İlk bölümünü yazdığım ve bıraktığım ilk hikayemin ardından ikinci bir hikaye yazmaya karar verdim aslında isim bulmak zor oldu ve isim ilerde değişebilir bu isim bana kısa ömürlü gibi geldi hem aşkı hemde macerayı anlatabilecek bir isim bulamadım hikayenin beni nereye sürükleyiceğini bilmiyorum şuanlık bir aşk konum var onun üzerinden gidiceğim.
Harry Potter ve arkadaşlarının Beşinci Kitap/Filminden sonraki zamanda geçiyor.
KAÇIRILMA
Karanlık bir sokakta, elinde poşetler olan yaşlı bir kadın sendeleyerek düştü. Arkadan gelen siyah saçlı çocuk koşarak yanına geldi.
“Durun lütfen size yardım edeyim.”
Yaşlı kadın inleyerek:
“Ah, sağol evladım”
Yaşlı kadının üzerinde bir etek ve gömlek vardı etek’in uçları yıpranmış sökülmüştü.
Genç çocuk gülümseyerek;
“Sizi evinize kadar götüreyim. Hangi taraftan”
Kadın sağ tarafı daha aydınlık ve geniş olan meydanı gösterirken çocuk yaşlı kadının koluna girerek paketleri yerden aldı. Karanlık sokaktan aydınlık sokağa geçtiklerinde çocuk etrafına baktı kadın ona meydanın karşısındaki binayı gösterince oraya yöneldiler bir ışığın altından geçerlerken, siyah saçlı çocuk yanındaki kadının saçlarının kısaldığını ve boyunun uzadığını gördü ve kolunu kurtararak ne olduğunu anladı. Kadın iksirin etkisinin geçmeye başladığını anlayınca kolunu sıvayıp karanlık işarete dokundu ve birden pof’lamalar duyuldu.
Çocuk etrafa bakarken hızla asasını çekti, etrafında on tane ölüm yiyen vardı. İçlerinden biri çıkıp:
“Merhaba, Harry Potter buralardan sıkıldığını duyduk ve seni almaya geldik.”
Harry etrafına baktı ve pek şansı olmadığını anladı ancak sonuna kadar savaşmaya hazırdı.
“Veya Lordunuz tarafından gönderildiniz, ama ne yazık ki beni almak o kadar kolay değil.”
Aynı anda beş sokak ötede…Kapının yumruklanmasını duyan dudley kapıyı açmaya gitti. Karşındakileri görünce koşarak içeri girdi. Kapıdakiler beklemeden çocuğun arkasından içeri daldı. Salondan dışarı çıkan adam ne oluyor demeye kalmadan karşıda ki konuştu.
“Vernon Dursley, Harry nerde?”
“Dumbledore, benim evimde bu saat de ne işin var?”
“Sana bir soru sordum Dursley.”
“Nerden bileyim her halde dışarıda sürtüyordur.”
Yaşlı büyücü arkasına dönerek kapıdan çıktı.
“Hemen Herkes on beşer kişilik gruplara ayrılarak aramaya başlasın bulan gurup nasıl haber vereceğini biliyor hadi şimdi gidin!”
Harry asasını sıkı tutarak ne yapacağını düşündü bu iş gerçekten ciddiydi.
“Potter, ne oldu yoksa hala bizimle dövüşmeyi mi düşünüyorsun?”
“Ah hayır acaba sizi çabuk mu yeneyim yoksa tadını çıkara çıkara mı yeneyim diye düşünüyordum”
Harry kelimeleri söyler söylemez kırmızı ışın üzerine doğru geldi.
“Protego!”
Ölüm yiyenlerden biri gülerken ikisi alkışlıyordu.
Harry ya şimdi ya hiç diyerekten savaşa başladı.
“Petrificus Totalus” büyüsü bir ölüm yiyeni devirirken iki tane büyü onu sıyırıp geçti.
“İncarcerous”
“İncendio” üzerine gelen ipler alev alıp yok olurken bir sersemletme daha yolladı hedefi vuramazken sırtına bir acı saplandı.
“Buraya kadarmış Harry Potter şimdi seni Karanlık Lorda götürüyoruz.”
Harry ayağa kalkmaya çalışırken aldığı diğer lanet yüzünden ayakları dans etmeye başladı etraftaki ölüm yiyenler buna gülerken.
“Finite İncantatem” Harry ayaklarını durdurdu.
“Reducto!” büyünün vurduğu kişi parçalara bölündü Harry bir kadın sesi duydu.
“Rodolphusss”
Harry büyünün kimi öldürdüğünü anladı ve bağıran kişinin de Bellatrix olduğunu anladı kadın maskesini çıkarırken hala bağırıyordu.
“SEN BUNU ÖDEYECEKSİN”
“CRUCİO”
Bedenine muhteşem bir acı saplanırken yerde bağırmaya başladı.
“Bella, BELLA sakin ol onu lordumuza sağ götürmeliyiz”
“İmperio”
Harry’nin yüz ifadesi mutlu bir çocuğun ki ne dönerken hiçbir acıyı hissetmiyordu kafasından bir ses ona asasını atmasını söylüyordu. Ama bir diğer yanı bunun çok mantıksız bu kadar ölüm yiyenin arasında asasını atmanın çok kötü olacağını söylüyordu ve ayağa kalktı.
Kalkar kalkmaz üç sersemletme büyüsü ona yaklaşırken gördüğü son şey bazı kişilerin onlara doğru koşturup “İşaret verin onu bulduk “ demesiydi ve her şey karardı.
Gözlerini açtığında karanlık bir odadaydı gözleri karanlığa alıştıktan sonra tablodaki bir kişinin çıktığını gördü. İçeri üç kişi dalarken ışığı yaktılar. Acı ışık gözlerini yakarken bir süre sonra buna alıştı ve gözlerini açtığında nerde olduğunu anladı. Odanın duvarındaki boyalar kabarmış ve dökülüyordu yanında bir tane daha yatak vardı ama kimse yatmıyordu. Yatakların karşı duvarında uzun ve eski bir gardırop vardı. Gelen kişilere baktığında bunların Ron, Hermione ve Dumbledore olduğunu gördü Hermione ağlayarak ona sarılırken;
“Ah bizi çok korkuttun Harry”
Harry şaşırmış bir halde
“Neden ne oldu ki?”
Ron kekeleyerek
“Ha ha hatırlamıyor musun?”
Dumbledore’ un yüz ifadesi değişirken Hermione daha fazla ağlamaya başladı.
“Ron, Hermione hadi siz mutfağa inin ve yemeğe yardım edin.”
Ron itiraz etmeye kalkarken.
Dumbledore sükunetle
“Biraz başbaşa konuşmamız lazım”
Harmione ve Ron dışarı çıktıktan sonra
Dumbledore Harry’nin yanındaki sandalyeye otururdu. Harry Doğrulup oturma pozisyonu aldı ve gözlüklerini aradı Dumbledore ona gözlüklerini verirken Harry ufak bir teşekkür etti.
“Evet, Harry Şimdi bana ne olduğunu anlat”
Harry yaşlı kadından itibaren her şeyi anlattıktan sonra:
“Ama profesör benim saldırı altında olduğumu nasıl öğrendiniz”
“İçerideki casusumuz haber verdi biraz geç haber verdi aslında ama seni bulabildik”
“Peki, Hermione neden onları korkuttuğumu söyledi alt tarafı bir sersemletme büyüsü yedim?”
“Aslına bakılırsa Harry üç tane sersemletme büyüsü yedin ve dört gündür uyuyorsun”
“NEE ama neden?
“Aslında birçok nedeni var üç tane sersemletme büyüsü sen yorgunken sana çarptı ve bu büyüler dışında birkaç lanet izine daha rastladık Cruciatus, İmperius ve” biraz duraksadıktan sonra “Diffindo”
“Diffindo mu? Ama neremde?” biraz düşündükten sonra “Tabi ki sırtımda değil mi?”
Elini bir an için sırtına götürdükten sonra kesme büyüsünün ne kadar iz bıraktığını merak etti.
“Profesör peki kalıcı bir iz kalacak mı?”
“Harry biliyorsun bazı lanetlerin izleri geçmez yaran çok büyük şuan acı hissetmiyorsun gerekli tedavi yapıldı ve merhem sürüldü ancak yara gerçekten büyük iz büyük ihtimalle kalacak.”
“Evet, Harry istersen arkadaşlarını çağırayım konuşun ve sonra yemeğini getirtirim Dobby’e”
“Teşekkür ederim Profesör ama Dobby burada mı artık?”
“Bunu arkadaşların anlatacaktır”
Dumbledore kapıdan çıktıktan sonra içeri hemen Hermione ve Ron girdi kapı da bekledikleri bariz bir şekilde ortadaydı.
Hermione Harry’e sarılırken:
“Harry iyi misin?”
Harry yüzünü buruşturarak:
“Ellerini sırtımdan çekersen daha iyi olacağım”
“Özür dilerim bir an için unuttum. Senin için öyle endişelendik ki”
Ron tatil boyunca uzamamıştı üzerinde bir t-shirt ve kot bulunuyordu kızıl saçları taranmış şekilde yana yatmıştı. Hermione biraz kilo almıştı, Saçları eskisi gibi kabarıktı ve yüzündeki sivilcelerden eser yoktu.
“Ee abi bize her şeyi anlat”
Hermione biraz utangaçça “Harry Dumbledore asana bakarken Reducto’ya rastladı o büyü kimseyi vurmadı değil mi?”
Harry mırıldanarak “Rodolphus’u öldürdüm”
Hermione cıyaklarken, Ron kafasını sağa sola sallıyordu.
“Ne yapsaydım Hermione, Dumbledore sana vücudumdaki lanetleri söyledi mi?”
Harry sırtını dönerek t-shirt’ünü kaldırdı. Hermione yüzünü buruşturarak ağlamaya başladı.
Ron üzgünce:
“Geçmiş olsun abi”
Harry bir sağol mırıldandı.
“Ee Hermione, Dumbledore sana yediğim Crucio’dan ve İmperius’dan da bahsetti mi? emin ol Crucio bundan daha acı verici emin ol”
“Ron hiç kimseyi yakalayabilmişler mi?”
“Hayır, abi hepsi kaçmış”
Hermione kapıyı çarparak çıktı.
Harry Ron’a döndü;”Neler oluyor ne dedim ben şimdi?”
“Kızları bilirsin Harry”
“Ron Dumbledore Dobby burada dedi, Kreacher a ne oldu?”
Ron cevap verdi:
“Öldürüldü”
Harry bir an şaşırmışken Ron devam etti:
“Kimin öldürdüğünü bilmiyoruz birkaç gün evde yoktu ve üçüncü gün kafası ataları gibi koridordaki yerini almıştı vücudu ise bahçenin önündeydi”
“Kim içeri koyabilir kafasını?”
“Dumbledore bunun bir tılsım olduğunu söyledi. Black’lere hizmet eden bir cin eğer ölürse ataları gibi kendi kendine kafası oraya gidiyormuş. Bedenini de kimin getirdiğini bilmiyoruz.”
Harry aç olduğunu hissetti.
“Dobby”
Bir şaklama’yla yatağında Dobby belirdi.
“Dobby biraz yemek getirir misin?”
Dobby cik’leyerek:
“Dobby özgür bir evcini Harry Potter ona çok yardım etti Dobby’de Harry Potter’a yemek getirmek istiyor”
Dobby bir şaklama ile tekrar giderek odayı sessizliğe boğdu.
Harry başında bir acı hissederken yüzünü buruşturdu.
“Ron”
“Bir şey mi oldu Harry ?”
“Eşyalarım nerde onları getirdiler mi?”
Ron yatağın ayakucunu gösterdi.
“Ron biraz çıkar mısın kıyafetleri mi değiştireyim”
Ron kapıya doğru giderken;”Gerçekten iyisin de mi abi?”
Harry hı, hı’lar ken başına tekrar bir acı saplandı. Kapının kapanma sesini duyunca kendini bıraktı ve Voldemort’un zihnine daldı. Önünde ölüm yiyenlerle çevrili biri yerde yatıyordu.
“Evet, Lucius sıra sende zihninden aldığım bilgiye göre çocuğa karşı boş konuşmuşsun.”
“Crucio”
“Lordum, ahhhhh”
“Crucio”
Harry tekrar kendine gelince onunla konuşanın kim olduğunu anladı ayrıca bir şey daha anladı dört gündür Harry’yi yakalayamayan ölüm yiyenlere tek tek işkence uygulanıyordu.
Şak…
“Dobby Harry Potter’ın yemeğini getirdi Harry Potter’ın başka isteği var mı acaba?”
“Ron’u geri çağıra bilirsin Dobby”
“Harry yemeğini yerken Ron içeri girdi.”
“Harry üzerini değiştirmemişsin”
Harry aptallığına küfrederken Ron cevap bekledi.
“Ron Hermione nerde?”
“Salonda kitap okuyor. Ama hıçkırık sesleri duydum.”
Harry üzgün yemeğine döndü.
Yemeği bittikten sonra Dobby’i çağırarak yemeğini götürtdü.
Harry çalan kapıya cevap olarak “Girin” dedi.
İçeri tanımadığı biri iksirlerle girerken Ron kulağına fısıldadı:
“Bu Audrey Levis, Yoldaşlıkta şifacılık yapıyor. Yeni katıldı yoldaşlığa.”
Harry içeri giren kıza baktı. Kendinden iki ya da üç yaş büyük gibi görünüyordu. Tel tel örülmüş beline kadar uzanan sarı saçlara sahipti. Mavi gözleri değişik bir ışıkla parlıyordu.
Biçimli dudaklara ve küçük bir burna sahipti. Boyu kendinde beş santim kadar kısaydı üzerinde pembe bir bluz ve koyu mavi dar bir kot pantolonu vardı.
“Harry” kendine seslenildiğini duyunca bu dünyaya geri dönerken.
“Efendim”
“Bu sana üçüncü seslenişim ben çıkıyorum Audrey senin yarana bakmaya geldi merhem falan sürecekmiş”
Harry tamam derken Ron dışarı çıktı.
“Harry lütfen yüzüstü yatar mısın?”
Harry uzanıp yatarken kız iksirlerin kapaklarını açıyordu.
Kız mor renkli bir iksiri Harry’e uzatırken:
“Önce al bunu iç”
Harry ikiletmeden ağzında toprak tadı bırakan mor iksiri içtikten sonra yine mor olan başka bir iksir ona doğru uzatıldı.
“Harry t-shirt’ünü çıkarır mısın?”
Harry utanarak çıkartıp tekrar yattı.
“Bu biraz acıta bilir, yarana merhem sürmem gerekiyor”
Harry kız geldiğinden beri ilk kez konuşarak
“Tamam” dedi
Harry kızın parmaklarını sırtında hissedince irkildi ve kızardı. Ama yüz üstü yattığı için Audrey bunu görmedi.
Harry için acı içinde geçen beş dakika sonra.
“t-shirt’ünü giyebilirsin Harry, al bunu da iç” başka bir iksir uzatılırken bunu da içti ve ağrısı azaldı.
“Teşekkür ederim Audrey”
“Önemli değil Harry, gece sırt üstü yatmamaya dikkat et yan yatabilirsin bir ağrı veya bir şikâyetin olursa üst katta koridorun sonunda soldaki oda benim saat kaç olursa olsun yardım ederim.”
Harry’nin kıza kanı ısınmıştı.
“Acaba ne zaman yataktan kalkıp aşağı inebilirim?”
“En erken yarın sabah”
“Tamam, tekrar Teşekkürler”
Kız kapıyı kapatıp dışarı çıkarken Harry perdeleri açtı ve Kalkıp ışığı kapattı tekrar yatağa yatıp gözlerini kapattı. Bir süre sonra uyumuştu.
not:ilerki bölümlerde +18 +20 bile olabilir o bölümleri bu sitede yayınlamayıcağım (ayrıntılarını)
İçindekiler1.Bölüm KAÇIRILMA (sayfa:1)1.Bölüm DERS (sayfa:1)3.Bölüm TAŞINMA (sayfa:2)