|
Arna Belorn
|
 |
« : Ocak 14, 2006, 19:44:21 » |
|
Baştan söylemem lazım. Şu anda altta bulunanan öykü toplam 3 sayfalık bir öykünün ilk bölümü. Beğenilerinize göre diğer sayfaları yayınlayıp yayınlamamaya karar vericem.
Daha bu öykünün sonu yazılmadı. Beni etkileyebilirisiniz. İyi okumalar. Umarım beğenirsiniz ..
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Karlar ülkenin her bir yerini kaplamış. Dışarıda inanılmaz bir soğuk ve kar fırtınaları var. Sokaksız çocuklar bile bir ev bulmuşlar kendilerine. Bu hava da dışarıda durup da hayatta kalmak neredeyse imkansız.
Eskimiş binaların olduğu ama hala çok güzel bir havası olan bir şehir burası. Hala insanlar eski yollarda sayısı unutulmuş kralların ve kraliçelerin yürüdüğü bu eski yollarda yürüyorlar. Yalnız bu gece farklı. Bu gece hiç kimse dışarıda değil. Hava dondurucu. Dışarıda kalanların hiçbir yaşama şansı yok.
Bu şehrin sadece bir tek oyuncakçısı var. O da vergi binasının iki sokak arkasında tam olarak şehir meydanından bir sokak geride bir köşe de. Bu hava da dükkanın içinde bir mum pırıltısı var. Oyuncak dükkanının camları buz içinde. Kapısını içeriden açmak imkansız çünkü o kadar kar birikmiş ki kapının kulpu gözükmüyor. Buz tutmuş camların ardından vitrinde duran onlarca güzel oyuncak gülümsüyor. Bir tanesi dikkat çekici bir şekilde asılmış ve sergilenmekte. İpleri olan ve bu ipleri sanki kendisi yönetiyormuş ve bundan hoşnutmuş gibi duran bir kukla bu dikkat çekici oyuncak. Yüzünde alaycı bir sırıtış var. Yanaklarındaki kırmızılık onun korkutan çehresine yardımcı oluyor. Bunu almak isteyen pek fazla müşteri olmadığından dükkan açıldığından beri orada duruyor. Oyuncakçı onu her gün temizliyor ve ona zarar gelmemesi için elinden geleni yapıyor.
Oyuncakçı orta yaşlarına yeni gelmiş karşıdan yirmi bir yirmi iki gözüken sürekli kahve rengi tonlarında giyinen bir adam. İtinayla ve elleriyle yaptığı oyuncakları bu büyük şehirde tek oyuncak dükkanı olan dükkanında sergiliyor. Gözleri vitrinin camındaki buzdan daha açık mavi ve şu anda tam da mum ışığı gözlüğünden gözlerine vurmuşken bembeyaz gözükebiliyor.
Oyuncakçı her zamanki gibi oyuncak yapmakla meşgul olmaktan saatin ve havanın farkında değil. Kendini bildiğinden beri oyuncak yapıyormuş. Bu meslek ona annesinden kalmış. Annesi de kendi babasından öğrenmiş. Oyuncak yapmak zor ve zahmetli fakat bu aile geçimini yüzyıllardır bu meslekten sağlıyorlar. Oyuncakçının mumu sönmeye yaklaştığı sırada oyuncakçının o gür ve gırtlaktan gelen sesi dükkanı kaplıyor bir anda :
“ Bu gün seni bitireceğim. Ertesi gün vitrinimdeki o lanetli kuklanın yanında yerini alacaksın. Belki onu satmama yardımcı bile olursun”
“lanetli kukla “ dediği tam olarak herkesin dikkatini çeken vitrindeki kukla. Neden lanetli peki? Neden kendisi satışa çıkartmıyor?
“ Geçmişimden korkuyorum! “ diyor oyuncakçı. Son konuşmasının üzerinden yarım saat falan geçtikten sonra. “ Bunu yok etmek için onu satmam lazım. İnsanlar onu kendi istekleriyle almalılar.”
Sanki vitrindeki kuklanın sırıtışı biraz daha artıyor. Elleri kendi iplerinde ve kendini yönetebildiğini herkese söylemek istiyor gibi.
Oyuncakçı sonunda yaptığı işi bırakıyor. Yeni ve pırıl pırıl oyuncağı masanın üzerine koyuyor ve kollarına bacaklarına çeşitli ipler geçirmeye başlıyor. Bu da bir kukla. Oyuncakçının ikinci kuklası. Sadece iki kukla yaptı bu oyuncakçı. Biri vitrinde biri de şu anda tam olarak masanın üzerinde iplerinin bağlanmasını bekliyor.
Masanın üzerinde olan kuklanın çok şirin bir suratı var. Çizgi filmlerden fırlamış bir şapkaya sahip ve üzerinde rengarenk bir kazak var. Tamamen yaşam dolu. Vitrindeki kuklanın ukala ve korkutucu gülüşünün tam tersi sıcak ve içten bir gülümsemesi var ama vitrindeki kukladan çok daha küçük.
İplerin kukladaki yerlerini belirleyip kuklaya bağlayınca oyuncakçı tekrar konuşmaya başlıyor. “Sonunda bitti. Hazırsın. Hazır mısın?”
Tipik bir oyuncak insan konuşması. İnsan konuşur ve oyuncak cevap vermez. İnsan cevap almış gibi yapar ve sorular sormaya eylemler gerçekleştirmeye devam eder. Tıpkı hayatta çevremizdeki insanlara yaptığımız gibi. Tıpkı “ her şey yolunda ve tüm sorularıma cevap aldım” oyunu oynar gibi.
Kukla hareket etmedi. İçten gülümsemesini sergilemeye devam etti.
“ Ah tabi ya! “ dedi oyuncakçı “ seni hayata geçirmeyi unuttum”
Vitrinden bir ses gelir gibi oldu. Çok derinlerden gelen bir ses. Tahtanın rüzgar alması gibi bir ses. Vitrindeki kukla hareket etmişti! Gözlerini oyuncakçıya dikmiş bakıyordu. Herhalde bir rüzgarla kafası dönmüştü ..
“ Biliyorum.” Dedi oyuncakçı” sana hayatı vermesini istediğimde lanetlendiğini ve beni de lanetlediğini biliyorum. Bu lanetin asla yok olmayacağını çünkü kimsenin seni satın almayacağını biliyorum. Ahmaklığımın bedelini ödüyorum ve bırak hatalarımı kendim yapıp sonuçlarına katlanmaya devam edeyim. “
Vitrindeki kukladan iç gıcırdatan bir ses geldi. Sanki gülmeye çalışan yaşlı ve bol sigara içmiş birinin çıkardığı bir ses. Kukla inanılmaz bir şekilde o alaycı gülüşünü veren dudaklarını hareket ettirdi.
“Bak” dedi boğuk ve korkunç bir sesle “ ben senin geçmişinim. Beni yaratarak neler yaptın kendine. Buradan dışarıya bir tek adım bile atamazsın. Oyuncak dükkanından dışarıya çıkamazsın. Ben burada olduğum sürece hareket edemezsin. Bu dükkan senin mezarın. Ben senin geçmişin ve acılarınım. Bunları da biliyorsun. Beni asla satamayacağını ve asla bu dükkandan çıkmayacağını sonsuza dek burada oyuncak yaparak yazı yazarak geçireceğini biliyorsun. Şimdi neden ikinci bir kuklaya yaşam isteme ahmaklığına katlanacaksın?”
Kuklanın konuşması süresince oyuncakçının buzdan daha açık mavi olan gözleri sürekli kuklada kaldı. Dışarıdan gelen bir insan için bu kuklanın konuşması ve bu tarzda şeyler söylemesi akıl kaçırma nedeni olacakken oyuncakçı hiçbir tepki vermemiş, dinlemişti.
Rivayete göre bu ülkede bir oyuncakçı oyuncaklarına isterse yaşam isteyebilirmiş. Göklerde oturan tarafından oyuncağa can verilir ise oyuncakçının büyüklüğü kanıtlanmış olurmuş. Oyuncağa can istemenin belli bedelleri ve koşulları yokmuş. Yalnız yaşam bir kuklaya gelirse kuklaya bir karakter kazandırmak için oyuncakçı geçmişini kuklaya aktarmak zorundaymış. Her kukla oyuncakçıdan istediği anıları alır ona göre şekillenirmiş. Bazı kuklalar oyuncakçının acılarını ve korkularını kullanarak onun güçlerini alabilirlermiş ve eğer bir kukla oyuncakçının zayıf yanını yakalar ve bunu kullanırsa sonsuza kadar lanetlenir, lanetini bulaştırma hakkına sahip olurmuş.
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
Sangre
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 14, 2006, 19:56:21 » |
|
Hmm ailenden sonra bu hikayeyi okuyan ilk kişi olarak diyebilirim ki: oldukça güsel olmuş, rowling gibi uzatma da dewamını bi an önce yayınla  ilgi çekici bi giriş bölümü olmuş, akıcı yazıosun we betimlemeleri güsel kullanıosun  sözün kısası: olmuş işte kardeşim 
|
|
|
|
|
Logged
|
The Seven Deadly SinsSuperbia Luxuria Gula Avaritia Acedia Ira Invidia
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #2 : Ocak 14, 2006, 19:58:09 » |
|
Saol beğendiğin için Sen ne kadar bu yorumunu eksik görsende yorumlar benim için çok önemli Bir kaç kişi daha okusun ve olumlu yönde yayınla desinler koyucam hemen söz 
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
Mustafa.tr
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 14, 2006, 20:06:10 » |
|
hikaye güzel gidiyor, sonunu merak ettim. Ama tekrar gözden geçirilirse daha iyi olur kanısındayım.( İtinayla ve elleriyle yaptığı oyuncakları bu büyük şehirde tek oyuncak dükkanı olan dükkanında sergiliyor./Oyuncak yapmak zor ve zahmetli fakat bu aile geçimini yüzyıllardır bu meslekten sağlıyorlar) saygılar, tebrikler. devamını bekliyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #5 : Ocak 14, 2006, 20:11:34 » |
|
Orda bi eksiklik yok aslında devamını okuduğunda anlayacaksın Beğendiniz için teşekkür ederim. Grileydi sana da çok teşekkür ederim 
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
Mustafa.tr
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 14, 2006, 20:15:03 » |
|
Aslında eksiklik yok da kulağı tırmalıyor sadece. "Aile ... sağlıyor." olmalıydı mesela. anlam olarak değil şekil olarak dedim ben. düşünceme değer verdiğin için saol. devamını bekliyoruz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
d@nger
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 14, 2006, 20:23:09 » |
|
oyyyyyyyy ölüyorum hepsini okuyana kadar canım çıktııı yaaaaaaaa
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 14, 2006, 20:25:30 » |
|
Aslında eksiklik yok da kulağı tırmalıyor sadece. "Aile ... sağlıyor." olmalıydı mesela. anlam olarak değil şekil olarak dedim ben. düşünceme değer verdiğin için saol. devamını bekliyoruz.
Bende başka bir şeyi ima ediyorsun sandım  askaldı devamını söylüyordum  Düşüncelerin önemli her zmn saol oyyyyyyyy ölüyorum hepsini okuyana kadar canım çıktııı yaaaaaaaa
Okuduğun için saol. Sonuç ? Beğendin mi ?
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 15, 2006, 01:15:51 » |
|
İşte devamı ..
Şehirdeki yaşam zor hava soğuk ve dondurucu. Gecenin geç bir saatti ve meydandan bir sokak arkadaki köşede duran oyuncak dükkanından gelen tek ışık. Dükkanın içinde konuşmalar devam ediyor.
“ Bak. Sana son kez söylüyorum. Burada çürümek bile olsa bunun sonucu seni satacağım. Sen kurtulmam lazım. Buna mecburum. Sen benim zayıf yanımsın. Sen bende olmaması gerken inançsızlık ve güvensizliksin. Bir insanın en kötü yanlarının toplamısın. Yüzündeki o gülümseme ukalaca ve bunu çok iyi biliyorsun. Sen lanetlesin ve beni de lanetledin. Yalnız unuttuğun bir şey var. Sana bu yaşamla beraber laneti ben verdim. Almasını da bilirim. Ben zayıf bir insan değilim. Mutluluk oyunu oynamadım hiçbir zaman. Hiçbir zaman çevremde görünenleri değil de görmek istediklerimi görmedim. Yaşamının bana ait olduğunu bil. Birine borçlu olmak kötü bir şeydir kukla bozuntusu. Sen bana yaşamanı borçlusun. Tadını çıkart çünkü yakın zaman da onu senden alacağım.”
Oyuncakçı masanın üzerinde duran ve sıcacık bir gülümsemesi olan kuklayı avucuna aldı. Hava kaldırıp gösterişli hareketler yapması beklenirken onu öylece tuttu. Gözlerini kapatıp tatlı bir melodi tutturdu. Oyuncakçının sesi kapıya kadar gitti. Vitrindeki büyük ve ukala sırıtışlı kukla titredi. Vitrindeki buzlar çözülmeye başladı. Kapının önündeki kar açıldı ve geçişi serbest bıraktı. Tüm dükkanı tatlı bir sıcaklık kapladı ki dışarıdan geçen biri kapının bu hava nasıl karla tıkalı olmadığını vitrinin nasıl buz tutmayıp tüm dükkanı pürüzsüz gösterdiğini içerideki bir adamın neden bir kuklayı elinde tutup şarkı söylediğini sorabilirdi ama bu saatte ve bu soğukta dışarıda kimse olmazdı.
Oyuncakçının şarkısı bitti. Soğuk sert bir biçimde tekrar dükkana dolaştı.
“ Sana bu kuklaya yaşam vermen için yalvarıyorum. Ben Umutsuz Düşlerin Kuklasını yaratan zavallıyım ve onu yok etmek için izin istiyorum. İhtiyacım olan tek şey bu oyuncağa yaşam verilmesi.”
Avucundaki oyuncak kıpırtısız duruyordu. Kaç tane dakika geçtiği belirsiz bir süreden sonra kuklanın ipleri havaya kalktı. Birileri onu oynatıyordu. Kukla gözlerini açabilmenin özgür ve yaşam dolu olabilmenin rahatlıyla yaşamını veren kişiye baktı. Oyuncakçı bundan sonra olacakların ona ve kuklaya acı vereceğini çok ama çok iyi biliyordu.
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 15, 2006, 01:33:47 » |
|
Normal hayatımdaki olaylar bir dinsin o zmn öykülerdeki yaşamlara bakıcam  Söz veriyorum .
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
Glacius
|
 |
« Yanıtla #12 : Ocak 15, 2006, 01:42:13 » |
|
msnde dediğin gibi: eğer en kısa zmnda gerisini yazmassan seni parçalicm  Çok kısa olmuş bu yawww cık cık  yalnız ''msn de dediğim gibi '' yazıcaktın cümle şeeliği olmuş orda  bende en kısa zamanda okumaya başlıcam yazılarını nasıl olsa kesin hayran kalıcam için ağırdan aliim dedim biraz 
|
|
|
|
|
Logged
|
When the power of love overcomes the love of power, the world will know peace.
Burada döndürdüğümüz ilüzyonlara inanmaya başladınız ve televizyondakilerin gerçek, kendi hayatlarınızın ise hayali olduğunu düşünmeye başladınız. Televizyon ne derse onu yapıyorsunuz. Onun gösterdiği gibi giyiniyorsunuz, onun gösterdiklerini yiyorsunuz, çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz hatta onun istediği gibi düşünüyorsunuz.
Bu tamamen saçmalık, sizi manyaklar!
Tanrı aşkına sizler gerçeksiniz.
HAYALİ OLAN BİZİZ!!
-Zeitgeist The Movie
|
|
|
|
|
|
Laila
|
 |
« Yanıtla #14 : Ocak 15, 2006, 09:38:55 » |
|
devamını yaz çok güzel şimdiden ne olacağını merak etmeye başladım
|
|
|
|
|
Logged
|
 3 4 5 4 3 Hayranım sana Aslı!!  Kurban bayramında görüşürüz :'(
|
|
|
|