Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Aralık 02, 2008, 10:32:24  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Salon Hayatı  (Okunma Sayısı 1491 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Arna Belorn
Hayal Cennetin Gözyaşları
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8559


Don't lose your fair !


Üyelik Bilgileri WWW
« : Mart 21, 2007, 22:57:49 »






Etrafta kahve kokusu var. Her tarafa sinmiş resmen. Ne kadar havalandırsalar büyük salonu, geçmeyecek gibi yıllarca. Tutkuları yakan kırmızı rengin sarmaladığı bir halı yerde. Bütün salon boyunca, büyün masaların altında, kendi öyküsünü anlatmak için yayılmış. Sandalyeler eskimiş ahşaptan. Eskimişliklerine rağmen, üzerinde oturanları asilce taşımaya çalışıyorlar. Onlar gibi olmak lazım. Eskidikçe, asilleşmek. Masaların durumu biraz daha farklı. Onlar sandalyeden biraz daha yeni. Üzerleri düzleştirilmiş ki rahat kullanılabilsinler. Gene de renkleri sandalyelerle aynı. Sandalyelerin asilliğine ulaşamıyorlar bir türlü. Nedendir bilinmez.

Geniş görünen salonun dört bir yanında, halının tutkusuyla yarışan, kırmızı perdeler var. Hepsi iriler ve ışıkta parıldıyorlar. Bu salonda ki en yeni şeyler onlar. Gelip geçenler, belli ettirmeden, onlara dokunuyorlar. Kumaşını anlamak için, dokunmak gerek diyorlar. Yaptıkları şey ise, sevişme arzusu. Kırmızı ile sevişme. Yeni ile sevişme. Sevilmekte olabilir tabii ki. İhtişam ve arzu tarafından sevilmek.

Koca salonun ortasından geliyor bütün ışık. Klasik bir dizayn ama detaylarda saklıdır Tanrı. Küçük taşlar var üzerinde. Biraz daha büyük taşlar ve ışık yayan ampuller var. Küçük bir gök taşı gibi hem ışık hem ısı veriyorlar. Büyük taşların değeri ödenebilir miktarlarda, küçük taşların fiyatları ise paha biçilemez. İnsanların ihtişam merakını yansıtıyor her saniyede. Küçük taşlar etrafına paha biçilmez ışıklarını yayarken, büyük taşların daha fazla yansıttığı ışığa bakmıyor kimse. Genelde herkesin gözleri küçük taşların pırıltılarında. Küçük ama değerli taşların.

Masalar ortası açık bir çember oluşturuyorlar. Ortada abajurun sarktığı bir boşluk var. Muhtemelen önemli konuşmaların olacağı yer burasıdır.

Salon doluyor yavaş yavaş. Güzel kadınların, güzel ayaklarında ki, güzel ayakkabılar, halının tutkulu kırmızısına basıyor. Zevk alıyor kadınlar ona basmaktan, kendileri bile fark etmese de. Parlayan siyah ayakkabıları ile, güçlü adamlar basıyor kırmızı halıya. Onlar bir şey hissetmiyorlar. Sadece önemli olduklarının vurgulanmasından okşanıyor gururları.

Kadınların ayakları ve erkeklerin ayakları ilerliyor salonda. Kırmızı halıyı geçiyorlar. Oturacak oldukları masaya bakınıyorlar. Hepsi önceden hazırlanmış masalara. Sürprizlere yer yok bu salonda. İçeridekiler, dışarıda, yeterinde sürpriz ile karşılaşmışlar zaten.

Kadınlar masalarına giderlerken, narin ellerine giydikleri, zarif dantel eldivenleri çıkartıyorlar perdelere dokunmak için. Belli etmemeye çalışıyorlar. Geçerken küçük bir dokunuş. Elin belli bir süre arkada kalması. Belki hafif bir sendeleme ile dokunuş. Bütün kadınlar dokunuyorlar perdelere. Birbirlerinden habersiz, aynı şeyi yaptıklarını bilmeden farklı olduklarını düşünüyorlar. Perdeler onurla dalgalanıyorlar dokunuldukça. Eril bir gücü temsil ediyorlarmış gibi görünüyorlar o anda. Eril, dopdolu bir güç. Erkekler için ise durum daha farklı. Onların yarısı perdelere dokunuyorlar ve bunu açık açık yapıyorlar. Perdelere meydan okumak istermişçesine. Kadınların sakladıkları yasak duygulara, onlar açık açık meydan okuyorlar. Perdelerin kalitesinin ne kadar düşük olduğunu söylüyorlar. Kırmızısının solduğu yerleri birbirlerine gösteriyorlar. Dişi yarının sevdiği eril yarıyı kıskanan eril yarı.

Salona adım adam herkes oturduğunda, giriş kapısının tam karşısında ki büyük kapılar açılıyor iki tarafa. Ellerinde yemek taşıyan garsonlar dağılıyor salonun dört bir yanına. Onlar bastıkları halıya dikkat etmiyorlar. Onlar perdelere dikkat etmiyorlar. Çünkü hiç birisi onlar için değil. Onlar salonun dışına aitler. Beton ve çıplak duvarlara aitler. Belki de, daha iyisine. Kimse bilemiyor. İlgilenende olmuyor gerçi.


Klasik olarak gümüş tepsilerin içinde geliyor, sandalyelerden daha az asil duran masalara yemekler. Servis tabakları, çatalları, bıçakları ve kaşıkları masanın dört köşesine de açılmış. Gümüş tepsilerin kapakları açılmadan konuluyor. Her garson, bir masanın başında dikilmeye başlıyor. Ucuza alınmış ama pahalı gibi görünen parlak siyah ayakkabıları ile kırmızı halının üzerinde duruyorlar öylece. Çünkü onlara, durmaları söylendi.

Masaların içinden bir adam ayağa kalkıyor. Orta yaşlarında. Saçlarını geriye doğru taramış. Etrafa onlardan daha zengin ve daha güçlü olduğunu gösteriyor ister istemez. Bu sinyal dalga dalga yayılıyor salonda. Adam yakışıklı aynı zaman da yorgun görünüyor. Yürüyüşünde bir asillik, bir soyluluk var. Paha biçilmez taşlarla ve kıymetsiz taşlarla süslenmiş abajurun altına, salonun ortasına geliyor. Bu yemeği vermesinin nedenini açıklıyor. Daha fazla para kazanmasını sağlayacak olan olayı anlatıyor herkese. Herkese, aslında sizden kat kat daha güçlü olacağım diyor. Ayaklarını farkında olmadan, kırmızı halıda sağa sola oynatıyor. Konuşması bittiğinde, eğlenmesini söylüyor dostlarına. Bütün salondakiler, onlardan daha zengin olacağı ve onlara dostu olarak seslendiği için alkışlıyorlar. Kadınlar istemsizce yanında ki adama bakıyorlar. Aşk değil onlarınki. Güçlü bir erkeği sömürme arzusu. Erkekleri ise, kadınlarının ellerine hafif bir öpücük konduruyorlar. Bende bir gün böyle olacağım der gibi.

Yemek sahibi olan adam masasına apır ve emin adımlarla ilerlerken, garsonlar aynı anda eğiliyorlar ve aynı anda gümüş tepsilerin tabaklarını kaldırıyorlar. Farklı yemekler, farklı masalarda. Her masa, üzerinde yemek yiyeceklere layık olan yemekle doluyor. Hepsi statülerine göre biraz daha farklı yemekleri yiyorlar. Kadehlerine, yıllanmış şaraplar dolduruyor. Sıcak, yıllanmış şaraplar. Şaraba dikkat etmiyorlar aslında. Sadece içiyorlar. Çünkü dikkat etmeleri gereken şeyler daha önemli işleri var. Onlar, farklı masalarda oturanlarla, kendi çıkarları için sohbet etmeye çalışıyorlar. Bazıları ise, klasik olarak gerçekleşen, masa altında ki ayaklar oyununu oynuyorlar çaktırmadan.

Yemekler bittiğinde, salon birkaç saniyeliğine, sessizleşiyor. Rahatsız oluyorlar bu sessizlikten. Bir kadın kahkaha atıyor titrekçe ve herkes konuşmaya başlıyor tekrar. Saat ise, ya yirmi geçiyor, ya yirmi var.

Gece uzuyor. Perdeler sallanmak yoruluyor. İhtişamlı sandalyeler, egolarını bir kenara bırakıp, üzerindekiler hareket ettikçe gıcırdamaya başlıyorlar. Masalar ise, temizlenmek istiyorlar. Her temizlendiklerinde, tekrar battıklarını bile bile temizlenmek istiyorlar. Nereden geliyor bu temizlik arzusu diye düşünüyorlar ama o kadar yoğun bir istek ki bu, engel olamıyorlar.

Güzel kadınların, güzel ayaklarında ki, güzel ayakkabılar, halının tutkulu kırmızısında kayarak ilerliyor çıkış kapısına doğru. Zengin adamların zengin ayakları da, eşlerini takip ediyorlar. Kırmızı perdeler, kadınların gizli dokunuşlarıyla sallanıyor. Erkeklerde bazıları, halının tutkusu ile perdenin tutkusunun seviştiği yerde, perdenin üzerine basıyorlar. Zevk alıyorlar. Bazılarının gözleri, abajurda ki küçük taşlara kayıyor. Oturdukları yerden daha net görünen taşlara.

Salonu temizlemek için ayaklar geliyor, zengin ayaklar çıktığında. Temizleniyor salon ve tekrar boşaltılıyor.

Bir yerlerden, kahve kokusu yayılıyor şarap kokusunun üzerine. Nereden geldiğine aldırmıyor perdeler ile halı. Kokuyu içlerine çekip hapsediyorlar. Buram buram kahve kokmaya başlıyor güneş ışıklarını göstermeye başladığında salon. Şarap kokan tek bir köşe yok.

Asil sandalyeler, küçük gıcırtılar ile rahatlıyorlar güneş tepeye ulaştığında. Onlardan daha az asil olan masalar, temizlenmenin rahatlığını yaşıyorlar. Tekrar kirleneceklerini bile bile.

Bütün akşam ayaklar altında kalmış olan kırmızı halı ile, bütün akşam pohpohlanmış kırmızı perde, tutkularını birleştiriyorlar her köşede. Sevişmedikleri tek bir yer yok. Perdenin tutkusu, halınınkini sarmalıyor. Onu korumak istediğini fısıldıyor. Dişi yarı, eril yarıya teslim oluyor, güneş batana kadar. Güneş batınca, salonun giriş kapıları ardına kadar açılıyor. Güzel kadınların, güzel ayaklarında ki güzel ayakkabılar ...
Logged

Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.

Oscar Wilde
Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Salon Hayatı
« Eklendi: Aralık 02, 2008, 10:32:24 »

Logged
Marissa
Merry Gentry
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6703


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Mart 22, 2007, 15:29:31 »

üstadım muhteşemdi.bir an ben de orda olmak ,o kırmızı halıya çıplak ayak basmak istedim.bir hüzün sezdim ister istemez.acıyı dokumuşsun sözcüklerin arasına.o perdeye dokunma istegi avucumu kaşındırdı.kapattım gözlerimi sanki bende ordaydım.çatal kasigın tınısı sanki kulaklarımda .anla işte kelimelerimin yetersizliğini.....
« Son Düzenleme: Mart 22, 2007, 19:10:48 Gönderen: Marissa » Logged




**** Harley Quinn'e -Işın'ıma çokkk teşekkürler muahh***

Ne dilediğine dikkat et derler.Şey dualarına daha çok dikkat et.Ne istediğinden emin ol,çok emin ol.Bir tanrının tam olarak istediğiniz şeyi size ne zaman vereceğini asla bilemezsiniz.

*Ahh Bill ahhhh...
Arna Belorn
Hayal Cennetin Gözyaşları
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8559


Don't lose your fair !


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #2 : Mart 23, 2007, 21:20:31 »

üstadım muhteşemdi.bir an ben de orda olmak ,o kırmızı halıya çıplak ayak basmak istedim.bir hüzün sezdim ister istemez.acıyı dokumuşsun sözcüklerin arasına.o perdeye dokunma istegi avucumu kaşındırdı.kapattım gözlerimi sanki bende ordaydım.çatal kasigın tınısı sanki kulaklarımda .anla işte kelimelerimin yetersizliğini.....

Çok ama çok teşekkür ederim Gülümseyen
Logged

Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.

Oscar Wilde
Gria_Himonas
Gria - Grii - Görüya - Gıveya - Gırüü - Griş - Ciria
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2669


Yakışmaz mı İstanbul bize?

kadrican_ve_saz_arkadaslari@windowslive.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #3 : Mart 23, 2007, 22:01:50 »

  Öykülemen ve betimlemelerine bittim. Yani bir an " Bir insan bu kadar mükemmel yazabilir mi ya?" diye sordum kendime... Ağzım açık kaldı. Uzun, güzel ve doyurucu olmuş. Benim hayatım seni alkışlamakla geçecek sanırım Dil Çıkaran Her zaman ki gibi mükemmel yazmışsın Aww

  Not: Sakın bana teşekkür edeyim falan deme! Bak çok ciddiyim Fırat eğer edersen bunda sonra yazılarına yorum yazmam Hede Hödö
Logged

DarkSatan
Telve
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 652


DarkSatan_1993@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Mart 24, 2007, 11:07:14 »

süper olmuş Fırat abicim
ellerine sağlık Alkış
Logged

Night Blue
♪ ♥ bir zamanlar gorkemce idim ♥ ♪
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1105


evanescence hayran klübü

gorkemce38@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #5 : Mart 24, 2007, 19:32:33 »

kesinlikle ordaydım.. yazı o kadar güçlü bir biçimde hayal etmemi sağladı ki orda olduğumu hissettim.

bu "harika şey" bana kara kule'deki büyük salonu hatırlattı Dil Çıkaran ama bu daha güzel daha sıcak Aww

NOT 1:yazının başındaki resimi anlamadım Acayip Terleyen Hede Hödö

NOT 2:
  Not: Sakın bana teşekkür edeyim falan deme! Bak çok ciddiyim Fırat eğer edersen bunda sonra yazılarına yorum yazmam Hede Hödö

Gria kelimesi kelimesine katılıyorum afferin valla! XD Fırat abi teşekkür edersen bende yazmam yorum Dil Çıkaran [gerçi ben bu "harikalara" yorum yazmadan duramam ya neyse öyle işte..]
Logged



mmm..

♥ i saw an angel in blue jeans ♥

Âşık

Arna Belorn
Hayal Cennetin Gözyaşları
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8559


Don't lose your fair !


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #6 : Mart 25, 2007, 00:32:28 »

  Öykülemen ve betimlemelerine bittim. Yani bir an " Bir insan bu kadar mükemmel yazabilir mi ya?" diye sordum kendime... Ağzım açık kaldı. Uzun, güzel ve doyurucu olmuş. Benim hayatım seni alkışlamakla geçecek sanırım Dil Çıkaran Her zaman ki gibi mükemmel yazmışsın Aww

  Not: Sakın bana teşekkür edeyim falan deme! Bak çok ciddiyim Fırat eğer edersen bunda sonra yazılarına yorum yazmam Hede Hödö

Teşekkür etmeme izin vermezseniz, asla yazdıklarımı burada yayınlamam. :hıh:

süper olmuş Fırat abicim
ellerine sağlık Alkış


teşekkür ederiiiim Gülümseyen

kesinlikle ordaydım.. yazı o kadar güçlü bir biçimde hayal etmemi sağladı ki orda olduğumu hissettim.

bu "harika şey" bana kara kule'deki büyük salonu hatırlattı Dil Çıkaran ama bu daha güzel daha sıcak Aww

NOT 1:yazının başındaki resimi anlamadım Acayip Terleyen Hede Hödö

NOT 2:
  Not: Sakın bana teşekkür edeyim falan deme! Bak çok ciddiyim Fırat eğer edersen bunda sonra yazılarına yorum yazmam Hede Hödö

Gria kelimesi kelimesine katılıyorum afferin valla! XD Fırat abi teşekkür edersen bende yazmam yorum Dil Çıkaran [gerçi ben bu "harikalara" yorum yazmadan duramam ya neyse öyle işte..]

gria için söylediklerim senin için de geçerlidir Hede Hödö
Logged

Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.

Oscar Wilde
Night Blue
♪ ♥ bir zamanlar gorkemce idim ♥ ♪
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1105


evanescence hayran klübü

gorkemce38@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #7 : Mart 25, 2007, 00:34:48 »

Teşekkür etmeme izin vermezseniz, asla yazdıklarımı burada yayınlamam. :hıh:

...

gria için söylediklerim senin için de geçerlidir Hede Hödö

sustum Dudaklarını Mühürlemiş Hede Hödö Dil Çıkaran

çok büyük tehditte bulundun hıh! Dil Çıkaran
« Son Düzenleme: Mart 25, 2007, 00:36:19 Gönderen: gorkemce » Logged



mmm..

♥ i saw an angel in blue jeans ♥

Âşık

Wizard
Ulquiorra
Cafe Cini
Has Türk Kahvesi
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2119



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Mart 25, 2007, 01:05:52 »

Yorumumu zaten biliyorsun. Yazmak olsun diye yazmıyorum, cidden çok iyi bir yazın. =)
Logged

there is a voice calling for me
there is light coming down on me
there is doubt that is clearing
there is day that is dawning
there is wound that is healing
there is season waiting for me
there is road that is turning
there is fire still burning
there is peace i am searching
there is freedom i'm depending on
there is pain that's never ending
there is rain falling only on me
there is dream i am living
there is life i am dreaming of
there is death i'm awaiting
there is home i am deserting
i hold my breath i wait
only moments remain
Arna Belorn
Hayal Cennetin Gözyaşları
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8559


Don't lose your fair !


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #9 : Mart 25, 2007, 01:12:47 »

Teşekkür etmeme izin vermezseniz, asla yazdıklarımı burada yayınlamam. :hıh:

...

gria için söylediklerim senin için de geçerlidir Hede Hödö

sustum Dudaklarını Mühürlemiş Hede Hödö Dil Çıkaran

çok büyük tehditte bulundun hıh! Dil Çıkaran


teşekkür ederim Gülümseyen

Yorumumu zaten biliyorsun. Yazmak olsun diye yazmıyorum, cidden çok iyi bir yazın. =)

biliyorum yorumunu evet . tekrar çok teşekkürler Gülümseyen Gülümseyen Gülümseyen Gülümseyen Gülümseyen
Logged

Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.

Oscar Wilde
inferius
Alayına İsyan
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Sıcak Çikolata
*****
Online Online

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1938


^^,


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #10 : Mart 25, 2007, 01:25:58 »

Böyle güzel yazılar okurken hayale dalmak çok güzel bişey vallaha kalkıp perdelere dokunasım geldi de evdeki perdelere dokunursam şimdi hayalim sona erer en iyisi ben hayal etmeye devam edeyim Terleyen çok sağol Terleyen
Logged

Supernatural Forever And Ever..
Supernatural Forever And Ever..
Arna Belorn
Hayal Cennetin Gözyaşları
Yönetici
Has Türk Kahvesi
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 8559


Don't lose your fair !


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #11 : Mart 25, 2007, 04:54:41 »

Böyle güzel yazılar okurken hayale dalmak çok güzel bişey vallaha kalkıp perdelere dokunasım geldi de evdeki perdelere dokunursam şimdi hayalim sona erer en iyisi ben hayal etmeye devam edeyim Terleyen çok sağol Terleyen

Gülümseyen Gülümseyen Gülümseyen Hayaller herşey demektir bana göre Gülümseyen

Çok teşekkürler
Logged

Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.

Oscar Wilde
Night Blue
♪ ♥ bir zamanlar gorkemce idim ♥ ♪
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1105


evanescence hayran klübü

gorkemce38@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #12 : Mart 25, 2007, 17:36:16 »

NOT 1:yazının başındaki resimi anlamadım Acayip Terleyen Hede Hödö

hala anlamadım XD Dil Çıkaran
Logged



mmm..

♥ i saw an angel in blue jeans ♥

Âşık

Pena
hermetiK.
Demleme Çay
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 922


Hermetik.
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #13 : Mart 25, 2007, 17:54:44 »

farklıydı...bilmem önemi var mı soracak mısın ama ben açıklamak istiyorum..
farklı çünkü senin duyqularını düşünüyor insan bu yazıyı okurken diğer yazılarında da düşünüyor tabii ki ama yorumum bu yazına..o şehvetli yaşamların arzuları ve törpülenememiş güç egoları.. .insanın bunlara takması için birşeyler yaşaması lazım bilmiyorum üff neyse yine pes ettim yazıların seni anlatmıyor çözülemiyecek kadar karmaşıksın

kolay gelsin fırat abi umarım çevrende karamaşaya çare dostlar vardır..
Logged

**


~ o4 o4 2oo8.



"ha kursun asker ha kursun kalem, yazarken de savasırım ben.." - Hermetik.

“mutluluk, özgür bir toprak üstünde, özgür bir ulus arasında, özgür bir iş görmektir.” - Goethe.



Gria_Himonas
Gria - Grii - Görüya - Gıveya - Gırüü - Griş - Ciria
Has Türk Kahvesi
**********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2669


Yakışmaz mı İstanbul bize?

kadrican_ve_saz_arkadaslari@windowslive.com
Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #14 : Mart 25, 2007, 20:42:43 »

  Öykülemen ve betimlemelerine bittim. Yani bir an " Bir insan bu kadar mükemmel yazabilir mi ya?" diye sordum kendime... Ağzım açık kaldı. Uzun, güzel ve doyurucu olmuş. Benim hayatım seni alkışlamakla geçecek sanırım Dil Çıkaran Her zaman ki gibi mükemmel yazmışsın Aww

  Not: Sakın bana teşekkür edeyim falan deme! Bak çok ciddiyim Fırat eğer edersen bunda sonra yazılarına yorum yazmam Hede Hödö

Teşekkür etmeme izin vermezseniz, asla yazdıklarımı burada yayınlamam. :hıh:

  Aman tamam, tamam korkuttun beni <.< <.< Teşekkür etmene izin veriyorum. Hatta bugünden sonra bana sürekli teşekkür edeceksin Dil Çıkaran Dil Çıkaran Ama şunu bil ki ben sana daha çok teşekkür ediyorum. Sen bana asla benim sana ettiğim kadar teşekkür edemezsin Sırıtan Çünkü ben senden daha güzel teşekkür ediyorum Hede Hödö XD

  Vee çok güzel olmuş tekrardan teşekkürler Sırıtan
Logged

Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: