Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Ağustos 29, 2008, 04:57:47  
   
 
 
   
 
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Büyücü Dünyası : Kutsanmış Soy : 6. Bölüm Yayında  (Okunma Sayısı 1648 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Mod
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5988


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : Nisan 11, 2008, 16:31:13 »

yeni bölüm ne zaman maviş
Logged


Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Büyücü Dünyası : Kutsanmış Soy : 6. Bölüm Yayında
« Eklendi: Ağustos 29, 2008, 04:57:47 »

Logged
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #31 : Nisan 11, 2008, 16:35:29 »

yeni bölüm ne zaman maviş

bu hafta sonu gelıo ablacım Kahkaha ınsh vakıt bulabılırsem ....  ama senın yaptıgın tahmınlerın bır kaçı dogru cıkacak bunu söyleyeyım Dil Çıkaran
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
holy_solemn
Twilight
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2822



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : Nisan 11, 2008, 17:10:46 »

UU'dan  hıı Kahkaha  Neden taktığını anladım şimdi , yeni bölüm hafta sonuna demişsin, oh inşallah Kahkaha Bekliyoruz Gözlerini Deviren
Logged






When You Can Live Forever
What Do You Live For?   

Twilight
Âşık 


Imagine 

Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #33 : Nisan 12, 2008, 20:20:50 »

UU'dan  hıı Kahkaha  Neden taktığını anladım şimdi , yeni bölüm hafta sonuna demişsin, oh inşallah Kahkaha Bekliyoruz Gözlerini Deviren

şey uzgunum ama yenı bölumu yayınlayabılırmıyım bılmıorum yaa.....cunku bu hafta hergun en az 2 sınavım war...boş bi anımda yazmaya baslıcam......
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #34 : Nisan 23, 2008, 00:24:57 »

                                                 BÖLÜM 6 : QUİD PRO QUO DOMOVOİ



                      " Harikaydın Johnny." dedi üçüncü defa sersemletilmiş bir halde yerden kalkmaya çalışan Sirius. Asasını almak için odanın diğer köşesine giderken; Johnny - artık bu işte ne kadar ustalaştığına kendi bile şaşırıyordu - fakat diğerleri hala bundan tatmin olmamıştı. Beş aydır eğitim görüyordu ve diğer derslerde olduğu gibi karanlık-sanatlara-karşı-savunmada da hocasından kat kat iyiydi. Biçim değiştirmede James onunla yarışamıyordu bile. İksirin erbabı olduğunu ve onun gibi bir ustanın kolay kolay bulunamayacağını Remus bile söylemişti. Muska ve tılsımlarda ise artık çalışmayı bırakmıştı çünkü ileri-düzey sihir dallarında ki büyüler bile ona çocuk oyuncağı gibi görünmeye başlamıştı. Fakat sanki bunları kendisinin en baştan beri biliyormuş gibi davranıyorlardı ona halbuki öyle bir şey söz konusu bile olmazdı ve Johnny bundan iyice sıkılmaya başlamıştı. Bir gün yemek masasında habis büyüler adında bir kitap okurken Peter ona kuşkulu bir bakış attı. " Neden o büyü kitapları okuduğunu anlamıyorum Johnny." dedi. Masada bulunan ve göreve gitmek için hazırlanan Sirius " Düşmanının ne kullandığını bilmezsen nasıl onunla savaşa bilirsin Peter." diye sordu. " Tamam katılıyorum bu söylediğin şeye dostum fakat onun okuduğu kitaba bir baksana - onu değiştirmeyeceğini nerden biliyorsun - " diye sordu Sirius'a son kısma fısıldayarak söylemişti Johnny duymasın diye. " Öyle bir büyü kitabı okuyor çünkü karşılaşaçağı büyücüler onun içindekileri ezbere biliyorlar" dedi ve sesini alçaltarak hafif öfkeli bir tonla " -seni temin ederim Dumbledore'un karanlık tarafa geçmesi ne kadarsa bu çocuğunda o kadar. " dedi ve ses tonundan tartışmaya bile yer vermediği anlaşılıyordu. Gözlerini yalvarır bir şekilde açan Peter " Ben öyle demek istemedim Sirius bunu sende biliyorsun fakat onlar çok korkunç büyüler..şey...ııı " sesi giderek azaldı ve sözunu bitiremedi. " Sen merak etme Kılkuyruk ona bir zarar gelmez, zaten artık onun öğrenmesi gereken tek bir şey kaldı ve onu da bizim verebileceğimizden şüpheliyim." dedi ve sandalyesinden ayağa kalkıp kapıya doğru gitti. Aceleyle askılığa gidip efendisinin cüppesini getiren Kreacher'a " Teşeküler Kreacher " dedikten sonra Johnny'e dönüp: " Yarın senı sınavdan geçireceğiz unutma." diyen Sirius :" İyi yolcuklar efendi." diye cikleyen Kreacher'in sözlerinin ardından cisimlendi. Kitabı masaya bırakıp biraz dinlenmek için odasına çıkan Johnny'e Kreacher:" Efendinin bir emri varmı? " diye sordu. Johnny - yok - der gibi başını iki yana salladı ve ağır ağır odasına doğru giderken yarın ki Çapulcular Sınavını düşünüyordu.
                       Soğuk, kasvetli bir ortam; kimse hiç bir canlı burada uzun süre yaşayamaz. Sanki buranın kendisi birer Ruh Emici; taşlar, demir kapı, zinciler her şey burada insanın bütün umutlarını elinden alıyor, onu acıya ve karalığa mahkum ediyor. Gölgeler arasında sessiz feryatlarını duyurmaya çalışan üç kişi dışında boş görünüyordu. Esirleri daha iyi görebilmek için ışığa doğru bir adım attı fakat attığı adımın ışığa değilde karanlığa olduğunu bilmiyordu. Üçünün soğuk ve çaresiz bakışları onun gözlerini buldu ve kalbine bir bıçak gibi saplandı. Duyamayacaklarını bildiği halde - keşke sizin yerinizde ben olsam, keşke sizi acılarınızı paylaşabilsem - dedi. Adam ona vakur ve soylu bir şekilde baktı ve hafif bir şekilde güldü. Buz mavisi gözleri burada zincirlere vurulmanın verdiği acıyla parıldıyordu. Mahzenin kapısı dünyevi olmayan iğrenç ve korkunç bir sesle açıldı. Kapının gıcırtısı bile mahkumlara işkence etmek için özel olarak tasarlanmıştı sanki. İçeri başına geçirdiği siyah kukelatası yüzünden yüzü görünmeyen uzun boylu adam girdi. Esirlere küçümse bir bakış attıktan sonra asasını zincilere doğru salladı - mahkumları tutan zincirler birden gerilmeye, onları ayak ve kol bilekleri ile boğazlarından sıkmaya başladı. Ardından alev alan zinciler mahkumların derilerini yakmaya başladı. Çığlık atamıyolardı çünkü sesleri çıkmıyordu artık sadece gözlerinden aşağı yaralı yüzlerinden kayaracasına inen damlalarla anlatıyorlardı acılarını.                   
             " Uyan Johnny, Johnny uyan " diye bağırıyordu Peter ve Remus başında. Sırıksıklam olmuştu geceliği terden. Kafasını kaldırdığında Remus ve Peter endişeli bir şekilde ona baktıklarını gördü. " Tamam tamam ben iyiyim " dedi zorlukla Johnny. Nefes nefese kalmıştı ve başı patlayacak derecede ağrıyordu. Pekte rahatlamış görünmeyen Remus." İyi olduğuna eminmisin Johnny " diye sordu. Johnny - kesinlikle evet der gibi başını bir kaç defa aşağı-yukarı salladı. - " Saat kaç? Sınav kaçta? Ve şey ııı kahvaltı vaktı geçtimi?"  diye sordu sıkılı dişlerinin arasından Johnny. " Sınava daha iki saat var sen merak etme ve eminim Kreacher sana bir şeyler hazırlamak için ölür bile!" dedi Johnny'nin iyi olduğuna kanaat getirmiş ve esprili bir tonda söylemişti bunu Peter. Birlikte mutfağa inip Kreacher'ın Johnny zevkle kahvaltı hazırlmasını izlediler. Johnny tam kahvaltısını bitirdikten sonra içeri James ve Sirius girdi. Onlara doğru koşan Kreacher " Yemek istermisiniz efendi?" diye sordu Sirıus - hayır - der gibi kafasını iki yana salladı ve Johnny bakarak:" Eee hazırmısn, hadi öyleyse biraz eğlenelim."  dedi ve düello salonuna gitti. Onu arkasından James, Remus ve Peter takıp ettı. Johnny en arkadan geliyordu, kendinden emin ve sonucun ne olacağını şimdiden bilir gibi. İçeri girdiğinde eski düello odasıyla karsılasmayı beklerken çok farklı bir oda çıktı karsına. James, Sirius, Remus ve Peter yarım daire olusturarak odanın karsında durmus Johnny'e bakıyorlardı, hepsinin elindede asası hazır bulunuyordu. Bir anlık ne olduğunu anlamayan Johnny, sonra sınavın neden farklı ve bu kadar önemlı olduğunu anladı. Dört ustaya karşı bir, adil bir düello olacağına benziyordu. Hafif bir şekilde sırıttı - kaçmayacak ya da savunma yapmayacaktı - saldıracaktı sayıları ve kım olurlarsa olsunlar. Sirius ona bakarak gülümsedi sanki onun geri çekilmesini bekliyorlarmıs gibiydi. " Prensip ve prestij meselesi " dedi Johnny eğlenerek. Çapulcular öne doğru selam verircesine eğildiler ve Johnny'de aynı hareketi tekrarladı ve saymaya başladılar. Üç....iki....bir.....
                       Üzerine gelen dört tane kırmızı ışından cisimlenerek kurtuldu. Peterın arkasında beliriverdi, ona doğru sersemletme lanetı gönderdı fakat Peter hızlı bir şekilde yerde yuvarlanarak lanetten kurtuldu. Remus'un gönderdiği lanetti yaptığı kalkan büyüsüyle kurtuldu ve aynı lanet kalkana çarpıp Remus'a geri döndu. Kafasını çevirdiğinde üstüne gelen üç tane kırmızı ışın gördü ve son anda cisimlenerek kurtuldu. James'in arkasında ortaya çıkıp ona beden bağlama laneti gönderdi ve tam göğsünden vurdu. Tahta parçası gibi hareketsız şekilde yere düşen James'in bedenın çıkan tok sesın ardından Sirius'un ona gönderdığı lanetten yana doğru yuvarlanarak kurtuldu ve tam karşısında Remus'u gördü. Asasını kırbaç hareketiyle sallayıp ona doğru gelen lanetten kalkan büyüsünü yaparak kurtuldu. Arkasında pop diye bir ses duyarduymaz kendini yana attı ve biraz önce durduğu yerin patladığını gördü. O anda Sirius'la gözgöze geldi ve gözleri haince bir zevkle parladı. Artık pis oynacaktı. Lanetin etkisinden kurtulan James düello çok hızlı bir şekılde dahıl oldu. Johnny üstüne ard arda dört lanet gönderdi ve Johnny bunlardan cisimlenerek kurtuldu. Peter arkasında ortaya cıkan Johnny Peter bir soguk hava akımı gönderdı. Bundan kaçamayan Peter odanın dığer ucuna doğru rüzgara kapılıp uçmaya basladı aynı anda Remus Johnny'e çok büyük bir ateş topu gönderdi. Sirius - hayır der gibi Remus kısa bir bakış attı fakat çok geçti artık - üstüne doğru gelen laneti elinin bir hareketiyle durduran Johnny asası ile James'e bir lanet daha gönderdi. Bundan cisimlenerek kurtulan James Johnny'nın arkasında ortaya cıktı fakat bunu bekleyen Johnny James'e sersemletme laneti gönderdi fakat ıkısının arasına giren kalkan büyüsü yüzünden lanet kalkana çarpıp Johnny'e geri döndu ve o da ancak eğilerek bundan kaçabıldı. Johnny odanın köşesine çekilmiş orada beklıyordu. Çapulcuların hepsi ayağa kalkmış asalarını göğüs hizalarında kaldırıp ona doğrultmuşlardı. Sol eliyle kafasının üstünde tuttuğu ateş topunu üstlerine göderdi. Çapulcuların hepsi aynı anda kalkan büyüsü yaptılar. Şu an bir gümüşi bir çemberin içinde güvende duruyorlardı. Johnny asasını ateş doğrultup bir kaç sözcuk mırıldandı ve ateş kalkanın tamamını kapladı. Ateşin etksini kaybetmesini bekleyen çapulcular birbilerine soran bakıslar attı." Bu nasıl bir büyü Sirius " diye sordu şimdi korkmuş görünen Peter. " Dördümüzün enerjisine denk mi şimdi bu alev? " şimdi bunu soran Remus idi. " Ah evet size bunu söylemeyi unuttum ama Johnny'nin ateş ile ilgili büyülere karşı doğal bir yeteneği var." diye cevapladı Sirius. Şimdi hepsinin konsantrasyondan kıpkırmızı kesılmıstı üzerlerindeki ateşten kurtulmaya çalısıyordu. Johnny ise orada öylece durup eğlenerek izliyordu. Şimdi onların ne demek istediğini anlıyordu. Güçlüydü ve o bunu şimdi biliyordu. Asasını akıcı bir hareketle kalkanı tamamen sarmış olan ateşe doğru salladı ve ateş şimdi çok daha büyüdü. O kadar büyük oldu ki nerdeyse odanın tamamını dolduruyordu ve tam bu anda bir patlama sesi geldi. Kalkanları parçalanmış olan çapulcular şimdi yerde yatıyorlardı. Elinin bir harekekıyle ateşi yok eden Johnny dosdogru onlara dogru kosmaya basladı. Asasını doğrultup - ayılt - dedi ve çapulcular sersemlemış bir şekilde ayağa kalkıyorlardı. Üstlerinden yanık kokuları geliyordu. Tek bir kelime etmeden oturma odasına gittiler ve üstlerini değiştirmeye başladılar. Bir süre sonra yemek masasına oturup aksam yemeklerını getiren Kreacherı ızlemeye basladılar. Bu zamana tek  bir kelıme bile etmeyen Johnny iyice meraklanmıstı. Kafasını kaldırdığından herkesın ona baktıgını gördu. Hepside gülümsüyodu. " İşte ben buna düello derim! " dedi ağzı bir karış açık şekılde gülün Sirius. " Kesinlikle Patiayak vay canına Johnny harıkaydın. " şimdi konusan saçlarının bir kısmı yanmış James idi. Remus ve Peter ise bir söylemediler fakat başlarıyla James ve Sirius'un söyledıklerıne katıldıklarını belirttiler.
                        Kapının çaldığını duyduğunu sandı Johnny sonra sanmadığını anladı gerçekten kapı çalınıyordu. Kapıyı açmak için koşturan Kreacherin ardından meraklı bir şekılde bakıyordu. Kreacherin " Hoş geldiniz efendim " dediğini duydu ve oturma odasına üstüne altın sarısı rengınde ve yarım ay çerceveli gözluklerıyle Albus Dumbledore girdi. " Dumbledore " diye bağırdı Johnny fakat sonra birden sustu çünkü çok fazla bagırdığını anladı. Çapulcular yeni gelenı selamlamak için ayağa kalktılar ve tek tek hepsi Dumbledore'un elini sıkıp ona hoş geldin dedi. " Bu ziyaretini neye borçluyuz Dumbledore, yoksa Bakan Bey mi demeliydim? " dedi Sİrius ve buna sanki bir pot kırmış gibi kafasını eğdi fakat bunu pek basaramamıs gıbı yuzunu burusturup gülmeye basladı. " Dumbledore demen kafi, buraya geliş sebebım malum Johnny." dedi ve ona müşfik bir bakıs attı. Bütün gözler Johnny'e cevrılmıştı. " Eee neden efendim? " diye sorabildi sanki konusmayı yenı ögrenıyormuscanısına kekeleyerek konusan Johnny. " Sanırım burada öğrenmen gerekn şeyler bitti değil mi? "  diye sordu Çapulculara dönerek.  " Ah kesinlikle Dumbledore " dedi ağzı bir karış acık şekılde sırıtan James. " O zaman Johnny  almamda bi sakınca yok sanırım. " dedi Dumbledore. " Elbette yok ama onu neden aldığını sorabilirmiyiz. " diye sordu şaşkın görünen Peter. Gülümseyen Dumbledore " Ah biraz da ben bir şeyler ögretmek isterim ona, duyduguma göre iyi bir ögrenciymiş? " dedi eğlendiği sesinin tonundan belli oluyordu. " Ne gibi şeyler öğreteceksin Dumbledore " diye sordu şimdi kaşları havada meraklı bir şekılde bakan Remus. " Ah biraz ondan biraz bundan. " dedi ve " hazırlanmana yardım etmemi istermisn Johnny çünkü hemen çıkmamız gerekte." dedi Dumbledore Johnny bakarak." Teşekür ederim efendım ama gerek yok ben hemen gelırım." dedi Johnny ve hızlı bir şekılde merdıvenlerı cıkıp odasına gitti. Bir süre sonra önünde sandığı ile birlikte merdivenlerden inen Johnny, onu görünce sandalyesinden ayağa kalkıp kapıya gitmeye hazırlanan Dumbledore'u gördü. " Kapıda bekliyorum Johnny " dedi Dumbledore ve Çapulcular ile Johnny'i yalnız bırakmak için dışarı çıktı. Bir kişi harıcinde herkes ona bakıyordu. Peter'ın yüz ifadesi anlamsızdı fakat Remus gülümsüyordu. James'in üzgün ve konuşmakta zorlandığı herhalınden bellı oluyordu. Ayağa kalkıp ona sarılan ve onunla vedalaşan ilk kişi Peter oldu. " Seni özleyeceğim ufaklık. " dedi ve sırıttı çünkü Johnny'nin kendisine - ufaklık - denmesinden hiç hoşlanmadığını biliyordu. Ardından Remus'un yanına gitti onunla vedalaşmak için fakat Remus'un gülümsediğini görünce ona garip bir şekılde baktı. Remus bu bakışların ne demek olduğunu anladığından heralde. Johnny'e " Merak etme bu ayrılık sandığın kadar uzun sürmeyecek. " dedi ve ona koca bir gülümseyiş attı. James'in yanına gidebilmesi için ona yer açan Remus'un yanından geçen Johnny bu zamana kadar onlarca ölüm yiyenle karşılaşmış, yüzlerce karanlık yaratıkla mücade etmiş ve bunların hiç birinde yılgınlık belirtisi göstermeyen James şimdi dokunsan ağlayacak durumda görünüyordu. Sendeleyerek ayağa kalkan James, Johnny'e sıkı sıkıya sanki onu bir daha bırakmak istemezmişçesine sarıldı. Kafasını kaldırıp Johnny'nın gözlerine baktığından; Johnny o gözlerin yaşlarla dolduğunu gördü. Şimdi sıra Johnny'nin evden ayrılacağını duyduğundan beri hiç sesi çıkmayan Sirius'taydı. O'na doğru ihtiyatlı adımlarla ilerleyen Johnny onunda James'ten bi farkı olmadığını hatta ondan daha kötu durumda olduğunu gördü. Onlarca ölüm yiyen ve kızıl göz'ün müritleri ve yüzlerce karanlık yaratıklarla uğraşıp yılmayan, hatta Karanlık Lord Voldemort ile yaptığı düello sonucunda bile ayakta kalan Sirius Black şimdi dokunsan ölecekmiş gibi duruyordu. Sandalyesinden yavaşça ayağa kalktı. Johnny'den otuz santim kadar uzundu onun gözlerinin içine baktı fakat onun James gibi gözleri dolmamıştı, ağlamıyordu acısını göstermiyordu. Sadece gözlerinin içine baktı bu durumda sözlerin pek bir etkisi olacağını zannetmiyordu ve ona sıkıca sarıldı bu sarılma iki uzak arkadaşın sarılması ya da çok yakın iki dostun uzun zaman sonra kavuşmasından sonra sarılmalarına benzemıyordu. Bu sarılmayı ancak şöyle tarif edebiliriz. Bir babanın oğlundan ayrılması ve bir oğulun bir daha babasını görememesi. Sirius'tan ayrılıp yavaş yavaş kapıya doğru yürümeye başladı. Kreacher'ın " Güle güle gidiniz küçük efendi, Kreacher sizi özleyecek " dediğini hayal meyal hatırlar gibiydi. Kapıdan dışarı çıktığından sokağın başında altın sarı cüppesiyle onu hakımhane gözlerle izleyen Dumbledore'u gördü. Dumbledore'un yanına geldığinde konusacak gücü kendinde bulamadı sözcükler boğazında düğümlenmişti. Söyleyebildiği tek şey " Nereye gidiyoruz efendim " di.  " Göreceksin Johnny " dedi ve " koluma tutarsan iyi olur sanırım cisimlenmeyi biliyorsun ben sana sadece yol göstereceğim. " diye ekledi Dumbledore. Onun kolunu hafif bir şekılde tutan Johnny biraz sonra o berbat hissi tekrar yaşadı. Sanki bir onun vücüdünü bütün olarak araba lastiğinden geçirmeye çalışıyordu. Bir kaç saniye sonra temiz havayı ciğerlerine doyasıya çekti, etrafına göz attığında bir ormanın ortasında olduğun fark etti. Telaşla Dumbledore'a dönerek " Efendim acaba doğru yere mi geldik? " diye sordu. Elindeki garip nesneyi cebine koymakla uğraşan Dumbledore kısa bir süre ona cevap veremedi sonra " Evet sanırım doğru yere geldik. " dedi kayıtsızca. Ağaçlar o kadar büyüktü ki gökyüzünde ki yıldızları göremiyordu. Dumbledore'un hızlı adımlarla ormanın daha da içlerine dğru ilerlediğini gördü ve ona güvenmekten başka sanşı olmadığını bildiği için takip etti. Bir süre çalılıkların arasında zorlukla yürüdükten sonra kale gibi bir yere gördü ve onun ihtişamı ve güzelliği karşısında olduğu yerde dondu kaldı. Ona gülümseyen gözlerle bakan Dumbledore sanki bir şey görmemişçesine boşluğa bakıyordu. Johnny hala burayı Dumbledore'un görüp görmediğini bilmiyordu. Bakışlarını kaleden çevirip Dumbledore'a baktığında onunda kendisine baktığını gördü. " Efendim acaba eee siz görmüyormusuz kaleyi. " diye sordu ihtiyatlı bir biçimde Johnny. Ona şefkatla gülümseyen Dumbledore kafasını hayır anlamında salladı. " ama neden....? " diye sordu şimdi iyice meraklanan Johnny. " Çünkü Johnny bu evi sadece kan bağı olanlar yani sadece ve sadece sahibi ile onun davet ettiği kişiler görebilir. " dedi Dumbledore gülümseyerek. " O zaman ben ... " dedi ve sustu. " Evet Johnny bu ev senın yani ailenindi bu durumda doğal olarak senin de malın sayılıyor. Sen davet etmediğin müddetçe ben evin - yani kaleyi - göremem, hissedemem, dokunamam. " diyerek onun cümlesini tamamladı Dumbledore. " Ama sizi nasıl davet edeceğim efendim...." dedi şimdi iyiden iyiye affallamış olan Johnny. " Ah bu çok kolay normalde evine nasıl misafir çağırırsan beni de öle çağırabilirsin " dedi ve gülerek ekledi " inan çağırmazsan darılmam. " " Dumbledore efendım sizi evime benımle birlikte girmenız için davet ediyorum " dedi Johnny ve doğru, düzgün bir biçimde söylediğinden emin olmak için Dumbledore'un yüzüne baktı ve şimdi onunda yüzünde hayranlık ifadesini okuyabiliyordu. Kısa bir yol yürüdükten sonra içeri girebilmek için bahçe kapısını gördüler. Evin yani - kalenin - kendisi kadar ihtişamlı olan kapının karşısında durdular çünkü kapıda kulp  ya da ona benzer herhangi bir şey yoktu. Arkasını döndüğünde ona gülümseyen Dumbledore'a baktı ve tekrar önune döndu. Bir süre bakıya baktıktan sonra kapının üstünde gümüş harflerle yazılmış latince yazılar gördü. Üst üste yazılmış yazılarda şunlar yazıyordu. Üstte: " Quid pro quo Domovoi - Domovoi Malikanesine Hoş Geldiniz "  altta ise: " Sol Lucet Omnibus - Güneş Herkes İçin Parlıyor " yazıyordu. Orada sessizce bekledi evin, ağaçların, rüzgarın onunla konuştuğunu hisseti ve öne doğru bir adım atarak : " Ben Johnny Domovoi geri döndüm " dedi sesi ormanda ağaçların arasında dalgalandı, orman yaşayan bütün iyi-kötü canlılar bunu duydu. Büyük görkemli kapı sesızce efendisine yol vermek için açıldı. Arkasından sesizce gelen Dumbledore " Evine hoş geldin Johnny " dedi ve Johnny artık kendini tamamlıyordu. Kaybolan, kırılan parçlarını tek tek topluyordu ve şimdide en büyük parçlarından birini bulmuştu yuvasını......


kusura baqmayın kısa bı bölum ama bıraz önce yazdıgımı söylemem gerekır Kahkaha yarında bır bölum atma ıhtımalım war Kahkaha   

   ayşe ablacım Kahkaha duy sesımı... Kahkaha  holy  ablacım sende Kahkaha
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Mod
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5988


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : Nisan 23, 2008, 02:32:03 »

Geldimmmm okudumm tadı damakta kaldı yahu mavişim evladım.

Şimdi bizim ufaklık( Sırıtan ) çok iyi bir öğrenci olduğunu kanıtladı ve düelloda hepsini mahvetti (ehehhh aslansınnn) şimdi Dumbledore aldı onu ve onun evine götürdü deeee orası neresi o aile kimin nesi.vee sırlar sırlarr yavaş yavaş çözülecek,ayrıca bu çocuk bu kadar şeyi nasıl biliyor yahu.

neyse daha çok soru varrr ve cevapları için mikrofon yazar beyde.
Logged


AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #36 : Nisan 23, 2008, 16:42:41 »

Geldimmmm okudumm tadı damakta kaldı yahu mavişim evladım.

Şimdi bizim ufaklık( Sırıtan ) çok iyi bir öğrenci olduğunu kanıtladı ve düelloda hepsini mahvetti (ehehhh aslansınnn) şimdi Dumbledore aldı onu ve onun evine götürdü deeee orası neresi o aile kimin nesi.vee sırlar sırlarr yavaş yavaş çözülecek,ayrıca bu çocuk bu kadar şeyi nasıl biliyor yahu.

neyse daha çok soru varrr ve cevapları için mikrofon yazar beyde.


eyw Kahkaha yaaa ben hep derım zaten bı ayşe abla war dıe Kahkaha yorumun ıcın tesekurler ablacım Dil Çıkaran

bu arada 7. bölüm....Johnny'nın kım oldugunu, ailesinin kım oldugunu ve onlara ne oldugunu daha bır cok sey acıklayacagım Kahkaha bu kadar sır yeter canm
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Mod
Has Türk Kahvesi
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 5988


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #37 : Nisan 23, 2008, 23:01:16 »

aslan yazarrrr sen çokkk yaşa.
Logged


holy_solemn
Twilight
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2822



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : Nisan 24, 2008, 15:47:49 »

Dumbledore " Evine hoş geldin Johnny " dedi ve Johnny artık kendini tamamlıyordu. Kaybolan, kırılan parçlarını tek tek topluyordu ve şimdide en büyük parçlarından birini bulmuştu yuvasını......

***

Yeni bölüm gelmiiiiş Aww Hem de yarına da gelebilirmiş Aww Hemen okudum ve Ayşe ablanın dediği gibi tadı damağımda kaldı Kahkaha Hele tam da eve giriliyordu... Tam yerinde bitmiş hani Dil Çıkaran 
Johnny bu kadar şeyi öğrendiği ve artık bizimkilerden bile güçlü ama Peter onun karanlık kitapları okumasından sırf o yöne de ilgi duyabilir diye mi korktu yoksa bunun arkasında başka şeyler de mi var Şaşırmış Siriusla vedasıının zor olacağı belliydi zaten Üzgün Neyse yakında örüşecekler tekar Gözlerini Deviren
Bu evle ilgili bir şeyler var sanki Dil Çıkaran Ailesini öğreneceğiz yakında oh yahu Kahkaha Bu arada Johnny şu kabuslarından neden kimseye bahsetmiyordu Şaşırmış  Ve Dumbledore'a bahsedecekmi artık Şaşırmış Çok spoiler gibi olacaksa cevap verme ama beklerim yeni bölümü Dil Çıkaran Terleyen  Merakla bekliyorum gelecek bölümü habrin olsun Aww Ve de eline sağlık çok güzeldi Kahkaha Alkış



« Son Düzenleme: Nisan 24, 2008, 15:48:36 Gönderen: holy_solemn » Logged






When You Can Live Forever
What Do You Live For?   

Twilight
Âşık 


Imagine 

Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #39 : Nisan 24, 2008, 19:21:58 »

Dumbledore " Evine hoş geldin Johnny " dedi ve Johnny artık kendini tamamlıyordu. Kaybolan, kırılan parçlarını tek tek topluyordu ve şimdide en büyük parçlarından birini bulmuştu yuvasını......

***

Yeni bölüm gelmiiiiş Aww Hem de yarına da gelebilirmiş Aww Hemen okudum ve Ayşe ablanın dediği gibi tadı damağımda kaldı Kahkaha Hele tam da eve giriliyordu... Tam yerinde bitmiş hani Dil Çıkaran 
Johnny bu kadar şeyi öğrendiği ve artık bizimkilerden bile güçlü ama Peter onun karanlık kitapları okumasından sırf o yöne de ilgi duyabilir diye mi korktu yoksa bunun arkasında başka şeyler de mi var Şaşırmış Siriusla vedasıının zor olacağı belliydi zaten Üzgün Neyse yakında örüşecekler tekar Gözlerini Deviren
Bu evle ilgili bir şeyler var sanki Dil Çıkaran Ailesini öğreneceğiz yakında oh yahu Kahkaha Bu arada Johnny şu kabuslarından neden kimseye bahsetmiyordu Şaşırmış  Ve Dumbledore'a bahsedecekmi artık Şaşırmış Çok spoiler gibi olacaksa cevap verme ama beklerim yeni bölümü Dil Çıkaran Terleyen  Merakla bekliyorum gelecek bölümü habrin olsun Aww Ve de eline sağlık çok güzeldi Kahkaha Alkış





(göstermek/gizlemek için tıkla)

Kahkaha
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
albus armando potter
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 89


371863834 baskan_1402@msn.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #40 : Mayıs 01, 2008, 12:29:20 »

bugün 1 mayıs sizi bekliyoruz abi
« Son Düzenleme: Mayıs 01, 2008, 12:29:53 Gönderen: albus armando potter » Logged
holy_solemn
Twilight
UU Seherbazları
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2822



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : Mayıs 01, 2008, 14:47:19 »

hiiii ben yorum yazmamışım o spoilera Şaşırmış İnanamıyorum Şaşırmış Demek öyle , peki onlar hayatta mı yoksa sadece kabustan mı ibaretler Şaşırmış yok yok sormadım kabul et sen Dil Çıkaran Yeni bölümde anlarız Kahkaha
Logged






When You Can Live Forever
What Do You Live For?   

Twilight
Âşık 


Imagine 

Imagine there's no Heaven
It's easy if you try
No hell below us
Above us only sky
*
Imagine all the people
Living for today
Imagine there's no countries
It isn't hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
*
Imagine all the people
Living life in peace
You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one
I hope someday you'll join us
And the world will be as one
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 690


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #42 : Mayıs 01, 2008, 18:24:44 »

bugün 1 mayıs sizi bekliyoruz abi

hangı  konuda Ne?
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
_b3gLüM_
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 63


qeLmeyiveRsiN oRda KaLsıN.. yaNacaKsa düNyam YansN

begus_cdrc@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #43 : Mayıs 01, 2008, 19:02:58 »

uuuuww bnde yazdıklarıma güzel derdim Kahkaha  dünden beri anca okuyabildim bekliorz yeni bölümleri gökhn  Gülümseyen
« Son Düzenleme: Mayıs 01, 2008, 19:09:01 Gönderen: _b3gLüM_ » Logged

o öLdü ;öLdü qitti ve ondan qeriye kaLan tek $ey ona me$um bi kabuk qibi yapı$aN o uğursuz $öhreti oLdu....



soL cebime sapLandı kaLbiN,unuttuNmu yokki cebim...


               <<< cRadLe of f!Lth >>>


HaLLOwed be Thy Name ..


         HeR yeR mav! .. ama baKtıqım hiç bi yeR qöKyüzü deiL ..



                   ARe ThE aNgeL's NeaR The FLash ? SuBLime The oTheR wouLd .. Lay fRom LifeLess aNd bRoKen .. i BeLieve it !..


          a$Kın qözü KöR oLabiLiRmi$ ama iNancaKmı$sıN oNa KaRNı açmı$ .. iyi siNdiriLmemi$ bi a$K üçüNcü teKiLLeRe muhtaçmı$ . 

                      [ mav! ]

           He wouLd aLways Laugh aNd say ; you'Re beautifuL ..
albus armando potter
Süt
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 89


371863834 baskan_1402@msn.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #44 : Mayıs 02, 2008, 14:37:09 »

bugün 1 mayıs sizi bekliyoruz abi

hangı  konuda Ne?
yarın yayınlayacam demiştin de
« Son Düzenleme: Mayıs 02, 2008, 14:37:42 Gönderen: albus armando potter » Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: