Duyuru==
ÇİFTİMİZ BOŞANMAYACAKTIR

ooo hangi çiiffttt
harry-ginny
veee...................uzun bir zamansonra nihayet yeni bölüm..............................iyi okumalar.............
2.SEZON
1.Bölüm
AŞIĞIM
Harry gözlerine inanamıyordu.Biricik sevgilisi Ginny ona ihanet etmişti.Gerçi buna
tam olarak ihanet denmezdi ama, yine de Harry kızıyordu.Niye ona anlatmamıştı ki!Hadi Dean neyse,
ya o?Kocası?
Tık tık sesiyle irkildi.Pencereden bakınca Errol’un ağzında bir mektupla, penceresinde durduğunu görür.Koşup pencereyi açar.Bitkin kuş acınacak haldedir, yaşlandığı için çabuk yorulmaktadır.Harry onu eline aldı, mutfak masasının üstüne koydu, önüne biraz su verdi.Yaşlı
baykuş teşekkür ettiğini bildirircesine öttü.Harry onun dengede durabileceğine karar verdikten
sonra onu bıraktı ve mektubu açtı.
Sevgili Harry
Çabuk gel.Bakanlıktan 2 kişi Ron’u götürdü.Dean Thomas diye birini öldürmüş.Bizimle Bakanlıkta buluş.
George Harry inanamıyordu.Nasıl bulmuşlardı.Tam da vaktiydi ha!
-Ginny!! Diye seslendi.
-Ne?, diye cevap aldı.
-George’den mektup var.Giyin Bakanlığa gidiyoruz.Ron’u tutuklamışlar!
-NEEEE?

?
Ginny koşarak merdivenlerden indi.Delirmiş gibiydi.
-Mektubu ver!
-Ginny..
-Mektup dedim!!
Harry eli mahkum, mektubu uzattı.Ginny okumaya başladı.Her kelimede gözleri
biraz daha doluyordu.Sonra mektubu buruşturdu.Sesi titreyerek:
-Olamaz…., diye çöktü.Tam anlamıyla çöktü; dizlerinin bağı çözülüp çocuk gibi yere
oturdu ve ağlamaya başladı.Harry ne derse desin onu sakinleştiremedi, zaten bunu beklemiyordu.
Biricik abisi hapse gidecekti, eski sevgilisini öldürmekten.Herkes ona, onun intihar ettiğini söyleyince
bile çok ağlamıştı.İnsan unutamıyordu işte böyle olayları.Şuan can düşmanın olan eski bir dostun
başına her hangi bir kötü olay gelse bile, en küçüğünden en büyüğüne kadar, insan ister istemez
ağlardı.
-Harry..
-Ne oldu?
-Şeyy bilmeni isteyeceğim bir şey var.
-Pavel’se konuşma.
-Evet o.Ama konuşacağız.
-Hayır Gi-
-Sana diyeceğim şeyleri demezsem sonucun eksik kalacak.
Harry bir süre düşündü.
-Bana onu koruyacağını söyleme de ne istersen söyle.
-Harry!Nasıl dersin böyle bir şey?
-Bana sorma.
-Harry….beni dinlemek zorumdasın.
Harry tamamen ona döndü.
-Dinliyorum.
Ginny hiç başka bir konuya değinmeden, günlükte yazılan her şeyi en ince
ayrıntısına kadar anlattı.Harry de onun sözünü kesmeden dinledi.Ginny sadece anlattı.
-Hepsi bu.
-Aranızda başka bir şey olmadı yani.
-Hayır.
-Ginny biliyor musun?
-Neyi?
-Benim seni sevmemin nedenlerinden bir de bu.
-Ne?
-Her zaman açık sözlüsün.Dürüstsün.Hep doğrudan yanasın.Benim istediğim, sevdiğim gibi.Benim gibi.Seni çok seviyorum.Bazı eksiklikler var tabi, olacak.Bunu ise, birbirimizi tanıyarak çözeceğiz.
-Biliyor musun, seni ilk gördüğüm andan beri sana aşığım Harry.
Genç çift birbirlerine sarıldı.Sonra ayrıldılar.
-Hadi…George bizi merak etmesin…gidelim.
--------------------------------------------------------
Parkinson malikanesi***
-Hadi kızım, ye şunu ya.
-I-ıh
-Hadi Debra’m, hadi canım, ye bak gideceğiz dışarı..
-Bab-ba.
-Baban burada değil canım.Hadi ye bitanem
-İstemiyoyum
-Debra, kızıyorum, ye hadi.
Pat!..
-DEBRA!!
-Kikikikik….hihikihi anne..
Debra eliyle kaşığa çarpmıştır ve kaşıktaki mama Pansy’nin beyaz bluzuna dökülmüştür.
-Ben ne yapacağım seninle küçükhanım?, dedi Pansy kızgınlıkla.
Bir anda kapı çaldı.Pansy bluzunu sildikten sonra kapıyı açınca Harry ve
gözleri kızarmış Ginny’i görür.
-Merhaba.Bir problem mi var?
-Sen de geliyor musun?
-Nereye?
-Bakanlığa.Ron’u gözaltına aldılar ya.Bilmiyor musun?
-NE?
-George söylemedi mi?
Cevap, Pansy’nin şok geçirmiş yüzünden okunuyordu.
-Şeyy…Gelme istemiyorsan.
-Yok geleceğim…Sorun Debra.
-Draco’ya bırak istersen…
-O salak Cissy’e de güvenmiyorum ya neyse…
İçeri gidip Debra’yı kucağına aldı.Hem kendi paltosunu, hem de Debra’nın
montunu aldı.Hemen çıkıp önce Malfoy Malikanesine cisimlendiler.Debra’yı Draco’ya emanet
ettikten sonra Bakanlığa gittiler.
---------------------------------------------------------------
Malfoy Malikanesi***
-Heyyy!!Bak kim geldi Hermione!!
Genç kadın başını sesin geldiği yöne çevirince, Draco’nun kucağında açık
kumral saçı, mavi gözlü, pembe montunun içinde bir tek kafası görünecek kadar küçük bir bebek gördü.Ufak ayakları deli gibi hareket ediyordu.Birden ayakkabısı ayağından fırladı.Draco gülerek,
tıpkı mont gibi pembe renkli ayakkabıyı aldı, kızını sevgilisine vermeden önce onun güzel
saçlarından yavaşça öptü.Sonra sevgilisini öptü.
-Ne kadar büyümüş!!
-Evet ya, büyüdü.
-Benimde bu kadar şeker bir çocuğum olur umarım.
-6 ay sonra geliyor, merak etme, dedikten sonra sevgilisine sarıldı.
-Sence aç mıdır?
-Pansy ona yedirememiş olabilir.Acayip hareketli.Geçen bende kaldığında, kemerimden
sessizce asasını çıkarmış, haberim yok.Ve ben asasız 2 gün geçirdim.
-İnanmıyorum.Ne yaptın peki?
-Bazen senin asanı kullandım.Sen de hiç uyanmadın ama.Kendi asanı benim asam mı
sandın?
-Öyle oldu gibi.
İkisi de bir süre konuşmadılar.Sonra Hermione kucağında bebekle mutfağa gitti.Draco peşinden sessizce gitti.Hermione’nin onun geldiğinden haberi yoktu.Debra’yı masaya oturttu.Montunu çıkardı.Bir yandan onu güldürüyordu.Küçük kız kıkır kıkır Hermione’nin esprilerine gülüyordu.Draco onun az sonra gülmekten altına kaçıracağına emindi.Sonra Hermione, mama hazırlamaya başladı.Draco sessizce arkadan yaklaştı.Tam ona sarılacakken, Hermione arkasını
döndü, Draco’yu görünce korktu, ayağı kaydı ve popo üstü yere düştü.
-HERMİONE!!!, diye bağırdı Draco korkuyla.Debra da ağlmaya başladı.
-Aşkım, iyi misin?
-Ah…
-Mione!!
-Draco… bebek..
-Şiştthh..sakin ol.Her şey iyi olacak.
-Ah..hayır.., Hermione yavaşça ağlamaya başladı.
-Heyy..N’oldu?
-O ölecek.
-Hayır ölmeyecek.Hermione böyle söyleme.
-Çok geç….
-Ne?Niye ki?
Cevap belliydi aslında.Hermione’nin altında, mutfak fayanslarına kan
toplamıştı.
-Çok üzgünüm aşkım..Ben…Ben sadece..
-Önemi yok…
-Bebeğimi öldürdüm…
-Hayır Draco sen hiç kimseye bir şey yapmadın…
-Ne olacak şimdi?
-Debra’yı sakinleştir.Sonra ambulans çağır.Ama….hemen çağır.
-Tamam …
Draco, kızını kucağına alıp mutfaktan çıktı.Ambulans çağıracaktı.Hermione,
mutfak fayansının üstündeki soğuk taşlarda yatarken ağlamaya devam etti, sessizce.
-----------------------------------------------------------
3 ay sonra****Bakanlık**
-Ronald Weasley, lütfen 5 nolu mahkeme salonuna!
Ron içeri girdi.Girince şaşırdı.Harry, Ginny, George, Bill, Hermione, annesi,
babası ve Pansy vardı.Pansy…Bir daha onu göremeyebilirdi.Ne acıydı.Bir hiç uğruna.Ama bıraksaydı kardeşinin mutluluğunu engelleyecekti.Bu uğurda ölene kadar Azkaban’da yatsa bile, suçunu
itiraf etmemezlik yapmayacaktı.
-Siz Mr.Ronald Weasley misiniz?
-Evet efendim.
-7 Eylül günü, Mr.Dean Thomas’ı öldürdünüz mü?
-Evet efendim.
-Mahkemeden 3 ay önce, tutuklandığınız zaman olayla ilgili bir yazı yazdığınız doğru mu?
-Evet efendim.İçinde her şey en ince ayrıntısına kadar yazılıdır.
-Hepsinin doğru olduğuna, yemin eder misin?
-Evet efendim.Her şeyi kardeşim için yaptım.
Bu cümleyi söylerken Ginny’e baktı.Kızın güzlerinden yaşlar şelale gibi
akıyordu.
-Kardeşiniz?
-Evet.Ginny Potter.Mr.Dean Thomas’le önceden sevgiliydi.Ama ayrıldılar ve kardeşim
en iyi dostum olan Harry Potter ile çıkmaya başladı.Bunun üzerine Dean Thomas biraz aklî
dengesini kaybetti.Artık bardak taşmak üzereydi.Kardeşime ölüm tehditleri atıyordu.Bunları
yapamazdı tabii, ama yine de korkuyordum.Onu ziyaret edecektim o gün.Arkadaşları ile dışarıda
olacağını hatırladım sonra.Tam ayrılacakken Dean’ı gördüm.Pencereyi açmış içeri giriyordu.Onu
tutmaya çalıştım.O ise bana saldırdı.Asamı evde unutmuştum.Tabii, kardeşimin evi yakın diye cisimlenmeme gerek yoktu.Ben ise korkmuştum.Babamdan aldığım çakıyla onu engelleyecek
kadar yaralasam iyi olur gibime geldi.Ama bıçağı düşürdüm.Boğuştuk.Derken kollarımda öldü.
Nefessiz kalmıştı.İstemeden birini öldürmüştüm.Hissettiğim tek şey korkuydu.Sonra evin
yakınındaki bir ağacın yakınında bir ip buldum.Onu intihar etmiş gibi göstermek için bağladım.Yapabileceğim başka bir şey yoktu efendim.
-Peki anlaşıldı.Yaz Forehead.Karar.
Herkes nefeslerini tutarak beklemeye başladı.
-Mr.Ronald Weasley’in, nefsi müdafaadan ötürü, Azkaban’da 2 ay cezasına karar
verilmiştir.
Mahkeme bitmişti.Ron inanamıyordu!Sadece 2 ayla kurtarmıştı paçayı.
Bu süperdi.Ginny koşarak geldi.Ağlayarak abisine sarıldı.Sonra diğerleriyle de sarıldı.
-Hadi yırttın!, dedi Harry gülerek.
-Ömür boyu falan bekliyordum ya.
-Demiştim Ron, çıkarsın sen hemen diye, dedi George.
-Ah oğlum, dedi Mrs.Weasley, sonra ona sarıldı.
Ama Ron’un gözleri başkasını arıyordu.Pansy’i.Onu gördü sonra.Gözleri
hafif kızarıktı ama bunun dışında ağlamıyordu.Hafifçe gülümsüyordu.Göz göze geldiler.Pansy
mutlulukla ona doğru koşmaya başladı.Sonra sarıldılar birbirlerine.İkisi de çok mutluydu.Ve
Ron daha önce yapmadığı bir şey yaparak Pansy’ öptü.Uzun uzun.O da onu öpüyordu.Sonra
ayrıldılar.
-Sevindin mi karara?
-Evet sevgilim.
-Seni çok seviyorum.
-Bende seni.
-Bekle beni geleceğim tamam mı?
-Sadece 2 aycık.
-İyi o zaman.Kendine iyi bak.
-Sende.
Ron yanında iki tane Bakanlık görevlisiyle uzaklaştı.Çok değil, sedece
2 ay sonra geri gelecekti.Arkasında bıraktığı ailesini,arkadaşlarını ve sevgilisini teselli eden tek
şey buydu.