Yavaş yavaş mora dönen ellerine ve yüzüne baktım. Kaç kere ısıtmıştı , şimdi buz gibi olan ellerin, benim ellerimi ? Kaç kere öpmüştüm bir zamanlar pembenin ve kırmızının en belirgin tonlarını barındıran dudaklarından ? Mutluluk içinde olmak insana temelli bir güven vermiyor... Çünkü insan kendini üzülmeye alıştırıyor... Sorguluyor ... Ve cevaplar gitgide onları korkutuyor...
Kaç kez o çorapları çıkartıp yanıma uzanmıştın? Kaç kez o çorapları çıkarttıktan sonra sarmıştın beni ? Kaç kez, beni benden alan gözlerini bana odaklayıp, kollarınla sıkıca sararak beni “ Hepsi geçecek. “ dedin ?
Yine aynı korku... Yine sorgulama... Sonunda hüzne batacağının düşünme duygusu... Teselli arama ... Ve yine o hüznün çökmesi... "Hani her şeyin iyiye gitmeyeceğine dair" bir hüzün...
Ve güneş doğdu tekrar. Seninle ama sensiz geçen bir gün .. Kalkıp da kadehinden bir yudum almadın .. olsun, belki sevmiyorsundur bu marka şarabı. Son bir öpücük ver şimdi mor olan dudaklarından. Tekrar gözlerime bak, bir zamanlar gözlerinden ırmaklar akan adam.
Ve işte o çaresiz son ... Sanki bir adım kaydetmek istercesine yine susmak... Beklemek... Cevap istemek... Tepki görmek istemek... Hiç birinin olmaması... Ölümü ayağa kaldırmak...
İnsan sevdiğinin gözlerinde kaybol ister, İnsan sevdiğinin kollarında güvende olmak ister, İnsan sevdiğini dinlerken içi içine sığmamasını ister, İnsan sevdiği zaman rengarenk olmak ister...
Ya da belki insan sevmek istemez... Çünkü hiç birinin olmayacağından korkar...
Ne garip şeydir yaşamak ... Aynen şunun gibi ; "Sonsuzluğa yelken açıp, okyanusun tam ordasın batmak..." Budur bence acı çekmek...
Aşk insana severken bir okyanus gibi görünür... Sonunun nereye çıktığı bilinmeyen bir okyanus gibi... Şarabın tadındaki bir anlık acılık ve sonra nereden geldiğini bilmek...
Her neyse bir sona yaklaşmatır ölüm... Temada ölüm hissettim.. Ölmek istedim... Bilmiyorum fazlaca hoş geldi bana ... Teselli edersin kendini... Beklersin ... Ama nafile olunca zayıfların başvurduğu ölüm yollarını ararsın... Güçlü olma gerçeğini bir an düşünmezsin bile... Ama gerçekleri görüne kendine öyle bir tiksintiyle bakarsın ki? Bu ben miyim? Gerçeği ile yüzleşirsin...
İşte aşk ve hayat arasındaki bağlantı bence budur

Arna tebrikler ... Yaşadığın ve yaşattığın için