Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ekim 13, 2008, 06:39:56  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1] 2 3 4 5   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zamanın Sözü (YENİİİİİ)  (Okunma Sayısı 2714 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« : Aralık 20, 2007, 18:19:30 »

arkadaşlar yeni bir fic yazdım ve beğenilirse buraya koymaya karar vedim. şimdilik birkaç fotoğraf ve kısa bir özet vereceğim eğer beğenilirse devam edeceğim.(bu fikri burada uygulayarak aklıma sokan arkadaşlara ve parry_4ever'a çok teşekkürler) fotoğraflarda hp fictionlarında genellikle kullanılmayan karakterlere yer vermeyi düşünüyorum(örneğin herm-keira, draco-boyd gibi olmayacak)
bu yüzden lütfen yorumlarınızı esirgemeyin Gülümseyen

hermione granger


harry potter


draco malfoy


ginny weasley

başka birini önerirseniz buraya koyabilirim ancak ginnye bence sadece bu kadın uyuyor

ron weasley


pansy parkinson
 

Zamanın Sözü Özet: öncelikle bu fic bir AU arkadaşlar ve hepsi değişik bölümlerden alıntılar...

"Bayan Granger kendisine yardımcı olursunuz, değil mi?"

"Önceden tanışıyorlardı Gin, eminim. Ama..."

"Birbirinden bu kadar nefret eden iki kişi daha görmedim"

" Bırak o silahı..."

"DİKKAT ET"

"Maalesef, elimden daha fazla bir şey gelmez,üzgünüm."

"NE  SÖYLEDİN ONA? NELER ANLATTIN?"

"Benim için hayattaki en değerli şeyler onlar, Hermione"

" Bilerek yaptın, Pans."

"Seni hep bulacağım hep"

"Tutamadığın bir söz."

"Zamanı değiştirecek kadar ya da seni"

"Ruhların çift yaratılışı efsanesi"

"Aranızda mantıklı bir açıklama yapabilecek kapasitesi olan var mı acaba?"

"Son döngü..."

"Son kez..."

daha fazlası için lütfen yorumm:))teorilerinizi duymaktan çok mutlu olacağım.
« Son Düzenleme: Mart 23, 2008, 22:11:57 Gönderen: perdita » Logged
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Zamanın Sözü (YENİİİİİ)
« Eklendi: Ekim 13, 2008, 06:39:56 »

Logged
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1225


HPC'deki 1. yılım :P XD


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 20, 2007, 19:24:37 »

ilk yorum benden Terleyen

değişik bi hikayeye benziyor..evet devamı gelrse güzel olur..ve karakterlerin parry_4ever'la aynı sanırsam Aww

(AU ne oluyo Ne? )
Logged
pHoEn!x
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 30


disi_phoenix@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Aralık 20, 2007, 19:35:27 »

hoş....Paul Walker işin içinde varsa bende varım Göz Kırpan devamı gelsin...
yalnız ron kim ?? resim gözükmüyor.Lütfen Prens William deme !  Alkış
« Son Düzenleme: Aralık 20, 2007, 19:38:32 Gönderen: pHoEn!x » Logged
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Aralık 20, 2007, 19:38:15 »

yok karakterler farklı olacak .

AU ise alternate universe demek, verilen hikayenin başlamasından önce ya da hikaye esnasında bir olayın, etkenin ya da karakterin değiştirilerek, hikayenin geri kalanının bu değişikliğin yarattığı etkilerle baştan anlatılması anlamına gelir. yahi mesela harry potter gerçekte 18 yaşında bir büyücüyken başka bir anlatımda 50 yaşında bir avukat olabilir ancak karakteri aynıdır.
Logged
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Aralık 20, 2007, 19:39:45 »

paul walker yeni dracomuz:) ve ficteki baş karakterlerden biri bol bol var yani:) ficte başka resimlerde olacak gözümüz doyacak yani
Logged
Raziel Neith
Chuck???
Telve
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 523


rüzGar ^^^^


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : Aralık 20, 2007, 21:05:30 »

off bu harry kım bole ya  Âşık Âşık (bir yerden tanıdık gelıo ama Şaşırmış ) yazını begenedım ama tam olarak ne yapmaya çalıştıgını anlamadım  Terleyen mesela bu konusmalara kıme ait gibi  Gözlerini Deviren ama sözler çok anlamlı gercekten
« Son Düzenleme: Aralık 20, 2007, 21:06:17 Gönderen: razieL » Logged

 


  …. - Şu hayatın ölümle beslendiği klişesi yine...
- Diğerleri gibi bir klişe sadece; kendini kanıtlamak için, fırsat kollayan bir klişe.
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Aralık 20, 2007, 21:52:57 »

off bu harry kım bole ya  Âşık Âşık (bir yerden tanıdık gelıo ama Şaşırmış ) yazını begenedım ama tam olarak ne yapmaya çalıştıgını anlamadım  Terleyen mesela bu konusmalara kıme ait gibi  Gözlerini Deviren ama sözler çok anlamlı gercekten

zaten sözler genellikle farklı bölümlerden aldım anlaşılmasın diye yoksa ilk bölümden anlaşılır heyecanı kaçar Kahkaha harry tom welling ( smallville'in clark kent i)
Logged
Stupefy
Asphyxiated.
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 525


I'm not worried. I'm with you.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Aralık 20, 2007, 22:01:40 »

Değişik bi şeye benziyo, ilgi çekici !! Karakterlerle özdeştirdiğin oyuncular da uymuş Göz Kırpan Devamı gelirse hikayeyi daha iyi anlayacağım eminim Gülümseyen Bekliyoruz Kahkaha
Logged

Nobody can tell ya:
There's only one song worth singin'!
They may try and sell ya
'cause it hangs them up to see someone like you..!
But you've gotta make your own kind of music!
Sing your own special song!
Make your own kind of music
Even if nobody sings along!

perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Aralık 21, 2007, 03:11:51 »

arkadaşlar ilk bölümün bir kısmını ekliyorum yorumlarsanız sevinirim teşekkürler:))(bu arada wordde uzun olan belgeler burada daha kısa duruyor yazana kadar benim canım çıkıyor ya:) )

phoen!x'e not: ron, ryan phillippe

not: bu ficte her bölüm başına bir müzik koyacağım iyi etki için lütfen onlarla dinleyin. müzik tercihlerinizi de belirtirseniz ona göre bir şeyler ayarlarım.
bu bölümün şarkısı my immortal-evanescence

BİRİNCİ BÖLÜM


Genç adam elinde parlayan kılıçla gözlerini ileri sakince oturan düşmanına çevirdi, daha sonra dönerek yanında ellerini bırakmak istemezcesine koluna  sabitlemiş, gözünden sicim gibi yaşlar akan kıza döndü.

-Merak etme, bu son.
-Hayır gitme
-Hep seninleyim,hep, diyerek düşmanına doğru kararlı adımlarla ilerlemeye başladı. Bir süre sonra ortalıkta sadece kılıçların birbirine vurduğunda çıkan metalik sesler ortalığı kapladı. Ardından derin bir sessizlik...

Genç kadın gözlerini korkarak açtı, meydanda sadece öfkeden kıpkırmızı olan gözleri zaferle parlayan bir adam vardı. Genç kadın kimsenin kendisini tutmasına izin vermeden hızla savaş meydanına  koştu. Ağlayarak sevdiği adamın yanına çöktü, elindeki kılıcı sevgiyle aldı.

-Hep seninleyim,hep... diyerek kılıcı kendine sapladı.Sessizce sevgilisinin yanına yığıldı. İlerde  mavi-gri gözleri yaşlarla parlayan bir adam onları seyrediyordu.


-Koş gin çoktan geç kaldık bile, ah tanrım daha bugün okulun ilk günü.
-Evet lanetleneceğiz değil mi??
-Bana laf yetiştireceğine hazırlansana çabuk, diyerek hızla odalardan birine daldı. Beş dakika sonra üzerini giyinmiş hırsla kahverengi saçlarını tarıyordu.
-Hazırım bile, diyerek ortaya çıktı kızıl saçlı başka bir kız. Diğeri elindeki fırçayı çekmecelerden birine tıkarak kitaplarını eline aldı ve hızla kapıya yöneldi.

 

-Bizi tercih ettiğinize çok sevindim, mr. Potter. Umarım kısa sürede okulumuza alışırsınız.
-Merak etmeyin, profesör alışacağımdan eminim.
-Sormamın bir mahzuru yoksa neden son senenizde okul değiştirdiniz acaba?
-Teyzemin isteği. Derken genç adamın neşeyle parlayan yeşil gözlerinden bıkkınlık okunuyordu.
-Anlıyorum, diye yanıt verdi yaşlı profesör, saatine bakarak isterseniz size okulumuzu gezdireyim birazdan ders başlar, ne de olsa okulun ilk günü.
-Memnun olurum profesör.

Genç adam ve yaşlı profesör görenleri şaşırtacak bir uyumla ayağa kalktılar ve odadan çıkarak koridorda ilerlemeye başladılar.

-Görüşürüz Gin,benim şu sınıfta dersim var.
-Şükürler olsun daha girmemişler değil mi?
-Şu kucağındaki kitap dağını dolabına koy bari dolanma ortalıkta böyle.
-Dersten sonra.
-Abimle ortak dersiniz değil mi bu? Ginny Weasley yüzünü buruşturarak. Tanrı yardımcın olsun.
-Öyle deme Gin onunla anlaşamayan tek sensin.

O sırada gözleri Hermionenin arkasındaki bir çifte takılmış olan Ginny’nin sözleri gecikti. Koridorda adeta parlayarak ilerleyen çifte bakarak

-Evet, ben ve Pansy Parkinson diye cevapladı Herm’in az önceki sözlerini.

-Weasley lütfen adımı bir daha söyleme olur mu?? Nazik kulaklarım var, diye sataştı siyah dalgalı saçları, yemyeşil gözleri ve yanındaki çarpıcı genç adamla dikkat çeken Pansy, ve devam etti.
-ve Granger ayak takımıyla bu sene olsun yollarının ayrılacağını sanırdım.
-Seni hayal kırıklığına uğratmak tek hobim Parkinson, diye yanıt verdi Hermione alayla.
-Evet tek hobinin bu olduğu kesin, diyerek kızın elindeki kitap yığınına alaycı bir bakış attı. Hermione tam cevap vermek için ağzını açmıştı ki, iki kız arasında söz düellosuna karışmanın ölüm olduğunu bildiği halde Pansynin yanındaki genç söze karıştı.
-Gidelim mi Pans. diyerek kızı sürüklerken Herm ve Ginny’e göz kırptı.

-Ihhh diye sinirle dişlerini gıcırdattı Hermione Granger, senden nefret ediyorum Malfoy . Ondan nefret ediyorum söylemiş miydim?
- Her gün mutlaka en az on kere söylediğini saymazsak mı? Hmmm biraz düşüneyim diye mırıldandı Gin. Nasıl bir anda bu kadar sinir edebiliyor seni anlamıyorum.Bu arada geç kalmıyor musun?
-Bugün kötü günümdeyim anlaşıldı diye yanıt vererek uzaklaştı kız.

Harry Potter profesörün yaptırdığı koridor gezintisinden sonra bile yolunu kaybetmeyi başarmış, şimdi dersinin olduğu sınıfa gitmeye çalışırken okulun planını da aklına kazımaya çalışıyordu. Koridorda gördüğü birine yaklaşarak

-Affedersiniz, 105 nolu sınıf neresi acaba? diye sordu. Aldığı yanıta göre soldaki ilk sınıftı. Ve ders başlamak üzereydi. Küfrederek hızlandı. Yeni gelmiş biri için okula geldiği ilk gün derse geç girmek ne hoştu ama. Bu gün kötü günümdeyim anlaşılan, diye mırıldandı kendi kendine.

Herm tam hızla sınıfa girmek üzereyde ki, gene hızla onun gibi sınıfa girmek üzere olan biriyle çarpıştı. Kitapları yere saçıldı. Lanet olsun.

-Özür dilerim, diyerek kitaplarını toplamaya yardımcı olmaya çalışan gence baktı Herm.
-Önemli değil,diyerek yerine geçti.

Ders Profesör Binns’in tarih dersiydi ve  her zamanki uyuşuk anlatımıyla zaten uyanamamış sınıfı iyice uyuttu.

-Hangi aklı bir karış havada salak okulun ilk günü ilk dersi tarih yapar ki, diye eğilerek Herm’e fısıldadı Ron Weasley.
Cevap Ron’un keskin fısıltısını duymuş olan Neville’den geldi. Gülerek
-Albus Dumbledore’a ne dersin?? Diye sordu. O sırada herkesin uyuşuk uyuşuk dinlediği bir derste bile mükemmel ve yeni uyanmış görüntüsünü koruyan Malfoy;
-Anlamanı beklemiyorum Weasley ama ilk gün alıştırma olsun diye bu dersin konmuş olabileceğini düşündün mü? diye söylendi. Bu arada Longbottom ders programlarını bölüm başkanları hazırlıyor. Herm cevap verecekken,

-Gençler bir sorun mu var? diyen Binns’in sesiyle kendine geldi. Bugün bu ikinci oluyor kesinlikle lanetlendim.


Harry Potter ise yakınında oturduğu bu grubun tartışmasını hafifçe bir gülümsemeyle dinlemiş, kızıl saçlı çocuğun yorumuna tüm içtenliğiyle katılmıştı ki tüm sınıfın kendisine baktığını farketti. Hoca bir şey sormuş olmalıydı.


-Pardon?
-Mr.Potter yeni geldiniz okulumuza sanırım diye sorusunu tekrar etti Profesör.
-Evet  efendim cevabını alınca dersine geri döndü. Bu okula aptal gibi görünmeden şu günü bitirseydim diye geçirdi içinden. Tam o sırada kızıl saçlı çocuğun kendisine başparmağını kaldırarak her şey yolunda demesini izledi dalgınca. Yanındaki kızsa, kapıda çarptığı kız, sınıfta beliren uyku emarelerinin tersine hızla notlarını tutmaya devam ediyordu. Bir süre sonra profesör hepsinin işkencesine son vererek dersin bittiğini ilan etti.

Harry yerinden hızla kalkarak sabahki gibi bir gecikme yaşamamak için doğruca Dumbledore’un ofisine yöneldi.

-Ron şunları götürmeme yardım eder misin? diye sorarak arkasını döndüğünde ise Ron’un Lavender Brown ile deriiiin bir sohbette olduğunu farketti. Tam önüne dönüp kitaplarını alacakken kitaplarının Draco Malfoy tarafından götürülmekte olduğunu gördü.

-hey, diyerek malfoyun peşinden sınıftan çıktı.

-HEY! diyerek Malfoya yetişti Hermione, ne yaptığnı sanıyorsun sen?
-Sana yardım ediyorum Granger, şikayet etme bence. diyerek kızın dolabına yöneldi.
-Senden yardım isteyen oldu mu?
-Yardım istediklerin yardım etti mi? Aç şimdi şu dolabı kolum koptu. Ne diye taşıyorsun ki tüm bunları.
 Hermione dolabı açarken cevap verdi.
-Hepsi derslerde lazım.Malfoy kitaplardan birini alıp elinde çevirerek;
-Ben bazılarının adını bile duymadım,dedi.
-Bu yüzden ben okul birincisiyim sen ikinci.
-Hayatı yaşa Granger diyerek uzaklaştı Malfoy.

Harry bu sefer yavaş yavaş dersine ilerlerken, Hermione Ginny’le derin bir sohbete dalmış bir biçimde merdivenleri çıkıyordu. Gün içinde ikinci kez çarpıştılar. Hermione merdivenden düşecekken Ginny’nin yakalamasıyla son anda kurtuldu.

Harry inildememek için kendini tuttu. Gene mi?? Aynı ifade kızında yüzünde vardı.
-Özür dilerim diye mırıldandı gene
-Araban var mı? Pat diye gelen bu alakasız konuya şaşıran genç adam yavaşca cevapladı.
-Var. Boş bakışları kızın üzerinde durdu. Gin sessizce Herm’in yanında durmuş genç adamı inceliyordu.
-Beni öldürmek için tutulmadıysan tanışalım bari, bir dahaki çarpışmamızın arabayla olmasını istemem. Hermione Granger. Elini uzattı.
Harry utançla başını salladı.
-Harry Potter. Ve kızın elini sıktı.

Herm ilk başta başının döndüğünü sandı.Yavaş yavaş çevresinin görüntüsü değişmeye başladı. Gökyüzünde bulutlar açıldı gecenin muhteşem mehtabına yer açtı. Eski bir balkonda buldu kendini. Üzerinde bembeyaz uçuşan bir elbise vardı. Rüzgarı saçlarında hissediyordu. Tanıdık ama bir o kadar da yabancıbir ses.

Hep seninleyim, hep...

Herm yüzünü buruşturarak gözlerini açtı. Ginny ona tuhaf tuhaf bakıyordu.

-Nesi var bence gayet hoş bir çocuktu.

-Ne, diye sordu Hermione. Ne dediğini anlamaya çalışıyordu Ginny’nin.

-Diyorum ki çocuk tipin değilse bile yüzünü buruşturmasaydın.aman neyse bu ben asılabilirim demek.
Hermione Ginnynin konuşmasını kulak ardı ederek düşüncelerine daldı. Ne oldu daha demin öyle? Sonra bunu uykusuzluğa vererek dikkatini yeniden Ginnye odakladı.Hala cıvıl cıvıl konuşmaktaydı.
-Gel bir kahve içelim apar topar çıktık evden zaten.

Harry merdivenleri hızla inmiş, bir koridorda soluk soluğa duruyordu. Sırtını bir duvara yasladı. Soğuk soğuk terliyordu. Az önceki baş dönmesinin normal bir şey sayılamayacağını düşündü ve yanında hissettiği sıcaklıkla beraber gelen, tanıdık ama yabancı ses.

Hep seninleyim, hep...

-Hey sen iyi misin?

Dersteki kızıl saçlı çocuktu.

-Evet bir an başım döndü.

-Gel kantine inelim.Her şey için mükemmel çözüm yemektir. Bu arada ben Ron Weasley. diyerek elini uzattı. Harry gene aynı şeylerin yaşanacağı korkusuyla elini tuttu.

-Harry Potter.

 Bir şey yoktu. Belki de gerçekten yemeğe ihtiyacım var. Gülümseyerek Ron’un yanında ilerlemeye başladı.
« Son Düzenleme: Aralık 22, 2007, 01:49:02 Gönderen: perdita » Logged
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Aralık 24, 2007, 05:20:28 »

birinci bölümün devamıyla başlıyor ve ikinci bölümle devam ediyor aralardaki müzikleri mutlaka dinleyin. ve boool bol yorum atın eğer bol yorum gelirse yeni bölümü hemen yollayacağım Gülümseyen
 ve arkadaşlar kusura bakmayın aceleden herhangi bir biçimlendirme falan yapmadım yani bozukluk varsa üzgünüm.

complicated- avril lavigne bölüm şarkımız


Harry yeni edindiği arkadaşıyla kantine inerken daha demin yaşadıklarının tamamen unutmuştu bile. Kantine indiklerinde seçtikleri yemekleri alarak oturmak için yer aranırken Ron bir gruba yöneldi. Harry’de arkasından ilerlemeyebaşladı. Ron masaya oturarak gruba Harry’i tanıttı.

-Bu Neville, kendisi biyoloji dehamızdır. Ginny kardeşim oluyor maalesef. Kızın gözleri meydan okurcasına abisine dikildi. Ancak Ron aldırmadan devam etti. Bizden bir sınıf küçük, fizik bölümünde. Herm, kahverengi saçlı kız gülümseyerek Ron’un sözünü kesti.

-Biz bugün tanışmıştık aslında.
-O zaman herkesi tanımış sayılırsın. Bugünkü ders ortak olduğu için farklı bölümler bir aradaydı, diyerek Harry’nin sorulmamış sorusunu yanıtladı. Neville ve diğer birkaç kişiyle ortak derslerde görüşebileceğiz ancak. Herm’i tüm derslerde görebilirsin tabi çoğu dersimiz ortak.
-Neden? diye kıza baktı harry. Onun yerine Ginny ve Neville seslerini incelterek cevap verdiler:
-Çünkü Ron ders çalışmayı ve bir şeyler öğrenmeyi seviyorum. Ve aynı anda tüm grup bir kahkaha patlattı.
-Sahi Herm, dedi Ron kızın elinden ders programını kaparak. Bu dönem yemek yemeyi veya uyumayı düşünüyor musun hiç? Hmmmm arkeoloji mi? Ne işin var arkeolojiyle?
-Eşyalarında hafızaları vardır Ron dedi kız vakurla. Ama anlamanı beklemiyorum boşver diyerek geçiştirdi boş bakışlar üzerine.

Harry kıza yeni bir bakış açısıyla bakarken, Neville patlamayı tam zamanında sezinlemiş direk konuyu değiştirmişti bile.

-Eee kızlar, ayrı ev olayı nasıl gidiyor? diye sordu ardından dönerek Harry’e bilgi verdi. Gin ve Herm geçen sene birlikte ayrı eve çıkmaya karar verdiler dedi. Herm’in yüzünden bir hüzün bulutu geçti. Ancak Neville fark etmeden devam ediyordu.

-Ve bugün ilk günleri.

Gin mutlulukla parıldayarak cevapladı.

-Ah, süper. Yalnız bugün Herm’in lanetli günü dedi kıs kıs gülerek. Grubun gülüşmeleri başka bir grubun daha dikkatini onlara çekti. Pansy gözleri ilerde konuştu.

-Hoş çocukmuş.
 Draco;
-Kim diyerek döndü ve anında gözleri kutup soğuklarını taşıyan bir ifadeyle Herm’in yanında oturan Harry’e dikildi. Yavaşça ayağa kalkıp gruba yöneldi.

-Hey diye peşinden koştu Pansy. Biraz hızlı değil misin? Önce ben tanışsaydım bari, diyiverdi. Ancak bu bile Malfoy’u durdurmadı. Masaya ulaştığında küçük grubun üzerindeki etkisi tartışılmaz boyuttaydı. Ron ve Ginny Weasley buz gibi bakışlarla kendisini izlerken. Longbottom sinirinden ayağa fırlayacakmış gibi duruyordu. Granger’ın yüz ifadesi kendisine  hep bakarken olduğu gibi anlaşılmazdı.

Hermione Draco’nun ne amaçla geldiğini anlamaya çalışırken onu izliyordu. Daha önce kimseye yöneltmediği buz gibi bakışlarlarını Harry’e çevirdi.

-Granger, Weasley yeni arkadaşınızı tanıtmayacak mısınız?

Harry yeşil gözlerinde derin bir alaycılıkla Malfoy’a dikti bakışlarını. Eğer bakışların öldürme kudreti olsaydı ikisi de çoktan parçalara ayrılmış olurdu diye düşündü Hermione. Yeni tanışmış hatta tanışmamış insanlar için fazla nefret doluydu bu yüzler. Parkinson da bu uğursuz bakışmayı farketmiş Malfoy’u çekerek kendi masalarına yöneltmişti. Neville saatine bakarak

-Derse geç kalıyorum gitmem gerek, diyerek ayağa kalktı. Hermione ona bakarak
-Bzim de dersimiz var, kalkalım diyerek çıkışa yöneldi.

Ron ve Harry önden sınıfa girmişler, Ginny ve Herm’in konuşmalarını bitirmelerini beklememişlerdi. Kızlar yavaş yavaş yürürlerken yanlarına uzun sarı saçlı, hülyalı mavi gözleri pırıl pırıl parlayan bir kız geldi. Ginny’le selamlaştıktan sonra Herm’e dönerek

-Günlük Malfoy kapışmasını bensiz yaşamışsınız, oluyor mu ama? diyiverdi gülümseyerek
-Orada olmaman şanstı Luna. Kutuplar bile daha sıcaktır inan.
-Malfoy’la Herm dışındaki hangimizin kavgası sıcak oldu ki, dedi Luna lafının esirgemeden.
Herm tam bir şey söyleyecekti ki vazgeçti. Nasılsa faydası olmuyordu. Konuşmaya devam etti.

-Bu seferki soğuk boyutunu aştı biraz. Harry’le birbirlerine bakışları bıçaklar fırlatıyordu sanki.
-Harry?? Soru dolu ifadeyle yüzlerine baktı.
-Yeni geldi, diyerek sınıfta Ron’un yanıda oturan çocuğu işaret etti.
-Hoş çocuk belki çekememiştir okulumuzun prensi. dedi luna yeniden gülümsemeye başlayarak. Herm dönerek Gin ve Lunaya bakarak devam etti.
-Öyle değil, diye mırıldandı düşünceli bir şekilde. Önceden tanışıyorlar eminim. Birbirinden bu kadar nefret eden başka iki insan daha görmemiştim diyerek sınıfına yöneldi. Geride kalan Gin ve Luna da kendi sınıflarına ilerlerken Luna konuşmaya devam etti.

-İyi, sırları severim
-Bayağı bir hareket kazanacak yaşantımız diyerek kehanette bulundu Ginny.

Günün sonunda Harry kendisine yeni bir arkadaş grubu kazanmış kafasındaki soru işaretlerinden bazılarından kurtulmuştu. Tek sorunu vardı. Her zamanki gibi Malfoy! Teyzesi ne halt ettiğini biliyor muydu acaba?

Günün sonunda Hermione lanetlendiği düşüncesini bırakıp zevkle kahvesini yudumlamaya devam etti. Dersler, arkadaşlar her zamanki gibiydi. Bir yılda oluşan bir alışkanlıkla gözleri komidinin üzerinde duran anne babasının fotoğraflarına kaydı. Sizleri hala özlüyorum diye düşündü. Gözlerinden kayan bir damla yaşı eliyle savuşturarak televizyona dikti gözlerini. Yatmadan önce son düşündüğü Malfoy’la Harry’di. Tanışıyorlardı ve aralarında bir şeyler olmuştu.  Bu yıl sahiden hareketli geçecekti.

Günün sonunda Draco eve vardığından kitaplaının hızla antrede bekleyen uşağın ellerine bırakarak doğruca babasının ofisine geçti. Kimse yoktu. İçinden lanetler okuyarak odasına yöneldi. Potter, Allahın cezası Potter’ı burada da bulmuştu. Hem de Granger’ın yanı başında. Babasının sözleri kulağında uykuya daldı:

Sonsuza dek tutulmamış bir söz ve gelecek sefere...

2. BÖLÜM:

SOUNDTRACK: ARE YOU THERE-ANATHEMA

Lucius Malfoy sessiz adımlarla şirkette yol alıyor önünde yollar adeta kendiliğinden açılıyordu. Siyah ahşap oymalı bir kapının önünde bir an druaksadı, derin bir nefes alıp içeriye girmek için kapıyı çaldı. Kapıyı şişman, hafif kelleşmeye başlamış pis bir fareyi andıran bir adam açtı. Lucius’un yüzünde gördüğü bir ifadeden kaçınarak içeriye girdi. Lucius hızla konuşmak için geldiği adamın -Büyük Patron’un- önünde diz çöktü. Gizli kardeşliğin lideri olan bu adamın mavi gözleri öfkeyle kırmızı ışıklar saçarken onun sorulmamış sorusunu yanıtladı büyük Malfoy.

-Vakit geldi Lordum. Birbirlerini yeniden buldular.
-Bu sefer aptallık yapma Lucius. Vazgeçmeleri gerekiyor. Öldürülmeleri değil ve oğluna dikkat et. Bu sefer karışmasın. Bir hata istemiyorum
-Emredersiniz Lordum.

Adam eğilerek odadan çıktı. Yıllar önce bu adam kapısına geldiğinde ona inanılması imkansız bir hikaye anlatmıştı. Ve daha sonra gösterdikleri. Ah işte onlar Lucius’u adamın avucuna yeleştirmişti. Daha sonra yaptıklarıysa bu iki adamın kaderini birbirlerine bağlamıştı. Suratını kesmiş gibi gösteren bir gülümseme belirdi yüzünde. Kader mi? Onca yaşadığımdan sonra ne kuru bir sözcük...

Harry, Ron ve Hermione’de arkadaşlığın gücünü bulmuş ve tüm sırlarını paylaşır duruma gelmişlerdi. Rahat ayrıcalıklı bir arkadaşlıktı onlarınki. Harry düşüncelerine gülümseyip huysuz teyzesine döndü. Ailesinden kalan tek kişiye.
-Petunia Teyze ben ders çalışmaya arkadaşlarıma gidiyorum. Bugün dönmem.

Teyzesi homurdanarak cevap verdi. Zaten doğru düzgün konuşmazdı ki benimle diye düşündü.

-Bunu evet olarak alıyorum, diyerek çıktı.

Hermione ve Ginny evlerinde ilk kez misafir ağırlayacak oldukları için hayli heyecanla bir şeyler hazırlıyorlardı. Her ne kadar gelenler Harry ve Ron olsa da. Ginny kıkırdayarak masaya beyaz güllerden oluşan güzel buketi koydu.

-Malfoy en sevdiğin çiçekleri biliyor, diyor bir yandan da gülmesine devam ediyordu.

Herm aralarında Malfoy’un bu davranışına en çok şoke olan olarak cevap vermedi. Ginny dünden beri –çiçek geldiğinden beri- bunu söylüyordu. Herm’in Malfoy’la olan kavgaları hiçbir zaman Weasleylerinki gibi olmamış hep daha kişisel omuştu. Malfoy çoğu zaman Herm’i sinir etmek için ona asılır sonra bir anda buz gibi tavrına geri dönerdi. Şu son günler hariç. Herm de bir anlam veremeyerek omzunu silkti. Çıkar yakında kokusu diye düşündü. Tam o sırada Harry ve Ron tüm gürültüleriyle eve girdiler. Ron doğruca yemek masasına gitmiş ve bir ıslık patlatarak beğenisini dile getirmişti bile. Harry gülerek elindeki bembeyaz zambakları Herm’e uzattı.

-Beyaz gülleri sevdiğini biliyorum ancak bunlar daha anlamlı.

Hermione gülümseyerek anlamlı çiçeklerini onun için en anlamlı yere, anne babasının fotoğrafının oduğu komidinin üstüne bıraktı. Kafasını kaldırdığında aynadaki görüntüsü dikkatini çekti. Gözleri parlıyor, gülümseyerek ellerinde beyaz zambakları tutuyordu. Bir an gözünün önünde eski bir fotoğraf gibi bir şey canlandı. Bembeyaz zambaklar tutan bir kız, kendisi... Deja vu diye düşünerek arkadaşlarının yanıa gitti.

Yemek boyunca konuşmuş, gülüşmüşler, günü ders çalışma günü olarak belirlemelerine karşın rahatça oturuyorlardı ve şaşırtıcı olarak Herm’in bir itirazı yoktu. Harry’le oldukça güzel bir sohbetin içindeydi. Okuldaki gençlerden farklıydılar sanki. Ron’un dikkatini masadaki güller çekti.

-Herm gene eksik bırakmamışsın masayı derken kaşla gözle çiçekleri işaret etti. Ancak Ginnynin kıkırdama nöbeti içinde söyledikleriyle masanın neşeli havası bozuluverdi.

-Malfoy gönderdi onları.

Daha demin Herm’le gözleri gülerek konuşan genç adam bunları duyunca buz kesti adeta. Buz gibi bakışları anlamsızca Herm’in yüzüne dikildi. Onun bu bakışlarını farkeden Ron hepsinin aklında olan soruyu soruverdi.

-Ondan neden bu kadar nefret ediyorsun?
-Ondan nefret etmiyorum.
-Ediyorsun, diye üsteledi Ron. Neden? Anlatmayacak mısın?

Harry’nin bakışlarının bir an bulanır gibi olduğunu gören Herm sessizce

-Üsteleme Ron, dedi. Onun sesiyle kararını veren Harry anlatmaya başladı.

-Annem ve babam ben bir yaşındayken öldüler ve ben de teyzemlere bırakıldım. Orada uzun ve tahmin edemeyeceğiniz ölçüde kötü yılar geçirdi. 14 yaşındayken annemle babamın gizli serviste çalıştıklarını, Draco’nun babası ve onun patronunun emriyle öldürüldüklerini öğrendim.

Herkes bir an dondu sanki. Harry ortamdaki gerilime aldırmadan sözlerine devam etti.

-Draco’yla aynı okuldaydık tüm o yılarda ve o aynı üstünlük ifadesiyle devam ediyordu. Tüm olanları biliyordu. Benim 10 yıl boyunca bilmediğim her şeyi biliyordu. 14 yaşındayken babamın arkadaşlarından birinin operasyonu ihbar etmesi üzerine öldürüldüğünü öğrendim. O kişinin vaftiz babam olduğunu sandım bir süre ancak onun muhbir olmadığı kanıtlandı ve gizli serviste çalışmaya geri döndü. Bir sonraki yıl çıkan bir çatışmada Lucius tarafından öldürüldü. Bunun ardından bir sonraki hedef bendim ki hala bildiğim kadarıyla benim. Eniştem ve kuzenim geçen sene katledildi. Teyzem şu an benimle hiçbir koşulda benimle konuşmuyor. Her an takip ediliyorum ve ölümüm Draco’nun babası ve patronu tarafından anlamsızca isteniyor. Bu kadar diyiverdi birden .

Salonda kimse konuşmuyordu ancak akıllarından geçen soruyu Ginny dilendiriverdi:

-Peki neden? Yani bu kadar çok cinayet, üstelik hala serbest.
-Bir şey yapamıyorlar. Çünkü gizli bir kardeşlik ve Lucius’un doğru yerlerde tanıdıkları var. Neden soruna gelince sadece bir şey biliyorum .”Son Döngü” beni bunun için öldürmeye çalışıyorlar.
-Son ne? Diye sordu şimdiye kadar hiç konuşmamış olan ron.
-Son döngü. Ama ne olduğunu bilmiyorum. Peki siz neden Malfoydan nefret ediyorsunuz?

İki kardeş bir an bakıştılar.

-Annemle Malfoylar akraba, dedi Ginny hızla kötü haberi bir an önce vermek istercesine ve devam etti. Ancak babamların ailesi onlarca pek kabul edilebilir olmadığından ailecek nefret ederiz birbirimizden. Böyle pek kişisel bir şey değil yeni. Neyse.

Hermionenin gözü Harrynin anlattıklarından beri ailesinin fotoğrafındaydı. Nasıl? Diye düşünüyordu. Herm’in bakışlarını farkeden Ron ve Ginny susmuşlardı. Harry usulca Herm’e sordu.

-Anlatmak ister misin? Aynı acıları yaşamış biri.

-Trafik kazası. Geçen sene küçük baygınlıklar yaşıyordum. Ne olduğu bulunamıyordu. Bir akşam tekrar bayıldığımda paniğe kapılmışlar. Beni hastaneye yetiştirmeye çalışırken karşı taraftan gelen bir arabayla çarpışmışlar. Uyandığımda bu tür yolculuklardan uyandığımdaki gibi hastanedeydim. Ancak annem ve babamı sorduğumda aldığım yanıt sadece öldükleri oldu. Diğer araba hiç yakalanamadı. Beni polisler zorlukla arabadan indirmişler. Şimdiyse elimde kalan onlara ait tek şey fotoğraflar...

Herm gözyaşlarını bastırmaya çalışarak sustu. Gece başladığı gibi bitmemişti ama o gün onların hayatlarında bir şeyleri değiştirdi. O günden sonra ayrılmaz oldular. Her biri diğerinde teselliyi buldu.
Logged
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1225


HPC'deki 1. yılım :P XD


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Aralık 25, 2007, 20:47:22 »

vaaoovvv   süper Alkış yorum geç oldu biraz ama geç olsun güç olmasın değil mi Kahkaha devamını bekliorum..bu arada şarkılar güzel Gülümseyen
Logged
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Aralık 25, 2007, 21:12:41 »

vaaoovvv   süper Alkış yorum geç oldu biraz ama geç olsun güç olmasın değil mi Kahkaha devamını bekliorum..bu arada şarkılar güzel Gülümseyen

teşekkürler yorumun için.
biraz daha yorum alana kadar yeni bölüm koymayı düşünmüyorum aslında. ancak yorumlayan bir kaç arkadaşa bir  fikir almak için özel mesaj atacağım sonraki bölümlerden Gülümseyen
Logged
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1225


HPC'deki 1. yılım :P XD


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : Aralık 25, 2007, 21:25:47 »

vaaoovvv   süper Alkış yorum geç oldu biraz ama geç olsun güç olmasın değil mi Kahkaha devamını bekliorum..bu arada şarkılar güzel Gülümseyen

teşekkürler yorumun için.
biraz daha yorum alana kadar yeni bölüm koymayı düşünmüyorum aslında. ancak yorumlayan bir kaç arkadaşa bir  fikir almak için özel mesaj atacağım sonraki bölümlerden Gülümseyen

Gülümseyen şu anda kaç bölüm hazır ve tüm bölümlern bu şekiklde uzun mu,eğer uzunsa Yehuu
Logged
perdita
Süt
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 75


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : Aralık 25, 2007, 21:28:10 »

beşe kadar  hazır aslında üçüncü ve dört  biraz kısa ancak beşten sonra tekrar yazamayacağım kadar uzuyorlar.
Logged
Raziel Neith
Chuck???
Telve
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 523


rüzGar ^^^^


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : Aralık 26, 2007, 00:41:17 »

Perdita; birincisi kalemin çok sağlam. ikincisi bu hikayede büyücülük falan yok dimi ? (emin olmak için) Göz Kırpan aynı fbı fılmleri gibi olmuş ya Lucius uyusturucu satıcılarının başı falan  Hede Hödö (iğrenç oldu bunun üstünde çalışmalıyım Terleyen 
Hikayede Harry mı Hermıyle bırlıkte olucak acep Ne? sonra bırde bni kalbimden vurdun resmen Perdita Sirius'u öldürmekle  Ağlayan Ah cnım Sirius'um bu kadere mahkum bırakıldı Jkr'nin öldürdüğü yetmedi birde sen vurdun  Ağlayan Severus'u da öldürmessin dimi (ordan kurtaralım bari  Sırıtan ) neyse canım eline sağlık diğer bölümleri de bekleriz efenim  Sarılan  Alkış
Logged

 


  …. - Şu hayatın ölümle beslendiği klişesi yine...
- Diğerleri gibi bir klişe sadece; kendini kanıtlamak için, fırsat kollayan bir klişe.
Sayfa: [1] 2 3 4 5   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: