harika bi bölümdü

gerçekten fırat gibi zevkten geberiyorum şu anda. dizi biteli baya oldu ama hala damarlarımda o şahane his geziniyor

nerden başlayacağmı da bilmiyorum

dur diziyi bi daha açayım

tom'un söylediği şey ilginçti
"bu içinde yaşadığın camdan evi görüyor musun jack? sana biraz taş getirmeme ne dersin?" ne demek istedi anlamadım ama merak ettim

aynı zamanda jack'e yemek verdikten sonra ona ne soracağını da merak ettim

kate'in sawyer'ın söylediği herşeye itiraz etmesine bayıldım

piskopatça zevk aldım, ama bir yandan içim acıyordu. sanırım ben de kate gibi hissediyodum

kate kendini sevmiyordu, ben de onu. ama sawyer bunu dile getirince rahatladı. aslında sawyer, kate'in, söylediklerine itiraz etmesini diliyordu. yani "hayır suçlu falan hissetmiyorum, senin öleceğini düşünerek beraber olmadım" fln demesini... ama demedi. sawyer çok iyi biliyor ve çok sevdim orda. üzüldüm ona çok

kate onu, "onun kadar" sevmiyor. oysa ki sawyer köpek gibi aşık. (jack gibi)
neyse. çok sevdim acaip sevdim

juliet çok gizemli bi kadın. onun bakışlarından ne düşündüğünü algılayamıyorum nedense. sürekli bişeyler saklıyormuş gibi görünüyor. ama kurnazca değil. sadece onda göründüğünden daha fazlası var. hepsi bu.
isabel ise juliet'in kardeşi yahu. hani kanser olan yok mu. o değil miydi? çok benziyor çünkü. eğer elinde 7. bölüm varsa bi göz at istersen :S hatta ben bi bakayım

(baktım. hiç benzemiyo valla

alakası bile yok

)
neyse, o kadın acaipti :S nerden geldi ? bi aksilik olduğu için geldiğini söylüyor. hani bunlar dış dünya ile bağlantılı değildi? yoksa bahsettikleri yer asıl ada mı? karl da bu adada yaşadıklarını söylemişti. aynı zamanda 03x01'de gördüğümüz yer birinci adadaydı. ethan ve goodwin koştura koştura giderken görmüştük işte...
neyse

bu arada jack'in esprisi güzeldi
achara: "kardeşim senden hoşlanıyor"
jack: "evet, ben çok hoş biriyim"
puhauhaua

dövme meselesi fln da acaip gizemli olmuş. "benim işim dekorasyon değil, netlik getirmek ve bu benim hediyem" demişti. sonra "insanların kim olduğunu gördüğünü ve onları işaretlediğini" öğrendik ve jack için dedi ki "sen bir lidersin, harika bir adam. Ama bu seni yalnız yapıyor ve ürkmüş ve sinirli."
lider, harika, yalnız, ürkmüş, sinirli. 5 tane sıfat sayıyor

alakası var mı bilmiyorum ama lazım olur diye yazayım dedim

isabel'in çevirisi ise şöyle: "Aramızda yürüyor ama bizden biri değil." çok ilginç gerçekten.
bence bu flashback'in devamı gelecek fırat. ikinci dövmeyi de o kız yapacak bence. çünkü jack, dayak yediği için o ülkeyi terkedecek biri değil. kıza tekrar gidecek.
bu arada isabel duruşmadan çıkıp "what is goinh on alex" derken resmen korktum. öyle acaip söyledi ki hakikaten ben olsam ona yaklaşmadan önce iki kere düşünürdüm

veee juliet'in damgası... önce duruşma sahnesine bi daha bakın. kürsüde bi dharma logosu var. bu logolar meşhurdur biliyorsunuz. ve hepsinin bir anlamı var. bu seferkinin ortasında kıvrımlı bir ağaç var. eminim lostpedia'da ayrıntılı bi şekilde incelerler. ama juliet'e basılan arma sembolik bir ağaç gibi. ama ters dönmüş.

sonuç=? yok

sadece yazayım dedim

veee dizinin en sevdiğim bölümü. başta bahsettim ama şu anda bölüm önümde açık ve diyalogları olduğu gibi yazmak istiyorum

- Kendini suçlu hissettiğin için bana yüklenme.
- Kendimi suçlu hissetmiyorum.
- Tabiki öyledir!
- Jack'i orda bırakmak zorunda kaldık. Başka seçeneğimiz--
- Jack'i bırakmaktan bahsetmiyorum. Sen ve benden bahsediyorum. Benim öldüğümü düşündüğün için bunu yaptığını biliyorum... o yüzden doktoru geride bıraktığımız için kendinle kavga etmeyi bırak.
- Kendimle kavga etmiyorum.
- Tabi öyledir. Tamam bırakalım artık bunu, hadi gidelim.
şahaneydi. dizinin belki de en güzel bölümlerinden biriydi

üzüldüm sawyer'a. kate'e de... jack'e de...

sawyer kesinlikle kate'den bi sessizlik beklemiyordu. yanlış söyledim, bekliyordu, sadece itiraz etmesini "umuyordu" diyelim. kate'in bakışı sawyer'a çok koymuştur eminim :S ne güzeldi ya.. ne güzeldi bölüm. birazdan bi daha izlicem

bana ne bana ne
