Ana Sayfa
Yardım
Takvim
Üyeler
Giriş Yap
Kayıt
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ekim 08, 2008, 07:50:37
Duyurular
:
Harry Potter Cafe ve
Facebook
birleşirse ne olur?
Harry Potter Cafe | Forum
/
Diğer Konular
/
Not Defteri
(Moderatör:
Pimps and Queens and Criminal Queers
) / Konu:
Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 5: "Küçük Bir Kız Gibisin!"
Sayfa: [
1
]
2
3
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 5: "Küçük Bir Kız Gibisin!" (Okunma Sayısı 1308 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 5: "Küçük Bir Kız Gibisin!"
«
:
Nisan 19, 2008, 01:07:15 »
Bölüm 1
Hüzünlü ve Hırçın
Gözlerinin üzerine düşmüş bir tutam saç vardı. Maviye boyattığı saçları. Yaşlarla dolu koyu mavi gözleri. Kırmızı rujlu dudakları.
Ağlamaklı, nefesini içine çekti, yere bakmayı bırakmadı. Sağ eliyle dudaklarını sildi, ruj çenesine, yanaklarına dağıldı. Tuttuğu gözyaşları gözlerinden boşaldı. İnanmak istemiyordu; inandırıcı gelmiyordu. Hıçkırıyordu. Hıçkırıklar onu boğdu.
"Yeter!"
Kendini yere bıraktı. İki büklüm oldu, olduğu yerde yattı. Ara ara hıçkırarak, gözlerinden sıcak yaşlar süzülürken bekledi. Sanki zamanın geri alınmasını bekliyordu. Zaman geriye alınsa onu kurtarabilirdi. Onun kayıp düşmesine engel olabilirdi -Onun yüzünden düşmüştü... O an; "bırak!" deyişi "Bırak! yoksa sende düşeceksin!". "Hayır! Bırakamam!" derken terli elleri ellerinden kaydı. Tutamadı onu. "Hayııır!!!" çığlık atsa bile bir işe yaramaz. Onun ardından aşağı atlamak istemişti. İstiyordu. Onsuz yapamazdı, yapamıyordu.
Dudaklarına, yanaklarına sürtüp duruyordu ellerini bilinçsizce. Her tarafa dağılmıştı ruj. Elleri kıpkırmızıydı.
Hüzünlü ve hırçın. Öfkeli. Kendine öfkeli.
Karanlık gecede rüzgâr onu yaladı. Gözyaşlarının süzüldüğü yanakları, gözyaşlarının kaynağı, gözleri üşüdü...
Aslı Aykaya
yine kısa yine kısa...
ilk olarak deftere yazıyorum defterde insana uzunmuş gibi geliyor ama bilgisayara geçirince kısacık bir şey oluyor. 2. bölüm daha uzun olacak. bunu önsöz gibi kabul edin.
«
Son Düzenleme: Haziran 04, 2008, 18:44:38 Gönderen: Hey Ho Lou
»
Logged
~ Su ~
Sponsor Bağlantılar
Reklam
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Re: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 5: "Küçük Bir Kız Gibisin!"
«
Eklendi:
Ekim 08, 2008, 07:50:37 »
Logged
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1591
theory of knowledge....it looks like I've none!
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 1: Hüzünlü ve Hırçın
«
Yanıtla #1 :
Nisan 19, 2008, 01:11:36 »
Aslı bu süper olmuş. Hüzünlendim bir an yine ama alıştım artık bu histerik halime
Ellerine sağlık canım devamını bekliyoruz.
Logged
yazan bir yazar!
Resimciğe tıklasana bi
I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.
(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum
)
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 1: Hüzünlü ve Hırçın
«
Yanıtla #2 :
Nisan 19, 2008, 01:13:47 »
Alıntı sahibi: Dame üzerinde Nisan 19, 2008, 01:11:36
Aslı bu süper olmuş. Hüzünlendim bir an yine ama alıştım artık bu histerik halime
Ellerine sağlık canım devamını bekliyoruz.
devamını kısa bir zaman sonra koyarım.
"kimin aşk hikayesi bu acebaaa
" diye soran olursa, kimin olabilir ki diye bir cevap vereceğim
öhöm
okuduğun için sağol canım.
Logged
~ Su ~
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1226
HPC'deki 1. yılım :P XD
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 1: Hüzünlü ve Hırçın
«
Yanıtla #3 :
Nisan 19, 2008, 01:14:41 »
Aslı çok güzel olmuş bu
Ama yine acılı bir yazıydı
Devamını bekliyoeuz canım
Ellerine sağlık
Logged
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #4 :
Nisan 20, 2008, 01:25:59 »
Bölüm 2
Mektup
(göstermek/gizlemek için tıkla)
"Çatıdayım, en uç noktada. Bırakmak istiyorum kendimi sonsuz boşluğa. Gereken tek bir adım. Tam adımımı atacakken, arkamdan "atlama!" diye bağırır mısın? Seni dinlemesem, atsam adımımı; koşup beni tutar mısın? Elimden tut. Çek beni, uzaklaştır o uçtan, yoksa gideceğim boşluğa. Bunu yapar mısın benim için?
Sana direnirsem, karş çıkarsam; kendimi saldığımda karanlığa elini belime dolayıp kurtarır mısın beni? Düşmeme izin vermezsin değil mi?
Aklımı geri getirsek gittiği yerden. Yaptığım şeyin saçmalığı kafama dank etse, sana sarılıp ağlamama izin verir misin? Ben sana boğarcasına sarılmışken, elin saçlarımda gezinir mi? Kulağına "sen bir meleksin, benim meleğimsin" diye fısıldasam, bunun doğrulundan şüphe etmezsin değil mi?
Teşekkür etsem sana, şükran olarak sevgimi versem; kabul eder misin? "Seni çok seviyorum!" desem, buna tüm kalbinle inanır mısın? Sende beni sever misin? Beni seviyor musun?"
Aslı...
Logged
~ Su ~
Madeleine
Köpüklü Kapuçino
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1424
Lonca Editörü...
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #5 :
Nisan 20, 2008, 01:36:13 »
ayy canım çok güzel olmuş ya. ellerine sağlık...
Logged
Fraktal'a sonsuz teşekkürler
Karamel Kokusu
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1591
theory of knowledge....it looks like I've none!
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #6 :
Nisan 20, 2008, 01:50:30 »
Aslı bu hikayenin sonu nereye varacak çok merak ediyorum. Hep düşündüğüm ama bir türlü yazıya dökemediğim zihnime üşüşen görüntüleri öyle güzel ve net bir şekilde sunmuşsun ki. Harikasın canm.
Logged
yazan bir yazar!
Resimciğe tıklasana bi
I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.
(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum
)
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #7 :
Nisan 20, 2008, 01:53:21 »
Alıntı sahibi: Madeleine üzerinde Nisan 20, 2008, 01:36:13
ayy canım çok güzel olmuş ya. ellerine sağlık...
teşekkür ederim efendim
Alıntı sahibi: Dame üzerinde Nisan 20, 2008, 01:50:30
Aslı bu hikayenin sonu nereye varacak çok merak ediyorum. Hep düşündüğüm ama bir türlü yazıya dökemediğim zihnime üşüşen görüntüleri öyle güzel ve net bir şekilde sunmuşsun ki. Harikasın canm.
sonu yazıldı aslında bunun.
son hazır sadece araya bazı şeypler serpiştiriyorum işte boş kalmasın diye
sende harikasın canım
Logged
~ Su ~
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1226
HPC'deki 1. yılım :P XD
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #8 :
Nisan 20, 2008, 16:02:27 »
İşte şimdi daha da meraklandım
Sonu hazır demek
Aslı bu bölüm çok güzeldi.Mektup o kadar içten geldi ki bana
Ve Damla'ya da katılıyorum.
Alıntı sahibi: Dame üzerinde Dün 23:50:30
Hep düşündüğüm ama bir türlü yazıya dökemediğim zihnime üşüşen görüntüleri öyle güzel ve net bir şekilde sunmuşsun ki
Ellerine sağlık
Logged
Fides
Larien
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2990
Give peace a chance
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #9 :
Nisan 21, 2008, 22:15:40 »
Eline sağlık
Yine kısa yine kısa demişsin, ben de tam onu diyecektim
Güzel olmuş çok
Logged
Imagine
Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
Twilight
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 2: Mektup
«
Yanıtla #10 :
Nisan 27, 2008, 00:04:08 »
Alıntı sahibi: JuliaSirius üzerinde Nisan 20, 2008, 16:02:27
İşte şimdi daha da meraklandım
Sonu hazır demek
Aslı bu bölüm çok güzeldi.Mektup o kadar içten geldi ki bana
Ve Damla'ya da katılıyorum.
Alıntı sahibi: Dame üzerinde Dün 23:50:30
Hep düşündüğüm ama bir türlü yazıya dökemediğim zihnime üşüşen görüntüleri öyle güzel ve net bir şekilde sunmuşsun ki
Ellerine sağlık
teşekkür ederim efendim, beğenmenize sevindim.
3 bölümü en kısa zamanda bitirir koyarım.
Alıntı sahibi: holy_solemn üzerinde Nisan 21, 2008, 22:15:40
Eline sağlık
Yine kısa yine kısa demişsin, ben de tam onu diyecektim
Güzel olmuş çok
3. bölüm "yine" kısa olmayacak. 3. bölüm daha güzel olacak gibi geliyor.
Logged
~ Su ~
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 3: Düşmek ya da Atlamak
«
Yanıtla #11 :
Mayıs 09, 2008, 23:35:01 »
Bölüm 3
Düşmek ya da Atlamak
Rüzgarla dans etti saçları; aşağıdaki sokak lambalarının ışığıyla parlayan... Keskin rüzgârın yüzündeki soğukluğu onu gülümsetti. Parmak uçlarını hissedemiyordu artık; ama önemli değildi. Etraftaki apartmanlara baktı. Kimse uyanık değil, tüm ışıklar kapanmıştı. Mavi-beyaz sokak lambaları olmasa alacakaranlık aşağıdaki sokak. O ise sokağa bakıyordu, kuş bakışı.
Soğuktu her şey. Karanlığın bedenini kuşatması, rüzgârın acımasız tokatları, bir buz kristali gibi gözyaşları...
Kapalıydı gözleri, diğer duyularını kullanarak görmeye çalışıyordu çevresinde olup bitenleri. Bir gece kuşu yakınlardan uçuyor, kanatlarını her çırptığında yayılan ses dalgaları kulağına geliyordu. Titreşimler. Yerdeki, havadaki... Hissetmeye çalışıyordu. Biliyordu, hissedebildiği zaman, görebilecekti gerçekleri, tüm gerçekliğiyle. Uğrunda ne yapması gerekirse, yapacaktı. Zor olsa bile. Bir kapı açıyorlardı sanki onun için, her şeyi hissettiğinde salacaktı kendini ve alacaklardı onu aralarına. Kurtulacaktı tüm sıkıntılardan, üzüntülerden... Korkular yok olacaktı gideceği yerde, cennet katında bir yer. Sevdiği biri vardı ona kapıyı açan, yanına çağıran. Onunla gitmek istiyordu, ama geride bırakacakları... Terketmiş olmayı istemiyordu; ama ya terkeden kendisi değilse, aslında terkedilense? İnsanların onu bıraktığına inanmak istemiyordu. Yalnız kalmaktan korktuğu için değil. Yalnızlıktan korkmuyordu. Sadece... Sadece bırakılmış, terkedilmiş olmak... Çok acı...
Yanağından süzülüp tişörtüne damladı yaşlar. Ağlamıyordu, sadece akıyordu onlar. "Ağlamak bu mu? Bu ağlamak değil." dedi içinden. Gerçekten ağlamayalı çok uzun zaman oluyordu. Ağlayan kimseyi de görmemişti. "Kimse ağlamıyor, içten içe gülüyorlar. Sadece insanlar kendileriyle ilgilensin diye ağlama süsü veriyorlar kendilerine!" dedi fısıltıyla. Gecenin karanlığında yayıldı fısıltısı.
Rüzgârın tokatlarına dayanmak güçtü. "Çok soğuk." Gözlerini açmaya korkuyordu. "Açarsam gözlerimi; çok yüksekte olduğumu farkeder, paniğe kapılır, düşerim. Düşmek istiyor muyum, istemiyor muyum? İstediğim düşmek değil ki, atlamak. Bile bile ölüme atlamak var, istemeden düşmek var."
Düşmekle atlamak arasındaki farkları bulmaya daldı kafası. Tartıp durdu beyninde ikisini de. Kendi kendine konuştu uzun süre. "Düşmek ya da atlamak. Sonu aynı şey değil mi? 10 katlı bir apartmanın tepesindesin, ha düşmüşsün ha atlamışsın? Ne farkeder? Öleceksin sonuçta. Ama bir fark olmalı, insanın kendi isteğiyle bırakması ya da istemeden dalması sonsuzluğa... Ama istemiyor olsa 10 katlı apartmanın tepesine, gece vakti niye çıksın ki? Manzara mı seyredecek? Burada manzara falan yok, alacakaranlık dar sokaklar, ışıksız her yer. Sokak lambalarının ışığı anca geliyor buraya. Bu manzara mı? Nesi hoş bunun? Böyle bir yere insan anca intihar etmeye gelir."
Kafasını şimdi kurcalayan, intihardı. "İntiharın sebepleri, sonuçları... İnsan neden intihar eder? Geride kalanları hiç düşünmez mi? Ben düşünmedim. Onlar beni düşündüler mi? Düşünüyorlar mı? Düşünüyorlarsa ben anlamayacak kadar aptal mıyım? Belki... Düşünmediler, düşünmüyorlar, düşünmeyecekler gibi geldiği için düşünmekten vazgeçmedim mi onları?"
Kırıldım, parçalandım
Parçalarım dağıldı
Ufalandı
Kayboldu...
Sen kaybettin...
Kaybettin...
Beni.
Bir adım geri attı. Ayakta durmaktan yorulmuştu, biraz daha gözleri kapalı dursa uyuyacaktı. Öyle bir durumda uyuyakalması çok matrak olurdu tabi ve gereksiz. Gereksiz şeylerle uğraşmamalıydı. Uğraşmaması gerektiğini düşünüyordu. Oturdu yere, "beton da soğuk, her yer soğuk..."
Buz gibi soğukta,
Kollarında olmaya ihtiyacım varken
Sırtını döndün bana
Bakmadın suratıma
Ağladığımda ciddiye almadın
"çatladı!" dedim umursamadın
"kırıldı!" dedim,
Sebeplerim yetersizdi senin için.
O uyurken yanına bir not bırakmıştı. Notu anlarsa belki, kurtarmaya gelirdi... Ama o gelene kadar çok zaman geçecekti.
Uzun oldu sonunda.
Umarım beğenirsiniz.
Logged
~ Su ~
Fides
Larien
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2990
Give peace a chance
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 3: Düşmek ya da Atlamak
«
Yanıtla #12 :
Mayıs 09, 2008, 23:46:55 »
Bu bir geriye dönüş müydü
İlk başta onu kurtarmak için birsi yok muydu orada? Mektup bıraktığı kişi... Neyse bunu atlarsan o kafa karışıklığını çok iyi anlatmışsın.
Okurken ben bile değişik hissettim. Düşmek ve atlamak farkı da çok güzeldi. Birazcık olmak ya da olmamak lafını hatırlattı bir de
bu kez dediğin gibi daha uzun olmuş. Eline sağlık.
Logged
Imagine
Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
Twilight
Hey Ho Lou
görünmez
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1508
"Su günah dolu."
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 3: Düşmek ya da Atlamak
«
Yanıtla #13 :
Mayıs 09, 2008, 23:54:06 »
Alıntı sahibi: holy_solemn üzerinde Mayıs 09, 2008, 23:46:55
Bu bir geriye dönüş müydü
İlk başta onu kurtarmak için birsi yok muydu orada? Mektup bıraktığı kişi... Neyse bunu atlarsan o kafa karışıklığını çok iyi anlatmışsın.
Okurken ben bile değişik hissettim. Düşmek ve atlamak farkı da çok güzeldi. Birazcık olmak ya da olmamak lafını hatırlattı bir de
bu kez dediğin gibi daha uzun olmuş. Eline sağlık.
evet bu bir geriye dönüştü. olayın başına dönüş. en başına değil ama.
en başına belki bir sonraki bölümde ya da ilerleyen bölümlerde dönebilirim. olmak olmamaktan etkilenmiş olabilirim, bu tür ilişkilerle ilgili biri ile konuşmalar geçti aramda.
baya etkilendim sanırım.
yazarken bende çok değişik hisler içinde olduğumdan. yazarken aynı zamanda "o" kişi ile kavga halinde olunca mesajlaşmalar falan, ağlayarak yazma durumunda kaldım bazı yerleri
sonra geçti ağlama vs. karmaşıktı.
bir daha ki bölüm daha da uzun olur belki. bilinmez
okuduğun için teşekkür ederim
Logged
~ Su ~
Dame
Damla, Damlaş, Damma artık nasıl istersen ~ Gırrrrrrrr ~ Hmpff ~ Sessiz Korist
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1591
theory of knowledge....it looks like I've none!
Ynt: Bir Aşk Hikayesi ~ Bölüm 3: Düşmek ya da Atlamak
«
Yanıtla #14 :
Mayıs 10, 2008, 00:43:02 »
Nen geldim baktım, baktım kafa çorba tabi kendine kızıyor şu an
Göremedim
İyi ki öm attın valla. Hımm iyi mi kötü mü aslında yorumumdan sonra karar ver bence çünkü saçmalama ihtimalim aşırı yüksek.
Öncelikle şunu belirteyim Aslı'cım sen çok daha iyi yazıyorsun. Kesinlikle daha iyisini yapabilirsin. Bu bölüm gerçekten -zaten minicik beynim var aynı anda iki işi yapamıyor
- kafamı iyice karıştırdı. Ha karıştırdığı için mi böyle dedim? Hayır. Tarz yüzünden dedim. Önceki bölümlerdeki akıcılığı bulamadımm nedense sürekli takıldı hımm şöyle diyeyim fren gaz fren gaz olmuş. İniş çıkışlar var ama yine de güzel
Sadece daha da iyisini yapabildiğini biliyorum kuzum bir söyleyeyim dedim
Hımm ya da bu kadar duygu yükünü gece gece kafamda Tolga Çevik esprileriyle kaldıramamış da olabilirim
Gerçekten ağlamayalı çok uzun zaman oluyordu. Ağlayan kimseyi de görmemişti. "Kimse ağlamıyor, içten içe gülüyorlar. Sadece insanlar kendileriyle ilgilensin diye ağlama süsü veriyorlar kendilerine!" dedi fısıltıyla. Gecenin karanlığında yayıldı fısıltısı.
Gerçekten ağlayan ne kadar insan var ki şu dünyada? Kaç kiş var ki samimiyetine sonsuz güvenebileceğimiz? Kaç kişi var? Herkes sahte, her şey sahte. Dünyada plastik varlıkların arasına sıkışmışız, yalanların ortasında kalmışız. Doğruyu nasıl bulabiliriz ki artık? Timsah gözyaşlarıyla gerçeği nasıl ayırt edebiliriz? Gerçekten ağlayacak kadar ne üzebilir ki bizi artık? Ne o kadar derinden etkileyebilir? Her şey sahte herkes sahte! Aşklar, hayatlar, başarılar, ruhlar sahte... Böyle bir durumda bu kadar yalanın ortasında kulelerimizin duvarlarını bulutlara kadar çektiğimiz bir dünyada bizi ısıran her yılandan sonra soğuyan kalplerimizle nasıl gerçekten ağlayabiliriz ki? Gerçek ne ki? Bana öğretmediler. Çevremedeki yapay insanlar buna izin vermedi. Gerçekten ağlayamam ben artık. Karşımdaki kim olursa olsun. Ağlayama sürükleyen neden ne olursa olsun gerçekten ağlayamam ben artık. Dondum çünkü soğudum ve yalanlara ağlanılmayacağını, her şeyin yalan olduğunu tek gerçeğin ise bunların arasında hayatta kalmak ve umut etmek olduğunu öğrendim. Ağlamıyorum ben artık gerçek veya başka bir anlamda. Hiç kimseye ağlanmaz ne de olsa. İster aşk acısı olsun ister başka birr şey, Hepsi gelip geçici. Bize yaşattıkları güzel anlar kalıcı sadece ama onların bir çoğu da yalan bir çoğu da plastik meyvelerden farksız. Ağlamıyorum ben artık. Gerçekten ağlayabilen insanlar arıyorum çevremde, ama kimse yok. Hiç kimse. Şu dünyada çevrem sahte ve ben onlara dönüşmemeye çalışıyorum. Ağlamıyorum artık ağlarsam yenilirim gerçekten ağlarsam tepeme çıkarlar yalanlar beni ezer ağlamıyorum o yüzden inanmıyorum hiç bir şeye neden görmüyorum artık. Çünkü nefret uğruna ağlanılmaz ne de olsa değil mi gerçekten ağlatan şey saf sevgidir sadece.
Ee bu ne demek Damla etrafındakilerin sevgisine, gerçekliğine dürüstlüğüne inamıyor. Hmpff, inanmıyorum işte çevre dedğin ne ki zaten? Bir avuç sevgi, bin avuç nefret belki arada birazcık da umut, mutluluk. Sonra neden internettesin o kadar neden oraya buraya yazıyorsun? Hmpff gerçeği arıyorum belki ne biliyorsun! Sende bulamadığım, asla çevremde olmayacak olanı. (Aramak için de en iyi yolu bulmuşum kendimi tebrik ettim şu an
)
Logged
yazan bir yazar!
Resimciğe tıklasana bi
I saw Susie sitting in a shoe shine shop.
Where she sits she shines, and where she shines she sits.
(Tam olarak okuyabilenden diksiyon dersi istiyorum
)
Sayfa: [
1
]
2
3
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Harry Potter Konuları
-----------------------------
=> Gazete
=> Harry Potter
===> Kitaplar
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
=====> Melez Prens
=====> Ölüm Yadigârları Kitap
===> Filmler
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
===> J.K. Rowling
=> Oyuncular
=> Ölüm Yadigarları Filmi
=> Melez Prens Filmi
-----------------------------
Diğer Konular
-----------------------------
=> Sohbet
===> Geveze
===> Sıra Sende
=====> Cadılar Bayramı
=> Üye İlişkileri
===> Kulüpler
=====> Popomundo Kulübü
===> Üye Çalışmaları
===> Yardımlaşma
===> Üye Duyuruları
=> Müzik
=> Sinema
=> Televizyon
===> Lost
===> Heroes
=> Kitap
=> Oyunlar
=> Not Defteri
===> Harry Potter Hikayeleri
===> Alıntı
===> Arna Öyküleri
=====> Gözyaşı Prensi
===> The Unbroken Universe
=====> Savunulan Sözler
=====> Hatırlanan Sözler
=====> Unutulmayan Sözler
===> Genç Yazarlar Çetesi Barınağı
-----------------------------
Yönetim
-----------------------------
=> Duyuru Panosu
=> Resepsiyon
Powered by SMF 1.1.6
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Harry Potter
|
Galeri
|
Forum
|
Arşiv
Yükleniyor...