eline sağlık cnm her zamn ki gibi döktürmüşsün ah ah bide benim hikayeler böyle uzun olsa

Teşekkürler canım
/ ~Sırlar ve Yalanlar~ / II. Kısım Çimenlere bastıkça yassılıyor,kuru dallar ağırlığının altında çıtırdıyordu.Koştu..koştu..
Arkasına baktıkça çığlık çığlığa yetişmeye çalışan sirius daha da yaklaşmıştı.Alnında biriken damla misali terleri sildi.Peter bilmediği,uçsuz bucaksız gölgelere kaçıyordu sanki..Bahçeden çoktan çıkmıştı,Godrics Hallows'un yakınlarındaki kiliseden çıkan bir grup orta yaşlı muggle grubu şakalaşarak gürültü yapmaktaydı.Peter yaklaşmakta olan bu insanlara ''ÇEKİLİNN!'' diye haykırdı tiz sesle. Elini kolunu garip bir şekilde sallarken yırtık gömleği sarktı.Muggle'lar peter'ın sesine yöneldiklerinde iki garip kılıklı,birbirini kovalayan yetişkinlere cadılar bayramı dolayısıyle güldüler. Peter önünü kesecek olan gruba hala haykırıyordu. ''ÇEKİLİN DEDİM!'' ama onlar anlamak istemediler.Çığlık atan yakışıklı gencin, şişman büyücü kılığındaki peter'la korkunç bir oyun çeviriyor sandılar.Başka çaresi yoktu,onlara çarpacak olursa sirius kesinlikle arkasından üstüne atlayacaktı.Koşarken cüppesinin içinden asasını çıkartıp 12 muggle'ı aynı anda yok edecek olan büyüyü haykırdı. ''Etanero!'' yeşil bir ışın ve kanlı çığlıklar..
Sirius önünde çakan yeşil ışığın etkisiyle duraksadı.Nefes nefeseydi ve önü.. Kan,kanla doluydu..Peter, sirius'un hayatta çok saygı duyduğu muggle'ları tek bir lanetle yok etmişti..Daha fazla bakamadı.Etrafa saçılmış kol ve bacaklar..Bu iğrenç şeyi peter mı yapmıştı? ödlek,bir karıncayı bile incitmekten korkan peter mı?Gözlerini kırpıştırırken ağzı beş karış açıktı.Midesi bulandı, ''Onları Öldürdün!'' dedi nihayet. ''ONLARI ÖLDÜRDÜN!'' aynı anda pettingrew çığlık attı.Koştuğu yol bir çıkmaz sokaktı..Öfke ve korku karışımıyla tuğla duvarı tekmeledi.Büyü yapacak vakit yoktu.Daha doğrusu cesareti.Çünkü az önce..12 muggle'ı nasıl olduysa aynı anda toz etmeyi başarmıştı.Tek çıkış yolu arkasında şok geçiren sirius'un durduğu yerdi. ''AYNISINI SANA YAPACAĞIM AŞŞAĞILIK!BUNU ÖDEYECEKSİN!!'' asasını kaldırıp peter'a doğrulttu.Katil olacaktı ama umrunda değildi.Peter bu gece bir çok kötü oyunlara ve yalanlara başvurmuştu nasılsa.Kendimi bir adamı öldüremeyecekti?Eski dostu sandığı adamı?Yapabilirdi..
Pettingrew yanında bulundurduğu bıçağı kaşla göz arasında çıkarıttı.Sol elini havaya kaldırıp bağırarak parmaklarından birini kesti.Bazen fedakarlıklar yapmak zorunda kalabiliyodu..Sirius geçirdiği şokun etkisinden peter'ın haykırışıyla azıcıkta olsa sıyrıldığında onun kaçacağını anlamıştı.12 muggle'ı aynı anda yok eden büyüyü aynen ona yapmak için haykırdı ''ETANERO!'' yeşil ışık tuğla duvara çarpıp büyük çapta bir delik açtı.Pettingrew yoktu.Sirius animagus'a dönüştüğünü düşünerek yeri taradı, işte oradaydı! Muggle kanına bulanmış yerde minicik ayak izleri bırakarak son sürat koşuyordu.Şişman halinden çok daha hızlı hemde..
Sirius aynı büyüyü kaçmakta olan fareye binlerce kez haykırdı ama bir türlü isabet ettiremedi.Küçücük fare o kadar hızlıydı ki karanlık sokakta hem seçemiyor hemde zikzaklar çizerek kaçan fareye hedef alamıyordu.Yeşil ışık çaktığında birkaç saniye aydınlanan ara sokakta onu başka yere kaçarken görüyordu.Gitmişti..İkiyüzlü yalancı kaçıp gitmişti.Sirius kanlı sokakta tek başınaydı artık..
Gördükleri dolayısıyla tuttuğu nefesini ancak bırakabilen bir başka muggle çocuk, sıkıca yapıştığı duvardan nihayetinde ayrılıp evine doğru koşmaya başladı.Koşarken yanlışlıkla,vampir kılığına girdiği pelerinine basıp tökezliyor ve elindeki şeker dolu sepetin içindekiler yola saçılıyordu.Şakamıydı bu?İncecik sopalardan çıkan ışıklar,parmağını kesen bir adam,ölen insanlar ve.. kana bulanan sokak.. Öyle korkmuştu ki.. Herhalde cadılar bayramı şakasıydı ama içindeki bir ses Gerçek diyordu nedense.Şişman adamı öldürdüğünü gördüğü genç adam evine doğru koşarken deli gibi gülüyordu..Gülüyor ve acılı bir çığlık atıyordu.. Evine geldiğinde zile basıp bekleşti.Annesi kapıyı açtığında hızla içeri girdi ve kapıyı gürültüyle kapattı.
Sokağın başında birkaç siyah cüppeli adam belirdi.Birkaçı eliyle burunlarını ya da ağızlarını kapatarak ara sokağa şaşkınlık ve mide bulantısıyla baktılar..Tam ortasında aklını yitirmek üzere olan bir genç adam,Sirius Black. Liderleri, parmağıyla genç adamı göstererek ''Yakalayın Şunu!'' diye böğürdü. ''Rezalet bu!,Korkunç!Bu suç cezasız kalmamalı!Kanıtları toplayın ve asasını alıp benimle hemen bakanlığa gelin! HEMEN!''
Üç seherbaz sirius'u yaka paça sürüyerek götürmeye başladıklarında 3.şahıs genç adamın eline çoktan zincirleri vurmuştu bile..
Black sadece gülüyordu..çılgınca..
Yukarı çıkar çıkmaz severus kendini yatağa atarak yarım saattir zorla bastırdığı kahkahayı patlattı ''Kovuldum lily,duydun mu? Kovuldum..'' siyah cüppesinden kurtulduğu için biraz daha rahattı.
Çiçekli geceliğini henüz giymiş olan lily yanına yaklaşarak '' Buna üzüldüğünü sanıyordum hayatım'' dedi. Yumuşacık yastığına başını koyup kocasının sinsi gülüşünü seyretti.Severus,Lupin'e şömine başında söylediği sözü alaycı şekilde tekrar etti
'Hey!işimi seviyordum.' Kıkırdamaktan yanaklarındaki gamzeler bi hal olmuştu ''Sen delimisin? Bu seninle daha fazla vakit geçirebilmek ve hatırlatma solüsyonlarını hazırlayabilmem için harika bir fırsat!''
Bu sefer ikiside yaramaz çocuklar gibi güldü.Ama lily, ''Yoldaşlıktan kovulmadın'' diye hatırlattı.
''Yapma,keyfimi kaçırıyorsun.''
''Tamam,tamam.Erkenden uyusak iyi olur,yarın dumbledore okula dönüyor.Umarım harry iyileşir..''
''Evet,umarız.''
Sıkıca birbirlerine sarıldılar.
1-2 saat geçti. Tik-tak-tik-tak..
Duvardaki saat durmaksızın işlerken ikisininde gözleri kapalıydı fakat,kafalarını meşgul eden şeyler vardı. Rahatsız edici düşünceler..
Severus gözlerini yumduğundan bu yana,hep james'in lily'i öptüğü o an aklına geliyordu.
Lily'nin de öyle ama onun aklına gelen görüntü,severus'un hayalkırıklığına uğramış bir yüz ifadesiydi.
Bu konuyu uzun uzadıya konuşmak istiyorlardı aslında.Bir yandan da tartışma patlak verir de birbirlerini iyice üzerler diye korktuklarıda oluyordu.
Sonunda snape, ''uyuyamıyorsun'' diye mırıldandı.
''I-ıh,uyuyamıyorum evet,uyuyamam çünkü..''
''Kafanı kurcalayan bir şeyler var.''
''Nerden biliyorsun?''
''Çünkü benimde var.''
''Aynı şeyi mi düşünüyoruz?''
''Sanmıyorum.Söyle bakalım neymiş seninkiler?''
''Ben sadece.. özür dilememin yeterli olmadığını biliyorum.''
''Yine o olay mı?''
''Beni anlamalısın,hiç öyle olsun istemedim.''
''Biliyorum.''
''Ama ona karşı koymalıydım..''
''Şaşkındın.Ne yapacağını bilemedin muhtemel.''
''Asıl şimdi şaşırmaya başlıyorum.İçimi mi okuyorsun?''
''Tahmin etmeye çalışıyorum.Ama sana..kırılmadım desem yalan olur lily.''
''Biliyorum,biliyorum..''
''Öyle olsun istemedin gerçekten değil mi? Ona izin vermek istemedin?''
''Kesinlikle.''
''Bu benim için yeterli''
''Ama..''
''İlle suçlumu olmak istiyorsun?'' diye gülümsedi
''Hayır.''
''Tamam öyleyse,unutalım gitsin.''
''Seninkiler neydi?''
''Benimkiler? hmm biz evlendikten sonraki hayatımızın ne kadar rahat,dert olmaksızın nasıl geçtiğini hatırladım.Yani Voldemortsuz bir hayatımızın.''
Lily kıkırdadı. ''Bütün bunlar bir gün gerçekleşmek zorundaydı tatlım.Kehanete göre..''
''Ama bitecek..''
''İşte buna katılıyorum.''
''Uykun geldimi?''
''Geliyor''
....
Ses yapmadan yavaşça yatağında doğruldu.Lily mışılmışıl uyuyordu.Komodinin çekmecesini dikkatle açtı. Zorla parlamaya çalışan şişe dibe kaydı.Asasını da alıp kalktı.Duvardaki saat sabahın 4'ünü gösteriyordu ve hava açılmaya başlamıştı.
Yataklarının tam karşısındaki kütüphesine doğru ilerleyerek,komodininden aldığı asasıyla birşeyler mırıldandı.Kitaplık yana kayarak bir geçit ortaya çıkardı.Lily burayı bilmiyor değildi.Burası,severus'un işlerini yürüttüğü küçük iksir odasıydı.İçerisi tıpkı slytherin ortak salonu gibi yeşilimsiydi.Raflarda bir sürü acayip otlar,suda yüzen minik hayvanlar,duvarlara asılmış bir ton formüller ve tam ortada üzeri dopdolu bir masa..
İçeri girmeden önce kitaplardan birini raftan çıkarttı.Şişeyi içine yerleştirip kitabı tekrar rafa kaldırdı.Bunu neden yok etmiyordu? Yıllardır yanındaydı ve arasıra da olsa yerini değiştirmekten bıkmıştı.Sanırım onu yok etmemesinin nedeni birşeylere bağlı oluşuydu.Onu yok etmek,kendinden bir parçayı yok etmek gibi bir şeydi. Ama sabah ilk işi bu şişeyi,Londra'nın en yakın sahilinde,uçsuz bucaksız denize fırlatmak olacaktı.Başka şekilde kurtulamazdı..
İksir odası da kullanışlıydı gerçekten.Longbottomlar için yürüttüğü çalışma bitmek üzereydi.Tek sorun,bir deneğinin olmamasıydı.Bir hayvan değil,insan gerekiyordu ona. Unutkan biri.. İnanılmayacak bir fikir geldi o anda aklına.O kişi olsa olsa gilderoy lockhart olurdu! Evet,evet.Kesinlikle o olurdu.
''Öyleyse küçük,yalandan bir ziyaret ayarlamalıyız sana lockhart'' dedi sevinçle.Uykusu tutmamıştı ve açıkçası canı çalışmakta istemiyordu.
Geçidi kapatmadan önce son çalışmalarına baktı.Lupin için yaptığı muhteşem iksirde rafların birinden parıldadı.Fakat bu çalışmada yarım kalmıştı,ona gereken iki malzeme vardı.Lupin'i kurtadam yapan Fenrir'in bir tutam kılı ve bir damlada olsa kanı gerekiyordu.Bunları ya kendi alacaktı ya da birinin bütün bunları kendisi için almasını bekleyecekti.Bu kişinin potter olmayacağı kesindi bir kere..Ondan asla yardım istemiycekti.Tek başına halletmek zorunda olsa bile..
Kitaplık tekrar kayarak kapandığında severus kaymak birası içmek için aşağıya inmeye karar verdi.
Genç kadın gözlerini açtı.Az önce duyduğu seslerden severus'un neler yaptığını tahmin edebiliyordu.Özellikle de hiç farketmediği,severus'un avucunda parlamaya çalışan o küçük şişede neyin nesiydi? Bir anıydı sanırım.Pek iksir gibi bir yanı yoktu..
Resmen Parmak uçalarında yürüyordu.Tahtaların gıcırdamamasına dua ederek kitaplığa yaklaştı.Buraları karıştırdığını duymuştu. Asasını ilk raftan başlayarak bütün kitapların üzerinde tek tek gezdirdi ama hiç işe yarar bir işaret ortaya çıkmadı. ''Haydi'' diye mırıldandı kendisine kızarak.Tılsım da çok başarılıydı ve şimdi bu başarısıyla minik bir şişeyi bulamaması ya da onun ne yapmaya çalıştığını öğrenememesi onu cidden kızdırmıştı. Bir kez daha narin dudaklarını oynatarak fısıldadı. 3. rafa geldiğinde asasının ucu kalın,yırtık pıtık bir kabı olan kitaba yapıştı. Bu kadar kolaymıydı? Hayır elbette.. Severus kitabın açılmaması için kesinlikle en zor tılsımları yapmıştı. Bir süre kitabı açmak için uğraştı ama olmadı.Aşağıdan merdivenlerden çıkmaya çalışan severus'un ayak sesleri duyuldu.Geliyordu ve acele etmeliydi.Hızlıca kitabın bir kopyasını yaratarak yatağa fırladı.Gerçeğini de yatağın altına sıkıştırıp soluk alış verişini düzene sokup uyuyor numarası yapmaya devam etti.
Severus çoktan uyumuştu ama bu arada duvardaki saat yediydi. Kitabı açmak zordu,bunu yaklaşık 1 saatte yapması gerekirken o,yarım saatte başardı. Büyücülerin kişisel eşyalarına ulaşmak hiçte kolay birşey değildir.Hele de gizliyse..
İçindeki şişe tahmin ettiği gibi bir anıydı.Tıpasını açıp kitaba benzeyen kutuya boşalttı.Son kez kocasına baktığında anıya bakıp bakmamak arasında kalmıştı..Bir yandan da kendisinden saklanılan şeyi merak etmemek mümkün değildi.Sonunda yavaşça eğilerek içine daldı..
İlkin, kendisini Godrics Hallows'un küçük parkında severus'la otururken gördü. İkisi de okulu henüz yeni bitirmişlerdi.
Severus'un üzerindeki kıyafetler hayli eski görünüyordu ve biraz utanıyor gibi bir hali vardı.
''Annenle baban artık kavga etmiyorlar sanırım?'' dedi kız çekinerek.
''Şey..babam gitti,o yüzden pek ses yok.''
''Fazla meraklı olduğum için özür dilerim.Anneni severim''
''O da senin gibi tatlı bir kızla tanıştığı için şanlı olduğunu söylüyor ve.. Mrs.Evans'ın yaptığı yardımlar için teşekkür ederiz.''
''Önemli değil. Bu arada..doğum günün kutlu olsun severus'' eğilerek snape'in yanağına bir öpücük kondurdu. ''Umarım beğenirsin'' elindeki çantayı uzattı.
''T-teşekkür ederim.Şey..annemden sonra ilk sen kutluyorsun.Bu çok..mutluluk verici''
Kız gülümsedi onu mutlu etmek hoşuna gidiyor gibiydi ''Haydi aç bakalım''
Yanakları al,sakince paketi açtı.Bu bir takımdı.İpekten deniz mavisi bir gömlek ve bedenine uygun krem rengi pantolondu bunlar.
''Lily..Bunlar çok güzel'' dedi şaşırarak. Daha önce doğru dürüst bir kıyafet giyebildiğini hatırlamıyordu.
''Güle güle kullan''
......
Anı değişti.Evlerinin bir kaç metre ötesindeki eski görünüşlü bir evdeydi.Spinners end de..
Severus odasında hayli sıkkın,dışarıdaki yağmurun dinmesini beklerken neredeyse her karesi dolmuş kağıda bir şeyler çiziktiriyordu.Yine pejmürde kılıklı,acınası bir haldeydi. İçeriden yüksek sesle tartışan babasını duymamazlıktan gelmek için elinden gelenini yapıyordu ama sabrı taşmak üzereydi.
Sen karışma Eileen! Benim ne yaptığım kimseyi ilgilendirmez! Tobias lütfen,komşularımıza muhtaç olacak duruma geldiğimiz için ne kadar
utandığımı bilemezsin,yeter Artık! Bana bağırma! Yoksa.. Yoksa ne!? Beni dövecek misin!? Çok konuşuyorsunn! Yeter artık! Buradan gidiyoruz biz, Ne halin varsa gör! Severus,haydi! Dur bakalım,beni bırakıp gitmek o kadar kolaymı kadın! YAPMA! Canımı acıtıyorsun!''YETER!'' hışımla odasından çıkan çocuk anne ve babasının önünde asası elinde duruyordu.Son derece öfkeliydi ''Annemi-Bırak!''
Babaya karşımı geliyorsun severus? Bunun bedeli ne biliyor musun? Umrumda değil.Annemi bırakmazsan asamdan çıkacakları tahmin edemezsin!Asan mı? dedi şaıran genç adam ama sonra yüzü ciddileşti ve sırıttı.
Sen..sen büyücü değilsin! Sadece annen! Eileen'in saçlarını sertçe çekiştirdi.
''Hıh,yanlış biliyorsun baba.Artık sana gerçeği söylesek iyi olur.Annem büyücü ailelerin soyundan geliyor,Prens ailesinden.Ben de normal bir çocuk değilim doğal olarak.Bir melezim,sana yalan söyledik işte, tamam mı!Bu evi ve seni terk etmedik, çünkü annem seni gerçekten seviyor baba.Sende bunu anlayamıycak kadar kıtsın.Başka bir sebepse benim burda ömrüm boyunca unutamayacağım kadar harika-arkadaşlarım var.B-bu evde büyü yapmam yasak falan değil.Şimdi annemi bırak dedim sana! Senden nefret ediyorum!Senin gibi iğrenç,ayyaş bir babam olduğu için senden nefret ediyorum! ONU BIRAK!''''Severus! Babanla bu şekilde konuşma'' diye inledi kadın
Tobias Snape büsbütün öfkelenmişti.Bu lafları ilkkez duyuyordu ve elbette oğlu tarafından aşşağılanmayı yedirememişti.Bu ufak,pis büyücü kılıklı çocuğa gününü gösterecekti.
Kendisini durdurmaya çalışan kadını kenara itip severus'a doğru atıldı.Çocuğu kolundan sıkıca kavradığı gibi odaya doğru sürükledi.
''Senin canın bir temiz dayak istiyor anlaşılan! Bu sefer elimden kurtulamayacaksın!'' Eileen,tobias'ı durdurmak için elinden gelenini yapıyordu ama adam güçlü kollarıyla onu savuşturdu.
''Babana hakaret etmenin bedelini çok ağır ödeyeceksin!''Hayır,hayır..Babası çok ciddiydi ve canının yanacağı kesindi.Büyü yapabilirdi ama nedense korkuyordu da.. Ama hayır,canının yanmasına izin vermiycekti bu sefer.
''
Sectusempra!''
ve Tobias anında yere düştü.Genç adam göğsünde oluşan yarığa baktı. Bol bol koyu renkte kan akmaya başlarken Eileen gördüklerine inanamıyordu.Adam acıyla inleyerek
Yardım edin! diyebildi. Oğlunun ayaklarına tutundu, ''Canım acıyor! Yardım et severus!''
Kadın bağırarak ''Severus!'' dedi ''Düzelt! Düzelt dedim sana!'' Şok içinde çocuğu sarstı. ''DÜZELT!''
''A-anne.Yapamam..'' ne yaptığının yeni yeni bilincine varıyordu.Sanki kafası ağır işliyordu.
''HEMEN DÜZELT DEDİM!'' Şiddetle snape i sarsmaya devam etti. Güzel yüzü korku ve öfkeyle doluydu.
''Y-yapamam.. '' dedi donuk bir sesle
''Eileenn! A-aah'' genç adamın ağzından da kan gelmeye başladı,gözlerinin akı kadın'a bakarken kıpkırmızı kesildi.Derin bir nefes almaya çalışırken zorlukla ayağa kalktı ve anında sırtını duvara çarparak yığılıp kaldı.Tobias Snape feci şekilde can vermişti..

Yüzü göz yaşlarıyla yıkanmış olan eileen bir süre öylece kalakaldıktan sonra tobias'ın yanına yığıldı,bayılmıştı.
Anı hemen değiştiğinde lily felaket şaşkındı.Bundan sonra ne olduğunu bilmesine gerek yoktu.Tahmin edebiliyordu çünkü.Yinede anının bitmesini bekledi.
Severus 1 saat önce arka bahçelerinde açtığı çukuru kapatırken henüz dinmeyen yağmurla sıvılaşan toprak onun üstünü başını batırmıştı.Annesi içerideydi ve hala olanların etkisinden çıkabilmiş değildi. Snape işini birtikten sonra eve girdi.
Annesi ona bakarak ‘’hiç mi rahatsız değilsin?’’ dedi ‘’Benim oğlum bir katil olamaz..’’
‘’Anne! Sana söyledim.İsteyerek olmadı,yemin ederim! Kendimle gurur duymuyorum’’
‘’Babanı öldürdün..’’
‘’Aklıma gelen ilk büyüydü o!Ne yapabilirdim?!’’
‘’Neden düzeltmedin!’’ sesi titriyordu,oğlunu azarlamak bağırmak istedi.
‘’Çünkü..çünkü.. karşıt büyüyü henüz bilmiyorum. Hem..onu sevmiyordun.’’
‘’Bunu nasıl söylersin! Ne olursa olsun o benim kocamdı ve seninde baban!’’
‘’O ayyaşın tekiydi! Nasıl geçindiğimizi sana anlatayım mı?! Lucius ve Evanslar sayesinde! Tabii bir de Dumbledore! Onlar olmasaydı beş parasızdık anne! Ne olursa olsun babamın bize bunları yaşatmaya hakkı yoktu!O,bunu hakketi!’’
Eileen hızla oturduğu yerden kalkıp severus’a tokadı patlattı. Çıldırmış gibiydi.. Parmağıyla odanın kapısını işaret ederek ‘’Git!’’ dedi ‘’Hemen odana git!’’
Çocuk gürültüyle odasının kapısını çarptığında lily’nin ayakları yerden kesildi..
Gün ışığının gözlerine vurmasıyla göz kapaklarını araladı.Lily yanında yoktu,erken kalkmış olmalıydı.Bir süre siyah gözlerini tavana dikti.Dün akşam yapmasını istediği şey aklına geldi ve yüzünü yıkamak üzere kalktı.Ama yataktan inmedi çünkü.. Yeşil gözler olabildiğince şaşkın,yerde kendisine bakıyordu.Önündeki ışık havuzundan anlaşıldığı üzere bir anıdan çıkmıştı.Severus telaşla bakındı. Eşinin yanında duran minik şişenin devrilmiş olması,kitabın yerinde olmayışı kendi anısının olduğuna işaretti.
''Yalan söyledin. ‘Babam gitti’ demiştin bana..'' dedi kadın tiz sesle
''Lily,açıklayabilirim!''
''22 yıldır söylemedin..Bana gerçeği anlatabilirdin''
''B-ben onu isteyerek öldürmedim! Ka-karşıt büyüyü henüz bilmiyordum yemin ederim!''
Lily karnını tutarak ayağa kalkmaya çalıştı.Sarsılmıştı,ne diyeceğini bilemiyor gibiydi.Snape ağlamaya başladı.
''Doğruyu söylüyorum..B-bilmiyordum lily.Babam k-kötü biriydi!''
''Buraya gel hayatım.Sana inanıyorum..'' Kadın yavaşça kocasına sarıldı.Cidden ne yapacağını bilmiyordu.Tek bildiği bir yanlışlığın olduğuydu ve onun acısına ortak olmaktı...
33. Bölüm'ün SonuBu arada hikayemizin 11045 kere tıklanmasını kutluyorum!

Umarım son derece iğrenç olmamıştırr
Son olayları hızlı geçmek zorundaydım çünkü Sırlar ve Yalanlar bölümnü ancak bu hızda bitirebilirdim.

Alıştıra Alıştıra ve fazlasıyle betimleme yapacak olsaydım herhalde bir 15 sayfa sürerdi
Okuduğunuz İçin Teşekkürler!
