eet büyük gün geldi

abartmiyim tmm kısa kesip sizeyeni bölümü geçikmiş ve birazda sönğk sunuyorum sizlere
bir süre sonra asalarını kaldırdıkları gibi londradan başka bir yere gelmıslerdı. Bir muggle cafesine girdiler aceleyle. Regalius olanları duymak için sabırsızlanıyordu. Nede olsa bu ona Blacklerden kalma bir alışkanlıktı merak…
cafede en yakında duran boş masaya oturdular. Regalius; seversun nefes almasına izin vermeden sordu.
_ewet Sev seni dinlemekteyim. Dedi
_ah benim kibar ve nazik dostum. Dedi zoraki bir gülümseyişle tekrar konuşmaya başladı.
_o işareti daha önce çok acı bir şekilde görmüştüm Rab. Neville esir alındıgında bende vardım. Durduramadım onları . ben başaramadım tıpkı bundan öncelerde oldugu gibi… beceremedım yıne bırının ölmesini izledim… ve o kişi alicein oğluydu. Kendime lanet ediyorum. Off..
Ellerini başını arasına aldı. Düşünmek acıtıyordu. Vicdanını rahatlatmaya uğraşmıyordu. Her zamanki soğukkanlı severus snape değildi. Bu bir sinir boşalmasıydı muggle doktorları böyle tabir ederdi şüphesiz. Belki de doğruydu onca yıldır bu savaş için çabaladı, bu yıllar içinde birçok sevdiği insanı kaybetti, onlarla birlikte giden yaşama arzunu saymıyordu bile. Onlar için, daha fazla kimse ölmemesi adına yıllarca bu savaşta büyük bir rol üstelenmişti. Ve şimdi geçmişten gelen bir katil yüzünden kendini işe yaramaz hissediyordu. Bu bir duygu boşluğuydu, şaşırılması gerekense bunun snapede olmasıydı. Bugün tabusunu yıkmıştı. Gözlerindeki ağlamak için yalvaran yaşları akıtmamak için uğraşıyordu sadece.
Regalius ona öylece bakıyordu. Susuyordu, konuşması gerekiyordu, bunu biliyordu. Ancak konuşursa saçmalıycagını ve olayı daha kötü bir hale getirmekten korkuyordu. Korkularla yaşanmaz dedi kendi kendine ve dudaklarını diliyle ıslattı konuşmaya hazırlanıyordu. Derin nefes aldı ve..
_ kendini böyle suçlayamasın. Sen severus snapesin karanlık lordun tahtını ciddi derecede sarsan tek büyücüsün. Kimse yapamazken sen ona ihanet ettin ve casusluk yaptın. Onun karanlık yolundan kendini çevirdin. Nevillı kurtaramadın evet ama onun kadar birçok seherbazı kurtardın. Casus oldugunun öğrenildiği geceyi hatırla. Hani tüm ölüm yiyenler o gece geçici karargahı basıp birkaç seherbazı kaçırdığı gece onları sen kurtarmıştın dostum. Benim tanıdığım severus kendine acımaz kalk ayağa hadi asıl bombayı sen unuttun galiba.
_şey evet bir bakıma haklısın ama dur dur dur bomba mı dedin sen ne bombası . Dedi severus kendine gelmişti, Regalius onu rahatlatmayı başarıyordu. Ona moral veriyordu.
_abim… bu geçmişten gelen katil cadıyı öğrendiğinde pek memnun olmiycak biliyorsun. ona söylemesek mi acaba.
_ah… evet sirius… ona söylemesek cehennemden bize bir çukur satın alır biliyorsun. elinde sonunda öğrenicek. Ha bugün ha yarın.
_o da doğru ama en son karşılaştıklarında of neyse…
_bence de bu kadar yeter..
___________________________________________
Voldemortun yüzündeki ifade gümüş dev kapıların açılmasıyla yok oldu. Yerini hafif şeytani bir sırıtışa bıraktı. Kapıdan içeriye; uzun sarı saçlara, bir yaprağın olabiliceği en koyu tondaki yeşil rengin gözlerine, ince narin dudaklara, asil ve zarif duruşa sahip kadın girdi. Kafası hafif öne eğikti Lordunu görebilmek için yavaşca kafasını kaldırdı. Lordunun huzuruna çıkmak için sabırsızlanıyordu ama asilliğinden ödün vermiyordu. Yavaş, sakin ve zarif adımlarla Lorduna doğru yürüdü.
Durması gereken yeri biliyordu. Makamını yıllar önce bırakmıştı. Şimdi düşünüyordu da aptallık etmişim dedi kendine şöhretim köklerini uzatırken karanlığı bıraktım kendime şaşıyorum diye geçirdi içinden. Lordunun önünde durdu, Lordunu nazikçe, hafif öne eğilerek selamladı. Lord Voldemort; ayağa kalktı ve ondan beklenmeyen bir hareketle kadını selamladı.
Karanlık odayı ölüm yiyenlerin uğuldamaları doluşturdu. Herkes birbirine bakıyordu. Voldemort bir ölüm yiyenini mi selamlıyordu. BU mümkün olamazdı. Kibirli, kendini beğenmiş Voldemort… ölüm yiyenler şaşkınlıktan hepsinin gözleri büyümüştü. İnanmakta zorlanıyorlardı. Grupta bu duruma şaşırmayan tek kişi vardı. O da şüphesiz Malfoylardı.
Voldemort doğruldu ve kadının zarif elinden tuttu hafif bir öpücük kondurdu. Kadın gülümsedi, gözleri kısıldı Lordunu başıyla selamladı yeniden. Voldemort sessizliği bozdu
_sizi yeniden görmek çok güzel Leydim. Dedi Voldemort.
_sizi de öyle Lordum. Diye yanıtladı onu kadın.
Voldemort; ona masadaki yerini gösterdi. Kadın geriye doğru yürüdü ve masanın başındaki yerini aldı. Masanın hemen karşısında yer alan Luciusla bakışları çarpıştı birbirlerine hafif bir gülümseme gönderdiler. Ve Lord Voldemort konuşmaya başladı.
kusurlarım olduysa affola arkadaslar. yorumlarınızı, eleştirilerinizi bekliorum.