Ana Sayfa
Yardım
Takvim
Üyeler
Giriş Yap
Kayıt
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ekim 16, 2008, 02:38:36
Duyurular
:
Harry Potter Cafe ve
Facebook
birleşirse ne olur?
Harry Potter Cafe | Forum
/
Diğer Konular
/
Not Defteri
/
Harry Potter Hikayeleri
(Moderatör:
Marissa
) / Konu:
Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın
Sayfa:
1
...
38
39
40
[
41
]
42
43
44
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın (Okunma Sayısı 17487 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
HoLySouLs
Süt
Offline
Mesaj Sayısı: 30
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #600 :
Mayıs 17, 2008, 11:27:27 »
36 bölümü bi kerede okumak nedir bilir misiniz?
Bilmiyorsanız ben anlatayım; Okuması şahane ama sonrasında gelen baş ağrısı pek güzel değil
Neyse Ben yorum yapayım, önce beğendiğim olsun..
Hikayen çok fazla duygu ağırlıklı ve bunu gerçekten güzel yansıtıyorsun. Aşk, nefret, tutku... Ama o kadar bunlara kaptırmışsın ki Harry Potter Fanfic'i okuduğumdan şüphe duydum! Yani bu ustalığın farklı birşey okuyormuş gibi hissettirdi..
Şimdi ise üzgünüm ki beğenmediğim yönü..
Yukarıda dediğim gibi duygulara kaptırmış gitmişsin. Bununla da hikayeyi unutturmuşsun. Bir ara toparlanır gibi yapmışsın, Draco ile kavgadır, Bellatrix'le kapışmadır..
Fakat Şöyle birşey var düello, savaş vb. konusunda pek iyi olduğunu söyleyemiyeceğim. Duyguları yansıtırken ki başarını yakalayamamışsın, sana önerim biraz aksiyonlu ficlere göz atmandır..
Neyse bölüm bölüm yorum yaptığımda daha uzun olur yorumlarım, şimdilik idare et =)
SaygıLarımLa HoLySouLs
Logged
Harry Potter Dünyasında Yeni Bir Soluk Hp Mania Hizmetinize Açılmıştır...
Sponsor Bağlantılar
Reklam
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Re: Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın
«
Eklendi:
Ekim 16, 2008, 02:38:36 »
Logged
Camellia
Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3617
EdweLLa
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #601 :
Mayıs 17, 2008, 19:18:51 »
Alıntı sahibi: HoLySouLs üzerinde Mayıs 17, 2008, 11:27:27
36 bölümü bi kerede okumak nedir bilir misiniz?
Bilmiyorsanız ben anlatayım; Okuması şahane ama sonrasında gelen baş ağrısı pek güzel değil
Neyse Ben yorum yapayım, önce beğendiğim olsun..
Hikayen çok fazla duygu ağırlıklı ve bunu gerçekten güzel yansıtıyorsun. Aşk, nefret, tutku... Ama o kadar bunlara kaptırmışsın ki Harry Potter Fanfic'i okuduğumdan şüphe duydum! Yani bu ustalığın farklı birşey okuyormuş gibi hissettirdi..
Şimdi ise üzgünüm ki beğenmediğim yönü..
Yukarıda dediğim gibi duygulara kaptırmış gitmişsin. Bununla da hikayeyi unutturmuşsun. Bir ara toparlanır gibi yapmışsın, Draco ile kavgadır, Bellatrix'le kapışmadır..
Fakat Şöyle birşey var düello, savaş vb. konusunda pek iyi olduğunu söyleyemiyeceğim. Duyguları yansıtırken ki başarını yakalayamamışsın, sana önerim biraz aksiyonlu ficlere göz atmandır..
Neyse bölüm bölüm yorum yaptığımda daha uzun olur yorumlarım, şimdilik idare et =)
SaygıLarımLa HoLySouLs
höh mektup yazmışsın ama son kısımlara biraz katılıyorum va yeni bölüm için hala direnmekteyim
ee merveciğim yeni bölüm ne zamn diecem cevap vermiyecen çünkü mevcut değilsin yaws özlettin kendini
Logged
But I loved her first and I held her first
And a place in my heart will always be hers
From the first breath she breathed
When she first smiled at me
I knew the love of a father runs deep
And I prayed that she'd find you someday
But its still hard to give her away
taliaejo
Süt
Offline
Mesaj Sayısı: 41
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #602 :
Mayıs 23, 2008, 18:33:54 »
ya artk nie yazmıosn yaa yormdan baska bşi kalmadı sayfalarda yani baska ne istiosn ki
Logged
Arminas
seviyorum sormadan..!
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2071
Çoğunluğun İyilği İçin
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #603 :
Mayıs 28, 2008, 21:54:46 »
Alıntı
ee merveciğim yeni bölüm ne zamn diecem cevap vermiyecen çünkü mevcut değilsin yaws özlettin kendini
cidden yaa nooldu öldümü kaldımı haber alan varmı yada buraya dönemio heralde..
Logged
Rowling'in son savaş esnasında değinmediği bütün noktalar! Ayrıntılar için tıklayın!
Green Night
...Not Okay...
Demleme Çay
Offline
Mesaj Sayısı: 919
...Frank & Gerard....
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #604 :
Mayıs 29, 2008, 13:31:49 »
Merve bir süre devre dışı. Yarısını yazdırdım kendisine. Biraz sabredin. Devam edecek.
Logged
xx
xx
ron!_hermione!
gossip girl!! XD
Telve
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 578
murphy kanunları!!!
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #605 :
Mayıs 29, 2008, 13:37:42 »
aha harika yele şüküüür yaaa hele şüküür!! başımıza taaş yağcaaak!! mervee hikayenin devamını getiriyoo!!
Logged
AAh tanrım!! bi insan bu kardar şekeer olur mu?!! Bnm küçük SAM'im bircik Wincheste'ım vede gerçek adıyla jared padaleck'imm
Arminas
seviyorum sormadan..!
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2071
Çoğunluğun İyilği İçin
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #606 :
Mayıs 29, 2008, 14:57:46 »
iyi bari yaa meraktanda çatlamıştık...
teşekkürlerimizi iletebilecek bi arkadaş varsa lütfen yani...
Logged
Rowling'in son savaş esnasında değinmediği bütün noktalar! Ayrıntılar için tıklayın!
taliaejo
Süt
Offline
Mesaj Sayısı: 41
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #607 :
Mayıs 29, 2008, 16:58:16 »
hakkaten yani yaa çok teşeşkkür ederizzz
Logged
demendor
Süt
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 55
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #608 :
Haziran 08, 2008, 13:17:34 »
ben daha yeni bitirdim ama süper bbir hikaye devamı içinde sabırsızlanıyorum
Logged
sailormoon
Şeker
Offline
Mesaj Sayısı: 151
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #609 :
Haziran 29, 2008, 20:33:36 »
ya kaç ay oldu yeni bölüm hala yok bi bilgisi olan varmı yada final olduda haberimizmi yok lütfen bilgi verirmisiniz
Logged
Muziplik Tamamlandı
snape
~Sensiz Hogwarts Olmaz~
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2460
Daima Severus...
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #610 :
Temmuz 08, 2008, 20:03:21 »
sevindirici haber için teşekkür
Kendisini baya merak ettik umarım tez gelir
Logged
Lily&Severus
(Snape Ailesi)/7.Kitap (2. Sezon) Bölüm 3: VEDA / I.Kısım /
Nélindë Urithrawiel
~Lostie and a Waterbender :P :)
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 816
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #611 :
Temmuz 10, 2008, 03:28:12 »
Üstünden uzun zaman geçtiyse de Weesel ve Green Night'a bildirdikleri için teşekkürler
Final olacak bile olsa 40. bölüm yayınlanır umarım..
(dipnot: bu arada final mi değil mi final ne zaman vs. bilgi yok. yukarda öyle diyince '40. bölüm kesin final mi?' demesin kimse diye alta not düşeyim dedim..
)
Logged
Water..
Earth..
Fire..
Air..
♥
Avatar: The Last Airbender
♥
~
"She lied to you! She was protecting
the last Waterbender." [~Katara]
"But for me, it takes all the mistakes
I've made in my life, and shoves
them back in my face." [~Zuko]
~~
Weesel
Pink Floyd
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1092
Childhoods End. So this song will end.
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #612 :
Temmuz 10, 2008, 20:57:46 »
Arkadaşlar hepinizin yorumlarını tek tek okudum uzun uzun cevaplamak isterdim ama bir sayfa tutabilir bu durum.
Öncelikle afedersiniz Heri'nin ilham perileriyle küçük sorunlarım vardı, yazmaya yeniden başlayacağım. Final ne zaman olur bilmiyorum ama zönk diye olmayacak merak etmeyin.
Sonsuz sabrınız ve sadakatiniz için teşekkür ediyorum hepinize.
Logged
“Yanılmamışsın, Albus.” kısa bir gülümsemeyi andıran ses “Lauren’ın ateşi, onun kararlılığı, zekası, cesareti... Ah, zihni keşfedilmeye kapalı bir kutu gibi, ulaşılamayacak bir deniz... Dipsiz ve boşluksuz. Büyüyeceksin, çocuğum. Çok büyüyeceksin. Sen bir Gryffindor’sun.”
Yeni Bir Yaşam | Geçmiş'in Gizleri
Camellia
Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3617
EdweLLa
Ynt: Harry Potter / 39. Bölüm : Beklenen Adam
«
Yanıtla #613 :
Temmuz 10, 2008, 21:11:51 »
Alıntı sahibi: Weesel üzerinde Temmuz 10, 2008, 20:57:46
Arkadaşlar hepinizin yorumlarını tek tek okudum uzun uzun cevaplamak isterdim ama bir sayfa tutabilir bu durum.
Öncelikle afedersiniz Heri'nin ilham perileriyle küçük sorunlarım vardı, yazmaya yeniden başlayacağım. Final ne zaman olur bilmiyorum ama zönk diye olmayacak merak etmeyin.
Sonsuz sabrınız ve sadakatiniz için teşekkür ediyorum hepinize.
oleeyy
özlemiştik bölümlerini
Logged
But I loved her first and I held her first
And a place in my heart will always be hers
From the first breath she breathed
When she first smiled at me
I knew the love of a father runs deep
And I prayed that she'd find you someday
But its still hard to give her away
Weesel
Pink Floyd
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1092
Childhoods End. So this song will end.
Ynt: Harry Potter / 40. Bölüm : Tehlike
«
Yanıtla #614 :
Temmuz 10, 2008, 22:23:08 »
40. Bölüm : Tehlike
“Hermione, Hermione! Uyan, hadi kalk!”
Ron’un sesi çadırda yankılanmaktaydı. Bu mini daire, üç sene önceki gibiydi aynen. Hiç değişmemişti.
“Ne? Ne var?”
Hermione’nin yataktan zıplamasıyla Ron’un üzerine devrilmesi bir olmuştu.
“Ah, Hermione-kalk üstümden-göğsüme basıyorusun!” diye feryat etti Ron ve kızı kibarca üzerinden çekti “Sesler duyduk, Harry dışarı çıktı bakmak için.”
“Dışarı mı çıktı? Of-tehlikeli olabilir.”
“Ne tehlikesi... Mugglelar onu araba kornalarıyla mı öldürürler yani?”
“Kes şunu Ronald. Madem tehlikenin olmadığına bu kadar eminsin, ne demeye böyle kaldırdın beni?”
“Sadece sesler değil aslında, şarkı gibi birşeydi. İngilizce gibi değildi. O eski dil zamazingolarına benziyordu.”
“Nasıl yani? Emin misin? Muggle kasaba sınırındayız, kim eski dilde şarkı söylüyor olabilir ki?”
“Nereden bilebilirim?”
Çadırdan çıktıklarında, Harry’yi ileride, büyük kütüğün yanında gördüler. Eliyle kütüğü yokluyordu.
“Hey!” diye seslendi onun bu haline şaşıran Ron “Değmeyecek bir şeymişse kahvaltımı böldüğün için sana bir ara teşekkür etmem gerektiğini hatırlat bana...”
“Neler oluyor, Harry?” dedi Hermione onun yanında yürürken.
Harry kafası karışmış bir biçimde ikisine bakıyordu. Duyduğu o tuhaf şarkının anlamını bile bilmiyordu. Hermione’yi belki o anda uyandırsaydı ne anlama geldiğini çözebilirdi ama yapmamıştı işte. İçgüdüsel bir biçimde dışarı fırlamıştı. Burasının Buddilla Gölü yakınları olduğunu biliyordu, dün gece her şey bittikten sonra aklına gelmişti bu.
“Eh, Ron’un bildiğinden daha fazlasını bilmiyorum ne yazık ki...” dedi Harry, Hermione’nin boncuk gibi açılmış gözlerine bakarak.
“Size antik diller ve eski yazıtlar konusunda ders almanızı kaç kere söylemiştim...” diye söylendi Hermione “Ama beni ne diye dinleyesiniz ki!”
“Yapma, Mione... Şuan azarın hiç sırası değil.” dedi Ron oflayarak.
“Ne anlama geliyordu acaba? Bu arada farkındaysanız Buddilla Gölü sadece bir mil uzakta...” dedi Hermione gözlerini ağaçların arasına dalgın bir biçimde dikerek.
“Doğru, hiç aklıma gelmemişti...” diye mırıldandı Ron başını hafifçe kaşıyarak “Aslında o hengamede tamamen aklımdan çıkmıştı. Eh, o zaman aramaya başlayalım. Bir mili ne kadar zamanda gidebiliriz ki?”
“Ne yani, hemen mi?” dedi Hermione şaşkınca.
“Evet, Lupin’i duydun hem, burada kalmayacağımızı falan ima edip durdu. Dumbledore da öyle. Bence çadırı da alıp koruma büyülerini yaparsak göle ulaşırız.” diye kestirip attı Ron.
“Oraya hiç durmadan yürüsek bile yarından önce ulaşamayız, bu bir orman ve yol bulmak gerçekten güç.” dedi Hermione.
“Gitmek zorundayız hayatım... Öf... Sen de birşey söylesene, Harry.” dedi Ron kıvranırmışcasına.
Harry onların tartışmasını uzaktan dinliyordu. Lilith’i bulsa ne diyebilirdi ki? Kendisini nasıl feda etmesini isteyebilirdi? Feda etmesi demek ölmesi demek miydi? Midesine koca bir taş oturmuştu sanki... Mahvolan yalnızca kendi hayatı değildi... Yanında en değerli iki dostunu, onların ailelerini, kendisine umut bağlamış Yoldaşlık’ı ve hiç tanımadığı bir kadını da sürüklüyordu...
“-peki ya Mugglelar’a ne diyeceksin?” diye çıkışıyordu Ron “Bütün gece köylerinde bir haltlar karıştırdılar. Uyuyamadım bile!”
Harry tartışmanın bir bölümü kaçırdığına emindi. Hermione’nin süngüsü düşmüş gibiydi, sıkınıtyla yüzünü ekşitti.
“Daha önce bir Muggle düğünü görmediğin açık, Ron... Ya da İrlanda mı demeliyim?”
“Ne İrlanda’sı?”
“Aynı müziği ben de duydum, yalnızca senin kulakların yok. İrlanda folk müziğiydi işte... Uff... Şuan ne demeye bunu tartışıyoruz ki zaten! Peki, madem bu kadar hevesliyiz yola çıkalım o zaman...”
“Gidiyor muyuz?” dedi Harry birden konuşmalara dahil olma çabasına girermiş gibi.
Şuana kadar karışmamıştı ama bu noktadan sonra bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu. Lilith’i bulduklarında ondan kendisi için ölmesini falan isteyecek değildi, aslında o kişinin Lilith olup olmadığını bile bilmiyordu! Bu bilinmezlik onu deli etmekteydi. Tek isteği Voldemort’u yok edebilmekti, sonsuza dek...
“Evet, Ron’la ikiniz çadırı toplayabilirsiniz mesela.” diye kestirip attı Hermione ve ardından hışımla ilerideki koruluğa daldı.
“Nesi var bunun?” dedi Harry başını kaşıyarak.
“İkna olmaktan nefret ediyor, bilirsin Hermione işte. Dumbledore ve Lupin’in o ‘gidin’ falan gibi imaları olmasaydı onu buradan uzaklaştırmamızın mümkünü olmayacaktı, kendisini bir kütüğün üstüne zincirlerdi de yine gitmezdi.” diye söyleniyordu Ron çadırın halatlarını çözerken.
Harry de ona katılmıştı. Böyle düşünüp durmanın bir manası yoktu, olaylar artık kontrolünden çıkmıştı. Şimdi ihtiyacı olan bir kişi vardı aklında. Acaba Ginny ne yapıyordu? Romanya’da güvende olduğunu söylemişlerdi. Kızın kızıl saçları yüreğine düşen alevler kadar yakıcı ve uzaktı şimdi. Onunla bir gelecekleri olamazdı. Ginny’nin önünde yaşayacağı uzun yıllar vardı, oysa Harry sadece karanlık ve dipsiz bir koridor görüyordu önünde. Çadırın halatlarından birini sökerken Ginny ve Malfoy’un düğün törenini görür gibi oldu.
“Lanet pislik...” diye söylendi farkında olmadan. Malfoy aklına geldiğinde sadece bunları düşünebiliyordu.
“Sadece yardım etmeni söylemiştim, ne var yani?” diye çınladı Ron’un gücenmiş sesi. Belli ki üstüne alınmıştı. Harry cevap vermedi. Açıklama yapacak gücü bulamıyordu artık.
Koruluk alanda ilerlemek fazla zor değildi. Yaklaşık beş saattir yoldaydılar ve Ron’un homurdanmaları artık can sıkıcı olmaya başlamıştı. Aslında sadece düşüncelerini dışa vuruyordu. Hermione ve Harry bunu yapmak yerine sadece yürüyorlardı. Acıktıklarında, susadıklarında ve ya ayak tabanları onlara eziyet etmeye başladığında bunu bütün hayvanlar alemiyle paylaşırcasına homurdanmıyorlardı. Sonunda biraz mola vermeleri gerektiğinde hemfikir oldukları zaman Ron can havliyle kendisini yaprakların üzerine atmıştı.
“Çantalara koyduğum hafifletme büyüsüne teşekkür edebilirsiniz, oldukça hızlı ilerliyoruz aslında. Bu hızla gidersek sabaha karşı oraya varabiliriz.” dedi Hermione haritaya düşünceli bir biçimde bakarken.
“Bu hızla mı! Delirdin mi sen? Ne yani sabaha karşı da ne demek oluyor? Uyumak gibi ufak bir ayrıntıyı atlayacak mıyız?” diye atladı Ron.
“Aslında bitkin düşmeyiz diye düşünmüştüm. Yani ufak molalarla idare edebiliriz bence. Harry de aynı fikirde.”
“Harry de aynı fikirde! Ne biliyorsun, ağzını bile açmadı ki.”
“Tamam çocuklar, başlamayın yine. Devam edemeyecek kadar kötü olduğunu sanmıyorum Ron, yani tabi yorgunsan çadırı kurup-”
“Hayır, yolda bunu konuştuk ya Harry. Onun bir şeyi yok. Ayağına batan bir diken yüzünden son bir saatini sızlanmakla geçirdi ama ayakkabımdan çıkardığım taşları ve tuhaf böcekleri görseydi eminim yerimde olmak istemezdi.”
“Harry, Hermione’ye söyler misin, o sadece bir diken değildi zehirli olduğuna eminim.”
“Yapma Ron!”
“Siz yapmayın, pekala gece uyuruz ve sabah devam ederiz. Daha hızlı yürürüz hem, güç toplayınca falan...”
Hava karardığında Harry ranzalı yatağında çadırın kumaş tavanına bakıyordu. Ron altında dört dönmekteydi ve henüz horlaması duyulmuyordu. Hermione’nin uyuyormuş gibi yaptığı o kadar barizdi ki Harry onun bakışlarını ara sıra üzerine hissediyor ve o yöne dönecek olduğunda gözlerini kapalı buluyordu. Hermione endişeliydi, üçünün de yaşamları karışmıştı. Ron’la o kadar sık kavga eder olmuşlardı ki konuşmaya başladıklarında artık sesleri yüksek çıkıyordu. Bundan nefret ediyordu. Ona böyle uzak olmak, hele de şu durumda... Dünyada yalnızdı sanki. Ufak ve savunmasız bir böcek gibiydi. Birileri üzerine basmaya hazırlanıyordu, bunu hissetmekteydi.
Ron bir türlü uyuyamıyordu. Kafası karışıktı. Tuhaf olarak Hermione’ye karşı kabalaştığını düşündü. Oysa birkaç gün öncesine kadar böyle değillerdi. Onu kaybetmek istemiyordu ama bunun olduğunu hissediyordu. Bu olaylar hepsini yıpratmaktaydı ve enselerindeki ölüm birbirlerine itiraf edemeseler de onları üşütüyordu. Gece yarısına doğru Ron’un horultuları baş göstermiş ve Hermione’nin kaçamak bakışları kaybolmuştu. Harry uykunun damarlarında dolaştığını hissediyordu. acaba Ginny de şimdi onu düşünüyor muydu?
Oradan millerce uzak bir kulübede Ginny ateşin başında oturuyordu. Hava yeni yeni kararmaktaydı Romanya’da ve Charlie birazdan evde olurdu. Buraya getirildiği her andan ihtibaren kaçmayı düşünmüştü, hatta bir kere denemiş ama Charlie’nin baskınıyla enselenmişti. Artık denemiyordu. Harry’nin iyi olmasını diliyordu, başka bir şansı kalmamıştı. Kapının gıcırtısına aldırmadan yerinde oturdu. Charlie gelmiş olmalıydı. Yüzü şömineye dönük bir biçimde gözleri halen ateşlere kenetlenmiş duruyordu. Saçları kadar kızıl olan alevler odayı loş yapmıştı. Ahşap döşemelerin gıcırtısı yaklaşıyordu, sanki daha hafifti... Charlie’nin kaslı bedeninin çıkardığı gıcırtıdan daha hafif bir gıcırtıydı bu. Ginny tek kelime etmedi. Pelerinine daha sıkı sarındı ve kıpırdamadı. Ayak sesleri dibine kadar geldiğinde birden ayağa fırlayarak asasını bu bedene dayayıverdi. Çok aşikar olduğu bir çift buz grisi göz, ince beyaz yüz ve olağandışı bir biçimde dağılmış sarı saçlar...
“Seni götürmeye geldim, Ginny.”
Fred ve George geçici bir süre Dumbledore’un zoruyla mühürledikleri şaka dükkanlarından ayrılırlarken içlerindeki burukluk ilk kez oluyor denilebilirdi. Yüzleri bu gece gülmüyordu ve siyah kadife pelerinlerinin kopşonları yüzlerine düşmekteydi. Sürüklendikleri bu maceranın farkındalardı ve korkmuyorlardı. Molly Weasley’nin, dükkanı kapattırmak için Dumbledore’a söylenip durduğuna eminlerdi. Aslında bu yapılabilecek en mantıklı davranıştı. Diagon’un her karışı ölüm yiyen kaynarken bu dükkanı açık tutmak aptallık olurdu. Yine de uzun süre dayanmışlardı. Kovuk’a dönmeleri gerekiyordu. Anne-babaları tamamen yalnız kalmışlardı. Molly Weasley’nin hergün olağan hale gelen ağlamalarını biraz dindirebileceklerini umuyorlardı.
“O lanet Percy’ye bir mektup yolladığına inanamıyorum.”
Fred’in sesi Kovuk’un önüne cisimlendikleri sırada duyulmuştu. Annesinin Percy’ye eve dönmesine dair yolladığı o uzun mektubu kastediyordu. Percy okuma gereği bile duymamış olacak ki mektubu açmadan aynı baykuşla yeri yollamıştı.
“Sonucu bilindik oldu değil mi? O gübre yığınının okumaya bile zahmet etmemesine hiç şaşırmadım. Yine de annemin umutlu olması şaşırtıcıydı.” diye yanıtladı George bahçeye girmek için tellerin arasından geçerken.
“Ona ihtiyacımız olduğunu mu sanıyor? Sevgili abimizin Öküz Başı olduğu zamanlardan bir farkı yok, aynı kibir ve aynı geveze tip.” diye söylendi Fred.
Molly Weasley kapıyı açmış ve anaç bir ifadeyle oğullarını kucaklamak için hazırlanıyordu. Arthur Weasley ise gözlüğünün üzerinden bahçeyi süzmekteydi. Fred ve George kapıya ulaştıklarında karısının önüne geçerek haşin bir biçimde gözlerini iki gence dikti ve sertçe asasını kaldırdı.
“Hogwarts’tayken Minerva McGonagall’ın bize yazdığı ilk şikayet mektubu ne içindi?” diye sordu hızlıca.
“Hadi ama baba...” dedi George gözlerini devirerek.
Bu paranoyak önlemler Arthur Weasley’nin oldukça ciddiye aldığı bir korunma yöntemiydi ama Fred’le George kıkırdamaya başlamışlardı bile.
“İki ölüm yiyen olsaydık emin ol bu kadar yakışıklı olmazdık.”
“Bence ona artık Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen’e katıldığımızı itiraf etmeliyiz Georgie.”
“Bence suratınıza bir tava yemeden önce babanıza cevap verin!” diye cikledi Molly Weasley kocasının arkasından.
“Öf, peki peki...”
“İkinci sınıftayken odasına girip insanı rakuna çeviren iksiri çaldığımız ve bunu tüm döneme Zihinaçan diye dağıttığımız içindi.” dedi Fred tuhaf bir gururla.
Arthur geçmelerine izin verdikten sonra oğullarına sarıldı, onu Molly Weasley izledi. Son kez bahçeye baktıktan sonra kapı ardları sıra kapanmıştı.
«
Son Düzenleme: Temmuz 10, 2008, 23:21:27 Gönderen: Weesel
»
Logged
“Yanılmamışsın, Albus.” kısa bir gülümsemeyi andıran ses “Lauren’ın ateşi, onun kararlılığı, zekası, cesareti... Ah, zihni keşfedilmeye kapalı bir kutu gibi, ulaşılamayacak bir deniz... Dipsiz ve boşluksuz. Büyüyeceksin, çocuğum. Çok büyüyeceksin. Sen bir Gryffindor’sun.”
Yeni Bir Yaşam | Geçmiş'in Gizleri
Sayfa:
1
...
38
39
40
[
41
]
42
43
44
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Harry Potter Konuları
-----------------------------
=> Gazete
=> Harry Potter
===> Kitaplar
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
=====> Melez Prens
=====> Ölüm Yadigârları Kitap
===> Filmler
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
===> J.K. Rowling
=> Oyuncular
=> Ölüm Yadigarları Filmi
=> Melez Prens Filmi
-----------------------------
Diğer Konular
-----------------------------
=> Sohbet
===> Geveze
===> Sıra Sende
=====> Cadılar Bayramı
=> Üye İlişkileri
===> Kulüpler
=====> Popomundo Kulübü
===> Üye Çalışmaları
===> Yardımlaşma
===> Üye Duyuruları
=> Müzik
=> Sinema
=> Televizyon
===> Lost
===> Heroes
=> Kitap
=> Oyunlar
=> Not Defteri
===> Harry Potter Hikayeleri
===> Alıntı
===> Arna Öyküleri
=====> Gözyaşı Prensi
===> The Unbroken Universe
=====> Savunulan Sözler
=====> Hatırlanan Sözler
=====> Unutulmayan Sözler
===> Genç Yazarlar Çetesi Barınağı
-----------------------------
Yönetim
-----------------------------
=> Duyuru Panosu
=> Resepsiyon
Powered by SMF 1.1.6
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Harry Potter
|
Galeri
|
Forum
|
Arşiv
Yükleniyor...