İyi akşlamlar arkadaşlar aslında bu bölüm elimde hazırdı ama hpc kapalı olduğundan:( ancak şimdi koyabiliyorum.
Umarım beğenirsiniz ve düşüncelerinizi paylaşırsanız çok mutlu olurum:) 10.Bölüm:Yakalananlar Dönemez
"-İyi akşamlar"
Hermione yaptığı uzun yürüyüşün ardından eve döndüğünde gereğinden çok daha fazla hareketli bir ev halkı ile karşılaştı.Ginny ve Luna salonda yan yana oturmuş fısır fısır bir şeyler konuşuyor.Ev halkının bir kısmı olağanüstü bir şey olmuş gibi o odadan çıkıp o odaya giriyor.Geri kalanı da Luna ve Ginny gibi konuşmaya dalmışlardı.Hermione karşılaştığı bu manzaraya bakarak kaşlarını çattı ve Luna ve Ginny'nin yanına doğru ilerledi.
"-Neler oluyor?"
Konuşmaya dalmış olan Ginny ve Luna onun geldiğini görünce ayaklandılar.
"-Zabini'yi yakalamışlar."dedi.Ginny
"-Ne zaman? nasıl? ve kim?"diye soruları art arda sıraladı Hermione gerçekten çok şaşırmıştı bu beklemediği bir şeydi.
"-Sakin ol Herm bir saat önce ve Malfoy getirdi."dedi.Luna
Hermione, hızla sorgu odasına doğru hareketlenirken Ginny ardından seslendi:
"-Kimseyi içeri almıyorlar"
Hermione, Ginny'nin uyarısına aldırmayıp ilerledi ve sorgu odasının kapasına geldiğinde odanan henüz çıkmakta olan Harry ile karşılaştı.
"-Sanırım duymuşsun"dedi.Harry zaten karışık olan kuzgun karası saçlarını daha da karıştırarak.
"-Evet, nasıl olmuş peki?"
"-Ron ve Malfoy küçük bir işi halletmek için Hogsmeade'ye gitmişlerdi orada karşılaşmışlar"dedi.Harry
"-Ron ve Malfoy'mu?"diye sordu Hermione şaşırarak.Zabinin olayında daha çok şaşırtmıştı bu duydukları onu
"-Sen bir türlü dönmeyince Ron'da boştaydı Lupin de onları beraber gönerdi."diye açıkladı.Harry
"-Peki bir şeyler öğrenebildiniz mi?"diye sordu.Hermione
"-Şimdilik hayır ama hakkını yememek lazım adam çok dirençli çıktı"dedi.Harry
"-Ama çözülekcek değil mi?"diye sordu Hermione bugüne kadar sorgulama işlerinden hep uzak tutmuşlardı onu görevlere katılıp adamaları yakalamıştı ama sorgu işini hep başkaları yapmıştı.
"-Umarım zaten çokta şansı yok ya burada kalıp bildiklerini bize anlatacak ya da yakalanmış bir ölüm yiyen olarak Voldrmot'a geri dönecek"diye yanıtladı onu Harry.
Yoldaşlık karagahından kilometrelerce uzakta bir insanla yaratık olmak arasında sıkıışıp kalmış olan bir adam etrafında bir çember oluşturmuş şekilde sıralanmış olan ölüm yiyenlerine bakıyordu.Bir yeri yakıp yıkmaya gittikleri zamanlarda olduğunun aksine maskeleri başlarının arkasında ne zaman ne yapacağını ve ne isteyeceğini hiçbir zaman kestiremedikleri ve kestiremeyecekleri Karanlık Lordun, efendilerinin konuşmasını bekliyorlardı.Karanlık lord kırmızı gözlerini tek tek sevgili ve sadık ölüm yiyenlerinin üzerinde gezdirdi.Baktığı her ölüm yiyen tarif edemedikleri bir ürpertiyle sarsılırken Voldermot bu cehennem seizliğine son vererek konuştu:
"-Sizi buraya neden topladığmı az çok tahmin edersiniz"dedi.Voldermot yılan gibi tıslayan sesiyle
Çemberin ortalarında bir yerlerde bir adam huzursuzca yerinde kıpırdandı.Çoğu kişi anlamsada o anlamıştı bu toplanıntının sebebini Blaise içindi oğlu için karanlık lord beceriksizlik yapanları asla affetmezdi.Kendisi tüm olacak olanlara katlanabilirdi ama ya oğlu onun şuan için yoldaşlılta güvende olduğunu düşünüyordu.Onlar asla kendi hayatlarına kast etmedikçe adam öldürmezlerdi.Eee, bu durumda bir rehine olarak Blaise'in onların hayatına kast edecek bir durumu olmadığı düşünülürse güvendeydi.Ama şimdilik.
Voldermot kırmızı gözlerini tekrar ölüm yiyenlerinin üzerinde gezdirdi.Ve bir tanesine gelince bakışlarını durdurdu.
"-Evet, Zabini oğlunun beceriksizce yakalanmış olması konusunda ne düşünüyorsun?"
Zabini tecrübeli bir ölüm yiyen olarak nasıl davranması gerektiğini çok biliyor.Çemberden bir adım öne çıkarak dizlerinin üzerinde selam pozisyonunu aldı ve sabahtan beri yüzlerce kere prova ettiği konuşmasını yapmak için ağzını açtı.Ama şimdiden bu konuşmayı karanlık lordun önünde yapmanın ne kadar zor ve çılgınca olduğunu anlamıştı.Ama yapmalıydı.Hafifçe yutkunarak söze başladı.
"-Efendimiz, hataların bağışlanmadığını biliyorum.Ama Blaise yakalnmış olsada konuşmayacaktır.Çünkü; O karanlık lordumuza büyük bir sadakat ile bağlıdır efendimiz eğer onu kurtarabilirsek bize yoldaşlık hakkında önemli bilgierle döneceğini düşünüyorum."
"-Senin oğlun bir ölüm yiyene yakışmayacak bir şekilde beceriksizce yakalandı.Hemde iki kanı bozuk tarafından.Weasley ve Malfoy ve sen hala onun kurtarılmasını isteyebiliyorsun öyle mi?"dedi.Voldermot bir yılan gibi tıslayan sesiyle
"-Ama ef..."
"-Sus oğlunun yapmış olduğu beceriksizliğin cezasını çekeceksin tabi zamanı geldiğinde oğlunda Crucio "
Zabini vücuduna sapalanan tarifsiz acıyla yere yıkılırken bilincini kaybetmeden önce düşündüğü son şey Blaise için Snape ile konuşmaktı.
Grimmauld meydanı 12 numaralı evin sorgu odasında babası kadar kötü durmda olmasada Blaise Zabini döşemenin tahtaları sırtına batarken içine düştüğü bu durmdan kendini nasıl kurtaracağını düşünüyordu.Yakalandığı için kendi aptallığına kızarken buraya kim tarafından getirildiği aklılına gelince içini tarifsiz bir öfke kapladı.Draco çocukluk arkadaşı her zaman aynı tarafta aynı değerler adına çarpışacağı arkadaşı onu yarı yolda bırakıp giden dostu, hayin...Odanın kapısı gıcırtıyla açılırken Blaise acıyan kemiklerine aldırmadan yerinde dikleşti ve odaya dolan ışıkla gözlerini kısarken gelenin Draco olduğunu görerek yerinde daha da dikleşti.
Draco Malfoy ağır adımlarla sorgu odasına doğru ilerliyordu.Uzun zamandır görmediği bir arkadaşını yeniden göreceği şartları düşününce içini soğuk bir ürperti kapladı .Birkaç adım ileride ki sorgu odasına girdiğinde hayatının çok eski zamanlarında kalmış bir anıyla yüzleşleşecekmiş gibi hissediyordu kendini.Blaise'li biraz tanıyorsa şimdi ondan duyacakları hiç hoşuna gitmeyecekti ama onun iyiliği için bunları ona mutlaka söylemeliydi.Sorgu odasının kapısına geldiğinde derin bir nefes alarak içeri girdi.
"-Neden geldin ne halde olduğumu görüp haline şükretmek için mi?"
"-Durmun ne kadar zor olduğunun farkındayım ama eğer söylediklerimi dinlersen sana yardımcı olabilirm."
"-Senin gibi bir hayini asla dinlemem ben"
"-Dinle Blaise bu işin dönüşü yok anlıyormsusn buradan kaçsan bile karanlkık lordun seni çiçeklerle karşılayacağını düşünmüyorsun herhalde"dedi.Draco
"-O asla kendine sadık olanları öldürmez anlar benim hiçbir korkum yok senin gibi bir hayin değilim ben"dedi.Blaise ağzı bunları söylüyordu ama kendiside söylediklerinin doğu olmadığını biliyordu.Bir ölüm yiyensen ve yakalandıysan asla bir daha geri dönemezsin.
"-Yapma kendine bir şans ver.Eğer gerçekten istersen ve bildiklerini paylaşırsan yaşayabilirsin"dedi.Draco bir zamanlar dostluğu gördüğü ama şimdi kendisine karşı katıksız bir nefretle dolu olan gözlere bakarak.
"-Asla! böyle bir şey olmayacak ben hayin değilim"dedi.Blaise
"-Ne sanıyorsun boğazından akıttıkları bir iksirle senden istedikleri her şeyi öğrenirler.Ve sonrada seni öldürmezler ama efendinin yanına postalarlar.Sen daha iksir diyemeden ölmüş olursun"dedi.Draco, Blaise buna bir cevap vermezken. Draco arkadaşının yanına eğilerek konuştu:
"-Lütfen çok iyi düşün ölmek zorunda değilsin eğer gerçekten istersen yoldaşlık seni korur."dedi ve odadan çıktı.Onun odadan çıkmasının ardından Blaise kafasını tahta döşemeye dayayarak gözlerini kapadı.
"-Şimdi sorgu odasında Malfoy mu var?"
"-Evet Hermione ona isterse gitmemesini söyledim.Ama o onu görmekte ısrar etti."dedi.Harry
"-Onu görmek istemesi normal sonuçta onlar eskiden çok iyi birer arkadaştı."dedi.Hermione
"-Malfoy için gerçekten çok zor bir durum olmalı eski bir arkadaşını yakalamak"ded.Ginny kanepeye otururken
"-Maskenin altından Zabini çıktığında yüzü bembeyaz oldu.Ama yinede ne gerekiyorsa yaptı.Onu yakaldı"dedi.Ron
Hermione yukarıdan bir yerlerden duyduğu kapı kapanma sesiyle yerinden kalktı.Malfoy sorgu odasından çıkmış olmalıydı.Ortaklıklarının başlayıp devam ettiği bu üç yıl içerisinde onu biraz tanıdıysa yine her zaman olduğu gibi bu yüküde tek başına sırtalmaya çalışacağını biliyordu.Onun kalktığını gören arkadaşlarına dönerek:
"-Kendimi yorgun hissediyorum bir şey olursa odam da olacağım"dedi.Herkes tamam diyerek dinlenmesini söylerken, Hermione odaların olduğu merdivenlerde kayboldu.
Hermione, Draco'nun odasının kapasına geldi ve içeri girmeden önce kapıyı hafiçe tıklattı.Hiçbir ses gelmeyince kaşlarını çatarak kapıyı açtı ve içeri girdi.Odaya girdiğinde Draco yatağına oturmuş sabit gözlerle duvarı seyrediyordu.
"-Boşuna uğraşma bakışlarınla duvarı delemezsin gerçi bu bakışlarla oda mümkün ama ben yine de asa kullanmanı öneririm."
Draco gelen sesle bir hayelden uyanmış gibi kendine gelirken başını yatağının başında durmuş kollarını göğüsüne kavuşturmuş ve dikkatli bir şekilde onu süzen kadına çevirdi.
"-Kapıyı çaldığını duymadım.Ve girebilirsiniz dediğimi de hatırlamıyorum."
"-O kadar derinlere dalmıştın ki kapıyı yıksam duymazdın.Ayrıca lütfen bu konuda tartışmayalım tartışacak daha önemli gündem maddelerimiz var."Diyerek çalışma masasının önünde duran sandalyeyi yatağın karşısına koyarak oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
Draco onunla konuşmadan gitmeye hiç niyeti olmayan Hermione'ye bakarak iç geçirdi.Onunla konuşmadan gitmeyeceği belliydi.
"-Benim konuşacak bir şeyim yok ama bu kadar hevesle ayağıma kadar geldiğine göre senin var anlaşılan."
"-Yapma bu yükü tek başına taşımak zorunda değisin birilerine anlatmalısın en azından kendin için bunun ne kadar zor bir şey olduğunu ancak tahmin edebiliyorum. Blaise senin arkadaşındı ve onu yaklamak zorunda kaldın ama bunun için kendini suçlama lütfen sen doğru olanı yaptın."
Draco ona ne hissettiğini anlatması için adeta yalvaran kadına baktı bir an kahverengi gözleri kendi gri-mavi gözlerinin taa içene bakıyordu.Ve o gözlerde Hermione'nin Weasley ve Potter ile konuşurken saçtığı parıltıyı gördüğünü sandı.Her ne kadar kendini soyutlamaya çalışsa da Hermione onunla gerçekten arkadaş olmaya çalışıyordu.Ve kızın kendisinin haberi olmasa da kendi etrafına çektiği son kaleyide yıkmak üzereydi.
"-Blaise ile konuştum.Onu bildiklerini anlatması için ikna etmeye çalıştım ama o daha durmun ne kadar ciddi olduğunun farkında değil ya da görmek istemiyor."
Hermione, sarışın adamın ağazından dökülen bu sözcüklerle bir an şaşkınlığa uğararken hemen toparlandı ve konuştu:
"-Demek onu ikna edebilecğini düşünüyorsun bu çok güzel bir şey"dedi.
"-Aslında bilmiyorum.Ama denedim."dedi.Draco
"-Yapabilirsin gerçekten bunun için sana yeterince zaman kazandıracağım söz veriyorum."
"-Maskenin altından çıkanın Blaile olduğunu gördüğümde gerçekten çok kötü oldum.Aslında buna kendimi alıştırdığımı sanıyordum.Çünkü biliyorum o maskelerin altından her an yeni biri çıkabilir pansy, babam hatta annem."
Hermione Draco Malfoy'dan duyduğu en saf itirafla sarsılaırken yutkunarak konuştu:
"-Bunun için sana ne söylemeliyim bilmiyorum ama sen tanıdığım en güçlü adamlardan birisin kimsenin kolay kolay yapamayacağı bir şeyi yaptın.Bu söyeldiklerin her an gerçekleşebilir.Ama ben senin tüm bunların üstesinden gelceğine inanıyorum."dedi
"-Saol konuşmak iyi geldi."
"-Her zaman hem konuşmak iyidir.Her şeyi öyle fazla içinde tutmayacaksın ayrıca bu kadar gevezelik yeter.Uyu ve güzelce dinlen yarın her zaman ki performansından yoksun bir Malfoy görmek istemiyorum"dedi.Hermione ve odadan çıkmak için hareketlendi.Draco'nun yüzünde çarpık bir gülümseme belirirken kendini yarım saat öncesinden çok daha huzurlu hissederek yatağına sırt üstü uzandı.Biraz önce Granger'e söyledikleri aklına gelince şaşırmadı bile üç yıl önce Snape'nin gelipte Hermione ile ortaksınız dediği günden beri yaşadıkları ona hiç şaşırtıcı gelmiyordu.
Hermione Draco'nun odasından çıktığında üzerinde hala söylediklerinin etksi vardı.Yıllardır uğraştığı şeyi sonunda başrmıştı.Kendisiyle gerçekten konuşmasını sağlamıştı.Hermione tüm bu düşüncelerle Malfoy'un kapasını kapatırken Harry ile göz göze geldi.
"-Harry sen daha yatmadın mı?"
"-Aslında bende seni arıyordum.Odanda yoktun."
"-Şey Malfoy ile bir konu hakkında kouşmam gerekti de"
"-Nasıldı peki?"diye sordu.Harry yüzünde yarı kızgın yarı alaylı bir ifadeyle
"-Fena değil sen beni neden arıyordun?"dedi.Hermione
"-Hiç önemli bir şey değildi.Sen rahat rahat Malfoy ile ilgilenebilirsin"dedi.Harry ve Hermione'nin bir cevap bile vermesini beklemeden arkasını dönerek hızla uzaklaştı.Harry'nin bu kadar kızmasına bir anlam veremeyen Hermione kendi odasına doğru yol aldı.Hermione odasına girdiğinde Harry'nin Malfoy ile konuştu diye ona neden bu kadar kızmış olduğunu düşünüyordu hala içinden bir yerlerden gelen sakın kıskanmış olmasın düşüncesini savuşturmaya çalışırken saçmalama biz sadee arkadaşız dedi kendi kendine ve üzerini bile değitirmeden öylece kıyafetleriyle kendini yatağına attı.Hiç düşünmek istemese de düşünceler sanki sözleşmiş gibi beynine üşüşüyordu.
Sadece ay ışığının aydınlattığı bir cadde de bir adam simsiyah pelerini arkasında dalgalanarak yürüyordu.Issız sokaktaki muggle evlerinin camları sıkı sıkıya kapalıydı.Adam adımlarını hızlandırarak buluşma yerleri olan çocuk parkına girdi.Ve rüzgardan sallanan salıncakların çıkardığı gürültüden başka bir sesin olmadığı çocuk parkının banklarından birine oturdu.Ve beklediği kişinin onunla konuşmaya gelebilmesini umarak beklemeye koyuldu.Biraz sonra karanlık çocuk parkına yine siyah pelerini arkasaında dalgalanan ve aynı siyahlıkta ki saçları omuzlarında uçuşan bir adam girdi.
"-Konuşmaya geldiğin için çok saol Snape"
"-Pekala Zabini benimle ne konuşmak istiyorsun."