Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 21, 2008, 12:44:19  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 35   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Harry Potter ve Kayıp Anahtar 18. Bölüm : Anılar ve Korku (Afiş ve Resimler :))  (Okunma Sayısı 14774 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 23, 2008, 02:06:01 »

Bu hikayede Harry Potter Karanlık Lordu öldürmüş ve okulundan mezun olup Bakanlık'ta çalışmaya başlamıştır. Hikayede Harry'nin 6 yıl sonra başından geçenler anlatılmaktadır.

Not: Ben bu hikakeyi Harry'nin aşkına dair yazmaya başladım Bana göre Harry'nin hayatındaki kişide en az onun kadar sıradışı olmalıydı. Beğenmeniz ümidiyle...






1. Bölüm : GARİP BİR DOĞUM GÜNÜ



—Anahtarı bul Lütfen anahtarı bul benim için. Ona ihtiyacım var. Lütfen…

Genç adam yatağından sıçrayarak uyandı. Terden sırılsıklam olmuştu ve hala gördüğü rüyanın etkisinde olduğu yerde doğruldu. Kaç aydır bu rüyayı görüyordu. Aynı rüya… Bir genç kız karanlıkta durmuş ona sesleniyordu. Ne olduğunu bile bilmediği bir anahtardan bahsediyor onu bulmasını istiyordu. Komidinin üstündeki gözlüğün alıp taktı ve saate baktı Sabah olmak üzereydi. Yatağından inip sokak lambasının aydınlattığı caddeye baktı.
Yine rüyayı düşünmeye başladı. Kimdi o kız o anahtar ne işe yarıyordu açılacak bir kapı mı vardı?

Bu düşüncelerden onu kurtaran gökyüzünde gördüğü 2 küçük hareket eden nesne oldu. Biraz daha dikkatli baktığında bunların 2 baykuş olduğunu gördü ve hemen uzanıp pencereyi açtı.2 baykuşta birer mektupla odanın içine süzüldü. Baykuşlardan adının Pidwidgeon olanı hemen tanıdı. Bu Sirius’un Ron a hediye ettiği kuştu. Hemen 2 mektubu da kuşlardan alıp onları yeniden dışarı salıverdi. Ve ilk mektubu açtı


Selam Harry;
Umarım iyisindir.Bir saat içinde yanında oluruz Görüşmek dileğiyle ..

                                                             Ron Hermione Weasley

 

Harry’nin içi sanki soğuk bir günü dışarıda geçirmiş ve sonra büyük  bir bardak dolusu kaymak birası içmiş gibi ısınmıştı. Şimdi evli olan iki yakın arkadaşının doğum gününde yanında olacağından emindi Ama şu ana kadar ona bu konuda hiçbir şey söylememişlerdi. Bir sürpriz miydi diye düşündü. Hemen hazırlanması gerektiğini biliyordu. Hemen dolabının içinden kendine bir kot bir de tişört çekip üstüne geçirdi ve tam aşağı kata inmek için kapıya yönelmişti ki 2. bir mektup olduğunu unutmuştu neredeyse. Mektubu eline alıp incelemeye başladı. Üstünde isim ya da imza yoktu. Biraz ihtiyatla asasını aldı ve üstüne dokunup sihirli kelimeleri söyledi. Ama hiçbir şey olmadı Mektup aynı hareketsiz haliyle duruyordu. Herhangi bir lanet işareti yoktu. Kendi kendine gülümseyip “Geçen yıllar beni çok mu paranoyaklaştırdı ”diye düşündü bir an .Sonra açıp mektubu okudu..
 .

Merhaba Harry Potter

Yeni yaşını kutlar Ömrünün mutluluk içinde geçmesini dilerim.

                                                                                   J.K.R.

J.K.R  Bu da kimdi böyle. Harry düşündü ama aklına bu isimle tanıdığı herhangi biri gelmiyordu. Birden dehşet içinde o halde düşünürken yarım saatin geçtiğini fark etti. Bu isimsiz gizemli mektubu daha sonra düşünmek üzere komedinin üstüne koydu. Ve odadan çıktı.

Okuldan mezun olduğundan beri yaklaşık 6 yıldır bu evde yaşıyordu. Harry nin buraya geldiği ilk günden daha iyi durumdaydı Artık eşyaların üzerinde bir karış toz tabakası yoktu. Kullanılamayacak durumda olanlar atılmış yerine daha yenileri konmuştu ama bunların bu eski evde diğer eşyaların yanında sırıttığı da çok açıktı. Pencereler tamir edilmiş kırık camlar büyüyle onarılmıştı.

Mutfağa geçip her zaman orada yatan ev cinine baktı.Harry belki de bu eve en çok yakışan şey bu diye düşündü bir an.Üstüne eskiden olduğu  gibi  eski bir battaniye yerine daha temiz bir tanesini çekmişti.Harry nin varlığını fark edince hemen uykusundan bir sihirli alarm sesi duymuş gibi uyanmış ve onun ayaklarına kapanıp “Efendi Harry Potter Kreacher’ı affetsin” diye yalvarmaya başlamıştı..Harry artık buna alışmıştı Cin Harry  buraya taşındığından beri onu mutlu etmek için kendini paralarcasına çalışıyor, evin her yerini temizliyor, Harry nin sevdiği yemekleri yapıyor, onun söylediği her şeyi hiçbir itiraz ifadesi göstermeksizin yerine getiriyor ve üstelik hiç durmadan ona “Başka bir isteğiniz var mı efendi Potter diye yalvaran gözlerle bakıp sorusunu tekrar tekrar yineliyordu.

Harry hiç cine bakmadan “Kreacher seni affetmemi istiyorsan yarım saate kadar misafirlerimiz olacak onlara en iyi şekilde hizmet edeceğinden eminim Hemen hazırlıklara başla” dedi. Kreacher bunu duyar duymaz ”Emredersiniz Efendi Potter “ diyerek olduğu yerden fırlayıp hemen mutfağın köşesindeki bir dolabı karıştırmaya başladı. Harry daha mutfaktan yeni çıkmıştı ki kapının zili çaldı. Kimlerin geldiğini, bildiği için hiç tereddüt etmeden kapıyı açtı ama karşısındaki manzara onu çok şaşırtmıştı.
 
Karşısında sadece Ron ve Hermione değil Mr and Mrs Weasley bütün Weasley kardeşler  Neville, Luna onun arkasında da el ele tutuşmuş  Ginny ve Draco vardı. Pansy nin olduğunu da son anda fark etmişti Harry. Gülümseyerek ona bakıyorlardı Harry hemen içeriye aldı hepsini. Tebrikler kucaklaşmalar derken hepsi salona kurulmuşlardı. Harry bu kadar mutlu bir doğum günü sabahı beklemiyordu. Bütün sevdikleri buradaydı.

Birbirlerine gülümseyen Ron ve Hermione ye baktı düğün törenlerini dün gibi hatırlıyordu 2 sene olmuştu evleneli. Harry Ron un sağdıcı olmuştu En yakın arkadaşlarının düğününü sanki kendi düğünü gibi sahiplenmiş onların mutluluğu kendi mutluluğu olmuştu “Kendi düğünü nasıl olacaktı? “bu soru ilk defa o gün aklını kurcalamıştı. Bunları düşünürken birden gözleri Draco yla hareratli bir konuşmaya dalmış olan Ginny e takıldı Aynı alev kızılı saçlar deniz mavisi gözler Ama artık Harry onlara arzu ile bakamıyordu Uzun zaman önce bitmişti
Aralarında geçen o tutku dolu aşk. Hiç kimse bir gün bunun sonunun geleceğini düşünmemişti Harry i deli gibi seven Ginny nin bile. Ama bazı şeyler zamanla değişebiliyordu. Bunun en büyük göstergesi Ginny nin elini hiç bırakmayan Draco ydu. Ne kadar değişmişti. Artık buz gibi bakan o gözler sıcak birer ateş saçıyordu etrafa. Büyük düellonun olduğu o gün hepsini hayatı değişmişti elbette ama bu üçü için bir dönüm noktası olmuştu.

Ginny, Leastrange ile olan düellosunu annesine bırakınca başka bir ölüm yiyenle mücadeleye girişmiş ama ölüm yiyen onu vurmak üzereyken Draco önüne atlayıp kendisi mücadele etmeye başlamıştı üstelik bu ölümü pahasına dahi olsa. Bunu gören başta Ginny olmak üzere herkes özellikle de Narcissa ve Lucius şok olmuş oldukları yerde çakılıp kalmışlardı. Bu manzaraya oğlunun bir ölüm yiyenle savaşmasına ve onun ölümle burun buruna olma fikrine daha fazla katlanamayan Narcissa da düelloya dâhil olmuş ve ana oğul onu alt etmişlerdi. Mücadelenin sonunda Ginny Harry e değil onu kurtaran Draco ya koşmuş bunu neden yaptığını, hayatını neden onun için tehlikeye attığını öğrenmek istemişti Ama genç çocuğun verdiği tek cevap Ginny e olan suçluluk ve birazda istek karışımı dolu bakışı oldu. Genç kız bu gözlerdeki manayı çözmek için verdiği çabayı o kadar ölüm yiyenle bile savaşırken vermemişti. Kendini hiç bu kadar yorgun bitkin ve çaresiz hissetmemişti. Ama sessizliği bozan Lucias Malfoy olmuştu”Neden olacak seni deli gibi seviyor da ondan Kanı bozuk velet “demişti. Bunun üzerine Ginny ne söyleyeceğini şaşırmış Gerçeğin apaçık bir çıplaklıkla ortaya çıkmasını istediği için hem pişman hem de bütün bunların sebebini öğrendiği için mutluluk dolu bir hal almıştı. Olduğu yerden onu annesi çekip almış ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı

.Bütün okul o sene durumun olağanüstülüğünden doğru düzgün bir eğitim alamadığı için sene tekrar edilecekti Ama bu önemli değildi Her şey bitmişti Karanlık Lord ölmüş ve tayfası Azkaban a sürdürülmüştü. Seçilmiş Çocuk kendisine inananları haksız çıkarmamış ve arkadaşlarının yardımıyla bu işin üstesinden gelmişti.

Okulun son senesinde Harry hiç olmadığı kadar popülerdi. Gerçi buna alışkındı Çünkü okula başladığından beri onu Kim olduğunu bilirsin seni ortadan kaldıran çocuk olarak görülmüş ve gittiği her yerde meraklı gözlerin hedefi olmaya alışmıştı Ama bu seneki geçmiştekinden çok farklıydı Herkes her şeyi gözleriyle görmüş ve onun Karanlık Lordu öldürdüğüne tanık olmuşlardı. Ama Harry artık kendi hayatını yaşamak istiyordu
 
Geçmişi çocukluğunu ilk gençlik dönemini geri getiremezdi ama  bu sene Hogwarts ta son yılıydı ve bunu dolu dolu yaşamak istiyordu. Sorunsuz, Karanlık Lord un gölgesini hissetmeden tıpkı normal sıradan her zaman olmasını istediği bir büyücü gibi. .Quiditch takımının başındaydı kaptan olarak ve bu sene de kupayı kaldıran yine onlar olmuştu  Bunun dışında bütün sene FYBS ye hazırlanmışlardı ama Hermione nin yardımıyla bu sorunun da üstesinden gelmişlerdi O da en yüksek notları alarak dönemini ve okulu birincilikle bitirmişti..
 Ve mezuniyet günü unutulamazdı Ellerinde artık büyücü olduklarına dair resmi bir belge vardı Bu da büyücü dünyasında artık bir iş sahibi olabilmenin kapısını açıyordu. 
Ama eksik olan bir şey vardı hayatında o da aradığı ve birkaç yıl önce Ginny de bulduğunu sandığı aşktı Elbette okulda onunla çıkmak isteyen bir çok kız vardı Ancak o kendisi için özel birini arıyordu sanki O kişinin Ginny olmadığını anladığında da yine bir hayal kırıklığı yaşamış ve o ancak gelip kendisini bulana kadar kalbinin kapılarını kapatmıştı. Bu durumu yaşarken yanında hep Hermione olmuş ve onun kendisine söylediği şu sözü hiç unutmamıştı. ”Evet Harry herkes için özel olan birisi vardır. İşte bu benim birlikte olabileceğim dünyadaki tek insan dediğin. Ama onun ne zaman karşına çıkacağını sen asla bilemezsin ya da vardır ama göremezsin. Tıpkı ben ve Ron ya da Ginny ve Draco… Sen bugüne kadar birileriyle bazı şeyler yaşadın ama onların senin beklediğin kişi olmadığını anladın Onu bekle ama kendine de acı çektirme. “ Evet, Harry de böyle yapmış okul kapanmadan bir kaç kızla çıkmış ama aradığı şeyi bir türlü bulamamıştı.

Okulun en tuhaf yanı ise artık onunla her gördüğü yerde olay çıkartıp sataşan Draconun bir kişilik değiştirme büyüsüne maruz kalmış gibi değişmesiydi. Bunu nedenin elbetteki Ginny ile arasında olanlardı Harry daha fazla dayanamayarak bunu bir akşam 2.  Ouidditch antremanı sonrası Ginny’e açtı.

—Ginny artık aramızda olanların eskisi gibi olmadığını sen de fark etmişsindir

—Ben ne söyleyeceğimi bilemiyorum Harry gerçekten çok üzgünüm

diyerek başını önüne eğmiş suç işlemiş çocuklar gibi sessizliğe bürünmüştü

—Ginny ikimizde büyüdük ve bazı şeylerin farkındayız Artık aramızın eskisi gibi olmayacağını sen de biliyorsun ve ben bunun ikimize de zarar vermesinden korkuyorum

Ginny nin gözlerini kocaman açıp ondan cevap vermesini beklermiş gibi baktığını görünce ne zamandır dile getirmek istediği şeyi bir anda söyleyivermişti

-Her iki tarafın iyiliği için de ayrılmak en doğrusu.

Ortalığı bir sessizlik kaplamıştı Tek gelen ses Yasak Orman daki  ağaçların sanki bir şeyi gizlemek için çıkardıkları hışırtıydı. Ne kadar öyle kaldıklarını bilmiyorlardı ama sessizliği bozan Ginny oldu

-Haklısın Harry Şu andan itibaren sen benim en yakın arkadaşlarımdan birisin. Sanırım sadece ikimiz için değil herkes için en doğrusu da bu.

Harry daha Ginny cümlesini bitirmeden Bu herkesin iyiliği için kısmıyla onun neyi kastettiğini anlamıştı. Ama önemli değildi. Ginny onun artık arkadaşı hatta en yakın arkadaşının kardeşi olması dolayısıyla onunda kardeşi olmuştu. Ginny onun yanağına sıcak bir öpücük kondurup uzaklaştığında Harry nin yapabildiği tek şey arkasından ona mutluluklar dilemesi olmuştu.

Bunun ardından da her şey büyük bir hızla gelişmiş ve Ginny herkesi büyük şok içinde bırakıp Dracoyla çıkmaya başlamıştı. Buna en sinir olansa Ron du elbette Zaman zaman hermione nin kızgın eleştirilerine maruz kalsa da kız kardeşini koruma güdüsü baskın çıkıyordu. Hatta birkaç kez Harry e neden onu bıraktığını sorup durmuş Onun Dracoyla birlikte olmasını Harry nin suçu olarak görmüştü En sonunda bir gün büyük bir kavga patlak vermişti

—Sana kaç kere söylemem gerekiyor Ron Anlamıyor musun? Artık aramızdaki hiçbir şey eskisi gibi değilken nasıl onunla birlikte olmamı beklersin?

—Sen eğer onu bırakmasaydın O da gidip kendini Malfoy un kollarına atmazdı 
Ama bu kez araya giren Hermione olmuştu

—Saçmalama Ron. Ginny koskocaman bir kız ve sen bunu artık görmezden geliyorsun Üstelik Ginny kimle isterse onunla birlikte olur Neden onların birbirlerini sevdiklerini artık kabul etmiyorsun. Harry i suçlamaktan vazgeç Çocukluk ediyorsun.

Bunları duyan Ron iyice çileden çıkmıştı

—Demek ben çocukluk ediyorum ben hiçbir şeyi anlamıyorum Siz zaten hep bana karşı tavır alıyorsunuz Hep birlikte olup beni alt etmeye çalışıyorsunuz bıktım artık bundan

O an Harry de Hermione de ne söyleyeceklerini şaşırmışlardı. İkisi de olduğu yerde donup kalmışken sessizliği bozan bir köşede sinip o ana kadar olanları izleyen Ginny nin feryat dolu çığlığı olmuştu
—Yeter yeter dedim bıktım senin bu tavırlarından konuşmalarından anlamıyorsun değil mi?
Bunları söylerken bir yandan da Ron un üstüne doğru gelmeye başlamıştı ama ne Harry ne de Hermione ona engel olmuştu Ronu yakasından tutup olduğu yerde silkelerken

—Seviyorum onu seviyoruz birbirimizi Neden anlamıyorsun Sırf geçmişte aranız iyi değil diye şimdi de onun kötü olabileceğini ve değişmiş olabileceğini düşünmüyorsun

Sonunda Ronun yakasını bırakmış ama gözyaşlarına gömülmüş yüzünü ona dikmiş tehditkâr bakışlarla  “Bizi artık rahat bırak “deyip yatak haneye giden merdivenlerde ortadan kaybolmuştu. Ama bu çok işe yaramıştı O geceden sonra Ron artık onlar hakkında tek kelime etmemiş hatta Draco’yla birlikte bir kaç iyi anıları bile olmuştu

Harry ne olduğunu anlayamadan birden çalan kapının sesiyle irkildi.Böyle bir günde gelen davetsiz misafir de kimdi acaba?



Genç öğretmenlerin resimleri 9. sayfada
Yeni öğrencilerin ki ise 15. sayfada

İlk 4 bölüm 1. sayfada,
6, 7, 8. bölümler 2. sayfada
9. bölüm 3. sayfada
10. bölüm 5. sayfada
11. bölüm 6. sayfada
12. bölüm 7. sayfada
13. bölüm 10. sayfada
14. bölüm 12. sayfada
15. bölüm 16. sayfada
16. bölüm 19. sayfada 
17. bölüm 25. sayfada (KEYİFLİ OKUMALAR Gülümseyen )




« Son Düzenleme: Mayıs 04, 2008, 21:58:00 Gönderen: su perisi » Logged

Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Harry Potter ve Kayıp Anahtar 18. Bölüm : Anılar ve Korku (Afiş ve Resimler :))
« Eklendi: Ağustos 21, 2008, 12:44:19 »

Logged
su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Ocak 23, 2008, 02:09:37 »



2. Bölüm : DAVETSİZ MİSAFİR





---Buyurun efendim. Eminim efendi Potter sizi böyle bir günde burada yanında görmekten büyük mutluluk duyacaktır.

Harry kapı açılıp karşısında Hogwarts ta öğretmeni olan ve şimdi de 6 yıldır müdireliğini yapan Profesör Mcgonagall’ ı gördüğünde belki Kreacher’ın dediği gibi kendini çok mutlu hissetmiş miydi bu tartışılırdı ama emin olduğu bir şey varsa o da çok şaşırdığıydı. Etrafındaki fısıldamalara bakılırsa diğerleri de en az onun kadar şaşkındı, Şimdi kafasında bir sürü soru dönüp duruyordu. Acaba bir sorun mu vardı? Beklenmedik bir olay mı gerçekleşmişti.Mcgonagall’ ın burada ne işi vardı?Daha onun kafasında bunlar dönüp dururken sanki profesör onu duymuş gibi söze girmişti.

---Merhaba Potter Görüşmeyeli uzun zaman oldu değil mi? Bu arada doğum günün kutlu olsun Yeni yaşını tebrik ederim
Bunları söylerken gözleri bir yandan da odada bulunan diğerlerinde ve masada bulunan büyük pastaya ilişmişti.

—Siz de bize katılmak istemez misiniz profesör?

Hermione profesöre yavaşça yaklaşmış, onu kapıdan uzaklaştırıp salonun orta kısmına diğerlerinin yanına getirmişti.

---Aslında burada fazla oyalanmayı düşünmüyordum ancak bu durumu biraz değiştirebilir
dedi büyük snicht şeklinde pastayı göstererek.

Herkes gülümsemişti. Pastayı kesip hediyelerini Harry’e sundular. Harry her anını dolu dolu yaşamak istediği dostlarıyla birlikte olduğu şu dakikaların bir an önce bitmesini isteyebileceğini hiç düşünmemişti ama profesörün neden buraya, evine kadar geldiğini de çok merak etmişti. Profesör pastasını bitirip Harry’e baktığında konuşma zamanının geldiğini anladı. Düşünmekten yiyemediği, daha yarım olan lezzetli pastasını öylece masaya bırakıp ayağa kalktı ve profesörle birlikte boş olan karşı odaya geçti.

----Evet, profesör sizi dinliyorum Gerçekten buraya kadar geldiğinize göre konu oldukça mühim olmalı.

Harry, Mcgonagall daha bir şey söylemeden direk konuya girmişti Doğrusu profesöründe bunu istediğinden emindi.

---- Doğruyu söylemeliyim ki Potter aslında buraya sana bir teklifte bulunmaya geldim,

Harry gerçekten çok şaşırmıştı Bu nasıl bir teklif olabilirdi ki?

-----Evet, gerçekten şaşırmış olmalısın Harry Ama şunu söylemeliyim ki teklifimin gerçekten senin çok hoşuna gideceğini düşünüyorum. Daha doğrusu bunu düşünen Albus’tu.

----Profesör Dumbledore mu?

Harry neler olduğunu anlayamıyordu.
 
---Evet, burada olmamı asıl isteyen Albus’tu Bunun gerçekten senin çok hoşuna gideceğini düşünüyor yani ona göre senin asıl evin ya da ev olarak gördüğün tek yer Hogwarts’mış.

----Evet, bu doğru dedi Harry hemen.

Söylediği gibi doğruydu. Harry ne zamandır bu evde yaşasa da yeri geldiğinde buraya evim dese de kendini evi gibi tek rahat hissettiği yer elbette ki onu Dursleyler’den kurtaran ve arkadaşlarıyla birlikte 7 muhteşem yıl geçirdiği Hogwarts tı
-----O zaman bu teklifimi reddetmeyeceğini düşünüyorum Harry

Harry artık bir şey söylemiyor onun devam etmesini bekliyordu.

---Evet Harry eğer sen de istersen. Hogwarts’ın bütün öğretmenleri ve öğrencileri seni bir öğretmen olarak aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.

Harry gerçekten çok şaşırmıştı Bunu hiç beklemiyordu. Onun aslında bir mesleği vardı Seherbazlık ki Profesör Mcgonagall da bunu çok iyi biliyordu. Bir ölüm yiyen onun için en uygun mesleğin bu olduğunu söylediğinden beri yapmayı istediği şey buydu ve istediğine de ulaşmıştı. Okuldan mezun olduktan sonra bakanlığa başvurmuş onlarda başvurusunu büyük bir memnuniyetle kabul etmişlerdi Eğitim dönemini de başarıyla atlatmış çok iyi ve bu konuda oldukça deneyimli bir seherbaz olmuştu. İşini de gerçekten çok seviyor ve bunu yaparken mutluluk duyuyordu. Ancak eskisi gibi ortalıkta pek kara büyücü yoktu. Bu onu sevindiriyor ancak işinin de sıradanlaşmasına engel olamıyordu.

---Biliyorsunuz ki profesör ben bir seherbazım ve bir mesleğim var

Bunu söylerken profesörün kabul edercesine yavaşça başını salladığını görmüştü. Konuşmasına devam etti:
 
---Peki, beni hangi derse hocalık yapmak için bekliyorsunuz Proseför?

---Bu teklifime sıcak baktığını mı gösteriyor?

---- Evet, haklısınız Söylediğiniz gibi Hogwarts benim için bugüne kadar ve bugünden sonra da gerçek bir yuva olmuştur ve iş teklifinizi göz ardı ettiğim söylenemez ancak beni de Muggle Araştırmaları için düşünmüyorsunuzdur herhalde?

Harry duyduğuna göre Hogwarts’ta bu sene tam 4 derste öğretmen açığı vardı ve bu okulun yeni eğitim dönemi için büyük bir sorundu.
---Ah elbette ki hayır Potter Aslında o ders içinde çok uygun bir konumda olduğunu söylemeliyim muggle lar tarafından büyütülmüş olmadan dolayı ama bizim seni düşündüğümüz asıl pozisyon elbette ki, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma. Aksini düşünemezdik bile

---Ama profesör siz de bilirsiniz ki o ders lanetli Gelen bir öğretmen bir seneden fazla dayanamıyor ve sene sonunda bir uzvumu kaybetmek istemem.

—Ah elbette ki kaybetmeyeceksin Potter 6 yıldır bu dersi veren Manior bu sene emekliye ayrılmak istemese bu teklifle burada bulunmazdım Bu arada o sadece yaşı nedeniyle sadece biraz dinlenmek istediği için emekliye ayrıldı.

Harry bunları düşündü Gerçekten Hogwarts ta 7. sınıfta kendisine de ders veren Manior Mantonia’nın 6 yıldır bu dersi vermeye devam ettiğini duymuştu ama nasıl oluyordu da lanet ona işlememişti.

---Albus’sun söylediğine göre bu lanet, yapanı öldüğünde etkisi ortadan kalkan türdenmiş ve bu da gösteriyor ki sanırım lanetleyenin sonunun ne olduğu belli.
 
:Profesörün söylediği mantıklıydı Dersin verilmesini engellediği için Dumbledore’a kızıp bu dersi lanetleyen Voldemort öleli 6 yıl olmuştu ve 6 seneden beri bu dersin öğretmenliğini bir tek kişi sürdürmüştü.

---Evet, haklı olabilirsiniz Profesör Ancak neden ben? Benden çok daha deneyimli birini bulabilirdiniz bu iş için Yaşım itibari ile çok genç olduğumu düşünmediniz mi hiç?

Harry, Voldemort okuldan mezun olduktan sonra okula bu derse hocalık yapmak için başvurmuş, fakat yaşı çok genç olduğu için o zamanlar müdür olan Profesör Dippet tarafından reddedildiğini hatırlıyordu.

---Elbette yaş faktörünü de düşündük. Fakat senin yaşında olup senin kadar bu konuda deneyimli ve bilgili birini bulamadık. Üstelik Seçilmiş Çocuğu, Kim Olduğunu Bilirsin Seni öldüren büyücüyü okulumuzda öğretmen olarak görmek öğrencilerimiz içinde büyük bir şans olacak. Dahası yaşıt olarak orada yalnız da olmayacaksın Proseför Neville de seninle birlikte orada bulunmaktan mutluluk duyacaktır. Yoksa sen aynı şekilde düşünmüyor musun?

---Neville, o da mı okulda olacak dedi kendini tutamayarak
.
—Ah evet öyle Potter Logbottom ona sunduğum teklifi seve seve kabul etti Hogwarts’ta bir öğretmen olarak bulunmaktan gurur duyacağını söyledi.

Harry’den cevap gelmediğini görünce devam etti:

----Üstelik okulda alınan karara göre artık daha genç büyücülere şans vermek istiyoruz Onların öğrencilerle ilişkilerinin daha etkili, daha yakın olduğunu düşünüyoruz daha doğrusu Albus bunun öğrenciler için daha kaliteli olacağını söyledi.

Harry 7 yıldır bir tabloda olsa da Profesör Dumbledore’un Hogwarts’ı çok güzel bir şekilde yönettiğini görünce gülümsemeden edemedi.

-   Sanırım teklifim hoşuna gitti.
 
Harry’nin düşünceleri bir an başka yöne kaysa da dikkatini toplamayı çabuk başardı ve  Mcgonagall ın söylediklerini düşündü tekrar.

Harry her ne kadar böbürlenmeyi sevmeyen biri de olsa Mcgonagall ın onun hakkında söyledikleri gerçekten doğruydu. Harry Voldemort ve ölüm yiyenleri ile defalarca karşılaşmıştı ve seherbazlık eğitimi de bu bildikleri üzerine daha fazlasını katmıştı kuşkusuz. Sonra aklına Dumbledore’un bir gün kendisine söylediği şu söz geldi “Önderlikten çok daha iyi yapabildiğim bildiğim bir şey varsa o da eğitimciliğimdi Bende bunu yapmayı seçip Hogwarts’a geldim ve o günden beri kendimi küçük yetenekleri yetiştirmeye adadım.

Harry hiçbir zaman önder olmak istememiş ama kendini hep önde savaşırken bulmuştu Tıpkı Dumbledore’un dediği gibi önderlik ancak onu istemeyenlerin oluyordu.

Eğer öğretmen olursa yine bütün gözler okulda kendine dönecekti ki bu da istediği en son şeydi. Seherbazlık mesleğini düşündü sonra hayatında yapmak istediği tek meslek ve şu an sahip olduğu ve severek yaptığı işi Ancak bakanlıkta da durum pek farklı değildi Onu gören her yaştan büyücü en azından gözünü bir defa dikip bakmadan yanından geçmiyorlardı.
Yavaşça ayağa kalktı:

---Sanırım kararımı verdim Profesör.
« Son Düzenleme: Mart 11, 2008, 20:57:55 Gönderen: su perisi » Logged

su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Ocak 23, 2008, 02:10:31 »





3. Bölüm : YALNIZ GENÇ KIZ




“Hogwarts’ta öğretmenlik yapmak mı? Harry bence bu harika! Küçük yetenekleri yetiştirmek… Bu gerçekten kulağa çok hoş geliyor.“demişti Hermione yüzünde kocaman bir gülümseme ile.
Harry doğru bir karar verip vermediği konusunda hayli düşünceliyken bu sözler yüreğine su serpmişti.
“Teşekkürler Hermione oraya dönmek çok iyi olacak-
“Hogwarts senin yuvan. Evet biliyoruz Harry Tekrar tekrar söylemene gerek yok.” demişti Hemione daha Harry sözünü bitiremeden yüzünde muzip bir gülümsemeyle Harry’nin sesini taklit ederek.
 Kararını söyledikten sonra Mcgonagall oldukça memnun bir şekilde kimseye haber vermeden oradan ayrılmış, diğerlerinin yanına dönen Harry de arkadaşlarına bir işaret edip her şeyi sonra konuşmak üzere kendisi için olan  partiye kaldığı yerden katılmıştı.   
“Ne oldu Ron sen pek mutlu olmamış gibisin. Yoksa sen de benim gibi düşünmüyor musun?”
“Hayır elbette bu bence de çok iyi bir fikir Hermione. Yalnız aklıma takılan biz orada olmayacağız. O kadar yıldan sonra Harry’i orada yalnız bırakmak içime sinmiyor.”
“Ron siz her zaman yanımdaydınız ve 6 senedir her şey olduğundan çok da iyi gidiyor, Fazlasıyla iyi.”dedi Harry yakın arkadaşını rahatlatmaya çalışarak.
“Elbette iyi gidecek. Voldemort artık yok. Haliyle ortalığı karıştıracak ne olabilir ki?” diyerek sözü devralmıştı Hermione ondan.
“Benim kastettiğim artık Harry bizimle birlikte olmayacak beraber çalışamayacağımız. Yani tanıştığımız günden beri birbirimizden hiç ayrılmadık Hermione. “ dedi Ron yüzünde bir hüzün dalgasıyla devam ederken:
“Ayrıca Hogwarts sıcak günlerde çimenlerin üstünde beraber oturup akşam güneşini seyredemeyeceğimiz,  Quidditch antremanları yapamayacağımız ve maçları oynayamayacağımız, her ne kadar çok sıkıcı olsa da derslere giremeyeceğimiz, beraber oturup ders çalışamayacağımız. Evet, hepsi bu.”
“Ah! Ron “diyen bir inleme koyuverdi Hermione. “Bunları sen mi söylüyorsun?”
Bunları söyledikten sonra da Harry’e aldırış etmeden gidip onun dudaklarına bir öpücük kondurmasıyla Ron’un kulaklarına kadar kızarması bir oldu.
“Eh o zaman siz de beni sık sık ziyaret edersiniz” dedi Harry bu konuyu uzatıp kimseyi daha fazla üzmek istemiyordu.
Birden aklına sabah gelen, sonra düşünmek için odasına bıraktığı mektup geldi.
“Geliyorum şimdi” diyerek diğerlerini bakışlarına aldırmadan bir koşu odasına gidip mektubu bıraktığı yerden aldı.
“Eee ne düşünüyorsunuz?”
“Yaptığım büyülere bakılırsa hiçbir lanet izi yok yani bir düşmandan gelme olasılığı düşük.”
“Belki de bir hayranından gelmiştir Harry Etrafta bir sürü oldukları kesin.” Dedi Ron yüzünde bir sırıtmayla Hermione’nin ona gözlerini devirerek bakmasına aldırmadan devam etti.
“Hem sana böyle bir şey göndermeye cesaret edeceklerini sanmıyorum Kendilerini senin gazabından korumaları için bayağı bir çaba harcamak zorunda kalacaklardır.”
 Ne kadar başta endişelense de eşinin sözleri Hermione’yi bile güldürmüştü ancak ortada hala cevaplanması gereken bir soru vardı.
“Ancak evimi bilen çok az kişi var Ron. Merakım da bu yüzden. Üstelik bu isimle tanıdığım hiç kimse yok “
“Harry bence çok kafanı takma ancak çok hafife de alma sonuçta durduk yere kimse kimseye isimsiz, imzasız mektup göndermez. Özellikle de bu kişi senin doğum gününü biliyorsa ve evinin adresini de öğrenmişse çok hafife alınmamalı derim ben.” diye konuya yine noktayı koymuştu Hermione. Harry yavaşça başını sallayıp, konuşacak başka bir konu aramaya başlarlarken endişesi artık neredeyse yok olmuştu. Ne de olsa dostları her zaman onunlaydı. 
 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaşı ilerlemesine rağmen hala dinç olan Hogwarts Müdiresi ayakta durmuş, odasının penceresinden okul arazisinde umarsızca dolaşıp, gün batımını seyreden genç kızı izliyordu. Her zaman ciddi bir ifade olan yüzünü, şu an bir öğrenci ya da öğretmen görse onun düşünceli, biraz da endişeli olduğuna kanaat getirebilirdi. Yavaşça gözlerini odaklarından ayırıp, masanın arkasında bulunan yaşlı büyücünün tablosuna baktı. Kendisini izlediğinden emindi elbette. Daha hiçbir şey söylemeden yaşlı büyücü ondan önce davranmıştı.

“Diğer bütün öğretmenleri ve hatta tabloları bile anlarken sen nasıl oluyor da ona karşı koyamıyorsun Minerva?” dedi tablodaki uzun gümüşi sakalı bedenini kaplayan büyücü.
“Bunun onunla bir ilgisi yok Albus” dedi ayakta dikilmeye devam ederken yaşlı büyücü.
“Şunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim ki onu bu oda da bize getirildiği ilk gün gördüğüm zaman ben bile etkilenmiştim.” dedi beklenmedik bir şekilde yaşlı büyücü mavi gözlerinden birini kırpıp karşısında ona inanamayan bir ifadeyle kendisini süzen büyücüye bakarak ve devam etti:
“Tıpkı Severus gibi. ” dedi yanındaki tabloda rahatsızca kıpırdanan suratsız diğer eski Hogwarts müdürüne anlamlı bir bakış fırlatıp beyaz sakalını birazda muzip bir hareketle sıvazlarken. 
“Konunun bu olmadığını elbette biliyorsun Albus. Beni rahatlatmayı bırak lütfen. Hala düşünüyorum da sence onu buraya getirmekle doğru mu yaptık acaba?” endişeli görünen yüzünü tekrar karşısında duran tablodaki adama yönlendirdi. Tablodaki yaşlı büyücü artık gülmese de ona dönüp cevap verdi:
“Minerva bu okulun müdiresi sensin ve elbette son kararı verecek kişi de sensin. İstersen onu şimdi bu okuldan uzaklaştıracak yetkiye de gene sen sahipsin Sen bana fikrimi sordun. Ben de sadece sana onları sundum.” demişti tablosundaki yaşlı büyücü ciddiyetini takınarak.
“Hayır, Albus sen de biliyorsun ki böyle bir düşüncem yok ve senin fikirlerine de her zaman saygım vardır.” dedi yaşlı büyücü özür diler bir halde tablodakine dönerek.
“Bunun her zaman farkındaydım Minerva. Endişeni de anlıyorum ancak dünya üzerinde onu korumak için bulunduracak Hogwarts’tan daha güvenli bir yer biliyor musun?” dedi mavi gözleri karşısında duran Hogwarts müdiresine dikili olarak.
“Olmadığı için zaten burada Albus. Yoksa böyle bir şeyi asla kabul edemezdim.”  dedi Mcgonagall. Tablodaki yaşlı büyücünün tekrar gülümsemesine bir anlam vermeye çalışırken.
“Kabul edeceklerinden emindim.”
“Evet Haklıydın Albus her zaman olduğu gibi. Geliyorlar.”dedi. Dumbledore halinden memnun bir ifadeyle gülümserken:
“O zaman endişelenmeyi daha sonraya bıraksan iyi olur Minerva.” dedi Dumbledore. “Üstelik bunu ona belli etmesen daha iyi olacak. Çoktan fark etmiş olmalı ve sanırım bu onu ürkütüyor.”
“Albus ben onu korkutuyor muyum? Böyle bir şeyi nasıl söyleyebilirsin?” demişti Mcgonagall kendisinden beklenmeyecek bir ses tonuyla savunmaya geçmiş, yüzündeki endişeli ifade biraz da kızgın denecek bir ifadeye dönüşürken.
“Hayır, hayır Minerva Ben sana korkutuyorsun demedim. Ürküyor dedim Üstelik onun durumunda, aslında yaşamaması gereken olayları görmüş biri için hiç kolay olmayan bir durum. Şimdiye kadar çoktan St Mungo’ya kaldırılması gerekirdi.”
“Biliyorum Albus Onu anlamaya çalışıyorum ancak bu durumda nasıl davranmam gerektiğini artık bilmiyorum.” dedi üzgün bir ifadeyle yaşlı büyücü yaptığı hatanın farkında diğerinden özür dilercesine ona bakmaya devam etti:
“Bu sefer nasıl bir belanın kapımızda olduğunu bile bilmiyoruz.”dedi sessizce son verdikleri konuşmayı düşünüp tekrar gözlerini aşağıda okula doğru ilerleyen genç kıza yönlendirdi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yağmurların ıslattığı çimenler ayakları altından ezilip, Şamarcı Söğüt ona yaklaşmaması gerektiğini söylercesine tehlikeli bir şekilde dallarını sallarken onları umursamadan yoluna devam etti. İlk günler her zaman onu bir şekilde korkutmayı başarırdı bu karşısında dikilen binayla ilgili her şey ama zaman geçtikçe buraya alıştığını fark etmişti.  Peeves bile artık onunla uğraşmaktan vazgeçmiş hatta ona bir seferinde okulun bütün gizli geçitlerinin yerini söylemişti sanki buna ihtiyacı olacak gibi. Yüzünde düşüncelerinin verdiği o gülümseme ve anlaşılmazlıkla binaya doğru ilerledi.
 Gün batıyordu ve onun artık dışarıda olma süresi çoktan dolmuştu. Mutlaka etrafta birisinin onu izlediğinden emindi. Ya Yasak Orman’a gizlenmiş sık ağaçların arasından, ya okulun yüksek pencerelerinin birinden ya da hayaletlerden biri mutlaka onunlaydı. Okul sınırları içinde bile olsa asla dışarı yalnız çıkamıyordu. Sonu gelmeyen yasak listesinin sadece bir maddesiydi bu elbette. Kafasının içinde bunlar dönüp dururken okulun kapısına kadar geldiğini fark etti. Son bir kez gözlerini batmakta olan güneşe çevirip ortalığı karanlığa gömecek olmasına lanet okudu. Günler bu kadar çabuk geçmek zorunda mıydı? Birkaç haftaya kadar öğrencilerin cıvıltılı sesleriyle dolacak olan Büyük Salon’a bir göz atıp koridor boyunca ilerledi. Odasına giden yolu bulması zor olmayacaktı elbette eskisi kadar.2 kat çıkıp, bir iki koridor döndükten sonra bir tablonun önünde durdu.
“Hey Merhaba !”
“Merhaba. Muggle “ dedi genç kız tablodaki yakışıklı büyücüye onun kendini rahat bırakmasını istercesine yüzüne bile bakmadan tabloyu açmasını bekledi. Tablodaki genç büyücü onun halinden anlamış, biraz alınmış, biraz üzülmüş bir halde savrulup açılırken “Eğer istersen bir ara yanına uğrayabilirim.” dedi. Genç kız ona cevap vermeden başını sallayıp yavaşça içeriye geçti. Küçük salona göz gezdirdi. Ortalıkta fazla görünmemesi için okul açıldıktan sonra burayı kullanacaktı sık sık. Mcgonagall onun için özel olarak hazırlanmasını istemişti. Karşı duvardaki pencere araziye bakıyordu. Ne mutlu ki en azından bundan mahrum kalmayacaktı. Karşılıklı kurulmuş 2 bordo renkli koltuk 2 duvar boyunca ilerliyordu.”Sanki buraya misafir davet edeceğim.” diye geçirdi içinden. Üstelik Mcgonagall belki merak ederde okur diye bir kitaplık dolusu kitap getirtmişti onun için. Ancak genç kız bu durumdan memnundu. Nerden bilebilirdi ki yaşlı Mcgonagall onun bir kitap kurdu olduğunu. Hiç merak etmiş miydi? Yavaşça sağ tarafta yatak odasına açılan kapıya yöneldi. İçerisinin sabah kalkar kalkmaz hizmetinde olan ev cininin düzelttiğinden emindi. Gülümseyerek odaya girdi. Beklediği gibi etraf derli topluydu. Dağınık birisi değildi ancak bu kadarı da onun için fazla geliyordu. Sağ taraftaki pencere ve onun boyunca uzanan yatağa sonra da kapının tam karşısında olan banyoya bir göz attı. Ev cini onun emrine uymuş geri çağırana kadar ortalıktan yok olmuştu. Başka bir çaresi var mıydı? Yavaşça yatağına doğru ilerledi ve kenarına yerleşti.  Son bulan bir günü daha anlatmak için elini komidinin üzerinde duran tek arkadaşına doğru uzattı.
 





« Son Düzenleme: Şubat 10, 2008, 21:14:29 Gönderen: su perisi » Logged

su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Ocak 23, 2008, 02:11:21 »




4. Bölüm : HOGWARTS’IN GENÇ YENİ PROFESÖRLERİ




—Anne! Bu o değil mi?
—Evet tatlım. Ta kendisi…

Harry etrafındaki kendisini izleyen  meraklı gözlere, kulağına gelen kendisi hakkında olduğuna emin fısıldamalara aldırmadan King Cross İstasyon’unda öğrencilerin doldurmaya başladığı trene yaklaşıyordu..Hogwarts Expresi her zamanki ihtişamı ile onu bekliyordu. Şimdi burada ayakta dikilmiş öylece dururken, etrafında koşuşan birbirini bir senenin ardından görebilmiş öğrenciler, onları uğurlamaya gelen veliler, korkmuş birinci sınıflar ve endişeli tavırlarına bakılacak olursa çocukları büyücü olan muggle ailelerin seneler sonra gördüğü o tavrı sanki buraya geldiği ilk günü hafızasına taşıyordu zorla… Ron ve Hermione ile tanışmalarını, Draco ilk kavgasını ve nasıl düşman olduklarını… Bir zamanlar kim olduğu ve bu dünyadan habersiz, muggle dünyasından kalkıp gelmiş bir çocuk olarak şimdi bir öğretmen olarak bulunmak gerçekten çok ilginçti.

—O ne arıyor burada?
—Hani bakanlıkta çalışıyordu?
—Sihir Bakanı olmayacak mıydı?
—Kim akıl erdirir ki? Belki bir işi vardır.

“Bu kadar gürültülü konuşmak zorundalar mı?” diye düşündü genç adam az önce hakkında konuşan bir grubun yanından gülümseyerek geçerken.

—Harry! Hey Harry!

Bu çok tanıdık sesi duyduğunda önce bir rahatlık, sonra bir gülümseme yerleşmişti yüzüne. Arkasını dönüp sesin geldiği yere baktığında Neville on adım kadar uzağında onlara şaşkınlık ve korku dolu bakışlar fırlatan insanlara aldırış etmeden el sallıyordu.

—Oh… Evet, sonunda buradayız.

Yanına yaklaşan Neville’in elini yavaşça sıkıp
 “Evet, Neville Gerçekten cisimlenmek yerine trenle gelme fikri bence çok güzeldi.”  dedi.

—Eski günleri yâd ederiz diye düşündüm Harry. Tıpkı bir zamanlar her sene yaptığımız gibi…

Harry 2 önce Neville’den bir mektup almış bu teklifle karşılaşmıştı ve bu da onun çok hoşuna gitmişti doğrusu. Nedense ona tekrar Hogwarts’a öğretmen olarak değil sadece eskisi gibi bir öğrenci olarak gittiği duygusunu sağlayacaktı. İki genç savaş kahramanı adam çevrelerinde orada bulunmalarına şaşkın bir o kadar da meraklı kalabalığa aldırmadan, daha kalkmasına neredeyse yarım saat zaman bulunan trene yöneldiler.

“Harry Mcgonagall’ın teklifini duyduğunda gerçekten çok şaşırmış olmalısın.” dedi Neville suratında bir sırıtma ile.
“Gerçekten öyle olduğuna emin olabilirsin” diye yanıtladı Harry boş bir kompartıman bulup karşılıklı otururken.

—Aslında Mcgonagall bana bu teklifi sunmasa bile bir gün bu iş için başvurmayı düşünüyordum. Bitkibilim her zaman favori dersim olmuştur.

—Evet, o derste her zaman en iyilerden olmuştun. Hermione’yi bile bazen kızdırmayı başarırdın. Bu yüzden sana sinir olurdu.
—Oh Harry Ne dediğinin farkında mısın? Tanrım beni Herm’in gazabından korusun. Ders söz konusu olduğunda hiçbir zaman karşısına çıkmak istemedim.

İki eski dost karşılıklı oturup eski günlerden bahsederken kahkahalar gırla gidiyor, kompartımanı dolduruyordu. Ancak Harry’nin aklına ummadığı anda gerçekten çok önemli olduğuna kanaat getirdiği bir soru takılmıştı. Acaba Neville bu konu hakkında bir şey biliyor olabilir miydi? Profesörlük ilk ona teklif edilmişti ne de olsa? Neville, Seamus ve Dean’le olan bir şaka anılarını da anlatmayı bitirmiş kafasını cama çevirmiş dışarıyı izlemeye yeni başlamıştı.

-Neville okula alınacak diğer 2 öğretmen, onlar kim biliyor musun ya da daha açık konuşmak gerekirse 2 ders içinde birileri bulunabildi mi?

—Ah. Evet, Harry Senin haberin yok mu? 2 ders içinde gerçekten bu konuda çok yetenekli ve üstelikte genç 2 hoca bulmuş yaşlı Mcgonagall.

Hogwarts’taki öğretmen açığı kapatılmıştı bu gerçekten iyi bir haber diye düşündü Harry Neville heyecanla konuşmasına devam ederken.

—…Hem zaten bunun olmasını bekliyordu. Çünkü sen de bilirsin ki (Harry’e bilmiş bir sırıtış göstererek )savaşın bittiği yer Hogwarts. Artık çok iyi bir okul olmanın yanında çok da popüler.

”Doğru” diye düşündü Harry Voldemort’u öldürüp Ölümyiyenlerini Azkaban’a göndermeyi başardıkları yer Hogwarts’tı ve o son düellodan sonra sadece ülkedeki değil bütün dünyadaki büyücüler büyük bir coşku yaşamışlar ve günlerce süren kutlamalar gerçekleştirmişlerdi. Haftalarca gazeteler savaşın kahramanı olan bu savaşçılardan bahsetmiş bunu nasıl başardıklarını yazmıştı Görünen o ki 6 yıl geçmesine rağmen hala durum değişmemişti. Tekrar Neville’e dönüp

“Peki, yeni hocalar kimler? diye sordu. Bunu neden bu kadar ilgisini çektiğini bilmiyordu ancak birlikte çalışacağı insanları bir an önce tanımak istediğine yordu sessizce.

“Al bakalım Bu sana iyi bir yanıt olacaktır Harry “ diyerek cüppesinin cebinden çıkardığı parşömen parçasını karşısında oturan Harry’nin kucağına fırlatmıştı Neville. Harry biraz şaşkınlık, birazda hayranlıkla parşömeni açıp baktığında:

“Dırdırcı!” dedi Harry kaşlarını kaldırıp Neville’e alaylı bir bakış fırlatarak.

 “Okumadan hemen karar vermemeni tavsiye ederim Harry” diye bastırmıştı Neville.

Harry kırışmış gazeteyi düzelterek “Dırdırcı” diye düşündü tekrar. Bu kâğıt parçasına yazılan hangi yazıya kim inanabilirdi ki?” tabi ki Buruşuk Boynuzlu Hırgürün çok tehlikeli olduğunu düşünen birkaç kafadan eksik dışında.
Ancak Harry ön sayfayı çevirip baktığında aslında hiç de beklemediği bir şeyle karşılaştı. Aralarında kendisinin de bulunduğu 4 farklı kişinin fotoğrafı vardı.. En üstte ne zaman çekildiğini hatırlamadığı kendi fotoğrafı ona bakıp gülümsüyordu. Fotoğraflardan birinde Neville vardı beklediği üzere. O da bir başkasıyla konuşurken çekilmişti. Neville’in yanındaki kendi fotoğrafının altında ise
“Pansy!”
“Evet, Pansy Harry. Eee her zaman başarılı bir öğrenci olduğu kesindi. Hele iksirde harikalar yaratırdı.
“Ne yazık ki doğru.” diye düşünmeden edemedi genç adam yerinde huzursuzca kıpırdanarak.

Onu son seneden sonra Bakanlık’ta çalışırken birkaç kez görmüş ancak pek aldırış etmemişti. Ancak genç kız Harry’e gerekli bir iksir konusunda yardım edip güvenini kazanmayı başarmıştı. Herkes 2. bir şansı hak eder diye düşünmüştü genç adam ona neden davranışlarının değiştiğini sorduklarında. En son olarak da onu doğum gününde görmüştü. Ron ve Hermione Bakanlık’ta peşine takılıp rahat bırakmadığını söylemişlerdi. Sonunda isteğine ulaşmış o da doğum günü partisine katılan davetlilerden biri oluvermişti. Harry bunları duyduğunda hem şaşkın hem de biraz memnun uğurlamıştı onu evinden. Ne de olsa başka bir Slytherin onu, görünenin aslında ne kadar yanıltıcı olabileceğini kanıtlamıştı çok eskiden. Ancak düşünülecek konu şu ki yeni bulduğu bir iksirle çalıştığı bölümde giderek yükseldiğini duymuştu. Gerçekten o kariyeri bırakıp bir okula öğretmen olarak gelmek hiç de onun yapacağı türden bir iş değildi. Neyse ki bu durum Harry’i fazla ilgilendirmiyordu. “Genç bir profesör daha” diye geçirdi içinden Onun biraz da sanki suratsızmış gibi poz veren fotoğrafını da inceledikten sonra son yeni profesörün de resmini incelemek için gazeteye dikkatle baktı.
“Tanrım!” diye geçirdi içinden. Harry’nin hayatı boyunca hiç görmediği ve asla var olduğunu tahmin edemeyeceği güzellikteki genç bir kız ona bakıyor, muzip bir şekilde göz kırpıyordu.

—Gerçekten nefes kesici öyle değil mi?
Harry o kadar resme dalmıştı ki karşısındaki koltuktan kalkmış, gazeteye eğilmiş, aynı şekilde ona hayran bakan Neville’in farkına varmamıştı. Gözlerini zorlukla fotoğraftan ayırıp alttaki yazıyı okumaya başladı.


HOGWARTS’TA BÜYÜK DEĞİŞİM

     Dünyanın en iyi büyücülük okulu olarak bilinen Hogwarts yaptığı bir yenilikle artık genç büyücüleri de bünyesinde bulundurmaya karar verdi. Profesör Mcgonagall ile uzun uğraşlar sonucunda yaptığımız görüşmede “Bugüne kadarki deneyimlerimize dayanarak böyle bir karar aldık ve bunun öğrenciler için en iyisi olacağını biliyoruz.” bilgisini edinmiş bulunuyoruz.


“Eh demeci yapan kim olursa olsun yaşlı Mcgonagall’ın asla değişmeyeceğini bilmeli.“   

Harry yüzünü kaldırıp Neville’e sırıtarak baktı. Bu üstü kapalı konuşma da bunun en iyi kanıtıydı. Tekrar gözlerini gazeteye attığında 2. haberi gördü.

HOGWARTS’IN GENÇ YENİ PROFESÖRLERİ

    Hogwarts’ta bu yıl bulunan 4 öğretmen açığı da büyük bir başarıyla kapatılmış. Kimi çevrelerin olumsuz yaklaşımlarına karşın okul heyeti göreve getirilen öğretmenlerin hepsinin konularında en uzmanlardan olduğunu söylüyorlar. Yeni hocaların kim olduklarını ise büyük çabalarımız sonucu öğrenmiş bulunmaktayız. Onlar hakkında detaylı bilgiyi 2, sayfada bulabilirsiniz
.
Harry hiç durmadan sayfayı çevirdi. İlk olarak kendi adını gördüğünde nedense hiç şaşırmamıştı.

HARRY POTTER

Vereceği Ders: Karanlık Sanatlara Karşı Savunma

Şu an 24 yaşında olan genç büyücü Hogwarts’tan mezun olmuş Gryffindor binasında okumuştur. Okulunda pek çok başarısının yanı sıra büyücü dünyası onu Seçilmiş Çocuk ya da Sağ Kalan Çocuk şimdi ise Yenilmez Seherbaz olarak tanımıştır.6 yıl kadar önce de büyücü ve muggle dünyasında kaos yaratan Karanlık Lord’u öldürerek tarihe geçmiştir. Bunun yanı sıra okulda başarılı bir çizgi çizmiş ayrıca Hogwarts’ın 100 yıl içinde seçilen en genç arayıcısı olarak okul tarihine de adını altın harflerle yazdırmıştır. Okula Özel Hizmet Ödülü sahibi olan Potter takım kaptanlığı yaptığı sürede takımı birçok kez kupayı havalandıran taraf olmuştur.


Harry kendi hakkındaki yazıyı bitirdiğinde keşke okumasam diye düşünmeden edemedi. Bunu her kim yazdıysa kendinden bu kadar bahsetmek zorunda mıydı? Geçen yıllarda hakkında yazılan onca yazıyı görmezden gelmek için gazete okumayı bile kesmişti. Zaten Gelecek Postası uzun zaman önce kendi kimliğini göstermişti ona. Öğrencilik yıllarında başlayan önce onun bir düzenbaz, sonra da göklere çıkartılması gereken bir kahraman olduğunu yazmış durmuşlardı. Elindeki Dırdırcı’ya baktı. Onu okuyacak kadar çatlak olmadığını düşünüyordu bir 10 dakika önceye kadar anlaşılan oldukça yanıldığı ortadaydı. Gerçekten dergi sihirli bir değnek değmişçesine başkalaşım geçirmiş elinde duruyordu. Düşünecek daha çok zamanının olduğunu hatırlatıp yeniden gazeteye döndü.

         NEVİLLE LONGBOTTOM

Vereceği Ders: Bitkibilim

 Harry Potter ile aynı yaşta olan Profesör Longbottom da onunla aynı dönemde Gryffindor da okumuştur. Harry ile birlikte birçok karanlık, korkunç savaşta onun yanında yer alan Longbottom’un okuldaki en iyi dersi Bitkibilim’dir. Okuldan mezun olduktan sonra Bakanlık’ta Şifalı Bitkiler birimde çalışan genç profesör yetiştirdiği Ayık otu bitkisiyle tarihe geçmiştir.


Harry gülümsemesini saklamadan başını kaldırıp şimdi yanına kurulmuş olan Neville’e döndü.

“Eh Sanırım Luna beni unutmamış.” dedi Neville başını gazeteden kaldırmadan.

“Luna mı?”

“Evet Harry. Luna. Bunlar onun yazıları Babası 2 ay önce ölünce derginin editörlüğünü o devraldı. Bu kadar değişimin sebebi ne sanıyorsun?”

Gerçek bir değişim olduğu konusunda ikisi de hem fikirdi. “Evet, Luna” diye içinden geçirdi genç adam. Babası öldüğü zaman derginin onun eline kaldığını biliyordu ancak yazı yazmak, üstelik bu tür yazılar yazmak ondan beklenebilecek bir şey değildi. Doğum gününde misafirlerden biri olan genç kızın görünüşünde ve davranışlarında hayli değiştiğini fark etmişti. Kulağında turp şeklinde sallanan küpeler, kükreyen aslan şapkası yoktu Her zaman salıverdiği düz saçlarının bukleler halinde atkuyruğu şeklinde tepesinde topladığını hatırladı. Anlaşılan görülen o ki değişen sadece bunlar değildi. Gözlerini yeniden gazeteye indirdi.

PANSY PARKİNSON

Vereceği Ders: İksir

Diğer yeni iki Hogwarts profesörü gibi Pansy de çok genç olması ile dikkat çekiyor. Onlarla aynı dönemde Sylitherin binasında okuyan Parkinson okuduğu dönemde iksir dersinin çok iyi olmasıyla tanınmıştır. Okulu bitirdikten sonra Bakanlık’ta Yararlı İksirler bölümünde çalışan pansy çok iyi bilinen Yamana İksiri’ ninde mucidi olarak bilinir. Bunun aynı sıra okuduğu dönemde güzelliği ve çekiciliği ile erkeklerin başını döndürdüğü söylenir.


 Neville’in gülmesiyle Harry de kendini tutamamıştı arkadaşı konuşmaya başlarken bir kahkaha patlatarak ona doğru döndü.

“Eh haksız sayılmaz değil mi? Tanrım Luna’ ya inanamıyorum. Pansy’ i de unutmamış “

“Kendimizi ona karşı korumaya başlasak iyi olacak. “ Neville yüzünde inanamazlık dolu bir ifadeyle ona doğru döndüğünde Harry daha fazla dayanamayacağını anlamıştı.

“A! Hayır Merlin! Pansy mi? Beni hiçbir güç o kızın bir metre yakınına yaklaştıramaz.” O da yüzünde gülmemek için kendini tutmuş insanların verdiği morarmayla Harry’e dönerken devam etti.

“Hayır, çekiciliğinden falan değil o kız beni hep korkutmuştur Harry Üstelik bu sefer bir öğretmen olarak orada bulunacak. “

“Unutma Neville biz de oraya aynı sebepten gidiyoruz.”

“Onun için korkuyorum ya zaten. Hep burun buruna olacağız Bu fikir gerçekten kulağa pek hoş gelmiyor.” dedi Neville arkadaşına bakarak.

Harry Pansy hakkında yazılanları bir kez daha kafasında ölçüp biçerken aslında hiç de yalan olmadığını kabul etti. Evet, çekici biri olduğu su götürmez bir gerçekti. Ancak erkekleri peşinden koşturmak isteyen istediğini elde ettikten sonra da yüzüne bile bakmadan arkasını dönüp gidebilen biri olmuştu. Düşüncelerinden sıyrılıp tekrar merakla beklediği ana geldi.

LİONA LEWERTEN

Vereceği Ders: Muggle Araştırmaları

Profesör Lewerten, Beauxbatons mezunu olan genç büyücü başına gelen hazin bir kaza yüzünden büyü yapabilme yeteneğini kaybetmiştir. Veelalara taş çıkartan bir güzelliğe sahip büyücü sanılanın aksine muggle kökenlidir. Ayrıca 18 yaşında göreve gelen genç kız Hogwarts’ın gelmiş geçmiş en genç büyücüsü unvanının da sahibi olmuştur.

—On sekiz mi?

“Çok erken bir yaş bu meslek için. Tıpkı bizim gibi” dedi Neville yüzünün haline bakılırsa o da düşünceliydi.

 On sekiz… Daha okulundan yeni mezun olmuş ve hemen Hogwarts’ta ders vermek için profesör olarak göreve başlayacaktı. Üstelik büyü yeteneğine sahip olmadığı yazılıydı. Bu gerçekten onun için kolay olmayacaktı. Ancak onun vereceği dersi düşündüğünde aslında pek hatta hiç de zorlanmayacağını fark etmişti Ne de olsa o Muggle kökenli bir büyücüydü.

Harry gazeteyi karıştırıp başka bir bilgi var mı diye araştırmaya başlarken Neville’in  “Acelen ne Harry? Oraya gittiğimizde bol bol vaktin olacak öğrenmek için.” diyen sesiyle irkilmişti.
Ona belli etmek istememişti ancak görünüşe bakılırsa pek de başarılı olmadığı kesindi. Bir şey söylemeden gazeteyi açmaya da bir daha yüzü olmadan parşömen parçasını ikiye katladı. Arka sayfada gözüne çarpan, çok ilginç, ata benzeyen, ancak çok daha çarpıcı büyülü bir yaratığı görmezden gelerek Neville’e vermek yerine cebine attı. Konuşacak bir şey bulmak ister gibi Neville’e baktı ancak arkadaşı ondan önce davranmıştı.
“Keşke Pansy ve o genç kız… Onlarda bizimle birlikte gelmiş olsalardı.” Harry de aynen böyle düşünüyordu. Her ne kadar Pansy ile içli dışlı olmak istemese de o yabancı genç kız… İşte bu güzel olabilirdi diye geçirdi içinden kendini bile şaşırtacak şekilde.

 —Onlar nasıl gideceklermiş peki. Biliyor musun?

“Pansy bana bir mektup yollayıp Hogsmeade de işi olduğunu yazmış oradan geçecekmiş. Diğer kız hakkında hiçbir bilgim yok.” Diye söylendi Neville sanki bir şey canını sıkmış gibi, dönüp camdan dışarı bakmaya devam ederken.

“Nerden olabilir ki?” diye geçirdi Harry içinden muhtemelen karşısındaki arkadaşı da onu hayatında ilk kez o gazetedeki resimde görmüştü kendisi gibi. O da artık pencereye dönmüş dışarıyı seyretmeye başlarken kompartıman kapısı savrularak açıldı.
 
« Son Düzenleme: Nisan 11, 2008, 05:09:51 Gönderen: su perisi » Logged

aşkım?daniel?gülnur
İZMİR DELİSİ
Krema
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 464


KOYVER gitsin CANIM herşey SENSİN DANİEL"im


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #4 : Ocak 23, 2008, 03:15:58 »

sonuna kadar okuyamadım ama spr yasmısın waallllllaaaa .senden ii yasar olabilir.tabii bu benim düşünçem başkasını bilemem
Logged

HARUN RUMEYSA CANAY
devon aşkı
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 81


final destination


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #5 : Ocak 27, 2008, 15:53:55 »

evet harika olmuş o j.k.r joanne katleen rowling oldugunu bilmiyorderdur
Logged

Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Mod
Has Türk Kahvesi
*****
Online Online

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5880


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Ocak 28, 2008, 12:46:52 »

tek kelimeyle çokkk güzel olmuş.Yazın ,imlan,konuların akıcılığı ,konunun farklı olmasıyla kendini gösteriyor.eline sağlık devamını  sabırsızlıkla bakliyorum.
Logged


loveharry
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 251



Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #7 : Ocak 28, 2008, 13:02:55 »

........ da yazdığım gibi konun ilginç ve çok güzel...
anlatım da gayet akıcı insanı bıktırmıyor ..bence bir an önce yazmaya devam etmelisin..(6. bölümü heyecanla bekliyorum)

Site ismi vermiyelim Marissa...
« Son Düzenleme: Ocak 28, 2008, 16:35:57 Gönderen: Marissa » Logged

'Son bir şey soracağım' dedi Harry.
'Gerçek mi bu? Yoksa hepsi benim kafamın içinde mi olup bitiyor?'
Dumbledore ona gülümsedi ve parlak sis yeniden inerek onu örterken, sesi Harry'nin kulaklarına net ve güçlü bir şekilde ulaştı.
'Elbette kafanın içinde olup bitiyor, Harry, ama bu niçin gerçek olmadığı anlamına gelsin ki!'
su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : Şubat 08, 2008, 23:44:03 »

sonuna kadar okuyamadım ama spr yasmısın waallllllaaaa .senden ii yasar olabilir.tabii bu benim düşünçem başkasını bilemem


Teşekkürler:) Beğenmene sevindim. Umarım hepsini okuman dileğiyle.
Logged

su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Şubat 08, 2008, 23:46:44 »

evet harika olmuş o j.k.r joanne katleen rowling oldugunu bilmiyorderdur

Sağol Gülümseyen JKR'nin sebebi yazara olan saygım nedeniyle sadece isminin geçmesi idi. Sonuç olarak kim olduğunu ileride göreceğiz.
Logged

su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Şubat 08, 2008, 23:52:00 »

tek kelimeyle çokkk güzel olmuş.Yazın ,imlan,konuların akıcılığı ,konunun farklı olmasıyla kendini gösteriyor.eline sağlık devamını  sabırsızlıkla bakliyorum.
Sağol canım yorumun için Yeni bölüm geliyor. Biraz beklettim ama elde olmayan sebeplerle oldu.




........ da yazdığım gibi konun ilginç ve çok güzel...
anlatım da gayet akıcı insanı bıktırmıyor ..bence bir an önce yazmaya devam etmelisin..(6. bölümü heyecanla bekliyorum)

Yorum için teşekkürler Yeni bölüm geliyor.Gülümseyen
« Son Düzenleme: Şubat 08, 2008, 23:53:48 Gönderen: su perisi » Logged

su perisi
Kakao
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 282


Cafe Perisi


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : Şubat 08, 2008, 23:58:06 »

İlk bölümlerde Harry'nin yeni dünyasını tanıtmaya çalışıyorum. O yüzden bir kaç bölüm sonra asıl merak edilenlere değineceğim.
Ancak yorumlarda teorileriniz, beklentileriniz ya da benim hatalarım neler, onları da yazmaya çalışırsanız sevinirim. Bu banim ilk Harry Potter ficim olduğu için bunlar benim için büyük birer yardımcı olacak. Bu kadar gevezelik yeter deyip yeni bölümü sunuyorum:)




5. Bölüm : ÜÇ ÖĞRENCİ




—Sana söyledim. Sakin olmalıydın.
—Biliyorum. Biliyorum. Haklısın. Ancak bir an tutamadım kendimi.
—Tamam, sakin ol. Bak bir sorun yo-

İçeride bulunan 2 Hogwarts profesöründen habersiz kompartıman kapısı açık halde sırtlarını onlara dönmüş tartışan 3 öğrenci nedense Harry’e çok tanıdık bir görüntüyü hatırlatmıştı. Harry onların formalarından Gryffindor’da okuduklarını fark etmişti.

—Şey Efen- Efendim. Ö-özür dileriz. Biz burayı boş sanmıştık. Af edersiniz.

  —Özür dileriz. Profesör Potter ve Profesör Longbottom. Bir an sizi fark edememişiz. Boş kompartıman bulamamıştık.

Harry bu çokbilmiş, kendine güveni tam haliyle, lafı ürkmüş arkadaşından devralan çocuğa baktı bir an. Sanki dikleştirilmesi için saatlerce uğraşılmış buğday sarısı saçları altında parlayan ela gözlerle 2 Hogwarts profesörüne kendini kanıtlamaya çalışıyordu. “Bu Harry Potter” diyen ses kaşlarının çatılmasına neden olmamıştı bu sefer. Harry hiçbir şey söylemeden yavaşça Neville döndü. Onun da aynı şeyleri düşündüğünden kuşkusu yoktu. Ancak profesör olduklarını unutmamaları gerektiğini hatırlattı kendine.

“Eğer bulamadıysanız burada oturabilirsiniz” diyerek boş yerleri gösterdi hala kompartıman kapısının önünde bekleyen 3 öğrenciye.

Önce onlara korkulu bakışlar atan öğrenciler arasından az önce büyük bir ciddiyetle konuşan kumral çocuk diğerlerinin önünden geçip yavaşça kendine gösterilen yere oturmasını, diğerlerinin de ondan cesaretlenip onun yanına ve karşısına yerleşmesini izledi Harry. Öğrenciler için gerilimli anların nasıl geçirebileceğini düşünürken lafı yine kumral çocuk aldı.

“Merhaba efendim. Kendimi tanıtmama izin verin. Benim adım David Lotens Bunlarda arkadaşlarım Loreena Venedic ve Jessica Towen “

Harry önce David’in yanına daha doğrusu saklanırmış gibi onun arkasına oturmuş adının Loreena olduğunu öğrendiği kıza baktı. Altın sarısı rengi saçları omuzlarına, kâkülleri yeşil gözlerini kimsenin görmesini engellemek ister gidi yüzüne dökülmüştü. Harry’nin kendisine baktığını fark ettiğinde yüzünde bir dehşet ifadesi belirdi. Baktığı gözlerin yavaşça alnına odaklandığı fark ettiği andan aklında kendine ait olmayan bir düşünce belirdi.
“Tanrım bu Harry Potter Gerçekten o.”
Yavaşça başını çevirip az ilerisinde aynı koltuğa sanki düşecekmiş gibi ucu ucuna oturmuş diğer kıza baktı. Onun arkadaşına nazaran daha rahat olduğu her halinden belliydi. Koyu kahverengi saçlar tepesinde toplanmış esmer yüzü ortaya çıkmıştı. Gözleri bu koyuluk içerisinde birer mavi alev gibi parlıyordu.

—Sizden ders alacak olmak… Bu gerçekten bizi çok heyecanlandırıyor efendim.

Harry şaşkınlığına bir an yenilerek David’in arkasından çıkarak yüzünde daha rahat bir ifade bulunan Loreena’ya hayretle baktı. Genç kız bakışların tekrar kendine odaklanmasından rahatsız olsa da gözlerini kaçırmamış Harry’ e bakmaya devam etmişti.

—Teşekkür ederiz Bayan Venedic.

Harry, Neville daha sözünü bitirmeden Loreena’nın kıpkırmızı bir renge bürünmesi izledi kızın Ron’dan daha utangaç olduğunu düşünerek.

“Efendim bu sene her yıldan farklı olarak profesörlerimizin kim olduklarını okula gitmeden önce öğrendik ve bu bizim için çok daha iyi oldu.” dedi David arkadaşını bu durumdan kurtarmak istercesine hızlı bir şekilde kelimeleri dökülürken.

“Eh Luna sağolsun “ dedi karşısında oturan Neville Harry’e bir göz kırpıp gülmeye başlarken aynı kompartımanı paylaştıkları öğrencileri bir an unutup onun yazdıklarını düşündü. Elbette öğrenciler kimin derslere geldiklerini öğrendikleri zaman neye göre hareket etmeleri gerektiğini çözmüş olacaklardı.

—Profesör Longbottom Siz onu tanıyor musunuz efendim?

 Harry o ana kadar hiç konuşmamış olan Jessica’ya döndü. Genç kız ona aldırmadan devam etmeye çalışıyordu:

“Yani efendim. Dırdırcı’nın editörü Luna Lovegood. Ben Bayan Lovegood’un yazılarını çok beğenerek okuyorum da…”

Bunları söyledikten sonrada cüppesinin cebinden Harry’nin az önce okuduğu Dırdırcı’dan bir tane çıkarıp açtı ve yavaşça 2 profesöründe görebileceği şekilde havada tuttu. Harry gazetenin köşesinde, yazıların altında, kendisine gülerek bakan çok tanıdık küçük bir resim gördü. Luna parlak, düz saçlarını topuz şeklinde düzgünce toplamış, normalde alışık olmadığı şekilde kare çerçeveli bir gözlük takmıştı.

“Efendim arkadaşım Jessica tıpkı onun gibi bir gün dergi editörü olmak istiyor.” diyerek lafa girmişti David yeniden. 

Konuşma sırasının kendilerinde olduğunu anlayan Harry bunu hiç çekinmeden Neville’e bıraktı.

“Evet, kendisini tanırım. Luna benim en yakın arkadaşlarımdan birisidir.” dediğinde Jessica’nın neredeyse nefesinin kesildiğini hissetti Harry. Bu iş genç kızı gerçekten çok etkiliyor olmalıydı.

“Tıp kı şu an karşımda oturan diğer profesörünüz gibi” diyerek muzip bir ifadeyle Harry’i gösterdiğinde öğrencilerin üçü de başlarını bu sefer diğer genç adama çevirmişlerdi.
 
Harry yenilgiyi kabul edip yavaşça başını salladı. Bunu gören öğrencilerin daha fazla heyecanlandıklarını anlamamak için kör, sağır ya da her iki uzuvdan mahrum olması gerekirdi. Jessica artık anlat lütfen der gibi genç profesöre bakarken Harry öğrencilik yıllarında cevap alamadığı soruları hatırladı. Şimdi aynı durumu kendi öğrencilerine mi yaşatacaktı?

“Luna Lovegood Kendisi bizden bir dönem sonra olup Rawenclaw binasında okumuştur.” dedi Harry. Bir gün Luna hakkında, onu merak eden insanlara, iyi şeyler söyleyebileceği hiç aklına gelir miydi?

“Evet, her zaman çok zeki ve yetenekli bir cadı olmasının yanında gerçekten mükemmel kişiliğe sahip bir insandı.” diyerek lafı ondan devralmıştı Neville arkadaşını kurtararak.

Harry karşısında Luna’yı yere göğe sığdıramayarak konuşan Neville’e baktığında genç kadına ne kadar değer verdiğini anlamak çok zor değildi. Luna, Neville’in en zor zamanlarında yanında olmuş en büyük desteği o göstermişti. Okulun dışında özellikle kendisini büyüten büyükannesinin kaybından sonra Neville’i girdiği bunalımdan çıkmasının Luna’nın fedakârlıkları olmadığını söylemek genç kadına büyük haksızlık olurdu. Ancak Neville de onu, asla yalnız bırakmayan tek arkadaşına, babasının zamansız kaybında yokluğunu hissettirmemişti.

“…kendisiyle okul döneminden beri süren bir dostluğumuz var.”  diyerek sözünü bitirdiğinde öğrencilerin öncekinden çok daha fazla hayranlıkla ona baktığını fark etmişti Harry içinden bir şeyler koparak. Neville’in neden öğrencilere böyle sıcak, yakından davrandığını anlamak zor değildi. Hogwarts’ta geçen seneler boyunca hiç de kolay sayılmayacak bir öğrencilik hayatı olmuştu. Başını Snape’in çektiği öğretmenlerden bazıları onun bir felaket, umutsuz bir vaka olduğunu düşünmüşlerdi hep. Özellikle Snape’in dersinde iksirden başka her şeye benzeyen sıvıların, patlayan kazanların nedenini anlamak zor değildi. Neyse ki son senelerde o genç çocuk kabuğunu kırmış ve tıpkı büyükannesinin istediği gibi anne ve babasına layık bir evlat olmuştu. 

“Efendim sizin gazetede arkadaş olduğunuz yazılıyor. Bu doğru mu acaba?” dediğini duymuştu David’in Harry. Yine onunla ilgili senelerce dinlediği aynı soruları duymak ne kadar rahatsız edici bir durumdu.

“Luna’nın yazdığı her şey doğrudur “ diye yanıtladı Neville genç delikanlıyı. Yüzünde sanki onu kınar gibi bir ifadeyle bakmaya devam ederken tekrar delikanlının konuştuğunu duydu.

“Efendim özür dilerim. Ben onu kastetmek istememiştim. Demek istediğim diğer profesörler, onları da tanıyor musunuz peki?” diyerek az önce Harry’nin bakmaya aslında pek de fırsat bulamadığı diğer 2 profesörün daha doğrusu tekinin fotoğrafını gösterdi.

“Evet, aslında İksir öğretmeninizi tanırız.” diyerek cevapladı genç delikanlının sorusunu Harry “O da bizimle aynı dönemde okumuştur. Ancak diğer profesör o -siz de okuduysanız- başka bir okuldan mezun ve hakkında bizimde pek bilgimiz yok.” demesiyle genç delikanlının yüzünün asılması bir olmuştu. Nedenini tahmin etmek zor değildi. Ancak Harry’i hayrete düşüren şey çocuğun yanındaki 2 genç kızın da bu konuyla ilgili olduğuydu. David onun hakkında sorular sorarken hiç Hermione’nin Harry ve Ron’ yaptığı gibi bir tepki göstermemişlerdi. Bu gerçekten onların ya David’ e olan arkadaşlık ilişkisinden ya öğretmenlerin kim olduğunu bilmek istemelerinden ya da belki de…

—Hey Lotens elindeki o gazeteye iyi bak çünkü genç profesörü görmeye pek fırsatın olmayacak.

—Hayır, canım isterse fotoğrafına istediği kadar bakabilir. Tabi biz onu da elinden almaz-

Kompartıman kapısı tekrar açılıp 2 öğrencinin konuşmalarıyla herkes o yöne dönmüştü. Harry kapıda dikilmiş 2 Rawenclaw formalı görünüşlü zıpır öğrenciye kaşlarını çatarak baktığında yüzlerindeki o alaycı ifadenin nasılda yok olduğunu keyifle izledi. Kelimeleri ağızlarında dönüp dururken söyleyecek bir şey bulmaya çalışmaları diğer 3 öğrenciyi çok eğlendirmişe benziyordu.

“Evet, bir sorun mu vardı?” dedi Neville’in kızgınlık dolu sesi onları daha da beter hale getirirken Harry artık öğretmenliklerini ele almanın zamanının geldiğini anladı. Kimseye başkasıyla dalga geçme hakkını vermezdi. Üstelik bu kişi bir öğrencisi olup onunla aynı ortamı paylaşıyorsa…

“ Arkadaşınıza söylediğiniz sözlerden dolayı Rawenclaw’dan 10’ar puan ayrıca yaptığınız saygısızlıktan dolayı da 10’ar puan daha.” demesiyle beti iyice beyazlaşmış öğrenciler bir iki özür mırıldanıp kapıyı bu sefer nazik bir hareketle kapattılar.
Harry birbirlerine zafer dolu bakışlar atan 3 öğrenciye bakmadan akıp giden manzarayı izlemek için başını pencereden tarafa çevirdi. Anlaşılan bu yıl sadece profesörleriyle değil öğrencileri ve yeni kurallarıyla Hogwarts’ta eskisinden çok daha farklı bir yıl geçirecekti.

« Son Düzenleme: Şubat 10, 2008, 21:16:42 Gönderen: su perisi » Logged