ben aslında pek paylaşmayı sevmem yazdıklarımı. bencilim biraz
ama bunu paylaşmak istedim neden bilmiyorum. okuyup yorum yaparsanız sevinirim =) ayrıca yazım ve imla hatalarım varsa pardon. bana ait olmayan tek şey var o da ismi. ben genelde isim bulamam hiç yazılarıma. bir arkadaşım buldu ^^ neyse çok uzattım ben buyrun okuyun siz 
“Nereye gidiyorsun?”
“Sadece senden uzak olabileceğim bir yerlere. Çok, çok uzak..senin asla beni bulamayacağın ve benim asla geri dönemeyeceğim.”
“Anlıyorum. Peki aklından da uzaklaştırabilmek için bildiğin bir yol var mı gideceğin?”
“...”
“Nereye gidersen git, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş, tüm her yere seninle geleceğimi biliyorsun. Tüm hücrelerin ve düşüncelerin ile birlikteyim ben çünkü. Bu durumu değiştirmeye çalışmak sadece aptallık olur.seni daha dibe iter ve daha derinime çeker. Faydasız.. yapacağın hiçbir şeyin gideceğin hiçbir yerin yok. Köşeye sıkıştın.”
“Lütfen daha fazla incitme.. yaşamak.. zor.. oluyor. Yapamıyorum.. hiçbir şey.. sadece bırakta gideyim.. sadece bırak..”
“Nefes almadan yaşayabilir misin?”
“Boğuluyorum..”
“Ben senin nefesinim. Bana muhtaçsın. Gözyaşınım. Ama sadece akıp gitmem. Senden bir şeyleri almadan.. Ah elbette, asla sadece akıp gidebileceğimi düşünme. Dokunuşunum. Dokunduğun her yerde biraz ben yok muyum? Aklınım. Tüm düşüncelerinin sonuna konulan noktayım. Asla silinmeyecek.”
“Lütfen daha fazla konuşma.. bu kadarı yeter.. Dayanmak.. zor oluyor.”
“Benden kurtulmak istemek yeni bir yara daha demek derinlerinde açtığım. Bilirsin.. benim açtığım yaralar kabuk bağlamaz hiçbir zaman.”
“Evet.. Çok iyi biliyorum..”
“Bana bağımlısın kabul et. Beni bırakamazsın. Sadece bırakmaya çalışırsın. İnan bana, sadece denersin. Ne kadar umut olsada içinde bir yerlerde, son kırıntısına kadar nasıl yokedeceğimi biliyorum. Bildiğimi, nasıl yapacağımı bilidiğimi çok iyi biliyorsun. Sana öğrettim. Ama öğrenmenin bedeli hep seninle birlikte olacak derinlemesine bir yara oldu. Üzgünüm(!) çok üzgünüm(!)”
“Emin ol daha fazla incinemem. Sadece burdan gitmek istiyorum. Üşüyorum. Lütfen izin ver.. gideyim.. istediğin tüm her şeye sahip değil misin zaten? .. “
“Gücünü yok etmek beni güçlü kılıyor.”
“Gücüm yok artık. Hiç kalmadı..”
“Peki izin veriyorum istediğin yere gitmekte özgürsün. Ne kadar özgür olabiliyorsan..”
“Lanet olsun sana.. Seni nasıl? Tanrım! Nasıl bu kadar sevebildim? Bana tüm renkleri unutturabilecek kadar.. Nasıl yapabildim?”
“Fırtınada tutunacak bir şeyler arıyordun. Ve benim ellerimi buluverdi ellerin. Sorgusuz sualsiz güvendin bana. Sonunu düşünmedin. Beni suçlayamazsın.”
“Sadece güvenmek istiyordum. Güvenmek.. fırtınamda sürüklenip gitmemek için aradığım bir sığınaktı. Olamadığın bir sığınak.. Yalnız başıma savaşmaktan çok yoruldum. Hep yalnızdım. Her zaman.. Daha fazla dayanamıyorum. Sadece güvenli bir soğınak. Taşıyamadığım kadarağır gelen her şey için arkasında ağlayabildiğim bir duvar. Çok şey istemedim ki..”
“Hayatın kuralları bunlar. Kendinden başka hiç kimseye güvenemeyeceğini bilmen gerek.”
“Hayat..Hayat..Hayat! bu sözcükten nefret ediyorum. Sadece bizimle oynuyor. Her şey’imizi elimizden alma oyunu..”
“Haklısın ama yapabileceğin hiçbir şey yok. Onun içindesin. Ve kuralları o belirliyor. Uymazsan...”
“Uymazsam?”
“Dışına,dışında, bilinmeyene gidersin.”
“Bilinmeyene gitmek istesem her şey daha kolay olur değil mi? Ama bu sonsuzluk beni korkutuyor. Yapamıyorum.. Korkuyorum. Çok korkuyorum..”
“O zaman onun kurallarına uymak zorundasın.”
“Uyamıyorum. Ağır geliyor.. Taşıyamıyorum.. Yapamıyorum.. Tüm bu yaşadıklarım sadece kötü bir rüya olsun ve tüm hr şeyden uzak aydınlık sabaha gözlerimi açayım.”
“ Bunun mümkün olmadığını ikimizde biliyoruz. Tüm yaşadıkların gerçek.”
“Gerçek mi? Gerçek nedir ki? Benim gerçeğimde tüm bunlar olamaz. Niye tüm bunları yaşayan tarafım? Neden?..”
“Tüm bu sorularının cevabı yok biliyorsun değil mi?”
“...
Ben gidiyorum..”
“Nereye?”
“Sadece gidiyorum. Belki aradığımı bulmaya, belkide zaten bulduğuma. Ne fark eder ki? Sadece gidiyorum işte..”
“Hoşçakal..”
“..”
.
.
.