Ben'in Juliet'e aşık olduğu zaten üzerinde konuşulan bir teoriydi, doğru çıkınca hiç şaşırmadım. O Goodwin'in karısı da muhtemelen black smoke ürünü, ama ilk defa 2 kişiye göründü, o garip.
Jack malının gönül işleri beni hiç ilgilendirmediği için onunla ilgili bir şey yazmak istemiyorum. Juliet ise (onunla ilgili her flashback bölümünde bunu düşünüyorum) eskiden, mutlu olduğu zamanlarda ne kadar güzel gülüyormuş, hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Abartısız kadının geçmişiyle ilgili her bölümde var ve o hali çok tatlo görünüyor. Ama kaderin sillesini yedikten sonra artık daha ciddi olmuş ve gülerken bile acı çekiyormuş gibi bir hali var. Biraz da yapmacık duruyor şimdiki gülüşü)
Charles Widmore'un da zaten dharmayla veya adayla ilişkili bir konumda olacağı bilinen bir şeydi, onu görünce de şaşırmadım. Ama adadaki herkesin (yine) gazla öldürülmesi Ben hıyarının ne işine yarar onu çözemedim. Faraday'in de hain çıkmamasına gerçekten çok sevindim, sezon başladığından beri içim ısınmıştı çünkü ona. Kötü karekter çıksa çok üzülürdüm. Tabi Ben'in iyi karekter olmasına da ayrıca üzülürdüm, nese ki değilmiş, rahatladım

Kısacası, sıradan bir Lost bölümüydü. Haftaya bölüm 5 gibi bir bölümde buluşmak üzere..... LOST!