Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 29, 2008, 12:50:33  
   
 
 
   
 
Anket
Soru: Sezon arasında, ikinci sezon ile ilgili bir fragman (yazılı) yayımlansın mı?
Evet, çok güzel olur.
Hayır, hikayeye yakışmaz.

Sayfa: 1 ... 7 8 9 [10] 11 12 13 ... 24   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Düşünseli'den Gerçekler | Anket: Sezon Arası Etkinliği (21.08.08)  (Okunma Sayısı 6532 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Elentari
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1537


Bir zamanların missmurder'ı


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #135 : Temmuz 01, 2008, 11:00:19 »

Off sonunda okuyabildim. Tabi sadece daha ilk bolumunu.  Digerlerini de okumayi hedefliyorum ama bakalim basarabilecek miyim Kahkaha
Guzel bir ilk bolum olmus. Daha digerlerini okumadim, iste onlari da okuyunca yazarim toptan bir yorum Kahkaha
Ellerine saglik Feanor Tasartir
Logged

Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Düşünseli'den Gerçekler | Anket: Sezon Arası Etkinliği (21.08.08)
« Eklendi: Ağustos 29, 2008, 12:50:33 »

Logged
Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #136 : Temmuz 01, 2008, 14:51:08 »

Wow!Yine süper bir bölüm gelmiş Feanor.Gerçekten tebrikler. Alkış    J.K.'in yazılarını okuyorum sandım bir an süper olmuş  Kahkaha Yeni bölümde geliyomuş iyi iyi...Ben en çok Albus'un karanlık yanını merak ediyorum onu ne zaman görücez Ne?

Yorumun için çoook teşekkür ederim Gülümseyen Sarılan. Yeni bölümü bugün tamamlamayı umuyorum. Albus'un karanlık yanı Gellert'ın fikirlerini onun üstünde uygulaması sonucunda çıkacak ama bunun için gidip Muggle vahşeti falan yapmayacaklar tabii Kahkaha. Sadece düşüncede kalacak ama şu anki Albus Dumbledore'un, eskiden Voldemort'tan daha beter ve daha güçlü biri olduğunu anlayacağız. Gerek fikirleriyle, gerek yapmak istedikleri ama yapamadıklarıyla.

Off sonunda okuyabildim. Tabi sadece daha ilk bolumunu.  Digerlerini de okumayi hedefliyorum ama bakalim basarabilecek miyim Kahkaha
Guzel bir ilk bolum olmus. Daha digerlerini okumadim, iste onlari da okuyunca yazarim toptan bir yorum Kahkaha
Ellerine saglik Feanor Tasartir


Yorum yazdığın için çok teşekkür ederim Gülümseyen, tamam bekliyorum genel yorumunu Kahkaha. Tekrar teşekkürler Sarılan.
Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

bay_black
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5


I'M SIRIUS_BLACK.CAPULCU DOSTLARIMI ARIYORUM...

bayblack_sirius@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #137 : Temmuz 02, 2008, 18:58:35 »

ama hic olmassa sonunda ıyıye dondu gelbert
Logged

Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #138 : Temmuz 02, 2008, 19:06:34 »

Evet, haklısın ama hikayede kötü tarafını anlatacağım Gülümseyen.
Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

bngi
C.R. & A.A
Köpüklü Kapuçino
********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1363


BTFC[L]xD.

pirate__angel@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #139 : Temmuz 02, 2008, 19:52:28 »

Ben bu bölümü görmemişim  <.<
Ya da görmüşümdür de okumayı unutmuşumdur belki  Hede Hödö
Aman neyse, çok güzel olmuş. Yani anlatımda en ufak bir eksiklik yok. Rowling yazdı deseler, direk inanırım o derece ..
Yeni bölümü bekliyorum(z)  Alkış
Logged



Put sad wings around me now
Angel take me far away
Put sad wings around me now
So that we can rise again
 
Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #140 : Temmuz 02, 2008, 19:56:26 »

Ben bu bölümü görmemişim  <.<
Ya da görmüşümdür de okumayı unutmuşumdur belki  Hede Hödö
Aman neyse, çok güzel olmuş. Yani anlatımda en ufak bir eksiklik yok. Rowling yazdı deseler, direk inanırım o derece ..
Yeni bölümü bekliyorum(z)  Alkış


Yorumun için çok teşekkürler canım, böyle denilince kendimi istemeden de acayip hissediyorum, kibirli mi davranıyorum acaba Utanmış? Bunu düşüneyim bir ara ben  Kararsız...

Haberlerim var... Onları da yazayım...


Sevgili Gria'nın eli yaralandığı için (Geçmiş olsun dileklerimi tekrardan yolluyorum Sarılan.) hikaye ile ilgili yayımlayacağım imzalar biraz gecikti, o iyileşir iyileşmez imzaları sizinle paylaşacağım.

Yeni bölüm yarına burada olacak Gülümseyen. Diğer bölüm için kolları bu gece sıvıyorum ben de Gülümseyen...


Şimdilik bu kadar, yeni bir şey olursa bu mesajın altına ya da cevap verdiğim herhangi bir mesajın altına eklerim. Gülümseyen
Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3020


We Were Just Starting To Be Brothers Again

h_sevval@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #141 : Temmuz 02, 2008, 20:28:36 »

ee yeni bölüm ne zaman yarın mı yoksa ondan sora ki gün mi yoksa ondan sorakinin de sora ki günü mu yoksa bu gün mü ? ( bak bu kadar seçenek sundum Hede Hödö )
Logged



Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #142 : Temmuz 02, 2008, 20:30:55 »

ee yeni bölüm ne zaman yarın mı yoksa ondan sora ki gün mi yoksa ondan sorakinin de sora ki günü mu yoksa bu gün mü ? ( bak bu kadar seçenek sundum Hede Hödö )

Aaa az önce yazdım ya yarın diye XD Hede Hödö. Yarın öğleden sonra burada olur sanırım Gülümseyen. Çok uzatamadım bu bölümü (4 buçuk olacak dedim Word'de ama 4 oldu Kahkaha.), sarmadı çünkü pek fazla Kahkaha. Neyse ben şimdi çıkayım, bu gece altıncı bölüm için sabahlamam gerekecek Kahkaha. Belki 4 buçuk da yaparım yarınki bölümü bu gece Dil Çıkaran.
« Son Düzenleme: Temmuz 02, 2008, 20:31:31 Gönderen: Feanor Tasartir » Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3020


We Were Just Starting To Be Brothers Again

h_sevval@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #143 : Temmuz 02, 2008, 21:08:24 »

ee yeni bölüm ne zaman yarın mı yoksa ondan sora ki gün mi yoksa ondan sorakinin de sora ki günü mu yoksa bu gün mü ? ( bak bu kadar seçenek sundum Hede Hödö )

Aaa az önce yazdım ya yarın diye XD Hede Hödö. Yarın öğleden sonra burada olur sanırım Gülümseyen. Çok uzatamadım bu bölümü (4 buçuk olacak dedim Word'de ama 4 oldu Kahkaha.), sarmadı çünkü pek fazla Kahkaha. Neyse ben şimdi çıkayım, bu gece altıncı bölüm için sabahlamam gerekecek Kahkaha. Belki 4 buçuk da yaparım yarınki bölümü bu gece Dil Çıkaran.

aa yazık sana bıoş ver biz bekleriz Kahkaha
Logged



Arminas
Michael Phelps - Roger Federer - Kobe Bryant
Sıcak Çikolata
*********
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1749


Çoğunluğun İyilği İçin

hp.Arminas@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #144 : Temmuz 02, 2008, 21:55:31 »

ya ben ancak okuyabildim bölümü aytaç ama süper bi bölümdü yine de açık olmak istiyorum bi yerinde sıkıldım ve ara verdim çünkü bu aberforth'un düşüncelerini falan uzamtışsın yine de onu uzatman bile süper ötesi olmuş... yani valla dicek hiç bişe yok bu bölüme... eline emeğine sağlık süperdi...Sırıtan
Logged

Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #145 : Temmuz 02, 2008, 22:09:55 »

ee yeni bölüm ne zaman yarın mı yoksa ondan sora ki gün mi yoksa ondan sorakinin de sora ki günü mu yoksa bu gün mü ? ( bak bu kadar seçenek sundum Hede Hödö )

Aaa az önce yazdım ya yarın diye XD Hede Hödö. Yarın öğleden sonra burada olur sanırım Gülümseyen. Çok uzatamadım bu bölümü (4 buçuk olacak dedim Word'de ama 4 oldu Kahkaha.), sarmadı çünkü pek fazla Kahkaha. Neyse ben şimdi çıkayım, bu gece altıncı bölüm için sabahlamam gerekecek Kahkaha. Belki 4 buçuk da yaparım yarınki bölümü bu gece Dil Çıkaran.

aa yazık sana bıoş ver biz bekleriz Kahkaha

Bekle bekle Kahkaha.

ya ben ancak okuyabildim bölümü aytaç ama süper bi bölümdü yine de açık olmak istiyorum bi yerinde sıkıldım ve ara verdim çünkü bu aberforth'un düşüncelerini falan uzamtışsın yine de onu uzatman bile süper ötesi olmuş... yani valla dicek hiç bişe yok bu bölüme... eline emeğine sağlık süperdi...Sırıtan

Bana da sıkıcı geldi Kahkaha, beğenmene sevindim ve yorum yaptığın için çok teşekkür ederim Gülümseyen.
Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #146 : Temmuz 03, 2008, 16:06:40 »

Evet yeni bir bölüm daha karşınızda. Daha çok bilgi verme amaçlı ve sıkıcı gelen bir bölüm oldu ama nedense bu bölümü yazarken uğraşamadım Kararsız. Umarım beğenirsiniz, yorumlarınızı bekliyorum Gülümseyen.


Bölüm 5: Plandaki Değişiklik

Törende yaşananlardan bu yana beş gün geçmişti ve Godric’s Hollow eski haline dönmüştü. Ölenle ölünmüyordu gerçekten de, insanlar gündelik işlerine dönmüş ve eskisi gibi gülmeye, mutlu olmaya devam etmişlerdi. Bu daima böyle olmuştu, hüzün ya da sevinç geçiciydi, insanlar bunu devamlı hissedemezlerdi. Şimdi de böyleydi işte, sıradanlığa kavuşmuştu köy. İki hafta içinde bazıları hariç herkes eski hayatına dönebilmişti. Dönemeyenler de vardı elbette, ancak onlar bile bir nebze kabullenmişti bu durumu. Artık yapacak bir şey yok gibiydi.

Albus ve Aberforth arasında bu beş gün içinde sadece birkaç kısa konuşma geçmişti ve ikisi de birbirine normal bir şekilde hitap ediyorlardı. Bunun dışında abi-kardeş havası yoktu –zaten hiç olmamıştı-, sadece iki iş arkadaşı gibi konuşuyorlar ve evi çekip çevirmeye çalışıyorlardı. Gerçi Albus ilk başta evin reisi olmaya çalışmış ve Aberforth da bunu komik bulup onunla alay edince hiçbir şey demeden birlikte evi yaşanabilir kılmaya çalışmıştı. Kendisi de bunun için hazır hissetmiyordu aslında, sadece öyle olursa daha iyi olacağını düşünmüştü ama kardeşi ile durum daha iyi olmuştu. İlişkiler açısından iyi değildi belki ama ev bakımı için fena sayılmazdı.

Cenazeden iki gün sonra Bakanlık’tan, Sihirli Yasa Mülk Konseyi Üyesi John Serpent, Dumbledore’ların evine gelmişti ve Albus ile Aberforth’a birtakım evrakları gösterip onlara bazı şeyleri açıklamıştı.

“Bu,” demişti elindeki ilk evrakı gösterip, kol hizasında hafifçe sallayarak, “…Hogsmeade’deki gayrimenkulünüzün –Büyücüler bunun için başka bir isim bulamamış ve Muggle terimini kullanmıştı- belgeleri ve artık burası sizin üstünüze geçmiş bulunmakta.” demişti Albus’a bakarak. Albus ailedeki reşit ve en büyük kişi olduğu için ona hitap etmişti Serpent. O da yan tarafa, eskimiş koltukta çatık kaşlarla adamı süzen Aberforth’a baktı ve bir anlığına kardeşi ile göz göze geldi. Sanki birbirlerini çok iyi anlamışlardı, Albus ne yapacağını biliyordu. Bu yüzden boğazını temizledi ve sakin bir şekilde konuştu.

“Oranın sorumlulukları kardeşimin üstünde olsun, Aberforth’a devredin orayı.”

Bu cevaptan sonra adam onlara Gringotts’taki 777 numaralı kasanın hesabını ve birkaç belgeyi daha gösterip, bu belgeleri Albus’a imzalattıktan sonra evden gitmişti ve ikisi odada yalnız kalmışlardı. Albus adama cevap vermediği andan beri bu soruyu sormak için bekliyordu, kardeşi ile birbirlerine baktıklarında onun ne yapacağını anladığı için soruyu kabullenmiş bir şekilde sordu, “Ne yapmayı düşünüyorsun orada?” . Kardeşi ona cevap vermemişti ama Albus’un düşündüğü gibi, Aberforth, okulu bırakmaya karar vermişti ve bunun için gerekçe olarak ölümü gösterecekti, okul bunu kabul ederdi. Geçerli sebeplerden sayılan ölüm olayları, bir öğrencinin eğitimini yarıda bırakmasına izin verirdi. Şimdi de Hogsmeade’deki binayı işletecekti, Albus bunu anlamıştı gözlerinden. Bundan dolayı da oranın sorumluluğunu kardeşine vermişti.

Aile artık geçinmekte zorlanıyordu ama durumları çok kötü de değildi. Sadece bir süre daha geçinebilecekleri kadar paraları kalmıştı ve Aberforth Hogsmeade’deki binayı işletecekti. Belki durumları böylece daha iyi olurdu. Albus ne yapacağını bilemiyordu henüz, gezi hayali suya düşmüştü. Doge’ın gezisini –artık yalnız başına yapacağı geziyi- ertelediğini biliyordu. Sırf biricik dostu için, ona zor anlarında destek olmak için birkaç günlüğüne ertelemişti geziyi.

Cenazeden sonraki gün Elphias gene köyün hanında kalmıştı ve her dakikasını Albus’la geçirmek istiyordu ama Albus’un canı sıkkındı. Biricik dostu yalnız başına geziye başlayacaktı ve kendisi burada tıkılıp kalacaktı. Annesini gördüğü manzaradan birkaç gün geçmesine rağmen eski haline bir parça da olsa kavuşmuş gözüküyordu. Hala kalbinin derinliklerinde hissettiği acı vardı ama içindeki istek, nefsinin karşı koyulmaz sözleri onu gene hırslı haline sokuyordu. Elphias ona, kendisinin çok üzgün olduğunu defalarca söylemişti, sanki annesinin ölümünden o sorumluymuş gibi üzgündü ve kahrolmuştu.

İki dostun yaptığı, onca süredir hazırlayıp uygulamaya geçirmek için yanıp tutuştukları seyahat fikri Albus için imkânsız hale gelmişti. Albus Godric’s Hollow’da kalıp ailesine bakmak zorundaydı, Elphias ise işlemleri başlattığı için en kısa zamanda gitmek zorundaydı. Planlar değişmişti ve bu değişiklik Albus’a hiç ama hiç yaramamıştı. Eskiden olduğu gibi konuşkan değildi, konuşma isteğini kaybetmişti artık. Daha fazla somurtup daha az konuşuyordu, cevapları kısaydı. Belki dostunu kıskanıyor olabilirdi ama burada tıkılıp kalmak, az bir altınla koca bir sorumluluğu yüklenmek ona çok ama çok zor geliyordu. Kardeşi her ne kadar yardım etse de, evi geçindirmek zor olacaktı ve kendisi de hala bir iş bulamamıştı. Aklına ilk olarak Hogwarts’a gidip profesör olmak geldi ama bu fikrinden hemen vazgeçti, bu kadar genç yaşta ona profesörlük vermeyeceklerini biliyordu. İstediği dersin kendisine verilmeyeceğini, birkaç yıl sonra tekrar başvurursa bunu değerlendireceklerini biliyordu. Bu yüzden şu an boş boş geziniyordu, sessizce ve somurtkan bir halde…


*


Doge’ın veda saati geldiğinde, yani cenazeden sonraki üçüncü günde, Albus onu elinden geldiği kadar güler yüzle ve dostça uğurlamaya çalıştı ama gülümsemeye çalışırken bile hırsından dişlerini sıkıyordu, nasıl olur da gidemezdi? Şu an arkadaşı ile gidecek olan kafilede nasıl kendisi de yer alamazdı? Hak etmiyordu bunları, kendinden daha iyisini görmemişti okulda ama bunu yaşayan oydu. Başa gelen çekilir, derlerdi ama bu o cinsten bir şey değildi. Bu haksızlık, diye düşündü. Aklında hayatın gerçeğini benimsemiş bir görüşe sahip ses cevap verdi hemen: Adil olacağını kimse söylemedi ki…

Havada çok az bulut vardı ve tatlı bir meltem onlarla birlikte hareket ediyordu. Gidecekleri tepeye çok az kalmıştı, bundan dolayı cisimlenmeye ihtiyaç duymanda ilerlemeye devam ettiler. Tepe rengârenk çiçeklerle kaplanmıştı, insana mutluluk verecek güzel hava ile birlikte etrafı sevince boğacak gibiydi. Benimle alay ediyorlar sanki, diye düşündü bir anda, hüznüme karşı çıkıyorlar

Doge’ın onun düşüncelerinden haberdar olmadığı belliydi. Ellerinde iki tane ağır gözükmeyen ve yer yer soyulmuş bavul vardı. Diğer eşyaları kendisinden önce yollanmıştı. Bu eşyalar da Anahtar başına gitmeden orada diğer yolcuların eşyalarının yanına konulacaktı. Albus ona şöyle bir göz attı ve arkadaşının üzgün ama heyecanlı ifadesini fark etti. Onu hüznü ile yollamak istemiyordu, ne de olsa yakınlarından biriydi ve onu üzmek istemiyordu. Gülümsemeye çalıştı ama kendisine ne kadar da uzak bir hareket olduğunu fark etmesi için çok da zaman geçmedi. Zordu bu yaşananlardan sonra gülümsemeye çalışmak, mutlu gibi gözükmek ya da her şey gayet normalmiş gibi davranmak. Kolay değildi, hiç kolay değildi ve zamana ihtiyacı vardı. O keskin zekâsının önüne geçemediği, engelleyemediği tek şey olan duygularının etkisinin geçmesi için sadece zamana ihtiyacı vardı. Akıl, bilgi ve güç bunu engellemiyordu, sevginin gücü inanılmaz derecede muazzam ve mücadele edilemez derecede yoğundu.

“Sana oradan bol bol mektup yollarım,” dedi titrek ve endişe dolu bir ses ve Albus düşüncelerinden sıyrıldı bir anda, Elphias konuşuyordu ve ona hafiften korkulu gözlerle bakıyordu, sanki Albus’un kendisine ya da başkalarına zarar vereceğini, burada yalnız başına kalmayı kaldıramayacağını düşünüyor gibiydi. Albus ona bir süre baktı ve hafifçe öksürüp yürümeye devam etti, Elphias konuştuğuna pişman olduğu sırada Albus konuştu, “Beni merak etme Elph, burada iyiyim, sevgili dostum.” . Bu sözlerden sonra Elphias, Albus’a hafiften sırıtarak baktı ve onun ne kadar da yorgun ve hüzünlü göründüğünü düşündü. Albus içinde bambaşka şeyler yaşıyordu elbette.

O sırada kafilenin bulunduğu yere gelmişlerdi ve adam da son gelenleri bekliyordu. Elphias da veda vaktinin geldiğini anladı ve bavullarını bıraktıktan sonra en yakın arkadaşına döndü. Ne diyeceğini bilemiyordu ama Albus içinde yaşadığı dünyada sürükleniyordu hala. Gene de gülümsemeye çalışarak kendisine uzaktan geliyormuş hissi veren sesiyle arkadaşını uğurladı, “Kimera’lara yerime göz kulak ol.” . Bu aralarında bir şakaydı ve Elphias hüzünle gülümsedi, sanki Albus’u bıraktığı anda onu kaybedecekmiş gibi düşünüyordu kafasında. Ona son bir kez daha baktı ve iki dost, birbirlerine sarıldılar, Elphias gene “Üzgünüm.” diye mırıldandı ama Albus onu bırakmıştı şimdiden, sadece başıyla hafifçe selam verdi ve Anahtar’ın başına toplanan kalabalığa şöylece bir baktı. Işıldayan güneşin altında gözleri parıldıyordu, anlaşılmaz bir ifade vardı yüzünde, Elphias da bunu fark etmişti. Genç bir adamın çektiği acılar daha karmaşık oluyordu, kendisi yaşamadığı için bunu bilemezdi ama dostunun neler hissettiğini tahmin edebilirdi. Ona son bir kez daha baktı ve güneşe yüzünü döndü, Anahtar’ın önünde eğildi ve ona elini uzattı. Kafileden sorumlu olan adam hırıltılı bir sesle bağırdı, “Üç… iki…” . Elphias dostuna bir kez daha bakıyordu ki, onun gözünde bir damla yaş gördüğünü sandı bir an, “… bir…” ve bir anda karnından çekiliyormuş hissi ile etrafında dönen renk cümbüşüne karıştı. Arkada kalan ve ne hissettiğini bilmeyen Albus da parıldayan gözlerine uyum sağlayan bir damla yaşı elinin tersiyle silerek topukları üzerinde döndü…


Aynı gün Hogsmeade köyünde…

Aberforth Hogsmeade’deydi, artık kendi mülkü olan bu binayı incelemek için gelmişti. Dışarıdan oldukça iyi gözüküyordu, Hogsmeade için küçük olmasına rağmen dayanıklı bir binaya benziyordu. Babasının burada bir binası olduğunu bilmiyordu aslında ama artık haberi vardı, buranın sahibi oydu. Ne yapacağını biliyordu, burada bir pub açacak ve geçimlerini bu sayede sağlayacaklardı. Ne kadar kazanç getireceğini bilemiyordu ama elinden şu an için sadece bu geliyordu. Karşısındaki küçük binaya baktı ve asasını çekip oradaki Bakanlık mührünü açmak için gerekli kelimeleri –bu sihirli kelimeler Bakanlık tarafından oranın sahibine verilirdi ki başka kimse açamasın- söyledi usulca. Kapı ardına kadar açıldı ve ardından içeriden gelen küf kokusundan etkilenmemek için hemen bir Kabarcık-Kafa Büyüsü yapan Aberforth, içeriye adımını attı.

Mekân oldukça karanlıktı, içerisi pis ve kasvetliydi. Burayı elinden geldiği kadar iyi bir hale getirmeyi düşünüyordu. Asasını salladı ve "Lumos." diye mırıldandı. Aslında henüz on beş yaşında olmasına rağmen büyü yapıyordu dışarıda. Bunun nedeni okulu bırakma kararının Bakanlık tarafından da onaylanması ve on yedi yaşında üstünden kalkması gereken İz’in hemen üzerinden kaldırılmasıydı. Bakanlık büyücülere yeniden İz koyamıyordu ama bunları erkenden kaldırabiliyordu. Bundan dolayı yasalar gereğince de uygun bulunan bu durum, Aberforth’un şu an büyü yapmasını izinli kılıyordu. O da bu durumu kullanacaktı, yoksa nasıl hayatını devam ettirecekti ki zaten?

Etrafı temizlemek pek uzun sürmeyeceğe benziyordu. Asasını geniş bir hareketiyle içerideki masaları ve sandalyeleri duvara götürdükten sonra yerleri temizlemek için asasından su fışkırtan Ab, yaklaşık yarım saat kadar da “Aklapakla.” dedikten sonra mekân ışıl ışıl ve tertemiz olmuştu. Şimdi tek gereken şey, üst katı da böyle temizlemek ve burayı pub haline getirmekti. İşleri çabucak bitirme huyu olduğu için hiç vakit kaybetmeden merdivenlerden yukarıya çıkmaya koyuldu. Burayı hemen işler hale getirmek istiyordu.


*


Albus eve geldiğinde Aberforth ortalarda yok gibiydi, onun nerede olacağını tahmin etmeye çalışırken kendisi de oturma odasına, birkaç gün önce annesinin cesedini bulduğu odaya gitti. Kanepede kız kardeşi Ariana oturuyordu, elinde de bir kitap vardı ve onu okumaya çalışıyordu. Aberforth kardeşine okuma öğretmeye çalışıyordu, Ariana da az çok öğrenmişti aslında. Şimdi de gözlerini iyice açarak ve burnu neredeyse kitaba değecek şekilde okumaya çalışıyordu. Albus’un orada dikildiğini gördüğünde ona kısa bir süre baktı ve incecik bir sesle konuştu, “Aberforth nerede?” , sesi o kadar inceydi ki acınası bir hava vardı sanki. İnsanda hemen bir merhamet ve sevgi karışımı duygu oluşuyordu onun sesi duyulduğunda. Çok şirin ve uslu bir kızdı, ancak birkaç yıl önce yaşadıkları onun hayatında bir şeyi eksiltmişti. Hayatı asla tamamlanmış olmayacaktı, hep bir şeyler eksik olacaktı. Akli dengesi bozuk değildi ama bir masumluk, bir zayıflık seziliyordu minik el ve ayaklarından incecik sesine kadar. Albus ona baktı ve içi sevgiyle dolup taştı bir an, kardeşini öpmek istedi ama bunu yapmadı. Hayatında sadece bir kez yapmıştı, o da Ariana daha bebekken yaşanmış bir olaydı. Daha sonra aralarında yükseldiğini hissettiği duvar o kadar engelleyici olmuştu ki, artık aralarındaki konuşmalar bile çok kısaydı. Albus onun sorarcasına bakan gözlerine şefkatle baktı, “Şu an dışarıda, biraz sonra gelir,” dedi ve kendini bir anda sormak zorunda hissedip konuştu, “aç mısın?” . Ama kardeşi elindeki kitabı bırakmıştı ve hiç cevap vermeden kanepeden kalkıp odasına gitmek için yürümeye başlamıştı. Albus hiçbir şey düşünmeden ve söylemeden onun oturduğu kanepenin karşısındaki koltuğa oturdu ve düşünmeye başladı.

Şimdi neler olacaktı onların hayatında? Hep böyle mi devam edecekti, daha birkaç gün olmasına rağmen ne kadar da sıkıcı ve monoton gelmişti bu hayat ona. Dayanabilir miydi bunlara, tüm bu yaşananlara? Şu an dostuyla birlikte gezmekte ve yeni bilgiler edinip ufkunu genişletmekte olacağına, evde tıkılmış kalmış bir halde aile reisi olmaya soyunuyordu. Bunu da becerdiği pek söylenemezdi, Aberforth ondan çok daha iyi yapıyordu bu işi. Belki kardeşine bu kadar süredir baktığı ve annesine yardım ettiği için, belki de Albus’un bu kadar ilgisiz ve gözü yükseklerde olmasından dolayı. Bunları düşünmemeye çalışarak başını hafifçe salladı ve kardeşinin bıraktığı kitaba baktı bir an. Kapaktaki yazı yavaş yavaş kararmaya başlayan havadan dolayı pek belli olmamakla birlikte, orada bulunan bir kurukafa resmi Albus’un dikkatini çekmişti.

Ozan Beedle’ın Hikâyeleri

(göstermek/gizlemek için tıkla)


Kitabın ne olduğunu ve içinde ne gibi hikâyeler olduğunu biliyordu. Neredeyse ezberlemişti bu kitabı, küçükken annesi onlara okurdu, biraz büyüdüğünde ise kendisi okumuştu defalarca. Çoğu saçma sapan gelmişti bir süre sonra, ama bir hikâye… Bir tanesi çok farklı gelmişti gözüne, oldukça etkiliyordu aslında okunduğunda. Ya da kendisi çok etkileniyordu, tam olarak bilemiyordu ama kendisinden başka da bu hikâyeden bahseden bir arkadaşı olmamıştı. Doge bile bunun konusunu açmamıştı o kadar yıl boyunca, çoğu insan bu hikâyelere saçmalık ve çocuklar için bir kandırmaca olarak bakıyordu ve bu fikir genel olarak böyleydi daima, en azından Albus’un duydukları kadarıyla saçmalık denilen bu hikâyeyi ciddiye alan bir başka insan yoktu. Senin dışında, dedi içinden bir ses. Evet, kendisi bunu oldukça mantıklı buluyordu aslında. Dünyevi olan kafası hiçbir zaman böyle bir masala kabullenilecek bir cevap vermemişti ama bu masal başkaydı. En azından Albus başka olduğunu hissediyordu sanki, annesinin ölümünden sonra sabahı karşıladığı gece geldi bir an gözünün önüne. Sanki bir ışık parlaması gibi zihninde düşünceler alevleniverdi anında ama Albus düşünmek istemiyordu. Kitabı elinden usulca bıraktı, omuz hizasındaki saçlarını şöyle bir karıştırdıktan sonra hava almak ve güneşin batışını izlemek için dışarıya çıktı. Giderken, düşüncelerine engel olmaya çalıştığı aklında hala az önce elinden bıraktığı kitap vardı…
Logged



Albus Dumbledore   ve  Gellert Grindelwald   arasında başlayan arkadaşlıktan, ikilinin yapacağı efsanevî düelloya kadar olan karanlık süreç... Hepsi, Düsünseli'den Gerçekler  'de...

aktas
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 304


MİLLİ TAKIM DEMEK 70 MİLYON DEMEK!!


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #147 : Temmuz 03, 2008, 17:56:17 »

Albus'un eski haline dönüşünü çok güzel yansıtmışsın  Gülümseyen hepsinin düşüncelerini falan çok iyi anlatmışsın gerçekten..  Gülümseyen Aberforth'un da çalışma olayı hoşuma gitti aslanım Ab!!  Alkış  Cool  bu arada ben de Gria'ya geçmiş olsun diyorum  Gülümseyen eline sağlık hareketli olmasa da doyurucu bi bölümdü  Gülümseyen diğer bölüm için kolay gelsin  Terleyen
Logged
derhavril
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1729


Lonca Editörü


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #148 : Temmuz 03, 2008, 18:38:01 »

hem bilgi içerikli hem de sıkıcı olmayan bir yazı olmuş  Hede Hödö gayet başarılı gidiyorsun bence  Göz Kırpan Albus un geri dönme çabalarını çok iyi anlatmışsın.Aberforth  çalışacak  Gözlerini Deviren aferin Al  Alkış  ellerine sağlık Aytaç  Sarılan
Logged

Susmalısın ! İçinde korkunç kötü şeyler olurken yüzün her zamanki gibi doğal olmalı! Gülümsemelisin hatta...
Feanor Tasartir
Eternal
Role Playing
Sıcak Çikolata
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1773


Ateşten gelen ruh...

the-atesoku@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #149 : Temmuz 03, 2008, 19:13:31 »

Albus'un eski haline dönüşünü çok güzel yansıtmışsın  Gülümseyen hepsinin düşüncelerini falan çok iyi anlatmışsın gerçekten..  Gülümseyen Aberforth'un da çalışma olayı hoşuma gitti aslanım Ab!!  Alkış  Cool  bu arada ben de Gria'ya geçmiş olsun diyorum  Gülümseyen eline sağlık hareketli olmasa da doyurucu bi bölümdü  Gülümseyen diğer bölüm için kolay gelsin  Terleyen

Aberforth işini severek yapmaya başlayacak ama günümüze geldiğinde bıkmış olacak Kahkaha. Diğer bölüme yeni olaylar bizi bekliyor, yorum için teşekkür ederim Gülümseyen.

hem bilgi içerikli hem de sıkıcı olmayan bir yazı olmuş  Hede Hödö gayet başarılı gidiyorsun bence  Göz Kırpan Albus un geri dönme çabalarını çok iyi anlatmışsın.Aberforth  çalışacak  Gözlerini Deviren aferin Al  Alkış  ellerine sağlık Aytaç  Sarılan

Sıkıcı bulmamana sevindim canım Sarılan. Ab çalışacak, Albus kendini kaybedecek gene... Onun suçu değil ama Gülümseyen. Yorumun için teşekkür ederim Gülümseyen.
Logged



Albus Dumbled