Aslında Vazgeçtim

Sekizinci bölüm çok kısa da olsa daha fazla yapacak bir şeyim yok

O yüzden bunu böylece koyuyorum

Dokuzuncu bölüm daha çabuk gelecek diyebilirim artık
Bölüm 8. ZihnefendDraco Malfoy yavaş admılarla ilerlerken kapının dışında başka birisinin cisimlenme sesini duydu ve gelenin Snape olduğunu anladı. Bir şekilde, biraz rahatladı. İşler ya çok kötü batacaktı ya da o vaftiz babasının oğlu olduğunu kanıtlayacaktı. Yutkunma içgüdüsüyle mücadele ederken mermerlerde yankılanan ayak seslerine yenileri de katıldı ve Draco yolun sonuna vardığında artık ilgiyle kendisini izleyen kırmızı gözlere bakmadan yavaşça diz çökerek başını eğdi.
"Emrinizdeyim efendim."
Bir kaç saniye sonra aynı cümle diğer büyücü tarafından aynı şekilde söylendi ve odayı Karanlık Lord'un tiz sesi doldurdu.
"Ayağa kalkın."
İkisi de aynı anda uyumlu bir şekilde ayağa kalktı ve genç oğlan çekinerek karşındaki adama baktı. Onları umursamadan yılanı sevemeye devam ediyordu. Draco kaybettiği her anın Labirente dönüşünü uzattığının farkındaydı ama Lord Voldemort'a böyle bir şeyi söylemeye cesaret etmek demek belki de Labirente hiç dönemeyecek hale gelmek demek olabileceği için susmaya devam etti. Aklını kontrol altında tutmaya çalışıyordu.
Voldemort sessizliği ikisinin de anlamadığı bir dil de konuşarak bozdu ve yılan uysallıkla yeşil pullrını alevde parlatarak süründü. Genç ölüm yiyen ayaklarının dibine gelen yılana baktı. Voldemort kendi onu denemeye tenezzül bile etmeden Naigi'yi mi yolluyordu ? Tıslama sessizliği bir kez daha böldü. Herkes yılanın korku ve yalan duygularına karşı olan hassaslığını biliyordu. Geçen ay genç Sureni adlı ölüm yiyen bu yüzden onun tarafından sokulmuş ve yalvararak Karanlık Lord'dan yalanı için af dilenmişti. Ama Voldemort sadakatsizliği asla bağışlamazdı.
Küçük ya da büyük. Zorlukla yutkunaak aslında şu an buz gibi terlenmediğini düşünmeye çalıştı. Evdeydi. Evdeydi.
Hayır,kahretsin. Ev zaten Voldemort'un ya da yandaşlarıyla geçen anılarla doluydu. Hogwarts....
Burada değilsin. Kendini rahat hissettiğin yerdesin dedi kendi kendine.
Yasak ormanın ilerisinde yükselen kuleler. Pansy... Büyük salondaki balolar... Korkacak bir şey yok Draco. Annesi onu okula ilk yollarken ki zamanı hatılrıyordu.
Korkacak bir şey Draco şapka seni Slyterin'e koyacak, koymak zorunda. Bunu unutma Draco! Seçmen şapkayı taktığı zaman ona seslenen sesin dedikleri şimdi kulaklarında çınlıyordu.
Sen yiğt ve gözü pek birisin genç Malfoy. Ailen gibi olmayabilirsin. Senin gibi biri daha geçirmişti beni başına. Sen de Black'lere benzemeyen Sirius Black gibi bir Malfoy olabilirsin Draco Malfoy. Ne? Ah evet Karanlık Lord mu? Öyle istiyorsan madem Slytherin'de kendini kaybetmemeye çalış.... Yılanın sinirli sinirli tıslaması onu düşüncelerinden kopartarak şimdi bulunduğu yere getirdi. Ben Gryffindor'lu olacak kadar cesurum ve şimdi bunu test etme vakti. Naigi'nin sarımsı yılan gözlerine dim dik ve korkusuzca baktı. Doğru olanı yapıyordu. Bunun için korkmaya gerek yoktu. Hayvan ona doğru yaklaştı ve son kez daha tıslayarak arkasını dönüp yerine, efendisinin yanında dönerken Voldemort'un alev alev parlayan gözleri onun donuk gözlerini buldu. Başlıyorlardı. Zihnine dalındığını hissettiği an kendini serbest bırakmaya çalıştı. Saklayacak bir şey yoktu.
Şüpheli davranma. Eğer kendini kapatmaya çalıştığını hissettirirse her şey biterdi.
Sakin ol. Anıları aklından kayarcasına geçiyordu.
Kendisini yere savuracak güçte brii ona sarılıyordu. Potter üzgünce ayağa kalkıp özür diliyordu... Hep birlikte büyü çalışıyorrlardı. Granger mahçup mahçup ona bakıyordu. Bir sonraki anıda katılarak gülüyorlardı. Voldemort'un birlikleri hakkında konuşuyorlardı. Weasleyler düğünü ne zaman yapacaklarını tartışıyorlardı... Ginny ona tüm gücüyle vuruyordu... Harry kızıl saçlı kıza hiç ayrılmak istemiyormuş gibi sarılıyordu... Ve onu sevdiğini söylüyordu... Yeşillikler karanlıkta Granger'ın ayağında takılıyordu ve sendeleyerek düşerken çantasındakiler yere saçılıyordu. Kitapları toplamaya çalışırken kendisi de ona yardım ediyordu... Draco anının değişmesini beklerken tam tersine anının yavaşladığını anladığında korkuyla Karanlık Lord'un kitaplara odaklandığını farketti.
En Karanlık Büyülere Karşı Savunma, Saldırı Büyülerini Önlemek ve Karşı Atak, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma -Gelştirilmiş Baskı, Hogwarts Kurucularının Hayatları. Hakkında Her Şey... Voldemort'un dikkati kitabın kapağına yöneldi.
Kılıcı belinde olan Godric Gryffindor, parmağındaki yüzükle Salazar Slytherin, başında tacıyla Rowena Ravenclaw ve elindeki kupasıyla poz veren Helga Hufflepuff.. Draco kalbinin hızlandığını hissetti. Böyle bir dikkatsizlik yapmış olamazdı.
Sakin kal. dedi kendine.
Anı değişecek, Voldemort buna dikkat bile etmez. Ama anı değişmedi. Voldemort mavi gözlerin gördüğü her şeyi görmeye devam ediyordu.
Hermione kitapları büyüyle genişletilimiş çantasına koydu. "Bunları yanımda tutmalıyım Ron. Önemliler biliyorsun." Draco anıyı şimdi değiştirmeliydi. Bunu Voldemort aklındayken yapabilir miydi bilmiyordu. Aslında düpedüz aptallıktı. Farkedilirse sonu barizdi. Hiç bir şey yapmadan beklerse de Voldemort biraz sonraki konuşmayı duyacaktı. Hermione ağzını açtı ve Draco artık yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak için çok geç kaldığını anladığından dolayı geriye kalan tek yola başvurdu. Zihin bulandırıcı büyüyü sessizce yapmaya başladı. Tüm dikkatini ve gücünü kullanarak, Voldemort'un dikkatini çekmeden devam etti ve büyüyü bitirdiğinde hiç bir değişiklik yoktu. Hermione savunma kitaplarını koyarken ne kadar ilerlediklerinden bahsediyordu. Draco bir kaç cümle sonrasının duyulması haline her şey için çok geç kalacağını biliyordu. Voldemort onların hortkuluklardan haberleri olduğunu öğrenecekti. Başının döndüğünü hayal etti. Deli gibi başı dönmeliydi şimdi. Ama anı hala yerindeydi.
Hadi ama lanet olsun! Hermione kurucuların yaşamlarının anlatıldığı kitabı eline almıştı bile. Draco nefes alamaz olmuştu.
"Biliyor musun Ron aslında- " Fakat anı bulanmaya başlamıştı, işe yaramıştı. Aklını bulandırdığı için anı gitmişti. Durduğu yerde sallandı ve yana, snape doğru yıkılırken kollar onu yakaladı. Göz temasını koparmıştı. Voldemort'un öfkesi havada hissediliyordu.
"Burada zayıflığa yer yok Draco Malfoy." Draco Karanlık Lord'un sesinden başardığını anladı. Saece zayıflığından dolayı uzun süreli bir zihnefendi kaldıramadığını düşünmüştü. Şimdi sadece bir kaç saniyesi vardı. Tekrar yere diz çökerek eğildi. "Bağışlayın beni, efendim. Daha güçlü olmam gerek biliyorum ancak-" Konuşması yılanın sabırsız tıslamasıyla kesildi. Yine de bu kısacıcık zaman dilimi ona anıları toparlamak için yeterli süreyi vermişti. Tekrar gözlerini kaldırdı ve karşısındaki gözler kendi gözlerini delip geçti. Tahmin ettiği gibi aynı anıya gidiyorlardı..
Hermione "Biliyor musun Ron Kurucu tarihini okuyarak Salazar Slyterin ile Voldemort arasındaki bağı iyice öğrenebiliriz.".... Voldemort biraz sonraki kendisi ve atası olan Salazar Slytherin hakkındaki -aslında ustalıkla kurgulandığını bilmediği- sohbeti dinlerken düşündüğünün olmadığını anlayarak bu anıyı bırakıp diğer anılara daldı. Voldemort her anıyı kurcalayıp, bilmeden onun dayanma gücünü test etmeyi bitirdiğinde tüm belleği allak bullak olan Draco bu kez gerçekten etrafın karardığını hissederek Snape tutundu ancak bacakları onu daha fazla taşımadı ve gürültüyle dizlerinin önüne düştüğünde Voldemort sadece tiksinerek baktı.
"Bir ölüm yiyen bu kadar zayıf olmaz Draco Malfoy."
"Üz-üzgünüm Lord'um. Ben-"
"Böyle bir şeyi cesasız bırakmayacağımı bilirsin elbet. Fakat gecikmen her şeyi mahvedebilir. Bu yüzden şimdi gitmene izin veriyorum. Bir dahaki gelişinde bunun cezasını iyice çekeceksin, tekrarlarsan... Alecto'ya neler olduğunu umarım hatırlıyorsundur." Draco bir an iliklerine dek buz gibi donduktan sonra itaatkar bir biçimde başını salladı ve Voldemort gördüğü tepki karşında gülümseyerek devam etti. "Anladığım kadarıyla bir bildikleri ya da planladıkları yok." Soğuk bir kahkaha attı.
"Bu çocuğun ölümsüz olan beni öldürebileceğine inanan herkesin yakalanmasını istiyorum Snape. Melezler, bulanıklar, herkes anladın değil mi." Durdu. Garip bir tıslama sonrası yanınan yaklaşan Naigi'yi okşamaya başladı. "Ona inananları özellikle ayırın ve herkesin öğrenebileceği şekilde bunun Harry Potter'ın yaşıyor olmasından dolayı olduğunu belirterek bir kısmını öldürmenizi istiyorum."
Draco yeniden kanı donarak baktı ama Snape sadece bir köle gibi başını eğdi. "Elbette Lord'um, bunu memnuniyetle yerine getireceğim."
Voldemort mavi gözlü çocuğa baktı.
"Ve o kızıl saçlı kızın da onların arasında olmasını istiyorum."