NOT 1 = Okurken,YouTube'da Evanescense'dan
_My immortal
_lithium ve ya Anywhere
_Missing
_Hello'yu
sırayla dinleyebilirsiniz.
NOT 2 = Azkaban Kalesini aynen Zümrüdüanka Yoldaşlığı filmindeki gibi hayal ediniz

NOT 3= Aklıma başka başlık gelmedi sorry

İyi okumalar efenim.Bol yorum pls..
36. Bölüm SÜPRİZ KONUKLAR Peter elindeki tepsiyi narsiscanın kaldığı odaya doğru götürürken dışarıdaki gürültüleri rahatlıkla duyuyordu ama tedirgin olmadı.Sanki normal bir şeymiş gibi.. Renksiz,tahtaları çatlamış,yeryer delik kapının önüne geldiğinde ‘’Şifa zamanı cissy’’ diye seslendi.Nadiren bir-iki lokmacık yiyen kadına acıyordu.Lucius gittiğinden beri üzgün,az konuşan ve korkulu rüyalarla uyanan bir kadın olup çıkmıştı.Üstelik makul bir zamandır oğlu dracoyu da göremez olmuştu. Yıllardır tanıdığı kadın birden bire değişmişti sanki.Kapıyı dirseğiyle itelediğinde karanlık odanın ilk kez boş ve hareketsiz olduğunu fark etti.Yatak bozulmamıştı,komodinin üzerindeki kristal sürahi birkaç saat önce koyduğu gibi ağzına kadar doluydu.Oysa her girdiğinde herbirşey bozulmuş,kullanılmış olurdu.Narsisca da tekli koltukta öylece oturur,boş boş bakardı.Belki uyuyamamıştır,rahatsızlanmıştır düşüncesiyle şifa şişelerinin bulunduğu tepsiyi bir kenara bırakıp yatağın tam karşısındaki kapıyı tıklattı.İçeriden bir takım tıkırtılar geliyordu..
Maximillian’ın hemen arkasındaki iki vampirin arasında duran biri rahatsızca kıpırdandı.Acı çekiyor gibiydi,nitekim sol kolunu tutmuştu da. ‘’İyi misiniz?’’ dedi durumu fark eden vampirden biri.Uçarken hepsinin saçları hoş bir şekilde dalgalanıyordu.Şatodan çıkmadan önceki yüzleri sanki mutasyona uğramıştı.Bembeyaz yüzleri damarlı,sarı dişleri sipsivriydi.Ne kadar vahşi görünseler de hepsinin yüzlerinde kaçabilmenin sevinci vardı. Deniz,altlarında amansızca dalgalanıyor,beyaz köpükler saçıyor,Azkaban’dan uzaklaştıkça ılık yaz rüzgarı yüzlerine çarpıyordu.İki vampire tutunan ortadaki şahsın kukuletası rüzgar’ın etkisiyle geriye kaydı.Narsisca Malfoy,
‘’sanırım’’ diye cavap verdi.
Azkaban’ın etrafı halen kalabalıktı ve bir sürü renkli ışıklar yanıp sönüyordu.Bella öfkeli bir şekilde yerden destek alarak kalkıp yukarıya,süpürge üstünde uçan ölüm yiyenlere bağırdı. ‘’ONLARI TAKİP ETSENİZE!’’ parmağıyla kuzeyi işaret ediyordu. ‘’HEPSİNİ ÖLDÜRÜN!’’ ve en fazla 15 kadar ölüm yiyen durumu yeni fark ederek anında rotalarını değiştirdi.Bellatrix kalenin, aşağı doğru inen üçgen şeklindeki boşluğuna asasını doğrultup ‘’Accio Ateşoku!’’ diye haykırdı. Saniyeler sonra çok kullanmaktan eskimiş,ama son model süpürgeye binip yukarıda yoldaşlıkla savaşan arkadaşlarına katıldı.
Pettingrew uzun süre cevap alamadığı kadın’ı merak etti.Son kez kapıya gürültüyle tıkladı -daha doğrusu yumrukladı- ‘’Cissy,içeri giriyorum bak.’’
Tak tak tak! sonunda dayanamayıp asasını çıkarttığında halen içeriden takırtılar geliyordu. ‘’Alahomora!’’ kapı savrularak açıldı. 10 dk dır duyduğu bu takırtıların kaynağı,kendi kendine açılıp duran çekmeceler,banyo’nun perdeleri,ilaç dolabı vs. di. Boş banyodaki bütün eşyaların hepsi belirli bir zaman aralığında sırayla açılıp kapanıyordu…
Alastor moddy az önce şiddetle dalgalanan denize bir ölüm yiyeni düşürmüştü. Şimdi boştaydı. Etrafına baktığında sayılarının azalmakta olduğunu acı bir şekilde fark etti.Birileri yoldaşlığa geri çekilme emri vermeliydi..Öte yandan kalenin tepesi de boştaydı.Bu harika bir fırsattı bence! Kimbilir içeride ne iğrenç yaratıklar vardı.Sırıtarak kalenin üçgen şeklindeki boşluğun içine hızla daldı.
Girer girmez dışarıdaki gürültüler az da olsa kesilmişti sanki.Bütün vücudundaki korkular ve telaş anında uçmuştu.Çünkü burası acayip sessizdi.Sağına soluna baktı,zindanlar buralarda biryerlerde olmalıydı çünkü o kükremeleri duymamak imkansızdı..
Pis köpekler diye düşündü tiksintiyle.Hepsine belasını gösterecekti.Seslerin geldiği yönü anlamaya çalışırak süpürgeyle aranmaya devam etti.Ardında dehşetli bir çığlık koptu,Voldemort geliyordu..Onu görmüş müydü? Öfkeli çığlık yaklaşırken moddy hiç vakit kaybetmeden zindanları bulmalıydı.Yeniden hızlandığında sesler daha da yaklaşıyordu artık.Dümdüz gittiği,2 metre yüksekliğindeki koridorların birinden sola saptı.Aynı zamanda Voldemort’un o korkunç lanetlerinden birine hedef olmamak için zikzaklar çizerek uçuyordu..
En arkadaki kızın biri ‘’Geliyorlar efendim!’’ diyerek tiz sesini duyurmaya çalıştı.Cissy gözlerini kıstığında gerçektende yaklaşmakta olduklarını fark etti.Telaşla asasını cüppesinden çıkardığında maximillian hemen kadının bileğine yapıştı. ‘’Hayır,sizin bizde olduğunuzu anlamamaları gerek.’’ ‘’O zaman..asamı siz alınız.Yaklaşıyorlar!’’ ‘’Ben büyücü değilim Mrs. Malfoy,sadece bir vampirim.Bir planım var.Ama siz sakın-‘’
‘’Kullanmayacağım’’ ‘’Güzel..’’ Maximillian, Lui’ye bir şeyler fısıldadı,Lui de arkasına dönüp diğerlerine eliyle işaret verdi. arkadaki birkaç genç, işareti onaylayarak maximillian’ın yukarısına,çok daha yükseklere çıktılar.
Ölüm yiyenler nokta kadar görebildikleri vampirleri artık net olarak görüyordu.Sayılarının az olmasına gülerek asalarını,o muhteşem yeşil kıvılcımı fırlatmak için doğrulttular.Ama bir talisizlik oldu.. maximillian’ın emriyle yukarı çıkmış olan vampirler sessizce inerken ölüm yiyenler asalarını henüz doğrultuyordu.Onlar arkadaşlarına bir zarar veremeden ölüm yiyenlerin üstüne çullandılar. Onlar daha büyü savuşturamadan,hatta çığlık bile atamadan vampirler aynı anda otomatikman,yaptıkları işi bilen profesyonel katiller gibi ölüm yiyenlerin boyunlarını sıkıca tutup hızla 180 derece çevirdi.İğrenç bir takırtı duyuldu,boyunlarını kırmışlardı.Basit ve sessizce halledilen bir işti. Ölüm yiyenler süpürgelerinden kayarak köpüklü denize doğru düşmeye başladılar..Narsisca malfoy ömründe ilk kez şaşkındı ve uzun zamandır kendisine gelememiş olmasına rağmen şimdi her şeyin öyle bilincindeydi ki.. Maximillian ona gülümsedi. Ama sonra Narsisca hızla parmağıyla onu göstererek ‘’Yanıyorsunuz!’’ dedi hemencecik. Genç vampir ilkin anlamadı,birkaç saniye sonra durumu fark etmeside pek sürmedi.Damarlı kanatlarından ufak ufak beyaz dumanlar çıkmaya başlamıştı.Yukarıya baktığında güneşin bulutların arkasından çıkmakta olduğunu anladı.Bu bir vampir için olması gereken son şeydi..
İşte! Zindanlar iki yanında uzanıyordu artık.Kurtadamlar uçmakta olan moddy’i pençeleyebilmek uğruna parmaklıkların arasından kollarını çıkartıp uzun tırnaklarını acımasızca sallayıp kükrediler.Hepsi açtı..Sadece bir güncük bile aç kalmaları onları çılgına çevirmişti.Moddy bütün kontrolü süpürgeye bıraktı.Tek kollu olduğu için yönetemezdi.Çünkü birazdan asasını kullanmak zorundaydı.Bu iğrenç,kokuşmuş kurtları öldürebilmek için..Voldemort onun ne yapacağını anladığında yetişebilmek için hızlandı. ‘’ETANERO!’’ Kurtadamların 12 tanesi aynı anda havaya uçtu ve nemli,soğuk duvarlara mide bulandıracak kadar ılık,koyu kanlar sıçradı.Koridor aniden renklenmesi onu güldürdü. ‘’Buranın boyanması gerekliydi zaten’’ sonra kahkaha atarak hızla önünden geçtiği zindanlardan birine daha aynı büyüyü yolladı. 12 kurtadam daha,12 tane daha,bir 12 tane daha.. Gittikçe neşelenirken voldemortta öfkeden çıldırıyordu. ‘’Ahh!!’’ süpürgesinden düşerken voldemort onu tuttuğu gibi hızla kalenin dışına doğru yükseldi.Moddy’e zaten yaklaşmıştı ve yakalaması an meselesiydi..
Harry kuleye ulaşabildiği için mutlu,hem de yorgun,Potter’ın odasına girilecek olan boş duvara halsizce parolayı mırıldandı.Duvar yavaşça muggle dünyasından diagon yoluna açılan gedik gibi iki yana açılarak geçmesi için yol verdi.İlginç yerdi şu hogwarst.Kimbilir böyle kaç gizli geçit vardı bilmediği..
Potter’ın çalışma odasında yine bir masa ve iki sandelyeden başka hiçbir şey yoktu.Dahası James’te burada değildi.
‘’Hay aksi’’ dedi hayıflanarak.Bilmem kaç basamağı çıkarak kendisini buraya kadar boşuna mı yormuştu? Kapının önüne çıkabildiği an ki arsız gülüşü aniden silinmişti. Hemen dönüp gitmeyecekti işte,gerekirse bu boş odada oyalanacaktı. Aslında pek boş sayılmazdı.Tahta masanın üzerinde bir sürü parşömen,boş iksir şişeleri,tüy kalemler,gereksiz bir sürü küçük metal parçaları ve deri bir kese.Oldukça şişkin görünen deri kesede ne olduğunu merak etti. Parşömenlerde dişe dokunur bir şey bulamamıştı çünkü.Galiba James’in kendince tasarladığı başka şeylerdi.Birinde Azkaban kalesinin çizimini açıkça görebiliyordu.Diğer her şey aritmansiyle ilgi garip garip karalamalardı.Hermione yanında olsaydı kesinlikle bunlardan bir anlam çıkarırdı herhalde. Kahverengi deri kesenin bağcıklarını çözdü.İçinde gök mavisi kumlar vardı.Birazını avucuna alıp boş zemine üfledi.
''Öhhö öhhö...'' gözleri ıslandı ama gözlerinin önünde gerçekleşen garip şeyi fark etmemek mümkün değildi.Sağ eli yoktu.. evet,evet yoktu.Gözlerini kırpıştırdı ve bir acı duymayı bekledi.Birşey olmamıştı.Büyük bir şaşkınlıkla az önce avucuna aldığı şeyin bir görünmezlik tozu olduğunu fark etti.Oysa daha önce böyle bir şey ne görmüş ne de duymuştu.Hatta böyle bir tozun icat edildiğinden bile şüpheliydi.Biraz düşündü,bir ölüm yiyen olan James Potter kimbilir bununla neler yapmıştı?
Masadaki boş parşömenlerden birini hışımla çekip aldı ve düzgünce yerleştirerek keseden,james’in kesenin içindekilerinin azaldığını fark edemeyeceği ölçüde ortaya dikkatlice dökmeye başladı.Bu,kesinlikle çok işine yarayabilirdi..İyide bir görünmezlik pelerini vardı zaten, bunu kullanması pek gereksiz gözüktü.Yinede deri kesenin ağzını eskisi gibi bağlayıp aldığı yere aynen yerleştirdi.Eh,yeterince oyalanmıştı.Zaten yapılacak pek birşey yoktu.
Birkez daha bir dersin daha boş geçeceğine üzülerek binlerce basamağı çıktığı gibi inmeye başladı.
Hermione,ginny’nin yanına gelerek ‘’İstersen sen yap’’ dedi. Kızıl saçlarını at kuyruğu şeklinde toplamaya çalışan kız,ağzında tokayla ‘’Neyi?’’ dedi.
‘’Ee-e bu işi sen başlattın.Hani diyorum,açılış konuşmasını da sen yapsan?’’ saçlarına son şekli verip bağladıktan sonra odadaki insanlara baktı,kalabalık ve canlıydı. Hepsi ne öğreneceklerini merak ediyor,birilerinin konuşmasını bekliyordu gerçektende. ‘’Ha..t-tamam ben yaparım’’
Herhalde zor olmasa gerekti.Ne de olsa büyük salonda öğretmenlerin önünde de yapmıştı bu işi.Hermione rahatmış halde pufuna oturmadan önce büyük,küçük herkesi ginny’nin birazdan konuşma yapacağını haberdar etti. O,pufa otururken diğerleride kendilerine yer bulmaya başlamıştı.Bu arada odayı cidden ilginç bulmuşlardı ve sırf eğlence olsun diye habire bir şeyler diliyor,anında önlerinde belirmesine şaşırıp gülerek yeni şeyler diliyorlardı.Bir kaç dakika sonra şamatalar sona erdiğinde ginny ayakta,kendisine dönen yüzlere sıkıntıyla sırıttı.
‘’Ee-e hepinize merhaba’’
Topluluktan otomatikman
‘’Merhaba’’ sesleri yükseldi.
‘’Şey,ee- biliyorsunuz burada kendimizi dış güçlere karşı savunmak, kendimizi geliştirmek için toplanmış bulunuyoruz. Dumbledore’un Ordusu’nun geçen sene Prof. Umridge’in ağır baskılar sonucu kurulduğunu bilmeyeniniz yok herhalde,öyle mi?’’
Endişeli yüzler ‘evet’ dercesine onaylarken Umridge’in yaptığı onca şeyi anımsamadan edemediler.
Ginny daha bir sevinçle devam etti, ‘’Eh,maalesef ordumuz,
şuan kendisi burada bulunmayan cho chang tarafından dağıtıldı.Bunu da biliyorsunuzdur,Gelecek postasından.’’ Yine onaylayan mırıltılar..
‘’Tamam.Şimdi ben,eski üyelerin yanıma gelmesini rica ediyorum.Böylelikle onların kimler olduğunu yeniden hatırlamış olursunuz.’’
Seamus,Neville’in de desteğiyle ayağa kalkıp ginny’nin yanına doğru yürüdü.Hastane kanadından çıktığından beri öfkesi geçmemişti.Böylece diğer eski üyelerde yavaş yavaş oturdukları yerden kalkıp ginny’nin yanına vardığında kız, ‘’İşte eski üyeler.’’ dedi ‘’Yalnızca aramızda olmayanlar,ağabeylerim Fred ve George.Onların okuldan kaçtığını görmüştünüz’’ dedi gülerek.Diğerleri de gülüyordu.Anlaşılan o olay hafızalarını hemen de etkilemişti. ‘’Ee- biz,siz yeni üyeleri de aramızda görmekten onur duyuyoruz.’’ dedi kızararak. Hermione fısıldayarak,
‘’iyiydin’’ dedi cesaret verircesine.
Harry’nin ihtiyaç odasının kapısının açılması için üç kere geçmesi gerekmedi çünkü kapı zaten herkese açıktı.Ne de olsa okulda bilmeyen yoktu,daha da iyisi Prof. Umridge yoktu.. İçeri girecekken biri, saklandığı kirişlerin arasından çıkarak ‘’Bende nerede kaldı bu diyordum’’ dedi. Sarı saçları sola yatmış,epey sabırsız görünen Draco malfoy elleri cebinde yaklaştı. ‘’Aa- malfoy,merhaba’’ ‘’Merhaba.’’ Heyecanlıydı ve diğerlerinin kendisini kabul etmeyecek olması ihtimalinden dolayı endişeliydi.Belli etmemeye çalıştığı da aşikardı. Harry gülümseyerek ‘’Hazırmısın?’’ dedi ‘’Hıhım,sanırım’’
Yarı kapalı kapıdan geçtiklerinde bütün yüzler doğal olarak onlara döndü.Ginny’nin ağzı açık kalmıştı,konuşmasını bölmüş olmalıydılar. Kimse bir şey demedi önce,ne de olsa slytherinlilerde biliyordu durumu.Harry lafı hiç uzatmadan ‘’Bir misafirimiz var'' dedi. ''Draco malfoy’u tanıtmama gerek yok herhalde.’’ Malfoyları tanımamak mümkün değildi zaten.Vaktiyle Lucius Malfoy’un bir ölüm yiyen olmaktan dolayı yargılandığını düşünecek olursanız.. ‘’Malfoyda bizimle çalışacak’’ diye sözünü bitirdi.
Neville hiç tasvip etmiyor gibiydi, ‘’Ne zamandan beri onunla arkadaş oldun Harry?’’
‘’Arkadaş olmadık Neville,iş bu.Lütfen soru sorma.’’ ‘’
O, burada
istenmiyor’’ dedi parmağıyla Draco'yu göstererek
‘’Ben itiraz eden birini göremiyorum’’
‘’Onlar benim hayatımı mahvetti! Onun iğrenç teyzesi benim annemle babamın hafızalarını yitirmensine sebep oldu!’’ dedi yüksek sesle birden bire,hepsinin ödünü patlatmıştı.Şokla Bir Neville’e bir de Malfoy’a bakıtılar.
‘’Ne var?!’’ dedi kendisine bakmakta olan yüzlere böğürerek, ‘’
Evet bu doğru.Şuan annemle babam,St.Mungoda sihirsel akıl hastalıkları bölümünde yatıyorlar!’’ Neville ilk kez ailesi hakkında bir beyanda bulunuyordu.Kimsenin bütün bunları duymamış olması ise onları iyice şaşkına çevirmişti.
‘’Neville!’’ dedi Hermione inleyerek. ‘’Ne yapıyorsun?’’
‘’Aileme ne olduğunu anlatıyorum Hermione.Bilmelerinin zamanı gelmişti zaten’’ Öğrenciler,Bellatrix Lestrange’ın ne kadar korkunç ve çatlak bir kadın olduğunu fark etmiş olacak,öfkeli mırıltılarla Neville’e destek olmaya başladılar.
‘’
Aileni ben çıldırtmadım Neville’’ dedi doğrudan Longbottom’a bakan Draco.İlk kez onunla doğrudan konuşuyordu. ‘’
Ben değil,annem ya da babam da değil,Mrs.Lestrange yaptı.’’ Odada meraklı uğultular yükseldi,ilgilerini çeken,Draco'nun
teyzem değilde Mrs.Lestrange yaptı demesiydi.
‘’Ne fark eder ha! Sonuçta o senin teyzen! Siz,hep sizdiniz! 16 yıl boyunca, beni biricik oğulları Neville olduğumu bilmeden sevdiler,bir yabancı gibi.Bir oğulları olduğunu bilmiyorlar şuanda.Çünkü hatırlamıyorlar,ben henüz bebektim malfoy,bir bebek.Annesiz babasız büyümenin ne demek olduğunu anlayabilir misin ki sen ha!
Söylesene!’’ Seamus iyiden iyiye kontrolünü yitirmeye başlayan Neville’ın kolunu tuttu.
‘’Belki önceden bilmiyordum,ama şimdi yeni yeni anlamaya başladım desem inanırmısın Longbottom?’’
‘’Hıh,sen mi?’’
‘’Tamam,bu kadarı yeter.’’ dedi Harry sertçe.
‘’Hermione,Ron siz Neville Malfoy’un ne demek istediğini dışarıda anlatırsanız sevinirim.Hemen şimdi.’’ Ron sinirli sinirli harry’e baktı.
‘’Yani
Lütfen diyecektim,Ron’’ diye düzeltti Harry. ‘’Anlatırız tabi’’ Böylece Neville’i nazikçe tutup ihtiyaç odasının dışına doğru çıkarttılar.Anlaşılan ona,kızlar tuvaletinde olanları anlatacaklardı.
‘’Malfoy’un gelmesine başka itiraz eden var mı?’’ Kimseden ses çıkmayınca ‘’İyi’’ dedi. Malfoy ona bir teşekkür mırıldandığında harry,eski üyelere ne yapacaklarını söylüyordu.
‘’Şimdi,eski üyeler.Ben size geçen sene ne öğrettiysem sizde onlara aynısını öğretmeye başlayınız.Ben de yeni üyelerimizi kontrol edeceğim’’
Malfoy'a döndü,‘’Sen,expelliarmus,patronus gibi bebecik büyüleri biliyorsundur herhalde?’’
Draco istemeden gülerek ‘’Evet,tabiiki’’ dedi
‘’Eh,senle lanetleri çalışalım mı o zaman?’’
‘’Niye olmasın? Ama sonra yara izin alnını kabak gibi yararsa karışmam.’’
‘’Sen öyle san’’
‘’İyi,hastanelik olmaya hazır ol öyleyse.’’
‘’Öldüren lanet yok tabiî ki’’
‘’Uyardığın iyi oldu’’
Sırıtarak birbirlerin karşısında yer alıp ufak uğursuzluk büyüleri ve birkaç lanet savuşturmaya başladılar.Yeni,eski tüm üyeler ilk önce şaşkınlıkla onları izlediler.Bu arada Neville,Ron ve Hermione’da dönmüştü.Neville pek inanmıyor gibiydi açıkçası ama bir şey de demedi.Hermione,onaylamayan bir edayla kollarını birleştirip bir süre Malfoy’la Harry’i seyretti. Yeni gelenler gördüklerine inanamayıp,çalışmak için daha fazla heveslendiler. Eski üyeleri uyararak ‘’Hadisenize yahu,ne öğreteceksiniz?’’ diye sorduklarında basit şeyleri öğrenecek olmaları onları hayal kırıklığına uğratmıştı.Aradan geçen bir süre sonra basit büyüleri bile beceremediklerini fark ettiklerinde o kadar da kolay olmadığını anladılar.
Ron gülerek, ‘’Geçen seneki bizleri anımsattı bunlar’’ dedi. ‘’Evet,sen bile beni doğru düzgün sersemletemiyordun’’
‘’Yalan atma hermione,seni düşürmüştüm.’’
‘’Sadece bir tek kerecik’’
‘’3 defa’’
‘’Eh,kendi ayağına takılıp benim asamı da düşürmeyi sayıyorsan…’’
‘’Hiçte bile!’’ ikisi her zaman olduğu gibi ufak bir tartışmayı başlatmıştı.Birbirlerine aldırmadan yeni gelenlere yardım ederek,hatalarını düzeltmeye çalıştılar.İşin tuhaf yanı,Neville'in de öğretmenlik yapıyor olmasıydı.Hoş,o da şaşkındı gerçi.
‘’Hey George,şunlara bak.Bir sürü insan var burada.’’
‘’Vay canına,öğretmenlerde biliyor mudur acaba?’’
‘’hiçbir fikrim yok.Şştt,şuraya bak! Malfoy’un ne işi var orda?’’
Fred ve George zonko’dan dönmüşlerdi ve şimdide ihtiyaç odasının kapısı ardında onların neler yaptıklarını seyrediyordu.
‘’Sahiden de o.Aa bak,Ronald Weasley’’ Birkaç yıldır Ron’la aralarındaki kan bağını reddettikleri su götürmez bir gerçekti.
‘’Evet,evet bu o’’ dedi kıkırdayan Fred ‘’Bebeğcik öğyetmenmi olmuş?’’
‘’Düşünsene Fred,bunlar binlerce galleon eder.’’
‘’Yine mi George? Bu aralar amma da paragözsün be oğlum’’
‘’Paragöz falan değilim.Şaka dükkan’ının Harry sayesinde kurduk,ona bir borcumuz var bence’’
‘’Ama o istemiyordu ki?’’
‘’Olsun’’
‘’Eh,maaşımızla borcumuzu ödeyebiliriz.’’
‘’Saçmalama, %50’si aileye gidiyor,%20’si sana ve bana düşüyor, %10’u Lee kardeşe,%20’side dükk-
‘’Tamam,tamam sus en iyisi’’
‘’Haydi,içeri girip ‘süpriiz!’ diye bağırcakmıyız,yoksa böyle bekleyelim mi?’’
‘’Hop! Dedik , öyle öküz gibi böğürmeyeceyiz.Ben Angelina’ma sürpriz yapıcam’’
‘’Freddie’nin sevgilisi var biz hala bulamadık’’
‘’Katie yokmuydu?’’
‘’Ayrıldık’’
‘’Bak ne diycem Tanrı’nın izniyle içeri ayak basalım söz sana bir kız bulucam’’
‘’Öf kes sesini Fred,Senin tuzun kuru tabi oğlum.’’
‘’Gani gani galleonn!’’
‘’Tamam girelim’’