Harry Potter Cafe
Anasayfa
Forum
Haber Arsivi
Üye Ol
Haber Gönder
Resim Galerisi
Resim Galerisi
Resim Galerisi Tıkla
Zümrüdüanka Yoldaşlığı
Beşinci Film
Zümrüdüanka Yoldaşlığı Tıkla
Yedinci Kitap
Yedinci Kitap
Yedinci Kitap Tıkla
Unbroken Universe
Unbroken Universe
Unbroken Universe Tıkla

Unbroken Universe ~ Otuz Birinci Bölüm | Kaynaklar ve Cevaplar
 
Kitaplar
 
• Bilgiler
• Hatalar
• Bölüm Resimleri
• Orjnal Isimler
• Kapaklar
• JK Rowling
• Mary Grand Pré
• Çevirmenler
Filmler
 
• Bilgiler
• Oyuncular
• Yapım Ekibi
• Röportajlar
• Posterler
• VCD / DVD
Oyunlar
 
• Oyun Bahçesi
• Felsefe Taşı
• Sırlar Odası
• Azkaban Tutsağı
• Ateş Kadehi
• Quidditch
Ayrıntılar
 
• Hortkuluk
• Büyülü Mekanlar
• Büyülü Eşyalar
• Canavarlar
• Karakterler
• İsim Anlamları
• Gerçek Büyü
• H. Potter ve Aile
Koleksiyon
 
• NG Kids 11/05
• Filmartı 11/05
• Sinema 11/05
• Sinema 06/04
• Sinema 11/02
• Sinema 02/02
• Milliyet 08/05
Senin Sayfan
 
• Teoriler
• Şiirler
• Şarkı Sözleri
• Hikayeler
• Çizimler
Materyal
 
• Avatarlar
• İmza
• Duvar Kağıdı
• Ekran Koruyucu
 
Forumda Kim Var?
120 Ziyaretçi, 3 Üye (1 Gizli)

Dame,
Glacius

 
Google

 

Sinema Dergisi ~ Haziran 2004

Harry Ergenlik Bunalımında

Üçüncü bölümün gösterime girmek üzere olduğu şu günlerde Harry Potter hayranları Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nun sihir ve gizem dolu eğlenceli atmosferinde küçük büyücülerle birlikte yeni bir maceraya atılmak için sabırsızlanıyor olmalı. Yeni maceranın yeni bir yönetmenin kamerasından perdeye yansıyacak olması, özellikle Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron hayranları için bu bekleyişi biraz daha heyecan verici kılıyor. "HARRY POTTER: AZKABAN TUTSAĞI"nda ("Harry Potter: The Prisoner of Azkaban") artık herkesin bildiği gibi biraz daha karanlık, ürkütücü bir macera bekliyor bizi. Harry ve arkadaşları büyüyor ve ergenliğe adım atan her çocuk için olduğu gibi onlar için de hayat biraz daha karmaşıklaşıyor. Derleyen SENEM ERDİNE

    Küçük büyücünün hayranları bu kez biraz daha beklemek zorunda kaldılar ama buna değecek gibi görünüyor. Önceki bölümlerinde çocuk ve ergen ruhundan ne kadar iyi anladığını gösteren yetenekli yönetmen, Steven Spielberg tarafından "dahice" nitelenen sıkı bir hikaye, yeni karakteri canlandıran usta oyuncuların katılımıyla zenginleşen bir kadroyla sinemaseverlerin iştahını kabartan üçüncü bölüm, ikincisinden yaklaşık bir buçuk yıl sonra bu ay, dünyayla aynı anda gösterime giriyor. Harry'nin maceralarının J.K.Rowling'in romanlarının doğal seyrine uygun olarak giderek karanlık bir havaya bürüneceğini biliyorduk. Gerçekten Hogwarts'taki sihirli dünya ile tanışıp Harry'le birlikte bu dünyayı keşfettiğimiz ilk filmden bir yıl sonra gösterime ikinci filmde kötücül güçler hikayede daha fazla rol oynamaya başlamıştı. Harry ve arkadaşlarının çocukluktan ergenliğe adım attıkları üçüncü bölümündeyse Hogwarts'da hayat biraz daha zorlaşıyor ve macera ilk kez okulun nispeten korunaklı dünyasının dışına taşmaya başlıyor.

Çoğu çocuğun dört gözle beklediği yaz tatili, Harry için ne büyük ızdırap bilirsiniz. Yeni macera Harry'nin geçen sefer olduğu gibi yine kendisinden hoşlanmayan, dar görüşlü ve anlayışsız akrabaları Dursley'lerle geçirmek zorunda kaldığı ikinci yaz tatilinde başlar. Üçüncü sınıfa geçen ve okula dönmek için gün sayan küçük büyücü, Dursley'lere ziyarete gelen Marge Teyze'sine o kadar sinirlenir ki büyücü olmayanların dünyasında kullanılması kesinlikle yasak olan yetenekleriyle kadına ağzının payını vermeden duramaz. Sihir Bakanlığı'nın vereceği cezadan çok teyzesinin ve eniştesinin gazabına uğramaktan korkan Harry, pılısını pırtısını toplayıp geceye karışır. Sıradan insanların dünyasında yolunu kaybeden büyücülere hizmet veren Hızır Otobüs onu bulup Çatlak Kazan'a getirir neyse ki. Burada Sihir Bakanı Cornelius Fudge tarafından karşılanır ama korktuğu gibi cezalandırılmak bir yana Hogwarts'a dönmeden önce bir süre orada kalması istenir. Hogwarts'da tuhaf bir şeylerin döndüğü bellidir. Nitekim kısa bir süre sonra mesele anlaşılır. On üç kişinin ölümünden sorumlu azılı bir katil olan Sirius Black, Azkaban hapishanesinden kaçmıştır. Söylentiye göre Sirius Black, Harry'nin annesiyle babasının yerini Lord Voldemort'a söyleyerek ölümlerine neden olan son derece tehlikeli ve esrarengiz bir büyücüdür ve şimdi yarım kalan işini bitirmek, yani Harry'yi öldürmek için onun peşindedir. Bu arada öğrencileri Sirius'tan korumaya gelen Azkaban gardiyanları da Hogwarts'a yerleşmiştir. İnsanın kanını donduran Ruh Emiciler denilen bu yaratıkların Harry üzerinde korkunç etkisi vardır nedense. Karanlık Güçlere Karşı Savunma Dersi'nin yeni hocası Prof. Lupin'in (David Thewlis) yardımıyla Azkaban gardiyanlarına karşı koymaya uğraşırken bir yandan da Hermione'nin neden bir görünüp bir bir kaybolduğuna anlamaya çalışan küçük büyücü, bir kez daha cesaretini toplamak ve arkadaşları Ron,Hermione'yle, bekçilikten Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin hocalığına terfi eden Hagrid'in yardımıyla Hogwarts'ta dönen dolapların sırrını çözmek zorundadır.

Üçüncü filmin yönetmenliğini üstlenmeden önce dünyayı sarsan "Harry Potter efsanesi" hakkında pek bir şey bilmediğini itiraf eden yönetmen Alfonso Cuaron, Stove Kloves'un senaryosunda J.K. Rowling'in romanlarını okuduktan sonra bu dünyada kendisini ilgilendiren bir şeyler bulmuş görünüyor. "İlk bakışta sihirle ve sihirli yaratıklara ilgili bir hikaye gibi görünüyor ama benim asıl ilgimi çeken bu sihirli dünyada geçen macera içinde işlenen günümüz dünyasıyla ilişkisini kurabileceğim konulardı" diyor Cuaron. Büyümeyle, kimlikle, arkadaş ilişkileriyle, bir anne yada babanın rehberliğinden yoksun olmak ve kendini keşfetmeye çalışmakla ilgili konular. Ayrıca hepimizi etkileyen toplumsal sınıflar, adaletsizlik ve ırkçılıkla ilgili bir şeyler de var.''

İki yıl önce İstanbul Bağımsız Film Festivali'nde gösterilen ve izleyen herkesin, yüzünde manidar bir tebessümle ayrıldığı "Y Tumama Tambien/Ananı da" filmiyle eleştirmenlerin dikkatini çeken ve En İyi Senaryo dalında Oscar'a aday gösterilen Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron, bu filmde o yaştaki her genç gibi kafayı sekse takmış iki çocuğun otuzlu yaşlarda çekici bir kadınla çıktıkları yolculuğun hikayesini anlatıyordu. Samimiyeti ve mizah duygusuyla seyirciyi etkisine alan bu küçük, ama eğlenceli aynı zamanda dokunaklı filmde Cuaron ergen ruhunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu. Harry Potter serisinin yapımcısı David Heyman, o filmde büyüme çağındaki bir çocuğun ruhunu ne kadar iyi anladığını kanıtlayan yönetmenin, benzer bir temayı ele alan bu bölüm için çok doğru bir yönetmen olduğunu düşünüyor. "'Ananı da' ergenlikten yetişkinliğe geçmekte olan gençlerin hikayesiydi, 'Azkaban Tutsağı' ise çocukluktan ergenliğe geçişin hikayesi. Çok benzer temalar" diyor. "Genç ruhunu bütün incelikleriyle çok iyi tanıyan bir yönetmen Alfonso, içinde hala o yaşta bir çocuk var çünkü. Nasıl bir sihir dünyasına sahip olduğunu görmek için 'A Little Princess'i seyretmeniz yeterli. Müthiş bir mizah duygusuna sahip, yüreği sevgi dolu bir adam. Harika bir sinemacı.''

"Harry Potter"yorumu da başarılı bulunursa bundan sonra Alfonso Cuaron'un adını daha sık duyacağımız kesin. 1961'de Mecsico City'de doğan yönetmen Meksika Üniversite'sinde felsefe ve sinema okumuş. Mezun olduktan sonra, önce teknisyen ardından yönetmen olarak televizyonda çalışmış. Çapkınlığıyla çok kadının canını yakmış bir iş adamının AIDS olduğunu öğrenmesiyle gelişen olayları anlatan bir kara komedi olan ilk filmi "Solo Con Tu Pareja"yı 1991'de çekmiş. Meksika'da çok iyi iş yapan, yutdışında da olumlu tepkiler alan bu filmle yönetmen Sydney Pollack'ın dikkatini çekince Steven Soterberg, Peter Bogdanovich ve Tom Hanks gibi isimlerin yönetmenlik yaptığı "Fallen Angels" adlı dizi filmin bir bölümünü yönetme şansı bulmuş. Ardından Amerika'da çektiği ilk film'i "A Little Princess" gelmiş. Muhtemelen çoğumuz Cuaron'la ilk kez, Frances Hodgson Burnett'in klasik romanından uyarladığı bu filmden sonra çektiği bir başka edebiyat uyarlaması olan "Great Expectations" ile tanıştık. Başrollerini Ethan Hawke'la Gwyneth Paltrow'un paylaştıkları bu çağdaş Charles Dickens yorumu eleştirmenlerden çok iyi tepkiler almış ve böylece Cuaron, sonraki işleri merakla beklenen yetenekli ve yaratıcı genç yönetmenlerden biri olarak hafızalara yerleşmişti. Bir sonraki filmde Meksika'ya dönen yönetmen cesareti ve samimiyetiyle övgü alan filmi "Ananı da"dan sonra büyük bir Hollywood prodüksiyonunun yönetmeni olarak karşımıza çıktı. Bu gelişme, Alfonso Cuaron hayranları kadar Harry Potter tutkunlarınıda sevindirmişti doğrusu. Romanlardaki sihir duygusunu perdeye yansıtamamakla eleştirilen ve kimilerine göre bunu yapabilecek hayal gücünden yoksun bulunan Chris Columbus'un, yerini Cuaron'a bırakmış olması Harry Potter serisi adına umut verici bir gelişmiydi. İlk iki filmi yönettikten sonra kendisine ve ailesine daha fazla zaman ayırmak istediğini öne sürerek üçüncü filmin yapım ekibine katılan Chris Columbus da genç yönetmenin seriye çok şey katacağından emin görünüyor. "Harry Potter'in sinemadaki macerasını devam ettirecek bir yönetmen bulmak kolay değildi" diyor filmin basın bülteninde. "Hem, herşeyiyle önceden tasarlanmış bir dünyayı devralmaktan rahatsızlık duymayacak biri olmalıydı hemde dünyaya kendi yorumunu getirip yeni bir perspektiften bakabilecek biri. Çocuklarla diyaloğu da önemliydi ki, Alfonso bu konuda müthiş. Ayrıca görsel açıdan günümüzün en heycan verici yönetmenlerinden biri. Hikaye anlatmak konusunda da inanılmaz yetenekli gerçekten." Cuaron önceden tasarlanmış bir dünyayı devralmış olmaktan rahtsızlık duymak bir yana, bu hikayeye ve oyuncuların performanslarına odaklanmasına fırsat veren bir avantaj olarak görüyor.''Çocukların ilk iki filmde deneyim kazanmış olmaları da büyük şans benim için" diyor. "Karakterleriyle hikayeyle ilgili her ayrıntıyla hakim oldukları gibi teknik konularda da çok deneyimliler. Üstelik, bu bölümün gerektirdiği duygusal derinliği yansıtabilecek olgunluğa erişmiş durumdalar."

Üçüncü filmde daha karanlık bir atmosferle karşılaşabileceğimizi söylemiştik. Bunun bir sebebebi de kahramanlıkların çocukluktan çıkıyor olmaları şüphesiz. Küçük büyücülerin bir çok tehlikeyle yüzleşmek zorunda kaldığı yeni macerada Cuaron, elle tutulabilir gözle görülebilir canavarların yarattığı dehşetten çok ergenliğe adım atan her çocuk gibi iç dünyalarında bir alt oluş yaşayan kahramanlarımızın yüreklerini saran korkulara odaklanmak istemiş. "Kendi geçmişiyle ilgili gerçekler Harry'yi sihirli yaratıklara karşı verdiği savaştan çok daha fazla zorluyor" diyor yönetmen. "Kendisiyle ve etrafındaki insanlarla ilgili öyle şeyler keşfediyor ki bunlar onu hızla büyümeye zorluyor." Büyüme çağındaki her çocuk gibi öfkesini kontrol etmekte zorlanan Harry, geçmişiyle ilgili şaşıtrıcı gerçeklerle yüzleşirken arkadaşı Hermione de kendini kimlik arayışı içinde kendi değişimini yaşıyor. Üçüncü kez Hermione rolünde izleyeceğimiz Emma watson,''İlk iki filmdeki Hermione, içlerindeki en sağ duyulu karakterdi, her zaman mantık sınırları içinde davranırdı" diyor. "Bu bölümdeyse, ne Draco Malfoy ne de ona dil uzatmaya kalkan bir başkası elinden kurtulamıyor. Hatta bir keresinde Malfoy'a bir yumruk atıp, hışımla sınıfı terk edecek kadar ileri gidiyor. Yani artık daha güçlü, daha öfkeli ve dolayısıyla benim için oynaması çok daha eğlenceli bir karakter."

Yönetmen Cuaron, çekimlerden önce başroldeki üç cocuk oyuncudan kendi karakterlerinin ilk filmden bugüne kadarki gelişimiyle ilgili birer yazı yazmalarını istemiş. Bu çalışmanın çekimler boyunca çok işlerine yaradığını söylüyor. "Her biri, kendi ruhunu çıplaklığıyla kağıda dökmüş, zaaflarını keşfetmekten ve açıklamaktan korkmamıştı" diyor. "Bu yazılar çekimler boyunca sık sık baş vurduğumuz bulunmaz bir kaynak oldu hepimiz için. Çocuklar duygusal derinliklerini keşfetmeye çok hazırdılar. Üstelik kendilerini çok ciddiye almaya başladıkları bir yaştaydılar. Bütün bunlar benim için büyük şanstı. Eğer üçüncü Harry Potter film'inin diğerlerinden bir farkı olacaksa bu muhtemelen duygusal olarak sağlam temellere oturtulmuş olmasından kaynaklanacak ve oyuncuların performanslarında kendini gösterecektir." Cuaron, filmin genel görüntüsünde, bütün setlerde ve oyuncuların kostümlerinde, hikayenin gerektirdiği şekilde daha olgun bir tarz yaratmaya çalıştığını söylüyor. "Hogwarts'ı daha çağdaş ve biraz daha doğal bir yer haline getirmek istedim" diyor. "İngiliz okullarında çocukların nasıl giyindiklerine baktım. Hiçbirinin giyinişi bir diğerine benzemiyordu. Üniformalarını giyiş tarzları hepsinin kişiliğini yansıtıyordu. Setteki çocuklardan etrafta aileleri olmasaydı üniformalarını nasıl giyerlerse öyle giyinmelerini istedim." Harry, Ron ve Hermione, yeni kılık kıyafetleriyle gerçek dünyadaki yaşıtlarına daha çok benziyorlar artık. Böylece Hogwarts'ın da içinde yaşadığımız dünyaya eskisinden daha fazla yaklaştığını düşünüyor olabilirsiniz ama yeni filmde karşınıza çıkacak tuhaf yaratıkları görünce Hogwarts'ın mucizelerle dolu dünyasında büyünün devam ettiğini anlayacaksınız. Aralarında Hippogriff diye bilinen yarı kartal yarı at bir yaratık, bir kurt adam ve insanın kanını donduracak kadar korkunç yaratıklar olan Azkaban gardiyanları yani Ruh Emiciler var. Özellikle Ruh Emiciler'in tasarımında özel efekt departmanıyla birlikte uzun süre çalıştıklarını söyleyen Alfonso Cuaron "Gerçekten çok ürkütücü yaratıklar ortaya çıkardığımızı düşünüyorum" diyor. "O kadar cansız duruyorlar ki kapıyı açmak için uzandıkları parmakları düşürüverecekmiş gibi geliyor ama ruhunuzu emmek için nefes almaları yetiyor."

"Midnight Express" ve "The Life of David Gale" filmlerinin görüntü yönetmeni Michael Seresin'le çalışan Cuaron, geniş açılı planlara ağırlık vererek Hogwarts'ın hikayedeki önemini vurgulamak istediklerini söylüyor. "Kameramız devamlı hareket ediyordu, fazla yakın plan kullanmadık. Beden dilini yakalamanın önemli olduğunu düşündüğüm için çocukları belli bir mesafeden izlemeyi tercih ettik" diyor. Önceki filmlerden daha loş ve gölgeli bir atmosfer yaratmaya çalışan Seresin, geniş açılı planlar sayesinde arka plandaki mekanların hikayede aktörler kadar önem kazandığını söylüyor. Filmin prodüksiyon tasarımcısı Stuart Craig ise, "Önceden kurulmuş setler üzerinde çalışılmasına rağmen Michael Seresin'in geniş açılı planları filme yepyeni bir görünüm kazandırdı" diyor. "Bu filmle, Harry Potter'ın dünyasına yepyeni bir gözle bakmış oluyoruz." Yeni yönetmenin elinden çıkan üçüncü Harry Potter macerasının bize öncekilerden ne kadar farklı bir sinema deneyimi yaşatacağını bu ay filmi izleyip göreceğiz. Yeni filmden ne beklememiz gerektiğini soran bir gazeteciyi cevaplayan yönetmen, yaratıcı bakımdan kendini çok özgür hissettiği bir çalışma yapmış olmasına rağmen bir Alfonso Cuaron filmi değil bir Harry Potter filmi çekmek üzere yola çıkıldığını vurguluyor. Peki öyleyse nasıl bir değişim beklemeliyiz? İşte Cuaron'un cevabı: "Erdemleri ve zaaflarıyla iki farklı zihin var ortada" diyor. "Chris ve yaratıcı ekibi bana çok iyi tasarlanmış bir dünya bıraktılar. Oyuncu kadrosunun büyük bölümüyle onun zamanında kurulmuş olduğunu da unutmayalım. Sonuçta bu dünyada kendimi çok rahat hissettim ama umarım ben de bir şeyler katabilmişimdir ve umarım yaptığım şey, ilk iki filmin bir tekrarı olmamıştır. Bu filmin öncekilerden daha karanlık bir film olmasına gelince, bu yalnızca benden değil, filmin uyarlandığı kitaptan kaynaklanıyor, çünkü Harry artık 13 yaşında ve hem çevresindeki dünyayı hem kendi gerçekliğini çocukken olduğundan daha farklı algılıyor.''

 

Bu sayıda yayınlanan Daniel Radcliffe söyleşisini okumak için tıklayın.

Yine bu sayıda yayınlanan Alfonso Cuaron söyleşisini okumak için tıklayın.

Ve y ine bu sayıda yayınlanan Gary Oldman söyleşisini okumak için tıklayın.

 

Sinema Dergisi / Haziran 2004

 

Hazırlayanlar: DarkMark ve usher_cihan ve robert pattinson ve Fantasticc
2005 - 2008 © Harry Potter Cafe

Harry Potter Cafe © 2005-2007 All rights reserved.