Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 07, 2008, 21:13:31  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Trelawney: Oyunbozan mı, Kâhin mi?  (Okunma Sayısı 248 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ManiaC
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


`Rammstein`


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 14, 2007, 20:03:12 »

Harry Potter… İlk kitap ve sonrasında ona verilen isimle ‘Sağ Kalan Çocuk’. Herkesi öldüren, büyü dünyasına dehşet saçan Lord Voldemort’un gazabından kurtulabilen tek kişi; bir şekilde küçücük bir bebek olmasına rağmen Karanlık Lord’un ‘Öldüren Lanet’inden kurtulabilen tek kişi. Ama bu nasıl olabilir ki, nasıl kundakta bir bebek Lord Voldemort’un kayıplara karışmasını sağlayabilir? Akıllara takılan en büyük soru kesinlikle budur.

O akşama kısa bir dönüş yapalım. Voldemort 31 Ekim 1981 akşamı Godric’s Hollow’a gelir; amacı ise ona karşı direnebilecek tek kişiyi, Harry Potter’ı öldürmektir. Sonuçta o akşam toplamda iki cinayet işlenir. Voldemort ilk olarak Harry’i öldürmeden önce ona karşı direnen James Potter’ı öldürür, sonrasında ise Lily Potter’ı. Sıra Harry Potter’a geldiğinde ise bir şeyler ters gider. Bebeğe gönderdiği ‘Öldüren Lanet’ geri teper ve Voldemort’un kayıplara karışmasına neden olur. İkinci büyük soru da kesinlikle budur. Peki ya Voldemort neden ölmedi? Eh bunlar da tabii ki önemli, kafaları kurcalayan sorular. Ancak çok daha önemli bir nokta olduğuna adım kadar eminim. Voldemort’u, küçücük bir çocuğu öldürmek için oraya getiren neydi?

Harry bildiğimiz gibi Dumbledore’un isteği üzerine, okula gitme çağı gelene kadar, Muggle akrabalarıyla birlikte yaşadı. 11 yaşına bastığında ise Hogwarts’a gitme zamanı gelmiş oldu. Fakat bu yaşa kadar Muggle akrabaları Dursleyler onu sürekli yalanlarla beslediler. Ailesinin araba kazasında öldüğünü, alnındaki yara izinin de o kazadan sonra oluştuğunu söylediler. Harry de doğal olarak aksini hiç düşünmedi ancak okula başlar başlamaz acı gerçeklerle karşılaştı. (okul başlamadan önce Hagrid söylemişti) Aslında ailesi araba kazasında falan ölmemişti; gelmiş geçmiş en büyük kara büyücü Lord Voldemort tarafından katledilmişlerdi. Voldemort, kendisini de öldürmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştıxrx. Harry’nin aklını kurcalayan en büyük soru, yukarıda da söylediğim gibi, nasıl sağ kaldığıdır. Ama daha da önemlisi, neden Voldemort’un durup dururken kendisini ve ailesini öldürmek istediğidir. Bunu birine sorduğunu ilk ve son kez ilk kitabın sonunda gördük. Felsefe Taşı’nı Voldemort’tan kurtardıktan sonra Hastane Kanadı’nda Dumbedore’a sormuştu.

Başını salladı Harry, ama hemen kesti bunu, çünkü öyle yapınca kafası ağrımıştı. Sonra, "Efendim," dedi, "öğrenmek istediğim başka şeyler de var, eğer bana anlatırsanız... gerçeği öğrenmek istiyorum..."
"Gerçeği." İç çekti Dumbledore. "Hem güzel, hem korkunç bir şeydir gerçek, çok özen ister. Yine de sorunu yanıtlarım, yanıtlamamak için geçerli bir nedenim olursa beni bağışlarsın. Tabii yalan söylemeyeceğim."
"Şey... Voldemort annemi öldürmüş, beni öldürmesine engel olduğu için. Beni neden öldürmek istiyordu acaba?"
Dumbledore derin derin iç çekti bu kere.
"Yazık, sorunu yanıtlayamam. Söyleyemem sana. Bugün olmaz. Şimdi olmaz. Günün birinde öğreneceksin... şimdilik bunu düşünme, Harry. Büyüyünce... Biliyorum, bunu duymaktan hoşlanmayacaksın, günü gelince öğreneceksin."(Felsefe Taşı)

Gördüğümüz üzere Dumbledore Harry’e istediği soruyu sorma izni verdiğinde Harry’nin ilk sorduğu soru, Voldemort’un neden onu ve ailesini öldürmeye geldiğini öğrenme amaçlı sorduğu soruymuş. Dumbledore da ne yazık ki bu soruyu şu an değil, daha ileride cevaplayacağını söylemiş alıntıda görüldüğü gibi. Eh, Harry de daha fazla üzerine gitmeye gerek olmadığını düşündü herhalde. Çünkü ileriki kitaplarda bu soruyu bir kez daha sorduğunu hiç görmedik. Tâ ki 5. kitapta Dumbledore kendi kendine açıklayana kadar.



***

"Kehanet parçalandı," dedi Harry dalgın dalgın. "Neville'i o basamaklardan yukarı çekiyordum - kemerin olduğu odada, cüppesini yırttım ve kehanet düştü..."
"Kırılan şey, Esrar Dairesi'nin tuttuğu kehanet kaydıydı sadece. Ama o kehanet birine yapıldı ve o kişi de bunu mükemmelen hatırlama imkânına sahip."
"Kim duydu?" diye sordu Harry, ama cevabı zaten bildiğini düşünüyordu.
"Ben," dedi Dumbledore. "On altı yıl önce, soğuk, ıslak bir gecede, Domuz Kafası hanındaki barın üstünde bir odada. Kehanet öğretmenliği için başvuran birini görmeye gitmiştim oraya, dersin sürmesi benim isteğim doğrultusunda olmadığı halde. Ama başvuran kişi, çok ünlü, çok yetenekli bir Görücü'nün torununun torunuydu ve ben de nezaket icabı onunla buluşmam gerektiğini düşündüm. Hayal kırıklığına uğradım. Onda bu yeteneğin zerresi yokmuş gibi göründü bana. Ona, kibarca olduğunu umduğum bir biçimde, bu mevki için uygun olmadığını düşündüğümü söyledim. Oradan çıkmak için arkamı döndüm."
Dumbledore ayağa kalktı ve Harry'nin yanından geçerek, Fawkes'un tüneğinin yanında duran kara dolaba yürüdü. Eğildi, bir kilidin dilini itti ve içinden, Harry'nin, babasını Snape'e eziyet ederken gördüğü, kenarlarına eski yazılar oyulmuş, taştan yapılma sığ çanağı aldı. Dumbledore masasına döndü, Düşünseli'ni üstüne yerleştirdi ve asasını kendi şakağına götürdü. Oradan, asaya yapışan gümüşi renkte, örümcek ipliği kadar ince düşünce iplikleri çekti ve onları çanağa koydu. Yeniden masasının başına oturdu, bir an düşüncelerinin Düşünseli'nde anafor gibi dönüp sürüklenmesini izledi. Sonra içini çekerek asasını kaldırdı ve ucuyla gümüşi maddeyi dürttü.
İçinden, şallara bürünmüş, gözleri gözlüğünün arkasında muazzam şekilde büyümüş bir şekil çıktı ve ayakları çanağın içinde, yavaşça kendi etrafında döndü. Ama Sybill Trelawney konuştuğunda, her zamanki hayalifener, mistik sesiyle konuşmadı; Harry'nin onun ağzından daha önce bir kez duyduğu sert, kısık bir tonla konuştu:
"Karanlık Lord'u alt edecek güce sahip olan geliyor... ona üç kez karşı çıkmış olanlardan doğacak, yedinci ay ölürken doğacak. .. ve Karanlık Lord bu erkek çocuğu kendi dengi olarak işaretleyecek, ama o, Karanlık Lord'un bilmediği bir güce sahip olacak. .. ve ikisinden biri diğerinin elinde ölecek, çünkü diğeri varlığım sürdürürken ikisi de yaşayamaz... Karanlık Lord'u alt edecek güce sahip olan, yedinci ay ölürken doğacak..."(Zümrüdüanka Yoldaşlığı)



***

Dumbledore artık vaktinin gelmiş olduğunu düşünmüş olacak ki, Harry’e Esrar Dairesi’ndeki zorlu çarpışma sonrası acı gerçekleri anlatır. Voldemort’un neden Godric’s Hollow’a onu öldürmeye geldiğini beş yıl gecikmeyle de olsa açıklar. Dumbledore Kehanet Dersi için iş isteyen Sybill Trelawney ile Domuz Kafası’nda buluşur ve buluşma sonunda ona bu iş için yeterli olmadığını söyleyerek kalkmaya hazırlanır. Tam bu sırada garip bir şeyler olur. Trelawney kısık bir sesle konuşmaya başlayarak Harry’nin ve Voldemort’un kaderini değiştirecek o büyük kehaneti yapar. 6. kitapta öğrendiğimiz üzere de o sıralar hâlâ Voldemort’un hizmetinde olan Severus Snape, Kehanet’in başını duyar ve hemen gidip Lord Voldemort’a bunu bildirir. Karanlık Lord da ölüme karşı olan korkusunu yenemez ve Harry’i öldürmeye gider. Kısaca söylememiz gerekirse Voldemort’un o gece Godric’s Hollow’a gelmesinin tek sebebi, duyduğu kehanettir. Peki bu kehaneti yapan bizim garip profesörümüz Sybill Trelawney, oyunbozan mı kâhin mi?
Bildiğimiz üzere Harry ilk kez 3. senesinde kehanet dersi almaya başladı. Dolayısıyla biz de ilk kez Profesör Trelawney ile tanışma fırsatı bulduk. Şimdi onunla ilk dersimize dönelim, çünkü onun ilk dersi oldukça ilgi çekiciydi.



***

"Benim adım Profesör Trelawney. Beni daha önce görmemiş olabilirsiniz. Okulun hayhuyuna sıkça katılmak İç Göz'ümü puslandırıyor."
Kimse bu sıra dışı açıklamaya cevaben bir şey söylemedi. Profesör Trelawney şalını zarifçe düzeltip devam etti: "Demek sihir sanatlarının en zoru olan Kehanet'i öğrenmeyi seçtiniz. Sizi baştan uyarmalıyım ki, eğer sizde Görü yoksa, benim size öğretebileceğim pek az şey var demektir. Kitaplar insanı bu alanda ancak bir yere kadar götürüyor..."
"Birçok cadı ve büyücü, gürültülü patlamalar, kokular ve aniden kaybolmalar konusunda her ne kadar yetenekli olsa da, geleceğin üzerini örten peçenin ardındaki gizemleri kavrayamaz," diye devam etti Profesör Trelawney. Kocaman, ışıldayan gözleri bir tedirgin yüzden diğerine geçerek dolaşıyordu. "Bu, pek azına bahşedilmiş bir lütuftur. Sen, çocuk," dedi aniden, Neville az daha pufuyla birlikte devriliyordu, "ninen iyi mi?"
"Sanırım," dedi Neville ürkekçe.
"Senin yerinde olsam o kadar emin olmazdım, yavrum," dedi Profesör Trelawney. Ateşin ışığı uzun, zümrüt küpelerine vuruyordu. Neville yutkundu. Profesör Trelawney konuşmasına sakin sakin devam etti: "Bu yıl Kehanet'in temel yöntemlerini işleyeceğiz. Birinci sömestr çay yapraklarını okumaya ayrılacak. Sonraki sömestrdeyse el falına geçeceğiz. Bu arada, yavrum," dedi birden Parvati Patil'e bakarak, "kızıl saçlı bir adama karşı tetikte ol."
Parvati tam arkasındaki Ron'a baktı ve sandalyesini ondan hafifçe uzaklaştırdı.
"Daha sonra da," diye devam etti Profesör Trelawney, "kristal küreye geçeceğiz - eğer o zamana kadar ateş-alametleri bitirdiysek tabii. Ne yazık ki şubatta derslere feci bir grip salgını sebebiyle ara verilecek. Benim sesim gidecek. Paskalya sıralarındaysa, içimizden biri bizi sonsuza dek terk edecek." Bu beyanını çok gergin bir sessizlik izledi, ama Profesör Trelawney farkında değil gibiydi.
"Yavrum, acaba," dedi Lavender Brown'a ve onun en yakınında oturan Lavender sandalyesinde büzüldü, "bana şu en büyük gümüş çay demliğini uzatabilir misin?"
Lavender yüzünde rahatlamış bir ifadeyle ayağa kalktı, raftan kocaman bir çaydanlık aldı ve Profesör Trelawney'nin önündeki masanın üstüne koydu.
"Teşekkür ederim, yavrum. Şu korktuğun şey var ya - on altı Ekim Cuma günü gerçekleşecek."
Lavender titredi.
"Şimdi hepinizi çiftlere ayırmak istiyorum. Raftan birer çay fincanı alıp bana gelin, ben fincanınızı dolduracağım. Sonra oturun, için; sadece posası kalana kadar. Bunu sol elinizle fincanın içinde üç kere çevirin, sonra fincanı tabağının üstüne baş aşağı koyun. Çayın son damlası da aktıktan sonra fincanınızı eşinize verin, okusun. Şekilleri Geleceğin Sis Perdesini Aralamadın beşinci ve altıncı sayfalarına başvurarak yorumlayacaksınız. Ben de sınıfta dolaşarak size yardım edip yönlendireceğim. Bu arada, yavrum," dedi tam kalkmak üzere olan Neville'i kolundan yakalayarak, "ilk fincanını kırdıktan sonra lütfen mavi desenli olanlardan alır mısın? Pembelere çok bağlıyım da."
Gerçekten de Neville fincan rafına ulaşır ulaşmaz, kınlan porselenin şıngırtısı geldi. Profesör Trelawney elinde bir faraş ve bir fırçayla ona doğru süzülüp, "Mavilerden, yavrum," dedi, "bir mahzuru yoksa... teşekkür ederim..."
Gerçekten etkileyici bir başlangıç, değil mi? Neville’e fincanı kıracağını söylüyor, gerçekleşiyor; Parvati Patil’e on altı Ekim Cuma günü korktuğu şeyin gerçekleşeceğini söylüyor ve kitabın ilerleyen sayfalarında on altı Ekim günü Parvati’nin tavşanı ölüyor; Paskalya’da birisinin aralarından ayrılacağını söylüyor ve sonuçta Hermione o dersi bırakıyor. ‘Bir kehanet öğretmeninden de ancak bu beklenir,’ diye düşünüyor insan. Peki ya diğerleri? Umbridge’in teftişinde çuvallaması, Harry’e sürekli ecel ecel diye baskı yapması… Bunların anlamı ne? Çünkü bunlarda tamamen saçmalamış ve hiçbiri gerçekleşmemişti. Hermione de gayet zeki bir cadı olarak onun bir sahtekâr olduğunu düşünüyordu ve sonunda dersi bıraktı. Hadi Hermione’yi de geçtim Dumbledore bile Trelawney’de kehanetle ilgili bir yetenek göremediğini, sadece iş görüşmeleri sırasında Harry ve Lord Voldemort hakkında yaptığı o büyük kehanet sayesinde onu işe aldığını belirtmişti. Belki bizler de onun büyük bir sahtekâr olduğunu düşünüyorduk, ve hâlâ daha düşünüyoruz ancak ne dersek diyelim yaptığı kehanetler hakikaten çok değerli kehanetler. Hepsinin de gerçekleştiğini gördük.

Hepimizin hatırlayabileceği gibi 3. yılının sonunda Harry’e de bir kehanette bulunmuştu Profesör Trelawney. Şimdi o kehaneti bir hatırlayalım.



***

Harry rahatlamış halde yerinden kalktı, çantasını aldı. Tam gidiyordu ki, arkasından haşin, kulak tırmalayıcı bir ses konuştu.
"Bu gece olacak."
Harry hızla arkasına döndü. Profesör Trelawney koltuğunda kaskatı kesilmişti, gözleri boş bakıyordu ve ağzı sarkmıştı.
"Pa-pardon?" dedi Harry.
Ama anlaşılan Profesör Trelawney onu duymuyordu. Gözleri dönmeye başladı. Paniğe kapılan Harry orada öylece durdu. Profesör Trelawney bir tür nöbet geçirmek üzereymiş gibiydi. Harry koşup hastane kanadına gitmeyi düşünerek tereddüt etti - derken Profesör Trelawney yeniden o haşin, kendininkine hiç benzemeyen sesle konuşmaya başladı:
"Karanlık Lord yalnız ve dostsuz, müritleri tarafından terk edilmiş durumda. Uşağı şu son on iki yıldır zincir altında. Bu gece, gece yarısından önce, hizmetkâr serbest kalacak ve yeniden efendisine katılmaya gidecek. Karanlık Lord, uşağının yardımıyla yine güçlenecek, eskisinden de büyük ve korkunç olacak. Bu gece... gece yansından önce... hizmetkâr... efendisine... katılmaya., gidecek..."



***

İşte bu da Trelawney’nin Harry’e yaptığı kehanet. Aynen Dumbledore’un 5. sınıfta Harry’e gösterdiği kehanet ile uyuyor. Önce kaskatı kesiliyor, sonra kısık ve sert bir sesle konuşmaya başlıyor. Yani Harry’e yapılan gerçek bir kehanetti; ve bildiğimiz üzere bu kehanet de tamamen gerçekleşti. O gece Peter serbest kaldı, efendisini buldu ve bir dahaki sene Lord Voldemort’u diriltti. Hâlâ kafam almıyor. Profesör Trelawney, böyle kehanetlerde bulunabiliyor ama diğer söyledikleri tamamen palavra.
Son olarak bakmamız gereken bir olay daha var diye düşünüyorum. Altıncı kitapta Harry tam Dumbledore ile hortkuluk aramaya gidecekken yolda Trelawney ile karşılaşmıştı. İşte o an aslında Trelawney olacakları söylemişti…


***

“Müdür bey benden onu daha az ziyaret etmemi tercih ettiğini ima etti” dedi soğukça,”İşime değer vermeyen birine baskı yapacak değilim, eğer Dumbledore uyarıları ihmal etmeyi sürdürürse, kartlar gösteriyorki…”
Kemikli ellerini bir an Harry’nin koluna yaklaştırdı.
“Tekrar ve tekrar, nasıl ön gördüğüm önemli değil—”
Ve dramatik bir şekilde şallarının altından bir kart çıkardı.
“-yıldırım çarpmış kule,” diye fısıldadı. “Bela. Yıkım. Her zamankinden daha yakın…”(Melez Prens)


***

Gördüğümüz üzere Trelawney, komik bir şekilde kart açarak da olsa o akşam yaşanacakları görmüş, ne kadar büyük bir tehlike yaşanacağını anlamış! Biz ona gülsek de sahtekâr desek de birtakım yetenekleri olduğunu asla inkâr edemeyiz.
Daha önce de söylediğim gibi, Trelawney’i 3. kitaptan beri tanıyoruz. Kendisini tanıdığımız 4 yıl boyunca (6. yılın sonuna kadar) pek çok sahtekârlığını gördük; Umbridge onu denemeye aldı çünkü gerçekten berbattı; Harry’e sürekli ecel görüyorum ecel görüyorum dedi sonunda ise sende ecel değil, harika bir gelecek görüyorum dedi. Bunları sallamış, kafadan atmış olsa da Harry ve Voldemort hakkındaki kehaneti, Voldemort’un dönüşü ve hizmetkârı hakkındaki kehaneti, açtığı kartlarda ‘Yıldırım Çarpmış Kule’yi görmesi gerçekten insana dudak ısırtıyor. Anlaşılan büyük-büyük-büyükannesinden bazı yetenekler kalmış ona. Peki Sybill Trelawney gerçekte oyunbozan mı, kâhin mi? Bana sorarsanız kesinlikle kâhin. Geriye ise tek bir soru kalıyor: Neden kâhin diye düşünüyorum? Çünkü tüm bu kehanetlerinden sonra içimden sahtekâr demek gelmiyor...

Yorumlarınızı bekliyorum... Gülümseyen

Logged

>>>~My Favourite Musical Groups~<<<
Rammstein
Nirvana
Pentagram
Simple Plan
Placebo
Iron Maiden
 Boogie Dans Tapan Afro Yehuu Alkış Sarılan
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Trelawney: Oyunbozan mı, Kâhin mi?
« Eklendi: Ekim 07, 2008, 21:13:31 »

Logged
Hasta Siempre
"Güzel Yüzlü Şair" -N.Hikmet
Role Playing
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2861


Gerçekçi ol , imkansızı iste ~ E.C.G.


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Mayıs 03, 2007, 16:21:31 »

güsel fkr bnce de mantıklı yani trelawny kahin yaptıı o kdr sey bunu ispatlıor yalnız sölemeden gecemicem kusra baqma ama snce de kpnuyu brs fazla uzatıp yaymamıs mısın? Kararsız
Logged


En güzel günlerimin üç melun adamı var
Biri sensin,biri o,biri ötekisi
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi

Sana gelince..
Ne ben Sezar'ım,ne de sen Brütüs'sün
Ne ben sana kızarım,
Ne de zatın zahmet edip bana küssün
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz
                    ~Nazım Hikmet Ran
Mizmiz_Myrtle
Şeker
**
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 113


!LOST! !LOST! !LOST!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Mayıs 25, 2007, 00:13:50 »

Bence hiçbiri  XD
Logged

DUDE!
geberesice
b
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2152



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Mayıs 25, 2007, 22:08:13 »

ben zaten onun sahtekar oldugunu düşünmüyorum sadece harry'nin ölmesine pek bir meraklı onda sinir oluyorum Sırıtan
Logged

Dr. Braddy Bar

caerid lock
caelo //Lady Lock//
Sıcak Çikolata
*********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1811



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #4 : Mayıs 26, 2007, 09:47:10 »

Tüm yazdıklarını düşününce evet, Trelawney'in bir sahtekar olduğunu düşünmek biraz zor:S Gerçekten yetenekli olsa gerek ki tüm bu olayları öngörebilsin.O zaman niye diğer kehanetleri tutmadı gerçekten Ne? Belki de Harry'e ecel, ecel diye sayıklaması sırf dikkat çekmek içindir Hede Hödö Ki aslında bazı yerlerde Harry'i savunması (özellikle de Umbridge yakınlardayken), onda eceli felan görmediğini kanıtlar gibi

Sınıfta bir korku ortamı yaratmak ve kendisine daha bir saygı duyulmasını sağlamak için yapıyor bunları.Mesela her yeni sınıfta bir kişinin mutlaka öleceğini söylüyor!Her gördüğü ecel gerçek çıksa zaten öğrenci kalmazdı muhtemelen Hede Hödö Daha ayrıntılı bilgi için bakınız>> Harry Potter ve Azkaban Tutsağı sayfa:131, Prof. McGonagall'ın açıklamaları Terleyen)
Logged

ManiaC
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 78


`Rammstein`


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Haziran 02, 2007, 01:03:05 »

Tüm yazdıklarını düşününce evet, Trelawney'in bir sahtekar olduğunu düşünmek biraz zor:S Gerçekten yetenekli olsa gerek ki tüm bu olayları öngörebilsin.O zaman niye diğer kehanetleri tutmadı gerçekten Ne? Belki de Harry'e ecel, ecel diye sayıklaması sırf dikkat çekmek içindir Hede Hödö Ki aslında bazı yerlerde Harry'i savunması (özellikle de Umbridge yakınlardayken), onda eceli felan görmediğini kanıtlar gibi

Sınıfta bir korku ortamı yaratmak ve kendisine daha bir saygı duyulmasını sağlamak için yapıyor bunları.Mesela her yeni sınıfta bir kişinin mutlaka öleceğini söylüyor!Her gördüğü ecel gerçek çıksa zaten öğrenci kalmazdı muhtemelen Hede Hödö Daha ayrıntılı bilgi için bakınız>> Harry Potter ve Azkaban Tutsağı sayfa:131, Prof. McGonagall'ın açıklamaları Terleyen)

Çoğu şeyi gerçekten dikkat çekmek için uyduruyor. Bir de marifetmiş gibi. Sırıtan Bu saçmalıkları yapmasa hiçbirimiz onun bir sahtekâr olduğunu düşünmezdik. Ondaki olay sadece ırsî olarak gelen yetenekler olsa gerek. Transa geçmiş gibi olduğunda doğruları söylüyor, normal yaşantısına alayına sıkılıyor. Sırıtan Bilmiyorum, ben bu yazıyı yazalı çok oldu neler yazdığımı tam anlamıyla hatırlamıyorum - ki gece 1:02'de hiç okuyasım gelmiyor, umarım kendimi çürütecek bir şeyler yazmıyorumdur, böyle şeyler yaparım bazen Sırıtan - ama Melez Prens'te kulede yaşanmadan önce kartları okuyarak söyledikleri beni etkilemişti. Çünkü onlar da gerçekleşti. Keşke ilgi çekmek için hiç böyle saçmalamasa.. :-/
Logged

>>>~My Favourite Musical Groups~<<<
Rammstein
Nirvana
Pentagram
Simple Plan
Placebo
Iron Maiden
 Boogie Dans Tapan Afro Yehuu Alkış Sarılan
DarkPrince
...
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3498



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #6 : Haziran 02, 2007, 01:25:06 »

İkisinin arası birşey Hede Hödö

Kahkaha
Logged
Apus
ah ahh 80'ler gibisi yok...
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1135



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #7 : Haziran 29, 2007, 08:55:37 »

bu kadın bazen çok atıyor. biraz uçmuş denilebilir Dil Çıkaran
ama arada sırada doğru kehanetler yapıyor.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: