sen ne dersen de ama bu yeni doğacak çocukta bir işler var. chaos lord kendi hikayesinde yeni doğacak çocuk hakkında müthiş bir hikaye yazmıştı. onun gibi olabilir diye sordum.
bir çocuk durduk yere prens olmaz.
Israrla söylüyorum bu bebek mimi mini masum bir bebek ama annesi ile lgili bir şeyler olabilir diyorum:) ve okuyun ve görün diyorum
dediğin hikayeyi okumadım ama bir bakarım:) ama o kadar çok söyledin ki hiç yoktan kafamda bebekle ilgili seneryolar oluştu
neyse ya kafam daha fazla karışmadan buyrun yeni bölüm:)Evet arkadaşlar işte huzurlarınızda 5.bölüm umarım keyif alarak okur ve beğenirsiniz:) yorumlarınızıda esirgemezseniz sevinirim:) 5.Bölüm:Emanet
Mark! Hermione, dehşetle ne yapacağını düşünüyordu.Kapıda Nadya'nın eski sevgilisi vardı.Acaba aralarında olanlar hala devam ediyor olabilir miydi? Hayır, olamazdı ama nereden bilebilirdi ki ! Hermione, kapının yeniden şiddetle vurulmasıyla yerinden sıçradı.Bir karar vermeliydi ve çok çabuk olmalıydı.Malfoy nerelerdeydi acaba? Marry'le ortadan koybolucak zamanı bulmuştu.Hermione, derin bir nefes alarak aynaya baktı hala Nadya gibi gözüküyordu iksirin etkisi hala devam ediyordu asasını sıkıca kavrayarak kapıdaki kilitleri kaldırdı.
"-Hele şükür Nad, kapıyı açman çok uzun sürdü."
"-Üstüm müsait değildi. Mark evet, bu saatte kapıma ne için geldiğini öğrenebilir miyim?"
"-Neden bu kadar gerginsin Nad sadece nasılsın bir bakmak istedim."
"-Ve gördüğün üzere ben iyiyim merak edip uğradığın için teşekkürler."
Hermione, kapıyı kapatmak için hamle etmişti ki Mark tek elini kapıya koyarak onu durdurdu.
"-Cık cık cık ne kaba bir hareket insan nasıl olduğunu görmeye gelen bir arkadaşına böyle mi? davranır"
"-Sanırım teşekkür etmiştim tekrar saol ama gerçekten çok yorgunum ve izin verirsen uyumak istiyorum."
Mark, soğuk mavi gözlerinde bir alaycılıkla Hermione'ye bakarken Hermione, dehşetle Mark'ın ne kadar yakınına geldiğini görünce bir adım gerileyerek cebindeki asassını daha sıkı kavradı.Bu adam ne kadarda ısrarcıydı böyle
"-Tabi hamilelik müstakbel annemizi çok yoruyor minik prensimizin gelmesine az kaldı nede olsa" Mark, yaklaşıp Hermione'nin karnına dokundu.Hermione içinin buz kestiğini hissetti adeta.
"-Evet, Mark az kaldı."
Hermione, ağızından dökülen bu cümlelerden sonra ellerini karnına koydu.Mark, ona dokunduğundan beri sanki canından bir parçasını ondan alacaklarmış ve bir daha asla mutlu olamayacakmış hissine kapılmıştı.Yani "bebeğini "Hermione beyninde adete yankılanan" bebeğim" ile dehşetle kendine geldi.Hermione, gerçekten hamile değildi ve bir an önce kendisine gelip Mark'tan kurtulmalıydı.
"-Pekala,Nad buraya senin bebeğin veya o aptal kocan hakkında konuşmaya gelmedim.Sadece sende kalan bir emanetimi almak istiyorum.".Mark,asasını çıkartmış elinde döndürüyordu.Hermione,kafası deli gibi çalışıyor emanetin ne olabileceğini düşünüyordu.Ama hiçbir fikri yoktu.Bunun için bir plan yapamadan ağazından sözcükler dökülüverdi:
"-Bak Mark, emanetin şu an yanımda değil ama en kısa zamanda sana geri vereceğim"Hermione, artık o emanet her ne ise hiçbir fikri yoktu.
Mark, gözlerini şaşkınca Hermione'ye dikerek baktı.Bir tuhaflık vardı.Nadya, hiç olmadığı kadar ürkekti.Mark'ın bildiği Nadya ya şu ana kadar ona bir uğursuzluk lanet fırlatarak def etmişti ya da şimdiye kadar çoktan yataktaydılar.Belkide hamilellik gerçekten onu değiştirmişti.
"-Pekala,Nadya öyle olsun ama emanetimi senden geri alamya en kısa zamanda geri geleceğim.İyi geceler." ve Hermione'ye gülüümseyip odadan çıktı.
Hermione,hayretle nefesini bıraktı gitmişti.Hemde kendi isteğiyle hemen asasını kapıya doğrultarak kapının kiltlerini sağlamlaştırdı.Ama Hermione, kendine inanamıyordu.Kelimenin tam anlamıyla ne yapacağını şaşırmış ve saçmalamıştı.Ama nereden bilebilirdi ki? Nadya ve eski erkek arkadaşının aralarında böyle bir şey olduğunu.Ama yinede bu berbat derecede paniklemesini mazur gösteremezdi.Kendine kızarak yatağa oturdu. Ve iyiki Malfoy ortalıklarda yok diye düşündü.Eğer bu olanlar onun yanında olsaydı.Ömür boyu onun dilinden kurtulamazdım diye düşündü. Acaba Malfoy şu emenet hakkında bir şeyler biliyor mu? umarım biliyordur. Çünkü; Mark, yarın yine karşıma çıkıp emanetini isteyebilir.Tüm bu olanları yarın sabah Malfoy'a anlatmaya karar verdi.Şimdi biraz uyku dedi kendi kendine tabi uyuyabilrse ve yatağa girdi.
Üzerinde baştan aşağa siyah bir pelerin giymiş olan Ferund Delix görünümündeki Harry Potter malikaneye giden taş yolda heykellerin sevimsizce bakıışları altında ilerliyordu.Hemen yanında yine siyahlar içinde Draco Malfoy hiç konuşmadan ilerliyordu.Harry, kendi kendine Dumbledore'nin ona buraya gelmeden hemen önce söylediği şeyi düşünüyordu.Aslında bu sabah öğrendiği şeyden sonra çok fazla kızgın olmalıydı ve öyleydi de ama kızgınlığının gözünü döndürmesine izin vermemişti.Çünkü; her ne olursa olsun bu göreve gitmek istiyordu.Bunun için sakin gözükmüştü.Hiç kimseye özelliklede Snape'e "kendini konturol edemeyen ve duygularına hakim olamayan küçük çocuk Potter" yakıştırmasını dile getirtmeye niyeti yoktu. Bu yüzden dilini tutmuştu.Hermione nasıl?acaba diye düşüncelerini farklı bir yere çekmeye çalıştı.Umarım bir sorun çıkmamıştır.Tüm bu düşüncelerle malikanenin mermer merdivenlerine geldler.Merdivenleri tırmanıp büyük giriş kapısına geldiklerinde Draco Malfoy konuştu:
"-Pekala, Potter ölüm yiyenlerle dolu bir eve giriyorsun kahramanlık yapmazsan ve her şeye atlamazsan sevinirim"
"-Şimdi senin üzerine atlayıp o güzel yüzüne bir yumruk yapıştırsam Malfoy " tüm olanlarlardan sonra gıcık bir Malfoy çekilmiyordu doğrusu bir an için gök mavisi ve Harry'e ait olmayan mavi gözler birbirlerine sinerle baktı.Ama ikiside hiçbir şey söylemeden aslında bakışlarıyla anlaşmış ve birbirlerine en derin nefretlerini sunmuşlardı.İki genç adam birbirne bakarken malikanenin ihtişamlı kapısı açıldı ve sadık uşak Arnold yerlere kadar eğilerek onları selamladı:
"-Hoşgeldiniz efendim Mr.Delix, Mr.Malfoy" ve başıyla geniş korüdoru işaret ederek "Buyrun buradan"diyerek öne düştü.Draco Malfoy önde Harry ardında geniş korüdorda ilerlerken uşak Harry'e dönerek:
"-Mr.Delix, kahvaltıya inmeden önce odanıza uğramak istersiniz herhalde" Harry başıyla onaylarken Draco:
"-Pekala,Ferund o zaman kahvaltıda görüşürüz"
"-Görüşürüz Draco".Harry'nin içi bir garip olmuştu ilk defa Malfoy'a ilk adıyla hitap ediyordu.Draco, yaklaşıp elini uzatırken Harry bir an havadaki ele öylece baktı.Sonra uşağın bakışlarını fark edince hızlıca ona uzatılan eli sıktı.Malfoy korüdorda kaybolurken Arnold:
"-Odanız ikinci kapı efendim bir ihtiyacınız olursa seslenmeniz yeterli olacaktır"
"-Teşekkür ederim Arnold" uşak nazikçe gülümseyip uzaklaşırken Harry kendine gösterilen kapıya doğru ilerledi ve kapıya vurdu.
Hermione,çoktan kalkmış aslında bütün gece hiç uyuyamamış olanları düşünmüştü.Üstelik bugün Harry geliyor.Umarım bu iş bir bela çıkmadan biter dedi kendi kendine ve vurulan kapının sesiyle hareketlenerek kapıya yöneldi. İksirini yeni almıştı görünüşü Nadya gibiydi yani bir sorun yoktu.En güzel gülümsemesini yüzüne takarak ve gelenin "Mark" olmadığını umarak kapıyı açtı.
"-Harry"
"-Merhaba, Herm"
Hermione, kendini Harry'nin kollarına bırakırken Harry'de şaşırmış ona sarılıyordu.En sonunda ayrıldıklarında Hermione onu odaya sokup kapıyı arkalarından kapıtıp kilitlerken Harry aslında Hermione olan bu yabancı kadına hayretle bakıyordu.Görüşmeyeli sadece bir gün olmuştu.Bu sarılma saddece özlediği için değildi bir şeyler olmuş olmalıydı.Hermione,aslında Harry olan tanımadağı adama gülümseyerek:
"-Yolculuk nasıl geçti Harry?"
"-İyi, Hermione sen neler yaptın bir sorun çıkmadı değil mi?"
"-Pek sayılmaz Harry akşam yemeğine katıldım herkeze gülücükler dağatarak hamileliğin zor yanlarını anlattım.Ve bol bol yemek yedim."Dedi.Hermione gözlerini devirerek.Harry,sırıtarak genç kıza bakarken:
"-Hamilelik nasıl gidiyor Herm?"
"-Hiç sorma Harry,bu iksir beni mahvetti.Hamilelik hakkında öğrendiğim en önemli şey doyma hissinin kaybolduğu"
"-Sen ve çok yemek yemek Ron, bunu mutlaka görmeliydi."Dedi.Harry sırıtarak.Hermione sıkntılıca yerinde kıpırdandı.
"-Ron,görmesede olur ve saat 11:00 açlıktan ölüyorum! hadi kahvaltıya hem bizi bekliyorladır"
Harry,gülerek genç kızı izlerken.Hermione ciddi bir biçimde guruldamaya başlamış olan koca karnına mutsuzca bakarak iç geçirdi.Kesinlikle kilo alacaktı.Hemde çok(!)
"-Harry,hazırsan çıkalım"
"-Evet,Hermione hazırım"Harry iksirini yeni almıştı. Aynadan yansıyan soluk yüzlü sarışın adama baktı.Hermione'de onun yanına gelerek Nadya'nın saçlarını düzeltti ve Harry'e dönerek cübbesinin yakasını düzeltirken:
"-Alışmaşı garip değil mi? başka biri gibi görünmek" Harry, Nadya'nın yeşil gözlerine aslında onun Hermione olduğunu bilerek gülümsedi ve başını salladı.
"-Evet"
"-Aslında Ferund 'da yakışıklılık bakımından hiç fena sayılmaz"dedi.Hermione Harry'nin cüppesinin yaklarını düzeltmeye devam ederken.Harry tek kaşı havada gücenmiş ona bakarken Hermione genç adamın yüzündeki ifadeyle bir süre eğlenirken:
"-Ama yinede ben zümrüt yeşili gözlü ve kuzgun karası saçlı Harry'i tercih ederim"dedi ve Harry'i yanağın öptü.Harry gülerek:
"-Pekala Mrs.Delix bunu yeşil gözlü kuzgun karası saçlı genç adama iletirim.Ama şimdi iyi, bir eş olun ve kocanızla ilgilenin"Hermione ve Harry gülerek odadan ayrıldılar ve kahvaltının yapılacağı ana salona ilerlediler.
Mr.ve Mrs.Delix kahvaltının yapılacağı ana salona girdiklerinde bütün başlar bir anlığına onlara çevrilip herkes susarken salonun öbür ucundan Rose gülümseyerek onlara doğru ilerledi.
"-Nadya canım günaydın bu sabah nasılsın?"
"-Sanada günaydın Rose iyiyim "Rose, Harry'e dönerek:
"-Ferund sende hoşgeldin yolculuk nasıldı?"
"-İyi, Rose sen nasılsın?"
"-Bende iyiym Ferund, Jordan sabahtan beri seni soruyordu.Seninle konuşması gereken bir şeyler varmış".Rose Hermione'ye ilerleyerek:"Acıkmış olmalısın Nadya hadi sofraya ve sende Ferund iş konuşucak bol bol vaktiniz olacak"dedi.Kadın ve hep birlikte sofraya oturdular.Hermione salona geldiğinden beri Mark ortalarda yoktu ve bu çok iyi dedi kendi kendine önüne bir kaç tabak çekip yemeğe başlıyacaktı ki giriş kapısında en önde Malfoy hemen yanında gülerek ona bir şeyler anlatan Marry ve onun hemen ardından da Mark salona girdi.Hermione çatalını elinden bırakarak "panik yok" dedi kendi kendine halledeblirsin.
Devam Edecek...