|
Arna Belorn
|
 |
« : Ocak 12, 2006, 20:36:36 » |
|
Yumuşak koltuğunda oturuyordu. Dizini alışkanlıkla salladı. Dışarıya açılan yuvarlak penceresinden müzik sesleri geldi kulağına. İlk başta tek bir nota sonra tam bir şarkı çalındı dışarıda. Evin yan tarafından tiren geçince hep olduğu gibi Kapı hafifçe titreşti. Cam şişeler birbirine vurarak tatlı bir ritim tutturdular.
Her şey eskisi gibi sessizleşince şarkı tekrardan yuvarlak pencereden süzüldü. Kapı tekrar titreşti bu sefer raylar üzerinden geçen tirenle değil kapıya vuran bir elle. Matea koltuğundan ürkek adımlarla kalktı. Koltuğun yan tarafından eski tahta bastonunu aldı ve bastondan gelen “tok, tok “ seslerinin eşliğinde kapıya yürüdü. Adım ,adım yaklaştı kapıya.
Elini kapı kulpunun üzerine koyduğu sırada kapı daha şiddetli çalınmaya başladı. Matea irkildi. Eli kapı kulpnun üzerinde kaldı. Kapı yumruklanmaya başladı. Matea eskiden güzel bir kadındı. Hafif ve rahat bir görüntüsü vardı. Gençken çikolata renkli saçlarını rüzgarla dans etsin diye hiç bağlamazdı. Şimdi yaşlılık döneminde Gri ve beyaz tonun hakim olduğu saçları hiç açılmayacakmış gibi sert bir şekilde bağlamıştı. Üzerinde mavi kelebeklerin olduğu bir elbise vardı. Elbisenin belinde saf ipekten kemer tüm kalçasını sarıyordu.
Kendisi aynaya baktığında öyle görmese de matea hala çok güzel bir kadındı ve vücut hatları hiç bozulmamıştı. Hayatı boyunca da böyle takılı kaldığı çok az anlar vardı. Eli kapının üzerinde mavi gözleri şaşkınlıkla sanki tahta kapının ardını görmek ister gibi iri iri açılmış bir şekilde bakıyordu. Kapının diğer tarafından şimdi bir ritim tutturulmuştu. Kapı yumruklanmıyor bir çalgı gibi çalınıyordu. Kapıyı vuran eller bu işte usta olduklarını belli eder şekilde tek ritim kaçırmadan çalıyordu. Matea elini kapının kulpundan çekti ve yanağını kapıya dayadı. Gözlerinden akan yaşlar kapıyı aşıp tahta zemine düştü. Elleri kapıyı avuçladığında ritim durmuştu.
Matea ellerini yumruk yaptı. Sıra ondandaydı. Bir kez yumrukladı kapıyı. Ve elleri ritimi buldu. Matea eski anılarla kendinden geçmiş bir şekilde kapıya vurdu, vurdu. Çalmayı bıraktığında dışarıdaki ellerden iki vuruş geldi. Üçüncü vuruşu kapının iki tarafındaki eller aynı anda yaptılar ve her biri kendi parçasını çalmaya başladı. Ortaya mükemmel bir fon müziği çıktı. Matea hayret ederek her şeyin farkına vardı. Şok oldu ama çalmaya devam etti. Ne kadarda aptaldı.
Yuvarlak pencereden gelen şarkı şu anda çaldıkları parçaydı. Ve her sabah kapısına gelen gazete bu sabah gelmemişti. Bir şey daha vardı ki bunu kesin anlamalıydı. Bu gün 9 nisandı.
Matea genç olduğu dönemlerde herkesi peşinden koşturacak kadar güzel ve ihtişamlı olduğu dönemlerde bir sevgilisi vardı. Orınu ile matea birbirlerini gören herkesin anlayacağı kadar çok severlerdi. Yalnız bu sevgiyi anlamayan bir kişi vardı. Mateanın babası. Kızını böyle kişilere kaptırmayacağını söyleyip duruyordu etrafta ve “ bak Matea” diyordu” seni onunla görürsem öldürürüm.”. İşin garibi babasının istemediği kişiler yan komşunun oğluydu. Öyle ki evlerin bir duvarı ortaktı.
Buraya ilk taşındıkları dönemde bu duvarın sorun olacağını düşünmüşlerdi ama öyle olmadı. Aslında o duvar çok işe yaradı. Üç duvardan birinin yan evele ortak olduğu odayı matea aldı ve oraya yerleşti. Orınu öyle yaptı ve böylece iki sevgilinin duvarları aynı oldu. Zamanla sevgileri çoğaldıkça duvarda bir delik açtılar oradan sırayla tek parmaklarını sokarak karşı taraftakinin sevmesini sağlıyorlardı. Ve şarkılarını bitişik duvarda çalarlardı. Tıpkı şimdi kapıda çaldıkları gibi. Yıllar geçti ama hiçbir şey değişmedi. Ne Orınu ile Mateanın aşkı değişti nede mateanın babasının kararı. Böylece olgunluk dönemine gelmiş matea herkesden gizlice orınu ile evlendi. Nevarki Orınun babası uluslar arası uçak şirketinin başkanıydı ve onun oğlunun evlenme haberi de uçak hızıyla basına yansımıştı.
Evliliklerinin ilk günü ayrı yataklarda uyandılar. Matea her zaman yaptığı gibi yüzünü yıkayıp kahvaltı sofrasına oturdu. O sırada babasının bağırışını duydu “ hay lanet olası gazeteci çocuk. Gazetemi bırakmamış. Halbuki bu gün şirketimin reklamını okuyacaktım”. Adam tüm kahvaltı boyunca söylendi durdu. Kahvaltı bitiminde matea odasına geldiğinde delikteki parmağı gördü ve parmağa hafifçe dokundu. Parmak çekildi ve matea deliğe kulağını dayadı “ gazetenizi ben aldım.” Orınunun sesi fısıltı halinde çıkıyordu “ çünkü ünlü iş adamının oğlu orınu malkuri kasabasının en güzel kızı matea ile evlendi manşeti vardı.” Matea son sözleri duyunca kafasını geri çekti. Aklı karışmıştı. Babası görse ne olurdu? Seni öldürürüm demişti yapar mıydı? Kesin yapardı.
Orınunun parmağı delikten çıktı tekrar belli ki söyleyecekleri bitmemişti ama mateanın parmağı görme fırsatı olmadı. Aniden kapısı arkaya çarparak açıldı ve babası elinde bir bıçakla kapıda belirdi “ lanet olsun senin gibi bir kıza televizyonlar bile benden önce duymuş demek” kızının üzerine atladı Matea yana kaydı ve babasının elindeki bıçak dışarı çıkmış Orınunun parmağını kesti. Delikten kanlar akmaya başladığında parmakta Mateanın yatağının üzerine düştü.
İşte o günden sonra iki aşık hatta karı koca birbirlerini asla göremediler. Mateanın babası Brezilyaya taşındı ve hepsini Brezilya vatandaşı yaptı. Zorla imzalattığı kağıtla da kızını boşandırdı. İki sevgili 9 Nisanda evlenmişlerdi. Ve şimdi 47 yıl sonra 9 Nisanda gazetesi kapısına gelmemişti ve kapıda durmuş göz yaşlarıyla bir zamanlar odasının duvarında çaldığı ritimi çalıyordu.
Parça bittiğinde kapıyı açtı. Oydu. Bunca yıl sonra kapısında duran oydu. Genel olarak değişmemişti ama yüzü kırışmıştı. Saçları her zamanki gibi taranmıştı. “ Ve şimdi” dedi Orınu “ Yıllar önce verdiğim eksik bir şeyi tamamlamaya geldim. Orda sana parmağımı verdim. Şimdide kalbimi vermeye geldim”....
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 12, 2006, 20:41:44 Gönderen: Arna »
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #1 : Ocak 12, 2006, 20:37:46 » |
|
Evet söz verdiğim gibi ikinci öykümü yayınladım Bunun da tamamını ben yazdım. Umarım beğenirsiniz  Not : Yazım ve imla hataları olabilir. Yazımın üzerinden geçilmiş ve düzeltilmiş halini bulamadım o kadar da uğraşmıştım düzeltmek için  Kusura bakmayın .
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Ocak 12, 2006, 20:42:31 Gönderen: Arna »
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #4 : Ocak 12, 2006, 23:05:34 » |
|
Teşekkür ederim kiniziede Ya çok hoş olmuş da fakir deil bişi deil, Matea'nın babası nie Orinu'yu istememiş ki  Aslında burasını ben de hiç düşünmedim ama daha önceden söz vermiş olduğu biri olabilir inat olabilir. Bilmiyırum hayal gücüne kalmış
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
|
Fantasticc
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 13, 2006, 00:52:29 » |
|
çok güzel olmuş  ama ben sinek'in söylediği gibi adamın neden çocuğu istemediğini öğrenmek isterdim. çünkü genelde aşk hikayelerindeki kötü adamların da duygusal olduğunu düşünürüm ben. sanki onlar acı çektikleri için kötülük yapıyorlarmış gibi. (terk edilmiştir, ihanete uğramıştır, reddedilmiştir vs) belki bir cümle sıkıştırılabilirdi bu konu hakkında  ama tabiy ki bu, hikayenin anlatımının yanında konuşmaya bile değmiyecek bişey.  cidden süper =)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
d@nger
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 13, 2006, 12:42:17 » |
|
Ya çok hoş olmuş da fakir deil bişi deil, Matea'nın babası nie Orinu'yu istememiş ki  ben ce de yani neden ?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 13, 2006, 12:55:15 » |
|
Hmmm
Tamam sizin için yeni bir bölüm hazırladım bir daha bu yazıyı yayınlamak istersem onu da arada vericem. Okuyun bakalım.
-- Şimdi Orinu nun babasının adı Teor annesinin adı Lour. Mettanın annesinin adı Hilde babasının adı Noi --
Lour köyün en güzel kızlarının arasındaydı çok eskiden. Mutluluktan kapanmış gözleriyle kırların ve tarlaların arasında koştutup dururdu. Eteğine güller ve çiçekler takılırdı. Güneş ipek saçlarında oynaşırdı. Köyün oğlanlarının sevgilisiydi o ama hiç birine vermezdi sevgisini. Günlerden bir gün en sediği ağaç olan salkım söğütün altında oturup filüt çalan bir olan gördü. Koşmayı bırakıp ağır adımlarla ağaca yaklaştı. Yaklaştıkça müziğin sesi arttı. Lour kendine hakimo lamadı ve yürüyüşü dans edişe dönüştü. Oğlanın yanına geldiğinde bir kelebeiğin hava da yaptığı dans gibi narin bir şekilde oturdu oğlanın yanına. İşte o günden sonra LOurun sevgi vermeyen kalbi bir anda aşk ile dolmaya başladı. Oğlanın adı Noi idi. Çok uzak bir köyden gelmişti. Sınırt köylerinden. O dönemde sınırlarda oturmak tehlikeliydi ve Noinin köyü bu tehlikeyle karşılaşmıştı. Köyleri tamamen yakılmıştı ve tek sağ kalan Noi olmuştu.
Kız oğlana oğlanda kıza vuruldu. Nevarki oğlanın ne bir evi ne de bir işi vardı. Noi işe girdi. Çalıştı kazadı. Kısa zamanda talih onun yüzüne güldü ve evi oldu. Bu sırada Lour ile aşkı devam etti. Parasını biriktiripde kızı istemeye yüzü olunca Lourinin babasına gitti.
Bir aşk hikayesi daha baştan yazıldı. Lourun babasının verdiği sözler ve alması gereken paralar vardı. Kocaman şirketin patronunun kızı başka ve sadece evi olan bir adamla evlenecekti ha ? Nerde görülmüştü böyle şey ..
Kader iki aşığın yollarını ayırdı. İkiside farklı insanlarla evlendi. İkisininde çocukları oldu ve ikiside biribrilerinin eşlerine bitmez tükenmez bir nefret beslediler. Lour Hildeden Noide Teordan nefret etti.
Kader aşkın yolunu bir tuttu yine ve iki ev aldırdı onlara. Duvarlarından biri ortak olan .. ve bu soyda aşk yeniden başladı. Yeniden filiz verdi imkansız olmak için doğan aşk. Metta ve Orinin geçmişinin ve geleceğinin kaderi böylelikle yazılmış oldu.
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 13, 2006, 12:55:45 » |
|
Of umarım beğenir ve cvplarınızı alırsınız bu devmı HIZLI CEVAP kutucuğund ayazdım bu arada
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
|
Phoenixia Beaunifty
Veela ;)
Şeker

Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 126
Puccaa & Garuu --Funny Love^^
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 13, 2006, 18:48:20 » |
|
Bence 2. hikayeye hiç gerek yoktu 1. gayet güzel 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Fantasticc
|
 |
« Yanıtla #12 : Ocak 13, 2006, 19:23:21 » |
|
evet ben de sevdim  kötü baba'nın aslında o kadar da kötü olmadığını, eskiden kalma bi yarası olduğunu tahmin etmiştim zaten  ama yine de orinu'nun parmağını kesecek kadar pisikopat olması gerekmezdi  neyse, o almış cezasını, sevdiğini başkasına vermişler. daha ne olsun 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Arna Belorn
|
 |
« Yanıtla #13 : Ocak 13, 2006, 21:41:53 » |
|
: suratınca kocaman bir sırıtış ile ekrana bakan birini hayal edin. İşte o şu anda bunu yazıyor :
|
|
|
|
|
Logged
|
Hiç bir sanatçının ahlaki eğilimleri yoktur. Sanatçının böyle eğilimler göstermesi affedilmez bir biçem özentisidir.
Oscar Wilde
|
|
|
|
Mustafa.tr
|
 |
« Yanıtla #14 : Ocak 14, 2006, 14:51:13 » |
|
Babasının mutluluk düşmanlığını ayrı bir hikayeyle değil de, hikayenin içinde eriterek verseydin daha iyi olurdu. Sayfayı okurken ikinci uzun metni gördüğümde hikayeyi bu şekilde tekrar yazdığını düşündüm ama okuyunca öyle olmadığını anlayıp üzüldüm. Yine de tebrik ederim. hikayen çok güzel olmuş. Sevgiler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|