Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 11, 2008, 11:55:29  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Samira (şimdilik)(ikinci bölümün ilk yarısı gelmiştir)  (Okunma Sayısı 614 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« : Haziran 15, 2008, 15:03:13 »

Eveeet... Nihayet paranoyamdan kurtulup yazılarımı paylaşmaya karar verdim. Desteğinizi bekliyorum.


Bölüm 1: Kaçmak İçin Son Şans

   Karanlık çöküyordu ama onlar hala el ele, arkalarına bakmadan koşuyorlardı. Zarif genç kadın birden durdu. Duymak isteyeceği son şeyi işitmişti. Küçük bir haykırış... Daha ellerinin titremesini engelleyemeden gözyaşları kontrolden çıktı. Sevgilisi avuturcasına sarıldı ona. Fısıltı halindeki teselli sözcükleri için zaman bulamadan başka bir ses işitti nefes nefese kalmış genç. Avcının yaklaştığını hisseden bir geyik gibi başını kaldırdı. Emindi, artık kaçmak için son şanslarıydı. Geridekiler için yas tutamadan ölmek yerine sevdiği kadının hayatını kurtarmayı tercih ediyordu. Yeniden elini tuttu onun ve son bir kez koşarak karanlıklara daldılar…
   O gece, sabaha yakın saatlerde, gözlerden uzak Kuzey Herenee Ormanı’nın Swill adlı kasabaya bakan kıyısında, boyu normal bir insanın iki katı olan ve saman sarısı saçları beline dek uzanan mavi pelerinli bir adam kesik bir ağaç kütüğüne oturmuş yıldızları seyrederek pipo içiyordu. “Bu kötü işte…” diye mırıldandı bir yıldızın kaydığını görünce. Bir başka yıldız da ötekiyle aynı kaderi paylaşınca öfkeyle ayağa fırladı. “Bu kadarı da fazla ama, gidip gösteririm b- …”. Durdu, sözlerini yarıda kesen hışırtılar ormandan gelmişti. Kafasını çevirirken piposunu bir kenara fırlatıp elindeki yaya okunu yerleştirmişti bile. Koyu kahverengi gözleriyle karanlığı taradı. Aptalca bir cesaretle “Çık ortaya!” diye bağırdı.
   “Bütün Herenee’yi yakmadan o pipoyu söndürsen iyi olur, Voren.” Bu ses fena halde tanıdık gelmişti ona ama yine de emin olmalıydı. “Derasban?..” diye fısıldadı şüpheyle, yayını indirmeden. Birkaç hışırtı sonunda ormandan genç bir adam çıktı. “Derasban … ” elini ormana uzatarak birinin ormanın karanlığından sıyrılmasına yardım etti, “...ve Lorean. Bu zamanda insanlar öz kardeşlerini tanımaz olmuş. Yıldızları gördün, değil mi? Vahşet! İkisini birden hem de …” Hızlı hızlı konuşuyor, bir yandan da yanındaki güzel elfe bakıyordu, sanki ani bir tepki vermesinden korkuyor gibiydi.    İkisinin de üstünde onları neredeyse arkalarındaki orman kadar karanlık gösteren ipeksi siyah pelerinler vardı. Telaşla konuşan genç adamın besbelli sarı olan saçları toz toprak içinde kalmış, pis bir kahverengiye dönüşmüştü. Biraz gerisinde sessiz hüznüyle dikilen kadın (büyük ihtimalle herkesin hayal sandığı elflerden biriydi) dalgın ve titrek, soğuk gecede ışıldayan simsiyah saçlarındaki kırık dalları ve toprağı ayıklıyordu. Parlak, beyaz yüzünün saçtığı yaslı ışık, ona her bakanı hüngür hüngür ağlatabilirdi.
   Neredeyse nefes bile almadan konuşan, buz mavisi gözleri elfin saçtığı ışıkla aydınlanmış genç adam içi burkularak sustu birden. Onu nasıl teselli edebileceğini bilemiyormuş gibi başını öne eğdi. Sonra güç vermek istercesine elini kadının omzuna koyup gözlerinin içine baktı. Kendini açıklama yapmak zorundaymış gibi hissetti. “Ailen için üzgünüm Lorean, ben… böyle olsun istemezdim, kalırdım.” Sustu, kederli karısını acısıyla baş başa bırakarak tekrar dev kardeşine döndü, “Kraliçe ve Emolf’du onlar…” yorgun yüzünü yere eğmiş elfe baktı yine; acı çekiyordu. “Annesi ve ağabeyi.”
   Sanki karşısındakinin kardeşi olduğunu yeni hatırlamıştı. Yanına gelip kucaklarcasına kollarını açtı ve kardeşinin kocaman gövdesiyle onu ezmesine müsaade etti. Voren elfin yanına giderek elini uzattı. “Kardeşim güzel karısını ailesiyle paylaşmak istemiyor sanırım, yoksa niye bizi daha önceden tanıştırmasın?” Aslında biliyordu nedenini. Lorean bir elfti. İnsanlar elflerden korkuyorlardı (aslında varlıklarını inkar etseler bile) ve onları yok sayıp krallıkların elfleri “kayboldu” gösteren belgelerine körü körüne inanıyorlardı. Bu durum onun Derasban’la evliliğini daha bir ilginç kılıyordu. Derasban’ın ailesinden yalnızca kardeşi Voren en sonunda Lorean’la tanışmayı kabul etmişti. Hem de böyle bir zamanda…                                                                                                     
   Lorean dev adamın yüzünü görebilmek için kafasını iyice kaldırdı ve titrek bir gülümsemeyle kocasının kardeşiyle tanıştığına memnun olduğuyla ilgili bir şeyler geveledi. İçindeki büyük keder yüzünden kısılmış iri yeşil gözlerini saklarcasına indirdi başını hemen. Birden acı bir çığlık kopardı, kendini çimlere  attı ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Irkının sihirli dilinde sayıklıyordu bir yandan da. Derasban sakinleştirici bir şekilde sarıldı Lorean‘a. Onu yavaşça yerden kaldırıp elfin güzel yüzünü avuçlarının arasına alarak “Hayır, hayır… Kendini suçlayamazsın. Artık elfler bile alt edemiyorlar, biliyorsun…” diye mırıldandı. “Onlara koz vermemeliyiz…” Yavaş yavaş hıçkırıkları kesilmeye başladı kırılgan yaratığın. En sonunda da sevgilisinin teselli edici kucaklamasına karşılık verdi. Derasban beyaza yakın mavi gözlerini ona dikmiş sakinleştirici bir ses tonuyla fısıldamaya devam ediyordu.
   Bu arada Voren sabırsızca ayağını yere vurmaya başlamıştı. Doğuya baktı, güneş çoktan sabahın habercisiymişçesine rengini açmıştı iki yıldızını kaybeden gökyüzünün. “Artık gitmeliyiz, fark etmediniz herhalde ama biraz önce bu kasabada en çok şüphe çekecek şeyi yaptınız. Biri Kuzey Herenee’den çıktığınızı görürse sizce ne olur? Hem de burada yaşamaya başlayacaksanız. Dedikoduculuğu fazla gelişmiş bir yığın kocakarı var burada…” Voren homurdanmayı sürdürürken birlikte Swill’in merkezine doğru yürümeye başlamışlardı bile. Derasban kurtulamamaları ihtimalini aklına getirdikçe ürperiyordu. Neyse ki son şanslarını kaçmak için kullanmışlardı…
« Son Düzenleme: Haziran 17, 2008, 17:40:05 Gönderen: ervolda » Logged
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Samira (şimdilik)(ikinci bölümün ilk yarısı gelmiştir)
« Eklendi: Ekim 11, 2008, 11:55:29 »

Logged
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1590


theory of knowledge....it looks like I've none!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Haziran 15, 2008, 15:18:35 »

Parlak beyaz yüzünün saçtığı yaslı ışık, ona her bakanı hüngür hüngür ağlatabilirdi.

Doğuya baktı, güneş çoktan sabahın habercisiymişçesine rengini açmıştı iki yıldızını kaybeden gökyüzünün


Ayy içim bir hoş oldu şu betimlemeleri görünce ve ne yalan söyleyeyim beklemiyordum bu kadarını  Terleyen Terleyen Utanmış Ne biçim arkadaşsam Dudaklarını Mühürlemiş

Bir iki yerde noktalama işaretlerine dikkat etmen lazım onun dışında bence bir sorun yok canım Sarılan Ellerine sağlık. Yeni bir dünya yaratmışsın valla. Sabırsızlıkla devamını bekliyorum ve paranoyaklığından kurtulmana ve boşu boşune noter yoluna düşmemene sevindim. İlham pericikleri öpsün seni Sırıtan Sırıtan

Logged

yazan bir yazar!

Resimciğe tıklasana bi XD XD XD



I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.

(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum Hede Hödö)
ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Haziran 15, 2008, 15:25:00 »

Sağol dame, gerçekten sağol... Dersteğin iyi geldi.
Logged
Karamela Sepeti
~Bloo!...
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1186


~Everything is something happened...


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #3 : Haziran 15, 2008, 15:27:34 »

En sonunda notere imzalatmaktan vazgeçmişsin ve iyi olmuş korkma ve yazmaya,paylaşmaya devam et Gülümseyen

(genel yorumu sonra yapacağım vaktim yok Dil Çıkaran )
Logged

Laila
=P | =P | =P
UU Seherbazları
Demleme Çay
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 969


Colorful Sadness~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #4 : Haziran 15, 2008, 17:18:04 »

Ay çok güzel olmuşşş... ay aneaamm bu kadar güzel olucağını beklemedim sadece başlıktan anlatamadım ama anlamışsındır Kahkaha çok güzel olmuş tam Silmarillion'u bitirdim bunu okudum ayyyyy Alkış Tapan
Logged






3 4 5 4 3

Hayranım sana Aslı!! Aww

Kurban bayramında görüşürüz :'(
Elentari
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1560


Bir şarkının başlangıcı gibi...


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #5 : Haziran 15, 2008, 17:36:11 »

Çok güzel olmuş  Hazal Aww
Betimlemelerin falan çok hoşuma gitti.
Ayrıntılı yorumları ilerki bölümlerde yapacağım.
Ellerine sağlık.  Göz Kırpan
Logged

Yok... Yok... Yok... Cafe'de çook uzun bir süre yok!
Stupefy
Asphyxiated.
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 525


I'm not worried. I'm with you.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Haziran 15, 2008, 21:36:54 »

Bana haber verilmesin bari. Cafe'yi gezerken tesadüfen bulmasam bunu, hikayeni manyak noter planlarından sıyrılmak suretiyle buraya koyman bana hiçbir şey ifade etmeyecekti. <.< Neyse ki gerçekten güzel yazıyorsun da daha fazla sitem edemiyorum sana. Hede Hödö

İlk bölüm çok gizemli olmuş. Kuzey Herenee'de neler yaşanmış? Yıldızların kayması ne demek? Bir de, isimlerdeki yaratıcılığa hayranım. Derasban ne ya? Acayip Kırk yıl düşünsem aklıma gelmez yani! Şaşırmış Betimlemeler de harika! Alkış

Kısacası, geleceğin bir numaralı fantastik roman yazarına bir alkış! Alkış Eline sağlık, "mülü". Dil Çıkaran
Logged

Nobody can tell ya:
There's only one song worth singin'!
They may try and sell ya
'cause it hangs them up to see someone like you..!
But you've gotta make your own kind of music!
Sing your own special song!
Make your own kind of music
Even if nobody sings along!

ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Haziran 16, 2008, 01:07:48 »

sağolun yaaa mülüler hepnizi kucak kucak öperiiim!!!!!!!!
Logged
Fides
Larien
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2987


Give peace a chance


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Haziran 16, 2008, 19:39:36 »

Betimlemelerin çok güzel olmuş Aww Ne olduğu ile ilgili bir fikrimiz olmadığı için çok da merak uyandırıcı Kahkaha İlerde daha ayrıntılı yorum yapabilirim yeni bölümler okuyunca Aww  Eline sağlık Aww
Logged



Imagine 

Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one



Twilight
Âşık
ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Haziran 16, 2008, 23:58:04 »

Sizi bekletmeden 2. bölümün yazdığım kısmını göndereyim diyorum... Daha asıl hikaye başlamadı, çok heyecanlanmayın Kahkaha

Bölüm 2: Dedikodular

   Duna’nın Hanı yine düşünceli bir sessizliğe bürünmüştü.  Swill sakinleri buraya her hafta gelirlerdi. Genellikle eski dedikoduları dallandırır, yenilerini üretirlerdi. Bu akşam toplantıları hep kavgalarla biterdi; ama ihtiyar kocakarı Dunny her seferinde bu kavgalar yüzünden bir daha onları içeri almayacağını söylese de yeni haberlerin ona bir sürü müşteri sağladığı da bir gerçekti. Kabul ediyordu. Swill meraklıydı.
   Yine bir akşam kavgası sonunda güçsüz bacaklarıyla grubu dışarı kovalarken bugün dinlediklerindeki gerçek payını arıyordu kendi içinde. Kalabalığın homurtulu itirazlarına kapı çarparken “Olabilir mi?” diye düşündü. Neden olmasın ki? Bütün belirtiler uyuyor. Ah! Bir de şu çiçeklerin bir gecede nasıl büyüdüğünü çözebilse. O zaman… o zaman inanırdı işte.
   Sivri ve buruş buruş yüzünü kuzeye çevirdi ister istemez. Herenee… O cadı kız oradan gelmişti kesinlikle. Onun eşsiz güzelliği bir insanınkinden ne kadar farklıysa kuzey topraklarındaki karanlık orman da o kadar farklıydı Swill‘den. Gizem ile geçek arasındaki sınır gibiydi bu minicik kasaba. Kuzeyine çit gibi kazınmış olan Yun Nehri’ne kadar insanlar yaşıyorlardı. Sonrasında orman adamın gözüne bata bata yükseliyordu bir duvar gibi. Swill’in ötesi sırdı - bilmek istemeyen için. Bu sırlarla ilgilenmek isteyen şüphesiz ya artık yaşamıyor ya da sınırın öbür tarafında, bilinmezde yoluna devam ediyordu. Bu kişilerle ilgili tahmin edilen tek şey meraklarının sonlarını getirdiği ve bir daha geri dönmedikleriydi. Yani ya ölmüşler (kayıp olmaları her zaman buna bağlanırdı) ya da diğer tarafta kaybolmuşlardı.
   Lorean ve Derasban ile ilgili dedikodular buradan başlıyordu işte. Bir gün ormana gidip uzun süre dönmeyen, derin bakışlı, yakışıklı Derasban, uğruna ailesini, yaşadığı yeri terk ettiği gizemle daha da dolu olarak geri geldi yıllar sonra. Bu kez yalnız değildi ama. Yanında güzeller güzeli karısı Lorean vardı. Bu kadın Derasban’ın bir canlıya duyabileceği en büyük sevginin insan biçimiydi sanki. Simsiyah saçları, genç bir yaprak gibi yemyeşil gözleri, yaşadığı gizemli geçmişe mühür basan dolgun dudaklarıyla, pamuk teniyle; asla, hiçbir insanın yakalayamayacağı zarafetle taşıdığı değişik ama sade elbisesiyle doğa üstü bir  yaratıktı. Eğer kasabalılar elfleri bilmeseler ona tanrı diye tapabilirlerdi ama yanında Derasban’ın yakışıklı çehresinin bile sönük kaldığı bu zarafet abidesi nehrin güneyine ayak basar basmaz herkes onun ne olduğunu anlamıştı.
   İnsanlar, hakkında birçok efsane bulunan elf halkıyla ilgili duydukları yüzünden onlardan korkuyordu. Kuzey Herenee’nin derinliklerine yerleşmiş bu gizemli halk yaptıkları sihirlerle, aşırı güzellikleri, akılları okuyan gözleri, nam salmış okçuluk yetenekleri ve bitmez yaşamlarıyla insanların ulaşamayacağı derecede bilgelerdi ama bu geniş yetenekler yelpazesi onların kötü ününü de destekliyordu.
   Birkaç yüzyıl önce insanların ezici nüfusunun bile alt edemediği bu yabancılar savaşta daha fazla kayıp vermemek için (sadece altı elf ölmüştü) bütün kuvvetlerini toplayıp Unda üzerinden Herenee’ye  kaçtıklarında insanlar onlardan kurtulduklarını sanmayı tercih etti. Onların nasıl yenilip yok olduklarına dair tüm efsanelere ve halkı rahatlatmak için yazılmış tüm resmi galibiyet belgelerine rağmen bazıları, insanlara verilen ender ve ne yazık ki çoğunun kullanmadığı bir yetenek olan düşünme güçlerini (biz şimdilerde kısaca beyin diyoruz) harekete geçirerek onların hala yaşıyor olması gerektiği sonucuna vardı. Bu azınlık, biraz tarihi yazıt karıştırıp elflerin en son Unda Yerleşikleri’ndeki Swill’de görüldüğünü keşfetti ve (nasıl oluyorsa aynı hafta içinde, birbirlerinin varlığından habersiz) Yun kıyısındaki kasabaya ulaştı. Swill’in pek meraklı yerli halkı birden kasabada beliren 21 kişinin amacını çok geçmeden öğrendi. Halk onları uzaklaştırmanın bir yolunu ararken bu insanlar amaçlarını ortak olduğunu sezince bir araya geldiler, küçük bir keşif grubu oluşturup yolculuk hazırlıklarını bitirene kadar Yun’un kıyısına kamp kurdular.
   O zamanlar 20-21 yaşlarında olan Derasban’ın hikayeye katılmasını sorgulayıcı beynine ve her gizli sohbete misafir olmayı beceren kulaklarına borçluyuz. İlaç hazırlama ve hastalıkları tedavi  etme konusunda doğal bir yetenek olan Derasban, Swill’de dürüstlüğüyle bilinen en genç doktordu.  Nedendir bilinmez (!) Swill’deki genç kızlar fazla sık hastalanıyor, en ufak baş ağrısında Bevand’ların evine koşuyorlardı.
   O yılın başında kardeşi Voren orduya çağırılınca babasının ölümünden sonra içine kapanmış annesine bakmaya başlamıştı. Kadıncağızın iyi hissetmesi için yanından asla ayrılmayacağını söylese de Voren dönünce gidecekti. Nereye, o da bilmiyordu. En azından köye gelen grubun konuştuklarını duymadan önce dünyayı gezip tüm bitkilerle ilgili bilgi ve numune toplamayı planlamıştı, ilaçları için yeni yöntemler keşfedebilirdi belki. Annesinin garip ruh hali ona hep engel olmuştu. Onu ve ablası Farvia’yı bırakamamıştı, onları kaderlerine terk edemezdi… Ne de olsa Voren’ın dönebileceği bile kesin değildi.
   Unda ordusu savaştan vazgeçip güneybatıdaki topraklarının çeyreğini Zaydonn’a vermişti. Bu yüzden Voren iki ay sonra geri döndü. Farvia, kocası demirci Tust avdayken bir ağacın altında kalıp ölünce çıldırdı ve o sırada Tust’la birlikte tahta kafesler için ağaç kesmekte olan erkek kardeşlerini onun ölümünden sorumlu tuttu. İkiz kızlarını geride bırakarak intihar ettiğinde bebekler bir yaşlarını bile doldurmamıştı.
   Trajedi zincirine bir halka da Derasban’ın içine kapanık annesi tarafından eklendi. Yaşlı kadın bir süredir derin bir uyku halindeymiş gibi ruhsuz bir halde gezinip duruyordu. En sonunda patladı. Oğullarının, gerçekten katil olduğunu düşünmeye başladı. Bir gece Voren onu bebeklerden birinin boğazına yapışmış “ Seni küçük şeytan! Hangi cehennemden geldin, ona bu kadar benzeyemezsin… Neden susuyorsun? Konuşsana, demin bana bas bas bağırıyordun, şimdi susuyorsun. Öldüreceğim seni…” derken buldu ve o bebeği almaya çalışırken annesi bu kadar gerilime dayanamayıp bu dünyadan göçtü.
    Derasban buralardan uzaklaşması gerektiğini anlamıştı, artık daha fazlasına dayanamazdı. Kötü kaderi onu ve ailesini takip etmeyi bıraksın diye uzaklaşmalıydı. Voren ona düğün bitene kadar kalması için yalvarmasa cenaze kalktığı gün eşyalarını toplayıp, sürekli ertelediği dünya turuna çıkacaktı. Düğün tatsızdı, dedikoducu Swill halkı, Derasban’ın gerçekten gidip gitmediğini görmek için gelmişti.
   Voren’in müstakbel karısı bu durumdan hiç hoşlanmamıştı. Zaten Onor dışından geldiği için bu dedikoducu insanlara bir türlü alışamamıştı. Buralara yabancı ailesi, düğünde sürekli Derasban ve onun gidişinden bahseden insanlarla çevrelenmiş, kendilerinin asılsız fısıltıların arasında bulmuşlardı. Neyse ki onların anlayışlı ruh halleri kızları Herdra’ya da bulaşmış, kızgın gelin sakinleşmişti. Düğün en azından onlar için mutlu bitti. Aradığını bulamayan köylüler ise evlerine çekilip başka bir asılsız habere yoğunlaştılar.
             Bu seferki dedikodu kurbanları, o sırada köye toplanmakta olan şu 21 kaşifti.

....devamı yakında...
« Son Düzenleme: Haziran 25, 2008, 21:27:56 Gönderen: ervolda » Logged
Stupefy
Asphyxiated.
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 525


I'm not worried. I'm with you.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Haziran 17, 2008, 00:10:27 »

Ay oy! Bu ne karışık bir şey böyle! Yazdığın kadarı buysa, devamını düşünemiyorum bile! Eline sağlık!

Simsiyah saçları, genç bir yaprak gibi yemyeşil gözleri, yaşadığı gizemli geçmişe mühür basan dolgun dudaklarıyla, pamuk teniyle; asla, hiçbir insanın yakalayamayacağı zarafetle taşıdığı değişik ama sade elbisesiyle doğa üstü bir  yaratıktı.
Aşık mı olsam ki? Gözlerini Deviren
Logged

Nobody can tell ya:
There's only one song worth singin'!
They may try and sell ya
'cause it hangs them up to see someone like you..!
But you've gotta make your own kind of music!
Sing your own special song!
Make your own kind of music
Even if nobody sings along!

ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Haziran 17, 2008, 00:14:45 »

Ol yiörum... Bi sen eksiktin, sen de aşık ol... Neyse ki Derasban tipim değil de kıskanmıyorum Kahkaha
Logged
Madeleine
Köpüklü Kapuçino
********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1427


Lonca Editörü...


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #12 : Haziran 18, 2008, 23:19:55 »

Korkunu yenmem iyi olmuş, bu sayede oldukça hoş bir yazı okudum. Diğer arkadaşlara katılıyorum Hede Hödö Betimlemelerin harika. Ayrıntılı yorumu sabah sakin kafayla yapacağım. Şimdi ilk bölümü okudum ve yorum yapmadan geçmeyeyim dedim. Eline sağlık, tebrik ederim Göz Kırpan Alkış
Logged


Fraktal'a sonsuz teşekkürler Sarılan

Fides
Larien
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2987


Give peace a chance


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Haziran 19, 2008, 01:31:55 »

Bölerek koyman iyi olmuş çünkü öbür türlü fazla uzun olacak gibi gözüküyordu. Bir de aralardaki parantez içlerinde belirtiğin şeyleri yazman hikayenin akıcılığını engelliyor sanki. Tam kaptırmış okurken garipp geldikleri için söylemek istedim. Güzeldi, daha pek bir şey öğrenemedik ama Gözlerini Deviren Eline sağlık Aww
Logged



Imagine 

Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one



Twilight
Âşık
ervolda
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 252


Küçük Yeşil Yaratıklar//Hö ???


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Haziran 19, 2008, 17:41:43 »

Bölerek koyman iyi olmuş çünkü öbür türlü fazla uzun olacak gibi gözüküyordu. Bir de aralardaki parantez içlerinde belirtiğin şeyleri yazman hikayenin akıcılığını engelliyor sanki. Tam kaptırmış okurken garipp geldikleri için söylemek istedim. Güzeldi, daha pek bir şey öğrenemedik ama Gözlerini Deviren Eline sağlık Aww
Hakılsın biraz bozuyordu akıcılığı... Ben de çıkardım  Sırıtan
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: