Umarim bekledigine degmistir
Duyuru:
Kitabi okuyanlar anlayacaklar ki, hikayem kitapla cok yakin anlatiliyor
Sadece bir kac ekleme ve cok az degisiklik yaptim, kitaba bagli kalmayi tercih ediyorum.Bölüm Bir "Ilk Arabam"Ne kadar artik onu görmek istemedigimi ve havaalanina yalniz basima gidebilecegimi söylemis olsamda annem beni o utanc verici kamyonet ile havaalanina yetistirmeyi basardi.
Almanya simdiye kadar hayatimin büyük bir kismini gecirdigim ülkeydi. Ve simdiyse annemin zorlamalari ile babamin yanina Amerika’ya gidiyordum. Buna tüm gücümle karsi ciksamda, basarisiz olmustum. Annem’e inat en sevmedigi sirti acik bluzumu giymistim.
Elimde ise eskimolari andiran bir ceket vardi. Gidecegim lanet olasi kasaba sanki Alaskadaydi. Annemin nicin ordan kacmis oldugunu düsününce daha iyi anliyordum.
Annem babam ile Türkiyede tanismis ve birlikte Amerikaya tasinma karari almislardi.
Fakat annem orada yasayamayacagina karar verip henüz 3 aylik olan benide alip Almanyaya tasinmisti.
Hic görmemis olmama ragmen Forkstan nefret ediyordum. Ilk firsatta kacip geri dönmeliydim. Almanyayi seviyordum, hatta insanlarini bile. O musmula suratlarini cok ama cok özleyecektim.
“Nevra,” dedi annem bana ucaga binmeden önce – artik bu sonuncu söyleyisiydi ve bu ani dramatiklestirmeliydim. Beni oraya yolladigina pisman olmaliydi. “Üzgünüm.”
Annem, kisa saclari ve esmer teni disinda bana cok benzer. Onun benimkilerin ayni olan gözlerine baktigimda, onu nasil can elinden vuracagima karar vermistim. Onu üzmeye karar vermekte hakliydim. Beni o kendini begenmis Suat denen adama degismisti.
Bunlara ragmen istekli görünmeliydim, elbet beni gönderdigine pisman olacakti.
„Halimden memnunum,“ diye yalan söyledim. Onu kandirmak konusunda cok iyiydim, bazen kendimi bile kandirmayi basardigim oluyordu.
„Charlie’ye selamimi söylersin,“ dedi kabullenmis bir sekilde.
Arayip kendin söyle, demek istesemde.
„Söylerim,“ diye cevap verdim.
„Yakinda görüsürüz,“ dedi.
Bu yakin kavrami tahmin edebileceginden daha yakindi, bundan emin olabilirdi.
„Tabi ben hala hayatta olursam,“ dedim artik patlayarak. „Mutluluklar.“
Kosarak ucaga bindim. Arkama bir defa bile bakmadim.
- Edit -Yolculuk tahmin ettigimden de bunaltici gecti. Ucaklardan oldum olasi nefret ediyordum. Her uykum gelisinde hostesi cagirip sorular sormaya karar vermistim. En son nicin cocugu olmadigini arastiriyordum ki bikip, arkasini dönüp gitti.
Ben ise yilmayip ayni dügmeye basip onu yine cagirdim.
"Hostes degil misin, arkadasim sen? Yardim istiyorum ama ben."
"Nasil birseysiniz siz ya. Dört saattir hayatim boyunca sorulmayan sorular ile karsilastim. Siz var ya siz-..."
"Eeee?"
"Bir vampir tarafindan isirilmayi hak ediyorsunuz."
"Oldu görürsem söylerim," diye söz verdim. Kadina iyice sinir olmustum. Ucak inis yapar yapmaz hizla kosup uzaklastim.Charlie beni sabirsizlikla bekliyordu. Sanki cok gerekliymis gibi liseye kaydimi yaptirmisti.
Her neyse araba almama yardim edecekti ya, önemli olanda oydu. Ilk defa kendime ait bir arabam olacakti.
Port Angeles denen gereksiz yerde, yagmur beni bekliyordu, onunla birlikte Charles’da.
Korktugum basima gelmisti ve sef olan Charlie beni almaya o komik polis arabalarindan biri ile gelmisti. Istemeyerek onun yanina kosusturdum. Sirf islanmamak icin arabaya bile bindim.
Bana hic hoslanmama ragmen sarildi. Onu kibarlikla ittirmeye calistim. Kendimi bildim bileli herhangi birine sarilmaktan nefret ediyordum. Sevgimi göstermekten de.
„Seni görmek güzel, Nevra,“ diye güldü.
Sanki kürkcü dükkanima dönmüsüm gibi bir ton vardi sesinde. Icimden, son gülen iyi güler diye gecirmeyi ihmal etmedim.
„Pek degismemissin.“
Iltifat miydi bu simdi? Ne demeliydim. Neyse zaten susacagi yoktu.
„Rügzan nasil?“
„Annem iyi,“ dedim ve selami oldugunu söylemeyi bilerek unuttum. Böylelikle anneme son gicikligimida yapmistim.
Tüm esyalarimi ancak üc büyük bavula sigdirabilmistik. Sürekli yagmur yagdigini bilmeme ragmen tüm yazliklarimi almistim. Bavullarin birazini arka koltuga koymak zorunda kaldik.
„Senin icin iyi bir araba buldum, hem de ucuz,“ dedi emniyet kemerlerimizi takarken.
„Nasil birsey?“
Kibar olmaya calissam da basarili olamiyordum.
“Aslinda bir kamyonet, Chevy.”
Ben ne anlardim Chevy’den ama kamyonet kelimesi hic hosuma gitmemisti. Zaten ona benim icin bir araba bulmasini söylemek basli basina bir hataydi. Yinede bozuntuya vermedim.
“Nereden buldun?”
“La Push taki Billy Black’i hatirliyor musun?”
Ne Black ne Black? O nasil isimmis öyle? Kadin mi, erkek mi yoksa herhangi bir hayvan mi?
„Hayir.“
Aciksözlü olmami seviyordum.
„Hani yazin bizimle balik tutmaya gelirdi,“ dedi hemen Charlie.
Hala hangisi olduguna karar verememistim.
„O simdi tekerlekli sandalyede.“
Hah, bir hayvan olabilme ihtimali elenmisti. Cevap vermedigim icin Charlie devam etti.
„Bu yüzden artik araba kullanamiyor ve kamyonetini bana ucuza satmayi teklif etti.“
Bir asir kusur yasindaki adamin eski kamyoneti, harika. Ucuzaymis birde utanmadan söylüyordu.
„Kac model?“ diye sordum korkarak.
„Billy motor üzerinde oldukca fazla calisti – sadece bir kac yasinda, gercekten.”
Hadi ya, bende yedim.
“Onu ne zaman almis?”
“Onu 1984’te aldi sanirim.”
1964 olmasin o.
„Peki aldiginda yeni miymis?“
„Hayir. Altmislarin baslarinda – ya da ellilerin sonlarinda yeniymis,“ diye itiraf etti safca.
„Ch – baba, ben arabalar hakkinda hic birsey bilmem. Kaza falan yaparsam nolucak, kim tamir edicek, kim ödiycek…“
Onu bu sevdadan vazgecirmeye calisiyordum.
“Nevra, bu sey gercekten cok iyi calisiyor.”
Bu sey demesinden belliydi, kamyonetimi kücük görmesi. Ne hakla ona“ bu sey“ diye hitap edebiliyordu. Tam savunmaya gececekken, fiyati aklima geldi.
“Ucuz derken, ne kadar ucuz?”
„Tatlim, aslinda ben onu senin icin aldim gibi . Eve hosgeldin hediyesi olarak.“
Sanki cok büyük birsey yapmiscasina bana gülümsedi. Baska babalar cocuklarina son model araba alirken, benimkisi bir kamyoneti bana layik görmüstü, vay.