Ana Sayfa
Yardım
Takvim
Üyeler
Giriş Yap
Kayıt
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Ağustos 29, 2008, 04:49:22
Duyurular
:
Harry Potter Cafe üyeleri ne dinliyor? Cevabı
Last.fm
'de!
Harry Potter Cafe | Forum
/
Diğer Konular
/
Not Defteri
/
Harry Potter Hikayeleri
(Moderatör:
Marissa
) / Konu:
Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın
Sayfa:
1
...
17
18
19
[
20
]
21
22
23
...
43
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın (Okunma Sayısı 15560 defa)
Valentino
ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
didemerve
Şeker
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 182
Ynt: Harry Potter / 33. Bölüm : St. Mungo
«
Yanıtla #285 :
Şubat 17, 2008, 16:06:39 »
yeni bölüm ne zaman
Logged
ilk ficim
Harry Potter ve Gizemli Yüzük
yorumlarınızı bekliyoum
Sponsor Bağlantılar
Reklam
Offline
Mesaj Sayısı: 7
Re: Harry Potter / 41. Bölüm : Baskın
«
Eklendi:
Ağustos 29, 2008, 04:49:22 »
Logged
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 33. Bölüm : St. Mungo
«
Yanıtla #286 :
Şubat 17, 2008, 18:36:14 »
Alıntı sahibi: rowena rawenclaw üzerinde Şubat 16, 2008, 14:12:03
ben bu fici kaç zamandır görüyordum ama çok fazla bölümü olduğu için okumaya üşeniyordum
dün okumaya başladım ve bu sabah bitirdim. 34. bölümü de çok merak ediyorum
çabuk ekleeee
Çok teşekkürler.
Alıntı sahibi: Öykücüq üzerinde Şubat 17, 2008, 03:40:28
Uzak kalmıştım hikayeden biraz ama okuyorum şimdi
Alıntı
“Dumbledore bu gece beni yanına çağırdı. Hepimizi ilgilendiren bir konu hakkındaydı. Biz-Hogwarts’tan gidiyoruz. Yani sen, Hermione, ben ve Ron.”
Nereye gidiyorlar? Neler oluyor?
Alıntı
“Nasıl söylemezsin?!” diye patladı sonunda.
bunlar da iyice arthur & molly oldu
Alıntı
“Nereden öğrenmiş olabilir ki!?”
cidden nereden öğrendi? yeni yeni gizemler çıktı başımıza
Alıntı
“Çaydanlığa tutun, Ron.” dedi birden Dumbledore.
Ron adını ilk kez olarak telafuz eden Dumbledore’a kısa bir şaşkınlık anı yaşayarak baktıktan sonra
aa ben de şaşırdım.
Alıntı
Harry aniden Ginny’yi iterek kendisinden uzaklaştırdı, sendeleyen Genç kız kolilerden birine çarpmıştı...
Alıntı
“Ona güvenmiyorum... Nasıl oluyor da ona güvenebiliyorsunuz?” diye fısıldadı Ron Harry’ye doğru
ben de pek güvenemedim, ayrıca george'un daha zevkli olmasını beklerdim yani bu kız nasıl desem tikky tipleri hatırlattı bana
yani şöyle esprili bi yengemiz olsaydı...
güzel olmuş bölümler, ellerine sağlık
Yorumun için teşekkür ederim.
Bu bölümde George adına gerçekten üzüldüm. Neyse.
Yeniden çok teşekkürler.
Diğer arkadaşlarım, öncelikle gerçekten özür dilerim. Bu bölümün çok çarpıcı olması gerekiyordu ve sonunda bitirebildim. Gecikmeden dolayı hepinizden ayrı ayrı özür diliyorum. Şimdi yeni bölümü ekliyorum. Lütfen mazur görün. İyi okumalar diliyorum.
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #287 :
Şubat 17, 2008, 19:00:50 »
34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
“Mr. Diggory!”
Harry kasılan midesine inat bu sözleri söyleyebilmişti. Yaşlı adamın yattığı oda koğuşlu değildi. Patricia’yı gören kapıdaki cadı onlara yol vermişti. Amos Diggory hafifçe kıpırdadı. Durumu cidden kötü gibiydi. Harry yaklaştıkça onun yüzündeki kesikleri ve çürükleri fark edebiliyordu. Onu en son üç sene önce kucağında oğlunun ölüsüyle karşısına çıktığı zaman görmüştü ve o zamana göre öylesine zayıflamıştı ki inanılmazdı. Gözlerini aralayabildiği kadar araladığında karşısında gördüğü dört şifacıdan dolayı panik olmuş gibiydi. Hermione, Patricia’nın asla takınamayacakmış gibi durduğu bir şefkatli gülümsemeyle Diggory’ye yaklaştı.
“Mr. Diggory ben Hermione Granger, Jonias görünümündeki Ron Weasley ve Jacob da Harry Potter. Sizinle konuşmaya geldik.”
Diggory kavramakta zorluk çekiyormuş gibiydi. Kan çanağı gözleriyle üçüne bakıyordu. Yaklaşık bir dakikanın ardından konuşabildi.
“Harry... Potter...”
Harry göğsüne oturan taşı fark edebiliyordu. Cedric’in yüzü, boş bakan gözleri ve soğuk bedeni kafasının içinden gitmiyordu hala. Harry ona bakıyordu.
“Harry...” dedi adam yeniden.
Diggory’nin dökülmüş olan dişleri de konuştukça açığa çıkmaktaydı. Hermione gözleri dolduğu için arkasına dönerek Ron’a sarılmıştı. Michelle ise odanın bir köşesine çekilmiş onları izliyordu. Harry içinde özür dilemeye yönelik haykıran o dürtüyü duymazdan gelemiyordu.
“Mr. Diggory, ben gerçekten çok ama çok üzgün-”
“Sus çocuğum...” diye mırıldandı Diggory “Senin ne suç...suçun var...”
Hermione’nin hıçkırıkları duyulur olmuştu. Ron onun sırtını sevecen bir biçimde sıvazlıyordu.
“Size böyle olsun istemezdim... Yani...” Harry cümlesini toparlayamıyordu. İçinde Hermione’nin yanına koşup tıpkı dördüncü senesinde yaptığı gibi hıçkırarak ağlamaya yönelik büyük bir istek vardı.
“Gelceğini tahmin ettim... Alb-us gelir-gelir demişti.” dedi adam güçlükle “Dikkatli olmalısınız.”
“Sizi neden bu hale getirdi?”dedi Harry onu zorlamadan.
“Benden-size tuzak kurmamı istedi... Harry... Bana getiril-diğinizde... Ona tes-lim etmemi...”
Hermione ağlamayı kesmişti. Patricia’ya ait olan kocaman gözlerle adama bakıyordu. Ron da yatağa yaklaştı.
“Ona-ona yapmayaca-ğımı söyledim. Oğlumun katiline... Cedric olsa... Cedric de olsa öyle yap-ardı.”
Harry gözlerinden düşen birkaç damla gözyaşına artık engel olamıyordu.
“Cedric ona cesurca karşı çıkanlardandı, Mr. Diggory.” dedi Hermione gözlerini silerek.
Bir anlık sessizlikten sonra Amos Diggory çökmüş gözaltlarının üzerindeki kan çanağı gözlerini yeniden Jabob’un yüzüne dikmişti.
“Kabul ettmem için-süre vereceğini-söyledi. Sonra... sonra gene geldi... İşkence ve... Ona asla bir-şey söylemedim, Harry....”
Fred’le George cisimlendikleri St. Mungo’da etrafa bakıyorlardı. Harry’ye, Gelleon’larıyla mesaj göndermeyi düşünmüşlerdi ama ne olduğunu anlayamayacaklarını düşündüklerinden hemen gitmeye karar vermişlerdi. Ginny’nin oraya gittiğini biliyorlardı. Zeminde oturan bodur cadıya defalarca Amos Diggory’nin hangi odada kaldığını sorup da yanıt alamazlarken Ginny de görünmezlik pelerininin ardından dördüncü kata çıkmaya çabalıyordu. Merdivenler öyle çok ve uzundular ki bu dakikalarca sürebilirdi.
“Size bunu söyleyemem!” diye üsteledi cadı kızgınca “Mr. Diggory özel koruma-”
“Lanet olsun ne kormasıyla korunduğu umrumuzda değil! Onu görmeliyiz!” diye haykırdı sonunda George.
Büyü Hasarlar Bölümü’nde binlerce oda olduğuna eminlerdi. Sonunda bu tartışmanın sonuç vermeyeceğine kanı getirdiklerinde gerekirse tek tek odalara dalarak onu arayacaklarını haykırdıklarından cadı, güvenlik büyücülerini çağırmaya kalmıştı.
"Merak etmeyin, Mr. Diggory-" diye lafa başlamıştı Ron fakat birden olan hareketlenme lafını böldü.
Odayı dolduran bir şak sesiyle aynı anda Harry, Ron ve Hermione başlarını arkalarına çevirmişlerdi. Amos Diggory ise kısa bir çığlık atmıştı. Karşılarında duran zayıf, yakışıklı ve saçları hafiften kırlaşmış adam asasını üçüne doğrultmuştu. Düzgün ingilizcesiyle-fransız aksağanını andıran bir biçimde konuşmaya başladı.
“Sonunda seni ele geçirdim ‘Arry Potter!”
Michelle’in çığlığı da uzun sürmemişti.
“Pére!” (Baba)
Pierre D’Lorme kızına üstünkötü bir bakış attı. Hermione şok ifadesini belli eden bir çığlık koyverdiğinde Çok Özlü İksir’in etkileri geçiyordu. Harry belirmeye başlayan yara izini fark ederken onun dayanılmaz bir acıyla zonkladığını da hissediyordu.
“Ce n’est pas ce que vous avies!” (Bu bana söz verdiğin gibi değil!)
diye böğürdü adam Michelle’e
“Etes-vous responsable!”(Bu senin sorumluluğundu!)
Hermione ağzı beş karış açık bir biçimde bu diyaloğu izliyordu. Saçları eskisi gibi kabarık halini almıştı ve yüzü o kadar da zayıf değildi.
“Michelle... Başından beri onlar için çalışıyormuş!” diye haykırdı sonunda.
“Hayığ! Hör-may-niğ, dogru değil!” diye haykırdı Michelle.
“Michelle, Qu’est-ce que cela veut dire? Exliquez-vous!” (Michelle, bunun anlamı ne? Açıkla!) diye tısladı birden adam kızına bakarak.
“Onun bir hain olduğunu biliyordum!” diye lafa karıştı Ron.
Harry kendisini berbat hissediyordu. Ona güvenmişti ve Amos Diggory’yi görmek için onun yardımını almıştı. Kendisini ve diğer üç kişiyi tehlikeye atmıştı!
O sırada odadaki ayak seslerini fark etmeyecek kadar şok olduklarından Ginny’nin içeri sızdığını fark edememişlerdi. Ginny de olanlara şaşkındı. Görünmezlik pelerinini çıkarmadı. Çıkarmasının onlara bir yararı olacağını düşünmüyordu. Ölüm Yiyen’in hizasına gelerek sessizce fısıldadı :
“Expelliarmus!”
Pierre D’Lorme açık bir şok ifadesiyle bağırmıştı. Kırmızı ışık asasını elinden uçurarak fırlatmıştı. Adam kırmızı ışığın geldiği yöne baksa da birşey anlayamamıştı. Odadaki diğer kişiler de şaşkınlardı. Ron ani bir hareketle fırlayıp adamın asasını kapıverdi ve kendi asasıyla onun asasını adamın yakışıklı suratına doğrulttu.
“Boşuna ugraşmayın!” diye böğürdü adam “Buraya aptallık edip bir başıma gelecegimi mi sandınız?”
Michelle elleriyle yüzünü örtmüştü.
“Tabii!” diye böğürdü Ron ardından Michelle’e bakarak “Bir de o var!”
“Yalnızca kızım değil, Bella ve Yaxley de yolda!” dedi adam manyakça bir kahkaha atarak.
“Harry gitmeli-”
“Diggory ne olacak, Hermione!?” diye haykırdı Harry.
Onların bu konuyu tartışmasına kalmadan odayı iki şak sesi daha doldurmuştu. Bellatrix yüzündeki delice ifadenin eşliğinde karşılarında duruyordu. Yüzündeki derin güzelliğin izleri zamanla deliliğe bırakmıştı kendisini. Yaxley de iri cüssesiyle tehtidkar bir biçimde ama pek mutlu olmakla beraber onlara bakmaktaydı.
“Şuna da bakın!” diye çığlıkla güldü Bellatrix “Agucuk Potter bir Ölüm Yiyen’e güvenip de St. Mungo’ya gelirmiş!”
Gözler yeniden Michelle’e dönmüştü. Bellatrix ona asasını çıkarmasını işaret ettiğinde genç kız istenileni yaparak asasını Harry’ye doğrulttu.
“Şimdi de Pierre’in asasını geri ver Weasley domuzu!” diye bağırdı Bellatrix kahkaha atarak.
Ron yeniden maviye dönen gözlerini hızla ona çevirmişti. İki asayı da sıkı sıkıya kavramıştı ki birden Bellatrix yeniden konuştu.
“Bu odada biri daha var!”
Ginny sırtından inen soğuk terleri hissediyordu. Asasını siper alarak duvara sindi ama Bellatrix’in kara iri gözleri tam da ona odaklanmıştı. Birden ince uzun parmaklı elleri Ginny’nin bedenini kavradı ve Görünmezlik Pelerini sıyrılıp açıldı. Bellatrix kolunun altına aldığı kızla beraber üçlüye bakıyordu. Harry midesinin yere düştüğünü sandı.Bellatrix boşta kalan eliyle Ginny’nin yüzüne tırnak atmıştı. Ginny feci bir çığlık attı. Kadın eline bulaşan Ginny’nin kanına iğrenerek baktı ardından asasını kızın boğazına dayadı.
“Dur onu bırak!” diye haykırdı Harry.
Bellatrix’in gözleri parlamıştı. Gözlerini Ginny’ye çevirdi ve onu bir hamlede yere atarak ayakkabısıyla üzerine bastı. Ginny yerden kalkamayacak kadar fazla sersemlemişti. Asası da Görünmezlik Pelerini’nin yanına düşmüştü.
“Crucio!”
Ginny’nin tiz çığlığını duyduklarında onun çığlığına Harry’ninki de karışmıştı.
“Bırak onu! BIRAK DEDİM!”
Hermione ise gözleri yaş içinde kalmış bir vaziyette Bellatrix’e “Yapma, yapma!” diye haykırıyordu. Ron asasını Pierre’e yeniden doğrultmuş ve Ginny’yi bırakmazsa onu öldüreceğini söylüyordu. Yaxley ani bir hamle ederek Ron’un yanında duran Hermione’yi kollarının arasına aldı ve sıkı sıkıya kavradı. Hermione’nin ezildiği belliydi ama sesini bile çıkarmıyordu.
“HERMIONE!” diye haykırdı Ron.
Bir yandan Ginny’nin çığlıkları bir yandan da Hermione’nin durumu...
“Ta-tamam!” diye haykırdı Harry “Yeter! Ta-tamam...”
Kendini bilmez bir biçimde kekeliyordu.
“Asalarınızı bırakın!” diye böğürdü Bellatrix bir yandan da Ginny’nin hassas noktalarına laneti göndererek kızın acı içinde haykırmasına yol açıyordu.
Harry ve Ron düşünmeden asalarını bırakacak olmuşlardı ki odaya dalıveren iki kişi Yaxley’yi silahsızlandırıverdi. Ölüm Yiyen’in kollarından düşen Hermione’yi, Ron hemen kavrayıp yanına çekmişti. Bir yandan da ona bir zarar gelmiş mi diye bakıyordu. Bellatrix, Ginny’ye bir süre işkence laneti yollamayı keserek odaya yeni gelen iki kişiye baktı.
“Şuna da bakın! İki Weasley daha...” dedi Bellatrix kahkaha atarak “Michelle? Biri senin ayarttığın şu salak değil mi?”
George donup kalmış gibi boş gözlerle asası hâlâ Harry’ye dönük olan Michelle’e baktı. Fred’se büyük bir öfkeyle genç kıza dönmüştü. Pierre D’Lorme ise ikizlere bakıyordu. Anlaşılan hangisinin George olduğunu ayırt edememiş gibiydi.
“Bu doğru mu?” dedi George soğuk bir ifadeyle.
Harry, George’u ilk kez böyle görüyordu... Fred anından Bellatrix’in yanına hamle etti. Yerde yatan Ginny, Bella’nın aklından çıkmış gibiydi. Harry, Ginny’nin yanına gidip onu yerden kaldırmasının nasıl mümkün olabilceğini tasarlamaya başlamıştı ki Fred kardeşini hızla yerden aldı ve bir köşeye doğru hızlı sayılabilecek bir biçimde yolladı. Bellatrix şimdi kocaman gözlerle Fred’e bakıyordu.
“Düello mu istiyorsun bebecik?”
Harry bu gece, bu küçük Şifahane’nin böyle kalabalıklaşabileceğini hiç tahmin etmezdi ama birazdan yeni kişiler cisimlenmişlerdi. Bir Ölüm Yiyen ordusunun oraya geldiği fikriyle buz kesiyordu ki Lupin’in pejmürde giysileri, Tonks’un mor kısa saçları ve Kingsley’nin siyahi suratıyla karşılaşınca tarif edilemez bir biçimde rahatlamıştı. Tonks, Fred ve Bellatrix’in karşılıklı durduğu konumu görünce anında Fred’in yanına hamle etti.
“İyi geceler sevgili kuzinim...” diye tıslamıştı Bellatrix açıkça belli olan bir iğrenme ifadesiyle Tonks’a bakarak.
Lupin, Yaxley’yle düello etmeye çoktan girişmişti. Bu hengamede asasını Ron’un elinden çekip alan Pierre’in çaresine ise Kingsley bakıyordu. Harry hızla Ginny’nin yanına koşmaya başladı. Kızıl saçları tamamen yüzünü örtmüş yarı baygın bir biçimde duruyordu. George asasını bu kez kesin bir biçimde Michelle’e çevirmişti. Ron gidip Kingsley’ye katılırken, Hermione de Mr. Diggory’nin başında ona bir zarar gelmemesi için siper almıştı.
“Merci pour tout!” (Herşey için teşekkürler!)
diye haykırdı George, Michelle’e bir itme büyüsü yollarken. Gözleri uğradığı ihanetten dolayı mı yoksa aşağılanmasından dolayı mı dolmuştu bilmiyordu.
Michelle büyüden kurtulmak için yana atladı.
“George, lutfen...” diye yalvarıyordu Michelle. Karşı büyü yapmak yerine George’un attığı büyülerden kaçarken.
“Baban nasıl, Tonks?” diye cikledi Ballatrix. 'Tonks' sözcüğünü öyle bir alaycılıkla söylemişti ki gözü fena halde seğirmişti. Dora’nın annesini, bir Muggle olan Tonks’la evlendiği için aileden çıkarmışlardı. Tabii ki Yarım-Kan sıfatı taşıyan kuzinini de bir Black olarak saymaları mümkün olamazdı.
Tonks, Bellatrix’le konuşmayacakmış gibiydi. Sadece ona büyü atmaya odaklanmıştı. Lupin Yaxley’yi çoktan etkisiz hale getirerek Tonks’a katılmış ve Fred’in, ikizinin yanına gidebilmesine olanak sağlamıştı. Harry, Ginny’yi usulca doğrulturken bütün vucüdunun uyuştuğunu hissediyordu.
“Ginny?” diye mırıldandı usulca.
Kızın yüzü gerçekten fena kanamıştı. Harry eliyle hafifçe onun yüzündeki kanı temizledikten sonra gözlerini açmasını bekledi. Ginny gözlerini araladığında tek kelime etmemişti.
“Buraya neden geldin?” dedi Harry yarı kızgın bir biçimde.
Onu öyle Bellatrix’in ayaklarının altında işkence görürken izlemek hayatının en kötü anı olmuştu. En iyisi onu da Mr. Diggory’nin yanına güvenceye almak olacaktı. Bellatrix’in çevresini saran Lupin ve Tonks’la baya uğraşması gerekiyordu. Kingsley de Ron’la beraber Pierre’in icabına bakmakla meşgul olduğuna göre onu oraya götürmek çok da zor olmayacaktı. Ginny’yi kucağına alarak Hermione’nin yanına götürdü.
“Inflatus!”
“Evarta Startim!”
Lupin, Bellatrix’in büyüsünü geri çevirememişti. Oldukça sert bir biçimde tahta döşemelere düşerken Tonks’un tiz çığlığı duyuldu. Harry kendini bilmez bir biçimde Lupin’in yanına koşmuştu. Lupin sersemlemiş gibiydi.
“Petrificus Totalus!” diye haykırdı birden Harry ama Bellatrix onu geçiştirmişti.
“Minik Pottie hâlâ lanet yapmayı öğrenememiş, Dumbledorecuğunun ona öğrettiği büyüleri yapıyor!”
Bellatrix birden beklenmedik bir hamleyle gözlerini George’a çevirdi. Fred Michelle’in attığı lanetlerden kaçmakla meşgüldü. George ise ikizine katılmıştı. Harry bir an için onun az önce ağlamış olabileceğini düşündü, yüzü o izlenimi uyandırıyordu.
“Kingsley!” diye haykırdı Ron, D’Lorme’un attığı bir laneti geçiştirirken “Burada olduğumuzu nereden biliyordunuz?”
Siyahi büyücü gerilmişti. Pierre’e bir felç etme büyüsü yollarken kesik kesik konuşuyordu.
“Michelle, Yoldaşlığa alarm ver-”
“Avada Kedavra!”
Herşey göz açık kapayıncaya kadar olmuştu. Bellatrix’in asasından çıkan yeşil ışık George’a ilerlerken Michelle kendisini onun önüne atmıştı.
“Je t’aime du fond du coe-” (Seni tüm kalbimle sevi-)
Yeşil ışık Michelle’in zarif bedenini bir kuklaymışcasına cansızca yere düşürürken, George’un çığlığı odayı kapladı. Hermione elleriyle yüzünü örtmüştü. Pierre ise kızının cansızca düşen bedenine ifadesiz bir yüzle bakıyordu. Tam bu anda odaya cisimlenen iki kişi daha vardı; Deligöz ve Arthur Weasley.
“Bella! Hadi!” diye bağırdı Pierre hızla.
Etrafı sarılmış olan Bellatrix manyakça bir kahkaha atarak Pierre’e onay veren bir bakış atmıştı. Pierre Yaxley’yi almaya hamle ederken Bellatrix haykırdı.
“Bırak onu!”
Moody’nin Bellatrix’i hedef alan ama havaya isabet eden laneti boşta kalmıştı. Gitmişlerdi... George, Michelle’in üzerine kapanmıştı. Bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu. Fred’se ikizinin omzuna elini koymuştu. Tonks ve Mr. Weasley koşarak onların yanına giderlerken, Moody Yaxley’nin icabına bakıyordu. Lupin’se Mr. Diggory’nin yanına gitmişti.
“Goerge...” diye mırıldandı Arthur Weasley “İnanamıyorum... Michelle.... Nasıl olabilir... Bilmiyorlardı, bizim tarafımızda olduğunu bilmiyorlardı! Neden yaptılar!”
“Ne?” diye haykırdı Ron.
“Kendisini Lastrange’in George’a yolladığı ölüm lanetinin önüne attı.” dedi Fred halsizce...
Harry başının döndüğünü hissediyordu. Birden ayaklarının yerden kayıp gittiğini hissetti. Yarım ay biçimindeki gözlüklerin ardından bakan ihtiyar adam sakin sakin asasını ona doğrultmuş duruyordu.
“Asla başaramayacağını biliyorsun, Tom... Sen zayıfsın... Hep zayıftın...” dedi Dumbledore.
Zayıf mı? Nasıl cüret edebilirdi? Ona, Lord Voldemort’a nasıl zayıf diyebilirdi?
“Yerinde olsam böyle konuşmazdım, Dumbledore...” diye tısladı karşısındaki adama bakarak.
“Sen de biliyorsun, Tom... Korkuyorsun... Harry’den korkuyorsun...”
Potter! Lanet olsı Potter....
Harry gözlerini yeniden açtığında odanın ortasında baygın yatıyordu. Ron ve Hermione başındaydılar. Yara izi fena halde zonklamaktaydı. George, kucağındaki cansız Michelle’le Fred’in eşliğinde odadan çıkıyordu. Yüzünde daha önce kimsenin tanık olamadığı derin bir keder vardı. Lupin’se Amos Diggory’nin hazırlanması için yardım ediyordu. Onu St. Mungo'da tutmak artık güvenli olmayacaktı.
“İyi misin, abi?” dedi Ron tedirgince.
Harry iyi değildi ama evet anlamında başını sallamıştı. Hermione’nin gözyaşıyla ıslanmış olan yüzü Zihinbend konusunda bir nutuk atamayacak kadar halsizdi. Sonunda Moody yanlarına topallayarak gelmişti. Harry’yi tişörtünün arkasından kavrayarak yukarı kaldırdı.
“Dinle beni Potter,”
Yanındaki deri çantadan gümüş bir cisim çıkarmıştı. Dumbledore’un odasından giderken kullandıkları Anahtar, çaydanlıktı bu. En güvenlisi olduğu için onu kullanıyorlardı hep. Hermione bunu gördüğüne biraz şaşırmıştı. Ron, Harry’nin başından kalkarak Ginny’nin gelmesine yarıdmcı olmak için hemen yanına gitti. Ginny biraz toparlanmış gibi görünse de yürüyemeyecek kadar baygın gibiydi. Ron, kardeşini kendisine yaslamıştı.
“Buharlaşamayacağınızı biliyorsunuz.” diye lafına devam etti Moody “Tüm bağlantıların ellerinde olduğunu biliyorsunuz.”
Harry otomatikmiş gibi başını sallıyordu. Hermione de aynısını yapmaktaydı. Az önce atılıp yerden Ginny'nin asasıyla, Harry'nin Görünmezlik Pelerini'ni kapmıştı.
“Bununla Grimmauld Meydanı 12 Numara’ya yollanacaksınız. Fidelius Büyüsü’nün yeterli koruması var. Şimdi soru sorayım falan demeyin. Bir an önce buradan gitmelisiniz, tabii biz de. Gerekli eşyaları yakında yollarız. Ne yaparsanız yapın ama sakın, SAKIN dışarı çıkmaya falan yeltenmeyin.”
Çaydanlığa sorgusuzca tutunmuşlardı. Zemin ayaklarından kayarken midelerinin ağızlarından fırlayacakları hissine kapıldılar. O gece yaşananlar hepsine ağır gelmişti... Yeniden sert döşemeye düştüklerinde büyük holde duruyorlardı... Karanlık ve tozlu malikaneye Sirius öldüğünden beri hiç gelmemişti... Sırtından süzülen soğuk ürpertiyle doğruldu...
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
snape
ALWAYS...
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2319
Snip-snap-snüp-snapeee!!
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #288 :
Şubat 17, 2008, 19:32:44 »
waoooww
süper aksiyoonnn
Ayy Dumbli- Voldinin yanında abooowww
Ayy süperdii
tebrikler merve
kıza üzüldümm
Logged
Lily&Severus
(Snape Ailesi) - ~SEZON FİNALİ~
~
HPC Yazarları Loncası
~
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #289 :
Şubat 17, 2008, 19:35:18 »
Alıntı sahibi: snape üzerinde Şubat 17, 2008, 19:32:44
waoooww
süper aksiyoonnn
Ayy Dumbli- Voldinin yanında abooowww
Ayy süperdii
tebrikler merve
kıza üzüldümm
Sağol Ekin'ciğim.
Evet Voldy-Dumby... Niahahah
Michelle'i öldürmem gerekiyordu. Kader...
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Mod
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 5988
''Est Solarus oth Mithas''
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #290 :
Şubat 17, 2008, 19:37:40 »
eline sağlık gerçekten güzel bir bölüm olmuş.Michelle’e çok üzüldüm.
Logged
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #291 :
Şubat 17, 2008, 19:39:31 »
Alıntı sahibi: Marissa üzerinde Şubat 17, 2008, 19:37:40
eline sağlık gerçekten güzel bir bölüm olmuş.Michelle’e çok üzüldüm.
Teşekkür ederim.
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
miss-potter
~SoniAdorA~
UU Seherbazları
Köpüklü Kapuçino
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1372
~Lonca Editörcübaşısı~:p
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #292 :
Şubat 17, 2008, 19:44:06 »
merve ya naptın sen süper olmuş valla yaaaa michelle demek yoldaşlık için çalışıyordu ha
offf öldğü sahnede içim cız etti resmen yaaa
ellerine sağlık valla bu bölümle kendini affettirdin ama bir daha iki bölüm arasını böyle açarsan...anladın sen onu
Logged
Harry Potter ve Umudun Büyüsü
<br /><br />
~Dans Kulübü~
<br /><br />~HPC Yazarları Loncası~
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #293 :
Şubat 17, 2008, 19:45:17 »
Alıntı sahibi: miss-potter üzerinde Şubat 17, 2008, 19:44:06
merve ya naptın sen süper olmuş valla yaaaa michelle demek yoldaşlık için çalışıyordu ha
offf öldğü sahnede içim cız etti resmen yaaa
ellerine sağlık valla bu bölümle kendini affettirdin ama bir daha iki bölüm arasını böyle açarsan...anladın sen onu
Ehehehe anaaağm! Anladım Tuğçe.
Çok teşekkürler.
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
miss-potter
~SoniAdorA~
UU Seherbazları
Köpüklü Kapuçino
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 1372
~Lonca Editörcübaşısı~:p
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #294 :
Şubat 17, 2008, 19:50:55 »
Alıntı sahibi: Weesel üzerinde Şubat 17, 2008, 19:45:17
Alıntı sahibi: miss-potter üzerinde Şubat 17, 2008, 19:44:06
merve ya naptın sen süper olmuş valla yaaaa michelle demek yoldaşlık için çalışıyordu ha
offf öldğü sahnede içim cız etti resmen yaaa
ellerine sağlık valla bu bölümle kendini affettirdin ama bir daha iki bölüm arasını böyle açarsan...anladın sen onu
Ehehehe anaaağm! Anladım Tuğçe.
Çok teşekkürler.
çok anlayışlısın mervecim umarım bizi bir daha böyle bekletmezsin
Logged
Harry Potter ve Umudun Büyüsü
<br /><br />
~Dans Kulübü~
<br /><br />~HPC Yazarları Loncası~
rowena rawenclaw
Kakao
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 325
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #295 :
Şubat 17, 2008, 20:21:11 »
tek kelimeyle harika
çok güzel olmuş ama michelle'in ölümü beni çok üzdü
george yıkıldı yaaa
35. bölümü heyecanla bekliyorum
Logged
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #296 :
Şubat 17, 2008, 20:23:32 »
Bekletmemeye gayret ederim Tuğçe.
Alıntı sahibi: rowena rawenclaw üzerinde Şubat 17, 2008, 20:21:11
tek kelimeyle harika
çok güzel olmuş ama michelle'in ölümü beni çok üzdü
george yıkıldı yaaa
35. bölümü heyecanla bekliyorum
Çok teşekkürler.
Eh George toparlanır umarım.... Tekrar teşekkür ederim.
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
rup_emma4ewa
Süt
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 96
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #297 :
Şubat 17, 2008, 23:19:11 »
süperrrrrrrrrrrrrrr ya sen gerçekten çok ii yazıosun aksiyon dram aşk hepsi bir arada =))
Logged
R/Hr Shipper
snape
ALWAYS...
Has Türk Kahvesi
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 2319
Snip-snap-snüp-snapeee!!
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #298 :
Şubat 17, 2008, 23:30:18 »
Alıntı sahibi: rup_emma4ewa üzerinde Şubat 17, 2008, 23:19:11
süperrrrrrrrrrrrrrr ya sen gerçekten çok ii yazıosun aksiyon dram aşk hepsi bir arada =))
katılıyorum
Logged
Lily&Severus
(Snape Ailesi) - ~SEZON FİNALİ~
~
HPC Yazarları Loncası
~
Weesel
Jim Morrison
Demleme Çay
Offline
Cinsiyet:
Mesaj Sayısı: 926
"I am the Lizard King, I can do anything"
Ynt: Harry Potter / 34. Bölüm : Gerçek Yalanlar
«
Yanıtla #299 :
Şubat 17, 2008, 23:55:38 »
Alıntı sahibi: rup_emma4ewa üzerinde Şubat 17, 2008, 23:19:11
süperrrrrrrrrrrrrrr ya sen gerçekten çok ii yazıosun aksiyon dram aşk hepsi bir arada =))
Sağol Sinem'ciğim.
Alıntı sahibi: snape üzerinde Şubat 17, 2008, 23:30:18
katılıyorum
Sen de sağol Ekin'ciğim.
Seviyorum sizi.
Logged
"İşte tam karşımdaydı, yüzü yüzüme o kadar yakındı ki...
Güzelliği beni dehşete düşürdü, bu çok fazlaydı, alışamayacağım kadar fazlaydı."
Sayfa:
1
...
17
18
19
[
20
]
21
22
23
...
43
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Harry Potter Konuları
-----------------------------
=> Gazete
=> Harry Potter
===> Kitaplar
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
=====> Melez Prens
=====> Ölüm Yadigârları Kitap
===> Filmler
=====> Felsefe Taşı
=====> Sırlar Odası
=====> Azkaban Tutsağı
=====> Ateş Kadehi
=====> Zümrüdüanka Yoldaşlığı
===> J.K. Rowling
=> Oyuncular
=> Ölüm Yadigarları Filmi
=> Melez Prens Filmi
-----------------------------
Diğer Konular
-----------------------------
=> Sohbet
===> Geveze
===> Sıra Sende
=====> Cadılar Bayramı
=> Üye İlişkileri
===> Kulüpler
=====> Popomundo Kulübü
===> Üye Çalışmaları
===> Yardımlaşma
===> Üye Duyuruları
=> Müzik
=> Sinema
=> Televizyon
===> Lost
===> Heroes
=> Kitap
=> Oyunlar
=> Not Defteri
===> Harry Potter Hikayeleri
===> Alıntı
===> Arna Öyküleri
=====> Gözyaşı Prensi
===> The Unbroken Universe
=====> Savunulan Sözler
=====> Hatırlanan Sözler
=====> Unutulmayan Sözler
===> Genç Yazarlar Çetesi Barınağı
-----------------------------
Yönetim
-----------------------------
=> Duyuru Panosu
=> Resepsiyon
Powered by SMF 1.1.5
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Harry Potter
|
Galeri
|
Forum
|
Arşiv
Yükleniyor...