Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 11, 2008, 11:33:43  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1] 2 3 4   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey! ~5. Bölüm~  (Okunma Sayısı 1621 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« : Ocak 29, 2007, 18:12:54 »

1. Bölüm ..Dünya'ya Alışmak


Gök kendini çok yalnız hissediyordu. Yürüdüğü sokakta ondan başka kimse yoktu. Uzağındaki caddelerden araba sesleri geliyordu. Arada sırada çalan korna ve sinirli şoförlerin sesleri. Bağıran simitçilerin, seyyar satıcıların sesleri. Ama onlar öyle uzaktan geliyordu ki, Gök’e buraya ait olmadığını hatırlatmaya yetiyordu. O bir ay öncesine kadar ne bir korna ne de yolun ortasında kavga eden sürücülerin seslerini duymuştu.Ne sokakta yalvara yakara, bağıra çağıra birşeyler satmaya çalışan insanlar görmüş ne de kendini bu kadar yalnız hissetmişti.

Gök Dünya’ya başka bir gezegenden, bir görev için gönderilmişti. O bir elçi kızıydı. Bu ‘elçi’ler gezegenler arası yolculuklar yapar, diğer gezegenlerdeki canlıları inceler ve kendi gezegenlerine raporlar verirdi. Bu raporlar neticesinde Knayo (Gök’ün gezegeninin ismi ) Gezegen'i diğer gezegenlerin ileri gelen adamlarıyla görüşür ve gezegenler arası bir bağ oluşturulurdu. Eğer Knayo gönderilen raporları beğenmezse elçilerini geri çağırır ve bir süre o gezegeni kendi haline bırakırdı. Sonra tekrar elçiler yollayıp denetimlerini yapmalarını isterdi. Gök’ün babası da annesi de elçiydi ve bir çok kez farklı gezegenlere gitmişlerdi. Hatta Gök doğmadan beş sene önce Dünya’ya bile gelmişlerdi. Gök’ün bebekliği bir yaşına kadar S32 Gezegeni'nde geçmişti. Ama Gök kendi gezegeninde, yani Knayo'da büyümüştü.

Dünya kesinlikle Knayo’dan farklıydı. Dünya’daki canlılar çok şaşırtıcıydı. İnsan denen varlıklar herşeye hükmettiklerini zannediyorlardı. Aslında diğer canlı türlerinin de en az onlar kadar zeki olduklarını, fakat yaratılışları gereği insanların gördüğü gibi davrandıklarını bilmiyorlardı!

Sonra Dünya’da herkes aynı zamanlarda işe, okula gidiyorlar, aynı zamanlarda eve dönüyorlardı. Knayo'da öyle değildi ki.. Her mesleğin kendine göre zamanı olurdu. Mesela gezegen bilimciler genelde gece çalışır ama gezegenler arası direk geçişleri sağlayan 'geçitleri' bulmakla görevli olanlar işe sabah 10:00 gibi giderlerdi.(Dünya saati ile söylenmiştir.)

Knayo'da zaman kavramı da farklıydı. Saat diye bir kavram yoktu. Zaman belirtmek için 'asim' denilen zaman kavramını kullanıyorlardı. Bir gün 440 asim, bir asim Dünya saati ile 7 dakika ediyordu. Ayrıca Dünya’da her şey kendini tekrarlıyordu. Mesela günler bile 7 gün sonra tekrar başa dönüyordu. Oysa ki Knayo'da bir yıl 215 gündü ve gün ismi olmazdı. 16. gün, 211. gün şeklinde söylerlerdi.

Gök bunları düşünürken eve gelmişti bile. Çantasında anahtarını ararken arkasında bir ses onun ismini söyledi. Gök arkasına bakınca onun sınıfında olan (Gök burada okula başlamıştı.) bir oğlanı gördü. Oğlan elinde ona çok tanıdık gelen bir şey tutuyordu.
"Cüzdanını sınıfta unutmuşsun. Kimliğine baktım, oradan evinin adresini buldum. Ben de buralarda oturuyorum. Onun için getireyim dedim.

Gök oğlanın yüzüne bakıyordu. ‘cüzdan’, ‘kimlik’, ‘adres’? Gök oğlanın söylediği başka hiçbir şeyle ilgilenmiyordu. Sadece bu üç sözcüğe takılmıştı. Birden aklına geldi. Bunlar Dünya’da kullanılan terimlerden üçüydü sadece. Şimdi oğlanın elinde tuttuğu nesnenin neden tanıdık geldiğini anladı.

"Ah, teşekkür ederim. Ben sadece..." Sonra durdu. Ne diyecekti, 'Knayo'da bu anlama gelen sözcükler başka.' mı! Ama cümlesini bitirmeliydi, oğlan yüzüne bakıyordu hâlâ. "... ben sadece cüzdanımı –eee- evde unuttuğumu düşünmüştüm. Getirdiğin için teşekkür ederim."

Sonra bir şey daha sorması gerektiğini düşündü;

"Şeyy.. pardon ama ismini hatırlayamadım?!"

Çocuk gülümsedi ( Gök, oğlan gülümsediğinde kendine garip gelen bir şey daha keşfetti. O hep insanlardan uzak durduğu için ona insanlardan hiçkimse böyle sıcak bir şekilde gülümsememişti. Dünya’ya geldiğinden beri insanların böyle gülümseyemediğini düşünmüştü!) ve;

"Benim adım Burak. Bende sana birşey itiraf etmeliyim. Senin ismini kimliğinden öğrendim. Ben de senin ismini bilmiyordum."

Gök’de gülümsedi. Birkez daha şaşırmıştı. Çünkü şimdiye kadar hiçbir insana gülümsememişti.

"Sana bir kahve ikram etmemi ister misin?"

Burak şaşırmış gibi baktı Gök’e. Gök kurduğu cümlenin ne kadar saçma olduğunu sonradan anladı. Hâlâ Dünyalılarla nasıl konuşması gerektiğini tam kavrayamamıştı.

"Yani belki de istemezsin diye?!" diyerek önceki cümlesini toparlamaya çalıştı.

Burak saatine baktı;

"Sanırım bir yarım saat kahve içmeye gelebilirim."


« Son Düzenleme: Haziran 30, 2008, 00:12:48 Gönderen: delidir » Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey! ~5. Bölüm~
« Eklendi: Ekim 11, 2008, 11:33:43 »

Logged
inferius
Alayına İsyan
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1903


^^,


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Ocak 29, 2007, 19:53:11 »

 Valla delicim hoşuma  gitti benim bi hayal ettim de bunun filimi hoş olur gibi geldi  Terleyen devamınıda okuycam tebrikler  Alkış
Logged

Life is a...
"Obsessions lament to freedom. A timeless word the meaning changed. But I'm still burning in your flames..."
...Lie.!
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Cafe Cini
Has Türk Kahvesi
****
Online Online

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6259


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ocak 29, 2007, 20:07:57 »

çok şirin olmuş (şirin nasıl oluyo deme şirin işte Sırıtan)  devamını mutlaka yazmalısın canım .eline saglık Alkış
Logged




Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi..
Night Blue
♪ ♥ bir zamanlar gorkemce idim ♥ ♪
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1105


evanescence hayran klübü

gorkemce38@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #3 : Ocak 29, 2007, 20:26:58 »

waaay güzelmi$ Alkış

ho$uma gitti dvmnı okuycm Gülümseyen

 Alkış
Logged



mmm..

♥ i saw an angel in blue jeans ♥

Âşık

delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #4 : Ocak 29, 2007, 20:35:06 »

Valla delicim hoşuma  gitti benim bi hayal ettim de bunun filimi hoş olur gibi geldi  Terleyen devamınıda okuycam tebrikler  Alkış

teşekkür edrim canım infericim Sarılan Öpücük

çok şirin olmuş (şirin nasıl oluyo deme şirin işte Sırıtan)  devamını mutlaka yazmalısın canım .eline saglık Alkış


tamam şirin olsun sen öle istiyosan Gülümseyen teşekkür ederim yorumun için Öpücük

waaay güzelmi$ Alkış

ho$uma gitti dvmnı okuycm Gülümseyen

 Alkış


teşekkür ederim yorumun için Öpücük Gülümseyen

bende devamını yazıcam gaza getirdiniz hadi bakalım Kahkaha
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
TuBiLi
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 54



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Ocak 29, 2007, 20:35:42 »

gerçekten çok güzel olmuş devamını yaz mutlaka Göz Kırpan
Logged

delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #6 : Ocak 29, 2007, 20:49:53 »

gerçekten çok güzel olmuş devamını yaz mutlaka Göz Kırpan

teşekkür ederim beğendiğine sevindim Gülümseyen
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #7 : Şubat 07, 2007, 22:37:48 »

2. Bölüm ..Yeni Arkadaşlar

Burak’la tanıştığı günden beri Gök insanlara yaklaşmaya, onları tanımaya başlamıştı. İnsanların hiç de göründükleri gibi olmadıklarını düşünüyordu. Onları tıpkı bir kıta gibi keşfetmek, derinlerine inmek gerekiyordu. Bu durum Gök’ü heyecanlandırmıştı. Sürekli yeni insanlar tanımak istiyordu artık! Yüzü gülmeye başlamıştı. Dünya’ya geldiğinde  bunun bir felaket olduğunu, Dünya’ya alışamayacağını ve yalnız kalacağını düşünüyordu. Başlarda böyle olmasının sebebinin kendisi olduğunu yeni yeni keşfetmeye başlamıştı. Çünkü insanlar kendilerine yakın davranan kişileri seviyorlardı. Gök farklı insanlar tanıyarak insanları çözebileceğini düşünüyordu.

Dünya’ya gelmesinin üstünden üç ay geçmişti ve Gök’ün birçok yeni arkadaşı olmuştu. Sadece sınıfında değil evlerinin olduğu çevrede de arkadaş çevresi gittikçe genişliyordu. Tabii bunda Burak’ın yüksek katkıları vardı. Neden olduğunu bilmiyordu ama Gök’ün bu ortama yabancılık çektiğini anlamıştı. Gök’le birçok kez bu konu hakkında konuşmaya çalışmış olsada asla tatmin edici bir cevap alamamıştı.

Tanıdığı herkes Gök’ün küçük yaşından itibaren başka bir ülkede yaşadığını zannediyordu. Gök ve ailesi tanıştıkları insanlara böyle söylemeye karar vermişlerdi. Böylece kimse onların aslında Dünya’ya ne kadar yabancı olduklarını ve gerçek kimliklerini bilmeyecekti. Bu düşüncelerini Knayo'ya iletmişlerdi ve onlarda, onlara yardımcı olması için özel büyülü bir toz göndermişti. Bu tozu içtiklerinde yıllardır Almanya'da yaşamışlar gibi Almancaları olacaktı ve Berlin'de yıllar geçirmiş gibi bileceklerdi Berlin'i. Bu da hikayelerini destekleyen birçok bilgi demek oluyordu.

Gök’ün hâlâ alışamadığı nadir şeylerden biri okulda gördükleri derslerdi. Şöyleki Knayo daha gelişmiş olduğu için zamanla kırılmış olan birçok kuram ve kurallar öğretiliyodu ve Gök bu kuram ve kuralların yanlış olduğunu bilmesine rağman hiçbir şekilde müdahale edemiyordu. Bazen dayanamayıp itiraz ettiğinde öğretmenleri ona kızıyor ve doğru olanın onların anlattıkları olduğunu savunuyorlardı. Hatta bazen öyle tartışmalara giriyorlardı ki bu yüzden iki kez uyarı almıştı bile. Doğruyu bile bile yanlışı yapmak bayağı sinir bozucuydu!

Gök’ün sevenleri olduğu kadar güzelliğini, zekiliğini ve arkadaş çevresinde seviliyor olmasını (Özellikle de Almanya'dan(!) geliyor olmasını) kıskanan insanlar da vardı. Bu kişiler Gök’ün iflâh olmaz bir ukala olduğunu, kendini beğenmiş olduğunu ve hayal dünyasında yaşayan bir deli olduğunu birbirlerine söylüyor, bu şekilde kendilerini avutuyorlardı.

***
Gök hem elinde bir kutu çikolata tutuyor hem çikolataları yiyor ve aynı zamandada Burak’la konuşmaya çalışıyordu. Bu biraz uğraş verilmesi gereken bir konuydu çünkü çikolatalar çok güzeldi.

"Çikolatalar için teşekkür etmiş miydim?!"

Burak gülümsedi;

"Evet, birkaçyüzkere."

Şimdi kahkahalarla gülüyordu. Yoldan geçenler onu deli sanabilirdi. Yanında, elinde bir kutu çikolatayla obur obur çikolataları yiyen bir kız ve yolun ortasında kahkahalara boğulmuş bir oğlan. Evet kesinlikle garip bir görüntüydü!

"İyi o zaman.. tekrar teşekkür ederim. Bu da birkaçyüzbir oldu. Nasıl!?"

Bu sefer Gök’te gülmeye başlamıştı. Burak Gök’ün bu neşesini fırsat bilip yine aynı konuyu açtı.

"Sen garip bir insansın. Sanki çözülmesi gereken bir bulmaca gibisin! Çözmeye çalıştıkça daha çok karışan bir bulmaca. Bana açıklaman gereken bazı şeyler olduğunu biliyorum, bunu hissedebiliyorum. Lütfen Gök neler saklıyorsan söyle, lütfen!"

Gök’ün suratı asılmıştı ama kendini toparlamaya çalışarak;

"Sana söylemem gereken bir şey olsaydı zaten söylerdim Burak. Senden hiçbir şey saklamıyorum. İnan bana ve bir daha kafanı böyle saçmalıklarla meşgul etme. Sana her zaman söylüyorum, hiçbir şey yok!"

Bu konuşmadan sonra ikisi de hiçbir şey konuşmadı. İkisininde neşesi iyice kaçmıştı. Gök çikolataları çantasına koymuş ve yürümesini hızlandırmıştı. Burak ve Gök’ün yolları ayrıldığı zaman, Gök kalan yolu koşarak gitmiş, eve girdiğinde de ağlamaya başlamıştı. Gözyaşlarını durduramıyor sürekli ağlıyordu. Sakinleşmesi uzun süre aldı.

Aklına sürekli her şeyi Burak’a anlatmak geliyor, bu düşünceyi kafasından atmak için çok uğraşması gerekiyordu. Bu tamamen saçmalıktan oluşan bir fikirdi! Böyle birşey yapması imkansızdı. Evet kesinlikle imkansız! Hem bunu anlatsa bile bu saçmalığa(!) Burak inanmazdı. Hatta Gök’ün onunla dalga geçtiğini düşünerek Gök’ten uzaklaşabilirdi bile. Bütün bunları göze alsa bile elçilerin bir gizlilik antlaşması vardı. Bu gizlilik antlaşmasına göre diğer boyuttaki hiçbir canlı elçilerin gerçek kimliklerini bilmeyecekti. Aksi takdirde elçiler görevlerinden alınır, Knayo'ya geri dönerler ve elçilik görevlerine devam edemezlerdi!

Bu ikilemin arasında sıkışan Gök sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Şimdi her şey gözüne olağanüstü olumsuz görünüyordu. Sürekli bir şeyleri saklayarak nasıl yaşayabilirdi ki! Annesi ve babasının bu görevlerinin altında kendisinin ezildiğini düşünüyordu. Tüm zorluğu kendisinin üstlendiğini!

Bütün akşam hiç konuşmadı. İçten içe ailesine sinirleniyordu. Elçi olmak zorundalar mıydı!? İkisinin macera tutkusu yüzünden Gök zorluk çekiyordu. O ikisi bütün günlerini sahte arkadaşlarının yanında, sahte hayatlarıyla, raporlarını hazırlayarak geçiriyorlardı. Gittikçe karanlığa sürüklenen hayatını farkedemiyorlardı bile. Tüm bu düşüncelerin sebebi düştüğü ikilemden kurtulamamsıydı. Suçlaması için birilerine ihtiyacı vardı. Eğer suçlayacak birilerini bulamazsa kendi kendini yiyip bitireceğine emindi.

Tüm bu iç savaş doğrultusunda erkenden yatmaya gitti...

***
Ona çok tanıdık gelen, çok sevdiğini bildiği bir yerde oturuyor ve çikolata yiyordu. Bir süre sonra yanına Burak geldi. Gök tam azını açıp konuşacaktı ki (Çikolatalar için teşekkür edecekti.);

"Neden bana söylemedin?"

"Neyi söylemedim?!" Gök bayağı şaşırmıştı. Neyi söylemesi gerektiğini hatırlayamıyordu.

"Gök bir çevrene baksana. Nerede olduğunun farkında değil misin!? Benimle dalga geçmeyi bırakır mısın artık!"

Gök şimdi anlıyordu. Burası ona çok tanıdık gelmişti çünkü.. çünkü burası Knayo'da, yaşadığı şehirde en sevdiği parkın en sevdiği köşesiydi! Şaşırmış gibi bir Burak’a bir çevresine bakıyordu.

"Biz buraya nasıl geldik!?"

"Önemli olan bizim buraya nasıl gelmiş olduğumuz değil niye gelmiş olduğumuz!" Sesi sinirli çıkıyordu. Gök olan biteni anlamaya çalışıyordu.

"Neden bana anlatmadın?" Sesi bu sefer bir perde yumuşamıştı ama hala çok sinirli çıkıyordu.

Gök ağlayabilirdi ama ağlamayacaktı. Gözyaşlarını zorlukla tutuyordu ama onları bırakmaya hiç niyeti yoktu. Sonunda görüşü bulanıklaştı ve inci gibi göz yaşları teker teker yanaklarından yuvarlanmaya başladı.

"Söyleyemezdim. Yapamazdım bunu. Bana inanmayacağından korktum. Ayrıca bundan korkmuş olmasam bile annemin ve babamın işini tehlikeye atamazdım. Knayo'ya geri dönmeyi göze alamazdım. Dünya’dan ayrılırsam birdaha seni göremezdim."

Şimdi göz yaşları dahada hızlanmıştı. Gök sarsıla sarsıla ağlıyordu. Bu göz yaşlarına dayanamayan Burak, Gök’e sarıldı...

***
Uzaktan, çok uzaktan gelen bir ses bu görüntüyü kaybetmeye başlamıştı. Gök’ün bu sesi algılaması birkaç saniyesini aldı. “Hayır olamaz!” diye düşünerek gözlerini açtı. Lanet okuyarak yorganı üzerinden attı. “Bu bir rüya olmamalıydı!” diye düşünüyordu ama bir taraftan da içinde açıklayamadığı bir mutluluk hissetti. Okula gitmek için evden çıktığında yüzü gülüyordu.

« Son Düzenleme: Haziran 04, 2008, 01:00:31 Gönderen: delidir » Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
inferius
Alayına İsyan
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1903


^^,


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Şubat 08, 2007, 16:32:50 »

Döktürmüşün yine be cnm ellerine sağlık  Sarılan  Öpücük
Logged

Life is a...
"Obsessions lament to freedom. A timeless word the meaning changed. But I'm still burning in your flames..."
...Lie.!
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : Şubat 08, 2007, 16:34:06 »

Döktürmüşün yine be cnm ellerine sağlık  Sarılan  Öpücük

teşekkür ederim canıımmm Öpücük Sarılan
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
TuBiLi
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 54



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Şubat 09, 2007, 09:19:54 »

ayyy çok güzel yazmışsın Gülümseyen tamda yerinde bırakmışsın çabucak dvmını getir bence çünkü hemen okumak istiyorum Kahkaha
Logged

Arna Belorn
Pimps and Queens and Criminal Queers
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8250


Druid Power On Darnassus's Forest


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #11 : Mayıs 30, 2008, 17:48:49 »

silinmesini istemişsin fakat bence silinmesin. durması çok daha iyi olacaktır. sadece artık mesaj gelip gelmediğini kontrol et.

bakarsın üye olmayanlardan okuyanlar vardır.

ve insanlar için değil, kendin için yaz lütfen.

başarılar.
Logged

(göstermek/gizlemek için tıkla)

All those beautiful boys
Pimps and queens and criminal queers
All those beautiful boys
Tattoos of tears
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #12 : Mayıs 30, 2008, 18:39:31 »

Aslında haklısın Fırat Abi. Ben tıkandığım ve devam edemediğim için bırakmıştım hikayeyi ve boş boş durmasına gerek olmadığını düşündüm. Aslında silindiğini düşünüyordum ama silinmediğini görünce sana mesaj attım.

Bu hikayeyi yazmaya devam edicem Gülümseyen
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Bee
har_mon_ald
Köpüklü Kapuçino
********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1470


Edward Team!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Haziran 04, 2008, 17:00:22 »

Bu hikayeyi yaklaşık bi 20 dk önce Yazarlar Loncasından keşfettim,senin bi hikayen olduğunu bilmiyodum.. Aww
Ben okuduğum hikayelerin azına yorum yazıyorum ve bu hikayenin desteğe ihtiyacı olduğunu düşündüm.Bence çok özgün ve farklı olmuş,isimler,senin kafandaki olaya kattığın yorumlar fln gerçekten çok hoş 2.bölüm çok güzel biyerde bitmiş devamını bekliyorum.. Sarılan
Logged

B'Ware: She's BACK!!!...Third Time's The Charm...

Âşık | Twilight | Twilight | Twilight | Âşık
delidir
Evet ben bir deliyim ve bununla gurur duyuyorum...Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2196


~Lonca Editörü~


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #14 : Haziran 04, 2008, 17:09:44 »

3. Bölüm .. Ne Gerekiyor



Gök o rüyayı gördüğü günden beri düşünüyordu. O rüyayı gerçekleştirebilmenin yolunu arıyordu. İçindeki bir ses bir şeyler bulabileceğine inanmasını söylüyordu. Ama içindeki sesler o kadar fazlaydı ki! Hangisine inanacağını bilemiyordu.

Bir akşam ailesi raporlarını incelerken onların yanına gitti.

“Nasıl gidiyor?”

Annesi: “Ne nasıl gidiyor tatlım?”

“Diyorum ki, Dünya ne durumda? Ne zaman gideceğiz buradan?”

Aslında söylemek istedikleri bunlar değildi. Dünya’dan ayrılmak istemiyordu. Ona kalsa burada sonsuza dek yaşayabilirlerdi. Ama bunu ailesine belli etmek istemiyordu. Buraya gelecekleri zaman öyle çok sorun çıkarmış ve geldikten sonra öyle çok surat asmıştı ki, onlara memnun olduğunu fikirlerinn değişmiş olduğunu belli etmek istemiyordu.

“Gök biliyorsun ki buradaki görevimiz bir yıllık olduğu için istesen de istemesen de sekiz ay daha buradayız.” dedi babası.

“Of bunu zaten biliyorum. Ben sadece daha fazla kalmamız gerekecek (!) mi, onu merak ediyorum.”

“Aslına bakarsan, sanırım gerekmeyecek. Dünya hâlâ istediğimiz teknoloji ve bilgiye sahip değil.”

“Peki bu durumdayken bizim varlığımızdan haberdar olurlarsa ne olacak? Pekala onların gelişmesine yardım edebiliriz.”

“Ama bu eğer birden olursa insanlar bunu kaldıramaz. Kendileri bir şeyleri anlayabilecek düzeye gelmedikleri sürece onlarla iletişim haline geçemeyiz. Yoksa bu kötü sonuçlar doğurabilir.”

Babası: “Bak, sana bunu şu şekilde açıklayabiliriz; daldaki olgunlaşmış meyveyi koparıp yer misin?”

“Tabii ki hayır! Olgunlaşmasını beklerim, sonuçta ham bir meyve yenmez öyle değil mi!?”

“Tam üzerine bastın Gök. Olgunlaşmasını beklersin, çünkü bu hem sana zarar verir hem de ağaca. Daha hazır olmadan meyvesini ondan almış olursun.”

Miley’nin bitkiler ve hayvanlarla konuşma yeteneği vardı ve bir çok defa buna mağruz kalmış bir ağacın nasıl acılar içinde kıvrandığını görmüştü.

“Anladım. Peki Dünya’nın istenilen düzeye gelmesi için ne olması gerekiyor?”

“Öncelikle hayal güçlerini kullanmayı öğrenmeliler. Gerçekten çok sınırlı düşünüyorlar. Beyinsel güçlerinin farkına varabilmiş değiller. Daha sonra ise bulmaları gereken bilgiler ve yıkmaları gereken kuramlar var.”

“Evet bunu biliyorum.” dedi Gök acı bir sesle. Aklına okulda öğretmenleriyle olan tartışmaları geldi.

Babası iç çekti; “Sanırım bunu göremeyeceğiz. Gerçekten onlarla iletişime geçildiğini görmek isterdim ama şu durumlara bakıldığında (Elindeki kağıtları karıştırdı.) bu pek mümkün görünmüyor. Sanırım bu bizden sonrakilere nasib olur. Sen elçi olmayı düşünmüyordun değil mi Gök?”

“Asla!” dedi Gök sinirli gözlerle babasına bakarak.

Gök bunda haklıydı. O asla çevresindekilere acı çektirmek istemiyordu. Çocuğunun ondan nefret etmesini istemiyordu. O daha sakin bir iş istiyordu. Bu nedenle daha ne olabileceğine bile karar verememişti.

“Hadi Gök, artık yatman gerekiyor. Sen bunlarla kafanı yorma. Merak etme, eninde sonunda Knayo’ya döneceğiz. Sonsuza kadar burada kalamayız.”

“İşte sorun da burada ya!” dedi Gök alçak sesle.

“Bir şey mi dedin tatlım?”

“İyi geceler!” diyerek odasına gitti Gök.

***
“Demek Dünyalıların öğrenmeleri gereken şeyler var öyle mi. Peki bunu nasıl yapabiliriz? Onlara bunları nasıl öğretebiliriz? Sence yapabileceğimiz bir şey var mı Kasimir?”

Gök’ün gri-beyaz kedisi Kasimir başını kaldırıp Gök’e baktı.

“Neden onlara söylemeyi denemiyorsun?”

“Ah, sence bu işe yarıyor mu! Hepsinin o kadar büyük egosu var ki, kendi bildiklerinin hep en iyisi olduğunu düşünüyorlar! Hem ayrıca bunu yapmamın yasak olduğunu biliyorsun!”

“O zaman onların kendi kendilerine bulmalarını sağla.”

Gök, başını Kasimir’e çevirdi. Büyümüş gözlerle ona bakıyordu. Gidip yanına çömeldi.

“Peki bunu nasıl yapabilirim?!”

Kasimir esneyip minderini patileriyle yoğurmaya başladı. Kendine uyuyacak rahat bir yer hazırlamaya koyuldu.

“Kasimir, bunu nasıl yapabilirim!” diye tekrarladı Gök.

“Gece harikadır Gök! Neden sen de uyumayı dene miyorsun?”

“Senin bu esrarengiz davranışlarından nefret ediyorum Kasimir! Madem bir şey söylüyorsun, neden devamını getir miyorsun!”

“İyi geceler Gök.” diyerek başını patilerinin üzerine koydu.
Logged



Kelebekler neden sadece bir gün yaşar..

Çünkü onlar bu dünyanın kötülükleriyle başa çıkamayacak kadar masumlar...



Dünyalı Olmamam Neyi Değiştirir? Çok Şey!


!!!Okuyorsan YORUM yap, emeğe SAYGI!!!

Oy ver hayati tehlike içindeyim :'(
Sayfa: [1] 2 3 4   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: