XIX.Bölüm – Kapalı Kapılar Ardında
-Konuşsana, konuş dedim!
-Efendim, affedersiniz ama ağzı bağlı, yani sadece domuz gibi homurdanabilir.
-Haklısın Bella, çıkar bakalım şu Müsteşar hanımının ağzındaki bantı.
/Cıırt sesiyle birlikte Bella bantı çıkarır./
-Geber e mi? Burunsuz domuz, yine evlenemedim senin yüzünden.
-Sus! Sadece sorularıma cevap ver. Fransa’ yı nasıl paylaştınız?
-Bunu söyleyeceğimi sanmıyorsun değil mi?
-Evet söyleyeceksin, şimdi beni zorlama.
-Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
-Geleceğin kokusunu alabiliyorum.
-Bu burunla mı?
-Öf tamam, senaryoda yazıyor işte. Uğraştırma beni ve anlat.
-Fransa’ da iki ayrı sihir bakanlığı kuruluyor. Kuzey Fransa İngiltere’ ye, Güney Fransa Türkiye’ ye bağlanıyor. Muggle’ lar da aynı şekilde Muggle’ lara bağlanacak.
-Peki sırada hangi ülke var?
-Bilmiyorum.
-Karanlık Lord’ a yalan konuşma, o hep bilir.
-Ama yanlış biliyor demek ki.
-Bella ilgilen, konuştur.
/Karanlık Lord ve Nagini odadan çıkar./
-Konuşacak mısın?
-Hayır
-Eh sen istedin öyleyse. Crucio!
**
-Ah!
-Hermione, ne oldu?
-Acı, sadece acı.
-Titriyorsun sen, iyi değilsin.
-Çok zekisin Draco!
-Bu şey gibi, sanki bir ikizin varmış da, ona Crucatius laneti uygulamışlar da, senin de canın acımış gibi oldu değil mi? Ama bu çok saçma.
-Evet çok saçma, kime Crucatius uygulayabilirler ki?
-Bilmem, ölüm yiyenlerin kaçırdığı birileri yok mu?
-Türk Müsteşarı var ama; ama bu olamaz, yani o benden büyük değil mi?
-Burası büyücü dünyası Hermione, hiçbir şey imkansız değildir.
-Impossible is nothing diyorsun yani. Ah evet, bak sağ üst köşede ne yazıyor?
-Bu bir reklamdır, ne demek acaba?
**
-Teşekkür ederim Bella iyi iş çıkardın.
-Bir şey değil Lordum
-Giysilerimi yırtman gerekiyor muydu esmer cadı?
-Kes sesini.
-Benimle böyle konuşamazsın.
-Konuşamaz mıyım? Ben Lord Voldemort’ um, istediğimle istediğim gibi konuşurum.
-Hadi oradan, burunsuz
-Bana burunsuz deme sürekli, burnumu yaptırdım ben, artık bir burnum var.
-Ama bu ömrünün 50 senesini burunsuz geçirdiğin gerçeğini değiştirmiyor, değil mi?
-Benim gibi ölümü yenmiş biri için 50 yılın lafı mı olur?
-Ölümü yenmek mi? Senin gibi zayıf, güçsüz, sevmekten aciz birisi mi?
-YETER! Bella bana Frauchen’ i çağır.
-Tamam Lordum
/Bella çıkar/
-Sen de güzelmişsin be. Acaba –
-Asla, ben evli bir kadınım, yani 5 dakika gecikseydin öyle olacaktım.
-Defol git o zaman gözümün önünden. Hah geldi
/Frauchen içi girer./
-Hoş geldin Frauchen, geç otur şuraya
-Schon gut Lord’um
-Bildiğin gibi Türkiye ve İngiltere savaşı kazandı. Ama yeni bir savaş açacaklar, Almanya’ ya
-Ich ne yapabilir lordum?
-Türk Bakanlığı’ na gidecek, Sihir Bakanı’ yla görüşecek ve şunları söyleyeceksin …
***
-Cinü sinemaya gidelüm mü?
-Olur, hangi film?
-Bir Bahar Akşamu Rastladum Size, ama biletler, patlamış mısırlar, kolalar senden.
-Siz ne alacaksınız?
-Bişi buluruz.
/Sinemada/
-Ya Harry Bey ya, çok acıklı
-Biliirim yevrum, bebişim. Bağa sarulabilirsün
-Böhüüü
-Ağlama ama Cinüü.
***
-Bu budalalık.
-Ich söylüyor size doğru, Karanlık Lord öldürecek Müsteşar, vermezseniz Fransa’ yı Deutschland’ a
-Ah eminim doğru söylüyorsundur, ama bakalım doğru anlamışmısın. Neden Fransa’ yı Almanya’ ya vereyim ki, Voldemort’ un bundan ne çıkarı var?
-Ich der ki, siz bilir, ama Lord ciddi.
-Yahu sen git doğru düzgün Türkçe öğren, anlamıyorum bile ne dediğini?
-Türkler sanki konuşur Türkçe çok düzgün. Ich bilir bir sürü adam bilmez doğru düzgün Türkçe, konuşamaz, bu da yetmez kalkar yazmaya.
-Türkleri tartışmak sana mı kaldı be?
-Ich sadece söyler; nur doğrusu budur. Bir sürü Türk vardır haddini bilmez- siz kalkar bir Alman’ a istersiniz öğretmek düzgün Türkçe.
-Defol buradan. Ben karar verince sana haber veririm.
-Du dedi Karanlık Lord’ un adamına defol. Lord olmayacak memnun, ben gidiyor, sen görür.
***
-Rufus bunu kabul edemeyiz.
-Elbette edemeyiz, Fransa’ yı Almanya’ ya vereceğime Merlin’ in kırışık poposunu öperim daha iyi.
-Ve iş sana düşüyor o zaman. Gria’ yı bul.
***
-Hermione pişmanım
-Ya ne yılışıksın sen, git be. Zaten bu yaştan sonra bir de ikizim oldu.
-İkiz mi? Emin misin?
-Hayır Hermione’ yim. Yahu yapıştın yakama
-Ama sen de ayaklarıma kapanmıştın değil mi?
-Ama Cissy’ nin senin çocuğun olduğunu sanıyordum, değil mi? Seninle biri kavga etse seni kim yener?
-Hande Yener? Ha ha hu
-Hayır, Draco yener. Peki buna kim inanır?
-Ben inanırım belki.
-Hayır, Kadir İnanır. Bak ben saçmalayan bir deliyim.
-Evet, ama ben seni yine de istiyorum.
-Neden? Kabul etmemeye kararlıydın? Affetmeyecektin değil mi? …
-Lütfen, bana başka çözüm bırakmıyorsun.
-Ne çözümü?
-Draco’ yu öldürmek. Sonra benim olacaksın.
-Ne diyorsun ya? Gerizekalı hödük. Andaval, bırak Draco’ yu biz mutluyuz yahu.
-Ama ben değilim, siz de olamazsınız.
-Draco’ ya haber vereceğim.
-Yok canım, izin verir miyim hiç?
-Nasıl engelleyeceksin beni?
-Sence?
-Ne demek sence?
-Yani sence sersemletme büyüsü nasıl? SERSEMLET!!! Hah şöyle. Biliyor musun, tam serseme benzedin şimdi. Ama hâlâ çok çekicisin. Mıknatıs mısın yoksa? Aa anladım, Accio diyorsun yani.
**
-Cinü film çok güzeldi değil mi?
-Evet Harry Bey. Çok romantikti.
-Ben mi daha romantikim film mi?
-Ya Harry bey ya…
-Ya Cinü ben sağa bişi dicem, ama gızma.
-Kızmak mı? Neden?
-Yav şey, şimcik şöyle oluyor, ben, ben seni terk ediyorum?
-Ne? Neden?
-Çünkü Ço’ yla barıştık ve anlarsın ya, onların hisse senetleri pek bi değerlü şu sıralar.
-Merlin cezanı versin Harry. Umarım ki o çekik senden Suşi yapar.
-Ama beş meşajdan sonra bedava
-Ha?
XIX.Bölümün Sonu
Yazan – Yöneten: Fraktal