meraba arkadaşlar bu bölümü yayınlamadan önce ufak bir açıklama yapmak istiyorum
... bildiğiniz gibi Lorrie'nin bana çok yardımcı olduğunu ve bu hikayenn 2. yazarı olduğunu söylemiştim... işte bu bölümü hikayemizin 2. yazarı Lorrie sizler için yazdı...
karşınızda KAYBETMENİN GETİRDİĞİ CESARET...
ii okumalar... umarız beğenirsiniz...
KAYBETMENİN GETİRDİĞİ CESARET
1.KISIM
Dışarıda çok garip bir hava vardı. Hareketli geçecek bir günün habercisi gibiydi hava.. Soğuk esen rüzgârlara rağmen güneşliydi. Ama bu Hermione için yeterli değildi. Hayat insanı o kadar zorluyor ve öylesine itiyordu ki… İnsan hayatta yapacağı seçimlerin hiçbirinden emin olamıyordu.
Büyük kahvaltı sofrasında (içinde ev halkının herkesin ama sahiden herkesin bulunduğu) Hermione bunları düşünerek yulaf dolu tabağına bakıyordu. Derin bir iç çekti. Tekrar kaşığıyla oynamaya başladı.
Az sonra Helen Hermione ye güçlü bir dirsek attı. Hermione acıyla inleyerek dönüp ona baktığında başıyla Bayan Weasley’i gösterdi. Bayan Weasley kuşkulu gözlerle Hermione’yi süzüyordu. Hermione hemen kaşığını yulafa daldırıp ağzını doldurdu. Ardından Bayan Weasley’e gülümsedi. Ron, Harry e dönerek;
_ Neyin var? Bitkin görünüyorsun, dedi. Harry gerçektende hiç uyumamışa benziyordu:
_ Yok, bir şeyim. Daha sonra konuşalım. Catty üçüncü kez şekere uzanırken Akon;
_ Eğer tabağına biraz daha şeker koyarsan önündeki boşlukta kocaman bir göbek olacak, dedi. Catty sinirden kıpkırmızı olmuş yüzünü Akon’a çevirdi ve adeta gürledi:
_ Sen de tek kelime daha edersen kafanın olması gereken yerde kocaman bir boşluk olacak. Konuşanlar hariç, diğerleride yemekleri yemekle meşguldüler. Bir ara masada bir sessizlik oluştu. Ron birden bu sessizliği bozdu:
_ Yok! Lorrie yok. Bakın yokluğunu fark ettim. Gelince söyleyin olur mu? Jinex;
_ Tamam, ama ona bunu söyleyecek kişi ben değilim. O çok… Garip! Dedi. Catty gizli bir sır verirmişçesine konuştu:
_ Bana mı söylüyorsun? Ben onunla konuşurken hep aynı şeyleri düşünmeye çalışıyorum. Ekmek, portakal ve reçel… İçimden defalarca tekrar ediyorum. Çoğunlukla işe yaramıyor ama bazen başka şey düşünemez hale geliyorum ve… Şey, acıkıyorum! Demesiyle Akon hayretler içinde kalmışçasına mırıldandı:
_ Sen gerçekten çıldırmışsın!
***
Aynı sabah saatlerinde Hogwast koridorlarında kendi kendine söylenerek yürüyen Lorrie; en uzun merdivenin olduğu bölüme gelince:
_ İyi ki bir cadı değilim. Cadı okullarından iğreniyorum, diye mırıldandı.
Hogwarst ta okumadığı için tanrıya şükrederek merdivenleri çıkmaya başladı. Tam Hogwast ın kurucularını lanetlemeye çalışacaktı ki merdivenlerin sonuna geldi. O sıradaki arkadaki iki merdiven yer değiştirdi. ‘ Neden insan akrabalarını seçemiyor’ dedi kızgınlıkla. Karşısındaki hareketli tabloya dikkatlice baktı.
_ Sanırım burada bir şey yapmalıydım dedi. Hımmm… Elini çenesine koyarak bir süre daha düşündü. Tablodaki şişman bayan;
_ Sende kimsin böyle? Diye sordu. Lorrie;
_ Sen kapıyı açınca içeriye girecek kişiyim. Sen kimsin?
_ Sana kapıyı açmayacak kişiyim. Lorrie boşa çabaladığını fark etti. Biraz daha açıklayıcı olması gerektiğini düşündü;
_ Bak tatlım! Sabahın altısından beri yürüyorum. Tesadüf eseri Cuma gününe denk geldiğim için on iki defa merdiven değiştirdim. Üç defa aynı yere denk geldim ki o noktaya varabilmek için üç farklı yönden merdiven çıkmıştım. Hani küçükken bir oyun oynarız. Çıktığımız basamakları sayarız. Evet! Sekiz yüzden sonra saymayı bıraktım. Karnım aç. Şatodaki sihir yüzünden elektronik saatim bozuldu. Panik atak krizlerimden birini her an geçirebilirim. VE! Ve hepsinden de beteri o kadar yürüdüm ki; Kilo kaybediyorum! Eğer Meksika’dan aldığım o puantiyeli elbise bana olmazsa bu okulu yakacağım, dedi.

Ardından sesini daha da incelterek nazikleşti: Şimdi bana şu kapıyı açar mısın?
_ Hayır, dedi şişman bayan sesinin tonunu bile değiştirmeden. Lorrie daha nazik olmalıyım diye düşündü. Ardından.
_ AÇ ARTIK BANA ŞU KAHROLASI KAPIYI. Keçeli bir kalemim var ve kullanmaktan çekinmem. İnan bana yüzünde bir bıyık istemezsin, diye bağırdı.
Yüzünde korkunç bir ifade beliren şişman bayan;
_ İmdat! Yardım edin! Diye haykırdı. Lorrie;
_ Ben önceden uyarmıştım! Diye homurdandı. Tam keçeli kalemiyle tabloya yaklaşırken birden bire güçlü bir el arkasından yakaladı;
_ Yakaladım seni dedi çatlak bir ses. Lorrie korkuyla arkasını döndüğünde belki de ömründe görüp görebileceği en çirkin suratla karşılaştı.
Neredeyse fısıltı gibi bir sesle;
_ Merhaba Bay Filch dedi.

***
_ Söyle bakalım dedi Ron Harry e. Neden bu kadar bitkinsin? Harry;
_ Dün gece bir karar verdim dedi. Sıkılıyorum artık. Burada elim kolum bağlı oturmaktan sıkıldım. Hermione olduğu yerde yere çöktü;
_ Ben de sıkılıyorum. Ama hepimizin sorumlulukları var. Bazen bu sorumluluklardan vazgeçmek istiyoruz ancak fark ediyoruz ki, onları çok uzun süre ertelemişiz. Ve artık onlardan kaçamıyoruz. Sanırım kesin bir so… Ron gözlerini Hermione ye dikip:
_ Tanrı aşkına Hermi! Sen neden söz ediyorsun? Hermione kafasını ellerinin arasına alarak ofladı. Ron:
_ Tamam dedi Harry e dönerek. Şimdi gerçek sorunlardan bahsedebiliriz. Harry, gerçekte ne istediğini biliyor musun? Ne istiyorsun?
_ Ne istediğimi gayet iyi biliyorum Ron. Ben Woldemort la savaşmak istiyorum.
_ Ama beklememiz gerekiyor, hazır değiliz.
_ Sen beni anlayabilirsin sanıyordum. Savaşmak artık benim için bir ihtiyaç.
Hermione;
_ her şeyin bir yeri ve zamanı olduğunu sen de gayet iyi biliyorsun. Harry;
_ Sen de Voldemort un dışarıda olduğunu, bana ve çevremdekilere zarar vermek için elinden gelen her şeyi yapacağını biliyorsun. Ben artık arkadaşlarıma, sevdiklerime zarar verip vermeyeceğini düşünerek yaşamak istemiyorum. Ron bir süre düşündü:
_ Harry, belki de haklısın...
_ Kendimce haklı olduğumu biliyorum. Bunu tek başıma da yapabilirim. Pekiyi siz? Siz benimle misiniz? Ron ve Hermione bir süre birbirlerine baktılar. Ron;
_ Ben seninleyim dedi kararlı bir şekilde, Hermione onlara kuşkuyla bakarken. Ron;
_ Sen Hermione? Sen bizimle misin? Hermione derin bir nefes aldı. Önüne baktı:
_ Hayır dedi kafasını kaldırarak. Ben gelemem. Harry şaşkınlıkla:
_ Ama neden? Diye sordu. Hermione:
_ Nedenini sormayın ama gelemem dedi. Ron;
_ Bu da ne demek? Korkuyor musun yoksa?
_ Hayır dedi Hermione. Adından ben sadece bu kadarını söyleyebilirim dedi. Ron ona doğru bir adım attı. Ancak Hermione konuşmasına fırsat vermeden uzaklaştı.
***
Dumbledore'un kapısı iki kez çalındı.

_ Girin dedi ciddi bir sesle. Bay Flinch, Lorrie yi tutarak;
_ Bakın Bay Dumbledore bir suçlu yakaladım. Lorrie el sallayarak;
_ Merhaba dayı! Dumbledore;
_ Bir suçlu mu diye baktı şaşırarak.
_ Evet dedi Bay Filch. İşte bu da suç aleti, eliyle keçeli kalemi göstererek…
Dumbledore masasına oturdu. Arkasına yaslanıp bir süre Lorrie yi süzdü;
_ Teşekkür ederim Filch gidebilirsin.
_ Önemli değil efendim dedi Filch ve pis pis sırıtarak çıktı. Lorrie masanın önündeki koltuklardan birine oturup bacak bacak üstüne attı;
_ Evet sevgili dayıcığım. Sor bakalım öğrenmek istediklerini. Dumbledore;
_ Öncelikle… Lorrie sözünü keserek lafa daldı;
_ Ya da dur. Sen sormadan ben söyleyeyim. Evet! Çok iyi akıl etmişsin.. Savaşçılar harika iş çıkarıyorlar. Onları Harry i korumaya göndermek müthiş bir fikirdi. Bu anlamda o muhteşem zekânı takdir edeceğim. Dumbledore;
_ Pekiyi Helen, o nasıl? Lorrie;
_ Yanlarına gitmeden önce bana Helen in güçlü olduğunu ve dikkat etmem gerektiğini söylemiştin. Evet! Çok güçlü. Aynı zamanda zeki. Cesareti de var. Ancak aptal. Dumbledore;
_ Aptal mı? Aptaldan kastın nedir? Lorrie;
_ Cesaretini yanlış şeylerde kullanıyor demek. Örneğin savaşırken çok cesur. Ama iş aile, arkadaşlık ve aşka geldiğinde ürkek. Ona yardım etmekte zorlanıyorum. Dumbledore;
_ Ona yardım etmek zorunda değilsin biliyorsun!
_ Biliyorum ama istiyorum. Bu arada şu şişman bayan tablosuna bir daha benimle uğraşmamasını söylersen iyi olur. Şimdi bir bıyıkla yetindim. Ama bir dahaki sefere kafasından daha büyük bir burnu olabilir. Çok çirkin, aynı zamanda ukala. Giydiği kıyafetlerinde modası çok geçmiş. Dumbledore bir kahkaha attı;
_ Tamam Lorrie ama bana merak ettiklerimi söylemedin. Lorrie;
_ Şu aptal anlaşmayı neden yaptık anlamıyorum
_ Düşüncelerimi okumayı sen istemiyor muydun?
_ Evet! İstiyordum. Ama sadece Harry e yardım et demiştin. Meksika’daki büyücülerden söz etmemiştin. Ne kadar zorlandım biliyor musun? Dumbledore;
_ Wilson iyi bir çocuktu. Ancak ne yazık ki sana ilgi göstermemesi gerektiğini bilmiyordu.
_ Puantiyeli elbisem yüzünden. Ve o şapka. Kabul et beni çok çekici göstermişti.
_ Her neyse, Wilson un sana ilgi göstereceğini tahmin etmemiştim.
_ Bende etmemiştim. Üstelik o benim için daha bir çocuk. Her neyse anlaşmamız devam ettiğine ve Harry e yardım etmem bittikten sonra düşüncelerini okumama izin vereceğine göre söyle bakalım; Neymiş merak ettiğin?
_ Sensin…
_ Anlayamadım her halde… Açıklar mısın?
_ Bu kadar koşuşturmanın ve savaşın içinde kendini nasıl hissettiğini merak ediyorum. Sen hep mugglle’ların arasındaydın. Ve acı çektin. Şimdi büyücü ve savaşçıların arasında nasıl hissediyorsun. Mutlu musun? Kendini oraya ait hissediyor musun?
_ Şey! Sanırım mutluyum… Yani Helen’le uğraşıyorum. Onunla ilgili yapabileceklerim çok az kaldı. Tabii önümde daha çok yol var. Şimdi Hermione’ye yardım edeceğim. Ardından Acon ve Catty e hatta bunlar çabuk biterse Jinex e. Ve sanırım benden tiksinmelerine rağmen beni benimsediler. Yani biliyorsun. Beni sevmelerini hiç istemedim tabi kabullenmeleri benim için çok önemli. Teşekkür ederim. Ve ben acıktım! Ama idare ederim.
_ Çocukken en çok çikolatayı severdin değil mi? Biraz yemek ister misin? Dedi kurbağa çikolatalarından uzatarak. Lorrie sevinçle çikolatayı kaptı;
_ Teşekkür ederim Dumby!
_ Ah yine mi Dumby? Hiç bıkmayacak mısın?
_ Evet madem çocukluğa döndük. Artık Dumby diyebilirim. Hem ben çocukken sana böyle diyince çok gülerdin.
_ Evet gülerdim Lorrie ama çocukken.
***
Harry, başı neredeyse yerde odadan çıktı. Ron da Hermione nin gidişiyle hışımla odadan kaybolmuştu
Harry olanlara anlam verememekle birlikte kendinide biraz kırılmış, gücenmiş hissetmişti. Hermione nin gelmiyorum demesi ihanet gibiydi. Yıllarca her türlü çocukça isteklerine kızan,’ Ama bu kurallara aykırı’ diyen Hermione iş savaşmaya geldiğinde hep yanlarında olurdu. Bugün bir istisna yaşanıyordu. Harry salondaki koltuğa çöktü. İçeriye Helen ve Jinex geldi.
_ Savunmamız gayet iyi. Asıl çalışmamız gereken Akon’un ruh dünyası. Son zamanlarda onda bir şey var. Hep Catty’e bulaşıyor. Onun derdini Catty bile anlamış değil. Nesi var anlayamıyorum. Helen;
_ Onun bir derdi yok o sadece Catty’e…
Lafını tamamlamadan koltukta oturan Harry i gördü. Üzgün olduğu anlaşılıyordu. Biraz daha yüksek sesle;
_ Biri daha fena halde üzgün herhalde. Harry:
_ Ben mi? Hayır. Bence Hermione ile konuşsan daha iyi olacak. Çünkü son zamanlarda o da bir garip davranıyor. Helen;
_ Onun garip davranması normal çünkü O sadece Ron a… Helen cümlesini tamamlayamadan Lorrie koşturarak içeri daldı;
_ Sakın! Diye bağırdı Helen e. Biri bunu bütün eve yayacaksa o kişi ben olmalıyım.
Helen bıkmışçasına;
_ İyi ama bunda bir şey yok ki. Hem sen neden… Yine cümlesini tamamlayamadan, Yüzünün şekli tamamen değişen Lorrie;
_ Harry! Gelmeyeceğim dedi ha! Ama bu resmen ihanet! Bence Onunla… Lorrie konuşmaya devam ederken Jinex elini anlına götürerek homurdandı;
_ Bunu yaptığıma inanamıyorum. Ardından emin bir sesle ekledi, Lorrie! Biraz yürümek ister misin? Benimle ve bu odanın dışında? Lorrie dönüp Jinex e baktı;
_ Tamam, ama Hermione nin odasının önünden geçelim.
Jinex Lorrie yi neredeyse elbisesinin yakasından tutarak sert bir şekilde çekti. Helen de Harry nin yanına oturdu;
_ Söyleyin bakalım bay Potter. Ne oldu? Derdiniz nedir? Harry:
_ Aslında bir değil iki derdim var. Birincisi kendimi hazır hissetmeme ve artık çaresizliğe dayanamama rağmen savaşmaya gidemiyorum ikincisi ise en iyi arkadaşlarımdan biri çıldırmış gibi davranıyor. Helen;
_ İstersen senin için Hermione’yle konuşabilirim.
_ Bunu yapar mısın?
_ Tabii, ben yapmazsam Lorrie yapacak zaten.
_ O zaman onunla akşam değil hemen şimdi konuşsan iyi olur.
Aynı anda güldüler. Helen ayağa kalktı. Harry;
_ Helen! Dedi.
_ Efendim?
_ İlk geldiğin zaman ilgin, zeki ve korkutucu olduğunu düşünmüştüm. Sonra aslında yalnız olduğunu fark ettim. Şimdi ise aynı zamanda iyi biri olduğunu da görüyorum. Aynı zamanda fedakâr. Böyle bir insan asla kötü olamaz. Helen gülümseyerek;
_ Ben de seni ilk gördüğüm zaman sıradan sanmıştım. Gerçekten sıradan… Ama şimdi beklide dünyadaki en farklı insan olduğunu görüyorum.
_ Senden bile farklı bir insan mı?
_ Lorrie den bile farklı bir insan. Ve senin gibi farklılığa sahip olan insanlar kötü olamazlar.
Harry memnuniyetle arkasına yaslanırken Helen kafası karışık ama kalbi heyecanlı bir şekilde odadan çıktı. O akşam havanın daha da karışacağını ve bir dönüm noktasına gelineceğini ikisi de bilmiyordu.
***
NOT: Yazılış ve konularda kopukluk ve farklılık olabilir. Sweet18’ e duyrulur. Bu yazı tamamıyla Lorrie’ye aittir. Eleştirilerin bana gelmesini saygıyla arz ederim.
LORRİE_ELENİA_ 'dan = sprsin cnm cok sevdim

..... tebrikler btnm

... eline saygılarımı sun cnm

..