Ana Sayfa
Yardım
Takvim
Üyeler
Giriş Yap
Kayıt
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ağustos 29, 2008, 12:45:33
Duyurular
:
Harry Potter Cafe ~ Facebook
grubuna gitmek için tıklayın.
Harry Potter Cafe | Forum
/
Diğer Konular
/
Not Defteri
/
Harry Potter Hikayeleri
(Moderatör:
Marissa
) / Konu:
Umudun Külleri // yeni: 7. Bölüm
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
6
...
9
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Umudun Külleri // yeni: 7. Bölüm (Okunma Sayısı 3295 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3020
We Were Just Starting To Be Brothers Again
Ynt: Umudun Külleri // 2. Bölüm -- Kayıplar ve Kazanılanlar
«
Yanıtla #30 :
Mayıs 01, 2008, 16:00:09 »
evet evet öyle yap çünkü ağla ağla nereye kadar çok üzüliyiirim ben bu çocuklara
Logged
Sponsor Bağlantılar
Reklam
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Re: Umudun Külleri // yeni: 7. Bölüm
«
Eklendi:
Ağustos 29, 2008, 12:45:33 »
Logged
mirabillis_92
C@RMiN@
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 731
~Punk Baby~
Ynt: Umudun Külleri // 2. Bölüm -- Kayıplar ve Kazanılanlar
«
Yanıtla #31 :
Mayıs 01, 2008, 17:46:39 »
ay ağlama ya aa amma sulu gözmüşsün be şevval kendine yazık valla
yapma bööle üstelik benide ağlatcan
Logged
Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3020
We Were Just Starting To Be Brothers Again
Ynt: Umudun Külleri // 2. Bölüm -- Kayıplar ve Kazanılanlar
«
Yanıtla #32 :
Mayıs 01, 2008, 17:50:01 »
Alıntı sahibi: mirabillis_92 üzerinde Mayıs 01, 2008, 17:46:39
ay ağlama ya aa amma sulu gözmüşsün be şevval kendine yazık valla
yapma bööle üstelik benide ağlatcan
eeh üzücü hikayeler olunca durduramıyorum geliyii işte zatii ben 6. kitapta har'nin slughorn'a anlattığı yani annesi ile babasının ölümündede kopmuştum (yani anlatırken)
Logged
mirabillis_92
C@RMiN@
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 731
~Punk Baby~
Ynt: Umudun Külleri // 2. Bölüm -- Kayıplar ve Kazanılanlar
«
Yanıtla #33 :
Mayıs 02, 2008, 16:45:28 »
ben dumbledore un ölümünde-dobbyde ve harry o ormandayken anne babası sirius falan geliyo orda çok ağlamıştım annem şoka girdi :
-kızım aptal bir kitap için ağlıyorsu şuan
-böhhüüü aptal değil anne hık dumbledore öldü
-kim
-şu yaşlı adam müdür o öldü
-aman canım ölümlü dünya herkes ölecek bede ölücem
-ANNE YA
işte böyle bir diyalogla beni mahvetti
Logged
Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3020
We Were Just Starting To Be Brothers Again
Ynt: Umudun Külleri // 2. Bölüm -- Kayıplar ve Kazanılanlar
«
Yanıtla #34 :
Mayıs 02, 2008, 18:14:48 »
o da gzl güneş (ben en çok sirius öldüğünde ağladım) yaah yeni bölüm ne zamn mrk ettim şimdi (gerçi daha 3-4 gün geçti ama merakın önune geçemez ıığğk soğuk galiba) yaah james 'e bu kadar işkence etmeyin çabuk bulun şu kızı yaw (zatii çapulcu fun uu oollaraktan üzüntümden kahroldum herkeş gibi)
Logged
Elentari
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1537
Bir zamanların missmurder'ı
Ynt: Umudun Külleri // Yeni; 3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #35 :
Mayıs 05, 2008, 19:50:56 »
Ve 1- 1,5 haftadan sonra yeni bölüm
Bu diğerlerine göre uzun oldu... Pek içime sindi mi emin değilim - ki benim içime hiçbir şey sinmez ama neyse
- ama en son hali bu oldu.
Büyücülük Dünyası hatalarımı, cümle bozukluklarımı söylerseniz, sevinirim ve düzeltirim
Okuma zahmetinde bulunanlara teşekkür ediyorum şimdiden
İyi okumalar
Bölüm 3 -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
Hain saldırının üstünden bir kaç hafta geçmişti. James'in yaraları yavaş yavaş iyileşmeye başlıyordu. Cruciatus lanetinin verdiği ağrıyı yok edecek bir iksir yoktu- ağrının tamamen geçmesi için uzun bir zaman gerekliydi - ama Madam Pomfrey her zamanki gibi acıyı biraz da olsa azaltmanın yolunu bulmuştu. Hafif çizikler çoktan geçmiş, kırık kemikler İskeBüy ile düzelmeye başlamıştı. Bu acı vericiydi ama James'in yaşadıklarının yanında bunlar bir iğne batması gibi geliyordu.
Yavaş yavaş yürümeye başlayan James, sıkıcı odasından çıkıp ferahlamak istedi ama Grimmauld Meydanı'nın diğer taraflarının da pek iç açıcı olduğu söylenemezdi. Her taraf toz kaplıydı. Karanlık ve rutubet zaten hasta ve yaralı bir insanın içini daha da karartıyordu. Ancak, James buna alıştı ve Sirius'la Remus'a fazla çaktırmamaya çalışarak-sensör büyüsünü kaldırmışlardı, çünkü James onların her hareket ettiğinde gelmelerinden sıkılmıştı-Harry'nin yanına gidiyor ya da mutfağa iniyordu. Harry Sirius'un odasında kalıyordu, James'in kendine bakacak hali yokken Harry'ye bakması imkansızdı. Sirius'la Remus genelde salonda kapıyı kapatıp oturuyorlardı. James önünden geçerken onların hararetle konuştuklarını duyuyordu. Geçen gün salona aniden girince ikisi de bir anda susup konuyu değiştirdiler, James de fazla umursamadı, ortada zaten bir sürü sorun vardı.
James bir bardak su için mutfağa inmişti - asası kırıldığı için bunu odasından yapamıyordu - ama sağ eline aniden gelen bir ağrı elindeki bardağı düşürüp kırmasına neden olmuştu. "Kahretsin!" diye sessizce küfretti. Bir yandan da sol eliyle sağ elini ovalıyordu. Şangırtının üzerine Sirius ve Remus mutfağa daldı.
"Ne oluyo-?" diye sordu telaşla Remus.
"Yok bir şey, yok bir şey." diye geçiştirdi James sinirle. Bir yandan sağ elini bir yumruk yapıp bir açıyordu. Dökülenleri temizlemeye yeltendi ki-
"Tamam, James, ben hallederim." dedi Sirius ve asasının bir hareketiyle kırık parçalar çöpe gitti. Yeni bir bardağa su koyarak, masaya oturan James'e uzattı. "İstemen yeterliydi." dedi yaramazlık yapan bir çocuğa kızan bir baba gibi.
"Biliyorum. Alınma ama Sirius, odam beni bunaltıyor. Aslında buraları da daha farklı değil ama-"
"Teşekkürler James," diye sırrıttı Sirius. "Evimin - aslında ailemin evinin - ne kadar pis olduğunun son derecede farkındayım ama Kreacher denen o pis yaratık-"
Yaşlı bir ev cini olan Kreacher aynı anda mutfakta belirdi. "Kaç kez sana ben çağırmadıkça gelme dedim!?!" diye bağırdı Sirius ev cinine.
"Kreacher düşündü ki efendisi onun adını söyleyince ona ihtiyacı vardır." diye mırıldandı ‘efendisinin’ kelimesini küçümsemeyle söyleyerek. Ev cini ellerini karnına alıp başını eğerek geri çekildi.
"Hayır, şimdi git buradan." diye tersleri ev cinini Sirius. Kreacher de bir reverans yapıp kayboldu. "Her neyse, nerede kalmıştık?"
"Evinin ne kadar pis olduğunda," dedi James ve uzun zamandır ilk defa zorlamadan gülümsedi. "Bir de sizin salonda benden gizli neler konuştuğunuzda." diye ekledi bu sefer ciddileşerek, sonra da bir Remus'un bir Sirius'un gözlerinin içine baktı.
Remus Sirius'a ‘Al işte, sonsuza kadar bundan habersiz kalacağını mı sanıyordun?’ diyen bir bakış fırlattı.
Sirius Remus'a gözlerini devirdi ve James'in karşısına oturdu. Remus da Sirius'ın yanına oturarak James'i karşısına aldı. Sirius derin bir nefes aldı ve "James, Dumbledore ve tabi ki Yoldaşlık Lily'yi bulmaya çalışıyor, biliyorsun," dedi, James'in gözlerindeki umut, kaygı ve üzüntü karışımı parıltıyı gördü. Ancak James başka hiç bir harekette bulunmadı. "Dumbledore diyor ki-"
Tak tak tak.
Biri şiddetle kapıya vuruyordu- sanki kıracakmış gibi. Remus, asasını doğrultup kapıya koştu. Sirius'da asasını çıkartıp James'i korumaya alarak asasını girişe doğrulttu. Remus; "Kim var orada?" diye sordu.
"Benim, Moody." diye homurdandı bir ses ve ekledi "
Görebiliyorum
seni, Remus Lupin. Ben Deli-Göz Moody. Grimmauld Meydanı'nın Sır Tutucu'su. Hain saldırıdan beri Potter’larınYeni Sır Tutucu'su."
Remus bir kaç asa hareketiyle koruyucu büyüleri kaldırdı ve kapıyı açarak Moody'nin geçmesine izin verdi. Moody girer girmez, büyüleri tekrar yaptı. "Bu telaş ne, Moody?" diye sordu Remus ve içeriye seslendi "Gelen, Moody." Sirius bunun üzerine asasını indirdi ve derin bir nefes aldı.
"Hoşgeldin, Deli-Göz," diye selamlayacak oldu onu James ama Deli Göz, "Tabi, tabi. Şu karşılama merasimlerinden hiç bıkmadınız." diye homurdandı. "Yeni haberim var - oldukça önemli.” dedi cebinde bir şeyler arayarak. Kağıt tomarına benzer bir şey çıkardı, Moody elinde Gelecek Postasını tutuyordu. Önce bunu verip vermemekte kararsız kaldı. Sirius ve Lupin ilk kez Moody’nin kararsız bir anına tanık oldular, James ise boş bir suratla Gelecek’e bakıyordu. Moody derin bir nefes alarak gazeteyi James’e uzattı. James, manşeti okumaya çalıştı ama başaramadı, hala yeni gözlükleri yoktu. Sirius’a gazeteyi uzatarak, “Şunu benim için okur musun, Patiayak?” diye sordu. Sirius gazeteyi yavaşça aldı ve Lupin onun mavi gözlerinin manşete bakar bakmaz tamamen donuklaştığını gördü. Sirius nefesini tutmuştu, Lupin James’e çaktırmadan manşete göz attı ve solgun suratı bembeyaz oldu.
James “Sirius? Lupin? O lanet gazetede ne yazdığını okur musunuz artık? Gözlerimin bozuk olması yeterince-”
“Konu Lily, James.” dedi Sirius deminki halinden eser kalmamış bir soğukkanlılıkla, ancak sesi o kadar da normal çıkmıyordu. James bunu anlayabildi,
Bu iyiye işaret değil,
diye düşündü. “Yine o yalan haberlerden biri mi?” dedi umursamayarak. Sirius ve Lupin aynı anda Moody’ye baktı. Moody, hafifçe başını sağa sola çevirdi.
“Burada yokmuşum gibi davranmayı kesin artık! Okuyun şu haberi!” Bu sefer sesi hiç de umursamaz değil, tam tersine oldukça endişeli geliyordu. Sirius derin bir nefes aldı.
Lily Potter, Eski Bir Muggle Evinde Ölü Bulundu.
31 Ekim Cumartesi tarihinde Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen ve taraftarlarının yaptığı saldırıda kaçırılan Lily Potter, dün sabah 04.30 sularında eski bir Muggle evinde ölü bulundu. Yıllardır kullanılmamışa benzeyen evin bodrum katında bulunan ceset, tanımlanmak için Bakanlık tarafından götürüldü. Bakanlık’ın şiddetle bilgi vermekten kaçındığı olayda bilinen tek şey Lily Potter’ın önce Cruciatus lanetine uzun süre maruz bırakıldığı, daha sonra da Öldüren Lanet ile öldürüldüğü biliniyor. Cesedin taşınmasına şahit olan az sayıdaki görgü tanıklarından bazıları Lily Potter’ı Hogwarts’tan tanıdığını ve suratının görebilidiği kadarıyla tanınmaz hale geldiğini söylüyor. Elleri, kolları ve vücudunun görünen taraflarında morluklar olduğunu ekliyorlar-
haberin devamı 3. sayfada
Sirius haberin devamını okumadı, okuyamadı. Mutfakta büyük bir sessizlik herkesin üzerine çökmüştü ve asla gitmeyecek gibiydi. Sessizliği bozan kişi Moody oldu.
Tak tak tak.
James'in yanına yaklaştı ve
"Evlat," dedi elini James'in omzuna koyarak. "Biliyorum, şuan da istediğin şey bu değil ama en kısa sürede Yoldaşlık'a gelmen gerekiyor. Lily için şey yapman...." Güçlü Seherbaz Moody'nin bile konuşamayacak duruma geldiği anlar olabilirdi. Bu da o anlardan biriydi. Boğazını temizledi ve "Ben, gitsem iyi olacak." diye moruldanarak Grimmauld Meydan'ı 12 Numara'yı, Üç Çapulcu'nun üzüntülerini daha fazla görmemek için terk etti.
Moody gittikten sonra yaklaşık on beş dakika boyunca, kimse konuşmadı, kimse kıpırdamadı, kimse hiç bir duygu gösterisinde bulunmadı. Herkes şoktaydı. Lupin sanki bu bir şakaymış gibi Gelecek'i en az 10 defa taramıştı. Bu Bir Şakadır! diye yazan yazıyı arıyordu. Sirius ise iskemlesine çökmüş, gözlerini James'e odaklamıştı. Çatalak ise, sadece gözlerini masanın üstündeki ellerine dikmiş, tırnaklarıyla oynuyordu. Gözleri dolmuştu ama henüz yaşlar aşağıya inmeye başlamamıştı.
Cehennem ateşinde yanan umudumun son külleri de bu haberle birlikte sonsuza dek gitmiş oluyor,
diye düşündü. "Lily..." diye fısıldadı ve göz yaşları patladı. " Bunca ay... En ufak bir haberde...." Bir taraftan da hıçkırıyordu. "Lanet olsun! Neden?!?" Elinin tersiyle göz yaşlarını sildi, bir süre öylece ağladı.
"Bunu onlara ödeteceğim..... Ne pahasına olursa olsun." Ses tonu sertti, Sirius ve Lupin, James’in göz yaşlarıyla parıldayan gözlerinde nefretle sinir karışımı bir parıltı gördü. Bir anda yukarıdan Hary'nin ağlama sesleri duyuldu. Sanki annesinin artık onun yanına gelmeyeceğini anlamış ve onu şiddetle özlemiş gibi ağlıyordu. Sirius yukarı çıkmak için yeltedi ama James “Ben çıkıyorum Patiayak." dedi göz yaşlarını silerek. "Beni böyle görmemeli ama, değil mi?" dedi derin bir nefes alarak ve kendine hakim olmak için yumruklarını sıktı. Sonra yavaş adımlarla yukarı çıktı.
James’in adımları uzaklaşınca Sirius Lupin'e baktı. Aylak'ın göz yaşları durulacak gibi değildi. Gözleri iyice şişmişti "Sirius, bence sen de yukarı çık. James bile böyle soğukkanlı olamaz. Bence hiç iyi değil. Büyük bir şok... elbette... Lily..." dedi yavaşça. Sirius kafasını salladı ve tek bir söz bile söylemeden yukarı çıktı.
Odasına gittiğinde, James'in Harry'i kucağına almış olduğunu ve Sirius'un duvarlarındaki resimlerden birini ona gösterdiğini farketti. Bu James ve Lily'nin bir resmiydi. Hogwarts arazisinde mutlulukla sırıtıyorlardı. İlk resimleriydi, James bu resmi Sirius'a geçen sene vermişti; değerli eşyaları dağıtmaları gerekmişti çünkü herhangi bir saldırıya karşı onları korumaları gerekiyordu, en azından biri sağ kalırsa diye. Sirius kapıya dayandı, kollarını birleştirdi.
"Bak, Harry. Bu annenle ilk fotoğrafımızdı. Unutmuşum bunu Sirius'a verdiğimizi... Onu benimle çıkmasına ikna etmek için ne kadar çok uğraştım biliyor musun? Hiç bir şey için bu kadar uğraştığımı hatırlamıyorum. Ama o öylesine harika bir kadın ki." diye ekledi fısıltıyla Lily'nin yüzüne özlem dolu bir ifadeyle bakarak. Harry'nin gözleri ağlamaktan kızarmıştı ancak annesini fotoğrafta gördüğünde yüzünü bir gülücük sardı. "An-ne," dedi. Ufacık elini resmin üstüne getirerek küçük işaret parmağını Lily'nin yanağına dokundurdu. James daha fazla dayanamadı ve "Hadi bakalım ufaklık, yatağına," dedi sesinin çatlamamasına özen göstererek. Döndüğü anda Sirius'la karşılaştı, suratı kızardı. "Sirius, burada mıydın? Ben de-" diye ağzında bir şeyler geveledi ama sonunu getiremedi.
"Sorun yok James, biz dostuz. Bir şey saklama lütfen." dedi, James Harry'yi beğişe koyup kapıya doğru yürürken. "Biliyorum Sirius ama..." Harry için tuttuğu göz yaşları tekrar patladı ve James Sirius'a sarıldı. "Sirius... Gerçekten çok zor...Onun... Lily'nin...bu sefer gerçekten gittiğini bilmek."dedi James hıçkırıklarla sarsılırken. Sirius dostunun sırtını sıvazlayarak. "Evet, James... Biliyorum. Gel aşağıya inelim." dedi ve kapıyı kapatarak aşağıya indi.
Salona indiklerinde Lupin kanepeye çökmüştü. Gözleri şişmiş, artık Gelecek'in sayfalarını karıştırmayı bırakmıştı. Sirius James'i Lupin'in yanına oturttu ve "Siz burada oturun, ben hemen geliyorum," diyerek mutfağa yöneldi. Ağlamamayı başarabilen bir tek Sirius olmuştu. Mutfağa patlamaya hazır gözyaşlarını dindirmek için su bahanesiyle gitmişti.
En azından biri güçlü olmalıydı, o da ben çıktım,
diye düşündü. Sonra göz yaşlarını kurutarak, asasının iki hareketiyle iki hareketiyle iki bardağı suyla doldurdu ve içeri gitti. Bardağın birini önce James'e, ötekini de Lupin'e verdi. James'e "Sakinleştikten sonra iç, boğumanı istemem, Çatalak." dedi çok hafifçe gülümseyerek.
James, "Elbette.." dedi gülümsemeye çalışarak ama başaramadı. Hıçkırıkları azaldığında bardağından bir yudum aldı ve sonrasında bitirdi. Boş bardağa boğ ela gözleriyle baktı.
Sirius "James..."
James, "Biliyorum, Sirius. Gitmemiz gerek." dedi robot gibi.
"Evet James, ama hazır mısın? Lily'nin-"
"Cesedini görmeye mi?" dedi James kafasını çevirip Sirius'a bakarak. Göz yaşları tekrar parıldıyordu. Sirius hiç bir şey demedi, sadece James'e sarıldı.
"James, acını - acımızı- hafifletecek hiçbir şey yok, farkındayım. Sadece dayan, olur mu?"
"Sirius..." ve bir hıçkırıkla bir burun çekme.
"James, becerebildiğin kadar. Kimse senden bir taş kadar duygusuz, soğuk ve dayanıklı olmanı istemiyor. Sadece kendini azıcık toparla." Bir kaç saniye öyle kaldılar ve Sirius Lupin'e baktı. Lupin "Ben Harry ile kalırım, siz gidin" anlamında dudaklarını hareket ettirdi. Sirius teşekkür eden gözlerle ona baktı.
James derin bir nefes aldı ve kendini geriye çekti. "Evet, hazırım. Üstümü giyip heme geliyorum ama Harry'ye kim bakacak?"
"Ben kalacağım," dedi Lupin .
"Teşekkürler Lupin," dedi James ve yukarı çıktı.
--------------------------------------------
Ceset, Yoldaşlık'a götürülmüştü. James'in Bakanlık'a gitmesi düpedüz aptallık olurdu. Yoldaşlık, Longbottom'ların evinde toplanmıştı. James'in içeri girdiğini gören herkes konuşmayı bırakmış ve gözlerini ona dikmişti. Bir an James kendini bir kafes hayvanı gibi hissetti. Sonra büyücüler ve cadılar teker teker ayağa kalkıp çok üzgün olduklarını, Lily’nin çok büyük bir kayıp olduğunu belirttiler, James bunların hepsine zar zor dayanıyordu. Şu anda aradığı tek kişi Dumbledore'du ama o da ortalıkta gözükmüyordu. Aklındaki milyon tane soruyu sormasına ihtiyacı vardı, bu soruların da cevaplanmasına. Cevapları sadece Dumbledore barındırabilirdi.
Kingsley'ye döndü "Dumbledore nerede?" diye sordu. Kingley başıyla koridorun sonunda bir odayı işaret etti "O da seni bekliyor." Longbottom'ların koridoru hiç olmadığı kadar karanlık gözükmüştü bir anda gözüne.
"Teşekkürler," dedi ve Sirius'a "Burada kal, lütfen." diyerek Dumbledore'un bulunduğu odaya doğru yol aldı. Aslında oldukça kısa olan koridor, James'e sanki hiç bitmeyen bir tünel gibi gelmişti. Kalp atışlarını duyabiliyor, attığı her adımda korkusu artıyordu. Birazdan yüzleşeceği gerçek, onu iliklerine kadar donduruyordu. Koridor sonunda bitti ve James kapıyı çaldı. İçeriden bitkin bir "Girin," sesi geldi. James kapının kolunu çevirdi ve içeri girdi. Dumbledore bir masada oturuyor, anka kuşu Fawkes'da onun omzuna tünemişti. Dumbledore'un suratında aptal bir gülümseme vardı - en azından James'e öyle geliyordu. Şu an kesinlikle gülünecek bir durum değildi. "Hoşgeldin, James." dedi Dumbledore kafasını masasında yaptığı işlerden kaldırmayarak.
"Merhaba, Dumbledore," dedi James. Bu selamlaşma merasimlerini bir an önce geçmek istiyordu.
Dumbledore "Tam da seninle konuşmak istiyordum, James." dedi yazdığı parşömene imzasını atıp kafasını kaldırarak.
"Niye öyle gülümsüyorsun Dumbledore?" diye şaşkınlıkla sordu James. Gülünecek bir durum mu vardı? Lily ölmüştü. O nasıl böyle gülümseyebilirdi?
"Çünkü gerçekten gülümsememiz gereken bir durum var, o yüzden James. Aslında normal şartlar altında gülümsenecek bir durum değil ama, bizim için-"
"Sadede gel, Dumbledore," dedi James Hogwarts müdürünün sözünü ilk kez keserek. Sinirlenmeye başlamıştı. Buraya vakit kaybetmeye gelmemişti.
"Olay şu ki James," dedi kapıya yaklaşarak. "Lily Potter pekala hala yaşıyor olabilir."
James bir şey anlamadı. "E - efendim?"
Dumbledore "Benimle gelirsen, anlayacaksın," dedi ve odadan çıkıp yan odaya girdi. James kapıdan girer girmez morg soğukluğu ve karanlık onu korkuttu. Yoksa Lily'nin cesedi-? diye düşündü ve bir an bayılacakmış gibi oldu ama Dumbledore ne demişti?
Dumbledore elinin ufak bir hareketiyle odayı aydınlattı ve ortaya bir tabut çıktı. James'in korkuyla baktığı tabuta Dumbledore neşeyle bakıyordu. James üzüntüden hayal gördüğünü sanmaya başlamıştı. Dumbledore tabutu açtı ve James gözlerini kapadı, kendini her şeye hazırladı -görgü tanıkları suratının görebilidiği kadarıyla tanınmaz hale geldiğini söylüyor - ve gözlerini açtı- karşısında ne kızıl saçlı bir baş, ne de tanınmaz hale gelmiş bir surat vardı. Tabutta yatan, Narcissa Malfoy'du. Sarı saçları, başının etrafında güzelce yayılmıştı. Yüzünde ne bir morluk ne bir çizik ne de bir yara vardı. İçinde yattığı şeyin bir tabut olduğunu bilmeseniz, onun sadece uyuyor olduğunu sanabilirdiniz - sadece suratı normalden biraz beyazdı.
James boş bir ifadeyle, "Bu, Lily değil?"
"Aynen öyle, James." dedi Dumbledore.
"Peki bu Narcissa ise, Lily nerede?"
"İşte onu henüz bilmiyorum. Bir kaç saat önce Lily yerine tabutta Narcissa'yı buldum. Biri ona çok özlü içirtmiş olmalı. İntihar etme olasılığı oldukça garip olurdu, hele önce Lily'nin Çok Özlü İksirinden içip sonra intihar etmek, bir Malfoy’un yapacağı en son şey olmalıydı. Oldukça garip, değil mi? Narcissa'nın burada işi ne? Lily nerede? Sorulacak bir çok soru var ama bu sorular bizi tek bir şeye yönlendiriyor, o da Lily'nin hala yaşıyor olabileceğine. "
James anlamakta güçlük çekiyordu. Lily ölmüştü... Kendini bu fikre alıştırana kadar neler çekmişti ama şimdi Dumbledore bunun tam tersinin olduğunu söylüyordu.Bu nasıl oluyordu? James bir anda gülmeye başladı. Sinirden yüksek sesle kahkahalar atıyordu. Kapıdan birden Sirius girdi "Ne oluyor?" diye sordu ve tabuttaki yüze bakarken ağzı açık kaldı. “Narcissa’nın işi ne o tabutta? Bir dakika- Lily nerede?”
“Lily hala kayıp, en azından öyle olduğunu sanıyoruz,” dedi Dumbledore James hala gülerken.
Sirius’un yüzüne hızlı bir sırıtış yerleşti ve bir çığlık attı. Uzun zamandır bu kadar sevinmemişti. Lily’nin hala kayıp olabileceği düşüncesine sevineceğini hiç zannetmemişti ama hayat, oldukça garip şeyler yaptırabiliyordu.
James odadan dışarı çıktı, müjdeyi - tabi bu tam olarak bir müjde değildi ama olsun- Yoldaşlık’ın diğer üyelerine verdi, belli ki Dumbledore bu haberi James’e saklamıştı. Herkesin yüzündeki o mutsuz, hüzün dolu ifade bir anda umut dolu bir ifadeyle yer değiştirmişti.
James ve Sirius tam Longbottom’lardan ayrılmak üzereydiler ki açık kahve, yaşlı bir baykuş tek açık olan camdan girerek Dumbledore’a yöneldi. Dumbledore’un surat ifadesi bir anda değişti. Mektubu baykuştan aldı ve kimden geldiğine bakmadan direk cüppesinin cebine sokuşturdu.
James “Dumbledore?” diye soracak oldu ama Dumbledore onu geçiştirdi;
“Yok bir şey,” diye kestirip attı gülümsemesini tekrar suratına yerleştirerek. James de daha fazla üstelemedi. Aldığı haberden sonra kendini sarhoş gibi hissediyordu.
“Peki öyleyse, iyi akşamlar, Albus,” dedi ve salondakilere başıyla selam vererek evden ayrıldı. Evden ayrılırken Sirius kendini konuşmaya öyle kaptırmıştı ki ama James onun dinlemiyordu bile. Onun tek düşündüğü Lily’nin yaşıyor olabilme olasılığıydı. Bu sabahki halini düşündü ve
Bütün bunlar gerçekten oldu mu yoksa bir çeşit kabus ya da rüya karışımı bir dünyada mı yaşıyorum?
diye sordu kendi kendine. Sirius’la Grimmauld Meydanı’na Cisimlenirken duygu karmaşasından Septirmemeyi umarak oradan ayrıldı.
«
Son Düzenleme: Ağustos 17, 2008, 18:40:23 Gönderen: missmurder
»
Logged
Avatar'ın Deviant'ı
İmza'nın Deviant'ı
Umudun Külleri Yeni Bölüm!
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1210
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #36 :
Mayıs 05, 2008, 23:08:03 »
missmurder
yüreğimi ağzıma getirdin
Bir an
eyvah!
dedim,
bu kadar kolay mı?
. Tabi sonra azbuçuk tahmin etmiştim onun ölmediğini.Her zaman bir
umut
, bir teselli
.
Dil anlatımın gerçekten çok hoş.Bu yüzden , hiç yorulmadan ve anlam bütünlüğünü koruyarak okuyabiliyorum yazını
En sevdiğim yanı da bu olsa gerek
Bu bölüm uzundu
Ve içine sinmeyecek ne var anlamıyorum
Gayet güzeldi
James'in bu durumu beni derinden etkiliyor
Ya öldür Lily'yi ya da bir an önce bul
Yazıktır yahu James'e
Lily için de üzülüyorum.Hâla
diğerlerinin
elinde
Narcissa da niye öldü ki acep
Kısacası böyle uzun,akıcı ve konusu güzel bölümlerle bekliyorum yazını
Ellerine sağlık
Logged
holy_solemn
Twilight
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2822
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #37 :
Mayıs 06, 2008, 00:26:43 »
missmurder
Daha yeni okuyabildim - üzgünüm bu kadar da geç okuduğum için ama
- Neyse okudum ya
İçim burkularak okudum resmen. anlatışın akıcı ve hissettirici çok. Sirius'un halini, James'in acısını pek iyi anlatmışsım
Ayrıca hikayenin ismi de bana nerden tanıdık geliyor diyordum kii sonradan tabi ya UU dedim
Eline sağlık çok. Mutlaka devam et emi
Edit: Malfoy'un Lily gibi görünüp ölmesi çok garip hele de basın tarafından bu şeklide gösterilmesinin istenmesi de
Merakla bekliyorum
Logged
When You Can Live Forever
What Do You Live For?
Twilight
Imagine
Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
JameSirius
Gossip Girl
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1570
Bursa & Didim. Eylül'e kadar yokum.
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #38 :
Mayıs 06, 2008, 13:03:35 »
Misiiizz ^^ ' Şekerciim ^^ ' Gel şeker verecem sana
(Nan yorum yazmadığımız yetmiyor , birde dalga geçiyoruz
Yüzsüzlük saç boyu
)
Ya çok özür dilerim canım , bu ara öküzleme (bırak ineği mineği harbi harbi öküzleme
) moduna girdim
Café'de zapzap dolaşıyorum. Kendi hikayemi bilem koymadım , ki senden epey zılgıt yemekteyim
Neyse , 2.bölüme , gecikmiş bir ellerine sağlık
Bakmasam 3ü koyduğunu da göremeyecektim
Neyse
2. Bölüm Yorumları ;
Alıntı
"Ne-? Nasıl-?" James kelimeleri cımbızla boğazından çıkarıyor gibiydi ve sonra da sesi gitti. Sağ elini şiddetle sıktı. O kadar şiddetle sıktı ki, eli titriyordu. Yaralarla ve morluklarla dolu eli canını çok yakıyordu, tırnaklarının batması da cabasıydı, ama şu anda o titreyen elini acımasızca, en berbat, en iğrenç şekillerde kesseler, yok etseler ya da parçalarsalar bile bu söz kadar canını acıtamazdı: "Bulamadık." Göz kapakları artık isyan etti, daha fazla dayanamayacaklardı; kapandılar. Bir damla göz yaşı solgun yanağından aktı. Sesinin tekrar geldiğinden emin olduğunda;
"Nasıl bulamadınız? Tam yanımdaydı... yanımda..."
Kolay değil , biricik Lily'si gitmiş(zannediliyor) .. O çaresizlik , acı , haykırma isteği .. İçim bunaldı be
Vallaha içim bunaldı
Alıntı
James gülümsemeye çalıştı. "Eğer..." Gözlerini tavana dikti. Bir damla gözyaşı gözünden aktı, yanağından geçip yastığa düştü. Islak, ufak bir yuvarlak oluştu. İkinci bir damla o yuvarlağı büyüttü. Ve üçüncü... ve dördüncü... Dakikalardır hapsettiği göz yaşları, şimdi hapishanelerinden, gözlerinden, sanki özgürlüğüne kavuşan masum bir mahkumun isteğiyle ve hızıyla kaçıyorlardı. Remus Sirius'a başıyla işaret etti ve odanın kapısına yöneldiler. Sirius çıkmadan önce kapıyı tutarak döndü; "James,bu aptalca gelecek, özellikle bu durumda, ama güçlü olmalısın. En azından Harry'nin karşısında. O daha bir bebek. Bunları hissettirmemeliyiz. " dedi ve kapıyı kapatarak çıktı.
James, hala gözleri kapalı, göz yaşlarına söz geçiremeksizin ; "Harry için... Harry." diye fısıldadı.
Gözyaşları , hapishane .. Çok güzel ve ilginç bi betimleme
Burada Sirius'u aziz yapmayı tercih ettin sanırım. Genelde bu konuşmalar hep Remus
undu. Ama olsun
Sirius ta işe yarasın azıcık. Güçlü olsun deemii
" Harry için " ya .. "Harry için .."
diyerek , 2.bölüm yorumumu noktalıyorum
Tekrar ellerine sağlık
3. Bölüm Yorumu ; (Nan MAB Yorumu gibi oldu anasını satayım , bu ne
) :
Alıntı
Biliyorum. Alınma ama Sirius, odam beni bunaltıyor. Aslında buraları da daha farklı değil ama-"
"Teşekkürler James," diye sırrıttı Sirius. "Evimin - aslında ailemin evinin - ne kadar pis olduğunun son derecede farkındayım ama Kreacher denen o pis yaratık-"
Yaşlı bir ev cini olan Kreacher aynı anda mutfakta belirdi. "Kaç kez sana ben çağırmadıkça gelme dedim!?!" diye bağırdı Sirius ev cinine.
"Kreacher düşündü ki efendisi onun adını söyleyince ona ihtiyacı vardır." diye mırıldandı ‘efendisinin’ kelimesini küçümsemeyle söyleyerek. Ev cini ellerini karnına alıp başını eğerek geri çekildi.
"Hayır, şimdi git buradan." diye tersleri ev cinini Sirius. Kreacher de bir reverans yapıp kayboldu. "Her neyse, nerede kalmıştık
Ehua
Sirius'un Kreacher'i azarlamasına hastayım ya
Alıntı
Lily Potter, Eski Bir Muggle Evinde Ölü Bulundu.
31 Ekim Cumartesi tarihinde Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen ve taraftarlarının yaptığı saldırıda kaçırılan Lily Potter, dün sabah 04.30 sularında eski bir Muggle evinde ölü bulundu. Yıllardır kullanılmamışa benzeyen evin bodrum katında bulunan ceset, tanımlanmak için Bakanlık tarafından götürüldü. Bakanlık’ın şiddetle bilgi vermekten kaçındığı olayda bilinen tek şey Lily Potter’ın önce Cruciatus lanetine uzun süre maruz bırakıldığı, daha sonra da Öldüren Lanet ile öldürüldüğü biliniyor. Cesedin taşınmasına şahit olan az sayıdaki görgü tanıklarından bazıları Lily Potter’ı Hogwarts’tan tanıdığını ve suratının görebilidiği kadarıyla tanınmaz hale geldiğini söylüyor. Elleri, kolları ve vücudunun görünen taraflarında morluklar olduğunu ekliyorlar-
haberin devamı 3. sayfada
Sirius haberin devamını okumadı, okuyamadı. Mutfakta büyük bir sessizlik herkesin üzerine çökmüştü ve asla gitmeyecek gibiydi. Sessizliği bozan kişi Moody oldu. Tak tak tak. James'in yanına yaklaştı ve
"Evlat," dedi elini James'in omzuna koyarak. "Biliyorum, şuan da istediğin şey bu değil ama en kısa sürede Yoldaşlık'a gelmen gerekiyor. Lily için şey yapman...." Güçlü Seherbaz Moody'nin bile konuşamayacak duruma geldiği anlar olabilirdi. Bu da o anlardan biriydi. Boğazını temizledi ve "Ben, gitsem iyi olacak." diye moruldanarak Grimmauld Meydan'ı 12 Numara'yı, Üç Çapulcu'nun üzüntülerini daha fazla görmemek için terk etti.
Moody gittikten sonra yaklaşık on beş dakika boyunca, kimse konuşmadı, kimse kıpırdamadı, kimse hiç bir duygu gösterisinde bulunmadı. Herkes şoktaydı. Lupin sanki bu bir şakaymış gibi Gelecek'i en az 10 defa taramıştı. Bu Bir Şakadır! diye yazan yazıyı arıyordu. Sirius ise iskemlesine çökmüş, gözlerini James'e odaklamıştı. Çatalak ise, sadece gözlerini masanın üstündeki ellerine dikmiş, tırnaklarıyla oynuyordu. Gözleri dolmuştu ama henüz yaşlar aşağıya inmeye başlamamıştı. Cehennem ateşinde yanan umudumun son külleri de bu haberle birlikte sonsuza dek gitmiş oluyor, diye düşündü. "Lily..." diye fısıldadı ve göz yaşları patladı. " Bunca ay... En ufak bir haberde...." Bir taraftan da hıçkırıyordu. "Lanet olsun! Neden?!?" Elinin tersiyle göz yaşlarını sildi, bir süre öylece ağladı.
Harbiden bu bi şaka mı
Haklı Remus ... Haberi de güzel yazmışsın haa , seni senii
Alıntı
James’in adımları uzaklaşınca Sirius Lupin'e baktı. Aylak'ın göz yaşları durulacak gibi değildi. Gözleri iyice şişmişti "Sirius, bence sen de yukarı çık. James bile böyle soğukkanlı olamaz. Bence hiç iyi değil. Büyük bir şok... elbette... Lily..." dedi yavaşça. Sirius kafasını salladı ve tek bir söz bile söylemeden yukarı çıktı.
Odasına gittiğinde, James'in Harry'i kucağına almış olduğunu ve Sirius'un duvarlarındaki resimlerden birini ona gösterdiğini farketti. Bu James ve Lily'nin bir resmiydi. Hogwarts arazisinde mutlulukla sırıtıyorlardı. İlk resimleriydi, James bu resmi Sirius'a geçen sene vermişti; değerli eşyaları dağıtmaları gerekmişti çünkü herhangi bir saldırıya karşı onları korumaları gerekiyordu, en azından biri sağ kalırsa diye. Sirius kapıya dayandı, kollarını birleştirdi.
"Bak, Harry. Bu annenle ilk fotoğrafımızdı. Unutmuşum bunu Sirius'a verdiğimizi... Onu benimle çıkmasına ikna etmek için ne kadar çok uğraştım biliyor musun? Hiç bir şey için bu kadar uğraştığımı hatırlamıyorum. Ama o öylesine harika bir kadın ki." diye ekledi fısıltıyla Lily'nin yüzüne özlem dolu bir ifadeyle bakarak. Harry'nin gözleri ağlamaktan kızarmıştı ancak annesini fotoğrafta gördüğünde yüzünü bir gülücük sardı. "An-ne," dedi. Ufacık elini resmin üstüne getirerek küçük işaret parmağını Lily'nin yanağına dokundurdu. James daha fazla dayanamadı ve "Hadi bakalım ufaklık, yatağına," dedi sesinin çatlamamasına özen göstererek. Döndüğü anda Sirius'la karşılaştı, suratı kızardı. "Sirius, burada mıydın? Ben de-" diye ağzında bir şeyler geveledi ama sonunu getiremedi.
"Sorun yok James, biz dostuz. Bir şey saklama lütfen." dedi, James Harry'yi beğişe koyup kapıya doğru yürürken. "Biliyorum Sirius ama..." Harry için tuttuğu göz yaşları tekrar patladı ve James Sirius'a sarıldı. "Sirius... Gerçekten çok zor...Onun... Lily'nin...bu sefer gerçekten gittiğini bilmek."dedi James hıçkırıklarla sarsılırken. Sirius dostunun sırtını sıvazlayarak. "Evet, James... Biliyorum. Gel aşağıya inelim." dedi ve kapıyı kapatarak aşağıya indi.
Ah be :'(Benim koptuğum an , James'in resmi gösterdiği andır
Ooof of!
Vee mutlu son
Yuhuuu ! Hobareeyy _o_
Aslan mördır kaplan mördır
! Lily ölmedi ha
Ama hala onların elinde
Neyse ya , sonuçta ölmedi
Tekrar ellerine sağlık canım
En güzel bölümdü bu bence
«
Son Düzenleme: Mayıs 06, 2008, 17:20:08 Gönderen: JameSirius
»
Logged
maybe i'm crazy
maybe you're crazy
maybe we're crazy
probably.
mirabillis_92
C@RMiN@
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 731
~Punk Baby~
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #39 :
Mayıs 06, 2008, 16:08:11 »
bütün bölümü okurken yemin ederim kalbim boğazımda attı
missmurder korkunç bir bölümmüş
şoka girdim yanee
yeni bölümü dört gözle beklerik
ama sonu güzelmiş lily ölmedi ya ohh ne güzel
inş. sonra da ölmez hemen bulurlar onu
Logged
Camellia
~Chronometer Girl [Kronometre]
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 3020
We Were Just Starting To Be Brothers Again
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #40 :
Mayıs 06, 2008, 16:12:10 »
gerçekten ölüyodum bir an Lily ölüdüm
öylee tırstım ki sonra dumbladore'un haberinden sonra (ve tabi narcissa'yı gördükten sonra) bir ooooh çektim ellerine sağlık ama lütfen lily çabuk bulunsun yazık james'E
Logged
aktas
Kakao
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 304
MİLLİ TAKIM DEMEK 70 MİLYON DEMEK!!
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #41 :
Mayıs 06, 2008, 17:23:26 »
yüreğimi ağzıma getirdin missmurder yaa..adına yaraşır yani
Logged
Elentari
UU Seherbazları
Sıcak Çikolata
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1537
Bir zamanların missmurder'ı
Ynt: Umudun Külleri // Yeni :3. Bölüm -- Gerçek, Kabus ya da Rüya
«
Yanıtla #42 :
Mayıs 06, 2008, 18:08:34 »
Alıntı sahibi: JuliaSirius üzerinde Mayıs 05, 2008, 23:08:03
missmurder
yüreğimi ağzıma getirdin
Bir an
eyvah!
dedim,
bu kadar kolay mı?
. Tabi sonra azbuçuk tahmin etmiştim onun ölmediğini.Her zaman bir
umut
, bir teselli
.
Dil anlatımın gerçekten çok hoş.Bu yüzden , hiç yorulmadan ve anlam bütünlüğünü koruyarak okuyabiliyorum yazını
En sevdiğim yanı da bu olsa gerek
Bu bölüm uzundu
Ve içine sinmeyecek ne var anlamıyorum
Gayet güzeldi
James'in bu durumu beni derinden etkiliyor
Ya öldür Lily'yi ya da bir an önce bul
Yazıktır yahu James'e
Lily için de üzülüyorum.Hâla
diğerlerinin
elinde
Narcissa da niye öldü ki acep
Kısacası böyle uzun,akıcı ve konusu güzel bölümlerle bekliyorum yazını
Ellerine sağlık
Teşekkür ederim JuliaSirius
Tahmin edebildin mi :S
Sonu belli olan filmleri ve yazılar pek iyi olmaz ama
Neyse, zaten Lily'nin ölmesini kimse istemiyor, o yüzden buna inananılabilir ve umut beslenilebilir
Tabi Lily'ye ne olacak, hiçbir şey söylemiyorum
Ya öldür ya bul ha
James acı çeksin
Sadistlik yapıyorum burada
Narcissa'nın gizemi ne
Dın dın dın dıın
Gelecek bölümlerde!
Tekrar teşekkürler okuduğun ve yorum yaptığın için
Alıntı sahibi: holy_solemn üzerinde Mayıs 06, 2008, 00:26:43
missmurder
Daha yeni okuyabildim - üzgünüm bu kadar da geç okuduğum için ama
- Neyse okudum ya
İçim burkularak okudum resmen. anlatışın akıcı ve hissettirici çok. Sirius'un halini, James'in acısını pek iyi anlatmışsım
Ayrıca hikayenin ismi de bana nerden tanıdık geliyor diyordum kii sonradan tabi ya UU dedim
Eline sağlık çok. Mutlaka devam et emi
Edit: Malfoy'un Lily gibi görünüp ölmesi çok garip hele de basın tarafından bu şeklide gösterilmesinin istenmesi de
Merakla bekliyorum
holy_solemn
(aynı başlangıç yaptım
) Hiç önemi yok ne zaman okuduğunun, oku yeter. İstersen bir sene sonra oku - tamam, o kadar geç okuma
Narcissa'nın ölümü ve basın olayı sonraki bölüme büyük ihtimalle aydınlanacak
Gelecek bölümün içeriği hakkında ufak bir bilgi
Zaten sonrakine aydınlanmazsa öbürüne aydınlanır hani...
Okuyanların morallarini bozuyorum, depresyona gireceğim
Herkes çok üzülüyor durumlarına
Ama n'apıyım, içimden böyle geldi, böyle gitti
Ben de hikayenin adını koyarken diyorum len bu bana bir yerden aşina ama nerden...Sonra benim de aklıma UU geldi, özentilik ya da kopya gibi duracak dedim, ama koydum çünkü başka bir şey bulamadım
Neyse, ilk mesajda yazdığım şeyi bir daha yazmış oldum
Çok teşekkür ederim okuduğun ve yorum yaptığın için
Alıntı sahibi: JameSirius üzerinde Mayıs 06, 2008, 13:03:35
Misiiizz ^^ ' Şekerciim ^^ ' Gel şeker verecem sana
(Nan yorum yazmadığımız yetmiyor , birde dalga geçiyoruz
Yüzsüzlük saç boyu
)
Ya çok özür dilerim canım , bu ara öküzleme (bırak ineği mineği harbi harbi öküzleme
) moduna girdim
Café'de zapzap dolaşıyorum. Kendi hikayemi bilem koymadım , ki senden epey zılgıt yemekteyim
Neyse , 2.bölüme , gecikmiş bir ellerine sağlık
Bakmasam 3ü koyduğunu da göremeyecektim
Neyse
2. Bölüm Yorumları ;
Alıntı
alıntı için di oricinıl mesaja bakınız
-- missmurder
Kolay değil , biricik Lily'si gitmiş(zannediliyor) .. O çaresizlik , acı , haykırma isteği .. İçim bunaldı be
Vallaha içim bunaldı
Alıntı
alıntı için di oricinıl mesaja bakınız
-- missmurder
Gözyaşları , hapishane .. Çok güzel ve ilginç bi betimleme
Burada Sirius'u aziz yapmayı tercih ettin sanırım. Genelde bu konuşmalar hep Remus
undu. Ama olsun
Sirius ta işe yarasın azıcık. Güçlü olsun deemii
" Harry için " ya .. "Harry için .."
diyerek , 2.bölüm yorumumu noktalıyorum
Tekrar ellerine sağlık
3. Bölüm Yorumu ; (Nan MAB Yorumu gibi oldu anasını satayım , bu ne
) :
Alıntı
alıntı için di oricinıl mesaja bakınız
-- missmurder
Ehua
Sirius'un Kreacher'i azarlamasına hastayım ya
Alıntı
alıntı için di oricinıl mesaja bakınız
-- missmurder
Harbiden bu bi şaka mı