Harry Potter Cafe | Forum
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
  Eylül 08, 2008, 22:37:11  
   
 
 
   
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Büyü Dükkanı  (Okunma Sayısı 426 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Cafe Cini
Has Türk Kahvesi
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6044


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« : Nisan 14, 2008, 20:50:33 »

Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi "büyülü vadi" olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkân ile, bu dükkânda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkânın adı "büyü dükkânı" idi.

Büyü dükkânı’nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. Burası, aynı zamanda onun yaşadığı yerdi. Bu nedenle dükkânın dışarıdan görüntüsü, tıpkı bir ev gibiydi. Üç tarafında da yeşil çerçeveli pencerelerin olduğu, tamamı ahşaptan yapılmış olan bu binaya, bir verandadan giriliyordu. İçeri girer girmez, ilginç eşyalarla donanmış oldukça geniş bir oda ile karşılaşıyordunuz. Büyük bir kütüphane, üzerlerinde çok sayıda eşyanın bulunduğu raflar, masa ve konsollar, dükkânın dört bir tarafını kaplıyordu.

Ancak bu kalabalık görüntü içinde çok etkileyici bir düzen göze çarpıyordu. Bütün eşyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve bu estetik hiçbir zaman bozulmuyordu.

Büyü dükkânını çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün aydınlığına ve vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu. Dükkânın içinde, arka taraftaki bölmeye açılan bir kapı vardı. Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak odası bulunuyordu. Dükkâna gelen müşteriler, arka tarafa açılan kapıyı daima kapalı görürlerdi.

Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birşeyler vardır ya da sahip olup kaybettiği şeyler. Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler. İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan insanların bir kısmı için, büyü dükkânına gelme nedeniydi. Bu dükkânda, isteklerinizi sınırlamak zorunda değildiniz. Müşteriler, hayal edebildikleri her şeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde. Her yerde olduğu gibi bu dükkânda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı.

Bu bedelin ne olacağı, dükkân sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak, büyü dükkânında yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı.

Dükkân sahibi yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar, kendine büyük bir fincan kahve yapar ve bir insanın isteyebileceği her şeyin var olduğu dükkânıyla gurur duyarak kahvesini yudumlardı. Kahvenin ardından gelen zevkli bir kahvaltıdan sonra da pencerenin perdelerini sonuna kadar açarak, sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının yardımıyla okumaya başlardı.

Büyü dükkânında satıcı olmak bilgelik isterdi. O güne kadar dükkâna gelen hiçbir müşteriyi geri çevirmemisti dükkân sahibi. Herkes, çok istediği birşeye sahip olmak uğruna onca yolu göze alarak gelir ve mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. Ama genellikle aldığı şey, istediği şeydençok farklı olurdu.

Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır, yolu gören pencereye bir göz atardı. Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu iyice kapattığını gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp, hüzünlendi.

Büyü dükkânı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı. Ancak, yılda birkaç kere de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu. Yaşlı adam, o günün de bunlardan biri olmasından korktu. Nedense işsizlik içini ürpertmişti. Tam o sırada uzakta bir karartı gördü. Kar beyazının kamaştırdığı gözlerini kırpıştırıp tekrar baktığında, bunun yaklaşmakta olan bir insan olduğunu anladı.

İçini bir sevinç kapladı. Gidip sobasına bir odun attı ve tam pencerenin karşısındaki sallanan koltuğa oturup, müşterisini beklemeye koyuldu.

Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı.Beklediği kişinin ayak sesleri, ikinci basamakta kesilirdi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü.

Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. O gün de aynı şeyi yaptı. Sonunda kapı çalındı. Açtığında, karşısında soğuktan kızarmış elleriyle atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü. "İyi sabahlar, girebilir miyim?" diye sordu müşteri.

Dükkân sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra, ısınması için ona bir kahve ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam, karşısında oturan yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri olduğunu düşündü. Herhalde o da müşterisini anlar, onun haklı isteğini geri çevirmek istemezdi. Acaba büyü dükkânından çıkarken istediği gibi bir alışveriş yapmış olacak mıydı?

Bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi. Belki de dükkân sahibinin birşeyler söylemesi gerekirdi. Ancak karşısında sabırlı bir ifade ile müşterisinin gözlerinin içine bakarak oturan satıcının, alışverişi başlatmaya niyetli olmadığını anladı. Bu sabırlı bekleyiş, onda hem cesaret hem de yumuşak bir etki oluşturdu. Anlaşılan, başlangıç sözleri kendisinden bekleniyordu.

Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi;

"Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya. İstediğim şeyi, bir tek sizin dükkânınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım."

"İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?"

"Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe tahammülüm yok. Ben bugüne kadar ki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?"

"Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkânımda her şey mevcut. Ancak tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?"

Dükkân sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar.

Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi;

"Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum. Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım. Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım ve bir çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışanlar da. Ama hiçbiri kâr etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve büyü dükkânından söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin."

"Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?"

"Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil. Ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım."

"Herhalde bunu çok istiyorsunuz."

"Evet, hem de her şeyimi verecek kadar."

"Peki, benim size vereceğim elli beş yılın karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?"

"Ne isterseniz?"

"Sanki bunun için her şeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz."

"Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum her şeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin."

Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendinisallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkânına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlıadam, pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu.

Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı;

"Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana her şeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyecegim."

"Dileyin benden ne dilerseniz."

"Belleğinizi..."

"Anlamadım?"

"Belleğinizi dedim. Elli beş yılın yaşantısını içinde barındıran belleğinizi istiyorum."

"Ah evet anladım. İlginç bir bedel. Kabul ediyorum. Tamam alın belleğimi."

"Emin misiniz?"

"Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım."

"Belleğinizi, içindeki her şeyle birlikte bu dükkânda bırakıp gideceksiniz. Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız, buraya neden geldiğinizi bile."

"Daha iyi ya. Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak istemiyorum ki."

"O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime bir başkası size yardımcı olur."

"Hayır hayır. Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp elli beş yılımı geri alacağım ve dükkânınızı bir daha dönmemek üzere terk edeceğim. Ve yine söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların hiçbirini tekrar etmeyeceğim."

"İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz."

Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

"Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? Sizinle konuştuklarimızı bile, öyle mi?"

".................................."

"Yani hiçbir şeyi mi? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve hatta..."

"Ne yazık ki!"

Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin içinden çıkacak sesli bir coşkunun habercisi gibiydi.

Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı;

"Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına. Çok ilginç bir insansınız. Bana, büyü dukkanından almak istediğimden çok farklı birşeyle çıkacağımı söylemişlerdi de inanmamıştım. Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür ederim."

"Birşey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın."
Logged


Sponsor Bağlantılar
Reklam
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


View Profile
Re: Büyü Dükkanı
« Eklendi: Eylül 08, 2008, 22:37:11 »

Logged
JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1214



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Nisan 14, 2008, 21:10:39 »

Alıntı
"Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına. Çok ilginç bir insansınız. Bana, büyü dukkanından almak istediğimden çok farklı birşeyle çıkacağımı söylemişlerdi de inanmamıştım. Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür ederim."

Çok güzel bir hikayeydi  Aww  Hem akıcıydı hem de konusu çok güzeldi  Aww  Peki bunu kim yazmış Ne? 

Teşekkürler Ayşe abla Aww
Logged
Marissa
Son Yok Edilecek Düşman,Ölümdür.
Cafe Cini
Has Türk Kahvesi
****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6044


''Est Solarus oth Mithas''


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : Nisan 14, 2008, 21:13:32 »

Rica ederim yazarı kimdir bilemem ama felsefi bişi sanırım.
Logged


amelie
Tasarım Stüdyosu Üyesi
Süt
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 86

ve nihayet tatil...


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : Nisan 25, 2008, 21:52:11 »

kitabın adı büyü dükkanı ve yazarı da sanırım Yeşim Türköz'dü çok güzel bi kitaptır  Alkış
demiştim ama kontrol ettim evet kitabın yazarı Yeşim Türköz  Gülümseyen 
« Son Düzenleme: Nisan 27, 2008, 22:36:41 Gönderen: amelie » Logged
Maateh
kronik deli XD
Sıcak Çikolata
*********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1508


'daniel ecem radcliffe' namı diyar ben XD


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : Nisan 25, 2008, 23:09:21 »

"Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum." çok güzelmiş bir çırpıda bitirdim akıcıydı tabi bundan sonra ne olacak düşünceside olduğu için çabuk bitti paylaşım için teşekkürler Aww
Logged

Her zamanki gibi
Yağmur yağacak
Ve her şeyi temizleyecek.
Ardından karanlığını indirecek gece,
Yeryüzüne.
Bu şehirden gideceğim.
Bana ait gördüğüm,
Dost bildiğm her şeyi alarak
Yalnız sen,
Sen kalacaksın bu şehirde....
AnİMaGuS_bLaCK
\\ LoRD BLaCK //
UU Seherbazları
Telve
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 691


Beneficium accipere libertatem est vendere.


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #5 : Nisan 27, 2008, 13:03:17 »

gusel hıkayeymıs ...acaba kım yazmıs meraq ettım sımdı
Logged

ÖLÜM ŞİİRİ

Kanımı alın,
Kefenimi,
Ve
Ne varsa benden kalanı.
Mezar başı yalnızlığında cesedimin,
Fotoğrafını çekin.

Dünya görsün,
Görsün yargıçlarınız,
Vicdanlı insanlarınız,
Görsün,
Ben ilkeliyim,
Hak yemem diyenler.

Dünyanın, tarihin önünde,
Çocuklarımın karşısında,
Taşısınlar
Bu masum canın yükünü.
Sözde barışı kollayanların elinde,
Bu günahsız canın,
Çaresiz acılara mahkumiyetini görsünler.


Cuma ed-Dussari

Guantanamo'dan Şiirler : Mahkumlar Konuşuyor
alonso_624
Kakao
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 249



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : Nisan 29, 2008, 18:43:34 »

Alıntı
Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına.

vayy gerçekten de güzel pazarlıktı..
Logged

JuliaSirius
UU Seherbazları
Sert Espresso
*******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1214



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : Nisan 29, 2008, 18:47:35 »

gusel hıkayeymıs ...acaba kım yazmıs meraq ettım sımdı
kitabın adı büyü dükkanı ve yazarı da sanırım Yeşim Türköz'dü çok güzel bi kitaptır  Alkış
demiştim ama kontrol ettim evet kitabın yazarı Yeşim Türköz  Gülümseyen 
Yeterlidir umarım Dil Çıkaran
Logged
ginevra
Demleme Çay
******
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 859


~ölünce hayat bitiyor mu?


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #8 : Mayıs 02, 2008, 14:54:16 »

Daha önce okumustum ama yorum yazmak bugüne kismetmis
Öncelikle paylastigin icin cok sagol  Sarılan
Gercekten her ne olursa olsun insan gecmisiyle yüzlesebilmeli, olanlari unutup tecrübesiz bir yasama baslamak sifira sifir elde var sifir gibi birsey mantiksiz iste kurdugum cümle gibi  XD

Alıntı
Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birşeyler vardır ya da sahip olup kaybettiği şeyler. Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler

Buna bittim süper bir söz ve not aldim  Aww
Logged



Daima Safkan

kimsenin hakkımızda bisey bilmesine qereq yhoq...
herqes haddini bilsin yeter..!
DeLyMeRvE
İsmail YK Karşıtı
Köpüklü Kapuçino
********
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1320


BPM!!!


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : Mayıs 04, 2008, 11:17:21 »

Çok güzel bi hikaye... İnsanı düşündüren bişey hakkaten. Saol paylaşımın için ablacım Sarılan
Logged

MRPOYRAZ
Telve
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 649


senli sensizliğin sessiz selinde sana susuyorum


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : Temmuz 14, 2008, 16:16:18 »

vayy bende bir çırpıda okudum acaba sonunda yaşlı adam ne isteyecek diye enteresan ama bir o kadar da bilgece güzel paylaşım Göz Kırpan  teşekkürler Ayşe abla Alkış
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: