Cok gecikti Duygu cok, yeni bölümü bekliyoruz canim özledim valla hikayeyi

Haklısın canım çok geçikti gerçekten yeni bölüm
ama şimdi vereceğim uzun bölüm sayesinde umarım bu uzun arayı unutturabilirim sizlere yazması biraz uzun sürdü ve uzunluk konusunda şu ana dek yazdığım en uzun bölüm oldu
arkadaşlar umarım severk okursunuz ben yazarken çok eğleniyorum çünkü
neyse lafı fazla uzatmdan buyrun efem keyifli okumlara ve yorumlarsanız sevinirm
Uuzun bir aradan sonra 6.Bölüm...
6.Bölüm:Onbeş Dakika
"-Mrs.Delix biraz daha ekmek?"
Hermione bakışlarını kapıda gelmekte olan Malfoy, Mary ve Mark'tan ayırmadan uşağa bir "hayır" mırıldandı.Ve Rose ile konuşmakta olan Harry'e dönerek:
"Ferund bir dakika benimle yukarı gelebilir misin?"dedi.
Şaşıran ama Rose ile daha fazla konuşmaktan kurtalacağı için sevinen Harry "Elbette Nadya" dedi ve Hermione, Rose'nin meraklı bakışlarıyla karşılaşınca:
"-Bu pantolon biraz belimi sıktıda"dedi.Yüzününe sıkıntılı bir ifade vererek.Ve Rose'nin cevap vermesini bile beklemeden Harry'i çıkışa doğru sürüklemeye başladı.Harry ve Hermione hızla salondan çıkıp odalarının olduğu koridora saparlarken Harry "Ne oldu Herm gerçekten pantolonun mu sıktı?"dedi.Ama Hermione cevap vermeden hızlıca ilerlemye devam etti ve odalarından içeriye girdiler. Hermione, kapıyı kitleyip asasını havaya doğru sallayarak ses geçirmez tılsımlar koyarken.Artık Harry bu sesizlikten sıkılmış ciddi bir ifadeyle Ferundun sarı kaşlarını çatarak ona bakıyordu.En sonunda Hermione işi bittiğinde Harry'e dönerek:"Konuşmamız gerek Harry".Harry ciddi bir ifadeyle:
"-O kadarını anladım Hermione neler oluyor?"
"-Olan şu Harry az önce biz salondan çıkarken Malfoy'un yanında bir adam vardı gördün mü?
"-Yani sanırım evet beni öyle bir sürükledin ki Herm ama ne olmuşki o adama?"
"-O adam yani Mark Nadya'nın eski sevgilisiymiş"
"-Eee?"
"-Ee'si Harry, Mark dün gece Nadya'da olan bir emanetini almak için kapıma dayandı."
"-Ne! aman Tanrım Herm sana bir şey yaptı mı?Şu emanette neyin nesi? o adam kapına dayandığında gerizekalı malfoy nerelerdeydi?" Harry makinalı tüfek gibi soruları sıralarken Hermione onu sakinleştirmek için kolundan sürükleyerek yatağa oturttu ve kendiside yanına oturarak konşmaya başladı:
"-Sakin ol gördüğün gibi ben iyiyim ve malesef şu emanetin ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yok."
"-Ve sanırım bu bir sorun "
"-Evet, yani bilmiyorum Mark yine gelip emanetini isteyebilir."
"-Ne yapacağız peki? Malfoy'a söyledin mi?"
"-Hayır,daha söylemedim.Ama onunda bildiğini sanmıyorum,yapabileceğimiz tek şey Mark'ın beni yalnız yakalamasını önlemek."
"-Haklısın zaten yarn öğlen bu iş bitmiş olacak ve bu süre zarfında asla yanlız kalmayacaksın"
"-Dinle Harry Mark'ın imalarına karşı hazırlıklı olmalısın bocalamamalıyız zaten dün gece yeterince saçmaladım umarım bir şeylerden şüpelenmemeiştir."
"-Tamam Mione ama sende dikkatli olacağına söz ver asla yalnız başına bir şey yapmaya kalkma tuvalete bile giderken ben veya Malfoy yanında olsun."
"-Pekala Harry artık salona dönmeliyiz zaten öyle alel acele çıktık." dedi Hermione ve ayaklandı ama tam ayağa kalkmıştı ki birden sendeledi gözlerinin karardığını hissediyordu tam düşecekken Harry onu kolundan yakaladı ve panikle:"İyimisin Hermione"diye sordu.
"İyiyim sadece biraz başım döndü aniden kalktım ya ondandır ama şimdi geçti hadi inelim"dedi.Hermione
Harry Ferund'un sarı kaşlarını çatarak Hermione'ye belinden destek olurken"Sabahtan beri bir şey yemedin tabi üstelik bu hamile halinle çabuk aşağı bir şeyler yemelisin"dedi.Hermione hafifçe beyazlaşmış yüzünde bir gülümsemeyle:
"Ben gerçekten hamile değilim Harry"dedi.
"Ama böyle hissediyorsun ve hamile bir kadın aç kalmamalı ve her şeyi kafasına takmamalıdır küçük hanım"dedi.Harry
Hermione gülerken kapıya gelmişlerdi tam çıkacaklarken Hermione durarak asasını çıkarttı ve üzerindeki siyah pantolon ve yeşil saten buluz yok olurken üzerinde kot bir bahçivan belirdi.Hermione nasıl olmuş gibisinden kendi etrafında dönerken Harry olmuş anlamında baş parmağını yukarı kaldırdı ve ikisi birden odadan çıkarak kahvaltı salonuna ilerlediler.
Salona girdiklerinde herkes kahvaltısının sonuna gelmiş,çoğu kişi sohpet halini almıştı.Mary, Draco ve Mark'ın ortasına oturmuş hararetle bir şeyler anlatıyor arada küçük tiz kahkahalarla salonu çınlatıyordu.Ama iki delikanlıda onu pek can kulağıyla dinliyora benzemiyor daha çok sıkıntılı bir halde Mary'nin söylediklerini dinliyordu. Ama Marry onların sıkıldığının pek farkında değil neşeyle konuşmasına devam ediyordu.
"-Ve bana hiç İngiliz'e benzemediği mi tam bir İspanyol güzeli olduğumu söyledi."dedi Marry bir kahkahayla ama devam etmedi çünkü Hary ve Hermione'nin gelip masaya oturduğunu görünce kuşkulu bir ifadeyele onlara döndü:"Nerelerdeydiniz siz"diye sordu.Hermione balkabağı suyundan bir yudum alarak:"Pantolonum biraz sıkmıştıda onu değiştirdim"dedi.Ve Nadya'nın kahverengi saçlarını kulaklarının arkasına attı.
"-Ay! görüyormusunuz çocuklar şu çifte kumrulara bakın bir saniye ayrı kalamıyorlar Nad 'ı üzerini değiştirmeye giderken bile yanlız bırakmıyor çok tatlı"dedi Marry ikisine hayran hayran bakarak.Harry Hermione'nin eline uzanıp parmaklarını parmaklarından geçirirken:"Böyle tatlı bir meleği nasl yanlız bırakabilirsin ki"dedi.Mark soğukça önündeki manzarayı izlerken Draco gözlerini devirmemek için kendini zor tutuyordu.
Kahvaltının geri kalanında Marry hariç kimse daha fazla konuşmadı. Mark bir işi olduğunu söyleyerek odasına çıktı. Hermione onun gitmesiyle biraz olsun rahtladı ama yinede en kısa zamanda Malfoy'la konuşması gerektiğini düşünüyodu..Ama bunu nasıl yapacağını bilmiyor dudağının içini kemirerek bunu için bir fırsat kolluyordu zira Marry bir vantus gibi Malfoy'a yapışmış onu anlatıklarını dinlemeye zorluyordu.Draco Malfoy sabrının son derecesine gelmiş bir halde zoraki bir nezaketle onu dinliyordu.Harry ise Malfoy'un sinirden deliye dönmüş haliyle bile eğlenecek bir taraf bulamamış normal şartlarda olsa onun bu haliyle eğlenecek bir çok şey bulabilir iken şimdi tek bir şey düşünüyor oda bu işin bir an önce bitmesi...
"-Ve bende mağaza müdürüne o zevzeği şikayet etttim."dedi.Marry Draco bir ya öylemi bakışıyla Marry'e baktı.Ve artık yeterince onu dinlediğine kanaat getirmiş olacak ki ayağa kalktı ve Harry dönerek:
"-Ferund sanırım kahvaltın bitti Rose Jordon'un bizi görmek istediğini söylemişti."dedi.Harry bir an Herm'e bakıp ayaklanırken Hermione'de ayağa kalktı.
"-Tamam Draco gidelim."dedi.Harry,aslında Hermione'yi yanlız bırakmak içine sinmiyordu ama Marry yanlarındayken bir şey söyleyemezdi.
"-Bende odama çıkıp biraz dinleneceğim"dedi.Hermione Marry mızldanarak ayağa kalktı
"-Bari sen kalsaydın Nad sohpet ederdik herkes bir yerlere dağıldı"dedi.Hermione Marry'e dönerek:
"-Üzgünüm canım akşama enerji toplamalıym yoksa erkenden ayrılmak zorunda kalrım"dedi.Marry akşam olacak olan partiyi hatırladı ve gözleri parladı.
"-Eh öyle olsun bakalım bende Rose'a bakayım yardım edecek bir şeyler var mı?dedi.Ve hepsine el sallayarak masadan uzaklaştı.
Marry'nin yanlarından ayrılmasıyla Draco sinirli bir ifadeyle ardından baktı.Bu kız gerçektende çekilmez diye düşündü kendi kendine. Hermione ise aradığı fırsatı bulmuştu hızla Harry ile Malfoy'a döndü ve konuşmalıyız dedi.Ve üçü birlikte kahvaltı salonundan çıktılar kimsenin olmadığı boş korüdorlardan geçerek.Hermione ve Harry'nin odasına girdiler.Hermione asasını sallayarak ses geçirmez tılsımları yerleştirdi.Ve ona merakla bakan Malfoy'a bakarak derin bir nefes aldı.Ve kafasında söyleyeceklerini şöyle bir toparladı ve söze başldı.En iyisi her şeyi olduğu gibi anlatmaktı ama kelimelerini dikkatle seçti çünkü Harry ve Draco arasında bir tartışma çıkmasında istemiyordu.
"-Ve gece odama geldi ve bir emanetini olduğunu söyledi"dedi.Hermione ve sözlerini bitirdi..Draco kızın sözünü bitirmesinin ardından hızlı bir nefes aldı.
"-Nadya ve Mark arasında böyle bir şeyin olduğunu bilmiyordum."dedi.Draco aslında Kahverengi olan Hermione'nin yeşil gözlerine bakarak.
Hermione odadaki bir sandalyeye çöktü
"-Demek sende bilmiyorsun "dedi.
"-Hayır"diyerek umutsuzca başını salladı Draco hafızasını zorladı.Ama ne Mark'tan nede Nadya'dan böyle bir şey duymamıştı.
"-Sence önemli bir şey olabilir mi?"diye sordu.Harry
"-Bilmiyorum Potter söz konusu olan Mark ve dikkatli olmalıyız"dedi.Draco
"-Yapacak bir şey yok sanırım biz asıl yapacağımız şeye konsantire olalım"dedi.Hermione ellerini karnın üzerine koyarak.
"-Pekala o zaman bizde gidip Jordon'u görelim Potter bizi bekliyor"dedi.Draco ve kapıya doğru hareketlendi.
Harry Hermione'ye döndü."Seni yanlız bırakmak hiç içime sinmiyor Hermione "dedi.Hermione Nadya'nın güzel yüzüyle gülümsedi ve Harry'nin sağ elini kendi ellerinin arasına alarak güven verircesine sıktı.
"-Merak etme Harry dikkatli olurum hem odamda olacağım herkese uyuduğumu söylersiniz kimse gelmez"dedi.
"-Pekala,dikkatli ol ve kim gelirse gelsin kapını açma"dedi.Harry ve ellerini nazikçe Hermione'nin ellerinin arasından çekti.
"-Hadi! Potter bu yüzyılda gelebilecek misin?"dedi.Draco sinirle sarı saçlarını geriye attı Harry gerçekten kendi olsa sinerle parlayacak yeşil gözleri yerine Ferundun mavi gözleri sinirle parlayarak kapıya doğru ilerdi.
"-Geliyorum Malfoy"
Hermione bir an onların arkasından baktı.Ve iç geçirdi.Umarım birbirlerini öldürmeden bu iş biter.Ve sonra sandığına doğru ilerleyerek sandığını açtı ve içinden güzel bir toka çıkardı.Asasını tokaya dokundurdu ve elindeki toka buraya gelmeden önce üzerinde çalıştıkları malikanenin planlarına dönüştü.Hermione planlarıda alarak masaya oturdu ve son kez planı gözden geçirmek için çalışmaya koyuldu.Hem böylece kafasıda yapacağı işle meşgul olurdu.
Yaklaşık bir saat sonra Hermione bütün haritayı baştan konturol etmiş nerde ne zaman ne yapacaklarına bakmış bu bir saat boyunca kafasını gerçekten yapacakları iş ile doldurmuştu.Plan gayet basitti.Akşam yedide kokteyl başlayacak yarım saat sonra da yemek servisi açılacaktı.Doğal olarak herkes kokteyl için küçük salonda olacaktı.Bu kokteyl sırasında Jordon Meror bir konuşma yapacaktı.Ve kimse bu konuşmayı kaçırmak istemeyeceğinden tam yedi de küçük salonda hazır bulunacaklardı.Jordon'un konuşması tam onbeş dakika sürecek yedi onbeşte salondan ayrılarak odasına gidecekti.Bu adamın neredeyse her dakikası pılanlanmıştı.İşte bu onbeş dakikalık dilimde Harry gidip belgelerin kopyalarını odadan alacaktı.Onbeş dakika dedi hermione kendi kendine umarım her şey yolunda gider ve bir sorun çıkmaz.Bu onbeş dakika zarfında Hermione ve Draco'da Ferund'un yokluğunu hissetirmemeye çalışacaklardı.
Hermione saatine baktı.Saat altıya geliyordu.Harry ve Malfoy gideli iki saat olmuştu.Bu süre zarfında Hermione planı tekrar tekrar gözden geçirmiş her ayrıntıyı hesaplamıştı.Gözlerini kırpıştırarak önündeki kağatlara son bir kez daha bakmak için eğildi.Ama artık beyni isyan ediyordu.Sabahtan beri her ayrıntısına baktığı kağatlara biraz daha bakarsa kusacaktı.Hermione'de kağıtları bıraktı ve ayağa kalktı iki saattir oturmaktan her yeri uyşmuştu.Hermione tutulmuş omzunu ovarak odanın içinde gezinmeye başladı.Aslında şimdilik her şey gayet iyi gidiyordu.Mark kapısına gelmemiş,iki saati plan üzeinde çalışarak geçirmiş ve aklını tamamen buna vermişti.Harry ve Malfoy'dan hala bir ses çıkmamıştı gerçi ama Granger aç kapıyı diyerek kimse kapısına dayanmadığına göre onlarda iyi olmalıydı.Tabi malikalenin bir köşesinde birbirlerini öldürmemişlerse Hermione'nin birden aklına sabahki kahvaltı sırasındaki Draco'nun hali geldi.Marry nasılda onu esir almıştı.Slytheri'nin prensi ömründe dinlemek istemeyeceği bir konuşmayı üstelik bundan zevk alıyormuş gibi dinlemişti.Hermione sabahki telaşından önemsememişti.Ama Marry en son ona hararetle alışveriş maceralarını anlatıyordu."Tanrım! ne kız ama hiçbir şey umrunda değil sanki etrafında bir savaş dönmüyormuş gibi rahat umursamaz"diye düşündü.Hermione odanın içinde gezinmeye devam ederken içinde bir şeylerin kıpırdandığını hissetti ve ellerini karnına koydu."Seni tamamen unutmuşum sahte gerçekliğim bana ben burdayım mı? diyorsun"dedi.Hermione kendi kendine gerçekten sabahtan beri giden koşuşturmacadan dolayı bu tamamen aklından çıkmıştı.Hiçbir şey hissetmiyordu.Ama bu ana kadar şimdi ben buradayım unutma mesajını vermişti.
"-Hayır Malfoy üçüncü kat olmaz"Harry büyük bir öfkeyle Ferundun mavi gözlerinden adeta ateşler çıkarak ellerini beline koydu.
"-Ah evet olur Potter görmüyormusun odaya giden en kestirme yol orası"dedi.Draco Malfoy sinirle haritayı göstererek.
"-Hayır değil en kestirme yol ikinci kattaki heykelin arka tarafındaki geçit"dedi.Harry oda sinirle haritadaki başka bir yeri göstererek.
"-Üçücü kat"
"-Geçit"
İnatla birbirlerine ateş saçan gözlerle dik dik baktılar.Odaya geldiklerinden beri Harry ve Draco plan üzerinde tartışıyorlardı.Hermione daha fazla dayanamayarak odanın ortasında durmuş birbirlerine sinerle bakan iki genç adamın ortasına geçerek sinirle onlara baktı.İkiside inatçıydı ve kendi dediklerinin olmasını istiyordu.Ve işin garip yanı ikisinin de öne sürdüğü alternatif kullanılabilirdi.Hermione sabırla onların inatlarından vazgeçmelerini beklemiş ama bir sonuç alamamıştı.Maloy ve Harry bir saattir tartışıyorlardı.
"-Yeter tartışmayı kesirmisiniz iki yoluda değil daha önce kararlaştırdığımız yolu kullanıyoruz"dedi.Hermione iki genç adamda itiraz edecek oldular ama Hermione'nin eğer biraz daha bu tartışmayı uzatırsanız ikinizinde canına okurum bakışıyla karşılaşınca sustular.Hermione aralarında durduğu iki genç adamdan önce Harry'e sonra Malfoy'a baktı.
"-Güzel öyleyse hazırlanalım neredeyse kokteyl başlayacak"dedi.
Hermione,kırmızı göğüs kısmı ince askılarla tutturulmuş klasik bir hamile kıyafeti gibi göğüs kısmından bollaşarak ayaklarına kadar inen elbisesinin içinde daha iksirini almamış gerçekten kendisine bakıyordu.Elbise gerçekten çok güzeldi.Hermione göbeğini içne çekmeye çalıştı ama hiçbir yararı olmadı.Kendi kendine gülerken aslında vücudundaki bu büyük değişime alıştığını fark etti.Hayatında birgün belki gerçekten hamile kalmasa bile en azından bu duygunun nasıl bir şey olduğunu bilecekti.Hermione yine kendini bebek hakkında düşünürken yakaladı ve kendine kızarak parfüm şişelerine uzandı.Nadya'nın gerçekten çok geniş bir parfüm koleksiyonu vardı.Eline aldığı bir parfümü burnuna götürdü ve götürmesiyle çekmesi bir oldu.Koku belkide güzeldi ama Hermione'ye çok kötü gelmişti.Hermione birkaç denemesinden sonra vazgeçti.En güzel kokulu parfümler bile miğdesini bulandıryordu.
"-Hazırmısın Hermione?"
Harry aynanın karsında üzerindeki siyah resmi cübbeyi düzeltiyordu.Bir yandan da yapacağı şeyi kafasında gözden geçiriyordu.Güvenlik duvarını aştıktan sonra iş sadece kasayı açmaya kalıyordu.Malfoy'un söylediğine göre güvenlik duvarı onbeş dakikalığına kaldırılacaktı.Bunuda Severus snape yapmıştı.O kademeli bir ölüm yiyen olarak gizli belgelerin korunmasındaki güvenlikten sorumluydu.Ve sadece onbeş dakikalık bir zaman yaratabilmişti.
"-Hazırım Harry"
Hermione elinde çok özlü iksirle banyodan çıktı ve aynanın karşında kendi formuyla durmuş üzerini düzelten ve birşeyler düşüngüğünde ortaya çıkan yeşil gözlerindeki dikkate baktı.Ve gülümseyerek Harry'nin yanına ilerledi.
"-Çok özlü ikisiri daha almamışsın"dedi.Hermione
"-Sende "dedi.Harry ve güzel kırmızı elbise içinde kahverengi gözleri ve dalgalar halinde omuzlarana dökülen kumral saçlarına hayranlıkla baktı.
"-Evet elbisenin kendi üzerimde nasıl duracağını merak ettim"dedi.Hermione hafifçe pembeleşerek.Harry onun hafifçe pembeleşmiş yanaklarına bakarak
"-Çok yakışmış çok güzel olmuşsun"dedi.Hermione cevap olarak dahada kızarırken teşekkür etti.
"-Sanırım iksirleri almalıyız"dei.Harry ve ikisi birden ellerinde tuttukları minik iksir şişelerini bir dikişte içip bitirdiler.
Harry Ferund Hermione'de Nadya'ya dönüştü ve son kez aynada kendilerine baktılar.
"-Dikattli ol Harry sakım kendini tehlikeye atacak bir şey yapma bili-"
"-Biliyorum Hermione dikkatli olacağım ama sende dikkatli olacaksın Malfoy'un yanından ayrılmayacaksın"
Hermione Nadya'nın yeşil gözleriylni kırpıştırarak başını salladı.
"-Güzel Herm ikimizede hiçbir şey olmayacak"dedi.Harry usulca Hermione'nin saçlarını yüzünden çekerek
"-Tamam her şey yolunda gidecek dikkatli ol ve bol şans"dedi.Hermione ve koca göbeği elverdiğince sıkıca Harry'e sarıldı.Harry'de ona sıkıca sarılarak karşılık verdi.
"-Herm bu hamilelik işi seni gerçekten duygusallaştırdı"dedi.Harry gülerek Hermione'nin gözünden düşen bir damla yaşı parmaklarıyla sildi.
"-Haklısın galiba bu hormanal değişiklik beni çok duygusallaştırdı."dedi.Hermione gözlerini silerek.
"-Yani sen normalded de ağlaktın ama bu iksirden sonra iyice bir ağlak oldun "dedi.Harry gülerek.Hermione cevap olarak gözlerni devirdi.
"-Tamam tamam Mrs.Delix artık çıkalım"dedi.Harry ve kolunu Hermione'ye uzattı.Hermione'de gülerek Harry'nin koluna tutundu ve odadan dışarı çıktılar.Ve son kez birbirlerine bakıp ikiside farklı istikametlere doğu yürüdüler.
Hermione kokteylin yapılacağı küçük salonun kapısına geldiğinde içeriden müzük sesleri geliyordu.İçeri girdiği zaman tanımadağı pek cadı ve büyücü ellerinde içki kadehleri oradan oraya dolaşarak sohpet ediyor.Kadınlar şıklık yarışına girmişçesine birbirlerinden şık kıyafetleriyle kocalarının-nişanlılarının ya da baba-abi-kardeşlerinin yanlarında bir süs bitkisi gibi duruyorlardı.Hermione küçük salonun ortasında bir platform kurulmuş olduğunu gördü.Jordan konuşmasını bu paltformdan yapacaktı.Bunun dışında küçük küçük masalrın etrafında durmuş bir sürü insan içkilerini içerek sohpet ediyorlardı.Hermione etrafını izlemeye öyle bir dalmıştı ki yanına gelen Malfoy ve Marry'i fark etmemişti.
"-Selam Nad çok güzel olmuşsun"dedi.Marry oda sarı saçlarını kıvır kıvır yapmıştı.Ve bol göğüs dekolteli mavi bir elbise giymişti.
"-Sende çok hoş gözüküyorsun"dedi.Hermione
Draco ise sinerle yanlarında durmuş hiç konuşmuyordu.Ve Marry'e arada sinirli bakışlar atıyordu.Hermione Marry'nin yine zorla Draco'ya yapıştığını anlayarak bıyık altından güldü.Marry ise sanki küçük dağları o yaratmışçasına hiçbir şey umrunda değil kıyafetinden ve partinin güzelliğinden bahsedip duruyordu.Hermione Malfoy kadar değil ama Marry'nin konuşmalrından sıkılmaya başlamıştı.En sonunda saat yedi olduğunda Jordan Meror odanın ortasında ki kürsüye çıktı.Ve oda da bulunan herkes susup dikkatini konuşma yapacak olan ev sahibine çevirdiler.Marry'de istemeyerekte olsa salonun diğer köşesindeki bir kadının kıyafet seçimindeki zevksizliğiyle ilgili olan konuşmasını kesmek zorunda kaldı.
"-Bayanlar ve baylar öncelikle hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim"
Salonda büyük bir alkış koptu.Ve Jordan büyük bir gülümsemeyle alkışın dinmesini bekldi.Birkaç saniye sonra alkış kesilip salon yeniden sesizliğe büründüğünde Jordan Merror konuşmasına devam etti.Konuşmasının büyük bir çoğunluğunda Voldermot'u öven bulanıkları ve kirli kanları aşağladı ve mutlak zaferin çok yakında olduğunun sanki savaş gerçekten kazanılmış gibi müjdeledi.Ve salonda büyük bir alkış tufanı koptu. Jordan Merorr karısı Rose'a bakarak gülümsedi ve sevgili karısına teşekkür etti.Dakikalarda hızla akıp geçiyordu.Hermione salonun duvarında asılı olan saate baktı.Konuşmanın bitmesine 5 dakika kalmıştı.Ve Harry hala ortalıklarda yoktu.Malfoy'da huzrsuzca büyük saate baktı.Marry belli ki bu konuşmadan çok sıkılmış Hermione'nin kulağına eğilerek fısıldadı:"Çok sıkıcı"Hermione onun ne dediğini anlamdan zaten umrunda da değil başını salladı.Ve her iki saniyede bir yaptığı gibi giriş kapısına baktı.Ama ne gelen vardı ne giden zaman hızla ilerliyordu.Jordan artık konuşmasının gerçekten sonuna gelmiş derin bir nefes aldı.Hermione dehşetle bir dakikanın kaldığını gördü.Jordan mutlulukla herkese teşekkü etti.Ve konuşmasını bitirdi..Ve kürsüden inmek için hareketlendi.Hermione jet hızıyla düşünüyordu.Adamın salondan çıkamamısı gerekti.Ama Jordan karalı adımlarla kürsüden inmeye başladığında Hermione elinde sıkı sıkıya tutuğu içi su dolu kadehini yere bıraktı.Ve Malfoy ve Marry'nin şaşkın bakışları arasında ellerini beline koyarak salonu herkesin ilgisini ona çekecek bir feryatla doldurdu.
"-AHH! SANIRIM BEBEK GELİYOR"
Hermione işin içinden nasıl çıkacağını bilmiyordu. Ama yapacak bir şey yok artık olan olmuştu Malfoy inanamayan gözlerle ona bakıyordu Ve bütün salon aynı şekilde belini tutarak bağıran Nadya Delix'e bakıyordu.
Devam Edecek...