Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 11, 2008, 11:58:12  
   
 
 
   
 
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Defter | 3. Bölüm 2.Kısım: Beyaz Kule Birliği  (Okunma Sayısı 891 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dignified
!Reach Out and Touch me!
Role Playing
Sert Espresso
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1170


Ex-Deathlycaner90

caner@hilarydufftr.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #15 : Haziran 14, 2008, 21:54:44 »

türkçe isim bulmakta zorlandığım için daha önceki hikayelerimde 8-10 kez kahraman isimlerini değiştirdiğimi biliyorum :S
böylede fazla özenti durdu ama kararsız kaldm
beğenmene sevindm saol :^^
2.kısım çok yakında inş
Logged

Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Defter | 3. Bölüm 2.Kısım: Beyaz Kule Birliği
« Eklendi: Ekim 11, 2008, 11:58:12 »

Logged
ron!_hermione!
gossip girl!! XD
Telve
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 575


murphy kanunları!!!


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #16 : Haziran 15, 2008, 17:17:19 »

 Bence isimler türkçe olsaydı biraz saçma olurdu gibime geliyo çünkü yaşantısı yabancı ailelerin yaşantısına benziyo...Güzel olmuş her zamanki gibi arayı çok açmassan sevinirim!! 
« Son Düzenleme: Haziran 17, 2008, 20:46:50 Gönderen: ron!_hermione! » Logged

AAh tanrım!! bi insan bu kardar şekeer olur mu?!! Bnm küçük SAM'im bircik Wincheste'ım vede gerçek adıyla jared padaleck'imm



Karamela Sepeti
~Bloo!...
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1186


~Everything is something happened...


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #17 : Haziran 17, 2008, 20:16:38 »

Çok hoş olmuş.İngilizce isim konusuna katılıyorum,ama nasıl yabancı bir isim bulabiliyorsan o kolaylıkta kendi anadilinde de isimler bulabilirsin.Neyse artık geç ama neyse  Sırıtan
Bu defter sankim tehlikeli geldi yavss.Garip şeyler olacağa benzer.Devamını 4 gözle ( Şaşırmış ) bekliyorum  Sırıtan
Logged

Dignified
!Reach Out and Touch me!
Role Playing
Sert Espresso
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1170


Ex-Deathlycaner90

caner@hilarydufftr.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #18 : Haziran 24, 2008, 18:03:18 »

Aslında 4.bölüme kadar yazdm hatta 4.bölüm bitmek üzereydi ki şu an tatildeym temmuz sonu gibi ( Hede Hödö ) tatailden dönünce yani yeni bölümleri eklerim Kahkaha

biraz bekliyceniz anlııycanız yni
inglizce isim konusunda bana katılmanıza sevindm Kahkaha
Logged

Dignified
!Reach Out and Touch me!
Role Playing
Sert Espresso
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1170


Ex-Deathlycaner90

caner@hilarydufftr.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #19 : Temmuz 15, 2008, 15:29:30 »

2.Kısım:Beyaz Kule Birliği

Adam Joe’nun elini tuttu ve kalkmasına yardım etti. Joe  ancak kalktığı zaman adamın suratı görebildi. Yüzünde yarık biçiminde kırışıklıklar vardı. Kırkını çoktan aşmıştı. Siyah gür saçlarının arasında tek tük beyazlar vardı ancak göze batıyorlardı. Adam önce gülümsedi ve gülümseyince yüzündeki yarıklar büyüdü, gözleri küçüldü adeta kayboldu.
Adam elini Joe’nun omuzuna attı ve tekrarladı “ İyi misin? ”
Joe başını sallayarak cevap verdi ve hafifçe gülümsedi. “Adınız ne?” diye sordu Joe.
Yürümeye başladılar. “ Ganwie, senin de Joe değil mi?” hafifçe güllümseyerek gözlerini Joe’ya dikti. Yüzünde şaşkınlık ifadesini görmek için can atıyor gibiydi. Öyle de oldu zaten Joe şaşırdı kaldı.  “Önce bilinmeyen bir yerden aniden geldi sonra adımı bildi” diye düşündü.
“Şaşırma çocuğum, ben zaten, senin için geldim” dedi yine aynı tavırla Joe’ya baktı. Bu sefer şaşkınlığını daha da arttığını görmek için yüzünde baktı. Yine haklıydı. Joe daha da şaşırdı ve artık korkmaya başlıyordu.
“Korkma” dedi ama bu sefer yüzüne bakmadı yine de yüzünde aynı bilmiş gülümseme vardı. Joe durdu ve adama dik dik bakmaya başladı. Ayağına kadar uzanan pelerin giyen birden ortaya çıkan ve adını onunla henzü tanışmadan bilen kaç adam olabilirdi ki?
“Bayım, adımı nerden biliyorsunuz?” dedi ve Ganwie de durdu. Arkasına dönerken pelerini hoş ve yavaş bir hareketle savruldu. Önce bir cevap düşündü sonra Joe’nun suratına baktı. “Defter” dedi “Onu buldun değil mi? İşte bunun için geldim”
“Nerden geldiniz? Defteri nerden biliyorsunuz? Adımı nerden biliyorsunuz?” artık pes etmiş bir sesi vardı. Elini alnına dayadı ve tekrar konuştu. “Defter, sizin mi?”
“Merlinin sakalı, defter benim ne haddime, çocuğum! Nerden geldim diye sormuştun değil mi?” arkasını döndü ve yürümeye devam etti. Joe da kafasına takılan soruları sormak için peşinden gitti.
Ay ışığıyla aydınlanmış sokakta, bir süre ilerlediler. Joe soruyordu ve Ganwie cevaplıyordu.
“Hey, Ganwie… Defter.. beni nereye götürüyor? Yani o yer nerde?”
“O yerin çok eski bir tarihi var çocuk. Ama şimdi olacakları bizde kestiremiyoruz.”
“Siz derken?”
“Ah! Evlat o kadar çok soru sordun ki, az kalsın sana birliği açıklamayı
unutuyordum” dedi durdu ve Joe’ya döndü. Omuzlarını tuttu ve eğildi.
“Bulduğun o defter, bir çeşit araç ve gittiğin o yere bağlantıyı sağlıyor. Gittiğin yer ise bir suçlunun barındığı kısmen ıssız bir yer. Bu suçlu tekrar harekete geçiyorve bunu yaparken seni kullanıyor. Bizimde onu durdurmamız gerekiyor. Bunun için defter lazım”
“O zaman defteri size ödünç verebilirim, yani alabilirsiniz, sorun yok”
“O iş o kadar kolay değil evlat”
“Neymiş o kolay olmayan Ganwie?” dedi bir kadın sesi giderek Ganwie’ye yaklaştı karanlığın içinden. Sonra sivri uzun yüzünü gösterdi. Birkaç adım sonra Ganwie’nin yanındaydı.
“Shelia? Senin ne işin var burda? Norda’da tatilde olduğunu sanıyordum.”
“Sodya kralı, evlenmekte olan prensi ayartıp bir gececik birlikte olduğum için beni geri yoladı. Seni asmadığıma dua et dedi birde.”
“Yine ortalığı fena karıştırmışsın Shelia.”
“Bu çocuk kim” dedi gözlerini Joe’ya devirerek. Shelia, çok güzel bir kadındı.
Ganwie gibi uzun bir pelerin giymişti. Ayağında uzun,  siyah, deri çizmeler vardı. Cam kadar parlak mavi gözleri vardı. Bembeyaz teni, kapşonunun gölgesinde kalmıştı. Sonra kapşonunu kaldırdı ve bal rengi dalgalı saçlarını savurdu.
“Ah tanıştırıyım Joe Shelia, Shelia Joe. Shelia, imdi gitem gerekiyor” dedi kulağına eğildi “Görevdeyim sonra konuşuruz “ diye ekledi.
“Tamam Ganwie, gidiyorum” dedi ve arkasını döndü usukca yürüken kapşonunu tekrar giydi birkaç adım daha attıktan sonra aniden gözden kayboldu.
“Bunu nasıl yaptı?” dedi yine şaşırmış olan Joe.
“Hepsini ileride anlayacaksın, şimdi birkaç dakikan varsa burdan biraz uzaklaşalım ha?” dedi kolunu Joe’ya uzattı. Joe da ona kolunu verdi. İki adım attılar, Ganwie birşeyler mırıldandı ve Joe üçüncü adımınında yere bastığını hissedemedi, yere baktı. Şimdi karanlık bir boşluktaydı ancak defterle yolculuk gibi acı çekmiyordu ya da düşmüyordu öylece duruyorlardı ve birde karanlığın ucunda uzun bir geçidin sonundan görünen ışık gibi bir ışık huzmesi onlara doğru yaklaşmaya başladı. Şimdi dar ve loş  bir tüneldeydiler.
“İşte Shelia da böyle yaptı.” Saatine baktı ve ekledi “Yaklaşık on saniye sürdü ama sana on dakika gibi gelmişde olabilir. On saniye içinde bütün vücudun milyonlarca toza ayrılır ve istediği yere akar. Karanlık boşlukta kalan ruhundur. Bedenin o sırada senin istediğin yere akmaktadır. Bunların on saniyede olduğuna inanmak için bizden biri olman gerekir. Ama sen bizden biri olmasan bile özel birisin çünkü sen Beyaz Kule Birliğine kahraman olarak Tudor tarafından seçildin.”
“Beyaz Kule neyi?” afallamıştı. Pek çok şeyi aynı anda anlatınca afallamıştı. Bizden biri derken neyi kastetmişti? Ya Tudor da kimdi? Niye onu seçmişti?
“Sorularının cevaplarını alıcaksın merak etme. Ama önce seni Beyaz Kule Birliğinin merkezine götürüp Kral Du Gorepary ile tanıştırmam lazım. Aslında seni buraya o davet etti. Onun asırlık çırağı olarak beni bu göreve verdi.”
“E hani beni Tudor seçmişti?” dedi Joe afallamış bir ifadeyle.
“Tudor Savaş Tanrısı çocuğum. Du Gorepary birkaç hafta önce senin defteri ele geçirdiğini rüyasında gördü. Kral’ın baş falcısı bu rüyanın Tudor tarafından gönderilen bir ileti olduğunu söyledi. Falcıya göre senin gittiğin yerde tutsak kalan kötü bir büyücü seni kullanarak dünyaya geri dönmeyi ve hem bizim dünyamızı hem de sizinkini ele geçirmeye çalışacağını söyledi.
  Aslında bu daha öncede olmuştu. Ben delikanlıyken lanet olsun Semurah şapşalı yine dünyayı ele geçirmeye kalkmıştı. Tabi geri püskürtüldü ve yine o tarafa hapsedildi. Ama aldığımız duyumlara göre bu sefer senin gittiğin yerde kendine yandaş toplamış ve diğer zavallı insancıklara da rahat vermiyormuş yani yerli halka.”
“Anlıyorum. Ama benim yapabileceğim ne var ki?”
“Bunu bende bilmiyorum çocuğum. Du Gorepary sadece seni getirmemi istedi. Başka detay vermedi. Şimdi seni biraz gezdirerek güneş batmadan şatoya götürücem yani Beyaz Kule Birliği’ne”

  Tünel bir meydana açılıyordu. Joe tünelden çıktıklarına sevinmişti çünkü tünelde nefes almak çok zordu. Meydan oldukça kalabalıktı. Geniş bir yuvarlağın etrafında toplanmış pek çok gökdelenler vardı. Her taraf gökdelenlerle çevrilmişti. Bütün gökdelenler bir kürenin yan kenarları gibi kıvrımla yükseliyordu. Adeta gerilmiş birer yay gibiydiler. Sonra pamuk şekerini delen çubuk gibi bulutları aşarak uzanıyorlardı. Joe kendini bir fanusta gibi hissetti ve “Acaba bu gökdelenler bulutların üzerinde birleşiyor mu?” diye düşünmeden edemedi.
  Meydanın göbeğinde bir süs havuzu vardı. Havuzda ince, saydam kanatları olan, zayıfça bir canlı vardı. Bir meleğe benziyordu. Elinde havaya doğrulttuğu ince bir asa vardı. Asanın ucundan su fışkırıyordu. O da kanatlarıyla hafif hafif havalanıyor havuzun içinde dönüyordu. Sonra aynı canlıdan birkaç tane daha belirdi. Aynı hareketi onlarda yaptı ve gittikçe çoğaldılar. Aniden hepsi yok oldu. Sonra yine bir tane belirdi. Birkaç tane daha. Joe’nun görmeye pek alışık olmadığı süs havuzlarındandı.
  Meydanın kalabalığı da acayipti. Çeşit çeşit, pelerinli insanlar, hızlı hızlı yürüyor, binalara giriyor, Ganwie gibi hiçbir yerden geliyor ya da aniden kayboluyorlardı.
  Joe’nun gözleri gökdelenlere dikildi. Bütün binalar birbirleriyle aynıydı. Sadece renkleri farklıydı. Her katta bir daire bulunan dar binalardı ancak çok yüksek oldukları için bir binada bulutlara kadar yaklaşık altmış daire bulunuyordu. Dairelerin ön yüzlerinde, sağ tarafta iki pencere ve sol tarafta bir kapı bulunuyordu. Aniden Joe’nun  baktığı bir dairenin kapısı açıldı. Yaklaşık yirmi beşinci kattı. Siyah uzun pelerinli ve yine siyah melon şapkalı bir adam çıktı. Havada duruyordu çünkü kapıdan sonra herhangi bir basamak ya da eşik yoktu.  Çıktıktan sonra arkasını döndü ve muhtemelen karısı olan bir kadına öpücük verip aniden kayboldu. Joe sonradan fark etti ki bütün kapılar açılıyor ve insanlar çıkıyordu. Garip ama büyük ihtimalle zevkli bir yaşantıydı Joe’ya göre.
  Defterle tanıştığından beri böyle şeylere şaşırmıyordu Joe. Ganwie’nin sesiyle aniden irkildi.

umarım beğenirsiniz şimdilik bu kadar
Logged

Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: