Ana Sayfa
Yardım
Takvim
Üyeler
Giriş Yap
Kayıt
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Temmuz 20, 2008, 12:37:51
Duyurular
:
Harry Potter Cafe ~ Last.fm
grubuna gitmek için tıklayın.
Harry Potter Cafe | Forum
/
Diğer Konular
/
Üye İlişkileri
/
Kulüpler
(Moderatör:
Marissa
) / Konu:
Formula 1 Sevenler Kulübü
Sayfa:
1
...
13
14
15
[
16
]
17
18
19
...
24
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Formula 1 Sevenler Kulübü (Okunma Sayısı 8715 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
alessia
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1074
Cengiz Aytmatov "çıngız ata"
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #225 :
Mayıs 02, 2008, 17:32:07 »
F1 de şuan yarışan pilotları tanıttıktan sonra F1de efsaneleşmiş olan pilotları tanıtmaya karar verdik...ve ilk olarak:
AYRTON SENNA
Ayrton Senna, Brezilya'nın Sao Paolo kentinde 21 Mart 1960'da dünyaya geldi. Ünlü bir iş adamının oğlu olduğu için rahat bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirdi. Kendisi gibi Brezilya'lı ve efsane olan Pele'nin aksine o motor sporlarını tercih etti. 1979 ve 1980'de Dünya Karting Şampiyonalarında üstüste 2. oldu. Formula Ford'da ise 1981'de RAC ve TOWNSEND THORESEN ünvanlarını kazandı. 1982 yılında ise Formula 2000 Dünya Şampiyonasında 1. oldu. 1983'te 12 etaptan oluşan Formula 3 Şampiyonasında 1. oldu ve Formula 1 otoritelerinin dikkatini üstüne çekti. Formula 1'e 1984'de adımını atan Senna ilk puanını Güney Afrika GP'de altıncı olarak aldı. Senna, asıl şovunu Monaco GP'de yağmur altında 2. olarak yaptı. Bu zafer ile Lotus ile anlaşmasını Monaco'da yaptı.
Senna Lotus ile ilk GP'sini kazandı. Lotus ile 3 yıl yarışarak şampiyon olamayan Senna, 1988'de McLaren'e transfer oldu. İlk yılında takım arkadaşı Prost'u geride bırakarak, 8 GP zaferi ile ilk Dünya Şampiyonluğu'na ulaştı. 1989'da Prost'un ardından seneyi 2. olarak bitirdi. Yalnız bu sene anlaşıldı ki, Senna-Prost gibi iki 1 numaranın aynı takımda olması imkansızdı. Böylece Prost 1990'da Ferrari'ye geçti. Ama bu değişiklikten sonra 1992 ve 1993 yıllarında Senna, Williams ile başa çıkamadı ve iki sezonda 5 yarış kazandı. Senna 1994 yılında Williams'a geçti.
Senna Williams takımı ile sezonun 3. yarışına, San Marino GP'ine, başlıyordu. Bu yarış belkide Formula 1 tarihinin en talihsiz yarışı oldu. Cuma günü yapılan sıralama turları ile başladı herşey. İlk önce Rubens Barrichello ısınma turlarında kaza yaptı, tedavi edildikten sonra ertesi gün sırlama turlarına devam etti. Cumartesi günü ise Avustralya'lı pilot Roland Ratzenberger, Tamburello virajını geçtikten sonra, kontrolünü kaybedip sol taraftaki duvara 290 km/s hızla çarpıyordu. Ratzenberger, bu ağır kaza sonucu hayatını kaybetti.
Ertesi gün yarış başladığında Pedro Lamy ve J.J. Letho çarpışıp yarış dışı kaldı. Pistin temizlenmesi sırasında piste giren güvenlik aracı yarışın 7. turunda pisti terketti. Aynı tur içinde M. Schumacher'in önünde seyreden Senna, Williams/Renault'su ile saatte 308 km/s hızla Tamburello virajına girdi ve düzlüğe çıkamadan sağ taraftaki beton duvara çarptı. Kaldırıldığı hastenede geç saatlerde AYRTON SENNA hayatını kaybetti.
"Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır, benim bir parçam ve hayatımın bir bölümüdür. Eğer sonuçta hayatıma mal olacak bir kaza geçireceksem, tek dileğim herşeyin bir anda ve hemen olmasıdır. Tekerlekli sandalyeye mahkum kalmak istemem veya hastane köşelerinde yıllarca sürünmek te istemem. Yaşayacaksam, herşeyimle ve bir bütün olarak yaşamalıyım. Yarım olarak yaşamak beni mahveder."
Senna bu sözleri ölümünden iki ay önce söyledi. O tüm zamanların en iyi pilotuydu. Çoğu kimsenin söylediklerinin aksine, O hala gelmiş geçmiş en iyi pilot. Rakiplerini düşünürsek, Mansell, Piquet, Prost. O, bu zamandaki efsane pilot veya pilotlar kadar rahat değildi.
İstatistikleri
Katıldığı GP: 162
Topladığı Puan: 615
En Hızlı Tur Zamanı: 19
Pole Pozisyonu: 63
Podyum: 80
Kazandığı GP: 41
Bitiremediği GP: 53
Yarıştığı tur sayısı : 8225
Yarıştığı kilometre : 37970
(göstermek/gizlemek için tıkla)
(göstermek/gizlemek için tıkla)
arkadaşlar bu son iki resmi koymalımıdım yoksa koymamalımıydım bilemiyorum o yüzden spoiler içinde verdim.
«
Son Düzenleme: Mayıs 02, 2008, 17:32:53 Gönderen: alessia
»
Logged
Sponsor Bağlantılar
Reklam
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Re: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Eklendi:
Temmuz 20, 2008, 12:37:51 »
Logged
alessia
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1074
Cengiz Aytmatov "çıngız ata"
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #226 :
Mayıs 02, 2008, 17:46:37 »
Biliyorum iki kez üst üste mesaj atmamam gerekir ama AYRTON SENNA ya bir mesajımın tamamını ayırmak istedim...neyse devam edelim
NİKİ LAUDA
22 Şubat 1949 da Viyana'da doğdu.Avusturya'lı.
Lauda ailesinin desteğiyle motorsporlarına başladı. March ile 1971'de Formula 1'e başlayan Lauda 1974 yılında Ferrari'ye geçti ve Jackie Stewart'ın boşalan tahtına oturarak yarışlar kazanmaya başladı
1974 yılı şampiyonluğunu tecrübe eksikliği ve aceleciliği yüzünden kazanamasa da 1975 yılında etkileyici bir şampiyonluk kazandı. 1976 yılında sezonu lider götürürken Nurburgring'de yaptığı kaza sonrasında 6 hafta pistlerden uzak kaldı ve sezon sonunda 1 puan farkla şampiyonluğu kaçırdı.
İkinci sırada başladığı yarışta Ferrari'sinin kontrolünü kaybeden Niki Lauda hızla savrularak bariyerlere çarptı, yanmaya başlayan araba tekrar pistin ortasına doğru geldi ve Lauda'yı takip etmekte olan pilotların önüne çıktı, Guy Edwards Lauda'ya çarpmaktan kurtulduysa da Harald Ertl ve Brett Lunger Lauda'ya çarptılar. Bu üç pilot hemen arabalarından çıkıp Lauda'nın yardımına koştular, Lauda arabadan çok ciddi yanıklarla çıkarıldı ve yakındaki bir hastanede ilk müdahale yapıldıktan sonra Mannheim'daki üniversite hastanesine nakledildi. Niki Lauda birkaç gün yaşam savaşı verdikten sonra, yüzünde kaza anını hiç unutturmayacak izlerle ayağa kalkmayı başardı.
Ölüme bu kadar yaklaştıktan sadece 6 hafta sonra Lauda'nın piste dönme kararı takdir edilecek bir hareket olsa da basın bu olaya gereğinden fazla ilgi göstermekteydi. Tüm abartılara karşı Lauda o üstün gerçekçiliğini hiç terk etmedi. O sene Fuji'deki Japonya GP'ine çıkmama kararı alan Lauda şampionluğu kaybetti. Lauda yarışa çıkmama nedeni olarak iyileşmekte olan gözlerinin iyi durumda olmadığını belirtmişti. Bu kararı sonrası takım yönetiminden olumsuz tepkiler alacağını bilmesine rağmen, altı hafta içinde yarışmaya karar verirken gösterdiği cesareti, Fuji'de yarışmamak için de göstererek kararlılığını ortaya koydu.
Bu olaylı sezonun ardından 1977'de Lauda tekrar şampiyon oldu ve sezonun sonunda Brabham Alfa Romeo'ya geçmek için Ferrari'den ayrıldı. 1979 yılında ani bir kararla pistlerden ayrılacağını Kanada'da açıkladı
Pistlerden ayrıldıktan sonra LaudaAir adlı havayolu şirketini kuran Niki Lauda, 1982 yılında McLaren takımında yarışmak üzere pistlere geri döndü. Ve sanki hiç gitmemiş, hiç ara vermemiş gibi kazanmaya başladı. İki yıl sonra, tecrübeli pilot Alain Prost'un takım arkadaşı olarak McLaren'e gelmesiyle Lauda'nın hırsı ve hızı daha da arttı. Lauda, o sezon Prost'un yarım puan önünde şampiyonluğu göğüsledi. Bu fark, Formula 1'de, şampiyonluk getiren en az fark olarak tarihe geçti.
1985 yılında Formula 1'de yarışmayı bırakan Niki Lauda havayolu şirketini daha da geliştirdi, 1992 yılında eski arkadaşı Luca di Montezemolo Ferrari'de dizginleri eline alınca Lauda'da Ferrari'de danışman olarak rol aldı. Danışmanlığı süresince kendine özgü olan açık sözlü, acımasız eleştirel tavrını yerleştirmeyi başardı.
Nurburgring'deki kazadan sonra yüzünde oluşan izleri hiç çekinmeden taşımaya devam eden Lauda, aslında o izlerin arkasında bilgisayar gibi keskin bir zeka ve tam bir kararlılık saklıyor.
Bu özellikleri ona 3 dünya şampiyonluğu kazandırdı ve bir havayolu şirketi inşa ettirdi.
Kazadan sonra
(göstermek/gizlemek için tıkla)
sanırım buda kaza anı...
not: alıntıdır! f1turkey.com
Logged
RaİsTlİn
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 165
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #227 :
Mayıs 02, 2008, 18:13:29 »
alessia ellerine sağlık paylaşımlar çok güzel olmuş
JACQUES VILLENEUVE
Doğum Yeri: St.Jean, Kanada
Yaşadığı Yer: Monte Carlo,Monaco
İlk Grand-Prix: 10 Mart 1996
Kazandığı İlk GP: 28 Nisan 1996
Kazandığı İlk pole: 10 Mart 1996
Dünya Şampiyonluğu: 1
Jacques Villeneuve de diğer birçok pilot gibi, otomobillerle genç yaşta tanıştı. Henüz 15 yaşındayken annesi Joan ve amcası Jacques, onu Jim Russell'ın pilotaj okuluna yazdırdılar. Yaptığı deneme sürüşleriyle üstün bir performans sergileyen genç Kanadalı eğitmenlerinin gözünü kısa sürede doldurmayı başardı. 1987 yılına gelindiğindeyse Jacques, Spenard-David Formula 2000 sürücülük kursuna katıldı. Çıktığı yarışlarda gerçekten ümit vaad ediyordu. Hayallerini süsleyen Formula1'e varan basamakları müthiş bir hızla tırmanıyordu. 1988 yılında Alfa İtalyan Turing Otomobilleri Şampiyonasında boy gösterdi. 1989 da ise İtalya'da Formula 3000 yarışlarına katıldı ve iki kez ikincilik, iki kez de üçüncülük elde etti. 1990 yılında da Japonya Formula 3000 şampiyonasında yarıştı. Japonya'da üç kez zafere ulaşan Jacques, bir ikincilik, beş de üçüncülüğe imza attı. İndycar'da mücadele edeceği 1994 yılına kadar Formula Atlantik yarışlarında tecrübe kazandı. Ve 1994 'te İndycar pistlerine hızlı bir giriş yaptı...
1994 Yılında İndycar serisinin en iyi çaylağı seçilmişti. Ancak o, bu ünvanı fazla taşımak istememiş olsa gerek, 1995'te İndycar yarışlarının şampiyonu oluverdi. Artık Jacques için sıra Formula1'e gelmişti.....
Çok geçmeden bu rüyası gerçek oldu ve 1996 yılında Williams-Renault takımı ile anlaştı. O kimilerine göre hala çaylak, kimilerine göreyse umut veren genç bir yetenekti....
Ve Formula1 1996 sezonu Avustralya'da start aldı. Bu Jacques Villeneuve'ün F1'deki ilk sezonuydu ancak Japonya Grand-Prix'siyla sona eren bu zorlu maratona dört birincilik sığdırdı ve şampiyonayı takım arkadaşı Damon Hill'in ardından ikinci sırada tamamladı. Formula1 serüveninin henüz ilk senesinde elde ettiği bu başarıyla ona, "umut veren genç yetenek" sıfatını yakıştıranları yanıltmadı. O aslında bir sezon sonra ulaşacağı şampiyonluğun sinyallerini veriyordu...
Gerçekten de öyle oldu ve bu genç Kanadalı, 1997 F1 sezonunda tam yedi birincilik aldı. Villeneuve 81 puanla sezonun pilotlar şampiyonu olurken takımı Williams-Renault da takımlar şampiyonluğuna ulaştı. Jacques Villeneuve'ün iki sezona onbir birincilik ve bir de şampiyonluk sığdırması, Formula1 otoritelerinin hiç beklemediği bir başarıydı. Ama o, babası Gilles Villeneuve'ün yolunda gururla ilerlemekte kararlıydı...
Ancak pistlerin bu hırslı çocuğunun istikrarlı çıkışı uzun sürmedi. 1998 sezonunu beşinci sırada tamamladı ve sezon sonunda Williams takımından ayrıldı. Yeni sezon içinse BAR takımıyla anlaştı. Bu onun için Formula1 kariyerinde yeni bir sayfaydı...
Fakat Kanadalı pilot 1999 sezonunda da kendisinden beklenen performansı gösteremedi. Şampiyonayı "0" evet tam "0" puanla son sırada tamamladı. Bu onun kariyerinde kara bir sayfa olarak yer aldı. 2000 yılında da pistlerin hızlı, hırslı ve atak pilotuydu ancak hedeflerinden hala uzaktı. Orta sıraların favori ismi olmaktan bir türlü kurtaramadı kendini...
Böylesine yetenekli bir pilotun, hedefleri zirve için uzak gibi gözüken BAR takımında kalması eleştirilse de o, takımına ihanet etmedi ve BAR takımına şampiyonluk yaşamaya geldiğini bir kez daha dile getirdi.
Şimdilerde ise hayranlarının kafasında tek bir soru var: Acaba şampiyonun dönüşü muhteşem olabilecek mi?
MARIO ANDRETTI
Mario Andretti’nin hayat hikayesi, klasik Amerikan Rüyası’nın tüm niteliklerine sahipti. İkinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında Trieste yakınlarında doğan Andretti, 1955’te Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmeden önce, hayatının ilk yedi yılını, savaş nedeniyle ülkesini terkeden ailesi ile birlikte mülteci kamplarında geçirdi.
Çocukluğu Mille Miglia’da Alberto Ascari’yi izleyerek geçen Andretti’nin yarışma isteği de bu şekilde ateşlendi. Andretti, 1965’te ilk olarak Indianapolis 500 yarışına katıldı ve dört yıl sonra bu yarışı kazandı. 1968’de Lotus 49B ile Watkins Glen’deki US Grand Prix’inde pole pozisyon kazanan Andretti, ilk Grand Prix zaferini 1971’de Güney Afrika’da bir Ferrari’nin direksiyonunda elde etti.
Tüm zamanların en yetenekli ve çok yönlü pilotlarından biriydi. Düzenli olarak F1, Champcars zaferleri kazandı. 1978’de Lotus 79 ile Dünya Şampiyonluğu’nu kazandı ve 1982 yılının sonuna dek aralıklarla F1’de yarışmaya devam etti. 1993 yılında son Champcar yarışını Phoenix, Arizona’da kazandı. 60’ıncı yaşını kutladığı 2000 yılında halen Le Mans’ta viraj alıyordu.
Andretti pistlerde bulunmayı sürdürdü ve oğlu Michael’in takımı için 2003 yılında testlere katıldı ama büyük bir kaza, O’nu artık durması gerektiğine ikna etti yine de bu durum O'nu yarış dünyasından uzaklaştırmadı. Şu anda, Aralık 2006’da Honda için testlere katılan torunu Marco Andretti’nin kariyerine yön vermesine yardımcı oluyor.
f1turkey.com dan alıntıdır
Logged
alessia
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1074
Cengiz Aytmatov "çıngız ata"
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #228 :
Mayıs 03, 2008, 19:10:25 »
EMERSON FITTIPALDI
Popüler Brezilyalı’nın Avrupa’ya ilk gelişi 1969 yılında Formula Ford yarışları ile gerçekleşti. Jochen Rindt’in Monza antrenman turlarında yaptığı kazada yaşamını yitirmesinin ardından Team Lotus’un bir numaralı koltuğunda 1970 İtalya Grand Prix’inde yarıştı.
Bu zamandan 1980’de F1 pistlerinden emekli olana dek 144 yarışa katılan Fittipaldi bunların 14’ünde zafere ulaştı. 1972’de Lotus takımıyla ve 1974’te McLaren takımıyla şampiyonluk yaşadı. Hassasiyeti ve yaklaşımları ile kendine özel bir yer edindi.
1975’in sonunda McLaren’den ayrılan Emerson, büyük kardeşi Wilson’ın yeni kurduğu ve Brezilya merkezli şeker ve alkol üreticisi Copersucar tarafından sponsorluğu üstlenilen F1 takımı Fittipaldi Automotive takımına katıldı. Bu acele karar onun F1’deki pilotluk kariyerini çok çabuk bitirmesine neden oldu. 1978 Brezilya GP’sindeki ikincilik Fittipaldi takımının parlak anlarından birisiydi ama takım 1982 yılında faaliyeti durdurdu. 1980lerin ortasında Emerson Amerika’ya gitti ve burada WIT Indycar takımı adına yarıştı. Sakatlanan Chip Ganassi’nin yerine Patrick Racing ekibine katıldı ve 1980lerin sonu ile 1990ların başında bu takımda kaldı. 1989 ve 1993’te Indianapolis 500 yarışını kazandı ve 1989 yılında CART şampiyonu oldu. 1990 yılında Penske takımına katılan Fittipaldi 1995 yılına dek bu takımla yarışlar kazandı. Yıl sonunda Roger Penske ve Carl Hogan yeni bir takım olan Penske Hogan Racing takımını kurdu ve Fittipaldi bu yeni takıma geçti. Sezon ortasında Michigan International Speedway’de kötü bir kaza geçirdi ve omurlarından biri kırıldı.
Emerson 1997 sonbaharında bir ciddi sakatlık daha yaşadı. Araraquara, Brezilya’da kendisinin sahip olduğu mevye tarlasının yakınlarında sürüş yaparken bir hafif uçağa çarptı ve bunun sonunda Fittipaldi’nin yarış kariyeri tamamen son buldu. Fittipaldi sporla bağlantısını koparmadı ve Brezilya’daki CART televizyon haklarını aldı. 2003 yılında spora dönüşünü açıkladı ve CART serisinde mücadele edecek olan Fittipaldi-Dingman Racing takımında 29 yaşındaki iş adamı James Dingman ile ortaklık yaptı.
1996 yılına ait bir resim
ALAIN PROST
Prost aslında bir futbolcu olmayı istiyordu ancak gençliğinde bir kart yarışçısı oldu ve iyi bir karar verdi. Ve “biraz vahşi olması”yla ünlendi. 1975’te Winfield School’daki Volant Elf yarışmasına katıldı. 1976’da Formula Renault serisine geçti. Domine ettiği French Formula Renault Championship’te yeteneklerini gösterme imkanı buldu. 1977’de Formula Renault Europe şampiyonu oldu ve 1978’de Renault ile Formula 3’te yarışmaya başladı.
Martini şasisi ile yarıştığı ilk yıl oldukça kötü geçti. Ancak 1979 yılında French Formula 3 ve European Formula 3 şampiyonu olmayı başardı. Yıl sonunda McLaren takımı için testlere başladı ve 1980’de sözleşme yaptı. İlk iki yarışında puanlar almayı başardı ama üçüncü yarış olan Güney Afrika GP’sinin sıralamalarında bir süspansiyon arızası yaşadı ve kazada bileğini kırdı. Bu sebeple Long Beach’teki yarışı kaçıran Prost, Belçika’da tekrar pistlere döndü. İngiltere ve Hollanda’da yapılan yarışlarda puanlar kazandı ancak sezon sonunda iki yarışta daha süspansiyon sorunu yaşadı. Bunların üzerine McLaren’den ayrılma kararı alan Prost Renault Sport ile anlaştı.
1981 sezonunda Hollanda ve İtalya’da kazandı ve Dünya Şampiyonası’nı beşinci sırada tamamladı. 1982 sezonuna iki galibiyetle başlamasına karşın teknik sorunlar nedeniyle sezonu dördüncü sırada tamamladı. 1983’te Fransa, Belçika, Britanya ve Avusturya galibiyetleri ile şampiyonluğa çok yaklaştı ama sezon sonunda Brabham-BMW ekibinin atağı Prost’un şampiyonluğunu engelledi. Renault Prost’u takımdan yolladı ve McLaren’in yeni yönetimi Prost’a yeni bir teklif sundu. Niki Lauda ile takım arkadaşı olduğu bu dönemde sadece hızlı olarak şampiyonluk kazanılamayacağını öğrenmiş oldu. Brezilya, San Marino, Monte Carlo, Almanya, Hollanda, Nurburgring ve Portekiz’de galip gelmesine rağmen sadece yarım puan ile Lauda’ya geçildi( Lauda sadece beş yarış kazanmıştı. ).
1985 sezonu Prost’a ilk şampiyonluğunu getirdi. McLaren-TAG ile beş yarış kazandı ve 1986’da ikinci şampiyonluğunu iki Willams-Honda pilotu Nigel Mansell ve Nelson Piquet karşısında elde etti.1987 yılında McLaren-TAG yeterince rekabetçi değildi ama Prost üç yarış kazanarak sezonu dördüncü sırada bitirdi. 1988 sezonunda Ayrton Senna ile Honda takımında takım arkadaşıydılar. Bu ikili sezonu tamamen domine etti Prost yedi yarış kazanmasına rağmen, sekiz yarış kazanan Senna’ya geçildi.
McLaren Honda’nın üstünlüğü 1989’da da sürdü ancak Suzuka’daki son yarış şüpheli bir kazaya sahne oldu. Prost, takım arkadaşı Senna’ya şikanda çarparak şampiyonluğu kazandı. Bu ilişki 1990’da daha fazla zedelendi. Prost Ferrari’ye geçme kararı aldı ve takımın yeniden doğuşuna liderlik etti. Beş yarış kazanmasına rağmen şampiyonluğu Senna’ya kaybetti. Suzuka GP’sinin start’ında tarih tekerrür etti, ancak bu defa şampiyonluk sırası Senna’daydı.
1991’de takımı eleştirdiği gerekçesi ile Ferrari’den gönderildi. 1992 için bir koltuk bulmak için çok geç olmuştu fakat 1993’te Williams-Renault ile geri dönüş yaptı. Bu sezonda 7 yarış kazandı ve dördüncü kez Dünya Şampiyonu oldu ve toplam galibiyet sayısını 51’e çıkardı. Bu sayı o dönemin rekoruydu.1994 yılında emekli olma kararı aldı. Williams Ayrton Senna ile sözleşme yaptı. Prost McLaren-Peugeot takımı için testlere katıldı ancak yarışmama kararı aldı. Fransa televizyonuna yorumcu olarak katılan Prost ayrıca Renault’da özel yetkili oldu ve Renault için bir motor sözleşmesi yapmaya çabaladı. Bunda başarısız olan Alain Renault’dan ayrılarak McLaren Mercedes takımında danışman olarak görev aldı. Aynı zamanda Peugeot ile anlaşma zemini aradı ve Şubat 1997’de Ligier’I satın alarak Peugeot ile 1998-2000 yılları arasında 3 yıllık bir sözleşme yaptığını açıkladı. Ligier takımından kendisine miras kalanlar Olivier Panis, Shinji Nakano , Mugen-Honda motorları ve Bridgestone lastikleriydi. Çok kolay bir sezon olmadı ama JS45 iyi iş yaptı ve Kanada GP’sine gelindiğinde Panis Dünya Şampiyonası’nda üçüncü sıradaydı ancak yaptığı kazada iki bacağını birden kırdı ve direksiyonu Jarno Trulli’ye bırakmak zorunda kaldı. İtalyan pilot iyi işler yaptı, Avustralya GP’sinde motoru arıza yapana dek lider gitti. Panis Eylül ayında geri döndü ve bir puan kazandı.
İlk gerçek Prost şasisi pek başarılı olmadı. Araba hiç rekabetçi değildi ve 1998 sezonu hayal kırıklığı oldu. 1999 yılında AP02 kötü bir araba değildi ama Peugeot motoru çok büyük ve çok ağırdı.
2000 sezonu tamamen felaketti ve Prost-Peugeot ortaklığı bozuldu. Sonunda Prost, takımı Diniz Ailesi’ne sattı. Prost pilotluğu kadar parlak bir yöneticilik gösterememişti. Takım 2002 başında tamamen kapandı.
Logged
derhavril
Ruhsal!!
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1516
Lonca Editörü
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #229 :
Mayıs 03, 2008, 20:11:32 »
Raikkonen: İstanbul Park harika bir pist (kimi aferin sana
)
İspanya Grand Prix'sinden zaferle ayrılan Ferrari pilotu Kimi Raikkonen, 11 Mayıs'ta koşulaşacak Türkiye Grand Prix'si öncesi İstanbul Park'tan övgüyle söz etti.
İspanya'da hafta sonu boyunca hızlı olduklarını kaydeden Fin sürücü, son iki sezondur galibiyet yaşadıkları Türkiye'de de takımın bir kez daha aynı başarıyı tekrarlayacağına inandıklarını belirtti.
Raikkonen, "Aracın Türkiye'de oldukça güçlü olacağını düşünüyorum. İstanbul Park harika bir pist. İstanbul'a gitmeyi ve orada elimizden gelinin en iyisini yapmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Çok güzel bir hafta sonu geçirdik, bunu Türkiye'de de tekrarlamaya çalışacağız" dedi.
İspanya GP'si sonrası sürücüler klasmanında 9 puan farkla Lewis Hamilton'ın önünde liderliğini sürdüren Raikkonen ayrıca, vatandaşı Heikki Kovalainen'in yaptığı kazanın ardından sağlık durumunun iyi olmasından dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.
..
ALINTIDIR(ntvspor.net)
..
afferim Kimi tabi bizim park'ndan hakkını vermek lazım
Logged
~~Bir Seçimle Yeni Bir Dünya~~ Önemli Bir Haber!!
~Güz Ezgisi~
Discovery
Telve
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 603
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #230 :
Mayıs 03, 2008, 20:25:21 »
paylaşımlar için çok tşkler arkadaşlar
Logged
esn
~obur cincine ~ esrapitipiti
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1587
yapma dediğim şeyi yaptığın zaman acı verdi di mi?
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #231 :
Mayıs 03, 2008, 23:06:16 »
istanbul park pistler içinde bence ilk üçe girecek parklardan biri.herkes de bunun farkında zaten.zamanında shumi de aynı şeyi söylemişti . kimi de onun peşinden gelecek tabii
ayrıca paylaşımlar süper arkadaşlar baya eskiden başlamışsınız iyi oldu valla
Logged
alonso_624
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 168
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #232 :
Mayıs 04, 2008, 14:43:47 »
Kovalainen Hazır Olduğunu Söyledi Son kararı FIA Doktoru verecek
Barcelona'da çok ciddi bir kaza geçiren McLaren Pilotu Heikki Kovalainen, önümüzdeki hafta İstanbul Park'ta yapılacak olan Türkiye GP'sine tamamen hazır olduğunu söyledi.
Kovalainen her ne kadar hazır olduğunu açıklasa da, İstanbul'da yarışabilmesi için önce FIA'nın fizik kondüsyon testinden, daha sonra da McLaren'in yürüteceği bir nörolojik testten geçmesi gerekiyor. Fin Pilot dün yaptığı açıklamada; "En kısa sürede, yani Türkiye GP'sinde yarışa dönmek istiyorum. Kazanın şokunu atlattığımdan bu yana tek odaklandığım konu bu, ancak yarışabilmem için son sözü FIA doktoru söyleyecek. Bu güvenlik açısından gerekli. Formula 1 her zaman için risklerle dolu bir spordur. Pilot olarak bunu bilir, ancak düşünmek istemezsiniz. Bu konudaki risklere kafa yormaya başlarsanız yarışa yoğunlaşamaz ve sonuçta da işinizi yapamazsınız. Bu nedenle bir an önce takıma katılmak ve İstanbul Park'ta piste çıkmak istiyorum" dedi.
Bu arada McLaren'den yapılan bir açıklamada, Kovalainen'in kazasına Catalunya Pistinin sağa eğimli zorlu Campsa Virajında sol tekerlekte (jant) meydana gelen bir arızanın neden olduğu ve bu arıza sonucu lastiğin havasının aniden boşaldığı belirtildi. McLaren CEO'su Martin Whitmarsh; "Pist üzerindeki bir maddenin buna neden olduğu olasılığı var. Ancak bu konudaki analizlerimiz henüz tam sonuç vermedi. Heikki'nin arıza yapan tekerleği yeniydi ve yapısal veya üretimden kaynaklanan bir hata olmadığını düşünüyoruz. Jant üzerinde çok çizikler ve yarıklar var, ancak bunların pist üzerindeki bir maddeden mi, yoksa bariyerlere kadar olan çakıllardan mı meydana geldiğini bilmiyoruz" dedi.
McLaren İstanbul Park'ta üçüncü otomobili kullanacak
Öte yandan, Kovalainen yarışabilecek durumda olması halinde, veya yerine Pedro de la Rosa'nın piste çıkması halinde, İstanbul Park'ta McLaren'in Barcelona'ya götürdüğü üçüncü otomobili kullanacakları belirtildi. Kovalainen'in geçirdiği kaza sonucu otomobilinin Türkiye GP'sine yetiştirilmesinin olanaksız olduğu kaydedildi.
kaynak:
http://www.padokf1.com/haber/14440
Logged
derhavril
Ruhsal!!
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1516
Lonca Editörü
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #233 :
Mayıs 04, 2008, 14:52:07 »
çıksın yaw
iyi olur
Logged
~~Bir Seçimle Yeni Bir Dünya~~ Önemli Bir Haber!!
~Güz Ezgisi~
esn
~obur cincine ~ esrapitipiti
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1587
yapma dediğim şeyi yaptığın zaman acı verdi di mi?
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #234 :
Mayıs 04, 2008, 14:57:13 »
pistten kaynaklandığı ortaya çıkarsa nolcak
her neyse bende çıkmasından yanayım en azından Pedro de la Rosa nın yerine tercih ederim yani ama sonuçta sağlık bu yani
Logged
alessia
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1074
Cengiz Aytmatov "çıngız ata"
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #235 :
Mayıs 04, 2008, 16:25:38 »
bence kovalainen iyi olsunda,İstanbul da yarışması çok güzel olurdu tabii(ama gidemiycem zaten..
)
Keke ROSBERG
Doğum tarihi: 6 aralık 1948
Ülke : Finlandiya
Katıldığı GP : 127
Bitirdiği GP : 59
Toplam Puan : 159,5
En Hızlı Tur : 3
Pole Pozisyonu : 5
Podyum : 17
Kazandığı Yarış : 5
Dünya Şampiyonluğu : 1
Şampiyon Olduğu Yıllar : 1982
Keke ilk yarış deneyimini Formula Vee serisinde yaşadı. Ardından Formula 2’ye geçti ve 1978’deki yağmurlu Silverstone International Trophy yarışında Theodore-Ford ile galibiyete ulaştı.
1980 ve 1981’de Fittipaldi takımı adına yarıştı ancak ikinci sezonun ortalarında ayrılmaya karar verdi. Paul Ricard’da Williams testlerine katılmaya yetecek kadar dikkat çekmeyi başarmıştı.
Alan Jones'un emekliye ayrıldığı bu dönemde Rosberg direksiyonu kaptı. Carlos Reutemann ile takım arkadaşıydı ve ikinci pilot rolünü üstlenmesi bekleniyordu ama Arjantinli pilot iki yarış sonra sporu bırakınca takım liderliği görevi Keke’nin oldu. 1982 sezonunda Cosworth motorlu Williams FW08 ile şampiyonluğa uzandı. Bu sezonda sadece bir yarış kazanabildi. Sıradışı bir sezondu, çünkü hiçbir yarışçı iki yarıştan fazla kazanma başarısı gösteremedi.
1986 sonunda emekli oldu ve birkaç yıl Mika Hakkinen’in kariyerine yol gösterdi. Sonraki yıllarda Almaya’daki yarış takımlarına katıldı. 2002’de Gary Paffett ile Almanya F3 şampiyonluğunu kazandı. Şu dönemde, Formula BMW serisini kazandıktan sonra Williams adına yarışan oğlu Nico Rosberg’in kariyeri ile ilgileniyor.
Turkf1.com ve f1turkey.com dan alıntıdır!
«
Son Düzenleme: Mayıs 04, 2008, 16:27:13 Gönderen: alessia
»
Logged
RaİsTlİn
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 165
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #236 :
Mayıs 04, 2008, 18:47:38 »
"Ferrari ve Renault Kubica'yı İstiyor"
Bild gazetesinde çıkan habere göre Ferrari ve Renault takımları Robert Kubica'nın peşine düştüler.
Polonyalı pilot sezonun ilk 4 yarışı sonunda pilotlarda 3. sırada bulunuyor ve oldukça umutverici bir başlangıç yaptı.
Formula 1 patronu Bernie Ecclestone, Kubica için "Her yarış daha da iyi oluyor. Eğer takım patronu olsaydım onu alırdım. Ve kesinlikle Renault ve Ferrari de onu istiyor. Her iki takım da yükselen F1 yıldızını istiyorlar." dedi.
Habere göre her iki takım da Polonyalı pilotun anlaşmasının süresini araştırdı ve takım Kubica'nın anlaşmasının 2009 sonunda bittiğini öğrendiler. Ancak BMW Patronu Mario Theissen anlaşmayı uzatmak istiyor ancak bunun için Kubica'ya verilen ücretin arttırılması gerekiyor. Kubica şu anda 10 milyon dolar kazanan Heidfeld'e oranla 1/4 ücret alıyor.
Kubica Bahreyn'de takımının ve kendisinin ilk pole pozisyonunu kazanmıştı.
eğer takımını değiştirmeyi düşünürse ferrari ye gider reno nun bu seneki durumunu görüyoruz
Logged
esn
~obur cincine ~ esrapitipiti
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1587
yapma dediğim şeyi yaptığın zaman acı verdi di mi?
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #237 :
Mayıs 05, 2008, 15:04:20 »
Alıntı sahibi: RaİsTlİn üzerinde Mayıs 04, 2008, 18:47:38
eğer takımını değiştirmeyi düşünürse ferrari ye gider reno nun bu seneki durumunu görüyoruz
ya iyide sonuç olarak renoyu kullanmayı bilen gayet de güzel idare ediyor yani.tamam belki bu sene reno arabalarıyla ve yarış taktikleriyle her yarışı batırmış olabilir
ama bilmiyorum bence reno yu da düşünecektir derim ben..hatta ferrari gibi bir takımın sorumluluğunu üstlenmemek için bile reno ya gidebilir
hem ferrarinin neden kubicayı düşündüğünü anlamadım rosberg ya da hamilton bence ondan daha fazla gelecek vaadediyorlar yani.
düşüneceklerse bunları düşünsünler.kubicanın daha çok yolun başında olduğunu düşünüyorum.bir anda ferrari gibi bir takım ya da aynı şey reno içinde geçerli kasar biraz
hem hani vazgeçmişti kubica f1 den ya gitmiyor mu daha
«
Son Düzenleme: Mayıs 05, 2008, 15:09:12 Gönderen: esn
»
Logged
alonso_624
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 168
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #238 :
Mayıs 05, 2008, 18:26:32 »
Renault Türkiye İçin İddialı
Renault takımı son yarış Barcelona'da gösterdiği güçlü performansı Türkiye'de sürdürebileceğine inanıyor.
Dünya Şampiyonu Alonso sıralamalarda R28'i ilk çizgiye yerleştirmeyi başarmış ve motor sorunu yaşamadan önce iyi puan mücadelesi içerisinde yer almıştı.
Renault'tan Pat Symonds benzer bir performansın İstanbul'da gösterilebileceğine inanıyor.
Symonds "Aerodinamik etkinlik her pistte önemli ve bu yüzden İstanbul'da benzer bir konumda olmamamız için bir neden göremiyorum."
"Gerçekten % 1 lider takımların arasında olduğumuza inanıyorum ve bu sezon başına göre çok büyük bir gelişim. Ancak bununla yetinmemeliyiz çünkü yapılacak çok şey var ve İstanbul'da daha fazla aerodinamik gelişim göstereceğiz." dedi.
Alonso da İstanbul öncesi oldukça iyimser olduğunu ve İspanya'daki performanslarının kendisini daha da fazla motive ettiğini söyledi.
Alonso "Hafta başından itibaren İspanya'da gelişim gösterdiğimiz açıktı ve bunun son haftalarda liderler ile aradaki farkı kapatmak isteyen tüm takımın çalışmaları sayesinde olduğunu söylemiştim. Bu sadece ilk adımdı ve önümüzdeki yarışlarda daha fazla yenilikler ile afresif bir tutum sergileyeceğiz."
"Bunun kolay olmayacağını biliyorum ancak artık bazı heyecanlı yarışlar geçireceğimize inanıyorum ve pilot olarak bunu herşeyden çok istiyorum." dedi
arkadaşlar bir de haftasonu hava durumuna bakarsanız çok sevinirim. Yağmur yağmaz inş. açık tribünde yağmur altında kalmayalım..
Logged
alonso_624
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 168
Ynt: Formula 1 Sevenler Kulübü
«
Yanıtla #239 :
Mayıs 06, 2008, 19:07:47 »
Formula 1 Pilotları Futbol Şöleni 7 Mayıs
Formula 1 sürücülerinden oluşan futbol takımının ünlülerden oluşan Allstars takımı ile yeşil sahalardaki mücadelesi 7 Mayıs Çarşamba günü saat 20:30'da Ali Samiyen'de gerçekleşecek.
Tüm bilet gelirleri Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı ve Umut Çocukları Derneği'ne bağışlanacaktır. Sizleri ve çevrenizdekileri bilet almaya davet ediyoruz.
Futbol Federasyonu, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu, Galatasaray Kulübü ve Nazionali Piloti firmasının işbirliğiyle düzenlenecek organizasyon, Ali Sami Yen Stadı'nda saat 20.30'da başlayacak.
Tüm bilet gelirlerinin Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı ve Umut Çocukları Derneği'ne bağışlanacağı organizasyonun biletleri, Biletix firmasından satışa sunulurken, fiyatlar şöyle:
Eski Açık Tribün: 6 YTL
Kapalı Tribün: 11,5 YTL
Numaralı Tribün: 17,00 YTL
Yeni Açık Tribün: 6,00 YTL
Formula 1 pilotlarının katılacağı futbol şöleninin takım kadrosu belli oldu:
2008 ALL STARS TAKIMI
SAMET AYBABA FUTBOLCU
CÜNEYT TANMAN FUTBOLCU
ERHAN ÖNAL FUTBOLCU
TANJU ÇOLAK FUTBOLCU
ŞİFO MEHMET FUTBOLCU
RIZA ÇALIMBAY FUTBOLCU
İLHAN MANSIZ FUTBOLCU
SİNAN ENGİN FUTBOLCU
SELÇUK YULA FUTBOLCU/SPOR YAZARI
ZAFER ÖĞER FUTBOLCU KALECİ
BÜLENT UYGUN FUTBOLCU/TEKNİK DİR.
YAŞAR SANATÇI - KALECİ
BEDRİ BAYKAM RESSAM/YAZAR
YAVUZ SEÇKİN SANATÇI
BEHZAT UYGUR SANATÇI
KEREM ALIŞIK SANATÇI
MAHZUN KIRMIZIGÜL SANATÇI
YILMAZ ERDOĞAN SANATÇI
LEVENT TÜZEMEN SPOR YAZARI
YALÇIN DÜMER SANATÇI
GÜLTEKİN ONAY SPOR YAZARI/SPİKER
METİN YILDIZ MALİ MÜŞAVİR
ARİF KOCABIYIK FUTBOLCU
CEVAT PREKAZI FUTBOLCU
NAZIONALE PILOTI FUTBOL TAKIMI
MATTEO MUNARI (KALECİ) RALLİ PİLOTU
IVAN CAPELLI ESKİ F1 PİLOTU - F1 YORUMCUSU, TV
JARNO TRULLI TOYOTA F1 TEAM
FELIPE MASSA FERRARI F1 TEAM
RICCARDO PATRESE ESKI F1 PİLOTU
GIANCARLO FISICHELLA F1 FORCE INDIA
GIORGIO PANTANO ESKİ F1 PİLOTU, GP2 - RACING ENGINEERING
FERNANDO ALONSO RENAULT F1 TEAM - 2005-2006 F1 DÜNYA ŞAMPİYONU
VITANTONIO LIUZZI F1 FORCE INDIA TEAM TEST PİLOTU
LUCA FILIPPI GP2 - ART GRAND PRIX PİLOTU
SEBASTIAN VETTEL F1 TORO ROSSO
JASON TAHINCI GP2 ASIA SERISI BCN COMPETICION TEAM PİLOTU
ALAN GUIMARAES FERRARI F1 TEAM
HAKAN DINÇ RALLİ PİLOTU
DANIELE MASSARO MILAN
Geçen seneki gibi inş. tv'de gösterilir.. oraya gitmek için nelerimi vermezdim.. hem fiyatlar çok çok uygun hemde gelirler Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı ve Umut Çocukları Derneği'ne gidecek
Logged
Sayfa:
1
...
13
14
15
[
16
]
17
18
19
...
24
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Harry Potter Konuları
-----------------------------
=> Gazete
=> Harry Potter
===> Kitaplar
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
=====> Melez Prens
===> Filmler
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
===> J.K. Rowling
=> Oyuncular
=> Ölüm Yadigârları Kitap
=> Ölüm Yadigarları Filmi
=> Melez Prens Filmi
-----------------------------
Diğer Konular
-----------------------------
=> Sohbet
===> Geveze
===> Sıra Sende
=====> Cadılar Bayramı
=> Üye İlişkileri
===> Kulüpler
=====> Popomundo Kulübü
===> Üye Çalışmaları
===> Yardımlaşma
===> Üye Duyuruları
=> Müzik
=> Sinema
=> Televizyon
===> Lost
===> Heroes
=> Kitap
=> Oyunlar
=> Not Defteri
===> Harry Potter Hikayeleri
===> Alıntı
===> Arna Öyküleri
=====> Gözyaşı Prensi
===> The Unbroken Universe
=====> Savunulan Sözler
=====> Hatırlanan Sözler
=====> Unutulmayan Sözler
===> Genç Yazarlar Çetesi Barınağı
-----------------------------
Yönetim
-----------------------------
=> Duyuru Panosu
=> Resepsiyon
Powered by SMF 1.1.5
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Harry Potter
|
Galeri
|
Forum
|
Arşiv
Yükleniyor...