Bu sefer biraz uzun oldu affedin beni

Ayrıca bu yazının bende farklı önemleri var, 7. yazımın 7. aşkıma yazılmış olması gibi.. Üstelik bu sefer hayal gücümün eseri olan hiçbir şey yok

Bu kez herhangi bir şarkı önerim de yok; çünkü bu yazı çok farklı duyguları bir arada tutan bir yazı, haliyle de birbirinden çok farklı duyguları yansıtan şarkılarla yazıldı =) Neyse sustum ben buyrun..
*******************************************************************
Hatırlıyorum. 1 yıl önce bana yazma içgüdümü bastırırsam yeteneğimi kaybedebileceğimi söylemişlerdi. Bunu göze alamam. Yazmak, ruhuma zarar vermeden dertlerimi dışarı atabileceğim tek yol. Biliyorum, yazacaklarım yine birilerini acıtacak, yine birilerini ağlatacağım - başta da kendimi. Ama yapmak zorundayım, seni sevdiğimi bile bile yapmak zorundayım.Nerdeyse 5 ay oldu tanışalı ve nerdeyse 5 ay oldu sana aşık olalı. Başka birini severken seni sevdiğimi fark etmek garipti, acı vericiydi. Bana acı veren birine ihanet etmekti; bana aşık birinin yerine, aslında başka birini seven bir başkasını sevmekti. Düşünüyordum, düşünemiyordum… Duygularımdan emin olmak zorundaydım, bir seçim yapmalıydım. Ve bu seçim, mutlaka geleceğimi değiştirecekti.
Ben seçimimi çoktan yapmışım, zor olacağını bile bile seni seçmişim. Artık duygularımdan eminim ve senin uğruna aylardır yolumu gözleyen, 3 gün sonra yola çıkmamı bekleyen birini terk ettim. Pişman mıyım? Hayır. Olması gerekeni yaptım ben. Aşk her an insanın karşısına çıkabilecek veya her an yaşanılabilecek bir şey değildir. Aşık olmayı istersin, olamazsın. Elini tutmak istersin, tutamazsın. Yan yana oturmak istersin, oturamazsın. Göz göze gelmeyi dilersin, gelemezsin. Oysa ona bakışlarını görse her şeyi anlardı değil mi? Yanından ayrılırken güzel bir vedayla uğurlamak istersin, yapamazsın. Pişman olmak istersin, olamazsın. Artık çok geçtir. Pişman olmamak için, seni seçtim ben.
Hatırlıyorum. İlk buluşmamızı… Rahat uyuyamadığım o geceyi… Ve sonrasını… Gece düşünüyordum, her şeyin yarın belli olacağını biliyordum. Ya seni gerçekten seviyordum, ya da kendimi kandırıyordum. Ama her şekilde eski ilişkimi bitirmeliydim. Ne ona, ne de kendime daha fazla acı çektiremezdim. Bitirdim de, seninle olduktan 2 gün sonra.
Yoruldum. Bazen anıları hatırlamak bile acı vericidir. Bu anılar bir de seninle ilgili olunca…Yanındayken zamanı hissetmiyorum, neler konuştuğumuzu fazla hatırlamıyorum. Sadece veda ederken bana sarılışını ve sol yanağımdan öpüşünü tam olarak hatırlıyorum.daha sonra eve nasıl geldiğim de karanlık. Gelirken seni düşünmüştüm, kararımı vermiştim ve şimdi hiçbir şey seni sevdiğim gerçeğini değiştiremezdi.
Düşündüm. Yaşadıklarını, sevdiklerini, hissettiklerini, düşüncelerini… Bana anlattıklarından sonra biraz daha bağlanmıştım sanki sana. Her şey güzel görünüyordu gözüme, seni elde edeceğimden emindim, her an her saniye yanında olmak istiyordum.
İyi ki o gün beni güzel bir vedayla uğurlamıştın çünkü sonraki iki hafta boyunca o anılara ihtiyacım olacaktı. Yola çıkıyordum, buluşmamızdan bir gün sonra. Aklımda sadece seninle ilgili düşünceler ve dinlediğim müziklerin sesiyle yola çıktım, gerisine de ihtiyacım yoktu zaten. Beni ele geçirmeye başlamıştın bile. Tatildeyken bir hafta boyunca senden hiç haber alamamıştım. Merak ediyordum – belki de beni unutmuştun. Sonra bir ara bana gönderdiğin bir mesajı okudum. Senden haber alamadığım o günleri telafi edeceğine söz vermiştin bana ve şimdiden özlediğini söylemiştin. Ben seni çoktan özlemiştim. Bu mesaj tesellim olmuştu. Sonraki günlerde de seni düşünmeye devam ettim. Bir gece telefonuma attığın mesajla sevindirmiştin beni. O gün uzun uzun konuştuğumuzu hatırlıyorum. Söylediğin şeyleri düşündükçe içim hep farklı şeylerle dolup taşıyordu. Rüyada gibi… Uçmak gibi… N’aparsan yap her an coşma isteği… Hiçbir zaman acıkmama hissi…
Peki şimdi? Hâlâ bir rüyada gibi; ama düşmek gibi… Bir karabasandan kurtulamamak gibi… Yine acıkmama hissi… Her an ne yapacağını bilememezlik… Her an bilinmezlik, her an şüphe; ama her an güven; her an aşk…
Belli ki fark etmeden çok şey değişmiş.
Şimdi sonsuz karanlıklar kuyusunda, soğuk suya batmış ve nefes alamaz bir halde onları göremezken, sadece orada olmalarını dilediğim yıldızlara ulaşmak istiyorum. Halimi özetleyen cümleler bunlar. Sürekli bir karanlık ve ben nereye gittiğimi göremiyorum. Sadece sen yanımdayken biri ışıkları açıyor sanki. Onca şey yaşanmış ama hâlâ vazgeçemiyorum. Denedim, defalarca kez denedim. Sadece ben değil, sen de denedin. Ama olmuyor! Başaramıyorum…
“I can’t stay away from you – Senden uzak kalamıyorum”
1Belirsizlik… Karanlık ve soğuk… Şarkıların yaralayıcı sözleri ve notaların ölümcül darbeleri… Hepsi öldürecek beni.Yatağımda yatıyorum. Elimde fotoğrafın… “Aşık olduğum sen misin yoksa yalnızca bir hayal mi?” Dayanamıyorum. Karanlıkta kalmak isteyip yorganı üstüme çekiyorum ve müziğin sesini iyice açıyorum. Dayanılmaz… O ses… O müzik… Ritimle beraber kalp atışlarım da hızlanıyor. Yerinden çıkacak gibi. Delice sevmekten böyle çıldırdı… Delice bir aşk!
İlk buluşmamız… Veda edişin… Bakışların… Yanağımdan öpüşün… Bana sarıldığın an… Geri dönüşüm… Huzurlu son birkaç gün… Sonra “o”… Bana onu anlatışın… Ona sarılışını anlatışın… Sana “aşkım” derken ona katlanışım… Senin yüzünden değil, onun yüzünden acı çekişlerim… Onu tercih ettiğin anlar – her an… Defalarca kez “Bitti.” Deyişin… Kuyuda geçirdiğim yalnız günler… Tam ben de “bitti” dediğim anda geri dönüşün… Dün… Yanımda sen… Bana sarılışın… Yanağımı öpüşün… Gözlerime bakışın… Sonra dudaklarımı öpüşün… Karanlık…
“Ne hissediyorum ya da ne hissetmeliyim?” Hâlâ karanlık… Mutlu karanlık… Tenime değdiğin her an hissedilen huzur… Sonra yine sönük aydınlıklar… Tenha bir sokak ortası… Yürüyen iki genç… Öpüşen iki genç…
Karanlık… Aşk ve huzur… Bu kez aydınlık bir karanlık. Bildiğim tek bir gerçek vardı, seni seviyor olmak. Beni öpmene izin verdim. İlk defa, bir erkeğin dudaklarımı öpmesine izin verdim. Yine karanlık, sadece koyu bir karanlık istiyorum. Bu kez yalnız olmayan…
“Oh how I wish to go down with the sun – Ah nasıl da isterim güneşle birlikte batmayı
Sleeping, weeping, with you... – Batmak, ağlamak, seninle…”
2O gün şunu anladım, artık sana bakarken uzun süre geçmeyecek olan bir hüzün yerleşmişti gözlerime.
00.00 - 17 Aralık 2007. Bugün 16’ımı doldurdum. 16 yılda bana bir ömür yetecek kadar aşk deneyimi edindim. 7. kez böylesine aşık oldum ben, 7’lerin bende önemi büyüktür. O yüzdendir şimdi seni de yitirmek istemiyorum. Hayatıma giren son erkek olarak kal. 7. aşkım, son aşkım olarak kalsın; bir daha acı çekmeden ve delicesine bir aşkla…
Dün geceyi hatırlıyorum., hayalinle uyuduğumu ve yine hayalinle uyandığımı. Üstünden sadece 2 gün geçmesine rağmen şimdi bile rüya gibi geliyor. Hayatımın en güzel doğum günü hediyesini verdin bana. O gün için sana doğru düzgün teşekkür edemedim bile; cezasını bu şekilde mi veriyorsun?
Sana ne yaptım ben? Yeterince acı çektim zaten bu yetmez miydi? Şimdi bir bakıma senden vazgeçmemi, bir süre başkalarıyla olmana katlanmamı istiyorsun. Aynı şeyi ben senden istesem ne düşünürdün?!
Yaptıklarından sonra sana güvenmemem gerektiğini biliyorum. Sen gözlerimdeki hüznü artırmaya devam ediyorsun. Seninle değil kendimle savaşıyorum. Aklım senden nefret ediyor; ama tüm ruhum ve bedenim seni seviyor. Seni düşündüğüm her an kalbimin çıkacağını hissediyorum.
Bu akşam… Neler yaptığını biliyorum… Yeni tanıştığın bir kızı öpmeye çalışarak ne yapmak istiyorsun, “o” aradığında telefonunu açıp ona “aşkım” diye seslenirken neyi amaçlıyorsun?! Sayısını unuttum artık, kaçıncı kez ayrıldığını söyleyip yeniden başladın?
Şimdi öfkem biraz daha arttı. O kadar şeyden sonra hâlâ nasıl bana günlük bir ilişki muamelesi yapıyorsun? Ben senin “o”nu anlatışlarına katlandım! Ona nasıl sarılıp bırakamadığını, “Beni aldattığını düşünemiyorum bile.” dediğinde nasıl parçalandığını, onsuz yapamadığını anlattın! Hepsini dinledim ben itiraz etmeden. Bir kez olsun gözlerini aç da bak! Belki o zaman hangimizin sevgisinin daha büyük olduğunu anlarsın…
Bana daha önce “Ömrünün sonuna kadar benim olabilir misin, olamayacağını biliyorum.” demiştin. Bildiğin hiçbir şey yok! Ben seni sevdiğim sürece yalnızca sana aidim zaten, sen sevmesen bile. Biliyorum, hiçbir zaman sen beni, benim gibi sevmedin. Hep başkalarına katlanmak zorundaydım ben! Başta kendime… Çekip gitmeyi, seni unutmayı denedim; ama ne işe yarar ki unutmak, zaman ne işe yarar?
“Time will not heal a Dead Boy`s scars – Zaman iyileştirmez, bir Ölü Çocuk’un yarasını..
Time will kill – Zaman öldürür”
3Zaman beni de yok edecek, beklemek. Bir ay öncesini hatırlıyorum. Gerçekten senden nefret etmeye başladığım o anları… İkimiz de oyun oynuyorduk artık. Kazandığımı sanarken yenildim. “Kendi oyunumu kaybetmekten sıkıldım artık.”
İlk günden biliyordum bana geleceğini, bunu şimdi yapman mı gerekirdi?Önceleri resmine bakıp onu öperek uyurdum. Sonra sen canımı yakmaya başladın, ağladım. Önce ağlamamaya alıştım, sonra sensiz uyumaya. Gece mavisi yastığımın altında resmine yer yoktu artık. Uzun gecelerdir seni öpmeden uyuyorum, ama hayaletin peşimi bırakmıyor.
Sevimli bir ev gördüm. Bir odada iki küçük sevimli çocuk ve onların annesiyle babası vardı. Küçük olan erkekti. Kumral saçları vardı, gözleri renkliydi. Daha 1 yaşını bile doldurmamıştı. Yerde emekleyip babasıyla oyun oynuyordu. Babasına çok benziyordu. Koltuğun üzerinde de 3-4 yaşlarında bir kız vardı. Annesinin yanına oturmuştu. Annesi saçlarını tarıyordu. Kızın koyu kestane, uzun ve düz saçları vardı. Kadın o saçları incitmekten korkar gibi fırçayı narince sürüyordu saçlarına. Arada yerde mutlu mutlu oyun oynayan oğluyla eşine bakıyordu. Oğlunun gülücükleri onu da gülümsetti; ama gözlerinde sanki yıllardır çektiği acıların yansıması olan bir hüzün vardı, bu günlere gelmek için neler çektiğini anlatıyor gibiydiler. O hüzün, zaten etkileyici olan bakışlarını biraz daha dikkat çekici kılıyordu. Sonra işine geri döndü. Bir toka alıp kızının saçlarını zarifçe topladı. Her hareketinden asillik ve zarafet yayılıyor gibiydi.
Küçük kız saçları toplanınca annesine döndü. Elinde oyuncak bebeği vardı. Kadın kızının yüzünü görünce durakladı. Çok güzeldi… Koyu saçları beyaz tenli yüzünü çevrelemişti. Gözlerini, kaşlarını, burnunu ve dudaklarını annesinden almışa benziyordu. Asıl şaşırtıcı olan bakışlarıydı. Çok güzeldi… O bakışlarda kendi gözlerimi görmüştüm sanki.
Gözlerimi açtım. Yine karanlık. Ama o görüntü gözlerimin önünden gitmiyordu. Çok güzeldi… Üstelik o bakışları… Adlarını duymamıştım ama çocuklarımızı görmüştüm-ve seni. Belki de bundan 15 yıl sonrası… Çocuklarımızı gördüm, kızımı gördüm… Çok güzeldi…
“I fall asleep And see it all:
Mother`s care And color of the kites”
4Yeniden uykuya daldığımda aklımda sadece bunlar vardı: Bir annenin özeni ve renkli uçurtmalar…
Hâlâ senden vazgeçmemi mi bekliyorsun? En derin mutluluklarım rüyalarıma seninle yansımışken nasıl vazgeçmemi bekliyorsun? Aylar önce sana defalarca kez söylediğim sözü hatırla. Aynı şeyi kendin gelip yalvardığında da söylemiştim:
“N’olursa olsun, senden vazgeçmeyeceğim.”Bunları düşünen kim? Uzun süredir esaretinde olan, bilincini yitirmiş ancak hâlâ güçlü duygulara sahip bir ruh. Eğer aşık olduğum sen değil de sadece bir hayalse neden senin yüzünden acı çekmeye devam edeyim, aşık olduğum eğer sensen neden sana sahip olmaktan vazgeçeyim? Sana sahip olmak… Daha önce sana sahip olduğumu düşündüğümde bile bunu yapamamışım. Sana sahip olmak… Akan bir su görüp, güzelliğine karşı koyamayarak ona yaklaşmak ve yakalamayı istemek gibi… Ne suyu ellerinde tutabilirsin, ne de akan suya yetişebilirsin. Yine de ona dokunmak güzel bir duygudur. Akarken huzur verir insan tenine. Su çoğalmaya başladığında sevinirsin; ancak tehlikenin işaretidir bu. Su aşığa zarar verir, onu boğar belki de yok eder.
Aşkının beni yok etmesine izin vermeyeceğim. Dalgalar bitti, durgun sulara geri dönüyorum. Doğru olan seni terk etmek, değil mi? Şimdi yaparsam sadece kendime zarar veririm, bekleyip senin gelmeni sağlar ve o zaman yaparsam hem ihanetinin bedelini ödetmiş olur hem de hiçe saydığın gururumu kurtarırım. Düşüncelerin aklımı yok etti, ama benliğimdeki savaşçı ruha zarar veremezsin.
Bitti… Gerçekten bitti mi? Sana karşı koysam bile duygularımı da yenebilir miyim? Yolumu seçtim, yalnız yürümeyi göze alsam da unutabilir miyim? Acı vereceğini bile bile seni sevmekten vazgeçebilir miyim? Hiçbir zaman…
Sonsuza dek… “In the end, I will always love you…”
5_____________________________________________________________________________
1 Evanescence - Solitude
2 Nightwish – Sleeping Sun
3 Nightwish – For The Heart I Once Had
4 Nightwish – Meadows of Heaven
5 Nightwish – The Poet And The Pendulum
**********************************************************************
Alın size bir "buhran"lı yazı daha

bu yazıyı yazmaktaki tek amacım ruhumu rahatlatmaktı. Eğer yaşadıklarımı ve duygularımı okurken hissettirebildiysem ne mutlu bana.. Yorum bekliyorum çabuk