Biliyorum uzun zamandır yeni bölüm göndermiyorum.Yazmak istediğim onca şey olmasına rağmen kafamdakileri ancak toparlayıp yazabildim.
tabi bilgisayarıma virüs girmesseydi. =Pbölüm daha çabuk gelebilirdi zira bölümü yarılamıştım.Fakat bilgisayar formatlanınca gitti:( neyse... olanla ölmşe çare yok derler oturdum yeniden yazdım bölümü umarım beğenirsiniz ve düşünceleriniz paylaşırsanız çok sevinirim
keyifli okumalar 11.bölüm:Kabus
“Her şeyin bu kadar kolay olacağını beni, karanlık lordu yenebileceğini mi sandın çocuk”
Voldermot’un tiz kahkahası tüm haykırışları bastırırken herkes bir an sadece çok kısa bir an için yaptığı her şeyi bırakıp onlara baktı.İnsandan çok bir yaratığı andıran adam neredeyse saydam kadar beyaz olan yüzünde kıvrılan gülümsememsi şeyle her zamankinden daha korkutucu gözüküyordu.Karşısında ki genç adam annesinden yadigar zümrüt yeşili gözlerin de kimsenin çözemediği bir anlam; cesaret, endişe ya da korku… ama dimdik ayakta asası elinde olacakları biliyor hazır, hazır olması gerek asasını havaya kaldırdı.Aynı anda iki büyü, iki yeşil ışık havada birbirinin içinden geçip biri havaya biri Harry’nin göğsüne isabet ederken ölüm yiyenlerin sevinç çığlılarına bir genç kadının feryadı karıştı: “HARRY HAYIRR…”
Hermione, terden sırılsıklam olmuş saçlarını yüzünden çekti.Hala gördüğü kabusun etkisindeydi.Göğüsü kontürolden çıkmış bir şekilde inip kalkıyordu.Zorlukla yataktan doğrularak kalktı ve banyoya girdi.Soğuk suyun yüzüne çarpmasıyla irkildi.Aynada ki yansımasına baktı yüzü bembeyaz olmuştu.Gördüğü rüya gerçekten çok gerçekçiydi.Ama gerçek değil dedi kendi kendine gerçek değil...
Hermione banyodan çıktığında baş ucunda duran komodin de ki küçük saate baktı 03.00’ı gösteriyordu.Sıkıntıyla yatağına oturdu.Bu kabustan sonra uyuyabileceğini hiç sanmıyordu.Hermione de bunun bilincinde yatağında ayaklarını kendine çekti.Ve başını da koluna dayayarak, pencereden gözüken yıldız dolu gökyüzünü seyretmeye koyuldu.Bu gece yıldızlar garip bir şekilde parlak dedi kendi kendine.
Aynı parlak yıldızlı gökyüzünün altında iki adam gece kadar karanlık ve ürkütücü, çocuk parkında bir bankta yan yana oturmuş birbirlerinin yüzlerine bakmadan konuşuyorlardı.
-Senin en azından Draco ile bir şekilde iletişimde olduğunu sanıyorum Snape ve inan neden ve nasıl olduğu umurumda bile değil dedi.Zabini Severus Snape gözlerini kısarak yanındaki adama baktı.Ve sanki yüzünden kendisi hakkında ne kadarını bildiğini anlama istercesine süzdü adamı.Severus Snape için ilişkilerinin ortalık yerde konuşulması hiçte hayırlı bir şey olmazdı.
-Bu fikre nereden kapıldın bilmiyorum Zabini ama benim bize ihanet edenlerle görüştüğüm falan yok.Dedi, Snape kaşlarını çatarak.Yanında oturan adamın yüzü beyazladı.Bildiği bir şey varsa şu an yanında oturduğu adam bir numaralı ölüm yiyen Severus Snape idi.Ve onu kızdırmak hiçte akıllıca bir hareket olmazdı.Ama oğlu için bunu yapmak zorundaydı.Yutkunarak konuştu:
-Elbette Snape senin ihanet edenlerle bir bağlantın olamaz.Ama Draco ve sen oldukça yakındınız.Ona bir şekilde haber ulaştırabilirsin inan ben yapabilsem kendim yapardım.Oğlum için onu ölmesini istemiyorum Snape lütfen.
Snape yanında oturmuş ve her şeyi göze alarak ondan bunu isteyen oğluna yardım etmesi için yalvaran adamın yüzüne baktı.Zabini’nin hiç bu kadar yumuşak kalpli olabileceğini düşünmemişti.Voldermotun karanlık müritleri, ölüm yiyenleri diye geçirdi içinden onlardan bazıları duyguları olduğunu hatırlıyorlardı.Ama ona açık açık yardım edeceğini söyleyemezdi.Bu kendisi için çok büyük bir tehlike olurdu.Pelerinin cebine uzanarak asasını çıkardı.Yanında oturan adamın gözleri büyürken elinde tuttuğu mektup elinden kayarak yere düştü ve daha zabini asasına uzanamadan Severus Snape konuştu:
-Obliviate(1)
Zabini’nin en son gördüğü şey Snape’nin ona çevrilmiş olan asasıydı ama artık bunun bir önemi yoktu.Baygın bir şekilde bankta yatıyordu.Snape asasını pelerinin içine soktu.Yerdeki mektubu aldı.Tahmin ettiği gibi mektup Blaise Zabini’yeydi.Mektubu da asasının olduğu cebine attı.Ve tekrar asansı çıkartarak bankta hareketsiz bir şekilde yatan adamı havalandırdı.Voldermot’un yufka yürekli müritleri diye geçirdi içinden yine ve uyandığında bu gece olanları asla hatırlamayacak olan adamın yüzüne baktı.Oğlu için bütün riskleri göze almıştı.Onunla konuşmaya geldiği gibi küçük bir ayrıntıyı hatırlamasa da olurdu.Severus Snape ne zaman yufka yürekli bir mürit olduğunu düşündü.Eski Snape olsa bu adama asla yardım etmezdi.Yoldaşlık ile geçirdiği uzun zamanlar onunda kabuğunu yumuşatmıştı anlaşılan.Gecenin sessiz karanlığını bölen bir pof sesiyle cisimlendi.Cisimlenenin etkisiyle parktaki salıncaklar hafifçe sallandılar.Ve çocuk parkı eskisi gibi yine sadece bir çocuk parkı oldu.
Hermione, gece gördüğü kabusu hala unutamamış kendisinin de tahmin edemediği bir zaman sonra uykuya yenilmişti.Tekrar gözlerini açtığında da sabah olmuştu.Yatağını toplayarak dün gece okumaya niyetlendiği fakat, gece Hary ile yaşadığı küçük tartışmadan sonra tamamen aklından çıkan kitabı eline aldı.Canı kahvaltı yapmakta kimseyi görmekte istemiyordu açıkçası dün gece gördüğü kabusu ve Harry ile olan tartışmasını bir kenara bırakarak sadece elindeki kitaba odaklanmaya çalıştı.Gerçekten kendisini vererek okumayı başardığı bir sayfadan ikincisine geçmek üzereydi ki dışarıdan gelen ani bir gürültüyle yerinden sıçradı.Ve odasından dışarı çıktı.
Hermione, kapıyı açtığında çıkan gürültünün kaynağını anladı.Ginny, dizlerinin üzerine çökmüş oraya buraya dağılmış olan cam parçalarını toplamaya çalışıyordu.Hermione eğilerek kızı yerden kaldırdı ve “Bırak Gin elini keseceksin” dedi.Ginny’i kaldırdığında titrediğini fark ederek kaşlarını çatı.Kızın kızıl saçlarını yüzünden çekerek baktı gerçekten kötü gözüküyordu.Cebinden asasını çıkartarak yeri temizledi ve Ginny’e belinden destek olarak odasına soktu.Kızın yatağa oturmasını sağladı ve kendiside yanına oturdu.
-Ne oldu Ginny? Diye sordu, Hermione
-Ben sadece aptal Zabini sinirlerimi bozdu.dedi, Ginny
-Nasıl onun yanında mıydın? Diye sordu, Hermione kaşlarını çatarak.
-Annemin işi vardı.Diğer herkesinde bir işi vardı.Yemeğini ben götürdüm
-Tanrım Gin sana saldırdı mı bir şey yaptı mı? Dedi,Hermione bir yandan da eliyle bir hasar var mı diye anlamaya çalışıyordu.Ginny, Hermione’yi sakinleştirmek için ayağa kalktı ve hızla konuştu:
-Sakin ol Herm iyiyim bana saldırmadı.Dedi, ve biraz önce hızla kalktığı yatağa geri oturdu.
-O zaman bu halin ne Ginny seni bulduğumda titriyordun.Dedi,Hermione
-Sadece sözleri sinirime dokundu.dedi Ginny gözlerini Hermione’den kaçırarak aslında yaşadığı şeyi birilerine anlatmalıydı ve bunun için Hermione’den uygunu birisi de yoktu.Ama şuanda olanları anlatabilecek gücü kendinde bulamıyordu.Hermione’nin endişe dolu yüzüne bakarak:
-Odanda kalıp uyuyabilir miyim? Beni böyle görmesinler kimseyle konuşmak istemiyorum.dedi, Ginny gerçekten kötü gözüküyordu.
-Pekala Gin ama kendini iyi hissettiğinde bana olanları anlatacaksın.Dedi,Hermione ve arkadaşını yatağına yatırdı ve üstünü örterek alnından öptü.Ginny başını sallayarak yatağa daha da yerleşerek gözlerini kapadı.
Hermione odadan çıktığında olanları Zabini’ye sormayı düşündü bir an ama sonra vazgeçti.Ginny kendini iyi hissettiğinde mutlaka ona olanları anlatırdı.Ginny’i bu kadar etkileyen şey neydi acaba? Diye düşünerek salona girdi.Salonda Ron, Luna ve Harry oturmuş konuşuyorlardı.Hermione, Harry’nin orada sakince oturduğunu gördünce rahatlayarak bir koltuğa oturdu.gördüğü sadece bir rüyaydı ve Harry iyiydi..Yanındaydı, nefes alıyordu, yaşıyordu.Luna’nın dizlerine yatmış olan Ron keyifle konuştu:
-Hoş geldin Herm ne diyordum bugün bir işimiz yok Luna ve Bende bu güzel havanın tadını çıkartalım bir şeyler yapalım diyoruz.Sizde gelsenize dedi.
Hermione pencereden parlayan güneşe baktı.Bu hiçte fena bir fikir değildi.Gerçekten uzun zamandır bu eve tıkılıp kalmışlardı.
-Aslında olabilir hava gerçekten de çok güzel dedi,Hermione Luna evet derken Harry koltuğuna yaslanarak konuştu:
-Siz gidin benim yapacak işlerim var.
-Ne işiymiş onlar Harry? Diye sordu Hermione merakla Harry’nin yüzüne bakarak.
-Özel işler diyerek yanıtladı onu Harry ve koltuktan kalktı.Anlaşılan o ki Harry dün gece olanları uzatmak niyetindeydi.Hermione’de yerinden kalkarak sinirle konuştu:
-Tamam kal ve özel işlerini hallet
-Tamam sende benim yerime gelmesi için Malfoy’u davet et o zaman dedi,Harry sinrle saçlarını geriye atarak.
-Güzel fikir dedi,Hermione ve hışımla arkasını dönerek merdivenlerde kayboldu.Harry’de hışımla tek kelime bile etmeden bahçe kapsından çıktı.
Onların hışımla gitmesinden sonra Ron hayretle konuştu:
-Ne oldu ki şimdi bunlara hiçbir şey anlamdım dedi.
-Bende dedi,Luna ama ikisi de uzun zamandır Harry ve Hermione’nin kavga ettiklerini görmemişlerdi.
Hermione, sinirle merdivenlerden indi.Harry’nin dün geceki olayı neden bu kar uzattığını anlayamıyordu.Sadece Malfoy ile konuşmuştu o kadar.Ama Harry bunu fazlasıyla büyütmüştü.Şimdi derdi her neyse Harry, Hermione’ye anlatacaktı. Hermione karalı adımlarla bahçeye çıktı.Harry'i bahçede bir taşın üzerine oturmuş dalgın bakışlarla karşına bakarken buldu.Hermione de tam yanında ki taşa oturarak konuştu:
-Malfoy sadece arkadaşım.
Harry gelen sesle kafasını çevirerek genç kızın kendisine bakmakta olan kahverengi gözlerine baktı ve kızın gözlerindeki ifadeden kırılmış olduğunu anladı Ve Harry çok iyi bir açıklama yapması gerektiğinin farkında yeşil gözlerini kapadı.Bu gerçekten zor olacaktı.Bu yaptıklarının açıklamasını kendine bile yapamazken.
1-Obliviate:Hafızayı değiştirmek için kullanılan büyü.