DİPNOT LÜTFEN OKUYUN!: Arkadaşlar bu bölümde HP kitaplarında duymadığınız büyüler var, dikkatinizi çekmiştir hikayenin içinde de belirtmiştim hatta
Bella bu büyüyü daha önce hiç duymamıştı diye bir yer vardı neyse sadede geliyorum, işte bu büyüleri ben uydurdum ilerde açıklıycam bunun sebebini
iyi okumalar.Yorumlarınız çok önemli benim için biliyorsunuz hele de şu zamanlarda, benzetmeleri iyi bir şekilde kullanmaya çalıştım burda umarım becermişimdir
8. Bölümün Devamı Voldemort’un soluk yüzü her zamankinden daha da solmuştu. Kedimsi çizgi gözleri volkan gibi patlamayı bekliyordu. Başarız ölüm yiyenleri geldiğinden beri susuyordu. Neyi bekliyordu? Narcissa; Lordu’nun ne yapmaya çalıştığını anlayamıyordu? Karanlık Lord’a kimse akıl erdiremezdi ki zaten. Bir zamanlar Bella dışında “ah evet. Bella Karanlık Lord gibi düşünmeyi iyi kıvırıyordu.” Narcissa, Lordu’nun önünde diz çökmüş bunları düşünüyordu. Kafasını kaldırmaya cesaret edemiyordu, aynı şekilde Avery’de.
Voldemort; uzun, renksiz eliyle Narcissa’yı işaret etti, parmaklarıyla “kalk” dedi. Narcissa ayağa kalktı fakat kafası öne eğikti.
_Konuş…Nasıl haberdar oldular?
_Efendim, hiç hesapta yoktu. Severus; Bella’nın cisimlenmesini engelledi ve ve…..
_Hiç hesapta yoktu demek. Hesaplanmamış davetsiz misafirlere biz napıyorduk Narcissa?
Voldemort’un yüzünde alaycı bir gülüş oluştu. Ama bu gülüş her zamanki gibi değildi, bu gülüşte gizli bir ciddiyet saklıydı.
_Öl…. Öldürüyorduk. Narcissa şaşkınlıkla kekeledi. Bunu beklemiyordu, kafasını yavaşça daha da aşağı indirdi. Avery; paçasını kurtarmak için hemen atıldı.
_Efendim affedin. Fark edemedik, bir daha olmayacak lütfen Lordum.
Avery; yalvarıyor ve Lord’unun cüppesinin eteklerini öpüyordu. Ölüm korkusu böyle bir şeydi işte. İnsanın gururunu ayaklar altına alınmasını önemsemezdi bile. Ama Narcissa; Avery gibi değildi. Korkuyordu ama o; gururu düşerse ölenlerdendi. Hiçbir şey onun gururu kadar önemli olmazdı.
Voldemort; uzun, yılana benzer asasına bağırdı.
_CRUCİO!!!
Avery ve Narcissa aynı anda çığlığı bastı. Porselen duvarlarda ses acı bir şekilde yankılandı. Voldemort asasını üzerlerinden çekti, çok az bir süre bekledi ve yeniden bağırdı.
_VAVERHO!
Karanlık bir ışık girdabı Narcissa’yı içine hapsetti. Kadının etrafında kapkara parmaklıklar oluştu ama ilginç olan parmalıkların iç içe ve arada boşluk olmiycak şekilde dizilmiş olmasıydı. Voldemort asasını aşkla fısıldadı ve gürültülü bir siren sesi kafesi doldurdu. Narcissa bunu biliyordu ve her gördüğünde buna mağruz kalmamak için dua ediyordu. Ancak işte buradaydı, en korktuğu yerdeydi. Elleriyle kulaklarını kapattı Narcissa, bastırıyor bastırıyor ama bir fayda etmiyordu. Voldermort; Avery’e döndü yılanımsı asası yine görünürdeydi.
_TOFORKU!!
Avery yerde ayaklarını göğsüne kadar çekmiş kıvranıyoru. Karnı ağrıyor gibi bir görünümü vardı ama ne kadar acı çektiğini Tanrı bilirdi.
Slyterin Malikânesinin ahşap ve ağır kapıları yavaşça açıldı. İçeri gelen; uzun boylu, zayıf, omuzlarına kadar inen uzun sarı saçları ve siyah ölüm yiyen cüppesiyle yerleri sürerek Lordu’nun önünde eğildi.
_Lucius, sende kötü haberler getirmedin umarım.
_Hayır Lord’um benim haberlerimi gayet güzel. Bir dahaki saldırı mekanının zayıflığını buldum ve tarih ayarlandı efendim.
Voldemort’un yüzü keyifle gülüyordu. Yüzündeki intikam odadaki porselen duvarlara yansıyordu. Bu görkemli eve, bu kötülük boynuna takılmış kara inci gibi duruyordu. Tüm şehvetiyle karanlığı gururla taşıyordu.
_Aferin Lucius. Başarın ödüllendirilecek.
Lucius kafasını yukarıda asılı olan karısına doğrulttu. Kadın iki büklüm olmuş, haykırıyordu. Gözlerinden acı yaşlar akıyordu. Bu Narcissa’da bir daha asla görülmeyecek bir tabloydu.
_Efendim sizden karımı bağışlamanızı istiyorum. Bu planladığımız saldırıda o da görevli olur, bu sefer başarısızlık yok Lordum.
_Hıımmm…. Peki. Voldemort asasına; Narcissa’yı serbest bırakıcak büyüyü fısıldadı. Narcissa hızla aşağı düşüyordu, Lucius kafasını kaldırmadan asasını çıkardı ve Narcissa’nın kendisine doğru gelmesini sağladı.
Narcissa, yere ayak bastığında derin bir nefes aldı. Lordunun önüne yeniden diz çöktü.
_Teşekkür ederim Lordum. İzninizle. Dedi çift ve az önce Lucius’un içeri girdiği kapının aksi yönündeki çıkışa yöneldiler. Avery‘i Lord’larıyla baş başa bıraktılar.
Kapının önüne çıktıklarında; Narcissa kocasının dudaklarına aşkla bir öpücük kondurdu.
_Ah seni seviyorum. Zamanlaman harika. diyerek yüzünde bir gülüş oluştu. Aynı şey Lucius’a da oldu.
_Senin için hayatım.