bu çok iyi bir haber oldu senden aldığım ilham ile akşamına veya sabahına yeni bölümü koyarım (kendi hikayemde) ilham pericikleri peşini bırakmasın

not:bir bölümü ortalama kaç saatde yazıyorsun bir sormak istedim de

bunu ben cevaplıyım 5-6 saate yaz yaz bitmiyo bekletio bizi
sen de habire laf atıon aşk olsun şevval
Bölüm 14 / 1
Draco Malfoy dolabını söylene söylene boşaltıyordu.Eline geçirdiği bir gömleği daha bavula tıkıştırırken,noel’in ne kadar iğrenç geçeceği vardı aklında.Yeterince dolmuş olan bavulu çarparak kapattı ve iki siyah gözle karşı karşıya geldi.Blaise kaşlarını çatmış ona bakıyordu.
“Ne var?”dedi koyulaşmış gri gözleriyle odayı yakarak.Gözlerini Blaise’dan çekerek önüne döndü.Yeni ütülenmiş gömleğini düzeltmeye çalışırken daha da kırıştırıyordu.
“Asıl senin neyin var?Bu kadar büyütme bu olayı….”
“Hayır büyütmüyorum….”
“Tavrın çok kötüydü.Weasley’i kızdırdın,Pans olmasaydı kesin asalar çekilmişti.Bir de Granger,tam emin değilim ama bir kızdan ağladığını duydum.”
“NE?!..”
“Evet…”
“Nerdeymiş.”
“Tam bilmiyorum,ikinci kattaki kızlar tuvaletinde mi neymiş.”
Draco fırlayıp kapıdan çıkacakken ,Blaise tarafından durduruldu.
“Kızlar tuvaletine mi gireceksin?”
“Evet.”Blaise cevaptan dolayı afallamasına rağmen belli etmedi.
“Tamam ama söylemem gereken bir şey daha var.Dumbledore bu gece devriyeyi uzun tutmanızı istiyormuş.Okulun her yeri kontrol edilecekmiş.”Draco Blase’ın söylediğini anlamamıştı bile önündeki kendisinden iri adamdan kurtularak kendini koridora attı.
Luna göl kenarında yeni sevgilisini bekliyordu.Bu arada kendi kendine soruyordu. Mutlu muydu daha bir günlük olan ilişkiden?evet mutluydu…Bir şeyler görüşünü kapatırken sakince gülümsedi.Elleriyle gözündeki elleri yakalayarak indirdi ve önüne dönerek iki koyu siyah göze baktı.
“Bay Zabini hoş geldiniz ama biraz geciktiniz…”
“Evet Draco adlı bir Slytherinli ile ilgilenmem gerekti.Ne söyleyecektin?”
“Noel de bir planım var.”
“Yani biraz olsun görüşemeyeceğiz.Ben de Weasley’lerin evi size yakın diye seviniyordum.”
“Noel’i arkadaşlarımla geçireceğim”
“Evet anladım,Luna “
“Bir de sevgilimle…”
“Ne güzel sevindim senin içi…”Luna kaşlarını kaldırdı.Mavi gözlerinde sevimli bir sinsilikle Blase’in siyah gözlerine bakıyordu.Gülümseme delikanlının yüzüne biranda yayıldı.Genç kızı ince belinden sararak kendine yapıştırdı.İkisinin dudakları da mutlulukla buluşuyordu.
Draco ikinci katın koridoruna irdiğinde etrafı gözetlemeye başladı.Geçen sene kızlar tuvaletine girmişti bir çok kere.Hatta Potter’dan bir lanet de yemişti.Ama şimdi bir Malfoy’un kızlar tuvaletine girerken görülmesini istemiyordu.İlerleyerek tahta kapıya yüklendi.Tanıdık mekana girdiği anda burada geçirdiği anılar kafasına doluşmaya başlamıştı bile.Sonra ince bir ses kulaklarına ulaştı.
“Dracooooooo….”Draco gözlerini kapatarak,arkasındaki hayalete döndü.
“Selam Myrtle.”
“Bir yıldır nerdeydin Draco.”dedi hayalet kollarını göğsünde kavuşturarak.Sonra bir eliyle gözlüğünü oynatarak Draco’ya yaklaştı. “Ben affederim Draco…Ama geldin sonunda.” Eli Malfoy’un omzuna inerken,Draco soğuk bir ürperti hissetti.
“Aslında Mrytle ben sana Hermione Granger nerede diye soracaktım”
“Ah kalbimi kırdın Draco.O yürüyen çalı demin buradan ayrıldı.Hogwarts erkeklerine güvenilmez hiçbiri sözünü tutmuyor.”dedi Mrytle ağlayarak tuvaletlerin içinde kayboldu.Draco ise omzunu silkerek Hermione’nin nerede olabileceğini düşünüyordu.Geldiği hızla aynı kapıdan çıktı ve Hogwarts’ın değişen merdivenlerine yöneldi.
Hogwarts’daki herkes sandıklarını dolduruyor,tatil için hazırlanıyordu.Harry elleri belinde doğruldu.Hele şükür bitirebilmişti.Yarına bırakmak istemiyordu hazırlığı… Dumbledore anahtar kullanacaklarını söylemişti.
Ellerini cebine koyarak merdivenleri indiğinde kanepede oturan Ginny’i gördü ilk önce,sonra Ron ve….
“Parkinson?”
Koyu yeşil gözler Harry’i süzdü. “Ne var Potter?”
“Sen burada?”
“Eh gözlerin görebiliyorsa buradayım ve evet kendimi aştım geldim.”dedi otuz iki diş sırıtarak. “Ama gitsem iyi olacak 7. Sınıfların saati yaklaşıyor.Draco bile izin vermez bu saatten sonra.Bir de bu gece öğretmenlerde devriye gezecekmiş”.Pansy ayaklanarak kalktı,Ron küçük bir öpücük aldıktan sonra genç kız ışık hızıyla uzaklaştı.Harry ilerleyerek boşluğa otururken konuştu “Daha iyi misin…Hani…”
“Evet Harry üç saat öncesinden daha iyiyim.Herm iyi değil asıl, kız yok ortadan kayboldu.”diye karşılık verdi Ron kafasını iki yana sallarken.
“Eh gayet normal…”
“Pansy’nin söylediğine göre iki saattir Herm’i arıyormuş.”
“Büyük ihtimalle bulamayacak,geçen sene ki kavganızı hatırlasana Ron.”dedi Ginny, Harry’nin kolunu yakalayıp boynuna dolarken. “Bir hafta boyunca hiçbir yerde yakalayamamıştık.Bir tek derslerde yemeklerde görüyordum.Nereye gittiğini de söyletememiştim bir türlü.”
…
Hermione kitabını kapatarak saatine baktı.Devriyenin başlamasına on dakika vardı. Okulun içinde yine kayıplara karışmıştı.Malfoy’un köşe bucak onu aradığına emindi.
Aklı karma karışıktı.
“Bu olamaz…”
“Ama neden Draco?”diye sordu Hermione,mavi gri gözlere şaşkınlıkla bakarak.
“O eve….”
“Ne varmış evimiz de Malfoy?” Ron da ayağa kalkmış öfke içinde Draco’yu süzüyordu.
“Ne yok ki?Evinizin…”
“Draco.”dedi Hermione zayıf bir sesle.Draco ise onu,bileğinden tutarak aralarından çekti.
“Tasvir edilmezi bile güçtür.Sizin…”
“Kanıbozuk olmamız mı?”Ron ve Harry asalarını doğrultmuştu.Ginny sakinleştirmek için Hermione’nin kolunu tutuyordu ama kendi sinirinden tuttuğu kolu ne kadar sıktığının ve acı verdiğinin farkında bile değildi.Blaise Draco’yu durdurmak için hamle etmişti ama duyulan son söz donup kalmasına neden olmuştu.Anlık sahneyi Pansy’i bozdu.
“Draco onu kastetmedi Ro…”
“Peki neyi kastetti…Kanıbozuklar…”Rontıkanır gbi oldu ve gözü Hermione’ye kaydı.genç kız çenesini dikleştirmişti.Tüm gücünü toplayarak Ron’un tıkandığı cümlenin devamını getirdi.
“ve bulanıklar.”Düşüncelerinin kontrolünü kaybetmişti.Draco’nun pastelleşmiş gözleri tamamen ifadesizdi.Hermione’ye bir saniyeden fazla bakmadan başkanlık odasından çıkmıştı.
Herkesin yaşadığı şok odanın havasını ağırlaşmıştı.Hermione ayaklarının çözüldüğünü hissetti.Ginny’nin omzuna tutunarak dengede kalmaya çalıştı ama başaramadı.Dizlerinin üzerine çökerken sanki bütün duyularını da kaybetmişti. Hiç kimsenin bir şey söylemesine izin vermeden odadan fırladı. Hemione o anları tekrar hatırlarken,yaşlarını tutamadı.Ama toparlanmalıydı çünkü -Malfoy-u affetmesi kolay olmayacaktı.Onun değiştiğine inanmakla hata etmişti.Yavaşça ayağa kalkarak önündeki tahta kapıya ilerledi.Bu odayı seviyordu.Koridora çıkıp ihtiyaç odasının kapısını kapattı.
Draco yarım saat önce aramayı bırakmıştı.Omuzları düşük bir şekilde altıncı kat koridorunda ilerliyordu.Ama merdivenlerin önünde kahverengi bir saç kütlesi gördü.
“Herm….”Koşturarak genç kızın kolundan tuttu ve kendine çevirdi.Hermione sertçe çevrilirken,öfke dolu ela gözleri mavi grilerle çakıştı.Draco bu görüntüden hafifçe irkildi ama belli etmedi. “Hermione…”
“Bana hiçbir şey söyleme Malfoy.”
“B-ben öyle söylemek istemediğimi biliyorsun.”
“Hayır bilmiyorum.”
“Ama…”
“Orada bana itiraz etmedin Draco.emek ki hala öyle düşünüyo…”
“Asla.”
Bana biraz düşünme süresi ver…”Kolunu Draco’dan kurtardı ama hala birbirlerine bakıyorlardı.Hermione bütün pişmanlığı görebiliyordu gözlerde ama gerçekten düşünmeliydi.İkisi de Mcgonagall’ın sözüyle kendine geldi.
“Bayan Granger bay Malfoy.”dedi yaşlı kadın onlara doğru ilerleyerek. Ayakkabısının topuk sesleri koridorda yankılanıyordu. “Demek buradasınız.Bu gün devriyenizi uzayacağını haber vermek istedim.Bayan Granger siz Hufflepuff, Gryffindor ve Ravenclaw’ı kontrol ederken bay Malfoy siz de Slytherin ve zindanları araştıracaksınız. Biz öğretmenler ise katları dolaşacağız.Bugün birkaç haylaz öğrenci Hogwarts’a noel hediyesi bırakmak istemiş.Ne yaptıklarını bilmiyoruz.İçlerinden biri sadece böyle bir şey yaptıklarını söyledi.anlaşılan bunlar Weasley varisleri.”
…
Hemione kendini yatağa bırakırken,yorgunluğu bütün bedeninde hissedebiliyordu. Birkaç patlayan iksir bulmuş,çoğunun patlama anına yakalanmıştı.üç ana binanın içinde öğrencileri yatmaya ikna etmek zorunda kalmıştı.Başını yumuşak yastığa gömünce bütün sorunlar aklından uçup gitti.Yerini derin bir uykuya ve Draco’lu birkaç rüyaya bıraktı.
….
Hermione ilk olarak Kavuk’a ayak basarken kendisine sarılan ve kocaman gülümseyen Molly Weasley ile karşılaştı.Hermione onun neşesine gülümserken diğerleri de gelmişlerdi.En son Narcissa Malfoy girmişti.İki kadın ilk başta birbirine ifadesizce baktı.İkisinin birbirine sarılmasıyla odadakilerin ağzı bir karış açılırken, sarılan iki kadının da ağlaması Hermione’nin az daha yüreğine indiriyordu.Şaşkınlık evin içinde çığ gibi büyüyordu.
“Molly seni çok özledim.”
“Bu senin suçun küçük prenses.Gittin o adamla evlendin.”
“Benim kararım değildi bunu biliyorsun Molly.”
“Tamam tatlım…Cissy en de seni çok özledim.”İki kadın yine hıçkırarak sarıldılar.Draco annesini ilk defa böyle görüyordu.Hermione gözlerini iki kere açıp kapadı ama bu kendisi kadar gerçekti.Bayan Weasley ve Narcissa Malfoy gözlerini kurulayarak şaşkın şaşkın bakan sekiz kişiye döndüler.
“Çocuklar bizin Cissy ile akraba olduğumuzu biliyorsunuzdur herhalde.Yalnız biz birbirimize çok yakındık.Hogwarts’ta bile.Ama bazı nedenlerden dolayı arkadaşlığımız bozulmuştu.”dedi Molly Weasley otuz iki diş gülümseyerek.
…
Hermione sabah erkenden kalkmıştı.Ginny’nin odasında Pansy ile kalmışlardı. Draco ve Blaise Bill’in odasını almışlardı.Harry ise Ron’un odasını paylaşıyordu. Charlie gece gelmişti.İkizler ise bugün gelecekti.Kollarını gererek doğruldu ve bacaklarını yataktan aşağı bıraktı.Pansy ve Ginny hala uyuyordu.
Kavuk’un salonuna indiğinde Narcissa Malfoy’un tek başına oturduğunu gördü. Genç kadın başını kaldırarak gelen kişiyi gördüğünde hafifçe gülümsedi.
“Günaydın Hermione.”
“Günaydın Narcissa…”
“Erken uyanmışsın…”
“Eh.Alışkanlık diyelim.”Hemione genç kadının karşısına oturdu.İki kişi karşılıklı bakışırken Narcissa konuşmayı sürdürdü.
“Kafanda bazı sorular var gibi Hermione.”
“Şey…evet…aslında var….Merak ettiğim şey siz üç kardeşsiniz…Çiçeğin etkisi…”
“Evet üç kardeşiz.Çiçeğin etkisi onları da kapsıyor fakat yerini bilmezler sadece varlığını bilirler.Ben evlenince annem sırrı bana verdi.Yani çiçeğin bilinişi ben ve benim soyumda devam ediyor.Kardeşlerimden hiçbirini koruyucu olarak seçmedim. İstemedim.Bayan Tonks bizden uzaklaşmıştı,ailenin baskısıyla zaten.Bella ise seçemeyeceğim kadar bencildi.Lucius’a güvendim.Ama o da koruyuculuk görevini geçen sene bozdu.Bellatrix ile anlaşarak Karanlık Lorda söylediler.Seçtiğim kişileri koruyuculuktan çıkartamam da.Şimdi Lucius’u saymazsak sekiz koruyucumuz var. Hem de en cesurları ve güçlülerinden oluşan bir koruyucu topluluğu.”Narcissa Malfoy sanki biraz rahatlamıştı.Bu belli oluyordu.Gülümsemesi biraz daha canlanmış,sanki rengi biraz daha iyileşmişti.
“Bu koruyucuların sayısı artar mı?”
“Evet artar fakat bu bizi koruyan sihrin genişlemesini ve etkisinin azalmasını sağlar.Şu anda sınırda olduğumuzu düşünüyorum.Ama şöyle bir şey var koruyucular yerleri söyleyemez yani koruyucu sayısının artması büyülerin sınırını zorlar sadece çiçeğin yerini belirtmez.Çiçeğin yerini ancak biz söyleyebiliriz.”
…
Hermione Harry’nin verdiği bir süsü daha yerleştirdi.Asasının küçük bir hareketiyle de kedi merdivenleri pencereleri ve vitrinleri süsledi.
“Hele şükür bitti.”
“Süper bir iş çıkarttın Herm.Oda harika görünüyor.”dedi o anda salona girmekte olan Ginny. “Benim de bir sürprizim var,ökse otu koydum saklı bir yerde iki kişi yanlışlıkla geçerse öpüşmek zorunda kalacak.Tabii onu büyüledim.Saatte bir yeri değişecek ve aralarında ailesel bağ olmayan kişileri etkileyecek.Ayrıca yaşıtsal olarak ayarladım.hani senin bana öğrettiğin yaş sihri vardı ya onu kullandım yirmi beş yaşın üstündekiler Ökse otunun sihrinden etkilenmeyecek…Yaşasın…”Ginny bir sevinç çığlığı atarak zıplarken,Harry sevgilisinin coşkusuna ağzı açık kaldı.Hayır bu kız asla uslanmayacaktı.Hermione ise gözlerini devirmekle yetirdi.Bir süre sonra ökse otunun ilk kurbanları belli olmuştu.Ron ve Luna iki görünmez duvar arasında kısılırken Pansy dahil herkes güle krizine girmişti.Bir tek kişi bunu komik bulmamıştı…Blaise… Birkaç günlük sevgilisinin başkasıyla öpüşmesi onu yıkmıştı.Blaise Pansy’e uzaylıymış gibi bakıyordu. “Ne yani kıskanmadın mı?”
“Hayır niye kıskanayım ki.Onların suçu değil…”
Fred ve Greorge sonunda gelmişti.Hermione onların evin içine neşe getirdiğini düşünüyordu.Her ne kadar kalabalık olsalar da evin içinde Draco’yla yalnız kalmamak için köşe bucak saklanıyordu.
“Hey millet toplanın.Şişe çevirmece…”Herkes mutfağın içine toplanmıştı çağrı üzerine.Ginny şen bir kahkaha atarken,Ron,Hermione ve Harry gülümsemekle yetinmişti.Luna,Blaise,Pansy ve Draco ise Fred’’in ne söylediğini anlamaya çalışıyordu.Fred onların suratlarının ifadesine boğuk bir kahkaha attı. “Şişe çevirmece.En zevkli Muggle oyunu.Bir kişi şişeyi çeviriyor.Şişenin ağzı kime gelirse o kişinin iki seçeneği olacak.Doğruluk ya da cesaret.Doğruluk seçerseniz eğer sorulun sorulara cevap vermek zorundasınız.Cesaret seçerseniz de size verilen görevi yapacaksınız.Ama bizim başka bir tercihimiz var.İçine attığımız bir kağıda yazılı notlar….Cesaret seçerseniz onlardan bir tanesini seçiyorsun ve uyguluyorsun.İşte bu…Ha unuttuğum bir şey var.Bizim oyunun Muggle oyunundan farkı şişenin büyülü olması.Eğer şişenin size verdiği görevi yapmazsanız şişe tarafından dayak yiyeceksiniz.Kısacası itiraz kabul edilmiyor.”Fred herkese küçük bir kağıt verirken konuşmasına devam etti. “Cesaret seçeneğini yazsın herkes.”
…
Şişe bir kez daha dönerken herkes ‘oooo’luyordu.Kimse daha cesarete ulaşamamıştı.Yeşil renkli şişenin ucu yine Blaise’ı gösterince,delikanlı gözlerini devirdi.
“Bu sefer doğruluk yok Zabini üçüncü sefer olmaz.Çek bir kağııııııııt.”dedi Ginny atılarak.Birkaç kişi kahkaha atarken,bazıları da çoktan tuş olmuştu.Blise’in yüzü kağıdı çekince renkten renge girmeye başlamıştı. “ ‘Yeniden çevir bakalım şişeyi.Kim gelirse gelsin… bir öpücük yeterli…’ Kim yazdı bunu?”Pansy’nin eli direk havaya fırlarken, Blaise bir kez daha gözlerini devirdi.Şişe yeniden döndü…Döndü.ve yavaşladı…Ginny…Genç kızın suratı bir anda asıldı.İki genç sevgililerine bakarken Harry’nin gözlerini kaçırdığını ,Luna’nın boş boş şişeye baktığını gördüler.Blaise George ile yer değiştirdi.Şimdi Blaise ve Ginny yüz yüzeydi. İkisi aynı anda birbirlerine uzandı.Blaise genç kızı boynundan destekliyordu.Beş saniye süren bu öpücüğe kahkahalar eklenmiş,Pansy’nin nasibine de öfke dolu bakışlar düşmüştü.
Ama genç kız umurunda olmadığını bağırarak anlattı.
“İşte bu yaaa süperdi.”
…
George’un çevirdiği şişe Draco da durdu.Draco bir cesaret kağıdını çekerken, gözleri Hermione’yi buldu.Genç kız yere bakıyordu.Kağıdı açtığında şaşırdı. “Diğerleri kimi seçerse öpeceksin.Karşındakinden karşılık bekleme.Kural onun karşılık veremeyecek olması.”Erkekler şanslı kızın kim olduğuna karar vermeye çalışırken,Draco o şanslı kızın kim olduğunu gayet iyi biliyordu.Hepinin birden genç kızın adını bağırmasıyla ayaklandı ve ilerledi.Genç kız hala ona bakmıyordu.Gözleri yerdeydi.Klundan tutulup yavaşça kaldırıldı.Draco derin bir nefes alarak hızla genç kıza eğilince ikisi de bir anlığına dondu.Hermione içinde bir şeylerin acıdığını ve kıpırdandığını hissetti.Sevdiği ada tüm pişmanlığı nı dudaklarına akıtıyordu.Karşılık
Vermemek gerçekten yorucuydu.Birkaç saniye sonra Draco ayrıldığında Hermione içinden itiraz ediyordu.Kendini zorlayarak yerine oturdu.Draco uzanarak şişeyi çevirirken,altı kişi onların bu tepkisizliğine gözlerini deviriyordu.Şişe Ron da durdu ve oyun tüm hızıyla devam etti.ama iki kişi kendi düşüncelerine karışmışlardı bile.
umarım beğenirsiniz
