi. Damla sadece baktı. Gülce’nin tek bir kelimeyle eteklerinin tutuşabilmesi gibi bir özelliği vardı. Hem zaten Gria konuşmasına devam ediyordu ve gülümseyerek ekledi.
“Oturun kızlar, birilerinin tepemde dikilmesinden hoşlanmam. Hele kitap okumaya çalışıyorsam hiç.” Damla bu sözün üzerine Gria’nın karşısına bağdaş kurdu, ama Gülce hala tepelerinde dikiliyordu. Parmaklarıyla oynamaya başlamıştı. Damla,
“Gülce otursana.” dedi aceleci bir tavırla, ama Gülce bunu yapamayacak kadar endişeli duruyordu.
“Nasıl bu kadar rahatsın ya? Neye güveniyorsun? Çıkıp bağıracak, geldiğimize bin pişman edecek belki ne biliyorsun? Yoksa sen bir şeyler mi hatırlıyorsun?” diye sordu. Damla bir an durakladı. Hatırlıyor muydu? Ha-hayır. Hatırlamıyordu. Peki o zaman bu rahatlığı neden kaynaklanıyordu? Belki de zihni bir şeyler gizliyordu.
“Damla?”
“Ha efendim. Şey, dalmışım bir an.” diye hala aklı başka yerdeyken cevap verdi Damla. Kimin seslendiğinin farkında bile değildi. Gülce sorusunu yineledi,
“Sen... hatırlamaya mı başladın?” Damla başını iki yana salladı ve
“Hayır, ama sanırım zihnim benden bir şeyler gizliyor ve...galiba o yüzden bu kadar rahatım.” dedi gülümseyerek. Gria,
“Abartmayın bu kadar. Ben adam yemem.” diye karşılık verdi. Damla’nın gülümsemesi genişledi ve Gülce de biraz huzur bulmuş gibi “Eh, peki.” diyerek Damla’nın yanına oturdu ve hemen “Çimlere izim çıkacak yine.” dedi. Damla gözlerini devirirken Gria güldü.
“Düzelirler merak etme.” Ve sonra hemen konuya girdi.
“Niye geldiğinizi biliyorum. Hatta sanırım bilmeyen yok.” dedi Gülce’nin Damla’ya “Baaak gördün mü? Böhüheüheüeheüe!” diyen bir bakış atmasına neden oldu.
“Eee, sorun bakalım ne bilmek istiyorsunuz?” Damla bir an yutkunamayarak boğulmanın eşiğine geldi.
“Nasıl yani?” dedi hala öksürerek ve kocaman kocaman olmuş gözlerle. “Yardım mı edeceksin?” Gria bir an durakladı ve sonra, “Eh, pek sayılmaz.” dedi, ama hemen ekledi. “Yani şimdilik.” Gülce kulaklarına inanamayarak bir anda soru verdi,
“HPC ne?”
Gria bir an Gülce’nin onunla alay ettiğini sandı. Yoo hayır, gayet ciddiydi.
“Sen ciddi misin?” diye sordu. Gülce cevap vermedi. Bunun üzerine Gria,
“Ay siz gerçekten unutmuşsunuz.” deyip kahkahayı bastı. “Ahahah ben dövülmeyesiniz diye yalan söylüyorsunuz sanmıştım. Hahahahahha.” Damla ile Gülce bir an bakıştılar. Herkesin onlara bu kadar sinirlenmesine neden olan bu hataları nasıl oluyor da Gria Himonas’ın bu kadar komiğine gidiyordu?
“Şey... pardon, ama nesi bu kadar komik?” diye sordu Damla bir anda. Olanlara gerçekten bir anlam verememişti. Gria, o gülerken kucağından düşen kitabı usulca düzgün bir yere koyarak,
“Komik çünkü herkes deli olduğunuzu sandı. Sadece hayalci ve sitenin yeniden kurulabileceğine inanan bir kesim size güvendi, ama onlar da bir şey başaramayacağınızı düşünüyor. Yine de yanınızdalar. Kızlar alınmayın, ama gerekçeleriniz gerçekten hiç de gerçekçi değil. Kimsenin sizin hafıza kaybı yaşadığınıza inanası gelmiyor.” Damla,
“Şu anda buna inanmak istemiyorum.” diye mırıldandı etrafındaki otları yolarak.
Gria öne doğru eğilip fısıltıyla “Böylesi daha iyi.” dedi. Gülce,
“Hah, Fantasticc’i ikna şansımız sıfır. Oh lüküs hayat!” diye homurdandı. Gria,
“Hayır. Siz ikna edemezsiniz zaten...” dedi, ama Gülce onun lafını keserek,
“Edemezsek bu iş olmaz ki, ama bir çaresini bulup mutlaka ikna etmeliyiz.” dedi. Gria,
“Kapısının önünde nöbet tut istersen, elinde “HPC’yi kurana kadar buradayız. Ayrıca bir de açlık grevindeyiz.” yazan bir pankartla. Kesin ikna olur. Ya de direkt evi basın. Gece gece sizin unuttuğunun tüm ayların hıncını sizden çıkarsın. Kızım deli misiniz ya? İknanın da bir yolu var değil mi? Onu anca üyeler birleşip, çoğunluk elde eder ve Fantasticc baskı altında kalırsa tekrar kurmaya ikna edebilirsiniz.” dedi. Damla,
“Nasıl yani ya? Off, hatamızı temizlemek için psikolojik detaylara mı girmemiz gerekiyor? Ben baskı maskı kuramam kimsede.” dedi ve ekledi. “Bu aralar hiç dayak yiyesim de yok yani. Yeterince düşüyorum zaten. Her yanım morardı.”
Gria derin bir iç çekti ve “Çok fazla telaşlanıyorsunuz! Sakin olun.” dedi elinden geldiğince normal bir ses tonuyla. “Bu ikisi... her şeyi hatırlayınca düzelirler umarım. Yoksa bu hallerini çekemem.” diye düşündü kız içinden ve sözüne devam etti.
“Bakın dediğim gibi...gidip kapısına dayanmadığınız ve yavaş yavaş destek topladığınızda olaylar kendiliğinden gelişecektir. Hem, belli zamanlarda sitedeki birkaç kişi “Cin Toplantısı” adı altında buluşuyoruz. Hatta benim en son gittiğimde tüm konuşma sizin hakkınızdaydı.” Damla ve Gülce bir anda,
“Cin Toplantısı mı?” diye bağırdılar ve Gria söylediğine pişman oldu.
“Bağırmayın!” dedi sinirlenmeye başlayarak. “Ulu orta yaptığımız bir şey olsa cin toplantısı diye bir kod kullanmaz ve gizli gizli buluşmazdık değil mi? Herkes hala şüpheleniyor bizden. Mahkeme mahkeme dolaştık hepimiz sayenizde. Ha, okulla başımın belaya girmesini saymıyorum bile.” dedi. Damla
“Peki senin bu toplantılardan birinde bizim hakkımızdaki gerçeği anlatmanı istesek yapar mısın?” dedi Damla, fazla umutlu görünmemeye çalışarak. Gria bir an düşündü ve,
“Çok az kişi inanacaktır. Zaten buluşmalara en fazla altı kişilik gruplar halinde gidiyoruz, bu yüzden çok fazla kişiye ulaşmamı beklemeyin, ama denerim.” diye karşılık verdi. Sonra birden aklına gelmişçesine hızla onlara dönüp ikisinin de sıçramasına yol açtı ve
“Sakın ha yüksek sesle hiçbir nicki anmayın. Bugün kimse anlamadı, ama bir gün öyle bir yerde söylersiniz ki... Başınıza gelmeyen kalmaz.” dedi. Damla ve Gülce başlarını salladılar. Gülce,
“Tamam söylemeyiz, ama şey HPC ne yani açılım olarak?” diye sordu. Gria bir kez daha gülme krizine girdi, ama bu sefer daha kolay toparladı ve
“Nickler konusunda bu kadar titizseniz, size açılımı söylersem olabilecekleri düşünemiyorum.” dedi. “Yani bu konuda bir şey yapamam.” Damla cıvıl cıvıl bir sesle,
“Olsun. Bu kadarı yeter de artar.” diye karşılık verdi. Gria gülümsedi, ama gülümsemesi bir anda dondu. “Üzerimize doğru koşarak gelen şey kocaman bir köpek mi bana mı öyle geliyor?”diye sordu. Gülce arkasını döndü ve,
“Ha evet Gece o, benim köpeğim.” dedi. Gria,
“Gelmese buraya.” dedi. Damla ayağa kalkıp Gülce’nin de kalkmasına yardım etti ve Gria’ya acı gerçeği söyledi.
“Öyle bir şansımız yok malesef. Ehe, şey, eğer köpek sevmiyorsan...bence uzaklaş, çünkü Gece ‘aşırı’ cana yakındır. Sem onu sev diye elinden geleni yapar. İlk yapacağı iş de üzerine zıplamaktır hatta.”
Gria yere koyduğu kitabını eline alarak ayağa kalktı ve “Eh, ben gideyim o zaman.” dedi. Gülce
“Acele et bence.” diye karşılık verdi. “Çünkü onu her zaman tutamayabiliyorum.”
Gria bunu duyar duymaz, “Eh neyse. Görüşürüz kızlar. Kendinize dikkat edin ve Gece’nin arkamdan koşmamasını sağlayın lütfen.” dedi. “Köpeklerden nefret ederim.”
Damla, “Deneriz.” dedi gülümseyerek ve Gria Himonas yanlarından ayrıldı. Gece Gülce’nin üzerine tırmanmadan birkaç saniye önce Damla, “Sanırım bugün baya karlı çıktık.” dedi ama Gülce’nin yanıtı köpeğin havlamasında boğuldu.
“Haklısın!”
Logged

yazan bir yazar!

Resimciğe tıklasana bi XD XD XD



I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.

(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum Hede Hödö)
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #485 : Temmuz 07, 2008, 02:22:14 »

Çoooo.......k güzel olmuş Alkış

Damla ve Gülce daha ılımlı hareketler görmeye başladı sonunda Sırıtan Hani Damla'nın morlukları son zamanlarda artmaya başlamıştı yazık Kahkaha Hede Hödö

Ya ben Gece'yi çok merak ediyorum, resmini koyabilir misiniz?? Ya da bana yollayabilir misiniz??

Bir de siz gerçek hayatta da böyleyseniz tam komedisiniz demektir Sırıtan

Barmenin altından bir şeyler çıkacak hissediyorum Gözlerini Deviren 6. hissim hiç kuvvetli değildir aslında <.< Ama sanki çıkacakmış gibi geliyor Acayip

Devam Aww
« Son Düzenleme: Temmuz 07, 2008, 02:22:58 Gönderen: delidir » Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Gria_Himonas
Gria - Grii - Görüya - Gıveya - Gırüü - Griş - Ciria
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2471


Yakışmaz mı İstanbul bize?

kadrican_ve_saz_arkadaslari@windowslive.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #486 : Temmuz 07, 2008, 04:01:54 »

  Yoğun istek üzerine: Geceeeeeeee Hede Hödö Burdan geçmiş olsun da diliyorum efenim Öpücük

(göstermek/gizlemek için tıkla)

   İnsan bölümün yıldızının (!) da fotosunu ister di mi? Hede Hödö Dil Çıkaran Hede Hödö

   Not: Yok öyle bir şey demedim ben, siz yanlış okudunuz Hede Hödö Sırıtan Kahkaha Dil Çıkaran
Logged

~ Twilight ~

delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #487 : Temmuz 07, 2008, 04:06:55 »

O istiyosa biz neden istemeyelim ki Sırıtan

Yalnız Gece çok tatlıymış, umarım kötü değildir Ağlayan
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Gria_Himonas
Gria - Grii - Görüya - Gıveya - Gırüü - Griş - Ciria
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2471


Yakışmaz mı İstanbul bize?

kadrican_ve_saz_arkadaslari@windowslive.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #488 : Temmuz 07, 2008, 04:18:57 »

  Yok iyiymiş durumu Sırıtan Eh mağdem o kadar ısrar ettin koyayım bari Gözlerini Deviren

(göstermek/gizlemek için tıkla)
Logged

~ Twilight ~

delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #489 : Temmuz 07, 2008, 04:21:53 »

Sevindim, ve rahatladım Aww


Aman aman kebeleğini sevsinler Gözlerini Deviren Çok tatlısınız efenim  Aww Öpücük
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Gria_Himonas
Gria - Grii - Görüya - Gıveya - Gırüü - Griş - Ciria
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2471


Yakışmaz mı İstanbul bize?

kadrican_ve_saz_arkadaslari@windowslive.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #490 : Temmuz 07, 2008, 04:26:49 »

  Uçuk vardı orda onu sakladım Gözlerini Deviren Sırıtan Saolunuz efenim Sırıtan

   Bu arada ben çok beğendim bölümdeki kendimi Dil Çıkaran Bölümü beğenmedim kendimi beğendim Hede Hödö

   Not: Damla tamam boğma beni Dil Çıkaran Şaka yaptık aaa Dil Çıkaran Süpersin sen Sırıtan
Logged

~ Twilight ~

_starlight_
Delilah
Demleme Çay
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 801


Ölsem de gam yemem lan!


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #491 : Temmuz 07, 2008, 10:43:02 »

Yani Gria Himonas yerine X yazsaydınız tahmin ederdim sanırım hangi üye olduğunu, o derece olmuş Sırıtan

Ayrıca bölümün yıldızlarının fotolarını bize bahşettiğiniz için çok bahtiyaar olduk Gria hanım, teşekkürlerimizi sunarız Sırıtan

O barmen olayı da Zümrüdüanka Yoldaşlığı'ndaki Domuz Kafası olayı gibi olacağa benziyor ama durun bakalım Hede Hödö

İnsanın kendisini yaza yaza geliştirdiğini de sayenizde gözlerimle görmüş oluyorum ayrıca Gülümseyen Tebrikler Damla ve Gülce Gülümseyen
Logged



Tek bir oyun,
Sonra kalkıp gidersin.


And July 27, 2008...
Stupefy
Asphyxiated.
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 525


I'm not worried. I'm with you.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #492 : Temmuz 07, 2008, 11:47:21 »

Alıntı
“Sana sormamıştım zaten.” diyerek tersledi onu “Sesli düşünüyorum bölme.”

Yuh be! Kahkaha Bu kadar da şirret değilim hani. Kahkaha

Damla'mm, yine döktürmüşsün. Eline sağlık! Alkış Büşra'nın korkulu rüyası Geceee! Şeytani Ama çok şirindir aslında ya! Gözlerini Deviren (Zaten pis sokak köpekleri saldırmış Jıjı'ma. Ağlayan Geçmiş olsun dileklerinizi ilettim! Hede Hödö)
Logged

Nobody can tell ya:
There's only one song worth singin'!
They may try and sell ya
'cause it hangs them up to see someone like you..!
But you've gotta make your own kind of music!
Sing your own special song!
Make your own kind of music
Even if nobody sings along!

Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
**