
TÜR : Slash - Smut - Genel
ÇİFTLER : Draco/Hermione - Harry/Ginny - Snape/Lupin - Ron/Pansy
DİKKAT : Bu Fic Snupin Çiftinin çıkarılarak editlenmiş halidir. Snupin çifti dahil olarak hikayeyi okumak isteyenler profilimden forumumun bilgisine ulaşıp gelebilirler1. BÖLÜM - PROOFHermione masasına aniden bırakılan kitabın sesiyle karmaşık büyünün mısraları arasından sıyrılarak sıçradı. Elindeki kitaptan gözlerini kaldırarak masasının üzerine yaydığı kitap yığınına ilgiyle göz atan Draco Malfoy' a öfkeyke baktı. " Sana hiç çok kitap okuduğunu söyleyen oldu mu Granger ? Böyle giderse evinde onlarca kedisiyle ölen mugglelardan biri olacaksın. Bunu fazla romantik yapına mı bağlamalıyız acaba ? Ama unutma kitaplar sana erkek arkadaş kazandırmaz. " Draco göz attığı kitabı masanın üzerinde tehlikeli bir şekilde eğim kazanmış kitap yığınının tepesine bırakırken Hermione gözlerini devirdi. " Ne kadar da düşüncelisin Malfoy. Bunu iyiliğinden mi söylüyorsun yoksa derslerde beni geçebilmek için başka çaren kalmadığı için mi ? " Draco abartılı bir hareketle elini göğsüne koydu.
- Kalbimi kırıyorsun Granger.
- Kalp ? Senin kalbin var mıydı ?
Harry ve Ron' un kütüphaneye girdiğini göz ucuyla fark eden Draco Hermione' ye göz kırparak ellerini ceplerine tıkıp sarı saçlarını başının gerisine doğru attırdı. " İksirde görüşürüz Granger. Eminim Yalıtım İksirini çoktan kelimesi kelimesine ezberlemişsindir. " Draco uzaklaşırken Harry ve Ron yanlarındaki sandalyelere oturdular. " Yine neler yumurtladı ? " Ron öfkeli öfkeli Draco' nun arkasından bakıyordu. Hermione omuzlarını silkti. " Her zamaki şeyler işte... " Kitapları arasından iksir kitabını çekerek son kez Yalıtım İksiri' nin sayfasını açtı...
***********************************
Bahar tüm güzelliği ve canlılığıyla doğayı ele geçirmişken, bin bir türlü çiçeğin baş döndürücü kokuları Severus Snape' in zindanına bile ulaşmışken sıralarında huzursuzca kıpırdanan, pencerelerdeki gün ışığına özlemle bakan öğrenciler için bu ders tam bir işkenceydi. Dikkatleri dağınık öğrencilerden bazıları çoktan birkaç kazanı hurdaya çıkarmışlar, ortaklarını garip yeşil renge boyamışlardı. Nevili Longbottom ise Snape' in özel izniyle bu ders iksirin yapımını sadece izliyordu. Snape onun yanlışlıkla kendini saydamlaştırabileceğini söyleyerek bununla uğraşamayacağını ilan etmişti. Neville ilk kez keyifli bir iksir dersi geçiriyordu.
Severus Snape tatminsizlikle buruşturduğu suratıyla sıraları teker teker dolaşmaya başladı. Draco Malfoy' un kazanına baktığında ilk kez gülümseme beliren dudakları Ron Weasley' in tuhaf mor renkteki karışımına gelince sinirle gerilmişti. Harry Potter' ın kıvamını zar zor tutturduğu karışımına bakıp dudaklarını büktükten sonra Hermino Granger' ın kazanına ifadesiz bir suratla göz attı. Hermione iksirinin mükemmel olduğunu biliyordu ve asla Malfoy gibi gülümseme ile ödüllendirilmeyeceğinin de bilincindeydi. Snape hiçbir şey demeden onu geçip sıradaki kazana yöneldi. Sonuçta Draco ve Hermione sınıfın en yüksek notunu paylaşmışlardı. Hermione Draco' yla göz göze gelince delikanlı ful ağız sırıttı. Genç kız gözlerini devirerek kitaplarını kucaklamıştı...
*********************************
Severus Snape büyücü dünyasında pek az kişinin sahip olduğu zengin ot ve iksir karışımlarının olduğu mahzeninde gözlerini gezdirdi. Eksik olan malzemelerin bir listesini yapmalı ve en kısa sürede eksiklerini tamamlamalıydı. Severus merdivenin tepesine çıkarak tüm kavanozlarını sırayla incelemeye ve ölçülerini not almaya başladı.
- Sirius burada olsaydı yarasalar ve uçmalarıyla ilgili güzel bir espri yapardı eminim.
Severus öfkeyle gözlerini aşağıya çevirdi. Üzerinde her zamanki pejmürde kahverengi takımıyla Remus Lupin kapıya yaslanmış, gülümseyerek merdivenin tepesindeki Severus' a bakıyordu. Dirsekleri yamalı ve birkaç yeri acemice dikilerek onarılsa da takımı temizdi. Remus ise her zamanki gibi oldukça solgundu. " Ne istiyorsun Lupin ? Okula gelir gelmez Potter' ın yanına koşmanı beklerdim. " " Onun yanına uğradım ama derse girmek üzereydi fazla vaktimiz yoktu. Bende bu arada seni görmek istedim. " Severus gözlerini kısarak merdivenleri inmeye başladı. Remus bu sene yeniden Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinin öğretmenliğini yapacaktı. Bu görevden ayrıldıktan sonra geri dönen ilk kişiydi.
Lanetli olduğu iddia edilen dersi kimse istememişti. Tabii kendisinden başka... Ama Dumbledore yine onu vermek istememiş, eski öğretmeni yeniden göreve çağırmıştı. Başlarında Lucius Malfoy' un bulunduğu seçkin bir grup velinin itirazlarına rağmen Voldemort' un geri dönüşü artık herkesçe bilindiği için istekleri ret edilmişti. Öğrencilerin kendilerini savunmayı gerçekten öğrenmeleri gerekiyordu. Severus Remus' un seçilme nedenlerinden birinin de Potter' ın vaftiz babasının kaybıyla yaşadığı boşluğu tanıdığı ve güvendiği başka biriyle doldurmak olduğunu biliyordu.
Mahzeninden çıkarak Lupin' e döndü. " Dinliyorum. " Lupin tedirginlikle kıpırdandı. Bakışlarını özellikle ondan kaçırıyordu. " iliyorum senden bunu istemem yüzsüzlük olacak ama... Derslere başlayacağım ve... Dolunay yaklaşıyor ve... " Severus Lupin' i kenara iterek raflardaki bir şişeyi alarak ona uzattı. " Çoktan hazırlamıştım. Geleceğini duyunca ihtiyacın olabileceğini düşündüm. Ama bu kez sakinleştirici etkisini arttırdım. Savaşın korkusuyla hayatlarını yaşayamayacaklarından endişelenen ve hormonlarını dinleyerek Yasak Orman' a bile girmeyi göze alan gençleri parçalamanı istemeyiz değil mi ? " Lupin şaşkınlıkla kekeleyerek şişeyi aldı.
- Şey... Teşekkürler Snape.
- Önemli değil. Bitmesine yakın bana bildir ki yenisini hazırlayabileyim.
- Tamam.
Snape arkasını dönerken Lupin " Sirius ne derse desin bence sen iyi bir adamsın Snape. " diye mırıldanarak sınıfından çıktı. Severus bir süre Lupin' in ardından baktıktan sonra yeniden mahzenine döndü.
************************************
- Kitapların kapağını bile açmadığım halde nasıl senin kadar iyi notlar aldığımı merak ediyorsun değil mi Granger ?
Hermione gözlerini devirerek boş sınıfa göz attı ve sıradaki sınıfa yöneldi. Tüm gün Malfoy' la uğraştıktan sonra bir de devriyede ona katlanmaya çalışmaktan nefret ediyordu. Draco zaten Hermione' den cevap beklemiyormuş gibi kendini beğenmiş bir edayla devam etti. " Çünkü ben dersi dinliyorum. Bazen dikkatli dinlemek okumaktan çok daha yararlı olabiliyor. Çünkü profesörler genellikle hep anlattıkları yerlerden sınav yapıyorlar. " Hermione bunun doğru olduğundan emindi. " Ben kitapları sadece sınavlar için okumuyorum Malfoy. Her şeyi öğrenmek istediğim için okuyorum. Sadece bana yeteni değil benim alabileceğimin hepsini almak için... " Draco bir şey söylemeden bir an ona baktıktan sonra sıradaki sınıfı kontrol etmeye gitti.
Bu sırada Harry Lupin' le uzun zamandır ayrı kalmanın acısını çıkartıyordu. Ron' la birlikte birkaç saattir genç adama sormadıkları soru bırakmamışlardı. Harry yeniden Lupin' le çalışacakları için heyecanlıydı. Ron' la ikisinin isteği ve heyecanı Lupin' i di istekle doldurmuştu. Burada kaldığı süre içerisinde hem Harry hem de Lupin birbirlerine destek olarak Sirius' us kaybının açtığı yaraları kapatmaya çalışacaklardı. Hermione savaşın çok yakında olduğunu biliyordu ve şu anda boş sınıfta kaçamak yapmaya çalışan iki genci azarlayan delikanlı belki de düşmanları olacaktı. İçini çekti. Hermione şimdilik bunu düşünmek istemiyordu.
***********************************
Didişe didişe büyük salona giren Draco ve Hermione' nin her zamanki halleri pek dikkat çekmiyordu. Oysa ilk zamanlar öğrenciler onların atışmalarını izlemeyi severlerdi.Yedi yılın ardından bu artık normal karşılanmaya başlamıştı. Draco Slytherin masasına Hermione Gryffindor masasına ayrıldıklarında tartışmaları hala sonuçlanmamıştı. Ron Pansy' nin herkesin içine utanmazca Draco' nun kucağına oturuşunu izlerken kızararak Harry' i dirsekledi. Harry ikiliye bir göz atıp sırıtmıştı. Pansy her geçen gün, sanki mümkünmüş gibi daha da güzelleşiyor ve çekiciliği artıyordu. Ginny' nin ateşli bakışlarıyla karşılaşan Harry hızla bakışlarını Slytherin masasından çekti ama Ron hala hayranlıkla Pansy' i izliyordu.
- Madem ondan bu kadar hoşlanıyorsun çıkma teklif etsene Ron.
Ron daha da kızararak Hermione' ye döndü. " Ne ? Pansy' e mi ? Asla yapamam. Birincisi o bir Slytherin. İkincisi benden hoşlanmıyor ve üçüncüsü Malfoy varken bana bakmaz bile... " Gyffindor masasındaki kızların hemen hepsi başlarını sallayarak onaylayınca Harry ful ağız sırıtmıştı. Hermione Draco' nun kucağında delikanlının ipeksi sarı saçlarını okşayan genç kadına neredeyse kıskançlığa yakın duygularla baktı. Ama gördüğü en mükemmel yaratıkmış gibi Pansy' i izleyen Ron' u mu yoksa elleri genç kadının ince belinde, ilgiyle anlattıklarını dinliyormuş gibi dudaklarına bakan Malfoy' u mu kıskandığını çözememişti...

Hermione sınıf başkanları banyosuna girerek gülümsedi. Uzun ve yorucu bir günü sıcak, köpüklü bir banyoyla unutmak istiyordu. Geniş havuzun çoktan doldurulmuş olduğunu görünce merakla etrafa bakındı. " Kimse var mı ? " Banyoyu her kim hazırladıysa belli ki girme fırsatı bulamadan ayrılmak zorunda kalmıştı. Hermione eliyle suyun sıcaklığını kontrol ettikten sonra kitaplarını çalışma odasına bıraktı. Üzerindeki üniformasını yavaşça çıkardı ve düzgünce katlayarak kenara bıraktı. Sütyeni ve iç çamaşırını da çıkardıktan sonra yavaşça sıcak suya girdi. Gözlerini kapatarak köpüklü sıcak suyun gerilmiş sinirlerini gevşetmesi için izin verdi.
- İşte bu, görülmeye değer bir gösteriydi Granger.
Hermione sıçrayarak gözlerini açtı. Havuzun karanlık kısımlarında kalan delikanlı kendini ışığa çıkartacak kadar yüzerek yaklaştı. " Malfoy ! Seni piç ! Soyunurken beni izledin ve sesini çıkarmadın ! " Draco ağzı kulaklarında sırıttı. " Bir parçacık hile yapmaya değdi Granger. Her zaman bu üniformaların bizleri yansıtmadığını söylerim zaten. O kalın cübbenin altında sakladıkların gerçekten çok çekiciymiş. " Hermione kızararak köpükleri göğüslerine doğru çekmeye çalıştı. Draco onun nafile çabasına bakıp gülerek yaklaşmaya başladı. " Sence de bunun için biraz geç kalmadın mı ? Görebileceğim " her şeyi " gördüm Granger. " Draco hemen önünde duraklayarak genç kızın nemden ıslanarak kıvırcıklaşmış gür saçlarına, pürüzsüz teninin pırıltılarına baktı. Hermione onun ıslak saçlarının yüzüne dökülüşü ve geniş göğsünden süzülen damlacıklarla delikanlının hiç olmadığı kadar çekici olduğunu düşündü.
- Kasıtlı olarak sustun. Beni izlemek için...
- Kanıtla...
Draco biraz daha yaklaşınca Hermione' nin çıplak sırtı banyonun kenarına dayanmıştı. Sinirle bu yaptığını Malfoy' a ödetmeye karar verdi. Elini uzatarak genç adamın geniş göğsüne koyunca Draco şokla gümüşi mavi gözlerini eline indirmişti. Hermione delikanlıya doğru sokulurken Draco bakışlarını dudaklarına kaldırdı ve Hermione baştan çıkarıcı bir şekilde dudaklarını yaladı. " Malfoy... " Kısık sesiyle mırıldanırken başını yana eğerek yaklaştı. Draco gözlerini kapatarak her şeyi boş vermiş bir halde Hermione' ye eğildi. Hermione aniden göğsündeki eliyle Draco' yu iterek delikanlıyı köpüklü sıcak suyun içine gömdü.
İntikamın tatlı zevkiyle sırıtırken Draco öksürerek ağzına dolmuş köpükleri çıkarmaya çalıştı. " Sen... Bunu kasıtlı yaptın ! " Hermione uzanarak havlusunu aldı ve sarınarak banyodan çıktı. Gülümseyerek suyun içindeki delikanlıya bakarak " Kanıtla... " deyince Draco' nun gözlerinde görmeyi pek tercih etmeyeceği bir ateş yanmaya başlamıştı. Draco havuzun kenarına yüzdü ve merdivenleri çıkmaya başladı. Hermione şokla kekelemişti. " Ne... Ne yapıyorsun ?! " " Senin aksine Grager benim giysilerim çalışma odasında kaldı ve havuzdan çıkmadan giyinemem değil mi ? " Draco hiç utanma belirtisi göstermeden sudan çıktı, merdivenleri tırmandı ve Hermione' yi geçip içeriye yönelmeden önce bir an gözlerine baktı. " Şimdi eşitiz... Artık senin de görmediğin " hiçbirşey " kalmadı. " Hermione mükemmel erkek vücudunun yavaşça yürüyerek uzaklaşmasını yerine çakılmış olarak izledi. Eğer Draco şimdi onu öpmeyi deneseydi Hermione buna karşı koyabileceğinden artık o kadar da emin değildi...

Severus Snape kurdun ulumalarını dinlerken asası tetikte ormanı tarıyordu. Her ne kadar iksirine güvense de baharın da gelişiyle hormon bombasına dönüşmüş gençlere güvenmiyordu. Lupin onları öldüremese de ciddi şekilde yaralayabilirdi. Potter ve arkadaşlarına siper olduğu gece bunu o da öğrenmişti. Göğsünde hala o gecenin izleri vardı. Çalılar hışırdayınca dikkat kesilerek döndü. Kendi boyunun iki katı uzunlukta, birkaç katı iriliğinde kocaman bir gövde çalılar arasından sıyrıldı. Severus gözlerini kısarak oldukça sersemlemiş görünen kurda bakarken kurt sarsak adımlarla ay ışığına çıktı ve uzun bir uluma kopardı. Kurt önündeki engele bakarken gözlerini sabit bir noktada tutmakta zorlanıyordu. En azından iksirinin doğru işlediğini gözleriyle görmüştü.
- Çok doğru... Oraya gidemezsin. Ormana geri dön, ait olduğun yer orası.
Kurdun uyarısını anlamadığını biliyordu çünkü vahşi gözleri hala Hogwarts' ın kulelerine bakıyordu. Severus asasını kaldırarak " Lumos Solem... " diye mırıldanınca parlak bir ışık topu her ikisinin de tepesinde belirdi. Kurt mıyklayarak pençelerini gözlerine siper etmek istercesine kaldırmıştı. " Sana zarar vermek istemiyorum. Git hadi... " Aksine kurt zaten yerinde olmayan duyularına acı çektiren adama oldukça öfkelenmiş görünüyordu. Bir kükreme kopararak üzerine atıldı ve Severus aynı anda " Protego ! " diye bağırdı. Kurt kalkana çarparak zararsızca yere düştü. Çarpmanın şiddetinden kurdun burnundan kan sızıyordu. Nefretle önüne set çekmiş adama uluyarak isyanını ilan ettikten sonra döndü ve arada sırada ağaçlara toslaya toslaya ormanın derinliklerine yöneldi. Severus orman ile Hogwarst sınırına özel bir sihir mırıldanarak okula yürümeye başladı. Şimdi bir de Lupin için iyileştirici iksirden biraz hazırlaması gerekecekti...
**********************************
- Slytherin !
- Gryffindor !
Karşılıklı tribunleri dolduran öğrenciler bir ağızdan bağırıyorlardı. Bir tribun yeşil/beyaz diğeri sarı/kırmızı renklere boyanmış gibiydi. İki binanın Quiddich maçları zaten her zaman çok ilgi çekmişti. Sonunda takımlar sahaya çıkmaya başladı. En önde her iki takımın kaptanları yürüyordu. Draco Malfoy ve Harry Potter... İki genç yan gözle birbirlerine meydan okurken tribünler özellikle bu iki gencin hayranı olan kızların attığı çığlıklarla inlemişti. Hermione ve Luna birbirlerine bakıp gözlerini devirdiler. Luna Lovegood her zamanki sakin ve tatlı anlatımıyla mikrofonun başındaydı.
Luna ve Hermione' nin bulunduğu sıraların hemen arkasında da başını Levander Brown' un çektiği küçük bir grup Ronald Weasley için tezeruhat yapıyorlardı. Hermione sinirle dudaklarını dişlerken Ron utangaçça el salladı. Slytherin ve Gryffindor' u birbirinden ayıran ince örtünü öteki tarafında oturan Pansy Parkinson Ron' a bağıran kızlara bakıp dudaklarını bükmüştü. " Pancak kafalı Weasel' in Draco' nun karşısında ne şansı olabilir ki ? Eğer Draco' nun Weasel' i alaşağı edecek bir saldırı planı olmadığını düşünüyorsanız en az onun kadar aptalsınız demektir. " Hermione öfkeyle Pansy' e döndü ama tam o anda tribünlerin altından geçmekte olan gruptaki kızıl saçlı delikanlının durakladığını fark ederek sustu.
Ron Pansy' nin söylediklerini kelimesi kelimesine duymuş olacaktı ki kulaklarına kadar kızarmıştı. Kızıl saçlı başını kaldırarak Pansy' nin gözlerini yakaladı. Pansy delikanlının okuldaki pek çok arkadaşı gibi ona hayranlıkla bakmasına alışkındı ama Ronald Weasley ilk kez Pansy' e buz gibi bir bakış atarak süpürgesini omzuna vurdu. Pansy ince kaşlarından birini kaldırarak delikanlının ardından bakmıştı. Bu bir meydan okumaydı. Keyifli keyifli gülümseyerek arkasına yaslandı. Maçtan sonra Waesel' le dalga geçeceği anları düşünmeye başladı.
Maç şimdiye dek Slytherin ve Gryffindor arasındaki en sert maçtı. Daha ilk dakikada Gryffindor' dan birinin burnu kırıldı. Beşinci dakikada Slytherin' den birinin alnı bludgerle yarıldı. Draco ve Harry çarpışarak sahanın tam ortasına çakılmışlardı. Birinin dudağı patlarken diğerinin burnundan kan sızıyordu. Maç tüm şiddetiyle devam ederken Harry parlak Slytherin' nin akın akın ataklarının eridiği bölgeye şaşkınlıkla bakıyordu. Genelde bu tür önemli maçlarda eli ayağına dolaşan, kendine güvenini kaybeden, hatalar yapan Ron müthiş kurtarışlar yapıyordu. Çok konsantre ve kendine güvenli bir tavır içindeydi. Harry bunun olmasını sağlayan her ne ise içinden teşekkür ederken gözüne minik altın bir top ilişti. Maalesef Malfoy' da snitchi aynı anda fark etmişti.
İkinci kez çapıştıklarında ilkinden daha şiddetli bir şekilde yere uçmuşlardı. Bayan Hooch' un zamanında müdahalesiyle çakılmaktan son anda kurtuldular. Madam Pomfrey hemen iki gencin yanına koşarak eğildi ve asasını sırayla üzerlerinde dolaştırmaya başladı. Harry ve Draco kendilerine gelmeye başladıkları sırada Bayan Hooch Harry' nin elindeki snitchi fark etti. Böylece maç sonuçlanmıştı. Tribünler yıkılırcasına Harry' i alkışlamaya başlarken takım arkadaşlarına sevinçle Harry' nin yanına indiler. Draco etrafındakileri öfkeyle omuzlayarak soyunma odalarının yolunu tutmuştu.
Harry Gryffindor öğrencilerinin omuzlarında ortak salona götürülmek üzereyken kızıl saçlı, gözleri alev gibi parlayan genç bir kız elleri belinde grubun önüne dikildi. " Ne yapıyorsunuz ? Az önce kafa üstü çakıldı. Onun revire gitmesi gerek sizse onu havaya atıp duruyorsunuz. " Gryffindor sus pus olarak Harry' i yere indirirken delikanlı kızararak ensesini ovuşturmuştu. Ginny Harry' nin koluna girdi, etrafa ateş saçan bakışlar atıp onu korumasına alarak revirin yolunu tuttu.
Slytherin' de ise kimse Draco' nun yanına yaklaşamıyordu. Çabucak duşlarını alıp dışarı çıkmışlar ve Draco' yu sinirle soyunma odasını arşınlarken bırakmışlardı. Blaise Zabini dışarıda Draco' yu bekleyen Pansy' e bakarak içini çekmiş ve başını sallamıştı. " Bence şimdi yanına girmesen iyi olur. Tam bir sinir küpü ve sana patlayabilir. " Pansy yüzünde çekici bir gülümsemeyle " Bende zaten bana patlamasını istiyorum. " diye mırıldanarak içeri girdi. Blaise benden günah gitti dercesine omuzlarını silkmişti. Pansy Slytherin soyunma odasına girmeden önce Griyffindor kapısı açıldı ve birkaç oyuncu çıktı. Pansy' nin yanından geçerken ona bakıp birbirlerini dürtüklemişler ve kıkırdayarak çıkışa yönelmişlerdi. Pansy gözlerini devirerek Slytherin kapısına uzandı ama Gryffindor kapısı bir kez daha açıldı.
- Seamus eğer yine tişörtümü kuşa çevirdiysen...
Ron birden karşısında Pansy' i bulunca şaşkınlıkla durakladı. Genç kızın bakışları geniş omuzlarında ve göğsünde gezinip, ıslak kızıl saçların yüzüne döküldüğü delikanlının mavi gözlerine kaldırdı. " Sen... " Ron pazularının ve kol kaslarının gözler önüne serildiğinin pekte farkında olmayarak kollarını göğsünde kavuşturdu. Pansy erkeklerin kendisine arzuyla bakmasına alışkındı. Düşmanı olanlar bile onu çekici bulduklarını gizleyemezlerdi. Daha dün ağzı bir karış açık halde kendisini izleyen Ron' un şimdi karşısında çekil başımdan dermiş gibi bakmasını garipsemişti.
- Hayret ediyorum Weasel... Bir tişörte bile sahip olamayan biri nasıl o kadar çok bludgeri tutabiliyor ?
- Bilmiyorum Pokkinson belki de pancar kafalı salaklar bludger yakalamakta minik bir topu yakalamaktan aciz sarışınlardan daha iyidir.
Slytherin kapısı aniden açılınca Pansy boş bulunarak sıçramıştı. Draco bir Ron' a br Pansy' e baktı. " Ne konuşuyorsunuz mırıl mırıl ? Pansy burada ne arıyorsun ? " " Tabii ki seni aşkım ! " Pansy kollarını Draco' nun boynuna dolayarak Ron' a kısa bir bakış daha fırlatıp genç adamı soyunma odasına geri soktu. Ron başını sallayarak başka tişörtü olmadığı için takım formasının üzerini yeniden giydi. Kızları hiç anlayamıyordu. Neden bu kadar çok oynamaları gerekiyordu ki ? Neden sadece kendileri gibi olamıyorlardı ? Böylece Pansy gibi kızlar hayatın en büyük gizemlerinden biri olmazdı...

Harry pür dikkat kremi süren genç kıza bakarken elinde olmadan sırıtıyordu. " Komik olan nedir Harry ? Kafanda snitch büyüklüğünde bir yumru olması mı yoksa dudağının çenene dek şişmesi mi ? " Harry omuzlarını silkerek omuzlarını silkti. " Malfoy' un boş ellerine baktığı an... " Ginny' de gülümseyerek delikanlının burnunun ucunu öptü. " İşte o an gerçekten de hatırlanması gereken bir andı. " Harry Ginny' i de yanına çekip yorgun bedenini yatağa bıraktı. Ginny göğsüne kıvrılırken " Biz de bunu ona unutturmayız o halde... " diye mırıldanınca Ginny kıkırdamıştı.

Hermione koridora çıktığında Draco onu bekliyordu. " Hadi Granger çabucak bitirelim şu devriyeyi. Randevularım var. " Hernmione kasıtlı olarak yavaş adımlarla yanına gelirken dikkatle delikanlının yüzüne bakıyordu. Draco' nun uzun saçlarının bir kısmı özellikle sağ gözünün üzerine serpiştirilmiş gibiydi. " Mor sana yakışmış Malfoy. Saçlarının rengini de aynı tonda değiştirirsen süper olur. " " Çok komiksin Granger. Bilgin olsun diye söylüyorum bazen kaybetmek kazanmaktan daha kazançlı olabilir. " Hermione kaşlarını kaldırarak ona bakınca Draco havalı bir hareketli saçlarını yüzünden çekti.
- Hem yenilmiş hem de yaralanmış yakışıklı bir genci teselli etmeye gönüllü ne kadar çok kız var bir bilsen... Tabii bu kadar çok özellik bir erkekte buluşmuşken nasıl dayanabilsinler ?
- Belki de sandığından daha kolay dayanıyorlardır bay müthiş.
Draco yan gözle Hermione' ye baktı. Genç kızın kusursuz bedeni ve ardından onunla dalga geçtiği anlar aklına gelmişti. " Sen sayılmazsın Granger. Sen yalvarsan bile bir bulanıkla beraber olamam. " " Sana yalvarmak mı ? Ancak rüyalarında Malfoy. " Hermione inadına devriyeyi ağırdan almış ve normalde bitirecekleri zamandan bile yarım saat kadar geç bitirmelerini sağlamıştı. Draco bununla moralini bozmayıp bir ıslak çalarak uzaklaşırken Hermione anlayamadığı bir şekilde öfkeden kaynayarak delikanlının ardından bakmıştı.
HADİ BAKALIM PAMUK ELLER KLAVYELERE !!!